MecmuaN.CoM sözlük sitesi
 D E N E M E    


Haydi Öğrenelim!

Baykut:

(t.i. erk.) Kutlu talihli.

SON EKLENEN KELİMELER



*Amed Sportif Faaliyetler

*Abdi Algül

*Beyza Başar

SON ARANAN KELİMELER



*Erkeklik

*Husye

*Husye

MecmuaN.com Nedir?

MecmuaN geniş çaplı bir Sözlük Sitesidir. Anlamını bilmediğiniz kelimeler, atasözleri, deyimler, osmanlıca kelimeler ve kronolojik tarihi olayları araştırabilir ve önemli günler gibi bir çok bilgiye ulaşabilirsiniz.

Kelime Arama

      Gelişmiş Arama
Sende Yolla Hata Bildir!


GENİŞ KAPSAMLI ANLAMLAR VE KAVRAMLAR SÖZLÜĞÜ - TÜRKÇE SÖZLÜK




Arma:  

(it.i.) 1- Altın takı. (yüzük, köstek vb.) 2- Saat altın saat. Alinin arması yolundadır. Kıyafetçe de tirendazdır. (Hulusi Kodaman, Zar- Kağıt Oyunları ve Hileleri) (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Arma:  

(ita.i. arma < Lat.) 1- Hükümdarlara, büyük âilelere, belli başlı kişi, kuruluş veya şehirlere mahsus alâmet ve üzerinde böyle bir alâmet bulunan levha. 2- (den.) Bir gemide güverteden yukarıda bulunan direkler, serenler, yelkenler ve bunların üzerindeki ip ve halatlardan ibâret donanım. 3- (ünl.) Denizcilikte “aç, hazırla, ger, kur, yap!” anlamlarında emir olarak kullanılır.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İtalyanca)

Armada:  

(isp.i. armada) (den.) Büyük savaş filosu [İspanya kralı II. Filip’in XVI. yüzyılda İngiltere’ye karşı çıkardığı büyük filoya verilen isimken sonradan teşmil yoluyle büyük savaş filoları için kullanılmıştır](Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İspanyolca)

Armador:  

(ita.i. armador < Lat.) (den.) 1- Geminin yelken, ip, seren, direk gibi donanımını düzenleyen usta. 2- Armayı yerine koyan, bağlayıp donatan ve armaya âit işleri yapan kimse.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İtalyanca)

Armadura:  

(yun.i. armadora < İtal.) (den)) Bir gemide küpeştenin iç tarafında bulunan ve direklere takılı halatları bağlamaya yarayan ağaç veya demir levha.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Yunanca)

armageddon:  

eleme usulü maçlarda eşitlik bozulmayınca siyahın 5 beyazın ise 6 dakika aldığı oyun tarzıdır. berabere halinde beyaz maçı kaybetmiş sayılır.(Konusu: satranç terimi, Kökeni: )

Armağan:  

Kitabın Türü: Roman Kitabın Yazarı: Danielle STEEL Kitabın Konusu: Kitabın konusu bir kızın ergenlik çağındaki sorunları oluşturmaktadır. Kızın ailesinin çok katı kuralları olması dolayısıyla çevresiyle olan ilişkilerinin boyutlarını ele almıştır. Kitabın Ana Fikri: Ergenlik çağında yaşanılan sorunların fazla büyütülmemesi gerektiğini ve bunların çözümünde ailenin öneminin büyük olduğunun unutulmaması gerektiğidir.(Konusu: Kitap Hakkında, Kökeni: )

Armağan:  

(f.i. ka.erk.) 1- Hediye, peşkeş, tuhfe, bergüzer. 2- Birinin gördüğü işe veya başarısına karşılık olarak verilen şey, mükafat. 3- Bir ilim adamını tanıtmak veya çalışmalarından ötürü mükafatlandırmak maksadıyla adına çıkarılan ilmi eser. (Köprülü Armağanı) Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Farsca)

Armalı:  

(sf. it.t.e.) 1- Süslü, parlak. (söz konuşma) Örn:: Bu armalı laflarla sen avukat Kıvırcık Cemil Beyi bastırırsın (Kemal Tahir, Esir Şehrin Mahpusu) 2- Esnek her yöne çekilebilecek. (söz)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Arman:  

(f.i. erk.) 1- Hasret, özleme. 2- Zahmet, sıkıntı. 3- Teessüf. 4- Pişmanlık.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Farsca)

Armatör:  

(fr.i. armateur, ticari gemi işleticisi) 1- Bir fahişenin sırtından geçinen belalı dost. 2- Pezevenk. (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Armatör:  

(fr.i.) (armateur) 1- Ticaret gemisi ya da gemileri olan kimse. 2- (arg) Bir orospunun sırtından geçinen kimse, belalı, dost.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Armatörlük:  

(fr.i.) (den.) 1- Denizcilik Armatör olma durumu. 2- Gemi işletme işi, gemi işletmeciliği.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Armatür:  

(fr.i. armature < Lat.) (fiz) 1- Bir elektrik motoru veya jeneratöründe ana akımın geçtiği sarımları ihtivâ eden parça. 2- Kondansatörün levhalarından her biri. 3- Banyo ve mutfaklarda kullanılan musluk vb. 4- (mus.) Donanım.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Armine:  

(ibr.i. ka.) İbranice isim. (bkz:: Emine)(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: İbranice)

Armoni:  

(fr.i. harmonie < Lat. < Yun.) 1- (müz) İki veya daha çok sesin aynı anda kulağa hoş gelecek bir biçimdeki uyumu, harmoni. 2- (müz) Konusu, birlikte çıkan sesleri uyuşturmak olan müzik dizgesi. Uyum, ahenk.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Armoni Orkestrası:  

(fr.it.i) (müz.) Yalnız üflemeli çalgılardan oluşan orkestra.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fr + İt)

Armonik:  

(fr.sf. harmonique) (müz) 1- Armoniyle ilgili, armonisi olan, uyumlu. 2- Armonika.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Armonika:  

(ita.i. armonica) (müz.) 1- Yan yana sıralanmış deliklerden her biri üflendiğinde ayrı notada sesler çıkaran küçük ağız çalgısı, mızıka, armonik. 2- Akordiyon.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İtalyanca)

Armonize:  

(fr.sf. harmonisé) Bir mûsikî parçasını tamamlayıcı sesler ekleyerek yeni bir eser hâline koymak sûretiyle elde edilen. (mûsikî eseri)(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Armonyum:  

(fr.i. harmonium) (müz) Dış görünüşü piyanoya benzeyen, körüğü ayakla işletilen küçük org. Taşınabilen küçük salon orgu.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Armoz:  

(yun.i.) 1. Sandal veya kayık iskeletinin bir teki. 2. Motor ve kayıkta iki kaplama arasındaki boşluk. (bkz:: Armuz)(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Yunanca)

Armut:  

(sf.i.fars. emrud'dan) Aptal, bön. (kimse) Örn:: Bugün bana Armut diyen adam gücünüze gitmesin beyefendi yarın size Hıyar Ağa der. (Sadi Yaver Ataman, Dümbüllü İsmail Efendi) Örn:: Hey Armut, Avanak avanak ne bakınıyorsun orada? (Muzaffer Buyrukçu, Topal Türküler) Eşanl. Ahlat.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Armut:  

(pirus communis) Gülgillerden; çiçekleri beyaz bir ağacın meyvesidir. Armut; suluca yumuşak tatlı ve küçük çekirdeklidir. Rengi sarı ile yeşil arasında değişir. Ankara, Mustabey, Çengel, Kumla, Bey olmak üzere birçok çeşidi vardır. Faydası:: Böbreklerin düzenli çalışmasını sağlar. İdrarı bollaştırır. Böbrek kum ve taşlarının dökülmesine yardım eder. Yüksek tansiyonu düşürür. Kanı temizler bütün salgı bezlerinin normal çalışmasını sağlar. Kansızlığı giderir, kabızlığı önler. Sinirleri yatıştırır. Zihni yorgunluğu giderir. Susuzluğu keser. Tükürük ifrazatını artırır. Hamilelerin kusmalarını azaltır. Hazımsızlığı giderir. Mafsal kireçlenmesi, nikris ve romatizmada faydalıdır. Şeker hastaları da yiyebilir. Midesi zayıf olanların kompostosunu içmeleri tavsiye edilir. Yemeklerden önce yenecek olursa daha faydalı olur.(Konusu: Bitki Bilim, Kökeni: )

Armuz:  

(yun.i. armos) (den.) Gemilerde güverte ve borda kaplama tahtalarının yan yana gelmeleri sonucu aralarında oluşturdukları çizgi, sokra. (Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Yunanca)

Arnavut:  

(Kar.) Oyunların çoğunda adı Bayyram'dır. Boza satıcısıdır. Arnavut ağzıyla konuşur. Beceremeyeceği şeyleri yapmaya çalışarak gülünç durumlara düşer. Genellikle uysal bir tiptir. Ama, kimi kez piştovunu çekecek kadar sert olur.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Arnavut Zarı:  

(d.) 1- Hileli (civah) zar. Örn:: Arnavut zarı yapımcılığında Arap Tevfiğin üstüne yoktu.(Kayhan Sağlamer, Türk Mafiası) 2- Beş köşeli hilesiz zar. Örn:: (Arnavut zarı) öteki zarlar gibi dört köşe değil beş köşelidir. Bununla hile yapmak kabil değildir. Arnavutlar bu zardan başka zarla barbut oynamazlar. (Hulusi Kodaman, Zar-Kağıt Oyunları ve Hileleri)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Arnavutluk:  

Resmi Tam Adı: Arnavutluk Cumhuriyeti Yerel Tam Adı: Republika e Shqiperise İngilizce: Albania Eski Adı: Arnavutluk Sosyalist Halk Cumhuriyet(Konusu: Ülke Resmi Adı, Kökeni: )

Arnavutluk:  

Yer Aldığı Kıta: Avrupa Kıtası'nda, Doğu Avrupa'nın güneyinde yer alır.(Konusu: Ülke Bul.Kıta, Kökeni: )

Arnavutluk:  

Bağımsız Ülke: Birleşmiş Milletler üye ülke. Osmanlı İmparatorluğu'ndan 28 Kasım 1912 yılında bağımsızlığını kazanmıştır.(Konusu: Ülke Bağ.Tarihi, Kökeni: )

Arnavutluk:  

Yönetim Şekli: İktidar Yapısı: Üniter Devlet. İktidar Kaynağı: Parlamenter Cumhuriyet.(Konusu: Ülke Yönetim Şekli, Kökeni: )

Arnavutluk:  

İdari Yapısı: 12 il'e Ayrılmıştır: 1- Berat 2- Dıraç (Durres) 3- Elbasan 4- Fier 5- Ergiri (Gjirokastër) 6- Görice (Korçe) 7- Kukës 8- Leç (Lezhe) 9- Debre (Diber) 10- İşkodra (Shkoder) 11- Tiran (Tirana) 12- Avlonya (Vlore)(Konusu: Ülke İdari Yapı, Kökeni: )

Arnavutluk:  

Başkenti: Tiran (ing: Tirana)(Konusu: Ülke Başkenti, Kökeni: )

Arnavutluk:  

Komşuları: Kuzeyde Karadağ, Kuzeydoğusunda Kosova, Doğusunda Makedonya ve Güneyinde Yunanistan ile komşudur. Ayrıca ülkenin Batıda Adriyatik Denizi ve Güneybatıda İyonya Denizi'ne kıyısı vardır.(Konusu: Ülke Komşuları, Kökeni: )

Arnavutluk:  

Resmi Dili: Arnavutça(Konusu: Ülke Resmi Dili, Kökeni: )

Arnavutluk:  

Para Birimi: Arnavut Leki Para Birimi Kodu: ALL(Konusu: Ülke Para Birimi, Kökeni: )

Arnavutluk:  

Plaka Kod: AL (1934 yılından beri)(Konusu: Ülke Plaka Kodu, Kökeni: )

Arnavutluk:  

Tel. Kodu: +355 Bölgeler 3/4 – Avrupa Kıtası numaralandırma Plan Alanı içindedir.(Konusu: Ülke Tel Kodu, Kökeni: )

Arnavutluk:  

Dini: İslamiyet, Hristiyanlık Mezhebi: Sünni, Ortodoks Kilisesi, Roma Katolik Kilisesi, Ateist NOT: Hristiyan'lığın 3 ana mezhebi: Roma Katolik Kilisesi, Protestanlık, Ortodoks Kilisesi NOT2: İslamiyet'in 2 ana mezhebi: Sünnilik, Şiilik(Konusu: Ülke Dini, Kökeni: )

Arnavutluk:  

Arnavutluk Bayrağı: Tarihinde birçok kez şekil değiştirse de kırmızı zemin üzerine çift başlı kartal her zaman kalmıştır. Kartalın kanatlarındaki ve kuyruğundaki telek sayısı ülkeyi yönetmiş olan İskender Bey'in iktidardaki yıl (25 yıl) sayısıdır. Bugünkü şekli, 7 nisan 1992 yılında devlet kararı ile komünizm zamanında konmuş olan sarı kenarlı kızıl yıldız kaldırılarak alınmıştır.(Konusu: Ülke Bayrağı, Kökeni: )

Arnavutluk:  

Milli Marşı: "Himni i Flamurit" (Türkçe: Bayrağın Marşı) Arnavutluk'un ulusal marşıdır. Arnavut şair Asdreni (Aleksandër Stavre Drenova) tarafından yazılan marş, Romen besteci Ciprian Porumbescu tarafından bestelenmiştir. İlk defa 21 Nisan 1912 tarihinde Sofya'da çıkarılan bir Arnavut gazetesinde, Liri e Shqipërisë (Türkçe: Arnavutluk'un Özgürlüğü) ismiyle bir şiir olarak yayınlanmıştır. Şiirin orijinal ismi, "Betimi mi flamur" (Türkçe: Bayrak Sözü)'dür.(Konusu: Ülke Milli Marşı, Kökeni: )

Arnavutluk:  

Genel Bkş: En yüksek dağ 2764 m yüksekliğindeki Korab Dağı. Arnavutluk’un para birimi LEK'in Alt birimi olan qindarkë, kullanımdan düşmüştür. Arnavutlar ülkelerine kartallar ülkesi anlamında Shqipëria (okunuşu Şipıria) şeklinde adlandırmaktadır. Diğer çoğu dünya dillerinde ise 'Albania' kelimesi kullanılır. Nitekim Latince “alba” = yüksekte duran, demektir. Arnavutluğa “Albania” ve Arnavutlara “Albanian” denir. Şemseddin Sami’ye göre ‘Arnavut’ kelimesinin anlamı ‘Çiftçi’ demektir. Arnavutluk (Shqipëria), Arnavutça (Shqip) ve Arnavut (Shqiptar) sözcükleri kök bakımından kartal (Shqiponja)’dan türetildiği de söylenmektedir. Arnavut kaldırımı, desenden bağımsız, belli büyüklükteki taşlarla kaplanmış yola verilen isimdir. Yollarda irili ufaklı taşlarla veya yuvarlak yassı dere ve sel taşları ile gelişigüzel yapılmış kaldırımdır. (Konusu: Ülke Genel Bakış, Kökeni: )

Arnavutluk:  

SHISH Arnavutluk Dış ve İç İstihbarat Teşkilatı. Sherbimi Informativ Shteteror (Devlet İstihbarat Servisi)(Konusu: Ülke İsth. Teş., Kökeni: )

Arnavutluk Milli Tk:  

milli tk.lakabı: Kırmızı-Siyahlılar (Kuqezijte)(Konusu: Lakap Milli Tk., Kökeni: )

Arnika:  

(yun.i. arnica) (bitki bil.) Bileşikgillerden, ormanlarda ve çayırlarda yetişen, turuncu sarı ve kömeç biçiminde çiçekler açan bir bitki. Eş.anl:: Öküzgözü, sığır gözü, mastıçiçeği.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Yunanca)

Aroma:  

Şarabın kokusu. Bazı dil uzmanları şarabın doğrudan ve genç kokusuna aroma derler ve daha yaşlı , daha karışık bir koku için buke kelimesini kullanırlar. Fakat çoğunlukta şaraplar için genel bir terim olarak aroma kullanılır.(Konusu: Şarap Terimi, Kökeni: )

Aroma:  

(it.i. aroma) Bitkisel ya da hayvansal türlü maddelerden yayılan, genellikle güzel koku.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İtalyanca)

Aromatik:  

Genellikle çok belirgin bir kokusu, özellikle meyveli ve çiçeksi olan şaraplar için kullanılır. Bazı üzüm türleri de aromatik olarak tarif edilir çünkü bunlardan elde edilen şarapların aromaları çok güçlüdür.(Konusu: Şarap Terimi, Kökeni: )

Aromatik:  

(fr.sf. aromatique) Güzel kokan, güzel kokulu, aroması olan.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Arosek:  

(İsi. tiy) İran'da ilkel bir kukla türü.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Arp:  

(fr.i.) (müz.) Dik tutularak parmakla çalınan, üç köşeli, telli çalgı. (bkz:: Harp)(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Arpa:  

(i.) 1- Bozuk para. 2- Para. Örn:: Çifte nara atarlar ara sıra, Hele bir dokunsunlar Arpasına. (Mahir Dedeoğlu, Ahırda) Örn:: Arpan varsa bize birer çay salla baba. (Süavi Süalp-Bülent Arabacıoğlu Gündüz, İnsan Gece Hırt)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Arpa:  

(hordeum vulgare) Buğdaygillerden; taneleri ekmek ve bira yapmakta kullanılan bir bitkidir. Hayvan yemi olarak da verilir. Nişastası boldur. Kavrulup kahveye de karıştırılır. Faydası:: İdrar söktürür. Mesane ve idrar yollarındaki iltihapları temizler. Böbrek ve kum taşlarının dökülmesine yardım eder. Prostat büyümesini önler. Asabi kusmaları durdurur. Boğaz ve yarımbaş ağrılarını dindirir. Dil iltihaplarını giderir. Temriye ve mayasılda haricen kullanılır.(Konusu: Bitki Bilim, Kökeni: )

Arpa Suyu:  

(d.) Bira. Örn:: Bunun zararı yoktur arpa suyudur. iç.. Beyaz köpüklü sarışın bir su.. (Ahmet Rasim, Fuhş-i Atik) Örn:: Ne var arpa suyu, ne bir yeşillenmek ne ağnanmak, Eşekçe hayli gündür Kırkağaçda bağlanıp kaldık. (Şair Eşref, kıta)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Arpacı:  

(yun.i. arpaksi, hırsız, aşırıcı) 1- Yankesici özellikle cepten, çantadan, para ve cüzdan çalmayı adet edinmiş hırsız. Örn:: -Sen kaldırımcısın. -Arpacıyım. (Yalnız para çalan hırsız) (Ahmet Çakal, Serseriler Arasında) 2- Kapkaççı birisinin çantasını ya da değerli olduğunu umduğu paketini vb. kapıp kaçarak çalan kimse.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Arpacılık:  

(yun.i. arpaksiden arpacı t.e.) 1- Arpacının (bkz:: Arpacı) İşi. 2- Yankesicilik, hırsızlık eylemi. Suçun nevii. Örn:: Yankesicilik. Argo tabiri - Arpacılık. İşleniş şekilleri: a) Pantolon cebinden (Başkomiser Yılmaz Ertunç, Yankesicilik) 3- Kapkaççılık. Örn:: Arpacılık sözcük olarak Rumca arpaksi (aşıran)dan alınmadır. Gündüz veya gece bir kimsenin elinden paket veya çanta kaparak kaçmak suretiyle göz göre göre yapılan hırsızlıktır. Şimdilerde kapkaççı diyoruz. (Engin Bilginer, Babalar Senfonisi)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Arpalamak:  

(f.) İşi iyi gitmemek.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Arpanet:  

Dünyada kurulan ilk ağa verilen isim. Arpanet, internetin temeli olarak değerlendirilebilir. Amerikan ordusuna uzun süre hizmet veren bu ağ, günümüzde tamamen hizmet dışı kalmış durumda.(Konusu: Bilgisayar T., Kökeni: )

Arpej:  

(fr.i. arpège < İtal.) (müz.) Bir akort oluşturan seslerin birbiri ardından çalınması.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Arraf:  

(a.i. erk.) l- Falcı, kahin. Müneccim. 2- Hekim. 3- Göçebe Arap aşiretlerinin örfe vakıf umumi bilgileri.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

arraf:  

Gelecekten haber verdiğini ve gaybı bildiğini iddia eden, kâhin, falcı. İslam, gaybı sadece Allah’ın bildiğini vurgulamıştır. Buna bağlı olarak gaybı bilme iddiasında bulunan arrafları, kahinleri ve falcıları kınamıştır. Falcılığın ve arraflığın her türlüsünü yasaklamıştır. Örn:: “Kim bir arrafa veya kahine gider de onun söylediklerini kabul ederse, Muhammed’e gelen dini inkâr etmiş olur.” (Hadis)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Arrafe:  

(a.i. ka.) (bkz:: Arraf)(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

Arrow-rest:  

(Okçuluk Ter.) Yay gövdesindeki okun, yay üzerinde durmasına yarayan parça.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Arsal:  

(t.i. erk.) Temiz huylu, namuslu.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Arsebük:  

(ibr.i. erk.) 1- Temiz ruhlu ve çabuk. 2- Toy. 3- Namus konusunda titiz.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: İbranice)

Arsenik:  

Sembolü: As Atom Numarası (Proton Sayısı): 33 Atom Ağırlığı: 74,92160(2) g/mol Elektron Sayısı: 33 Element Serisi: Yarı Metal Periyodik Tablodaki Grup, Periyod: 5A, 4 Yoğunluk: 5.72 g/cm3 Erime Noktası: 817,0 ° C (1090,15 K, 1502,6 ° F) Kaynama Noktası: 613,0 ° C (886,15 K, 1135,4 ° F) Oda Koşulunda Maddenin Hali: Gaz Görünümü: Metalik Gri Keşif: Albertus Magnus (Yaklaşık 1250) Arsenik Kullanım Alanları ve Özellikleri: Galyum ile transistörlerde bir katkı aracı olarak kullanılır. Pek çok arsenik bileşiği böcek öldürücü ve zehir olarak da kullanılmaktadır.(Konusu: Elementler, Kökeni: )

Arsenik:  

(fr.i. arsenic) (kim.) simgesi As, atom sayısı 33, atom ağırlığı 74,91 ve yoğunluğu 5,7 olan, atmosfer basıncı altında 450 santigrat derecede süblimleşen, maden filizlerinde çok yaygın bulunan, metal görünümünde basit element. Sıçanotu, Zırnık.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Arsenikli:  

(fr.sf.) İçinde arsenik bulunan, bileşiminde arsenik olan.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fr + Tür)

Arslan:  

(t.i. erk.) 1- Kuvvet ve saldırganlığıyla tanınan hayvan, esed, şir. 2- Cesur adam, bahadır. 3- Bir çeşit çiçek. Arslan Argun: Alpaslan'ın oğlu (1097)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Arslangiray:  

(t.i. erk.) Cesur, korkusuz han. Arslan Giray: Kırım hanı (1702-1767)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Arslanşah:  

(t.i. erk.) Arslan gibi cesur ve yiğit şah, kral. Cesur komutan. Arslan Şah: Kirman Selçuklu hükümdarı. (l 145)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Arsonfobi:  

(ing.i. arsonphobia) ateş, yangın korkusu.(Konusu: Fobiler, Kökeni: ingilizce)

arş:  

1- Taht, çardak, cumba, çatı, dam, tavan, kubbe. 2- Hükümranlık, şan, şeref. 3- Bütün âlemi kuşatan, nasıl olduğunun bilinmesi insan aklının dışında kalan ve sadece Allah tarafından bilinen şey. Örn:: “Öyleyse, artık (bilin ki) Allah yüceler yücesidir; mutlak hüküm ve egemenlik sahibidir; sonsuz gerçektir; Ondan başka tanrı yoktur; çok yüce arşın sahibidir.” (Kur’an-ı Kerim Mü'minun suresi 23/116 ncı Ayet) 4- Allah’ın gücünün ve büyüklüğünün en açık biçimde görüldüğü dokuzuncu kat gök. Örn:: “Fışkırır ruh-i mücerred gibi yerden naşım - O zaman yükselerek arşa değer belki başım.” (M. A. Ersoy) 5- Allah’ın yaratmış olduğu bütün varlıklar üzerindeki kudret, hükümranlık, egemenlik ve iktidarı. Örn:: “O, sınırsız rahmet sahibi ki arşı egemenliği altına almıştır.” (Kur’an-ı Kerim Taha suresi 20/5 nci Ayet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Arş:  

(fr.ünl. marche) (ask.) Askerlikte “yürü” anlamında komuta sözü.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Arşe:  

(fr.i. archet) 1- Keman yayı. 2- Elektrikle işleyen taşıtlarda, telden elektrik akımını almaya yarayan, taşıttan tele uzanmış yay biçimli iletken.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Arşevek:  

(fr.i. archevèque < Lat. < Yun.) Bir bölge kilisesinin Başpapazı veya Başpiskoposu.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Arşın:  

(esk.i.) Bacak. Örn:: Delikanlı.. Arşınları topla.. (Reşad Ekrem Koçu, İstanbul Ansiklopedisi)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Arşınları Açmak:  

(d. esk.) Daha büyük adımlarla yürümeye başlamak.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Arşidük:  

(fr.i. archiduc) Avusturya – Macaristan imparatorluk âilesinden olan prenslere verilen unvan.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Arşidüşeş:  

(fr.i. archiduchesse) Avusturya – Macaristan imparatorluk âilesinden olan prenseslere verilen unvan.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Arşimet:  

Archimedes (M.Ö. 287–M.Ö. 212) Yunan matematikçi, fizikçi, mühendis, gökbilimci kaşif. Suyun kaldırma kuvvetini keşfeden ve Pi sayısı'nı hesaplayan Archimedes (Arşimet), bu keşfinden yola çıkarak Archimedes vidası/burgusu olarak bilinen su türbinini geliştirmiştir. Hidrostatiğin ve mekaniğin temelini atmıştır.(Konusu: Mucid ve İcadı, Kökeni: )

Arşiv:  

(fr.i. archlves) Cinsel organlar, çamaşırın altında (İçinde) bulunan cinsel organlar. (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Arşiv:  

(fr.i. archives < Lat. < Yun.) Belgelerin ve belge değeri taşıyan şeylerin saklandığı, korunduğu ve yararlanmaya sunulduğu yer. Eş anl:: Belgelik.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Arşivci:  

(fr.t. i) Mesleği arşiv belgelerini düzenleyip tasnif etmek ve bunları değerlendirmek olan kimse. Eş.anl.:: Belgelik.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fars+Tür)

Art Arda:  

Yanlış: Ardarda Doğru: Art Arda(Konusu: Yanlış Yazılan Kelime, Kökeni: )

Art Niyet:  

Yanlış: Artniyet Doğru: Art Niyet(Konusu: Yanlış Yazılan Kelime, Kökeni: )

Art Oyun:  

(Alm. Nachspiel - İng. after-piece) Asıl oyunun sonunda, ona bağlı olmayan bir gösteri ya da oyun.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Artallamak:  

(f.) 1- Düzenlemek. 2- Çalmak alıp gitmek. Hartalamak, Hartallamak diye de kullanılır.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Artan:  

(t.i. erk.) 1- Yarar, fayda. 2- Üstünlük, meziyet, nitelik.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Artefakt:  

(artifact) 1- Tabii olmayan yapı veya oluşum. 2- Doku veya organda suni olarak meydana gelmiş veya getirilen şey. (Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )

Artema:  

(i.) (tic. m.) (Kökten dinciler arasında) Başkalarıyla birlikteyken tesettüre uyup örtünen bu ortamın dışında ise özgürce giyinen kadın, kız. Slogan: Aç kapa aç kapa Artema.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Arter:  

(Biy.Sp.Ter.) Atardamar. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Arter:  

(fr.i. artère < Lat. < Yun.) 1- (hek.) Kanın yürekten gövdenin her yanına gitmesini sağlayan atardamar, şiryan. 2- (mec.) Trafiği çok yoğun olan yol, anayol.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Arterit:  

(fr.i. artérite) (tıp) Atardamar bozukluğu, atardamar yangısı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Arteriyoskleroz:  

(fr.i.) (hek) Atardamarda oluşan sertlik.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Artezyen:  

(fr.i. artésien) Burgu ile delinerek açılan ve suyu yükseğe fışkırtan kuyu.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

artık:  

sıfat 1. yenildikten, içildikten, kullanıldıktan sonra geriye kalan. "Yoksul biri o, komşuların artık yemekleriyle geçinir" 2. ad bir şeyden artan, kalan bölüm. "Yemek artıklarını çöpe döktü" 3. ad KİMYA TERİMİ bir kimyasal tepkimeden sonra arta kalan, işe yaramayan madde ya da maddeler. 4. sıfat belli bir ölçüyü aşan, daha çok, daha fazla. "Otobüste otuzdan artık yolcu vardı" 5. sıfat MEC. hiç değeri olmayan, değersiz. "Köyün artığı üç beş kişi, can yakmaya kalkışmış" 6. belirteç bundan sonra, şimdiden sonra, bundan böyle. "Artık buna bir dur demeliyiz" 7. belirteç bir daha. "Artık oraya gitmem"(Konusu: , Kökeni: )

Artık Şeker:  

Fermantasyon sonrasında şarapta kalan şeker. Şarabın içinde kalan mayalanmamış, alkole dönüşmemiş üzüm şekeridir.(Konusu: Şarap Terimi, Kökeni: )

artırmak:  

Artmasını sağlamak, çoğaltmak.(Konusu: , Kökeni: )

artış:  

ad artmak eylemi ya da artma biçimi. "Aylık fiyat artışlarına yetişilmez oldu"(Konusu: , Kökeni: )

WhatsApp