Haydi Öğrenelim!
Altıpatlar:
(i.) (Sözcüğün tabanca anlamından alay yollu) Eskimiş ayakkabı tabanı, delik ayakkabı.
MecmuaN.com Nedir?
MecmuaN geniş çaplı bir Sözlük Sitesidir. Anlamını bilmediğiniz kelimeler, atasözleri, deyimler, osmanlıca kelimeler ve kronolojik tarihi olayları araştırabilir ve önemli günler gibi bir çok bilgiye ulaşabilirsiniz.
Kelime Arama
Sende Yolla Hata Bildir!GENİŞ KAPSAMLI ANLAMLAR VE KAVRAMLAR SÖZLÜĞÜ - TÜRKÇE SÖZLÜK
Sagu:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
sağ:
sıfat 1. insan vücudunda yüreğin bulunduğu yanın karşısında olan. "Sağ kolu uyuşmuş" 2. ad bu yandaki yön. "Sağa doğru gidiniz" 3. ad · sıfat ekonomide, siyasada, düşüncede eskiden yana olan, gerici, tutucu (kimse, görüş). "Parti daha da sağa kaydı" 4. SPOR TERİMİ ayaktopu ve eltopunda sağ yan. 5. bir mecliste ya da partide sağ görüşlü olanların oluşturduğu topluluk. "Partinin sağ kanadı çıkacak yasaya karşıydı" 6. her iki yanda olan. "Caddede sağlı sollu bakırcılar vardı" 7. her iki yanlı olarak. "Yüzüne sağlı sollu atılan tokat onu kendine getirmişti"(Konusu: , Kökeni: )
Sağ Arka:
(Alm. hinten rechts - Fr. lointain jardin - İng. up right) Sahnenin sağ yanının arka kesimi.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Sağ Gard:
(Boks Ter.) Sağ kol ileride tutularak yapılan duruş şekli. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Sağ Orta:
(Alm. rechtsmitte - Fr. centre jardin - İng. right center) Sahnenin seyirciye göre sağ ortası.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Sağ Salim:
(be.) Güvenlik içinde ve sağlıklı olarak, hiçbir zarara uğramadan. NOT: Eş Anlamlı Kelimelerden Oluşur.(Konusu: İkileme, Kökeni: )
Sağ Tıklama:
Farenin sağ tuşuna basmak anlamına gelir. Bu işlem, kullanılan programa göre farklı fonksiyonlar üstlenebilir. Ancak genellikle, kullanıcılara ek seçenekler sunan küçük bir menüyü açmaya yarar. Örneğin masaüstünün boş bir noktasında iken sağ fare tuşuna basarsanız, küçük bir menünün açıldığını göreceksiniz. Bu menüdeki seçenekleri kullanarak yeni bir dosya oluşturabilir ya da sistemin görüntü ayarlarına ulaşabilirsiniz.(Konusu: Bilgisayar T., Kökeni: )
sağa dönülmez:
(TT-26a) Trafik Tanzim İşareti: bu işaret levhası sağa dönüşlerin yasak olduğunu bildirir. sağa dönüş asli kusur sayılır.(Konusu: trafik işareti, Kökeni: )
sağa geç:
(YI-23) Trafik Yatay İşareti: bu şerit sağa geçmek içindir.(Konusu: trafik işareti, Kökeni: )
sağa mecburi yön:
(TT-35a) Trafik Tanzim İşareti: bu işaret levhaları sürücülerin levha üzerinde belirtilen istikameti takip etmek zorunda olduklarını bildirir.(Konusu: trafik işareti, Kökeni: )
sağa tehlikeli devamlı virajlar:
(T-2a) Trafik Tehlike Uyarı İşareti: ilki sağa olmak üzere devamlı virajlı yola girilecektir.(Konusu: trafik işareti, Kökeni: )
sağa tehlikeli viraj:
(T-1a) Trafik Tehlike Uyarı İşareti: "ileride sağa doğru "viraj var" hız azaltılır.(Konusu: trafik işareti, Kökeni: )
sağa ve sola mecburi yön:
(TT-35f) Trafik Tanzim İşareti: bu işaret levhaları sürücülerin levha üzerinde belirtilen istikameti takip etmek zorunda olduklarını bildirir.(Konusu: trafik işareti, Kökeni: )
sağaltım:
ad 1. sağaltmak eylemi. 2. RUHBİLİM TERİMİ hastalığı yenecek etkenleri ve bu etkenlerin kullanılma yöntemlerini bularak hastanın sıkıntılarını giderme.(Konusu: , Kökeni: )
Sağan:
(t.i. erk.) Hızlı uçan, uzun dar kanatlı küçük kuş. (Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Sağanalp:
(t.i. erk.) (bkz:: Sağan)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Sağbilge:
(t.i. erk.) Hekim, doktor.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Sağcan:
(t.i. erk.) Sağlıklı kimse.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
sağdan anayola giriş:
(T-23a) Trafik Tehlike Uyarı İşareti: bu işaretler, tek yönlü ve bölünmüş yola katılan yan yollar veya köprülü kavşakların bağlantı yollarına yaklaşıldığını bildirmek için kullanılır.(Konusu: trafik işareti, Kökeni: )
sağdan daralan yol:
(T-4b) Trafik Tehlike Uyarı İşareti: ileride kaplamanın daimi ve arıza nedeniyle sağdan daralmış olduğunu bildirir. hız azaltılır, diğer işaretlerle bildirilen hususlara uyulur.(Konusu: trafik işareti, Kökeni: )
sağdan gidiniz:
(TT-36a) Trafik Tanzim İşareti: bu işaret levhası, taşıt yolu üzerinde bulunan fiziki ayırıcı ve adaları bildirmek ve sürücülerin bu kesime çarpmalarını önlemek amacıyla ayırıcı ve adaların başlarında kullanılır. Bu işaret levhasının kullanılması, aksine bir işaret yoksa trafiğin sağa veya sola dönüşünü engellemez.(Konusu: trafik işareti, Kökeni: )
Sağduyu Partisi:
Kısa Adı: SAĞDUYU Genel Merkezi: Sıhhıye, Ankara Kuruluş Tarihi: 04.09.2002 Genel Başkanı: Mehmet Yücel Ağargün, Kurucusu; Muharrem Nureddin Coşan Sona Eriş Tarihi: FAAL Sona Eriş Nedeni: FAAL Siyasi Pozisyonu: Aşırı Sağ İdeoloji: * NOT: Çok Partili Dönemde Kurulan Siyasi Parti - III (1980 Sonrası)(Konusu: Siyasi Parti, Kökeni: )
Sağhaf:
(Futbol Ter.) Sağ oyun kurucu. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Sağılmak:
(f.) (Birisinin) Parası, malı belli edilmeden ağır ağır çalınmak, başkaları tarafından edinilmek, soyulmak. (bkz:: Sağmak)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Sağınç:
(t.i. erk.) Emel, istek, amaç, düşünce. (Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Sağır Ses:
(Alm. dumpfe Stimme - Fr. voix sourde) Tını yönünden bir sesin öterli olmaması. (bkz:: Öterli Ses)(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Sağıt:
(t.i. erk.) Silah.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Sağlam:
(t.i. erk.) 1- Hasta veya sakat olmayan. Kolayca hasara uğramayan, bozulmayan, dayanıklı. 2- Doğru, gerçek, sahih. 3- Güvenilir, emin. 4- Mutlaka, muhakkak, herhalde. (Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Sağlam:
(sf.) Paralı. (kimse) Örn:: Dedim ki kendi kendime. Kudret abi adamakıllı sağlam. (Orhan Kemal, Kudret Dağdeviren)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Sağlama:
(zf. sağlam'ın -e hali) Rahat bir biçimde, kolayca, mutlaka. Örn:: parkın ortasına bırakıp kaçmasaydım, sağlama herif beni öldürmüştü. (Yaşar Kemal, Kuşlar da Gitti) (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Sağlama Gitmek:
(d.) Kesin sonuç alabilecek biçimde davranmak. Öldürecek bir biçimde vurmak, kıyasıya vurmak.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
sağlamak:
1 1. önleyici şeyleri yok ederek, kaldırarak ya da gereken uygun durumu, koşulları hazırlayarak bir işin olmasını gerçekleştirmek. "Huzuru sağlamak devletin görevidir" 2. elde etmek, almak. "Parasına yüksek kazanç sağlamak için bankaya koydu" 3. MATEMATİK TERİMİ sağlama2 işlemini yapmak.(Konusu: , Kökeni: )
sağlamak:
nesnesiz (nesne almayan) eylem (taşıtlar için) yolda giderken bir taşıtın ya da yolun sağ yanına geçmek. \"Sürücü sağlayarak çarpışmayı önledi\"(Konusu: , Kökeni: )
Sağlamer:
(t.i. erk.) (bkz:: Sağlam)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Sağlık Sıhhat:
NOT: Eş Anlamlı Kelimelerden Oluşur.(Konusu: İkileme, Kökeni: )
sağlıksız:
sıfat 1. sağlık yönünden iyi durumda olmayan, sık sık hastalanan, sağlığı bozuk. 2. MEC. doğru, gerçek, sağlam, güvenilir olmayan.(Konusu: , Kökeni: )
Sağmak:
(f.) 1- (Genelde) Birisinin parasını ya da malını hissettirmeden belirli bir süre içinde ele geçirmek. Birisinden yavaş yavaş karşılıksız çıkar sağlamak. 2- (Kumarda) Toy bir oyuncuyu bütün parasını yavaş yavaş alarak yenmek. 3- Belirli bir süre içinde hissettirmeden rakibin bütün parasını kazanmak.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Sağmal:
(sf.) 1- Parasının ya da malının çalınmasını karşılıksız elde edilmesini hissetmeyen ya da buna aldırmayan. (kimse) 2- Toy, acemi ya da saf olduğu için kumarda sürekli yenilen. (kimse)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Sağmal İnek:
(d.) Eşanl. Sağmal. Örn:: bir kat çamaşırı sandığından çıkardı mı sağmal inek deli olup gitti. (Sermet Muhtar Alus, Eski Beyoğlu Adet ve Alemleri)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Sağman:
(t.i. erk.) Sağlıklı kimse. Eksiksiz, kusursuz, güvenilir kimse.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Sağun:
(t.i. erk.) Saygın, kutsal. (Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Saha:
(gnl.ter.) Üzerinde sportif faaliyetler yapılan yer.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Saha:
(Voleybol Ter.) 18 metre uzunluğunda 9 metre genişliğinde tam ortası bir çizgi ve file ile ayrılan, fileyi geren direklerin oyun alanı dışı sayıldığı, hücum bölgesi (3 x 9 m.) ve arka bölge (3 x 6 m.) diye ayrılan voleybol alanı. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Saha Görüşü:
(Basketbol ter.) Oyuncunun oyun sırasında bütün sahayı görmesi, savunmacıların ve takım arkadaşlarının nerede olduğunu bilmesi.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Sahabe:
(a.i. erk.) 1- Sahipler, sahip çıkanlar, tutanlar. 2- Asr-ı saadet döneminde yaşamış ve Hz. Muhammed'i görmüş mü'min kimse.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
sahabe:
1- Arkadaş, dost, veli. 2- Hz. Peygamber zamanında yaşamış, Müslüman olarak Peygamberi çok kısa bir süre olsa da görmüş, onun sohbetinde bulunmuş ve yine Müslüman olarak ölmüş kimse. Örn::“Sahabelerim gökteki yıldızlar gibidir. Hangisine uyarsanız doğru yolu bulursunuz.” (Hadis) 3- Hz. Peygamber’e yetişmiş, ona iman etmiş ve örfen “arkadaş” diye anılabilecek ölçüde uzun süre onunla birlikte bulunup sohbetine devam etmiş; Hz. Muhammed’in ilminden, ahlakından yeterince yararlanmış kimse. Arapçada, sahabi kelimesinin çoğulu sahabedir. Sahabe ile eş anlamlı olarak kullanılan ‘ashap’ kelimesi ise ‘arkadaş’ anlamına gelen sahip kelimesinin çoğuludur. Sahabeler, İslam dininin yayılmasında Hz. Peygamber’le birlikte mücadele etmiş, müşriklerin saldırılarına ve çeşitli işkencelere sabırla göğüs germiş kimselerdir. Bu sebepledir ki Allahuteala, Kur’an-ı Kerim’de onları övmüş ve onlardan razı olduğunu bildirmiştir. Sahabelerin hepsi fazilet yönünden aynı derecede değildir. Çünkü Hz. Peygamber’i bir defa da olsa Müslüman olarak gören kimselerle Hz. Peygamber’in yanında sürekli kalıp onunla birlikte bütün savaşlara katılan, onun ilminden, ahlakından yararlanan kimselerin aynı derecede oldukları düşünülemez. Örn:: “Sahabelerime küfretmeyin. Sizden biriniz Allah yolunda Uhut Dağı kadar altın bağışlasa, onların yaptığı en küçük bir bağışın bile sevabına ulaşamaz.” (Hadis)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
sahabe kavli:
İslam hukukçularının, uygulamaya ait herhangi bir konuda hüküm verirken Kur’an-ı Kerim ve sünnette bir delil bulamadıklarında meselelerin çözümünde göz önünde bulundurdukları müçtehit sahabelerin ortak görüşleri veya herhangi bir müçtehit sahabenin görüşü.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Sahabet:
(a.i. ka.) Sahip çıkma. Koruma, arka olma, yardım etme.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
Sahavet:
(a.i. erk.) El açıklığı, cömertlik.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Sahba:
(a.i. ka.) 1- Al, kızıl. 2- Şarap, kırmızı şarap.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
Sahibe:
(a.i. ka.) 1- Sahip. Koruyan, gözeten. 2- Bir iş yapmış olan. 3- Herhangi bir niteliği olan.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
sahibitertip:
Ergenlik çağına girdikten sonra farz olan beş vakit namazı ara vermeden vaktinde kılan ve üzerinde peş peşe altı vakit namaz borcu olmayan kimse. Kişinin, kazaya kalan namazı altı vakit olursa sahibitertip olmaktan çıkar. Sahibitertip olan kimse kazaya kalmış namazları ile vakit namazları arasında tertibe uyması gerekir. Kazaya kalan namazını kılmadan vakit namazını kılması uygun değildir.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Sahibkıran:
(f.a.i. erk.) 1- Her zaman basan, üstünlük kazanan hükümdar. 2- Ünlü bir çeşit lale.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Fars+Ar)
sahih hadis:
İslam dininin emir ve yasaklarına uymada titiz davranan, temel inanç konularında Kur’an ve sünnete uygun bir anlayışa sahip olan, duyup öğrendiği hadisleri aynen başkalarına aktarabilen ravilerin, aralarında kopukluk olmadan birbirlerine aktardıkları, diğer güvenilir ravilerin rivayetlerine aykırı olmayan ve hiçbir kusuru bulunmayan hadis. Bir hadisin sahih olması için Kur’an-ı Kerim ve diğer sahih hadislerle mana bakımından uyumlu olması gerekir. İslam dininin temel ilkelerine ve inanç anlayışına aykırı olan bir hadis sahih kabul edilemez. Ayrıca sahih hadisler tarihî olaylar ile uyum içinde olduğu gibi, ilim, akıl ve mantık kurallarına da aykırı olamaz.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
sahihan:
(bkz:: sahiheyn)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
sahiheyn:
Hz. Peygamber’den gelen sahih hadisleri içerisinde toplayan Buhari ve Müslim adlı İslam âlimlerinin hadis kitaplarına verilen ortak ad. Buhari ve Müslim’den başka İslam âlimleri de kendilerine göre sahih hadisleri kitaplarında toplamışlardır. Fakat bu eserler sahiheyn kadar güvenilirlik kazanamamıştır. Bu iki kitap, Kur’an-ı Kerim’den sonra İslam dininin en temel iki kaynağı olarak kabul edilmiştir.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Sahihibuhari:
Muhammed b. İsmail el-Buhari (194/810-256/870) tarafından hazırlanan ve en sahih hadislerden meydana gelen hadis kitabı. İmam Buhari tarafından hazırlanan bu kitaba adına nispetle kısaca Buhari de denilmiştir. Çok farklı konulardaki en sağlam hadisleri içerdiğinden ‘el-Camiu’s- Sahih’ adı da verilmiştir. İmam Buhari, çok geniş İslam topraklarına dağılmış olan muhaddislerden zamanının ilim geleneğine uyarak gençliğini hadis toplamakla geçirmiş ve elde ettiği tahminen altı yüz bin rivayetten en sağlam kabul ettiği yedi bin üç yüz civarında rivayeti seçerek bu eseri meydana getirmiştir. Sahihibuhari, tarih boyunca İslam âlimleri tarafından Kur’an-ı Kerim’den sonra en güvenilir kitap olma özelliğini kazanmıştır. İmam Buhari, kitabına aldığı hadislerin Hz. Peygamber’e kadar ulaşan senedindeki ravilerin ahlaken mükemmel olmalarını, hafıza ve zihin bakımından kusursuz olmalarını ve her ravinin diğerinden bizzat görüşerek hadisi alıp öğrenmesini şart koştuğu için eseri ayrı bir önem kazanmıştır.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Sahihimüslim:
Müslim b. Haccac el-Kuşeyri (204/820-261/875) tarafından hazırlanan ve en sahih hadislerden meydana gelen hadis kitabı. İmam Müslim tarafından derlenen bu kitaba adına nispetle “Müslim” de denilir. Ayrıca “el- Camiu’s-Sahih” şeklinde de isimlendirilir. İmam Müslim, hayatı boyunca topladığı tahminen üç yüz bin rivayetten titizlikle seçtiği yaklaşık üç bin hadisi kitabına almıştır. Sahihimüslim en güvenilir hadis kitabı kabul edilen Sahihibuhari ile eşdeğerde görülmüş ve ikisine birden ‘en sahih iki hadis kitabı’ anlamında “Sahiheyn” denilmiştir. Buhari ve Müslim’de birlikte yer alan bir hadis için sahih olmanın en yüksek derecesinde olduğunu belirtmek üzere bu ‘iki hadis âliminin ittifak ettiği hadis’ anlamına “muttefekun aleyh” terimi kullanılmıştır. İmam Müslim de İmam Buhari gibi kitabına aldığı hadislerin ravilerinin ahlaken ve hafıza bakımından mükemmel olmalarını gözetmiş ve hadisin senedinde yer alan ravilerin birbirleriyle görüşmüş olmalarını değil, aynı çağda yaşamış olmalarının bilinmesini yeterli görmüştür.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Sahil:
(a.i. ka.) Deniz, nehir, göl kıyısı.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
Sahin:
(a.i. erk.) 1- Kadın. 2- Sık. Katı, pek.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Sahine:
(a.i. ka.) (bkz:: Sahin)(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
sahip:
ad 1. (–., .–). 2. herhangi bir şey üzerinde iyeliği bulunan, onu yasalara uygun olarak dilediği biçimde kullanabilen kimse. 3. arka çıkan, gözeten, kayıran, koruyan kimse. "Ülkenin sahibi halktır" 4. bir iş yapmış ya da bir yapıt ortaya koymuş kimse. "Bestenin sahibi kim?" 5. herhangi bir niteliği bulunan kimse. "Hoşgörü sahibi insanlar azaldı" 6. (bir şeyin) kendisinin olduğunu öne sürmek. "Elin malına sahip çıkmak olur mu?" 7. (birini ya da bir şeyi) koruyup gözetmek, kayırmak. "Arkadaşına sahip çıkmak gerekir" 8. elinde bulundurmak, iyesi olmak. 9. göz kulak olmak, korumak, kayırmak. "Dostlarına sahip ol, artık gerçek dost kalmadı"(Konusu: , Kökeni: arapça)
Sahir:
(a.i. erk.) Gece uyumayan, uykusuz.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Sahire:
(a.i. ka.) 1- Geceleri uyumayan, uykusuz. 2- Büyücü, büyüleyici güzel.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
Sahne:
(Alm. Bühne - Fr. scene - İng. stage) Bir tiyatro yapısında oyun için ayrılmış olan bölüm. (bkz:: Skene)(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
sahne:
ad 1. TİYATRO TERİMİ bir tiyatro yapısında, oyuncuların üzerinde rol yapmaları için özel olarak yapılmış, izleyicilerin oyuncuları kolayca görebilmeleri için genellikle yerden belli bir ölçüde yüksekliği olan yer. 2. TİYATRO TERİMİ•SİNEMA TERİMİ bir oyunun ya da filmin başlıca bölümlerinden her biri. 3. görünüş, görünüm. \"Tablo bir düğün sahnesini gösteriyordu\" 4. MEC. gözlenen, görülen, tanık olunan olay. \"Kuşunun ölüm sahnesi çocuğu çok üzmüştü\" 5. MEC. gösteriler yapılan eğlence yeri ya da tiyatro. \"Sahnelerimizin sevilen oyuncuları, yaşlılara yardıma koştular\" 6. MEC. konu alanı ya da çalışma çevresi, uğraş dalı. \"Hekimlik sahnesinde şarlatanlar türemişti\" 7. (tiyatro, müzik vb. sanatçıları için) rolünü oynamak, sanatını seyirci önünde göstermek. 8. MEC. ortaya çıkmak. \"Siyasa alanında yeni kişiler sahneye çıktı\"(Konusu: , Kökeni: arapça)
Sahne Asansörü:
(Alm. Bühnenversenkung - Fr. plan mobile - İng. bridge) Sahne içinde ya da yanında inip çıkan düzey. Bu sahne değişimleri için kullanılır.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Sahne Çalışması:
(Alm. Bühnenprobe) Okuma ve konuşma çalışmasından sonra sahne üzerinde olan çalışma. Oyun provası.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Sahne Çiti (Kafesi):
(Alm. Gitter - Fr. grille İng. grating) Sahnede çit duygusunu veren kafes.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Sahne Değiştirme Çizelgesi:
(Alm. bülmeum bauplan - İng. detail of changes) Dekorun bütün ya da kısmen değiştirilmesinde kolaylık sağlamak için hazırlanan çizelge.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Sahne Dengesi:
(Alm. Gleichgewicht der bühne - Fr. harmonie - İng. harmony) Sahne üzerinde, görüş ya da anlam bakımından sağlanan uyuşum.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Sahne Dışı:
(Alm. ausserhalb der bühne - Fr. dans les coulisses - İng. off-stage) 1- Sahnenin dışında. 2- Dekorun arkasında. (kuliste)(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Sahne Dili:
(Alm. Bühnensprache) 1- Dünya tiyatrosunda her dilde sahne için lehçeden arınmış, örnek seslemeli dil. 2- Türkiye'de lehçeden ve ağızlardan arınmış, örnek seslemeli Türkçe.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Sahne Donatımcısı:
(Alm. Requisiteur - İng. property man) Bir oyun içinde yer alan her çeşit eşyadan sorumlu kimse. (bkz:: Aksesuvarcı(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Sahne Donatımı:
(Alm. Requisit - İng. property) Bir oyun içinde yer alan eşya. (bkz:: Donatım)(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Sahne Düzenlemesi:
(Alm. Bühneneinrichtung) Bir sahnenin oynanışından önce o sahneyi ortaya çıkaran çeşitli öğelerin belirli görüşe göre yerleştirilmeleri.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Sahne Eşyası:
(Alm. Bühnenmöbel) Dekorla ilgili sahne üzerine konması gereken eşya. (koltuk, masa, lamba gibi)(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Sahne Gerisi:
(Alm. Bühne hinten - Fr. arriere scene - İng. upstage) Sahnenin seyirciden uzak olan bölümü.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Sahne Kapıcısı:
(Alm. Bühnenportier - Fr. gardien - İng. doorkeeper) Sahnenin kapısında bekleyen ilgililerden başka kimseyi içeri sokmayan kişi.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Sahne Müziği:
(Alm. Bühnenmusik - Fr. musique de scene - lng. stage music) Sahnede yardımcı efekt olarak kullanılan ya da oyun içinde gerektikçe kullanılan müzik. (bkz:: Oyun Müziği)(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Sahne Önü:
(Alm. vorne - Fr. ala face - İng. downstage) Sahnenin seyirciye yakın olan ön bölümü.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Sahne Prizi:
(Alm. Bühnensteckdose - Fr. prise d e plateau - İng. dip) Sahnede yüksek güçte olan lambaları besleyen elektrik prizi.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Sahne Sağı:
(Alm. Bühne rechts - Fr. droite - İng. stage right) Sahnenin seyirciye göre solu.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Sahne Sesi Ayarı:
(Alm . kontrolle der Stimm. störke - Fr. diapason de la salle) Oyun oynanacak salonun, ses dağılımı kontrol edilerek en uygun ses tonunu bulması.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Sahne Solu:
(Alm. Bühne links - Fr. côte cour - İng. stage left) Sahnenin seyirciye göre sağı.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Sahne Tavanı:
(Alm. Schnürboden - Fr. grid - İng. grid) Sahnenin mazgala benzeyen, makaralar için düşünülmüş, birbirlerini 90 derecelik açılarla kateden demir çubuklu tavanı. Sahne ızgarası.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Sahne Yer Örtüsü:
(Alm . Bühnenteppich - Fr. tapis, drouget - İng. stage cloth, drugget) Bir oda dekoru için kullanılan kilim, halı, örtü vb.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Sahne Yokuşu:
(Alm. Bühnen schraege - Fr. pente - İng. rake) Her yönden sahneye çıkabilinen hafif eğilim.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Sahnenin Dışındakiler:
Kitabın Türü: Roman Kitabın Yazarı: Ahmet Hamdi TANPINAR Kitabın Konusu: Roman Huzur ve Sahnenin Dışındakiler ile beraber üçlemenin ilk kitabını oluşturur. Anadolu'da süren Kurtuluş Savaşı ve İstanbul'daki aydınlarla birlikte halkın değişik kesimlerinden insanların farklılaşan hayatları ve bu mücadeleye dahil oluşları işlenir. Kitabın Ana Fikri: Sahnenin Dışındakiler'de zaman 1920 yılıdır ve mekan İstanbul'dur. Türk milletinin yaşadığı o ateşten günlerde İstanbul hem bir sahnedir, hem de sahnenin dışı. Asıl sahne Anadoludur.(Konusu: Kitap Hakkında, Kökeni: )
Sahneye Çıkarmak:
(Alm. auf die Bühne bringen, ınszenieren - Fr. monter) Bir oyunu oyunculuk, dekor, ışıklama ve bütün sahne tekniği ile seyirciye sunmak.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Sahneyi Boşaltın:
(Alm. "Bühne frei" - Fr. "place au theatre - İng. "clear please") Oyunun başlayacağını bildiren ilk bildiri.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Sahra:
(a.i. ka.) Kır, ova, çöl. (Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
Sahra Çölü:
Sahra ya da Büyük Sahra; Afrika'nın kuzeyinde yer alan, kıtanın ortası ile kuzeyini ayıran 9.000.000 km² büyüklüğünde bir çöl. Dünyanın en büyük sıcak çölüdür. Antarktika ve Arktik'in ardından en büyük üçüncü çöldür. Yaklaşık olarak Afrika'nın %10'u kadardır.(Konusu: Coğrafi Konum, Kökeni: )
Sahra Demokratik Arap Cumhuriyeti:
Resmi Tam Adı: Sahra Demokratik Arap Cumhuriyeti Arapça: El-Cumhuriyye el-Arabiyye es-Sahrawiyye ed-Dimukratiyya İspanyolca: República Árabe Saharaui Democrática(Konusu: Ülke Resmi Adı, Kökeni: )
Sahra Demokratik Arap Cumhuriyeti:
Yer Aldığı Kıta: Afrika Kıtası'nın Batı Afrika bölgesinde yer alır.(Konusu: Ülke Bul.Kıta, Kökeni: )
Sahra Demokratik Arap Cumhuriyeti:
İspanya'dan 14 Kasım 1975 tarihinde bağımsızlığını kazanmıştır. 49 BM üyesi ve Afrika Birliği tarafından tanınmaktadır. Batı Sahra'nın de jure olarak Fas'a ait olduğunu 25 BM üyesi ve Arap Birliği kabul etmektedir. Diğer tüm BM üyelerine göre ise de jure olarak sorun bölgeyi kontrol eden hükûmeti ilgilendirmektedir; çünkü 1960'lı yıllarda İspanyol Sahrası olarak Birleşmiş Milletler kendi kendini yönetemeyen bölgeler listesine eklenmişti.(Konusu: Ülke Bağ.Tarihi, Kökeni: )
Sahra Demokratik Arap Cumhuriyeti:
Yönetim Şekli: İktidar Yapısı: XXXX İktidar Kaynağı: Tek Parti Rejimine dayalı, Tek Parti Rejimi.(Konusu: Ülke Yönetim Şekli, Kökeni: )
Sahra Demokratik Arap Cumhuriyeti:
İdari Yapısı: Şehirleri: Smara, Bir Lehlu, Bu-craa, Guelta Zemmur, Baggari, Auserd, Bir Gardus, Tichla.(Konusu: Ülke İdari Yapı, Kökeni: )