MecmuaN.CoM sözlük sitesi
 D E N E M E    


Haydi Öğrenelim!

Biz Bize:

Yanımızda yabancı bir kimse bulunmaksızın, yalnız başımıza. "Artık biz bize olarak görüşmeye başlayabiliriz" NOT: Hal Eki Alarak Oluşur.

SON EKLENEN KELİMELER



*Amed Sportif Faaliyetler

*Abdi Algül

*Beyza Başar

SON ARANAN KELİMELER



*Erkeklik

*Husye

*Husye

MecmuaN.com Nedir?

MecmuaN geniş çaplı bir Sözlük Sitesidir. Anlamını bilmediğiniz kelimeler, atasözleri, deyimler, osmanlıca kelimeler ve kronolojik tarihi olayları araştırabilir ve önemli günler gibi bir çok bilgiye ulaşabilirsiniz.

Kelime Arama

      Gelişmiş Arama
Sende Yolla Hata Bildir!


GENİŞ KAPSAMLI ANLAMLAR VE KAVRAMLAR SÖZLÜĞÜ - TÜRKÇE SÖZLÜK




Albay:  

Albay; birçok ülkenin Hava kuvvetlerinde asıl görevi alay komutanlığı olan ve Yarbay ile Tuğgeneral arasındaki askerî rütbe. NATO kodu OF-5'tir.(Konusu: Askeri Rütbe, Kökeni: )

Albay:  

Albay; birçok ülkenin Deniz kuvvetlerinde asıl görevi alay komutanlığı olan ve Yarbay ile Tuğgeneral arasındaki askerî rütbe. NATO kodu OF-5'tir.(Konusu: Askeri Rütbe, Kökeni: )

Albergo:  

(it.i.) Otel. Örn:: Albergoya naşla. (Dr. Arslan Yüzgün, "Türkiyede Eşcinsellik") (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Albert Einstein:  

Albert Einstein (1879-1955) Yahudi asıllı Alman teorik fizikçi. Albert Einstein Buluşları 1- Özel Görelilik Kuramı (İzafiyet Teorisi) 2- Genel Görelilik Kuramı (Kütle Çekiminin Geometrik Kuramı 3- Kütle Enerji Denkliği 4- Fotoelektrik Etkisi 5- Brown Hareketi ve İstatistiksel Fizik (Atom ve Moleküllerin Büyüklüğünün Hesaplanması) 6- Kuantum Fiziği ve Belirsizlik İlkesi 7- Bose-Einstein İstatistiği(Konusu: Mucid ve İcadı, Kökeni: )

Albinizm:  

(fr.i. albinisme < Lat.) (hek.) Doğuştan pigment eksikliği nedeniyle deri, kıllar ve gözlerin ak renkli olması. Eş anlamlısı: Akşınlık.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Albino:  

(fr.i.sf. albinos < İsp. < Lat.) Kıllarında ve gözlerinde, kimi kez de derisinde boya maddesi doğuştan bulunmadığı için her yanı ak olan (insan). Eş anlamlısı: Akşın, çapar.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Albuminurofobi:  

(ing.i. albuminurophobia) böbrek hastalığı korkusu.(Konusu: Fobiler, Kökeni: ingilizce)

Albüm:  

(fr.i. album < Lat.) 1- Hâtıra olarak, koleksiyon yapma ve koruma gibi amaçlarla fotoğraf, resim, pul, şiir vb. şeylerin içine yerleştirilip saklandığı bir çeşit ciltli defter. 2- Herhangi bir konuyu, altlarına kısa açıklamalar yazılmış resimlerle veren kitap. 3- Bir ses sanatçısının eserlerinden veya belli bir müzik türüne âit parçalardan oluşan kaset yâhut kompakt disk.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Albümin:  

(fr.i. albumine < Lat.) 1- Süt ve yumurtada, kan, kas ve birçok bitki doku ve sıvısında bulunan, suda eriyen, ısınınca katılaşan, karbon, hidrojen, oksijen ve azottan ibâret karmaşık proteinlere verilen isim. 2- Vücutta albüminin çoğalmasıyla meydana gelen hastalık.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Albüminli:  

(fr.türk.sf.) İçinde albümin bulunan.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fr + Tür)

Alcan:  

(t.i. ka.) Can alıcı güzel. Can alan, cesur, yürekli.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Türkçe)

alçak:  

sıfat 1. tabandan, yerden uzaklığı az olan, yüksek olmayan, yere yakın. "Çocuğu alçak bir iskemleye oturttu" 2. yükseklere göre aşağıda kalan yer. "Tepenin alçaklarında inekler otluyordu" 3. MEC. bile bile kötü davranışlarda bulunan, kötülük işleyen, doğası, huyu bozuk, kötü, aşağılık (kimse). "Alçak insanlarla düşüp kalkılmaz" 4. hafif ses. "Alçak sesle konuşalım, duyulmasın" 5. MÜZİK TERİMİ kalın ses.(Konusu: , Kökeni: )

Alçak Atış:  

(Atıcılık Ter.) Alçak kuleden yapılan tek atışlı skeet türünde atış. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Alçak Çıkış:  

(Atletizm Ter.) Atletlerin özellikle kısa mesafeli koşularda elleri ve bir dizlerinin yerde olduğu, hareketsiz duruştan sonra en çabuk hızlanmaya dayanan çıkış.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Alçak Pas:  

(Voleybol Ter.) Smaçöre hücum pasının alçak atılması. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Alçak Post Bölgesi:  

(Basketbol Ter.) Potaya yakın, potanın sağında ve solunda yer alan bölüm. Down low. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Alçak Pozisyon:  

(Voleybol Ter.) Yere yakın bir vaziyette şekil alma. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Alçak Sürünme:  

Alçak Sürünme; Vücudu iyice yere yapıştırarak sürünme hareketidir. Özellikle potların topukları içe yatırılır yoksa topuğunda komutan botunun acısını hissedersin.(Konusu: Askeri Terim, Kökeni: )

Alçak Temel Atış:  

Hentbol ter.) Gövdenin üst kısmının bükülü olduğu vaziyette, kolun da yere yakın olduğu durumdaki temel atış.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Alçı:  

(i.) Eroin.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Aldatacağım:  

Kitabın Türü: Roman Kitabın Yazarı: Esat Mahmut KARAKURT Kitabın Konusu: İnsanları kandırmak amacıyla evlenen iki insanın ünlü bir yazarıda aldatmak istemeleri ve yazarın onlara verdiği ders konu edilmektedir. Kitabın Ana Fikri: Kitap namus kavramı üzerinde durmuştur. İnsanların namuslu bir şekilde de hayatlarını sürdürebileceklerini, namuslu yaşamanın herşeyden üstün olduğu vurgulanmıştır. Karakterler: Macit, Mualla(Konusu: Kitap Hakkında, Kökeni: )

Aldatma:  

(Hentbol Ter.) Hentbolde rakip oyuncuyu bilerek yanıltarak kendine üstünlük sağlama. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Aldatma Kabiliyetini Haiz:  

(fraudulent capacity) Belgeler üzerinde tespit edilen tahrifat veya sahteciliğin nitelik yönünden profesyonelce tasarlandığı, ancak teknik cihaz kullanılarak tahrifat veya sahteciliğin anlaşılabileceği yönünde yapılan değerlendirme, iğfal ve ikna kabiliyetine haiz.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )

Aldatmaca:  

(Voleybol Ter.) Boş sıçramalar ve diziliş aldatmacaları ile rakibi kandırmaya çalışma. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Aldehit:  

(fr.i. aldéhyde) Alkolün oksitlenmesiyle meydana gelen kötü kokulu, uçucu sıvı, buna benzer organik birleşikler grubundan herhangi biri.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Alderney:  

Resmi Tam Adı:: Alderney Fransızca: Aurigny (Konusu: Ülke Resmi Adı, Kökeni: )

Alderney:  

Yer Aldığı Kıta: Avrupa Kıtası'nda, Manş Adaları'nın (ing: Channel Adaları) en Kuzeyinde yer alır.(Konusu: Ülke Bul.Kıta, Kökeni: )

Alderney:  

Birleşik Krallık'a (Büyük Britanya) bağlı Özerk Takımada. (Jersey, Alderney, Guernsey, Sark adalarından oluşan Manş adaları)(Konusu: Ülke Bağ.Tarihi, Kökeni: )

Alderney:  

Yönetim Şekli: Birleşik Krallığa (Büyük Britanya) bağlı Özerk bölge.(Konusu: Ülke Yönetim Şekli, Kökeni: )

Alderney:  

İdari Yapısı: Yerleşim Yerleri: 1- Telegraph Bay 2- Fort Clongue 3- Fort Tourgis 4- Fort Grosnez 5- Braye Bay 6- Saye Bay 7- Corblets Bay 8- Fort Albert 9- Fort Raz 10- Longis Bay 11- Essex Castle 12- St Anne.(Konusu: Ülke İdari Yapı, Kökeni: )

Alderney:  

Başkenti: St.Anne's(Konusu: Ülke Başkenti, Kökeni: )

Alderney:  

Komşuları: Fransa'nın Normandiya kıyılarındaki La Hague'ın 16 km. Batısında, Guernsey'in 31 km. Kuzeydoğusunda ve İngiltere'nin Güney kıyılarının 97 km. Güneyinde yer alır.(Konusu: Ülke Komşuları, Kökeni: )

Alderney:  

Resmi Dili: İngilizce, Fransızca(Konusu: Ülke Resmi Dili, Kökeni: )

Alderney:  

Para Birimi: İngiliz Sterlini Para Birimi Kodu: GBP(Konusu: Ülke Para Birimi, Kökeni: )

Alderney:  

Plaka Kod: bilgisi bulunamadı(Konusu: Ülke Plaka Kodu, Kökeni: )

Alderney:  

Tel. Kodu: +44 Bölgeler 3/4 – Avrupa Kıtası numaralandırma Plan Alanı içindedir. (Konusu: Ülke Tel Kodu, Kökeni: )

Alderney:  

Dini: bilgisi bulunamadı Mezhebi: bilgisi bulunamadı(Konusu: Ülke Dini, Kökeni: )

Alderney:  

Alderney Bayrağı: Boyu nispeten biraz daha uzatılmış İngiltere bayrağı'nın tam ortasına yerleştirilmiş sarı oymalı tahta tasarımlı çerçevenin içinde ve bunun içindeki yeşil zemin içindeki yine sarı aslandan oluşur. Aslan başında kırmızı bir taç, sağ elinde sapıyla birlikte bir yaprak bulunur. Aslan ayağa kalmış ve iki ayağı üzerinde durmaktadır. Pençelerindeki tırnakları ve dışarı çıkmış uzun dili kırmızıdır.(Konusu: Ülke Bayrağı, Kökeni: )

Alderney:  

Milli Marşı: "God Save the Queen" (Tanrı Kraliçeyi korusun) veya "God Save the King" (Tanrı Kralı Korusun) Alderney'in (Birleşik Krallık'ın Denizaşırı Toprağı olmasından dolayı) ulusal marşı.(Konusu: Ülke Milli Marşı, Kökeni: )

Alderney:  

Genel Bkş: Alderney sığırları Manş Adaları'ndaki (ing: Channel Adaları) sığırlarından daha küçük, daha ince kemikli hayvanlardı. (Konusu: Ülke Genel Bakış, Kökeni: )

Aldın mı:  

(d.) (Senin için olumsuz olan) Sonucu beğendin mi? işte böyle bozulursun anlamlarında kullanılır. (Adın mı babayı, Akdın mı kafayı, Aldın mı başını biçimlerinde de söylenir.)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Alegori:  

(fr.i. allégorie < Yun.) 1- (yaz.) Bir edebî eserde düşünceleri rumuzlar ve sembollerle anlatma tarzı. 2- Bir düşünceyi kişileştirerek ifâde etmek üzere yapılan tasvir, resim veya heykel. 3- Rumuz, sembol.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Alegorik:  

(fr.sf. allégorique) (yaz.) Alegoriye dayanan, düşünceleri alegorilerle anlatan eser. (Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Aleka:  

(postmortem coagulum) Postmortem dönemde kalp boşlukları ve büyük damarlarda iri kitleler hâlinde bulunan elastik kıvamda genellikle parlak, sarımsıbeyaz renkte formalinde sertleşmeyen fibrin kitlelerinin oluşturduğu yumuşak pıhtı.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )

Aleksandren:  

(fr.i.) (yaz.) Fransız şiirinde kullanılmış olan, on iki heceli manzume.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Aleksandrin Dizesi:  

(Alm. Alexandriner - Fr. vers alexandrin ou heroi'que - İng. heroic couplet) Ortaçağda, Fransa'da Büyük İskender üzerine yazılan destan türünün dizesi; altı uzun - kısa hecelerden oluşmuş dize türü. Sonradan Fransız ve kimi İngiliz oyunlarında kullanılmıştır.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Aleksi:  

(alexia) Beyin lezyonuna bağlı olarak meydana gelen, okunulan yazıların tanınmamasıyla karakterize afazi türü.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )

Aleksi:  

(fr.i. alexie < Yun.) (hek.) Görmede hiçbir bozukluk olmadığı halde okuma yetisinin yok olması. Eş anlamlısı: Okuma yitimi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Alektorofobi:  

(ing.i. alektorophobia) tavuk korkusu. kişi tavukların korkunç göründüğünü düşünür.(Konusu: Fobiler, Kökeni: ingilizce)

alem:  

1- İşaret, nişan. Örn:: “Her şeyin bir alemi vardır. İmanın alemi de namazdır.” (Hadis) 2- Bayrak. 3- Lider, önder. 4- Sınır, sınır taşı. 5- Minare, kubbe, sancak direği gibi şeylerin tepesinde bulunan madenden yapılmış ay yıldız veya lale biçiminde süs.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

âlem:  

1- Yeryüzü ve gökyüzündeki nesnelerin oluşturduğu bütün evren; gökyüzünde görünen veya görünmeyen gök cisimleri, yıldızlar, kâinat, dünya, cihan, yer yuvarlağı. Örn:: “Her türlü övgü ve şükür, âlemlerin Rabb’i olan Allah’adır.” (Kur’an-ı Kerim Fatiha suresi 1/1 nci Ayet) 2- Halk, topluluk, insanlar. Örn:: “İnsanlar için (mabet) olarak ilk kurulan ev Mekke’de olandır. Âlemlere uğur, bereket ve hidayet kaynağı olarak kurulmuştur.” (Kur’an-ı Kerim Al'i İmran suresi 3/96 ncı Ayet) 3- Akıl ve duyu organlarıyla bilinebilen veya varlığı düşünülebilen Allah’ın dışındaki bütün varlıklar. Örn:: “O, âlemlerin Rabb’i olduğu hâlde ona ortaklar mı koşuyorsunuz. (Kur’an-ı Kerim Fussilet suresi 41/9 ncu Ayet) 4- Allah’ın varlığına işaret eden ve onun varlığının bilinmesini sağlayan şey.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Alemdağ'da Var Bir Yılan:  

Kitabın Türü: Hikaye Kitabın Yazarı: Sait Faik ABASIYANIK Kitabın Konusu: Günlük hayattan alınan tahlil örnekleri ile konudan konuya atlayarak deneme usulü bir öykü. Kitabın Ana Fikri: Bu kitap yazarımızın kendi denemesi gibi anlatılmış, hayattan tahlillerin büyük çoğunlukda olduğu güzel örneklerle süslü bir anlatım.(Konusu: Kitap Hakkında, Kökeni: )

Alemdar:  

(a.f.i. erk.) 1- Bayrak veya sancak tutan, taşıyan, bayraktar, sancaktar. 2- İşe önderlik eden. Alemdar Mustafa Paşa: Osmanlı veziri.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Ar+Fars)

âlemiervah:  

Ruhlar âlemi, insanın dünyaya gelmeden önce ve öldükten sonra ruhunun bulunduğu ve varlığı duyu organlarıyla kavranamayan âlem.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Alengir:  

(i.) Gösteriş, caka, alım.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Alengirli:  

(sf.) Hoş, gösterişli fiyakalı. Örn:: Gelip duvarın en alengirli yerine kurulmuştu. (Hulki Aktunç, Pazarlık)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Alerjen:  

(fr.sf. allergène) (hek.) Alerjiye yol açan madde. Alerjik reaksiyonlara neden olan maddelere \"alerjen\" denir. Alerjenler alerjik reaksiyon başlatabilen maddelerdir. Alerjik hastalıklara neden olan bu alerjenler solunum yolu, deri, ağızdan ya da enjeksiyon yoluyla (deri ya da kas içine ve damar içine) vücudumuza girebilir. Alerjik reaksiyona neden olacak alerjen miktarı kişiden kişiye değişkenlik gösterebilir.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Alerji:  

(fr.i. allergie) 1- Kimi canlıların birtakım yiyeceklere, toz, koku, tüy gibi nesnelere, kimi ilaçlara vb. karşı gösterdikleri hastalık derecesindeki tepki. Eş anlamlısı: Duyarca. 2- (mec.) Bir kimseye ya da bir şeye karşı duyulan aşırı derecedeki hoşlanmama, sevmeme duygusu. Olumsuz duygu.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Alerji:  

Yanlış: Allerji Doğru: Alerji(Konusu: Yanlış Yazılan Kelime, Kökeni: )

Alerjik:  

(fr.sf. allergique) 1- Alerji ile ilgili olan. 2- Alerjisi olan kimse.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

alerjiloji:  

(ing.i. allergylogy) duyarcabilim. organizmadaki alerjen sayılabilecek canlıları (parazitler, bakteriler, akarlar, ev tozu v.s.) inceler.(Konusu: loji ile biten, Kökeni: ingilizce)

Alessandro Volta:  

Alessandro Volta (1745-1827) İtalyan fizikçi. Alessandro Volta Buluşları: 1799 yılında İlk elektrik bataryasını yaptı. Volta ilk elektrokimyasal pil'i icat etti. İcat ettiği pil'de çinko, bakır, sülfürik asit ve su gibi bir elektrolit kullandı. 1776 ve 1778 yılları arasında Metan'ı keşfetti. Hidrojen lamba. (Konusu: Mucid ve İcadı, Kökeni: )

Alesta:  

(it.sf. allesta < Lat.) 1- Hazır durumda, tetikte, müheyyâ. 2- (ünl.) Hazır olunmasını isteyen kumanda sözü. [Özellikle denizcilikte kullanılır](Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İtalyanca)

Aleste:  

(it. sf. zf. allesta) Hazır tetikte emre amade. Örn:: Alesta (hazır) (Özdemir Kaptan, Beyoğlu Argosu) Örn:: Koğuş koğuş, çete çete Damağası denmiş bir İte, Hepsinde var birkaç kırık, Her an emrine aleste. (Kahveci Nusret, Zindan Şiirleri) (Aleste biçiminde de kullanılır.)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Alet:  

(a.i. alat) 1- Erkeklik organı, penis. (Çoğul biçimde) Erkeklik organı ve husyeler. Örn:: II. Hanım- Baksanıza efendim Siz yazıcı mısınız? Karagöz- Önümdeki aletleri görmüyor musunuz? (Karagöz Yazıcı) Silah. 2- Tabanca. Örn:: Bu arkadaş bir alet buldu parasını alanı gece öldürdü. (Turhan Temuçin, Azrailin Öbür Adı)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Alet:  

(Cimnastik Ter.) Cimnastikte kullanılan her türlü yardımcı araç.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

alet:  

ad 1. bir işte, bir işlemde kullanılmak için yapılmış, gücünden, çalışmasından, işlemesinden yararlanılan nesne. \"Testere bir marangozluk aletidir\" Benzer: araç 2. bir sanatı, uğraşı yapmaya, uygulamaya yarayan özel araç. \"Dişçi, diş taşlarını temizleme aletini hazırladı\" Benzer: aygıt 3. bir makine için gereken parçalardan her biri. 4. MEC. kötü bir işe araçlık eden, hoş olmayan bir işte kullanılan kimse. \"İnsan onun bunun aleti olmamalıdır\" Benzer: maşa(Konusu: , Kökeni: )

Alet Edavat:  

(bkz:: Alat, Alet)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Aletli Jimnastik:  

(Cimnastik Ter.) Aletlerle yapılan cesaret, kendine güven ve vücut güzelliği sağlayan hareketler.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Alev:  

(t.i. ka.) 1- Ateşten ve yanıcı cisimlerden çıkan parlak, çeşitli şekillere giren gazlardan meydana gelen şeffaf dil, yalım. 2- Aşk ateşi, sevda. 3- Alımlı, cazibeli kadın.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Türkçe)

Alev Koral:  

Hatice Alev EMRE (d:1931; ö:2005) Yönetmen Orhan ELMAS ile evlenmiştir. Alev ELMAS(Konusu: Gerçek Adı, Kökeni: )

Alevi:  

(a.i. erk.) Hz. Ali soyundan, Hz. Ali'ye hususi ilgi gösteren, ona taraftar olan. Şii mezhebinin kollarından biri.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Alevi:  

1- Hz. Ali ve Hz. Fatıma soyundan gelen. 2- Hz. Ali’ye özel ilgi ve sevgi gösteren, ona taraftar olan.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Alevilik:  

1- Hz. Ali’ye bağlılık noktasında birleşen çeşitli dinî ve siyasi grupların ortak adı. 2- Hz. Ali’ye bağlılık temelli din yorumunun genel adı.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Alexander Bain:  

Alexander Bain (1818-1903) İskoç filozof, eğitimci mucit. 27 Kasım 1843 yılında ilk faks makinesi (faksimil) için Patent başvurusunda bulundu. 1848 yılında İngiltere'de bir fizikçi (Frederick Bakewell) daha geliştirilmiş bir versiyonu için patent aldı. Ticari başarıyı yakalayan ilk faks makinasını ise İtalyan Giovanni Caselli icat etti. Caselli Bain ve Bakewell'in sistemlerini harmanlayarak Pantelgraf adını verdiği, 1861 yılında patentini aldığı buluşun ortaya çıkması 10 yıl sürmüştü. Fransız hükümetince kullanılmaya başlandı. 20. YY'da Alman Alexander Korn fotoelektrik tarama adında bir sistem geliştirdi.(Konusu: Mucid ve İcadı, Kökeni: )

Alexander Fleming:  

Alexander Fleming (1881-1955). İskoç bilim adamı. Fleming, 1928’de Penicillium notatum kalıbından tesadüfen antibiyotik penisilin'i keşfetti. Penisilin üretmek için maddi imkânı olmadığından 1939 yılına kadar bekledi. Bunun ardından Sir Howart Florey ve Ernest Boris Chain'in yardımlarıyla bunu başarabildi. Lizozim'in bulunması, Fleming’in içinde bir bakteri ağı olan kapların içine hapşırması sonucu oldu. Birkaç gün sonra mukusla temas eden bölgedeki bakterilerin öldüğünü farketti. (Konusu: Mucid ve İcadı, Kökeni: )

Alexander Graham Bell:  

Alexander Graham Bell (1847–1922) İskoç bilim adamı. 1876 yılında telefon'u icat etti. Ayrıca optik telekomünikasyon, havacılık ve hidrofoillerle ilgili çalışmalar yaptı. Dünya tarihinin en ünlü mucidi başka buluşları da olmasına rağmen ününü esas olarak telefona borçludur. Telefonu işitme engelli annesi ve eşinin duyabilmesini sağlamaya çalışırken icat etmiştir. Bell ve Thomas Watson adlı elektrik mühendisi, bir gönderici ve bir alıcıdan oluşan bir düzenek yaptılar. Alıcı, sesi belli bir elektrik akımına dönüştürüyor ve bu akım bir tel aracılığı ile ahizeye taşınıyordu. Tarihteki ilk telefon görüşmesini, 10 Mart 1876‘da Bell yapmıştır.(Konusu: Mucid ve İcadı, Kökeni: )

aleyhisselam:  

“Selam, esenlik, huzur, güven, sevgi ve bağlılık onun üzerine olsun.” anlamında Peygamberler için kullanılan dua cümlesi.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

aleykümselam:  

“Selam, barış, esenlik, güven, huzur sizin de üzerinize olsun.” anlamında “selamün aleyküm” cümlesine verilen cevap. Aleykümselam biçimindeki dua cümlesi “ve rahmetullahi ve berekâtühü” (Allah’ın acıması, rahmeti, bereketi ve bolluğu üzerinize olsun.) kelimeleri eklenerekde söylenebilir. Örn:: “Size birisi selam verdiği zaman siz de onu (ve aleykümselam ve rahmetullah) diyerek daha güzeliyle veya aynısıyla selamlayınız.” (Kur’an-ı Kerim Nisa suresi 4/86 ncı Ayet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Alfa:  

(fr.i. alpha < Yun.) Yunan alfabesinin ilk harfi (α) olup ilim dilinde çoğunlukla bilinen sayı ve açıları göstermek için kullanılır. YUNAN HARFLERİ: 1- Alfa (Αα) 2- Vita (Ββ) 3- Gama (Γγ) 4- Delta (Δδ) 5- Epsilon (Εε) 6- Zita (Ζζ) 7- İta (Ηη) 8- Thita (Θθ) 9- İota (Ιι) 10- Kappa (Κκ) 11- Lamda (Λλ) 12- Mi (Μμ) 13- Ni (Νν) 14- Ksi (Ξξ) 15- Omikron (Οο) 16- Pi (Ππ) 17- Ro (Ρρ) 18- Sigma (Σσς) 19- Taf (Ττ) 20- İpsilon (Υυ) 21- Fi (Φφ) 22- Hi (Χχ) 23- Psi (Ψψ) 24- Omega (Ωω)(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Alfa ışını:  

(fr.i. alpha < Yun.) (fiz.) Radyoaktif parçalanma (bozulma) veya bâzı çekirdek reaksiyonları sonunda atom çekirdeklerinden yüksek hızla fırlatılan helyum çekirdekleri. Işınetkin cisimlerin yaydıkları üç ışından biri. (Ötekileri; beta ve gama) Alfa ışını, artı yüklü iki nötron ile iki protondan oluşan bir taneciktir.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Alfabe:  

(fr.i. alphabet, Yunan alfabesinin ilk iki harfi olan alfa ve beta’dan) 1- Bir dilin yazıya geçirilmesini sağlayan ve o dildeki sesleri belirten harflerin belli bir sıraya göre dizilmesinden meydana gelen sistem, bir dildeki harflerin bütünü, abece. 2- Bir dilin harflerini tanıtarak okuma yazmayı öğrenmeyi sağlayan kitap, elifba. 3. (mec.) bir işin temel bilgileri, başlangıç bilgileri. Eş anlamlısı: Abece.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Alfabetik:  

(fr.sf. alphabétique) Alfabe sırasına göre dizilmiş olan. Eş anlamlısı: Abecesel.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Alfenit:  

(fr.i. alfénide) (kim.) (Mûcidi olan Alphen’in adından) 1850’de kimyacı Alphen tarafından bulunan, %20 gümüş katılan bakır, nikel ve çinko alaşımı; adını bulucusundan alan, özellikle sofra takımı yapımında kullanılan, Alman gümüşüne benzer alaşım.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Alfons:  

(fr. i. Alphonsetan) (esk.) Muhabbet tellalı, pezevenk. (Sözcük Alman argosunda da pezevenk, fahişenin dostu anlamına gelir. "Siegmund A. Wolf Wör-terbuch des Rotvvelschen")(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Alfred Bernhard Nobel:  

Alfred Bernhard Nobel (1833-1896) İsveçli kimyacı, mucit ve sanayici. 1846 yılında İtalyan kimyâger Acanio Sobrero, gliserinin nitrürlenmesi sonucunda korkunç derecede patlayıcı bir sıvı oluşturulabileceğini keşfetti. Bu sıvı ayrıca korkutucu derecede tutarsızdı. Alfred Nobel (1833-1896), nitrogliserini pazarlanabilir bir ürüne dönüştürme görevini üstlendi. 1865 yılında Dinamit'i buldu. 1867 yılında patenti alındı.(Konusu: Mucid ve İcadı, Kökeni: )

Alg:  

(fr.i. algue < Lat) Suyosunlarından, denizlerde, durgun tatlı sularda yaşayan klorofilli bitki. Eş anlamlısı: Suyosunu.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Latince)

Alga:  

Fiilden isim yapma eki. (-alga / -elge olmak üzere iki şekli vardır)(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Algan:  

(t.i. erk.) Alan, fetheden, fatih.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Algarina:  

(İt.i. Algarina; güçlü bir vinci olan deniz teknesi) İri yarı, güçlü kabadayı. (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Algarina:  

(it.i. argagno) 1- Gemilere ağır yük koymada ya da gemiden, denizden ağır bir şey çıkarmada yararlanılan, büyük vinçli deniz teknesi. 2- Kimi gemilerin baş ya da kıç yanından eğimli olarak uzatılmış makaralı, kısa ve kalın dikme.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İtalyanca)

Algın:  

(t.i. erk.) 1- Güçlü, iyi, güzel, sıcakkanlı, sevimli. 2- Sevdalı, aşık, vurgun. 3- Hızlı akan su. 4- Renksiz, cılız, zayıf.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Algler:  

(fr.türk.b.i. < Lat.) (bitb.) Denizlerde, durgun tatlı sularda, genellikle su yüzeyinde yaşayan, yaprak ya da tel biçiminde tallıbitkiler altşubesi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Algofobi:  

(ing.i. algophobia) acı çekmekten korkmak. algofobi yalnız acı verici duyuma karşı değil, aynı zamanda acı verici duyum meydana getirebilecek her şeye karşı duyulan aşırı bir korku.(Konusu: Fobiler, Kökeni: ingilizce)

algoloji:  

(ing.i. algology) ağrı bilimi. ağrı kaynağı olabilecek nedenleri inceleyen, bunları fiziki muayene, radyolojik ve elektriksel tanı yöntemleriyle (EMG) ortaya koyan, tanı konduktan sonra ağrı kaynağını ve ağrıyı ilaçlarla ve girişimsel yöntemlerle tedavi eden biyoloji dalı.(Konusu: loji ile biten, Kökeni: ingilizce)

Algoritma:  

(fr.i. algorithme < Lat. algorithmus < el-Hārezmі) [IX. yüzyılda yaşayan ünlü matematikçi Muhammed bin Mûsâ el-Hârezmî’nin adından] (mat.) Algoritma, belli bir problemi çözmek veya belirli bir amaca ulaşmak için tasarlanan yol. Matematikte ve bilgisayar biliminde bir işi yapmak için tanımlanan, bir başlangıç durumundan başladığında, açıkça belirlenmiş bir son durumunda sonlanan, sonlu işlemler kümesidir.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Alguhan:  

(t.i. erk.) Çağatay hanlığı hükümdarı. (1266). Orta Asyayı ele geçirip Harezmden Afganistan'a kadar sınırlarını genişletti. Cengiz'in yasalarını şiddetle uyguladı.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Algun:  

(f.i. ka.) 1- Aklı alınmış. 2- Al renginde, koyu ve parlak pembe. 3- Tümsek, tepe.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Farsca)

Algune:  

(f.i. ka.) 1- Serap. 2- Allık.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Farsca)

Algül:  

(t.i. ka.) Kırmızı gül.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Türkçe)

WhatsApp