Haydi Öğrenelim!
Konşimento:
Taşıma işlerinde malın alındığını ve taşınacağını gösteren belge (özellikle deniz taşımacılığında)
MecmuaN.com Nedir?
MecmuaN geniş çaplı bir Sözlük Sitesidir. Anlamını bilmediğiniz kelimeler, atasözleri, deyimler, osmanlıca kelimeler ve kronolojik tarihi olayları araştırabilir ve önemli günler gibi bir çok bilgiye ulaşabilirsiniz.
Kelime Arama
Sende Yolla Hata Bildir!GENİŞ KAPSAMLI ANLAMLAR VE KAVRAMLAR SÖZLÜĞÜ - TÜRKÇE SÖZLÜK
Çelenk:
(yun.i. fars. [?]) 1- Roma, Yunan ve Bizanslılar’da ödül olarak verilen, gittikçe yaygınlaşarak hıristiyanlarca bayramlarda kullanılan, defne dalı veya çiçekten yapılmış halka biçiminde baş süsü. 2- Osmanlı Devleti’nde savaşta başarısı ve kahramanlığı görülenlerin başına nişan olarak takılan mâden, gümüş veya altından sorguç. [Tanzîmat’tan sonra kaldırılmıştır] 3- Kadınların başlarına taktıkları genellikle mücevherli sorguç. 4- Törenlerde kullanılan, cenâzelere gönderilen, yuvarlak veya uzun çeşitli şekillerde hazırlanmış çiçek.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Yunanca)
Çelgin:
(t.i. ka.) Yaralanarak kaçan av hayvanı.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Türkçe)
Çelik:
(t.i. erk.) 1- Su verilip sertleştirilen demir. 2- Çok güçlü kuvvetli. 3- Kısa kesilmiş dal.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Çelik Bİlek:
1700'lü yıllarda Kuzey Amerika'da İngiltere'ye ait kolonilerin bağımsızlık savaşı vererek Amerika Birleşik Devletleri'ni kurmasını konu alan çizgi romanda kırmızı urbalılar'a karşı direnen Çelik Blek'in yakın arkadaşları Rodi ve Profesör Oklitus (Occultis) bir avcı kasabasında yaşarlar. Çelik Blek ciddi, cesur, becerikli ve akıllı bir kişidir. Olaylara verdiği "Hay bin kunduz" tepkisi ile efsaneleşmiştir.(Konusu: Çizgi Karakter, Kökeni: )
Çelikel:
(t.i. erk.) Çelik gibi güçlü el.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Çeliker:
(t.i. erk.) Çelik gibi güçlü kimse.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Çelikhan:
(t.i. erk.) Güçlü hakan, yönetici.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Çelikhane:
(b.i) Çelik üretimi yapılan fabrika.(Konusu: Hane ile Biten, Kökeni: )
Çelikkan:
(t.i. erk.) Güçlü soydan gelen kimse.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Çeliköz:
(t.i. erk.) (bkz:: Çelik) (Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Çeliksu:
(t.i. erk.) (bkz:: Çelik)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Çelikyay:
(t.i. erk.) Güçlü, kuvvetli.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Çelist:
(ita.i.) Viyolonsel çalan sanatçı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İtalyanca)
Çello:
(ita.i. cello, violoncello’nun kısaltılmış şekli) Viyolonsel.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İtalyanca)
Çelme:
(Futbol Ter.) Oyuncunun rakibini engelleme, düşürme amacıyla ayağına darbe yapması, ayağını takması. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Çeman:
(f.i. ka.) 1- Salına salına yürüyen. 2- Nazlı sevgili.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Farsca)
Çembalo:
(ita.i. cembalo) (müz.) Klavsen denen çalgı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İtalyanca)
Çember:
(Basketbol Ter.) İç çapı 45 cm.olan sert metalle çevrili, ağların asılı olduğu sepet bölümü. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Çember:
(Yüzme Ter.) İki ayak bileğini bağlayarak kol çalışması sırasında bacak hareketini önlemeye yarayan yüzme antrenmanı aracı. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Çemberbaz:
(Körm. O.) Çemberlerin arasından atlayıp geçen oyuncu.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Çemen:
(çimen) Baklagiller familyasından sarımsı beyaz çiçekli 20-40 santimetre boyunda, bir yıllık, otsu bir bitkidir. Tohumlarında, müsilaj, uçucu ve sabit yağ, trigonellin vardır. Faydası:: Balgam söktürür. Göğsü yumuşatır. Vücuda rahatlık verir. şehvet artırır.(Konusu: Bitki Bilim, Kökeni: )
Çemen:
(erm.i. çaman) 1- Maydanozgillerden bir bitki ve bu bitkinin kokulu tohumu. 2- Bu tohumun un hâline getirildikten sonra sarmısak ve kırmızı biberle karıştırılmasından elde edilen, tat ve koku vermesi için pastırma üzerine sürülen, kızıl renkteki hamurumsu mâcun.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Ermenice)
Çemenlemek:
(erm.t.i.) Üzerine çemen sürmek, çemen ile kaplamak. (Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Ermenice)
Çemenlenmek:
(erm.t. nesnesiz) Üzerine çemen sürülmek, çemen ile kaplanmak.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Ermenice)
Çemenli:
(erm.t.sf.) Çemeni olan veya üzerine çemen sürülmüş olan.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Ermenice)
Çemenzar:
(f.i. ka.) Otlak. Çimenlik.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Farsca)
Çemiş:
(sf.i.) (dut kurusu, yemiş kurusu anlamında yerel k.) (Kentliye göre) Dışarlıklı kent yaşamının İnceliklerini bilmeyen, bön. (kimse) Örn:: Çevriye gözüyle adamı İşaret ederek biletçiye Nasıl? dedi. Çemiş mi? İş alabilir miyim? (Orhan Kemal, Sokakların Çocuğu)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Çenç:
(ing.sf.i. change'den) 1- Çalınmış, (mal) hırsızlama. (eşya) 2- (Otomobilde) Orijinal olmayan sonradan konmuş motor, özellikle orijinal numarası değiştirilmiş motor İçin kullanılır. Örn:: Bizim arabalarımız gençtir, sizlere yaramaz. (Ümit Oğuztan, Kraliçe Sisi) (bkz:: Çakma) (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
çene:
ad 1. omurgalılarda başta yer alan, kemik ya da kıkırdak ile desteklenen, genellikle dişleri taşıyan ve ağzın açılıp kapanmasını sağlayan, biri oynak iki parçaya verilen ortak ad. 2. HAYVANBİLİM (ZOOLOJİ) TERİMİ omurgasız hayvanlarda buna benzeyen yapı. 3. mengene, kerpeten gibi araçların sıkıştırmaya yarayan karşılıklı iki parçası ya da bunlardan her biri. 4. HALK AĞZINDAN köşe başı, köşe. 5. MEC. çok konuşma huyu, gevezelik. "Sendeki çeneye kimse dayanmaz" 6. önce çok az konuşurken konuşkanlaşmak. 7. susmak bilmemek, boyuna konuşmak. "Eh, çenesi açıldı yine, işin yoksa dinle dur" 8. çok konuşmaktan hiç yorulmayan. 9. iyi konuşan ve söylediklerini dinleten (kimse). "Senin çenen güçlüdür, bizi sen savun" 10. ölen bir kimsenin çenesinin altından geçirilen tülbendi başının üstünde düğümlemek. 11. MEC. bir kimsenin ölümünü istemek. "Onun çenesini bağlamak istersin sen" 12. (biri) susmak. "Çok konuşur, çenesini kapatmak bilmez" 13. (birini) susturmak. "Üç beş kuruş verip onun çeneseni kapatsak iyi olur"(Konusu: , Kökeni: farsca)
Çene Atmak:
(d. fars. çane türk.) Konuşmak, söyleşmek. Örn:: Bir kahveye gidip uzun uzun çene attılar. (Attila İlhan, Sokaktaki Adam)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
çene cerrahisi:
Ağız Diş ve Çene Cerrahisi, bütün yaş aralığındaki bireylerin ağız, diş ve çene bölgelerindeki sert ve yumuşak dokuların hastalıkları, yaralanmaları ve bozukluklarının düzeltilmesi için gerekli tanı ve tedavi yöntemlerini uygulayan Anabilim Dalı'dır.(Konusu: , Kökeni: )
Çene Suyu Çorba:
(d. fars. çane, şurba türk.) 1- Anlamsız boş laf, gevezelik. 2- Önemsiz şeylerden söz ederek eğlenme, gırgır, şamata.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Çene Yarışı:
(Ort. O.) Kavuklu ile Pişekar arasında yarış malı söyleşme. (bkz:: Tekerleme)(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Çenen Pırtı:
(bkz:: Pırtı)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Çengel Atışı:
(Basketbol Ter.) Potaya sırtı dönük durumda kolunu çengel gibi yapıp çevirerek başının üzerinden topu çembere gönderme. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Çengel Vuruş:
(Boks Ter.) Dirseklerin bükülmesiyle rakibe yandan yapılan vuruş: Hook. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Çengi:
(Kar. Ort. O.) Çenk adı verilen çalgıyla danseden oyuncu.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Çentez:
(i. esk.) Kuruş. Örn:: Birine bir çentez verirsen, hem kafa kağıdını okur hem de. (Refi Cevat Ulunay, Dağlar Kralı Balçıklı Ethem)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Çepel:
(sf. esk.) Güçlü, kuvvetli.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Çer Çöp:
(bi.i.) 1- İnce kuru dal, çalı çırpı, ot çöp parçaları. "Biraz çerçöp toplayıp ateş yaktılar" 2- Süprüntü. "Evin çerçöpünü toplayıp attık" 3- (ünlem) Kimi çocuk oyunlarında dikkat anlamında kullanılan bir uyarı sözü. NOT: Biri Anlamlı, Diğeri Anlamsız Kelimelerden Oluşur.(Konusu: İkileme, Kökeni: )
Çerağ:
(f.i. erk.) 1- Yağ kandili, lamba, mum. 2- Atın şaha kalkması. 3- Çırak edilme. 4- Bir memuriyete ve ihsana nail olan. 5- Vazifesinden emekli edilen.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Farsca)
Çerçeve:
(fars.i. çâr-çûbe'den) 1- Gözlük. 2- An.ge. Gözlüklü adam. (bkz:: Camekan) 3- Bekaret zarı.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Çerçeve:
(Alm. Architrav - Fr. architrave - İng. architrave) 1- Döşem sanatında pencere ve kapı çerçevesine verilen ad. 2- Sahne çerçevesinin üst parçası.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Çerçeve Dağıtmak:
(d. fars. türk.) (Erkek için) Bir kızın bekaretini bozmak. (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Çerçeve Tiyatrosu:
(Alm. Rahmenbühne) Oyun yeri ile seyirci arasında düz bir bağlanı; çizgisi olan bir tiyatro biçimi. İlk kez Roma tiyatrosunda, son kez de Barok tiyatrosunda görülmüştür. Bugün de çok kullanılan bir tiyatro biçimidir.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Çerçeveli Pano:
(Alm. versteifter Dekorationsteil - İng. french flat) Pencere ve kapıları tutmak için çerçeve geçirilmiş pano.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Çerçevesini Dağıtmak:
(d. fars. türk.) Gözlüklü birisini dövmek.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Çerez:
(yun.i < fars.i. çereş) 1- Yemekten sayılmayan, yemek arasında veya içki içerken yenen öteberi. 2- Kuru yemiş vb. yemek dışında yenen öteberi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Yunanca)
Çerezci:
(yun.t.i.) 1- Çerez satan kimse. 2- (teşmil.) Çerez satılan dükkân, kuruyemişçi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Yunanca)
Çerezlenmek:
(yun.t. dönüşlü f. < çerez+len-mek) 1- Çerez türünden şeyler yemek. 2- (mec.) Bir şeyden kendine ufak tefek fayda sağlamak, çimlenmek.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Yunanca)
Çerezlik:
(yun.t.i.) 1- Çerez olabilecek şeyler. 2- Çerez konulan kap.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Yunanca)
Çeri:
(t.i. erk.) Asker, savaşçı.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Çerkez Ethem:
Tarık Buğra'nın yazdığı Küçük Ağa kitabının baş kahramanı. Başlarda vatan ve millet için yeri tutulmaz hizmetler vermiş, cephede büyük başarılar göstermiş, fakat düzenli orduya geçme kararı alındığında tamamen zıt fikirleri benimsemiş ve zararlı olmuş bir çete reisi.(Konusu: Kitap Karakteri, Kökeni: )
Çerkez Halayık:
(Kar.) Dedikoducu kadın tiplerinden biri.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Çermakçur:
(bkz:: Çarmakçur)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Çerme:
(t.i. erk.) 1- Çay kıyılarında sulu ve yeşil yer. 2- Akarsuların topraktan çıkan sızıntısı. 3- Kaynak.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Çeşit:
(sf.) Garip görünümlü, garip davranışlı. (kimse) Örn:: Gitsene işine akşam akşam hemşerim. Çeşit misin cins misin? - Ağır vaka abi Açıkça yazık. (Engin Ergönültaş, İşsiz Ali)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Çeşitleme:
(Fr. variation) Klasik ikilide (Pas de deux) kadın ve erkek dansçıların solo dansları.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Çeşitlemeli Ses:
(Alm. variable Stimme - Fr. vaix variee - İng. variable voice) Tiyatro konuşmasında tiz ve pes perdelere kolaylıkla inip çıkabilen ses.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Çeşitlendirmek:
Pulların bir sonraki zarda kapı almak, pul kırmak vb. ihtimalini artırmak için dağıtılması.(Konusu: Tavla Terimi, Kökeni: )
çeşitli:
sıfat değişik çeşitleri olan, çeşidi çok olan, türlü.(Konusu: , Kökeni: fr+t)
Çeşman:
(f.i. ka.erk.) Gözler. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Farsca)
çeşme:
(B-30) Trafik Bilgi İşareti: bu işaret levhası yol kenarında çeşme olduğunu bildirir.(Konusu: trafik işareti, Kökeni: )
Çeşme:
(fars.i.) Erkeklik organı, penis: Örn:: Kız- Kuru çeşmeler yıktırılacakmış. Anne- Aman kızım yavaş oku baban duymasın meraklanır.. (Cemal Nadir, karikatür) (bkz:: Kuruçeşmeye Taşınmak) (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
çeşme:
ad 1. genellikle herkesin yararlanması için yapılan, borularla gelen suyun bir oluktan ya da musluktan aktığı, bir yalağı bulunan su haznesi ya da yapısı. 2. HALK AĞZINDAN doğal su kaynağı, pınar.(Konusu: , Kökeni: farsca)
Çeşmiahu:
(f.i. ka.) Ahu gözlü kadın, ceylan gözlü güzel.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Farsca)
Çeşminaz:
(f.i. ka.) 1- Süzerek bakma, bakış. 2- Nazlı nazlı bakan göz. 3- Güzel gözlü sevgili.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Farsca)
Çeşpan:
(f.i. ka.erk.) Layık, uygun, münasip, yakışır. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Farsca)
Çete:
Kitabın Türü: Roman Kitabın Yazarı: Refik Halid KARAY Kitabın Konusu: Rus çarı Prensesi NİNA DANİLOVİÇ’in, Fransız Ernestie evliliğinden sonra Suriye’deki yaşamı; Adana’da bulunan hazineyi almak istemesi ve bu hedefe ulaşmaya çalışırken çete komutanı KIRAN BEY’le yaşadığı aşk anlatılmaktadır. Kitabın Ana Fikri: Aşkın her engeli aşacağını ve bu uğurda her şeye karşı gelinebileceği anlatılmaktadır. Üzerinde yaşadığımız, her karışı için canına feda ettiğimiz vatanımızın her şeyden önemli olması. Diğer Karakterler: KOLONEL: Emir altında kalan ve kendisine zara gelmemesini isteyen bir kişi. YZB. ERNEST: Nina’nın eşidir. NİNA DANİLOVİÇ: Güzel, iyi huylu, ülkesini seven birisidir. NEZİH (KIRAN BEY): Vatansever, iyi huylu, olumsuz bir durumu benimsemeyen, yakışıklı bir çete reisidir. RECEP BEY: Türk kuvvetlerinin başıdır. YOKSUL VE ÖKSÜZ: Kıran bey çetesinin en önemli elemanlarıdır.(Konusu: Kitap Hakkında, Kökeni: )
Çete:
(sl.i. çefa'dan) Yakın arkadaş, yoldaş. Örn:: Gülseren ablayı biz ikimiz izleriz, biz ikimiz çeteyiz. (Hulki Aktunç, Aşka Kimse Yok)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Çete:
(sırp.i.< çeta, Balkan dillerinden) 1- Düşmana karşı küçük gruplar hâlinde savaşan, haberleşmeyi ve ulaşımı engelleyen, sabotajlar, baskınlar düzenleyen, ordu dışı gönüllü topluluk. 2- Şiddet kullanarak hırsızlık, gasp vb. yasa dışı işler yapmak maksadıyle bir araya gelmiş kimselerin oluşturduğu topluluk. “Eşkıyâ çetesi.” 3- (târ.) Osmanlı Devleti’nde yağma, keşif veya tahrip amacıyle düşman topraklarına gönderilen yüz kişiden az birlik.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Sırpça)
Çeteci:
(sırp.t.i.) 1- Çete savaşı yapan kimse. 2- Eşkıyâ, haydut.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Sırpça)
Çetecilik:
(sırp.t.i.) 1- Çete savaşı yapma. 2- Eşkıyâlık, haydutluk.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Sırpça)
Çetele:
(yun.i. < İtal. cetola < Lat. schedula “liste”) 1- Eskiden okuma yazma bilmeyen ekmekçi, sütçü, saka gibi esnafın veresiye yaptıkları satışın hesâbını tutmak üzere kullandıkları ağaç dalı parçası. [Bu parça ikiye bölünür, biri alıcıda, biri satıcıda kalır, satılan her mal için iki parça birleştirilerek üzerine bir çentik yapılır, sonra bu çentikler karşılaştırılarak sayısına göre hesap görülürdü] 2- (teşmil.) Hesap tutmak için çizilen çizgi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Yunanca)
Çeteleci:
(yun.t.i.) (halk ağzı) Ormandan kesilen odunları bir tüccar adına, çetelesini tutarak teslim alan kimse.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İslavca)
Çetin:
(t.i. erk.) 1- Sert, işlenmesi, elde edilmesi, çözümü zor, sarp, müşkil. 2- İnatçı, azimli, şedid.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Çetin Alp:
Çetin KÜÇÜKARSLAN (d:1947; ö:2004)(Konusu: Gerçek Adı, Kökeni: )
Çetin Başaran:
Tarzan Çetin(Konusu: lakaplar, Kökeni: )
Çetin Tekindor:
Dizi Karakteri: Kral (Sinan) Dizi Adı: Yılan Hikayesi. 1999-2002 yılları arasında Kanal D'de yayımlanmış olan dram, komedi ve polisiye türündeki Türk televizyon dizisi.(Konusu: Film & Dizi Karakteri, Kökeni: )
Çetinalp:
(t.i. erk.) (bkz:: Alp)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Çetinay:
(t.i. erk.) (bkz:: Çetin)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Çetinel:
(t.i. erk.) (bkz:: Çetin)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Çetiner:
(t.i. erk.) (bkz:: Çetin)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Çetinöz:
(t.i. erk.) (bkz:: Çetin)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Çetinsoy:
(t.i. erk.) (bkz:: Çetin)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Çetinsu:
(t.i. erk.) (bkz:: Çetin)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Çevik:
(t.i. erk.) Çabuk davranan, hızlı ve hareketli. (Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Çevikcan:
(t.i. erk.) (bkz:: Çevik)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Çeviklik:
Güç ile hareketlilik ve süratin hızlanma, yavaşlama etkisinden üçünün ortaklaşa ürettiği başka bir parametredir.fYavaşlama, yön değiştirme ve hızlanma hareketlerinin kısa sürede uygulanması.(Konusu: Fitness Terimi, Kökeni: )
Çevirme:
(Güreş Ter.) Yüz üstü yere yatmış rakibini güç ve oyun kullanarak sırt üstüne getirme durumu. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Çevirmeli Bağlantı:
"Standart telefon hatlarını kullanan modemlerle yapılan internet ve ağ bağlantılarına ""çevirmeli bağlantı" (Dial-Up) adı verilir. Örneğin çevirmeli bağlantı ile internete bağlanmak istiyorsanız, öncelikle size verilen bir kullanıcı adını ve şifreyi girmeli, daha sonra modeminizin gerekli telefon numarasını çevirerek bağlantıyı tamamlamasını beklemelisiniz."(Konusu: Bilgisayar T., Kökeni: )
çevre:
ad 1. bir şeyi dört yönü bakımından kuşatan yakın yerler, bir şeyin dolayı. "Köyün çevresi yeşillikti" Benzer: etraf havali muhit dolay yöre 2. kıyıları sırma işlemeli mendil ya da oyalı yazma. 3. MEC. bir kimse ile yakın ilişkisi olanların tümü. "O, çevresine aldanıyor" Benzer: etraf 4. MEC. özdeş konu ile ilgili, o alanda çalışan, o alanla uğraşan kimselerin tümü. "Bilim ve sanat çevreleri, yasayı olumlu buldu" Benzer: muhit 5. MEC. insanın içinde bulunduğu toplumsal ortam. "İnsan için çevrenin yargısı önemlidir" 6. RUHBİLİM TERİMİ bireye dıştan etki yapan bütün nesne, güç ve uyarımların toplamı. 7. TOPLUMBİLİM TERİMİ bireyin, bir toplumsal kümenin ya da toplumun yaşambilimsel, toplumsal ve kültürel yaşamını etkileyebilen dış etmenlerin tümü. 8. MATEMATİK TERİMİ düzlem üzerindeki bir şekli sınırlayan çizgi. "Bu kentin çevresi on kilometreymiş" 9. DİLBİLİM TERİMİ bir birimden önce ya da sonra gelen özdeş türden birimlerin tümü.(Konusu: , Kökeni: )
Çevre Birimi (Aygıtı):
Bilgisayara bağlı olan, ancak kasa içerisinde yer almayan her türlü donanıma çevre birimi adı verilir. Çevre birimlerine verilebilecek en güzel örnekler, yazıcı, fare, klavye ve oyun kontrol cihazlarıdır.(Konusu: Bilgisayar T., Kökeni: )
Çevre Oyunu:
(Alm. Milieustück) Belli bir kişiye, öbeğe, öyküye ilgiyi çekmeden, hayatın geniş bir görünüşünü ya da dönemini gösteren oyun türü.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Çevre Tiyatrosu:
(Alm. Rundtheater) Seyircilerin ortada bulundukları, oyun yerlerinin de seyircilerin etrafına dolandığı bir oyun biçimi. Ortaçağda ilk kez Fransa'da dinsel tiyatroda: Jean Fouquet'nin minyatürü. Barok çağda, Alman mimarı Furttenbach'da böyle planlamıştır.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
çevrebilim:
Canlıların yaşadıkları çevreyle olan karşılıklı ilişkilerini inceleyen bilim.(Konusu: , Kökeni: )
Çevreleme:
(Eskrim Ter.) Silahın ucuna çember çizdirerek aynı noktaya dönme şeklinde yapılan hamle. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
çevresel:
sıfat çevre ile ilgili.(Konusu: , Kökeni: )
Çevrim:
(t.i. erk.) 1- Sınır. 2- Girdap. 3- Sürekli ve düzenli değişme.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)