Haydi Öğrenelim!
Nevadir:
(a.i. ka.erk.) Az bulunan şeyler. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
MecmuaN.com Nedir?
MecmuaN geniş çaplı bir Sözlük Sitesidir. Anlamını bilmediğiniz kelimeler, atasözleri, deyimler, osmanlıca kelimeler ve kronolojik tarihi olayları araştırabilir ve önemli günler gibi bir çok bilgiye ulaşabilirsiniz.
Kelime Arama
Sende Yolla Hata Bildir!GENİŞ KAPSAMLI ANLAMLAR VE KAVRAMLAR SÖZLÜĞÜ - TÜRKÇE SÖZLÜK
Almanya:
Resmi Dili: Almanca(Konusu: Ülke Resmi Dili, Kökeni: )
Almanya:
Para Birimi: Euro veya Avro Para Birimi Kodu: EUR Eski Para Birimi: Alman Mark'ı (Kod: DEM) 2002 yılında kaldırılmış ve Euro'ya geçmiştir.(Konusu: Ülke Para Birimi, Kökeni: )
Almanya:
Plaka Kod: D (1990'daki birleşmeden itibaren Demokratik Almanya Cumhuriyeti tekrar kullanmıştır.)(Konusu: Ülke Plaka Kodu, Kökeni: )
Almanya:
Tel. Kodu: +49 Bölgeler 3/4 – Avrupa Kıtası numaralandırma Plan Alanı içindedir.(Konusu: Ülke Tel Kodu, Kökeni: )
Almanya:
Dini: Hristiyanlık Mezhebi: Roma Katolik Kilisesi, Protestanlık NOT: Hristiyan'lığın 3 ana mezhebi: Roma Katolik Kilisesi, Protestanlık, Ortodoks Kilisesi(Konusu: Ülke Dini, Kökeni: )
Almanya:
Almanya Bayrağı: Dizayn olarak 1831 yılında düşünülmüş, ardından 1919 yılında imparatorluktan Cumhuriyete geçişte resmi olarak kabul edilmiştir. 1949 yılında Doğu Almanya ve Batı Almanya ikiye ayrılınca bayraklarda değişiklikler olmuştur. 1990 yılında tekrar ilk orijinal haline dönmüştür.(Konusu: Ülke Bayrağı, Kökeni: )
Almanya:
Milli Marşı: "Das Lied der Deutschen" (Deutschlandlied olarak da bilinir) Almanya'nın ulusal marşıdır. Ünlü Alman şair August Heinrich Hoffmann von Fallersleben'in 1841'de besteci Franz Joseph Haydn'in bir melodisinden ilham alarak Helgoland adasında dizdiği şiir, cumhuriyetçi ve liberal geleneği desteklemek amacıyla, şarkı Weimar Cumhuriyeti döneminde, 1922 yılında Almanya'nın milli marşı için seçildi. 1990 yılında iki Alman devletinin (ADC ve AFC) birleşmesi sonrasında sadece üçüncü dörtlük ulusal marş olarak teyit edilmiştir.(Konusu: Ülke Milli Marşı, Kökeni: )
Almanya:
Genel Bkş: Ünlü bir Alman deyişi şöyle demektedir: "Kahvaltı bir imparator, öğle yemeği bir kral ve akşam yemeği bir fakir gibidir." • Şarabın ülkenin birçok kesiminde yaygın olmasına rağmen Almanya'nın millî içkisi bira olarak bilinmektedir. •(Konusu: Ülke Genel Bakış, Kökeni: )
Almanya:
BND Almanya'nın Dış İstihbarat Teşkilatı. Bundes Nachrichten Dienst (Federal Haber Alma Servisi) 1947 yılında kurulmuştur. Aynı zamanda; Sinyalize İstihbarat Teşkilatı. BfV Almanya'nın İç İstihbarat Teşkilatı. Bundesamt für Verfassungsschutz (Anayasayı Koruma Federal Dairesi) 7 Kasım 1950 yılında kurulmuştur. MAD Almanya'nın Askeri İstihbarat Teşkilatı. Militarischer Abschirmdienst (Askeri Karşı İstihbarat Servisi)(Konusu: Ülke İsth. Teş., Kökeni: )
Alo:
(fr.ünl. allô) Telefon konuşmasında kullanılan ilk sözcük; ses ilgisi kurmaya yarar ve görüşmekte olan her iki yana da, iki yanın konuşmaya hazır olduğu, sesi duyduğu bilgisini iletir.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
alopesi:
Alopesi saç dökülmesi anlamına gelir. Bir kişide yuvar- lak veya oval şekilli, deride değişiklik olmadan saçlı deri, kaş kirpik, sakal, bıyık veya vücut kıllarında yama biçimli kayıp olmasıdır.(Konusu: , Kökeni: )
Alotropi:
(fr.i. allotropie < Yun.) 1- (kim.) Aynı maddenin birbirinden ayrı özellikler gösteren türlü haller alması olayı; örneğin beyaz fosfor ısıtılırsa, bileşimi değişmediği halde, kırmızı fosfor halini alır. 2- Bir elementin kimyasal özelliği pek değişmeden, sâdece atomlarının farklı sıralanmasından dolayı değişik şekiller alabilmesi durumu [Kömür, elmas, grafit ve isin karbonun değişik durumları olması gibi].(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Alotropik:
(fr.sf.) (kim.) Alotropiden ileri gelen.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Alp:
(t.i. erk.) 1- Eski Türklerde kahraman, yiğit, cesur, bahadır, pehlivan. 2- Seyfi kola mensub, savaşçı, fütuvvet ehli. Alperen, Alpgazi. Bu isim İslam'dan sonra da Türkler arasında kullanılmaya devam etti.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Alpagu:
(t.i. erk.) 1- Tek başına düşmana saldıran yiğit. 2- Eski Türklerde bir rütbe adı. 3- Eski Türklerde bir kurt adı.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Alpağan:
(t.i. erk.) Cesur, yiğit, kahraman.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Alpak:
(t.i. erk.) Dürüst, kahraman, yiğit.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Alpaka:
(isp.i. alpaca < İsp.) [Güney Amerika yerlilerinin dilinden]) (Güney Amerika yerlilerinin dilinden) 1- (hayb.) Çiftparmaklılar takımının devegiller sınıfından, Güney Amerika’da And sıradağlarının yüksek, soğuk yerlerinde sürüler halinde yaşayan, uzun tüylü, tüyünden yararlanılan evcil bir hayvan. 2- Bu hayvanın yünü. 3- (sf.) Bu yünden yapılan (kumaş).(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İspanyolca)
Alpaks:
(alm.i. alpax) (kim.) Yüzde 11 – 13 civârında silisyum ihtivâ eden, kolayca bükülebilen alüminyum alaşımı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Almanca)
Alpartur:
(t.i. erk.) Kendine güveni olan yiğit.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Alpaslan:
(t.i. erk.) Arslan gibi cesur ve yiğit, savaş beyi. Büyük Selçuklu hükümdarı. Selçukluların en büyük zaferi sayılan Malazgirt zaferi onundur. (l071)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Alpaslan Türkeş:
(lakabı/siy.) Başbuğ(Konusu: Lakaplar, Kökeni: )
Alpay:
(t.i. erk.) Cesur, yiğit kimse. (Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Alpaydın:
(t.i. erk.) (bkz:: Alpay)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Alpbike:
(t.i. erk.) Genç, delikanlı. (bkz. Alp)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Alpçetin:
(t.i. erk.) (bkz:: Alpay)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Alpdemir:
(t.i. erk.) (bkz:: Alpay)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Alpdoğan:
(t.i. erk.) Doğuştan yiğit olan.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Alper:
(t.i. erk.) (bkz:: Alp)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Alperen:
(t.i. erk.) Yiğit, bahadır.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
alperen:
1. Kahraman, dini yaymak için savaşan derviş, mücahit. Örn:: “Alperen erden adını gizlemek ayıp olur - Adın nedir yiğit söyle bana.” (Dede Korkut) 2- Tarihte Anadolu’da hem veli hem de asker olarak görev yapanlara verilen unvan.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Alpertunga:
(t.i. erk.) Efsanevi Türk hükümdarı ve destan kahramanı. M.Ö. 626 yıllarında yaşayıp İranlılarla uzun savaşlara giren Turan (Saka) hükümdarı olduğu söylenir. Türk, İran, Arap, Hint, Eski Yunan ve Asur kaynaklarında kendisinden değişik adlarla bahsedilir. (Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Alpgiray:
(t.i. erk.) Yiğit hükümdar. Kırım veliahtı. Bir ara Kırım Hanı da oldu.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Alphan:
(t.i. erk.) Yiğit hükümdar.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Alpinist:
(fr.i. alpiniste) (sp.) Çıkılması güç dağlara tırmanma sporu yapan kimse. Eş anlamlısı: Dağcı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Alpinizm :
(fr.i. alpinisme) Dağcılık. İçerisinde kaya, kar, buzul tırmanış özelliklerini bulunduran dağcılık teknik ve malzemelerini kullanarak doğrudan zirve yapmaktır.(Konusu: İzm İle Biten, Kökeni: fransızca)
Alpinizm:
(fr.i. alpinisme) (sp.) Dağlara tırmanma sporculuğu. Eş anlamlısı: Dağcılık.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Alpkan:
(t.i. erk.) Yiğit soydan gelen.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Alpkın:
(t.i. erk.) Keskin kılıç.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Alpler:
Alpler, Orta Avrupa'da yer alan büyük dağ silsilesi. İsviçre, Kuzey İtalya ve Fransa'nın pek çok bölümünde görülür. Avusturya'nın hemen hemen hepsini kaplar ve Almanya'nın güneyinde önemli yer tutar. Coğrafi olarak 44°-48° kuzey enlemleri ve 5°-18° doğu boylamları arasında bulunur. Ekvator'dan ve Kuzey kutbundan hemen hemen aynı uzaklığa sahiptir. 207.000 km² bir alanı kaplar. Alpler baştan başa İtalya'yı geçen Apeninleri, Slovenya ve Hırvatistan kıyısında uzanan Dinar Alplerini, Balkan ve Karpat Dağlarını içine alır. Bazı fasılalarla Anadolu'da Toros Dağlarıyla devam ederek, İran'a geçer ve oradan Orta Asya'ya uzanır.(Konusu: Coğrafi Konum, Kökeni: )
Alpman:
(t.i. erk.) Yiğit, cesur, kahraman.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Alpnur:
(t.i. ka.) (bkz:: Alp)(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Türkçe)
Alptekin:
(t.i. erk.) Kahraman şehzade. Birleşik isim. Alp: Kahraman, Tekin: Şehzade.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Alşimi:
(fr.i. alchimie < Lat. alchemia < Ar. el-kіmiyā) (esk.) Elementleri altına çevirmek isteyen, bununla uğraşırken kimi metallerin bulunmasına yol açtığı için kimya biliminin ilerlemesine katkıda bulunmuş olan eski bir uğraş alanı. Eş anlamlısı: (esk.) Simya.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Alşimist:
(fr.i. alchimiste) (esk.) Alşimi ile uğraşan kimse. Eş anlamlısı: Simyacı, simyager.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
alt:
ad 1. bir şeyin yere bakan yanı, üst1 yanın karşısı, aşağı1. "Kalem masanın altına düştü" 2. bir nesnenin yere, zemine gelen yanı, tabanı. "Kunduramın altı delinmiş" 3. oturunca uylukların yere gelen bölümü. "Çocuğun altını temizle" 4. bir şeyin yere yakın yanı. "Heykelin altını boyamışlar" 5. kimi ad tamlamalarında, aşağısı, alt yanı, yer, zemin gibi kullanılır. "Sular, yolun altına doğru akıyordu. Bir ağacın altına oturdular" 6. sıfat birkaç şeyden bize uzak olanı. "Evi bizim sokakta, biraz daha alt baştaydı" 7. sıfat birkaç şeyden daha aşağıda olanı, yere yakın olanı. "Onlar bizim alt katta oturuyor" 8. ... altında biçiminde kullanıldığında ... etkisinde,”... içinde”, ... derinlerinde gibi bir anlam verir. "Yağmurun altında durmayın. Denizin altında neler gördün?" 9. bir adla bileşik sözcük oluşturduğunda. önceki adın kavramına yer anlamı katar. "Ayakaltı, denizaltı" sınıflandırmada, kendinden sonraki sözcüğü etkiler, daha aşağı derecede anlamı verir. "Alttakım, altcins, alttür" kimi bileşik sözcüklerde kendi anlamında yer alır. "Altçene, altdudak" 10. gerisi, ardı, arkası, geriye kalanı. "Şimdilik bunu alın, alt tarafı gelecek" 11. işin sonu, arkası. "Sözün alt tarafını getirmedin, devam et" 12. olup olacağı, değeri ne ki. "Alt tarafı iki damacana su, dökülse ne olur" 13. devrilmek. 14. çok karışmak, karmakarışık olmak. "Fırtınada köyün altı üstüne geldi" 15. büyük aptesini yatağına ya da donuna yapmak. 16. MEC. pek çok korkmak. "Ona bakma sen, sıkıyı görünce altına eder" 17. altta kalarak ezilmek. "Çocuk arabanın altında kalmış" 18. MEC. karşılık, yanıt verememek, karşılıksız bırakmak. "Bu sözün altında kalan adam, öfkesini çocuğundan çıkardı" 19. (bir yerin) girip çıkmadık yerini bırakmamak, her yerini baştan aşağı dolaşmak. "İki saat içinde Bursa’nın altından girip üstünden çıktık" 20. (bir servetin) hepsini kısa zamanda harcamak, onu gereksiz yere ve düşüncesizce tüketmek. "Piyangodan aldığının altından girdi üstünden çıktı" 21. üstesinden gelememek, başaramamak, becerememek, yapamamak. 22. MEC. (bir suçlamaya) karşılık verememek, kendini savunamamak. 23. (cinsel yönden) kendisini kullandırmak. "Bir yığın erkeğin altına yatmak kolay mı?" 24. egemenliğine boyun eğmek. "Bu kadar altına yattığın yetmez mi?" 25. (bir yeri) karmakarışık etmek, dağıtmak. "Evin altını üstüne getirmişsiniz" 26. aramadık yer bırakmamak, her yeri aramak. "İstanbul’un altını üstüne getirdik, onu bulamadık" 27. sözüyle ya da davranışıyla çevreyi birbirine düşürmek. "Kadın dedikoducu, apartmanın altını üstüne getirdi"(Konusu: , Kökeni: )
alt dal:
Alt dal; Biyoloji, Zooloji alanlarında kullanılan bir sözcüktür. Biyoloji'deki anlamı: Canlıların sınıflandırılmasında daldan (klâdus) daha küçük gruplar topluluğu için kullanılan bir terim. Yeni sınıflandırma sistemlerinde artık kullanılmayan, klâdus ile sınıf arasında bir kategori. Subkladus.(Konusu: , Kökeni: )
alt dal:
Zooloji\'deki anlamı: (karşılık: subkladus, Lât. sub = altında, Yun. klados = dal), Canlıların sınıflandırılmasında kullanılan bir terim olup daldan (kladus) daha küçük gruplar topluluğu anlamındadır. Kaynak: https://nedir.ileilgili.org/alt+dal(Konusu: , Kökeni: )
alt dal:
Biyolojik sınıflandırmada alt tür veya alt dal, bir türün dağılım alanı içinde farklı bölümlenmelerde yaşayan ve birbirlerinden morfolojik özelliklerinin farklılıkları ile ayrılan iki ya da daha fazla popülasyondan her biri için kullanılan terimdir.[1][2] Tek bir alt tür kendi başına tanınamaz: Bir türün ya hiç alt türü yoktur ya da soyu tükenmiş dahi olsa en az iki alt türü olabilir. Bilimsel literatürde alt tür için subsp. ya da ssp. kısaltması kullanılır.(Konusu: , Kökeni: )
alt geçit:
Alt geçit, trafik akışını kesmemek için bir yolun altından geçirilen, bisikletçiler ve yayaların diğer tarafa güvenli bir şekilde ulaşmalarını sağlayan bir geçit türüdür.(Konusu: , Kökeni: )
Alt Güverte:
(d. t.ita. coverta) Kadının, kızın belden aşağısı, göbeği, kasığı, kalçaları, bacakları. (bkz:: Güverte)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Alt Takımlar:
(d.) (İnsanda) Cinsel organlar. Örn:: Avrupa'nın doktorları sen yaştakileri maymuna çeviriyorlar -Dipten doruğa mı? - Değil Alt takımları. (Kemal Tahir, Kelleci Memet)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Alt Üst:
(sf.) Çok karışık ve dağınık. NOT: Aynı Kelimenin Tekrarıyla Oluşur.(Konusu: İkileme, Kökeni: )
Altan:
(t.i. erk.) 1- Sabah, güneşin doğduğu zaman. 2- Hakanlara verilen unvan, sultan, padişah.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Altavista:
İlk arama motorlarından birisidir. Günümüzde tüm dünyada yaygın olarak kullanılmaktadır.(Konusu: Bilgisayar T., Kökeni: )
Altay:
(t.i. erk.) 1- Asya'da Batı Sibirya ile Moğolistan'ı ayıran dağlık bölge. 2- Altay dağları bölgesinde yaşayan Türklerin genel adı.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Alternatif:
(fr.i. alternatif) 1- Bir seçme durumunda, birinin yerine seçilebilecek bir başka yol, yöntem, tutum, durum. Eş anlamlısı: Seçenek. 2- (man. Biri doğru olduğu takdirde diğeri muhakkak yanlış olan iki önermeden oluşan sistem.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Alternatif Akım:
(fr.i. alternatif)) (fiz.) Devamlı ve düzenli olarak yön değiştiren akım, dalgalı akım, mütenâvip akım.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Alternatif Parti:
Kısa Adı: ALPA Genel Merkezi: Ankara Kuruluş Tarihi: 2007. Ulusal Birlik Partisi 2007 yılında yapılan kongrede adını değiştirerek Alternatif Parti yapmıştır. Genel Başkanı: İlker Bircan, Mustafa Reşit Burkan Sona Eriş Tarihi: 15 Mart 2015 Sona Eriş Nedeni: 2015 yılında yapılan kongrede Alternatif Parti'nin adı değişerek İlk Parti veya İlkeler ve Değerler Partisi yapılmıştır. Siyasi Pozisyonu: Merkez Sağ İdeoloji: Atatürkçülük, Liberalizm, Ekonomik Muhafazakârlık, Pro-Avrupacılık NOT: Çok Partili Dönemde Kurulan Siyasi Parti - III (1980 Sonrası)(Konusu: Siyasi Parti, Kökeni: )
Alternatif ve Değişim Partisi:
Kısa Adı: AL PARTİ Genel Merkezi: Ankara Kuruluş Tarihi: 17.11.2008 Genel Başkanı: Mustafa Reşit Burkan Sona Eriş Tarihi: FAAL Sona Eriş Nedeni: FAAL Siyasi Pozisyonu: Merkez Sağ İdeoloji: Ekonomik Liberalizm NOT: Çok Partili Dönemde Kurulan Siyasi Parti - III (1980 Sonrası)(Konusu: Siyasi Parti, Kökeni: )
Alternatör:
(fr.i. alternateur) (fiz.) Dalgalı akım veren elektrik üreteci, dinamo.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Altı:
(Tekvando Ter.) Yosot. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Altı –İki:
(Voleybol Ter.) Voleybolda iki oyun kurucu ve dört vuruculu taktik sistemi. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Altı Kapı:
Aynı oyuncu tarafından alınmış arka arkaya altı kapının, bunların arkasında kalmış rakip pulların oynamasını engellediği bir durumdur.(Konusu: Tavla Terimi, Kökeni: )
Altı Kapıya Bağlamak:
(d.) 1- Çıkacak yol bırakmamak. Sıkıştırmak. 2- Sağlama almak. 3- Sonucu sağlamlaştırmak. (Altı Kapıya Almak biçiminde de söylenir.) (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Altı Karış:
(Kar.) Beberuhi'lere verilen sıfat. (bkz:: Beberuhi, Pişbop)(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Altı Okka:
(d.) Çok iyi, üstün anlamlarında kullanılır.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Altı pas:
(Futbol Ter.) Ceza sahası içinde bulunan,kale çizgisi ile 5,5 m. uzaklıktaki çizginin içinde yer alan bölge. Alanın boyutu 18,32 x5,5 m. dir. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Altı Siperi:
(Eskrim Ter.) Rakibin silahını yukarı sağ dışa itip , bu yönü kapatarak yapılan ve genellikle epede kola yapılan hamlelere karşı koyma amaçlı siper. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Altı Üstü:
1- En son olabileceği. "Altı, üstü beş liraydı." 2- Hepsi. "Altı, üstü beş kilogram geliyor." NOT: Zıt Anlamlı Kelimelerden Oluşur.(Konusu: İkileme, Kökeni: )
Altı-Sıfır Savunma:
(Hentbol Ter.) Savunmada yer alan oyuncuların tamamının savunma çizgisi üzerinde olduğu bölge savunması çeşidi.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Altın:
Sembolü: Au Atom Numarası (Proton Sayısı): 79 Atom Ağırlığı: 196,966569(4) g/mol Elektron Sayısı: 79 Element Serisi: Geçiş Metalleri Periyodik Tablodaki Grup, Periyod: 1B, 6 Yoğunluk: 19.32 g/cm3 Erime Noktası: 1064.43 ° C (1337.5801 K, 1947.9741 ° F) Kaynama Noktası: 2807.0 ° C (3080.15 K, 5084.6 ° F) Oda Koşulunda Maddenin Hali: Katı Görünümü: Metalik Sarı Keşif: Bilinmiyor. Altın Kullanım Alanları ve Özellikleri: Altın, parlak sarı rengi ve ışıltısıyla göz alan çok ağır bir metaldir. Üstelik kolay kolay tepkimeye girmeyen çok kararlı bir element olduğu için havadan ve sudan etkilenmez. Bu yüzden hiçbir zaman paslanmaz, kararmaz ve donuklaşmaz. Bir başka özelliği de saf haldeyken çok yumuşak olmasıdır; bu nedenle kolayca dövülerek biçimlendirilebilir.(Konusu: Elementler, Kökeni: )
Altın:
(t.i. ka.) 1- Parlak, san renkte, paslanmayan, kolay işlenebilen, ziynet eşyası olarak da kullanılan maden, zer, zeheb. 2- Örfte kadın adı olarak kullanılır. (bkz:: Zerrin)(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Türkçe)
altın:
ad 1. simgesi Au, atom sayısı 79, atom ağırlığı 196,967 olan, 1064 santigrat derecede ergiyen, parlak sarı renkli, kolay işlenebilen, havadan sudan etkilenmeyen, çok yüksek değerli bir element. 2. sıfat bu madenden yapılmış. \"Gülünce altın dişi görünüyordu\" 3. (eskiden kullanılmış olan, şimdi de süs ya da tasarruf aracı olarak kullanılan) bu madenden yapılmış para, eski. lira. \"Geline altın taktılar\" 4. MEC. üstün nitelikte olan, çok değerli, parlak, ışıltılı. \"O altın günleri arıyoruz\" 5. altın, akçe, para. 6. bir kente hizmeti geçen ya da kente gelmiş olan yüksek aşamalı kişilere verilen simgesel anahtar. 7. altına benzer renkte, sarı. \"Altın gibi saçları vardı\" 8. MEC. çok değerli, çok iyi. \"Altın gibi bir genç\" 9. MEC. pürüzsüz, çok güzel. \"Şarkıcının altın gibi bir sesi var\" 10. çok para kazanır olmak. 11. (bir işyeri) çok para getirir olmak. 12. ARGO (uyuşturucu bağımlısı) ölüme yol açacak ölçüde uyuşturucyu tek dozda alma. 13. MEC. bir işte sonuç alıcı davranış. 14. uğraşı, sanatı, mesleğiyle çok para getiren kimse. 15. MEC. yabancı turist.(Konusu: , Kökeni: )
Altın Beşik:
(Cimnastik Ter.) Cimnastikte, bir elleriyle kendi bileklerini kavrayan iki kişinin, öteki elleriyle karşılıklı olarak birbirlerinin bileklerini tutmaları.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Altın Çağ:
(Alm. goldenes Zeitalter - Fr. age d'or - İng. golden age) Aydınlanma devrinden sonra Avrupa'da yetişen büyük oyun yazarları için kullanılan bir terimdir. İngiltere'de Marlowe, Shakespeare, Johnson, İspanya'da Calderon, Lope de Vega, Tirso de Molina; Fransa'da Corneille, Racine, Moliere gibi yazarların yaşadığı, aşağı yukarı 200 yılı kapsayan dönem. (XVI. y üzyıl ortasından XVlll. yüzyıla değin)(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Altın gol:
(Futbol Ter.) Eleme sistemli karşılaşmalarda kullanılan sistem.Karşılaşmada iki takım birbirine üstünlük sağlayamazsa penaltılara kadar olan uzatma süresinde atılan gol altın goldür ve karşılaşma o anda sonuçlanır. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Altın Kapı:
Ev sahasındaki 5 kapısına ve rakibinin 5 (20) kapısına altın kapı deniliyor. Bu kapılarla pozisyonunuz çok güçleniyor.(Konusu: Tavla Terimi, Kökeni: )
Altın Kemer:
(Güreş Ter.) Yağlı güreşlerde birinci olan sporcuya verilen ödül. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Altın Madalya:
(gnl.ter.) Yarışmalarda birincilik kazanan sporcuya verilen madalya. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Altın Oluk:
Kâbe’nin damında biriken yağmur sularının ‘Hicr’e akmasını sağlamak için Kâbe’nin kuzeybatı duvarının üzerine yerleştirilmiş oluk. Oluk ilk kez, Hz. Peygamber otuz beş yaşında iken, Kâbe’nin, Kureyş kabilesi tarafından yeniden inşa edilmesi sırasında konmuştur. Kâbe’nin oluğu ilk defa Emevi halifesi Velid b. Abdülmelik (705-715)’in emri ile Mekke valisi Halid b. Abdullah tarafından altınla kaplatılmış, bundan böyle Altın Oluk diye anılmıştır.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Altın Vuruş:
(d.) (Uyuşturucu tutkunu için) Öldürücü miktarda zerk. Örn:: Eroinmanların altın vuruş dedikleri fazla eroini bilinçli olarak kendilerine enjekte ederek kurtulamadıkları bu zehirden yaşamlarına son vererek kurtulmayı tercih ettiklerini öğreniyordu. (Ümit Oğuztan, Kraliçe Sisi)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Altınbaşak:
(t.i. ka.) Değerli kimse.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Türkçe)
Altınbaşakotu:
(solidago officinalis) İdrar tutukluğu, albümin, nefrit, üremi ve sistit tedavisinde kullanılan bir çeşit bitkidir. Faydası:: Asabi çarpıntıları giderir. Sinir bozukluğunu geçirir. Yüksek tansiyonu düşürür. Aritmide kullanılır. Uykusuzluğu giderir. Kalbi kuvvetlendirir. Damar sertliği ve göğüs nezlesinde faydalıdır.(Konusu: Bitki Bilim, Kökeni: )
Altınbike:
(t.i. ka.) (bkz:: Altınbaşak)(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Türkçe)
altıncı:
ALTI SAYISININ SIRA SIFATI sıfat sırada beşinciden sonra gelen.(Konusu: , Kökeni: )
Altıncı Adam:
(Basketbol Ter.) Oyuna ilk giren yedek oyuncu. Yedeklerin önde geleni. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
altında:
altta, aşağıda(Konusu: , Kökeni: )
Altınışık:
(t.i. ka.erk.) Üstün nitelikli, değerli, aydın kimse.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Türkçe)
Altınışın:
(t.i. ka.) Işığın en güçlü anı.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Türkçe)
Altıniz:
(t.i. ka.) (bkz:: Altınışık)(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Türkçe)
Altınkökü:
(ipeka) Güney Amerika'da yetişen bir bitkidir. Faydası:: Az miktarda kullanıldığı takdirde tatlandırıcıdır. Yüksek dozlarda kullanılırsa kusturur, ishal yapar. Müzmin bronşitte ifrazatı artırır.(Konusu: Bitki Bilim, Kökeni: )
Altınsoy:
(t.i. erk.) Değerli bir soydan gelen.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Altıntaç:
(t.i. ka.) Altından taç.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Türkçe)
Altıpatlar:
(i.) (Sözcüğün tabanca anlamından alay yollu) Eskimiş ayakkabı tabanı, delik ayakkabı.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )