MecmuaN.CoM sözlük sitesi
 D E N E M E    


Haydi Öğrenelim!

Nazım:

(a.i. erk.) Tanzim eden, düzenleyen. Sıra sıra, dizi dizi olan şey

SON EKLENEN KELİMELER



*Amed Sportif Faaliyetler

*Abdi Algül

*Beyza Başar

SON ARANAN KELİMELER



*Erkeklik

*Husye

*Husye

MecmuaN.com Nedir?

MecmuaN geniş çaplı bir Sözlük Sitesidir. Anlamını bilmediğiniz kelimeler, atasözleri, deyimler, osmanlıca kelimeler ve kronolojik tarihi olayları araştırabilir ve önemli günler gibi bir çok bilgiye ulaşabilirsiniz.

Kelime Arama

      Gelişmiş Arama
Sende Yolla Hata Bildir!


GENİŞ KAPSAMLI ANLAMLAR VE KAVRAMLAR SÖZLÜĞÜ - TÜRKÇE SÖZLÜK




Apelasyon:  

Üzümün geldiği ya da yetiştirildiği özel bölgedir.(Konusu: Şarap Terimi, Kökeni: )

Apenin Dağları:  

Apenin Dağları veya Apeninler (Latince: Appenninus; İtalyanca: Appennini), İtalya yarımadasında bir dağ zinciridir. Alplerin bir koludur. 1.200 km'lik bir zincir oluşturan Apeninler, Ligurya'da Alplerden ayrılır ve yarımadayı boydan boya aşar. Genişliği 40–140 km arasında değişir ve bulunduğu bölgeye göre yerel adlar alır. Abruzzia Apeninleri'ndeki adı Monte Corno'dur (3902 m). San Marino bu dağların birinin tepesindedir.(Konusu: Coğrafi Konum, Kökeni: )

Aperitif:  

(fr.i. apéritif) İştahı açmak için ya da böyle düşünülerek, yemekten önce içilen, genellikle hafif alkollü içki. Eş anlamlısı: Yeni açar.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Aperitif:  

Yanlış: Aperatif Doğru: Aperitif(Konusu: Yanlış Yazılan Kelime, Kökeni: )

Apeyrofobi :  

(ing.i. apeirophobia) sonsuzluk korkusu. (Konusu: Fobiler, Kökeni: ingilizce)

Apifobi:  

(ing.i. apiphobia) arılardan korkma.(Konusu: Fobiler, Kökeni: ingilizce)

Apiko:  

(it.sf.i. apicco, deniz teknesinin demir alıp harekete hazır olması) 1- Hazır tetikte alesta. 2- Şık güzel giyimli (kimse). Örn:: Bıçkın, meşreb, süslü gezer, boyun bağlı, bastonlu, zamanın şıklık İcabı mavi gözlüklü apiko delikanlıydı. (Reşad Ekrem Koçu, İstanbul Tulumbacıları)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Apiko:  

(it.i. a picco) 1- Gemi harekete hazırlanırken toplanmaya başlayan zincirin denizin dibiyle gemi arasında dik ve gergin duruma gelmesi hâline denir [Bu sırada demir dipte yatık vaziyettedir]. 2- (sf.) (argo.) Şık, düzgün kıyâfetli, derli toplu. 3- (zf.) Hazır.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İtalyanca)

apioloji:  

(ing.i. apiology) arı bilimi. bal arılarını inceleyen bilim dalı.(Konusu: loji ile biten, Kökeni: ingilizce)

Apis:  

(i.) (Eski Mısırda tapılan öküz biçimindeki güneş tanrısı) Çok fazla ders çalışan ezberci öğrenci inekçi.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Aplik:  

(fr.i. applique) Duvara takılan ve genellikle tavan lambasının bir parçası gibi olan, onu bütünleyen, türlü biçimde, çoğunlukla siperlikli lamba.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Aplikasyon:  

(fr.i. application) 1- Uygulama. 2- Bir kumaş parçasının ya da bir dantelin bir başka kumaş ya da tül üzerine işlenmesi, dikilmesi, uygulanması yoluyla oluşturulan süs. 3- Bir parseli, eldeki haritayı arazi üzerine uygulayarak kazıklarla gösterme, belirtme.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Aplike:  

(fr.i. appliqué) 1- Kumaş, işleme, dantel veya deriden kesilen motiflerin başka bir kumaş yâhut deri üzerine işlenmiş veya yapıştırılmış hâli. 2- (sıf.) Üzerine işlenerek veya yapıştırılarak motif konmuş olan.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Apolet:  

Rütbeyi göstermek için subay üniformalarının omuzlarına takılan, yünlüden, ipekten vb. yapılan, üzerinde rütbe simgesi bulunan parça.(Konusu: Askeri Terim, Kökeni: )

Apolet:  

(fr.i. épaulette < épaul “omuz”) (ask.) 1- Rütbeyi göstermek için subay üniformalarının omuzlarına takılan, yünlüden, ipekten vb. yapılan, üzerinde rütbe simgesi bulunan parça. Eş anlamlısı: Omuzluk. 2- Kimi giysilerin omuzlarına süs olarak dikilen parça.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Apolitik:  

(fr.sf. apolitique) 1- Siyasal olmayan. 2- Amaca uygun olmayan (davranış, tutum). 3- Siyasete yakınlık duymayan, siyasetle uğraşmayan. (kimse)(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Apop:  

(i.) Para.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Apopleksi:  

(fr.i.) (hek.) Beyin veya beyne giden sinirleri etkileyen bir olay neticesinde geçirilen rahatsızlık. Felç, inme.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Apoptosis:  

(apoptosis) İstenmeyen her türlü hücrenin elimine edildiği fizyolojik bir ölüm. Hücresel bir intihar yolu.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )

Aport:  

(fr.ünl. apporte < apporter) Vurulan avın ya da kendisine gösterilen bir şeyin üzerine atılıp getirmesi için köpeğe verilen buyruk.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Aport Etmek:  

(d. fr. apporte, getirme t.f.) Getirmek, kapıp getirmek. Örn:: Emin hindi leşini aport etti. Hemen orada yolduk. (Refi Cevat Ulun, ay Sayılı Fırtınalar)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Aposteriori:  

(fr.sf. a posteriori < Lat.) (fels.) 1- Deneyden ve tecrübeden çıkan veya deneyle ve tecrübeyle doğrulanan, doğru olduğu anlaşılan. (önerme yahut bilgi) 2- Tecrübeden sonra varolan, tecrübeyle edinilen, tecrübeyle ortaya çıkan. (bilgi) Eş anlamlısı: Sonsal.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Aposteriorizm:  

(fr.i.) (fels.) 1- Bilginin deneye dayandığını ve ancak deneyden çıkarılabileceğini öne süren görüş. 2- Her türlü düşüncenin sonsal olarak kazanılmış olduğunu öne süren öğreti. Eş anlamlısı: Sonsalcılık.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Apostrof:  

(fr.i. apostrophe < Yun.) Kesme işareti ( ’ ). Özel adlara getirilen ekleri, iki sözcüğün birleşmesi sırasında ortaya çıkan ses düşmesini, kimi yabancı sözcüklerin kesintili okunacağını vb. belirtmek için kullanılan (') biçimindeki işaretinin adı. Eş anlamlısı: Kesme imi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Apoşi:  

(yun.i.) Balık avlamada kullanılan, telden yapılmış, ağzı çember biçiminde olan, torbaya benzeyen, büyük gözlü ağ.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Yunanca)

Apotemnofobi:  

(ing.i. apotemnophobia) Vücudunun herhangi bir yeri kopmuş insanlardan korkma.(Konusu: Fobiler, Kökeni: ingilizce)

Appasionata:  

(it.zf.) (müz.) Tutkulu, çoşkulu olarak, bir müzik cümlesinin yada parçasının bu biçimde çalınacağını belirtir.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İtalyanca)

Apple Macıntosh:  

Apple şirketi tarafından geliştirilmiş bir bilgisayar tipi. Bu bilgisayarlar PC'lerle çok uyumlu değildirler ve MAC OS isimli özel bir işletim sistemine gereksinim duyarlar. Macintosh bilgisayarlar, daha çok kitap ve dergi sayfalarının düzenlenmesi gibi grafik uygulamaları için kullanılırlar.(Konusu: Bilgisayar T., Kökeni: )

Apraksi:  

(apraxia) Belli bir amaca yönelik hareketi, istenilen şekilde yapamama.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )

Apraksi:  

(fr.i. apraxie) (hek.) Kol, el ve benzeri bir organın işlevini yitirmesi durumu. Eş anlamlısı: İşlev yitimi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Apre:  

(fr.i. appret) 1- Daha sonra göreceği işlemlere hazırlamak üzere kumaşın ya da derinin temizlenmesi, düzeltilmesi, parlatılması gibi teknik işlemler. 2- Dokumacılıkta, boyacılıkta, dericilikte cila olarak kullanılan madde. 3- Bir kumaşa ya da deriye apre uygulamak. 4- Kürk haline getirmek için deriyi tabaklamak.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Aprelemek:  

(fr.t.i. geçişli (< apre+le-mek) Bir kumaşı ya da deriyi apre işlemlerinden geçirmek.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fr + Tür)

April:  

(erm.i. april < Yun. < Lat.) Yılın dördüncü ayı, Nisan.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Ermenice)

Apriori:  

(fr. zf ve sf. a priori < Lat.) (fels.) Hiçbir deneye dayanmadan ve yalnızca akıl yoluyla. Eş anlamlısı: Önsel. Zıt Anlamı: Aposteriori.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Apriorist:  

(fr. i. ve sf.) (fels.) Önsel olarak düşünen ya da önselcilik yandaşı (kimse). Eş anlamlısı: Önselci.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Apriorizm:  

(fr.i.) (fels.) Gözlem ve deneye değil yalnızca akla uygun ilkelere dayanarak gerçeğe ulaşmaya çalışan öğretilerin ortak adı. Eş anlamlısı: Önselcilik.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Apron:  

(ing.i.) Havaalanında, uçuş pistleri dışında kalan, uçakların genellikle yolcu indirip bindirdiği, yakıt vb. aldığı, park edilebildiği alan.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İngilizce)

Apse:  

(abscess) 1- Çıban, cerahat kesesi, irin şişi. 2- Dokuların zararına meydana gelen ve arızi oyuklarda toplanan irin kütlesi, cerahat.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )

Apse:  

(fr.i. abcès < Lat.) İnsan ya da hayvan vücudunun herhangi bir yerinde mikroplanmayla oluşmuş, çevresi sertleşmiş, içi irin dolu şişlik. Eş anlamlısı: İrinşiş.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Apsent:  

(fr.i. absinthe < Yun.) Pelin yapraklarının alkol içinde özelliklerini verinceye değin bırakılması ve sonra bu alkolün damıtılması yoluyla elde edilen sıvıya anason özü ve renk verici bir madde katılarak yapılan sert bir içki.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Apsis:  

(fr.i. abscisse < Lat.) (mat.) Bir noktanın yerini belirlemeye yarayan koordinatlardan genellikle x ile gösterilip yatay olduğu kabul edilen yarım doğruya verilen ad; bu yarım doğru üzerindeki değerlerin her biri.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Aptal:  

(Kuk.) Dalkavuk tipi.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Apteriks:  

(fr.i. aptérix < Yun.) (hayb.) Kivi denen kuş. Yeni Zelanda ormanlarında yaşayan, tavuk iriliğinde, kaba ve esmer tüylü, kanatlarının küt olması nedeniyle uçamayan, bacakları kısa ve güçlü, uzun gagalı bir kuş. (Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Apukurya:  

(yun.i. apokria) Hıristiyanların büyük perhize girmek üzere oldukları, et yemeyi kestikleri günler. Karnaval, et kesimi, et kırımı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Yunanca)

Aquavit:  

Aquavit; Aquavit, Akvavit yahut Akevitt, olarak da bilinir ve adını Latincedeki aqua vitae (hayat suyu) sözcüğünden almaktadır. Üretildiği Ülke: Norveç, Danimarka'nın milli içkisi. Üretim Şekli: Patatesten damıtılıp çeşitli otlarla tatlandırılan alkollü bir içkidir. Aquavit, etil alkolün karavay likörü (Carum carvi L.) ile aromalandırılmasıyla elde edilen damıtılmış alkollü bir içkidir. Votka gibi patates yahut tahıldan damıtılır. Ana Bileşenleri: anason, dereotu, rezene, kişniş, kimyon gibi otlar; zaman zaman da portakal, şeker hatta tuz da Aquavit'e aroma vermek için kullanılmaktadır. Elde edilen bu karışım, önceden sherry için kullanılmış 500 litrelik meşe fıçılarda üç beş yıl kadar bekletilmekte, böylece de sherry' nin tüm aromasını almaktadır. Damıtılmış İçeçekler: AbsentAquavitArakArmanyakBrendiChangaaCinKalvadosKonyakLikörMastikaPastisPiscoRakıRomTekilaTsipouroUzoViskiVotka(Konusu: İçki Çeşitleri, Kökeni: )

âr:  

1- Utanma duygusu. Örn:: “Allah’ın gönderdiği bütün dinlerde en önemli şey güzel ahlaktır. İslam’da ise en güzel ahlak ârdır.” (Hadis) 2- Ahlak, namus, edep, hayâ. Örn:: Ne Allah’tan hayâ ettin, ne peygamberden âr ettin. (M. A. Ersoy) İnsanın Allah’a olan sevgi ve saygısından dolayı kötülüklerden ve ahlak dışı şeylerden kaçınmasıdır.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Ar:  

(fr.i. are < Lat.) Büyük arâzileri, tarım alanlarını ölçmekte kullanılan 100 metrekarelik bir ölçü birimi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Ara:  

(Alm. Pause - Fr. entr'acte - İng. ınterval) Bir oyunda dinlenme süresi.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Ara Alkışı:  

(Alm. Szenenapplaus - İng. round) Perde kapanmadan yada oyunun bir bölümü bitmeden seyircinin alkışlaması.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Ara Boynu:  

(Güreş Ter.) Altta bulunan güreşçi kendisine sarma takan rakibinin kafası ve boynunu kontrol etmeye çalışır. Üsttekinin boynu alttakinin boynuna geçer. Sarmayı çıkaran güreşçi kafasını kaldırıp rakibini yana çekip yenmesi şeklinde gelişen oyun. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Ara Güler:  

(Erm. doğum adı: Mıgırdiç Ara Derderyan) Aram GÜLERYAN (d:1928; ö:2018) (Konusu: Gerçek Adı, Kökeni: )

Ara Muhavere:  

(Kar.) Karagöz ile Hacıvat arasındaki konuşmayı uzatmak için eklenen söyleşme.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Ara Oyunu:  

(Alm. Zwischenspiel - Fr. intermezzo - İng. interlude - İt. intermedium) 1- Rönesansta iki oyun ya da gösteri arasında oynanan müzikli ve mitolojik oyun. 2- Bir büyük oyunda yapıtla ilgili kısa bölüm.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Araba:  

(i.) (esk.) Takunya. Nalın.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

araba:  

ad 1. iki ya da dört tekerli, hayvan gücüyle çekilen taşıt. \"Bir at arabası geliyor\" 2. dört tekerli, motorlu küçük taşıt. \"Bu araba az benzin yakar\" Benzer: otomobil 3. araba ile taşınacak ya da taşınmış miktar. \"Bir araba kum aldık. Bir araba adam geldi\"(Konusu: , Kökeni: )

Araba Sevdası:  

Kitabın Türü: Realist Roman Kitabın Yazarı: Recaizade Mahmut EKREM Kitabın Konusu: Bir görüşte aşık olan Fransız hayranı savurgan bir şahsın, kendi kendine gelin-güvey olarak yaşadıklarını anlatmaktadır. Kitabın Ana Fikri: Bu eserden dış görünüşün insanı yanıltabileceği ve dış görünüşe fazla aldanılmaması gerektiği yargısı çıkarılmaktadır. Bunun yanında insanın olayları kendi istediği gibi algılamayıp gerçeği görmesinin gerektiği, o zamanlarda görülen ve yabancı hayranlığından kaynaklanan Fransızca ile karışık bir dil kullanma durumunun kişilerin anlaşmasında zorluklar yarattığı ve önyargılı davranışların insanı ne derece hataya sürüklediği anlatılmaktadır. Karakterler: Bihruz bey, Periveş hanım (Blod), Keşfi bey, Mişel, Andon, Müsyü Piyer, Kondoraki.(Konusu: Kitap Hakkında, Kökeni: )

araba vapuru:  

çoğunlukla deniz taşımacılığında iki kıyı arasında kara taşıtlarını taşıyan gemi. Benzer: feribot(Konusu: , Kökeni: )

Araba Yolu:  

(d.) Çok kolay zahmetsiz iş. (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Arabacı:  

(i.) Çöp toplayıcı, çöplükçü, çöp ayıklayarak geçinen kimse. (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Arabesk:  

(Bal.) (Alm. Arabesk - Fr. arabesque - İng. arabesque) Dansçının bir ayağı üzerinde durup bir bacağını, bir kolunu arkaya, öbür kolunu öne uzatmasıyla ortaya çıkan duruş. Bu duruşun çeşitleri vardır.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Arabesk:  

(fr. i. arabesque < İtal.) 1- Araplara özgü, Arap biçeminde olan (şey). 2- (mim.) Kıvrıla kıvrıla birbirinin içinden geçerek uzayıp giden yapraklı dalları andıran bezeklerden ya da birtakım geometrik biçimlerden oluşan yüzey süsleme türü. Eş anlamlısı: Girişik bezeme. 3- (müz.) Daha çok insanın dünyaya gelişten pişmanlığını dile getiren, kötü yazgıdan yakınan, acılı sözleri olan, Arap müziğini andıran bir müzik türü.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Arabesk:  

Yanlış: Arabeks Doğru: Arabesk(Konusu: yanlış yazılan kelime, Kökeni: )

Arabeskçi:  

(fr.t. i.) Arabesk beste yapan, arabesk müzikle uğraşan ya da arabesk söyleyen sanatçı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fr + Tür)

Arabi Gülmek:  

(d. a.t.) İşleri iyi gitmek, şansı gülmek. Örn:: Arabım gülüyor Memmet kardaş. Bu gece şundan eyi bir temizleyim yarın kızlara bendesin. (Orhan Kemal, Gurbet Kuşları) (bkz:: Arabi Uyanmak, Kırık)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Arabi Kırık:  

(bkz:: Kırık)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Arabi Uyanmak:  

(d. a.t.) İşleri İyi gitmeye başlamak, şansı gülmeye başlamak. (özellikle oyunlarda kumarda) (bkz:: Arabi Gülmek, Kırık)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Arabis:  

(Tul.) Kantoda doğu giysileriyle yapılan dans.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

aracı:  

ad 1. bir konuda araya giren, anlaşma sağlayan kimse, arabulucu. "İşi aracıya bıraktık" 2. bir malı üreticiden alarak tüketiciye satan ve bundan kazanç elde eden kimse. "Aracılar ortadan kaldırılırsa sebze fiyatları ucuzlar" Benzer: mutavassıt 3. RUHBİLİM TERİMİ ruh çağırma deneylerinde, ruhlarla insanlar arasında bağlantı kurduğu ileri sürülen kişi. Benzer: medyum(Konusu: , Kökeni: )

araç:  

ad 1. bir işte gücünden yararlanılan nesne. "Tarım araçları gelişiyor" Benzer: alet 2. bir işte kullanılan her türlü şey. "Dil bir anlaşma aracıdır. Para yalnızca bir araçtır" Benzer: vasıta 3. MEC. bir ereğe ulaşmak, bir şeyi elde etmek için yararlanılan kimse ya da şey. "Sen bir araçsın, kullanır atarlar bir yana" 4. taşıt. "Yolda araçlar art arda dizilmişti" 5. bir işi araçlı olarak yapmak. "İyi iş için iyi araç kullanmak gerekir" 6. taşıt sürmek. "Araç kullanırken dikkatli olmalısın"(Konusu: , Kökeni: )

araç çekilir:  

(PL-14) Trafik Panel İşareti: bu panel levha, park etmenin yasak olduğu yerlerde (P-1) nolu "Park Etmek Yasaktır" ve (P-2) nolu “Duraklamak ve Park Etmek Yasaktırişaret levhaları ile birlikte kullanılabilir.(Konusu: trafik işareti, Kökeni: )

Araç Çubuğu:  

Bir programın başlıca fonksiyonlarına karşılık gelen grafik sembollerin oluşturduğu bölüm. Bunlar arasında karakter (alfabenin harflerini temsil eden şekiller) secimi, stil secimi (koyu, italik, altı çizili), boyut seçimi, renk seçimi, metnin yerleştirilmesi vb. işlevler yer alır.(Konusu: Bilgisayar T., Kökeni: )

araççılık:  

FELSEFE TERİMİ ad bilimsel yasa ve kuramların, töre biçimleri vb.nin nesnel gerçekliklerinin bulunmadığını, bunların yalnızca yaşamın değişik koşullarına uymada birer araç olduğunu öne süren öğreti. "Araççılık, bir Amerikan felsefe akımıydı" Benzer: enstrümantalizm(Konusu: , Kökeni: )

Araçlı Cimnastik:  

(Cimnastik Ter.) Cimnastiğin araçta uygulanan bir türü.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Araf:  

(a.i. erk.) 1- Cennet ile cehennem arasındaki yer. 2- Sert, tepe. 3- Adetler, usuller. Arafat: Mekke'nin yakınında bulunup hacıların arefe günü durdukları yerdir. Bu duruş haccın rükünlerindendir.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Arafat:  

1- Haccın farzlarından biri olan “vakfe”nin yapıldığı Mekke’nin doğusunda bulunan yer. Arafat, Mekke’nin yirmi kilometre doğusundadır. Aynı adı taşıyan ova içinde yaklaşık yetmiş metre kadar yükseklikte bir tepe vardır. Koyu yeşil taş yığınlarının hâkim olduğu bu tepeye Arafat tepesi denir. Arafat tepesinin diğer adı ‘‘Rahmet dağı’ anlamında ‘Cebelürrahme’dir. Örn:: Arafat dağıdır bizim dağımız. Anda kabul olur bizim duamız. Medine’de yatar Peygamberimiz. Ya Muhammed! Canım arzular seni. (F. K. Timurtaş) Zilhiccenin dokuzuncu günü olan Arefe günü, yani Kurban Bayramı’ndan bir gün önce hacıların dua ederek bekledikleri alan. Örn:: “Hac Arafat’ta vakfe yapmaktır.” (Hadis)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Aragon:  

Resmi Tam Adı: Comunidad Autónoma de Aragón Kısa Adı: Aragon Yerel Adı: Aragonca: Aragón, Katalanca: Aragó (Konusu: Ülke Resmi Adı, Kökeni: )

Aragon:  

Yer Aldığı Kıta: Avrupa Kıtasında, Kuzey Avrupa'da İspanya'nın doğusunda yer alır.(Konusu: Ülke Bul.Kıta, Kökeni: )

Aragon:  

İspanya'ya bağlı Özerk Bölge.(Konusu: Ülke Bağ.Tarihi, Kökeni: )

Aragon:  

Yönetim Şekli: İspanya'ya bağlı Özerk Bölge.(Konusu: Ülke Yönetim Şekli, Kökeni: )

Aragon:  

İdari Yapısı: Önemli Şehirleri: Huesca, Calahorra, Tarazona, Pamplona, Teruel.(Konusu: Ülke İdari Yapı, Kökeni: )

Aragon:  

Başkenti: Zaragoza(Konusu: Ülke Başkenti, Kökeni: )

Aragon:  

Komşuları: Kuzeydoğusunda İspanya ile komşudur.(Konusu: Ülke Komşuları, Kökeni: )

Aragon:  

Resmi Dili: İspanyolca bölgenin tamamında konuşulmasına rağmen Pireneler'de Aragonca ve batıda, Franja de Ponent yöresinde ise Katalanca konuşulmaktadır.(Konusu: Ülke Resmi Dili, Kökeni: )

Aragon:  

Para Birimi: Euro veya Avro Para Birimi Kodu: EUR(Konusu: Ülke Para Birimi, Kökeni: )

Aragon:  

Plaka Kod: bilgisi bulunamadı(Konusu: Ülke Plaka Kodu, Kökeni: )

Aragon:  

Tel. Kodu: bilgisi bulunamadı(Konusu: Ülke Tel Kodu, Kökeni: )

Aragon:  

Dini: bilgisi bulunamadı Mezhebi: bilgisi bulunamadı(Konusu: Ülke Dini, Kökeni: )

Aragon:  

Aragon Bayrağı: Sarı kırmızı çizgilerden müteşekkil olup, bu bayrak günümüzde Katalan ve Valensiya Özerk bölgelerinin kullandığı bayrakların kökenidir. Günümüzde İspanyol Devlet armasında bulunan dört bayraktan biri de yine Aragon bayrağıdır.(Konusu: Ülke Bayrağı, Kökeni: )

Aragon:  

Milli Marşı: bilgisi bulunamadı(Konusu: Ülke Milli Marşı, Kökeni: )

Aragon:  

Genel Bkş: Eski Aragon Krallığı'nın sınırları 1833'e değin yönetsel bir bütün olarak varlığını sürdürdü ve o tarihte bugünkü üç ayrı ile (Aragona, Katalonya ve Valencia) bölündü. (Konusu: Ülke Genel Bakış, Kökeni: )

Aragonit:  

(fr.i. aragonite) İspanya’nın Aragon bölgesinin adından. 1775’te Aragon’da bulunmuş olan, ak, yeşil, mavimsi gri renkte, billurlaşmış bir tür kalsiyum karbonat.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Aragoz:  

(İsi. Tiy.) Mısır'da eskiden oynatılan bir kukla türü. Karagöz'den bozma olabilir.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Arak:  

Arak; Arapça terlemek kelimesinden gelir. Arak sulandırılarak veya susuz olarak genelde meze ile tüketilir. Benzerleri Türkiye'de rakı, Yunanistan'da uzo, İtalya'da sambuca, Fransa'da pastis, Balkanlarda rakija/rakiya ve İspanya'da anis del mono adıyla üretilmektedir. Üretildiği Ülke: Üretim Şekli: Levant yöresine özgü üzüm, hurma veya şeker kamışından damıtılarak üretilen anasonlu bir içkidir. Anasonsuz olanı Arak Sagi olarak İran'da üretilmekteydi, bunun tadı daha çok İtalyan grappa'sını andırmaktadır. Arak (veya pirinç şarabı) sömürge döneminde popüler bir alkollü içecekti. Endonezya’nın “romu” olarak kabul edilir. Damıtılmış İçeçekler: AbsentAquavitArakArmanyakBrendiChangaaCinKalvadosKonyakLikörMastikaPastisPiscoRakıRomTekilaTsipouroUzoViskiVotka(Konusu: İçki Çeşitleri, Kökeni: )

Arak:  

(sf.i.çing. arakava, elde etme sağlama) 1- Çalınmış (şey). 2- Hırsızlık, çalma. (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Arak:  

(çing.i) 1- Daha çok Doğu Hindistan’da olmakla birlikte Asya’nın ve Afrika’nın birçok ülkesinde yapılan, pirinç ve şeker kamışı özününün mayalanması ve damıtılmasıyla elde edilen bir tür rakı. 2- (Çing.i ve Sıf) (Argo) Çalma ya da çalınmış olan. (şey)(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Çingenece)

Arak Etmek:  

(bkz:: Araklamak) (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Araka:  

(yun.i. arakas) Kabukları yenmeyen iri tâneli bir bezelye çeşidi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Yunanca)

Arakçı:  

(çing.i. t.e) Hırsız.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Arakçı:  

(erm.sf. arakel “acele etmek”ten arak+çı [?]) (argo.) Bir şeyi sezdirmeden alan, aşıran kimse, hırsız.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Ermenice)

Arakibutirofobi:  

(ing.i. arachibutyrophobia) yerfıstığı ezmesinin, yerken damağa yapışmasından duyulan korku.(Konusu: Fobiler, Kökeni: ingilizce)

WhatsApp