Haydi Öğrenelim!
Kıtır Atmak:
(d.) Yalan söylemek, uydurmak, kafadan atmak. Örn:: Hacivat- (Gelir.) Bahçelerde olur fesleğen ile ıtııır. (Gider.) Karagöz- (Gelir.) Doğrudan hiç hazzetmem atarım kıtııır (Gider.) (Karagöz, Kanlı Nigar) Örn:: Vecdi, Suphi ve ben bunu gizliyor çok sıkışırsak acele Almanya'ya gitti diye kıtır atıyorduk. (Öztürk Serengİl, Yeşilçamı Benden Sorun)
MecmuaN.com Nedir?
MecmuaN geniş çaplı bir Sözlük Sitesidir. Anlamını bilmediğiniz kelimeler, atasözleri, deyimler, osmanlıca kelimeler ve kronolojik tarihi olayları araştırabilir ve önemli günler gibi bir çok bilgiye ulaşabilirsiniz.
Kelime Arama
Sende Yolla Hata Bildir!GENİŞ KAPSAMLI ANLAMLAR VE KAVRAMLAR SÖZLÜĞÜ - TÜRKÇE SÖZLÜK
Çamurluk:
(i.) Bacak, baldır.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Çan:
(i.) (Kızda, kadında) Meme (ler).(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Çan:
(Binicilik Ter.) Binicilerle haberleşmek için kullanılan ve baş hakemin sorumluluğundaki işaret aleti. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
çan:
ad bakır, tunç ve benzeri çınlayan bir madenden yapılmış, içinden sarkan tokmağının sallanıp kenarlarına vurmasıyla ses çıkaran araç.(Konusu: , Kökeni: )
Çanak:
(i.) 1- Kıç, Makat. 2- (Kumarda) Ortadaki bütün para, pot. (bkz:: Bal Çanağı)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Çanakkale:
Çanakkale Tarihi; Lidye, Pers, Bergama Krallığı, Roma, Bizans ve Osmanlı hakimiyetine girmiştir. Bu bölgeyi Akalardan sonra Ispartalılar, M.Ö. 6. asırda Persler ve M.Ö. 4. asırda Makedonya Kralı İskender işgal etti. Birinci Murad zamanında 1362’den sonra Boğaz’ın bütün kıyılarını Osmanlılar fethetti.(Konusu: İl Tarihi, Kökeni: )
Çanakkale:
Çanakkale İlçeleri: 1-Merkez 2-Ayvacık (01.06.1928) 3-Biga 4-Bozcaada 5-Çan (01.08.1945) 6-Eceabat 7-Ezine 8-Gelibolu (26.06.1926) 9-Gökçeada 10-Lapseki 11-Yenice (15.06.1936)(Konusu: İl İlçeleri, Kökeni: )
Çanakkale:
Çanakkale; Doğu ve Güneydoğudan Balıkesir, Batıdan Ege denizi, Kuzeyden Tekirdağ ve Edirne İli ile komşu ve Marmara deniziyle çevrilidir. Türkiye genelinde iki deniz ile komşu olan 6 ilimiz: 1- Tekirdağ (Karadeniz ve Marmara) 2- Kocaeli (Karadeniz ve Marmara) 3- İstanbul (Karadeniz ve Marmara) 4- Çanakkale (Marmara Denizi ve Ege Denizi) 5- Muğla (Akdeniz ve Ege) 6- Balıkesir (Marmara ve Ege Denizi)(Konusu: İl Komşuları, Kökeni: )
Çanakkale:
Nesiyle Meşhur: Domatesi, Seramik Üretimi, Höşmerim (peynir tatlısı), Ezine Peyniri, Sardalya Balığı meşhurdur.(Konusu: İl Nesiyle Meşhur, Kökeni: )
Çanakkale:
Çanakkale'de Gezilecek Yerler: Çanakkale Aynalı Çarşı, Çanakkale Şehitliği, Çanakkale Şehitler Abidesi Harp Müzesi, Çanakkale Deniz Müzesi, Çanakkale Saat Kulesi, Çanakkale Arkeoloji Müzesi, Truva Antik ve Assos Antik Kenti, Tepeköy Çınaraltı, Müsellim Boğazı, Gökçeada Uğurlu Köyü, Assos Hüdavendigar Camii, Halim Bey Konağı Kent Müzesi, Savaş Malzemeleri Müzesi, Dardanos Plajı, Ayazma Mesire Yeri, Kilye Kalesi, Bigalı Atatürk Evi, Kabatepe Müzesi, Gelibolu Mevlevihanesi, Smintheion Antik Kenti, Bozcaada Yenikale, Saruca Paşa Hamamı, Anzak Koyu, Bozcaada Müzesi, Assos Athena Tapınağı, Yeni Zelanda Anıtı, Büyük Kemikli Burnu, Bebek Kayalıkları, Neandria Antik Kenti, Mavra Adası, Bakkal Salim Müzesi, Gargara Antik Kenti, Alexandria Troas Antik Kenti, Kestanbol Kaplıcası, Çimenlik Kalesi, Çanakkale Kent Müzesi, Kabatepe Orman Kampı, Gazi Süleyman Paşa Türbesi, Gökçeada Yıldız Koyu, Çimpe Kalesi, Bayraklı Baba, Kilitbahir Kalesi, Parion Antik Kenti, Biga Çayı, Şahmelek Koyu, Babakale Feneri, Gelibolu Feneri, Polente Feneri, Bozcaada Tuzburnu Plajı, Marmaros Şelalesi, Zeus Altarı, Mıhlı Çayı, Gökçeada Kaya Mezarı-Tuz Gölü-Rum Köyleri-Peynir Kayalıkları-Yıldızkoy-Gizli Liman-Yuvalı Koyu-Laz Koyu- Aydıncık Plajı, Bozcaada Meryem Ana Kilisesi-Rüzgar Gülleri-Göztepe-Ayazma Manastırı-Şarap Fabrikaları-Bozcaada Kalesi-Akvaryum Koyu-Sulu Bahçe Koyu, Behramkale Köprüsü, Çanakkale Adatepe Zeytinyağı Müzesi, Bozcaada Yerel Tarih Müzesi.(Konusu: İl Gezilecek Yerler, Kökeni: )
Çanakkale:
Genel Bakış: Türkiye Cumhuriyetinin Kuzeybatısında, topraklarının büyük bölümü Marmara Bölgesi sınırları içinde kalan, Asya (Anadolu) ve Avrupa (Trakya) kıtalarında toprakları bulunan, kendi adını taşıyan boğaz ile ikiye bölünmüş Trakya’da İstanbul’dan sonraki en büyük ildir. • Bozcaada ve Gökçeada, Çanakkale iline bağlıdır. • İlin isminin kökeni yörede çok gelişmiş olan çanak - çömlek zanaatine dayanır. Şehrin iki simgesi hâline gelen Kale-i Sultaniye ile çanakçılık özdeşleşince de şehir Çanakkale olarak adlandırıldı. •(Konusu: İl Genel Bakış, Kökeni: )
Çankaya:
Kitabın Türü: Araştırma Kitabın Yazarı: Falih Rıfkı ATAY Kitabın Konusu: Atatürk’ün doğumundan ölümüne kadar olan hayatı, harp zamanında düşmana ve Cumhuriyet zamanında yaptığı inkilaplarla gericilere karşı verdiği savaşı anlatmaktadır. Kitabın Ana Fikri: Türkiye Cumhuriyeti, Atatürk’ün attığı tohumlarla bir çok zorluklar aşılarak kurulmuş, onu geliştirmek, gericilerin karşısında durmak ve yeniliklerin arkasında olmak bizim en önemli görevimizdir.(Konusu: Kitap Hakkında, Kökeni: )
Çankırı:
Çankırı Tarihi; Önceleri Paphlagonia'ya bağlıydı. Sonra Pontus devletine, ardından da Galatia'ya bağlandı. Galatia hükümdarı Deiotarus, Gangra'yı merkez yaptı. MÖ 25'te Roma imparatorluğunun topraklarına katılan yöre, Bizanslılar zamanında bir ara sürgün yeri idi. Daha sonra yöreye Selçuklular egemen oldular. I. Murad zamanında Çankırı ve çevresi Osmanlı topraklarına katıldı. Cumhuriyet döneminde il merkezi haline getirildi.(Konusu: İl Tarihi, Kökeni: )
Çankırı:
Çankırı İlçeleri; 1-Merkez 2-Atkaracalar (04.07.1987) 3-Bayramören (20.05.1990) 4-Çerkeş 5-Eldivan (01.04.1960) 6-Ilgaz 7-Kızılırmak (04.07.1987) 8-Korgun (20.05.1990) 9-Kurşunlu (01.09.1944) 10-Orta (01.04.1959) 11-Şabanözü (01.09.1944) 12-Yapraklı (01.04.1958) (Konusu: İl İlçeleri, Kökeni: )
Çankırı:
Çankırı; Kuzeyden Karabük ve Kastamonu, Doğudan Çorum, Güneydoğudan Kırıkkale, Güneyden Ankara ve Batıdan Bolu ili ile komşudur.(Konusu: İl Komşuları, Kökeni: )
Çankırı:
Nesiyle Meşhur: Kayatuzu, Çankırı Kızılcık Şurubu, Çankırı Kavun'u meşhurdur.(Konusu: İl Nesiyle Meşhur, Kökeni: )
Çankırı:
Çankırı'da Gezilecek Yerler: Çankırı Müzesi, Çankırı Kalesi, Buğday Pazarı Medresesi, Çankırı Evleri, Beşdut-İndağı-Sakaeli Kaya Mezarları, Çankırı Tuz Mağarası, Yapraklı Büyük Yayla, Kırkpınar Yaylası, Çavundur Termali, Acısu Termali, Şıhlar Nezle Suyu, Bozan Hamamı, Ilgaz Dağı Milli Parkı, Yıldıztepe Kayak Merkezi, Ilgaz Kayak Merkezi, Karataş-Murat-Çarşı-Ilgaz-Kurşunlu Hamamı.(Konusu: İl Gezilecek Yerler, Kökeni: )
Çankırı:
Genel Bakış: İç Anadolu Bölgesi'nde yer alan bir ildir. • Bizans döneminde Germanikopolis ve Gangra, daha sonraları Kengri olarak adlandırılan il, Cumhuriyet Dönemi'nde Çankırı adını almıştır. •(Konusu: İl Genel Bakış, Kökeni: )
Çanlar Kimin İçin Çalıyor:
Kitabın Türü: Roman Kitabın Yazarı: Ernest HEMİNGWAY Kitabın Konusu: İspanyol iç savaşı sırasında isyancı çetelerle birlikte bir köprüyü havaya uçurmak için uğraşan bir İngiliz bombacının başından geçen olaylar ve gerçek aşkını bulması. Kitabın Ana Fikri: Savaş tam anlamıyla bir yıkımdır, her iki tarafa da zarar verir ve aslında her insan öldürmekten pişmanlık duyar. Aşk ise zaman ve mekan tanımaksızın bir savaşın ortasında dahi yeşerebilir.(Konusu: Kitap Hakkında, Kökeni: )
Çantacı:
(i.) 1- Eşkıya yardımcısı, şaki kalfası. Örn:: Ben Kara Haşan Oğlunun çantaçışıyım. (Refi Cevat Ulunay, Dağlar Kralı Balçıklı Ethem) 2- Özellikle çanta kapıp kaçmada ustalaşmış hırsız. 3- Sahibine farkettirmeden çantasını açıp yankesicilik yapan hırsız.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Çap:
(erm.i. ç‘ap) 1- Bir dâireyi merkezinden geçerek ikiye bölen doğrunun dâire içinde kalan kısmının boyu, kutur. 2- (Büyüklük veya küçüklükte kıyas yoluyle) Cüsse ölçüsü, cüsse. 3- (mec.) (Kıymet, miktar, şiddet vb. bakımlardan) Ölçü. 4- Tapu dâirelerince düzenlenen ve bir binâ veya arsanın arâzideki yerini, ölçülerini, sınırını çizgilerle gösteren belge.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Ermenice)
Çapa:
(Okçuluk Ter.) Kirişin yüzde sabit bir noktaya çekilmesi. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Çapa:
(ita.i. zappa) 1- Tarlalarda, bahçelerde toprağı işlemek için kullanılan, ağaç saplı, ucu demir kazma âleti. 2- Harç karıştırmak için kullanılan gelberi. 3- (den.) Bir zincirle denize sarkıtılıp dibe gömülmek sûretiyle gemiyi olduğu yerde tutmaya yarayan, iki veya daha fazla kollu gemi demiri. 4- Bu demirin iki kollusu biçiminde olan ve denizcilik sembolü sayılan şeklin adı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İtalyanca)
Çapa Çupa:
(d. ono.) Yararsız, değersiz, işlevsiz.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Çapa Pozisyonu:
(Okçuluk Ter.) El çenenin altında, elin üst kenarı çene ile temasta ve kirişin çenenin ucuna değdiği durum. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Çapacı:
(ita.t.i.) Çapa ile toprağı işlemek üzere tutulan amele.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İtalyanca)
Çapak Balığı:
Bilimsel Adı: Abramis brama. Familyası: Sazangiller familyasına ait bir tatlısu balığı türü. Marmara ve Karadeniz'in akarsu ve göllerinde bazı türleri de Ankara ve Kırşehir'de yaşar. Kurtlar, böcekler ve yosunlarla beslenir. 10 yıl yaşayabilir. Mayıs-Haziran arası yaklaşık 100.000 yumurta ile üreme yapar. Üreme döneminde erkek balıklarda vücut, baş ve yüzgeçler üzerinde üreme işareti olan benzeri kabarcıklar oluşur. 1 kilogramın üstündekilerin eti lezzetlidir; küçükleri ise yem veya av balığı olarak değerlidir. TÜKETİM ŞEKLİ: Ülkemiz için fazla ekonomik değeri yoktur. Diğer ülkelerde taze, tuzlu, kurutulmuş ve isli olarak tüketilmektedir. Göğüs yüzgeçleri ile Çapak balıklarını kendilerine çok benzeyen ve çok sık çapak balıkları ile karıştırılan Tahta balığı'dan ayırt etmek mümkündür. Bu iki balık türü de aynı zamanda çiftleşip yumurtlarlar. (Konusu: Balık İsimleri, Kökeni: )
Çapalamak:
(ita.t.i.) Çapa ile toprağı kabartmak.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İtalyanca)
Çapalanmak:
(ita.t.) (toprak) Çapa ile zararlı otları alınıp kabartılmak.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İtalyanca)
Çapalatmak:
(ita.t.) 1- Çapalanmasını sağlamak. 2- Çapalamasını sağlamak, çapalamak işini yaptırmak.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İtalyanca)
Çapalı:
(ita.t.sf.) 1- Çapası olan kimse. 2- Çapalanmış yer.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İtalyanca)
Çapan:
(t.i. erk.) Tatar, ulak, postacı.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Çapari:
(< ita.i. ciaparin) İğnelerine yem yerine tavuk, martı vb.nin tüyleri bağlanan, istavrit, uskumru, kolyoz gibi göçmen balıkların avlanmasında kullanılan, bir gövde üzerindeki on – on beş iğneden ibâret bir nevi balık oltası.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İtalyanca)
Çapariz:
(it.i. impazzare'den fars. çep ü rastlar geldiği de öne sürülür) 1- Engel, mani, ket. Örn:: Ulan ne düztaban şeysin seninle ne zaman buluşsam bir çapariz çıkar. (Ahmet Rasim, Fuhş-i Atik). 2- Hile, tuzak. (bkz:: Çapraz)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Çaparize Gelmek:
(d.) 1- Engelle karşılaşmak. 2- Hileye aldanmak, tuzağa düşmek. Örn:: Çaparize gelirsin sonra zıngadak. (Suat Taşer, Abuzettin Bey) (bkz:: Çapraza Gelmek) (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Çapasız:
(ita.t.af.) 1- Çapalanmamış yer. 2- Çapası olmayan.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İtalyanca)
Çapraz:
(fars.i. çep ü rast sol ve sağın kesişmesi) 1- Güç, karmaşık durum. Hile, tuzak. 2- Bir tür uyuşturucu hap. (Rivopin-2)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
çapraz:
sıfat 1. çarpı işaretinde olduğu gibi eğik olarak birbiriyle kesişen. 2. SPOR TERİMİ güreşte, kolu hasmın koltuk altından geçirip sarma oyunu; buna tek çapraz da denir; iki kolu hasmın koltukları altından geçirip sırtında kenetleme ise çift çapraz adını alır. 3. ARGO karışık, güç durum. 4. ARGO tuzak, hile. 5. içinden çıkılmaz, karmaşık bir durumla karşılaşmak. 6. tuzağa düşmek.(Konusu: , Kökeni: )
Çapraz Duruş:
(Tekvando Ter.) Koa Sohgi.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Çapraz Geçiş:
(Hentbol Ter.) Oyuncuların çapraz hareketlerle yer değiştirdikleri hücum hareketi. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Çapraz Hücum:
(Voleybol Ter.) Hücumda filenin bir yanından rakip alanının karşı yan çizgisine doğru yapılan hücum.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Çapraz Oyuncu:
(Voleybol Ter.) Bir voleybolcunun karşı pozisyonunda yer alan oyuncu. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Çapraz Sorgu:
(cross-examination) Tanık dinleme işleminin hâkim önünde doğrudan doğruya savcı ve savunma tarafından yapılması.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )
Çapraz Vuruş:
(Masa Tenisi Ter.) Köşeden karşı köşeye yapılan sert vuruş. Cros-court. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Çapraz Vuruş:
(Tenis Ter.) Vuruş yaptığınız noktaya göre topu karşı alanın çaprazına gönderen vuruş.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Çapraza Gelmek:
(d. fars. türk.) Güç, karmaşık bir durumla karşılaşmak. Hileye aldanmak tuzağa düşmek. Örn:: Burda çapraza geldiniz işte. (Raymond Queneau - Tahsin Yücel, Zazie Metroda)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Çapsız:
(erm.sf.) (mec.) Yetersiz, değersiz, dar görüşlü. (Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Ermenice)
Çar:
(rus.i. tsary < Lat. caesar) Eskiden Rus ve Bulgar hükümdarlarına verilen unvan.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Rusca)
Çardaş:
(mac.i. csárdās) Bir Macar dansı. "Çardaş havası çalınıyordu." (Safiye Erol)(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Macarca)
Çareviç:
(rus.i. tsarovits) Çarların veliaht olan oğullarına verilen unvan.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Rusca)
Çarık:
(i.) 1- Cüzdan, portföy. Örn:: Yelek meydana çıkınca sol kulağını kaldırıp attım jileti Çarık avucuma düştü. (Adnan Veli, Mapusane Çeşmesi) Örn:: Ceket İç cebinden çalınan cüzdandır. Bunun da adına (çarık) denir. (Başkomiser Yılmaz Ertunç, Yankesicilik) 2- (Otomobil vb. araçlarda) Lastik, dış lastik. 3- Dişilik organı, vagina.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Çariçe:
(rus.i. tsaritsa) 1- Çarlık mevkiine geçen kadın, kadın çar. 2- Çarın karısına verilen unvan.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Rusca)
Çark:
(fars.i. çarh, dönen tekerlek) (Sokak fahişesi için) Müşteri arayarak gezinme, tur yapma. Örn:: Öte yandan yine Halaskargazi caddesi araba çarkı İçin en önemli yoldur. (Dr. Arslan Yüzgün, Eşcinsellik)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Çark Atma:
(d. fars. türk.) Gezinme, tur yapma. Örn:: Öte yandan gece caddelerde çark atma olanağı da düşünülmelidir. (Dr Arslan Yüzgün, Eşcinsellik) (bkz:: Çark)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Çarkıfelek:
(fırıldakçiçeği) Çarkıfelekgillerden; çiçekleri tekerlek biçiminde, sarmaştığı için duvar kenarlarına ve kameriyelere ekilen bir çeşit süs bitkisidir. Hekimlikte yapraklarının üst kısımları kullanılır. Faydası:: Çarpıntıyı keser. Yüksek tansiyonu düşürür. Spazmları çözer. Uyku verir.(Konusu: Bitki Bilim, Kökeni: )
Çarlık:
(rus.t.i.) 1- Bir çar tarafından yönetilen devlet. 2- Çarın mevkii ve görevi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Rusca)
Çarliston:
(ing.i. charleston) Züppe, snop.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Çarliston:
(ing.i. charleston) [Amerika’daki Charleston şehrinin adından] 1- 1925 yılından sonra Avrupa’da moda olan bir dans çeşidi. 2- (mec.) Fiyakalı, züppe kimse.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İngilizce)
Çarliston Marka:
(d. İng. charleston, ita. marca'dan) 1- Züppe, snop anlamında kullanılır. Örn:: Ali: Kim bu ruhsatsız lafa karışan çarliston marka kereste? (Haldun Taner, Keşanlı Ali Destanı) 2- Garip, alışılmamış, yeni moda anlamlarında kullanılır.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Çarmakcur:
(erm.i.) (arg.) (bkz:: Carmakçur)(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Ermenice)
Çarmakçur:
(bkz:: Carmakçur)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
çarmıh:
(bkz:: hac) (Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
çarmıh:
ad 1. birbiri üzerine çapraz konmuş iki tahtadan oluşan, suçlunun öldürülmek amacıyla çivilendiği haç biçimindeki darağacı. 2. DEN. ana direkleri ve gabya çubuklarını yandan tutan halatlar. 3. HALK AĞZINDAN yıkılmaması için direklere, ağaçlara vurulan, çivilenen ikinci ağaç, destek.(Konusu: , Kökeni: farsca)
Çarpılmak:
(f.) 1- (Bir yankesici tarafından) Soyulmak, parası saati vb. çalınmak. 2- an.ge Soyulmak, dolandırılmak, hırsızlığa uğramak 3- Bir mala, bir hizmete ederinden fazla ödemek zorunda kalmak. Örn:: Hafta içinde otelde fena halde çarpılmıştım. Kötü bir servis, berbat garsonlar ve feci bir hesap pusulası. (Halit Çapın, Balıklara Dair) 4- Yoğun bir biçimde etkilenmek, olağandışı bir şey, bir olay karşısında şoke olmak. 5- Aşık olmak, sevdaya düşmek.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Çarpışmak:
(f.) 1- Kumar oynamak. 2- İskambil vb. bir oyun oynamak. 3- Cinsel ilişkide bulunmak.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
çarpma:
ad 1. çarpmak eylemi. 2. MATEMATİK TERİMİ çarpmak9 işlemi. 3. kimi balıkların yoğun bulunduğu yerde kullanılmak üzere hazırlanmış, bir kurşun parçasına döküm yoluyla tutturulmuş kuyu çengeli biçiminde üç dört iğnesi bulunan olta. 4. MÜZİK TERİMİ alaturka müzikte, temel notaların arasına sıkıştırılmış, tek perdelik, usulü bozmayan küçük parça. 5. sıfat çarpılarak yapılan (şey). çarpma.(Konusu: , Kökeni: )
Çarpmak:
(f.) 1- (Birisinin eşyasını) Çalmak. Dolandırarak elde etmek. Örn:: Çarpacağın adam için Zengin olması şart derdin. Ayrıca senin çarpacağın servetinden başka bir serveti olması da şarttı. (Kemal Demir, Evimizin İnsanları) 2- an.ge. Almak (genellikle geri vermeyecek, olduğu bir şeyi) edinmek. Örn:: Anladım sen bu sabah benim İki buçuğu resmen çarpacaksın. (Samim Aşkın, Halk Plajı) Örn:: Benim Kadıköyde fotoğrafçılık yapan bir amca-oğlum vardı. Arada bir onu çarpsam bile derdime deva olmuyordu bu. (Öztürk Serengil, Yeşilçamı Benden Sorun)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Çarşaf:
(fars.i. çâder çeb, gece örtüsünden) es. 1- Bin liralık kağıt para. 2- Sigara, sarılan kağıt. Esrarlı sigara hazırlamaya yarayan olağandan daha geniş sigara kağıdı. Örn:: Gogoyu alız ettim, çarşafa sarız ettim, zıvanasını takız ettim. (Engin Ardıç, Ayşenin Donu) 3- s. Olumsuz kötü. Durum hepten çarşaf.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Çarşafa Dolaşmak:
(d. fars. türk.) Becerememek, üstesinden gelemeyip başarısızlığa uğramak. Sıkı Çarşafa Dolaşmak, Dolaştırmak biçimlerinde de kullanılır.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Çarşaflamak:
(bkz:: Çarşafa Dolaşmak)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Çarşamba Pazarı:
(d. fars. türk.e.) Düzensiz, dağınık yer. (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Çarşı İzni:
Asker için bir mükafaat niteliğinde olan hafta boyunca bir sürü sap erkekle bir arada sıkılmış askerlerin hafta sonu yada bazı önemli günlerde, sırayla askeriye dışına; askeri kurallar çerçevesinde yemek, içmek, gezmek ve eğlenmek amaçlı çıkmasıdır. Çarşı izninde gidilebilinecek alan sınırlarıyla belirlenmiştir. O sınırların dışına çıkmazsın, ayrıca askerlik onurunu zedeleyici mekanlara giremezsin. Önceleri askerin gidebileceği mekanların kapılarında "er ve erbaş girebilir" yazardı yavaş yavaş bu uygulama kalkıyor. Eskiden çarşıya askeri kıyafettle çıkılırdırdı ama artık bu uygulama kalktı.(Konusu: Askeri Terim, Kökeni: )
Çat Pat:
1- (bir kimsenin bir yabancı dili konuşma ölçüsü için) Yarım yamalak, şöyle böyle, çok az, biraz, kırık dökük. "Çat pat İngilizcesiyle turistlerle konuşuyordu" 2- Uygunsuz zamanlarda, zamanlı zamansız. "Onun çat pat gelişine alıştık artık" NOT: Yansımalardan Oluşur.(Konusu: İkileme, Kökeni: )
Çatal:
(İng. fork) On dokuzuncu yüzyıl İngiliz tiyatrosunda panoları ucundan tutan direk.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Çatal Atmak:
(d.) (Bir işe) Karışmak, burnunu sokmak.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Çatalca Yarımadası:
Çatalca Yarımadası, Marmara Bölgesi'nin kuzeyinde, Türkiye'nin Avrupa kıtasındaki topraklarının en doğu noktasını oluşturan toprak parçasıdır. Yarımadayı çevreleyen sular kuzeyde Karadeniz, doğuda İstanbul Boğazı, güneyde Marmara Denizi'dir. Diğer yarısı Kocaeli Yarımadası üzerinde kurulu olan İstanbul'un, bu yarımada üzerinde kurulu olan bölümü Avrupa Yakası olarak adlandırılır. İstanbul'un toplam sayısı 39 olan ilçelerinin, 25'i bu yarımadada, yani Avrupa Yakası'ndadır.(Konusu: Coğrafi Konum, Kökeni: )
Çatana:
(i.) [Romanya'da, Tuna kıyısındaki Çetene kasabasının adından] (den.) Filika büyüklüğünde, buhar makinesiyle çalışan küçük tekne, istimbot.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: kökeni belli değil)
Çatı:
Kitabın Türü: Roman Kitabın Yazarı: V. C. ANDREWS Kitabın Konusu: Kitabı anlatan Catherine Dollanganger, ağabeyi, 2 kardeşi, anne ve babasıyla pennsylvania, Gladstone’da güzel bir hayat sürerler. Anneleri Corrine; ev kadınıdır ve Cathy, ağabeyi Chris ve ikizleri yani Cory ve Carrie’yle ilgilenmiyordur. Babaları Sir. Christopher 36. yaşgünü sırasında, bir otoyol kazasıyla hayatını kaybeder. Mali yoksulluk sebebiyle eski evine geri dönme ihtiyacı olan Corrine, annesi Olivia’yla konuşur ve eve döner. Fakat şöyle bir olay vardır; Corrine ‘in ölen eşi Christopher onun üvey amcasıdır, ve aile bunu daha önceden bildiği için Corrine’ni reddetmişlerdir. Corrine’in bu evde yaşaması için tek koşul Cathy, Chris ve ikizlerin ölmeleridir. Bu gerçeklerin ışığında Corinne kökenleri olan Foxworth ailesinin malikanesine çocuklarını kilitler. Seri dört kitaptan oluşuyor; Çatı, Çatıdaki Rüzgar, Gazap Tohumları, Çatıdaki Dikenler. Kitabın Ana Fikri: Paradan daha değerli şeylerde vardır.(Konusu: Kitap Hakkında, Kökeni: )
Çatı:
(i. esk.) 1- Dişilik organı, vagina. 2- Dölyatağı, rahim.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Çatıdaki Dikenler:
Kitabın Türü: Seri Roman Kitabın Yazarı: V.C. ANDREWS Kitabın Konusu: Cathy ve Chris geçmişin trajedilerini ve günahlarını peşlerinden sürükleyerek sonunda zalim anneleri tarafından uzun süre saklı tutuldukları Foxworth Malikânesi’ne dönerler. Ne var ki, büyük uğraşlara rağmen bir karabulut gibi üstlerine çöken geçmişlerinden bir türlü kopamazlar. Artık onları kâbus dolu günler beklemektedir. Seri dört kitaptan oluşuyor; Çatı, Çatıdaki Rüzgar, Gazap Tohumları, Çatıdaki Dikenler. Kitabın Ana Fikri:(Konusu: Kitap Hakkında, Kökeni: )
Çatıdaki Rüzgar:
Kitabın Türü: Seri Roman Kitabın Yazarı: V.C. ANDREWS Kitabın Konusu: Çocuklar aile yaşantılarının, geleceklerini nasıl etkileyeceğini anlatmakta. Seri dört kitaptan oluşuyor; Çatı, Çatıdaki Rüzgar, Gazap Tohumları, Çatıdaki Dikenler. Kitabın Ana Fikri: Çocukların ‘’anne sevgisi’’ ve dokunaklı yaşamlarının sözcüklerde canlanan betimlemesini gözlerinizi yaşartırken yüreğinizi istemeden acıtacaktır. Chris:Hırslı, azimli ve yardımsever bir doktordur. Cathy:Balerin olmak isteyen Chris’e aşık güzel bir kızdır. Winslow:Chris’in annesi gözünü para hırsı bürümüş kötü kalpli bir kadındır.(Konusu: Kitap Hakkında, Kökeni: )
Çatır Çatır:
(be.) 1- Katı, sert bir şey kırılırken, yerinden sökülürken, yanarken ya da sıkıştırıldığında çıkan ses. 2- Zor kullanarak, baskı uygulayarak. "Onu senden çatır çatır geri alırım" 3- Hiç güçlük çekmeden, pek kolay bir biçimde, kolaylıkla. "İki dili de çatır çatır konuşur" 4- Çok çatlak bir duruma gelmek. "Toprak çatır çatır çatlamıştı" 5- Çok kıskanmak. "Çatır çatır çatlasa da, ölse de bunu yaparım" NOT: Yansımalardan Oluşur.(Konusu: İkileme, Kökeni: )
Çatışma:
(Alm. Konflikt - Fr. conflict - İng. conflict) 1- Oyun kişileri arasındaki çatışma. 2- İç çatışma: tinsel olan çatışma. Bir kişinin kendi kendiyle olan çatışması. 3- Dış çatışma: hareketlerle ve sözlerle olan çatışma. Karşıt güçlerin ve duyguların çarpışması.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Çatıya Çıkmak:
(d. esk.) (Erkek için) Kadınla, kızla cinsel ilişkide bulunmak. (Çocuk için) Anasının rahmine düşmek peydahlanmak. Örn:: Baba- Evvela çatıya sen mi çıktın? Mahmut Ağa- Babam çıktı ben kiremit verdim. (Dümbüllü İsmail Efendi, İki Çiçek Bir Böcek yahut İzmire Gidiş) (Alıntıda deyimin her iki anlamı yer almaktadır.)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Çatkı Bezi:
(Alm. Malleinwand - Fr. toile a decor - İng. canvas) Dekorda ve perde fonlarında kullanılan kalın bez.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Çatlak:
(i.) 1- Dişilik organı, vagina. 2- (an.ge.) Kadın, kız. (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Çatma:
(Eskrim Ter.) Silahını rakibinin silahının uç kısmına dokundurarak sporcunun kendini emniyete alması hareketi. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Çavaş:
(t.i. erk.) 1- Güneş. Güneşli yer. 2- Güney.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Çavdarmahmuzu:
(claviceps purpurea) Çavdar ve ona benzeyen bitkilerin çiçeklerinde üreyen parazit bir mantarın kışı geçirmek üzere aldığı mukavemet şeklidir. 10-35 milimetre uzunluğunda, 2-5 milimetre genişliğindedir. Dışı siyahımsı-mor; içi pempemsi veya morumsu beyaz renktedir. Tadı yoktur. İçinde ergotin denilen zehirli bir madde vardır. Ev ilaçlarında kullanılmamalıdır. Faydası:: Damarları daraltıcı özelliğinden ötürü hekimlikte kullanılır.(Konusu: Bitki Bilim, Kökeni: )
Çavlan:
(t.i. ka.erk.) Büyük çağlayan. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Türkçe)
Çavlı:
(t.i. erk.) Ava alıştırılmamış doğan. Çavlı Çandar: (Öl. 1146). Selçuklu emiri. Sultan Mesud döneminde yararlı işler yaptı.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Çavo:
(sf.i.) (çocuk anlamında çing.k.) 1- Genç (erkek) 2- Genç, erkek eşcinsel. Örn:: Çavo tipler genç eşcinselleri ve parlağı simgelemektedir. (Dr. Arslan Yüzgün, Eşcinsellik) (Ayr.bk. Önsöz - Kaşgarlı Mahmud taramasında ÇAVA maddesi.) (Alman argosunda oğlan, oğul, genç erkek anlamında ve şabi, çabo, çavo biçimlerinde kullanılan sözcük de çing. tsavo, çavo'dan türemiştir. Sigmund A. Wolf.Wörterbuch des Rotvvelschen) (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Çavocu:
(çing.sf.i. türk.e.) Genç erkek düşkünü.(eşcinsel)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Çavullamak:
(bkz:: Şavullamak)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Çavuş:
(i.) Erkeklik organı, penis.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )