Haydi Öğrenelim!
Maksure:
(a.i. ka.) (bkz:: Maksur)
MecmuaN.com Nedir?
MecmuaN geniş çaplı bir Sözlük Sitesidir. Anlamını bilmediğiniz kelimeler, atasözleri, deyimler, osmanlıca kelimeler ve kronolojik tarihi olayları araştırabilir ve önemli günler gibi bir çok bilgiye ulaşabilirsiniz.
Kelime Arama
Sende Yolla Hata Bildir!GENİŞ KAPSAMLI ANLAMLAR VE KAVRAMLAR SÖZLÜĞÜ - TÜRKÇE SÖZLÜK
Artikülasyon:
(articulation) 1- İki veya daha fazla kemiğin birbiriyle temas hâlinde geldiği hareketli bölge, oynak yeri, eklem, mafsal. 2- Kelimeyi anlaşılır şekilde telaffuz etme; heceleyerek söyleme. (Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )
Artimur:
(t.i. erk.) (bkz. Aktemur)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Artist:
(fr.i. artiste) Yalancı, olduğu gibi görünmeyip rol yapan kişi. Örn:: Bugün dışarda gezen adamlar köşeyi dönen adamlar hep zamanın artisleridir. Savaş zamanı kaçanlar, barış zamanı kahraman olmuşlardır. (Yeni Gündem Ülkücü Cengizhan Cengiz Açıklıyor) (Artis, Arjiz diye de söylenir) (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Artist:
(Alm. Künstler - Fr. artist - İng. cırtist) Sahne sanatçısı.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Artist:
(fr.i. artiste < Lat.) 1- Tiyatro ve sinema oyuncusu. 2- Güzel sanatlarla uğraşan, bir sanatı meslek edinen kimse, sanatkâr. 3- Eğlence yerlerinde gösteri yapan kadın.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Artistik:
(Alm. artistisch - Fr. artistique - İng. artistic) 1- Doğal olmayan, eğitimle elde edilen gövde hareketlerinin tümüne denir. 2- Kimi yorumculara göre, tiyatroda daha çok dış görünüşe, yani edebiyat dışı göstermeci öğelerin tümünü kapsayan genel kavram.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Artistik:
(fr.sf. artistique) Sanatın ve sanatkârlığın gerektirdiği özellikleri taşıyan, sanatlı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Artistik Cimnastik:
(Cimnastik Ter.) Bireysel olarak yapılan,belirli kurallar ve sınırlamaları olan, kızlarda; atlama beygiri, asimetrik paralel, denge, yer olmak üzere dört, erkeklerde; kulplu beygir, yer, halka, atlama beygiri, paralel, barfiks olmak üzere altı aletin yer aldığı ve her aletle yarışmak zorunda bulunduğu, uygulaması zor, seyretmesi ise hayranlık uyandıran, yaşadığımız modern çağa çok uygun bir spor dalı.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Artistlik:
(fr.i. artiste t.e.) Yalancılık, sözle davranışla gerçeğe aykırı olma, rolcülük. Örn:: - Doğru konuş artizlik istemem. (Ahmet Çakal, Serseriler Arasında) (Artislik, Artizlik biçiminde de kullanılır.)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Arto:
Harutyan DALGA (d:1957; ö:) (Konusu: Gerçek Adı, Kökeni: )
Artrit:
(fr.i. arthrite) (tıp) Eklem romatizması.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Artuç:
(t.i. erk.) Ucu sivri demirle donanmış mızrak. (Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Artuk:
(t.i. erk.) Selçuklu Emiri. (XI. yy.) Selçukluların ünlü hakanı Alpaslan'ın emrinde Malazgirt savaşına katıldı.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Artvin:
Artvin Tarihi; Ortaçağda, Bizans’ın himayesindeki Bagratlı Krallığı’nın yönetiminde kalan bölge, daha sonra Selçuklu, Saltuk, Moğol (İlhanlı), Timur, Karakoyunlu, Akkoyunlu ve Safevi yönetiminde kalmıştır. Artvin’de Osmanlı egemenliği Yavuz Sultan Selim döneminde başlamıştır. 7 Temmuz 1921’de sancak olarak kurulan Artvin, 24 Nisan 1924’te il olmuştur.(Konusu: İl Tarihi, Kökeni: )
Artvin:
Artvin İlçeleri: 1-Merkez 2-Ardanuç 3-Arhavi 4-Borçka 5-Hopa 6-Murgul 7-Şavşat 8-Yusufeli. (Konusu: İl İlçeleri, Kökeni: )
Artvin:
Artvin; Kuzeydoğudan Gürcistan sınırı, Güneydoğudan Ardahan, Güneyden Erzurum ve Batıdan Rize ili ile komşudur. Hem denize kıyısı, hem de başka bir ülkeye sınırı bulunan 4 ilimiz: 1- Edirne (Ege Denizi; Yunanistan, Bulgaristan) 2- Kırklareli (Karadeniz; Bulgaristan) 3- Artvin (Karadeniz; Gürcistan) 4- Hatay (Akdeniz; Suriye)(Konusu: İl Komşuları, Kökeni: )
Artvin:
Nesiyle Meşhur: Sarp Sınır Kapısı, Boğa Güreşleri, Beyaz Patatesi, Balı meşhurdur.(Konusu: İl Nesiyle Meşhur, Kökeni: )
Artvin:
Artvin'de Gezilecek Yerler: Artvin İskender Paşa Camii, Ortacalar Çifteköprü, Tekkale Manastırı, Borçka Şehitliği, Muratlı Camii, Yaylalar Köyü, Orta Hopa Camii, Barhal Çayı, Artvin Kent Ormanı, Yıldız Gölü, Karagöl - Sahara ve Hatilla Vadisi Milli Parkları, Artvin Şavşat Kalesi, Artvin Camili Havzası, Ferhatlı Kalesi, Mençuna Şelalesi, Maral Şelalesi, Kafkasör Yaylası, Beyazsu Yaylası, Arsiyan Yaylası, Artvin Barhal Kilisesi, Artvin Çoruh Nehri.(Konusu: İl Gezilecek Yerler, Kökeni: )
Artvin:
Genel Bakış: Karadeniz Bölgesi‘nin Doğu Karadeniz Bölümü’nde yer alan, Karadeniz’e kıyısı bulunan bir ildir. İl, Türkiye’nin Gürcistan’la olan sınırında yer alan Kuzeydoğu köşesidir. • Önce Artvani, sonra Osmanlı zamanında Artvini adını almıştır. İlin bir önceki adı Çoruh olup, 15 Şubat 1956 tarih ve 6668 sayılı kanunla Artvin olmuştur. • Artvin boğalarıyla meşhur bir il olup simgesi boğadır. • Artvin il nüfusunu Gürcü, Kıpçak Türkleri ve Lazlar oluşturur. •(Konusu: İl Genel Bakış, Kökeni: )
Aruba:
Resmi Tam Adı: Aruba Felemenkçe: Aˈruba (Konusu: Ülke Resmi Adı, Kökeni: )
Aruba:
Yer Aldığı Kıta: Güney Amerika Kıtası'nda, Karayip denizi'nin Güneyinde yer alır.(Konusu: Ülke Bul.Kıta, Kökeni: )
Aruba:
Holanda Krallığı'na bağlı Özerk Bölge. NOT: 10 Ekim 2010'da yapılan referandum sonucunda, Hollanda Antilleri dağılmış, Bonaire, Saba ve Sint Eustatius adaları BES Adaları'nı meydana getirip Hollanda'nın üç özel belediyesi olmuştur. Aruba (1986'da Hollanda Antilleri'nden ayrıldı), Curaçao, Sint Maarten ise doğrudan Hollanda Krallığı'na bağlı 3 Özerk bölge olmuştur.(Konusu: Ülke Bağ.Tarihi, Kökeni: )
Aruba:
Yönetim Şekli: Hollanda Krallığı'na bağlı Özerk Bölge. NOT: 10 Ekim 2010'da yapılan referandum sonucunda, Hollanda Antilleri dağılmış, Bonaire, Saba ve Sint Eustatius adaları BES Adaları'nı meydana getirip Hollanda'nın üç özel belediyesi olmuştur. Aruba (1986'da Hollanda Antilleri'nden ayrıldı), Curaçao, Sint Maarten ise doğrudan Hollanda Krallığı'na bağlı 3 Özerk bölge olmuştur. (Konusu: Ülke Yönetim Şekli, Kökeni: )
Aruba:
İdari Yapısı: Şehirleri: 1- Oranjestad (Başkent) 2- Malmok 3- Palm Bech 4- Noord 5- Pos Aboa 6- Paradera 7- Dakota 8- Santa Kruz 9- Pos Chikitu 10- Savaneta 11- St. Nicolaas 12- Ceru Colorado.(Konusu: Ülke İdari Yapı, Kökeni: )
Aruba:
Komşuları: Karayip Denizi'nin Güneyinde, Küçük Antiller'in yaklaşık 1.600 kilometre Batısında, Kuzeyinde Venezuela ile komşudur.(Konusu: Ülke Komşuları, Kökeni: )
Aruba:
Resmi Dili: Felemenkçe, Papiamento, İngilizce, İspanyolca(Konusu: Ülke Resmi Dili, Kökeni: )
Aruba:
Plaka Kod: ARU (Hollanda Antillerine bağlıyken: NA)(Konusu: Ülke Plaka Kodu, Kökeni: )
Aruba:
Tel. Kodu: +297 Bölge 2 – Çoğunlukla Afrika Kıtası, bazı Atlas Okyanusu (Atlantik Okyanusu) ve Hint Okyanusu Adaları numaralandırma Plan Alanı içindedir.(Konusu: Ülke Tel Kodu, Kökeni: )
Aruba:
Dini: Hristiyanlık Mezhebi: Roma Katolik Kilisesi NOT: Hristiyan'lığın 3 ana mezhebi: Roma Katolik Kilisesi, Protestanlık, Ortodoks Kilisesi(Konusu: Ülke Dini, Kökeni: )
Aruba:
Aruba Bayrağı: 18 Mart 1976 tarihinde kabul edilmiştir. Zemin açık mavidir. Bayrağın alt kısmından yatay olarak 2 adet dar sarı şerit geçer. Bayrağın gönder tarafının üst kısmında 4 köşeli beyaz renk ile sınırlandırılmış kırmızı bir yıldız bulunmaktadır. Mavi; Aruba'yı çevreleyen denizi, Sarı; adanın geçmişini ve altın kaynaklarını, sanayisini ve petrolü, Kırmızı; Aruba ülkesindeki kızılağaç antik Aruba endüstrisini ve Beyaz; adalet, düzen çaba ve özgürlük, Aruba halkının kalplerin saflığını ve bembeyaz kumsallarını temsil eder.(Konusu: Ülke Bayrağı, Kökeni: )
Aruba:
Milli Marşı: "Aruba Dushi Tera" (Aruba Güzel Ülke) Aruba marşıdır. Marşın sözleri Juan Chabaya 'padu' Lampe'ye, bestesi ise Rufo İnocencio Wever'e ait. 1986'da milli marş olarak kabul edilmiş.(Konusu: Ülke Milli Marşı, Kökeni: )
Aruba:
Genel Bkş: 1499’da İspanyol kaşifler tarafından keşfedilen ada, 1636’da Hollanda sömürgesi haline geldi. Hollanda Krallığı, Aruba’yı 1986 yılında Hollanda Antilleri birliğinden çıkarıp doğrudan Hollanda’ya bağladı. • California Feneri, Aruba Arkeoloji Müzesi, Eşek Barınağı, Alto Vista Şapeli ve Aruba Tarih Müzesi, Aruba’da ziyaret edebileceğiniz başlıca adreslerden. •(Konusu: Ülke Genel Bakış, Kökeni: )
Arüsek:
(f.i. ka.) 1- Gelin, küçük gelin. 2- Bebek gibi güzel kız. 3- İşlemecilikte kullanılan yeşil parlak sedef. 4- Ateş böceği. 5- Küçük bir mancınık çeşidi.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Farsca)
Arya:
(ita.i. aria) 1- Operalarda bir kişi tarafından söylenen uzun şarkı. (ünl.) (den.) “İndir” anlamında emir. “Arya direk!” “Arya sancak!” “Arya yelken!”(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İtalyanca)
Aryanist:
(fr.i. arianiste) Aryanizm öğretisini benimsemiş olan Hıristiyan.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Aryanizm:
(fr.i. arianisme) (din) IV. yüzyılda Arius adlı bir papazın kurduğu ve Hristiyan inanışının tersine olarak İsa'nın tanrılığını inkar eden mezhep.(Konusu: İzm İle Biten, Kökeni: fransızca)
Aryanizm:
(fr. özel i. arianisme) [Arius adından] Ariusçuluk. IV. yüzyılda Arius adlı bir papazın kurduğu ve Hristiyan inanışının tersine olarak İsa'nın tanrılığını inkâr eden mezhep.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Aryoso:
(İta.i.) (müz.) Lirik ve dramatik bakımdan büyük bir ifâde gücü olan melodi dizisi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İtalyanca)
arz:
1- Sunma, ortaya koyma, bir nesneyi gösterme, arz etme. 2- Hz. Peygamber’in her sene ramazan ayında, o ramazan ayına kadar gelen bütün sure ve ayetleri Cebrail’e, Cebrail’in de kendisine okuması. Türk kültüründe hafızların cemaate yüzleri dönük olarak Kur’an-ı Kerim okumaları (mukabele), dayanağını bu uygulamadan almıştır. Örn:: “Hz. Peygamber, Cebrail’e her yıl Kur’an-ı Kerim’i bir kere arz ederdi. Vefat ettiği yıl ise Kur’an-ı Kerim’i Cebrail’e iki kez arz etmiştir.” (Ebu Hureyre) 3- Hadis ravisinin, elinde bulunan hadisleri, hadis ilminde otorite olan âlime okuması.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Arzık:
(t.i. erk.) Dindar, sofu.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Arzımukaddes:
1- Temizlenmiş kutsal toprak. 2- Kudüs’teki Mescidiaksa’nın bulunduğu yer. Birçok peygambere, peygamberlik görevi Kudüs ve civarında verildiği için bu topraklara Arzımukaddes denilmiştir. Örn:: “(Musa kavmine dedi ki) Ey kavmim! Allah’ın size yazıp nasip ettiği Arzımukaddes’e girin. İnancınızdan vazgeçmeyin, yoksa kaybedenlerden olursunuz.” (Kur’an-ı Kerim Maide suresi 5/21 nci Ayet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Arzu:
(a.i. ka.) 1- İstek, bahşiş. 2- Emel, heves, meyl. 3- Özlemek, müştak olmak. "Arzum" olarak da kullanılır. Meşhur halk hikayelerinde Kamber'in sevgilisi.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
Arzuman:
(a.i. ka.) (bkz:: Arzu)(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
As:
(a.i. erk.) Mersin ağacı.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
As:
(f.i. erk.) Değirmen.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Farsca)
As:
(fr.i. as < Lat.) 1- İskambil, domino vb. oyunlarda bir işaretini taşıyan kâğıt veya taş, birli, bey. 2- (sf.) Bir işte başta gelen. (kimse veya şey) “As futbolcu.” “As solist.”(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
As Büke:
(d. çing.) Dikkat, dikkat et anlamında söylenir.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
As Parti:
Kısa Adı: ASP Genel Merkezi: Keçiören, Ankara. Parti kurucularının çoğunluğu astsubaylardan oluşmaktadır. Kuruluş Tarihi: 03.02.2015 Genel Başkanı: Cavit Kayıkcı Sona Eriş Tarihi: FAAL Sona Eriş Nedeni: FAAL Siyasi Pozisyonu: * İdeoloji: * NOT: Çok Partili Dönemde Kurulan Siyasi Parti - III (1980 Sonrası)(Konusu: Siyasi Parti, Kökeni: )
As Solist:
(fr.i.) Assolist olma durumu. Bir gazinoda sola yapan şarkıcılar arasında en ünlü, en önde gelen ve sahneye en son çıkan şarkıcı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Asabatı Bozulmak:
(d. a. asabdan b. asabat t.f.) Sinirlenmek, sinirleri bozulmak. Örn:: Asabatım bozulursa karışmam bak. Üç gün mühlet sana. (Haldun Taner, Keşanlı Ali Destanı) (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Asaf:
(a.i. erk.) 1- Vezir. 2- Erdem, ileri görüşlülük, yönetimde başarı. Hz. Süleyman'ın ünlü veziri. Süleyman (a.s.)'ın en çok güvendiği kişiydi. Neml suresinde anlatılanlar Asaf üzerine yorumlandı. Daha sonra padişahın vezirlerine Asaf unvanı verildi.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Asal:
(t.i. erk.) Başlıca, esaslı, temel.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Asalak:
(Alm. Parasit - Fr. parasite - İng. parasite) Eski Roma Komedyasında ve Commedia del l'arte türünde görülen başkasının sırtından geçinen açıkgöz tip.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
asalak:
sıfat · ad 1. bir canlının üzerinde ya da içinde sürekli ya da geçici olarak yaşayan, ondan beslenen başka canlı. \"Asalağın üzerinde yaşadığı canlı ondan zarar görür\" Benzer: tufeyli parazit 2. MEC. başkalarının sırtından geçinmeyi huy edinmiş kimse.(Konusu: , Kökeni: )
Asalet:
(a.i. erk.) Soy temizliği, soyluluk.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Asamble:
(fr.i.) 1- Kurul, meclis. 2- Klasik dansta, iki ayağını birleştirerek zıplama biçimindeki temel adım.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Asansör:
(Voleybol Ter.) Hücumda kısa pasa sıçrayan smaçör inerken diğer oyuncunun yükselerek atağa kalkması.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Asansör:
(fr.i. ascenseur) Elektrikle işleyen, çelik halatla çekilen, insanları veya yükleri yüksek yerlere, bir binânın katlarına çıkarmaya veya indirmeye yarayan cihaz.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Asayımusa:
1- Hz. Musa’nın bastonu. 2- Hz. Musa’ya verilen mucizelerden biri. Kur’an-ı Kerim’in verdiği bilgilere göre Hz. Musa, bu asa ile çeşitli mucizeler göstermiştir. Örneğin, asası yılana dönüşerek sihirbazların sihirlerini geçersiz kılmış, denizi ortadan ikiye ayırmış ve vurduğu kayadan su çıkarmıştır.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Asbest:
(fr.i. asbeste < Yun.) Yanmaz kumaşların dokunmasında, yangın, ısı, elektrik yalıtımında, balata vb.nde kullanılan, lifli bir yapıya sâhip olduğu için kendisinden iplik eğirilebilen, kalsiyum ve mağnezyum silikat karışımı mineral, taş pamuğu, amyant, kaya lifi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Asbestoz:
(fr.i.) (hek.) Amyant ve asbest tozlarının solunmasından ileri gelen bir akciğer hastalığı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
ASCII:
""American Standard Code for Information Interchange""i temsil eder. ""ASCII tablosu"" her harfe belli bir nümerik kod atar. Önceleri aksanlı karakterlere karşılık gelen kodları öngöremeyen "7 bitlik" bir tablo kullanılmaktaydı. Daha sonra genişletilmiş bir tablo geliştirildi. Bu tablonun ikinci sayfası özel karakterleri ve aksanlı ulusal olanları içermekteydi. Kod sayfası adı verilen bu türde birçok tablo oluşturuldu. Farklı kod sayfalarının varlığı avantaj getirmek yerine birçok karmaşaya neden olabiliyor. Bu nedenle tüm alfabelerin karakterlerinin bulunduğu daha genişletilmiş bir tablo kullanımı tercih ediliyor. Unicode. Unicode derlemesi Windows işletim sistemleri tarafından destekleniyor."(Konusu: Bilgisayar T., Kökeni: )
Asena:
Onur ÇAKMAK (d:1977; ö:) (Konusu: Gerçek Adı, Kökeni: )
Asena:
(t.i. ka.) Kurt.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Türkçe)
Asenkron:
(fr.sf. asynchrone < Yun.) (fiz.) Aynı zamanda veya birlikte meydana gelmeyen, aynı periyoda sâhip olmayan. Asenkron motor: Devir sayısı çektiği alternatif akımın frekansı ile orantılı olmayan elektrik motoru.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Asepsi:
(fr.i. asepsie < Yun.) Ameliyatlarda yaralara mikrop bulaşmasını önlemek için âletleri ve pansuman eşyâsını ısı yardımı ile mikropsuzlaştırma usûlü.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Aseptik:
(fr.sf. aseptique) (tıp) Her türlü mikroptan arınmış.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Asetat:
(fr.i. i. acétate < Lat.) (kim.) Asetik asidin herhangi bir madde ile meydana getirdiği birleşik: “Sodyum asetat.” “Selüloz asetat.”(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Asetik:
(fr.sf. acétique) (kim.) Sirkeyle ilgili, sirkeyle aynı özellikleri taşıyan.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Asetik Asit:
Sirke asidi olarak bilinir. Bütün şaraplar asetik asit içerir. Normalde miktarı % 0.3 ila % 0.6 arasında bulunan asit tatta veya kokuda farkedilmez. Şaraplardaki asetik asit oranı %1’e doğru yaklaştıkça tat ve sirke kokusu farkedilir. Düşük seviyede bulunduğunda asetik asit şarabın tadını geliştirebilir, bu tat şaraba hakim olursa kusur olarak kabul edilir.(Konusu: Şarap Terimi, Kökeni: )
Asetik Asit:
(fr.birl. i. acétique) Sirkede bulunan ve sirkeye tadını, özelliğini veren keskin kolulu, renksiz asit, sirke asidi, sirke rûhu.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Asetilen:
(fr.i. acétylène < Lat.) Su ile karpitin birleşmesinden elde edilen, sarmısak kokulu, zehirli, renksiz, kolayca patlayan, gaz hâlinde doymamış hidrokarbon. [Birçok organik birleşiklerin ilk ham maddesi olup ışığı parlak olduğundan aydınlatmada ve oksijenle yandığında alevi çok yüksek sıcaklık verdiğinden kaynakçılıkta kullanılır](Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Aseton:
(fr.i acétone < Alm. < Lat.) Yağ, lastik, reçine, cilâ, plastik gibi maddelerin çözücüsü olarak kullanılan, kimyevî bakımdan ketonların özelliklerini taşıyan, renksiz, uçucu, eter kokusunda sıvı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Asfa:
(a.i. erk.) Çok saf, en temiz, halis.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Asfalt:
(fr.sf.i. asphalte) 1- Kolay. (iş) 2- Saçsız, kel. (baş) Kel (kimse) (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Asfalt:
(fr.i asphalte < Lat. < Yun.) 1- Tabiî halde bulunan veya petrolün damıtılmasından elde edilen, katrana benzer, koyu kahverengi veya siyah madde, bir bitüm çeşidi. 2- Bu maddenin kireç taşı, mıcır veya kırma taşla karıştırılarak yol ve yaya kaldırımı kaplamakta, taraça tecrîdinde kullanılan şekli. 3- (sf. ve i.) Bu madde ile kaplanmış. (yol)(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Asfalt Biti:
(d.) Küçük otomobil. Klasik Volkswagen, Citroen, döşovo vb.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Asfalt Etmek:
(d.) (Birisini) Çok dövmek, ayakta duramayacak kadar hırpalamak. (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Asfaltlamak:
(f. geçişli < asfalt+la-mak) Asfaltla kaplamak.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Asfaltlanmak:
(f. edilgen < asfaltla-n-mak) Asfalt ile kaplanmak.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Asfaltlatmak:
(f. geçişli < asfalt+lat-mak) Üzerine asfalt döktürerek kapattırmak, asfaltla kaplanmasını sağlamak.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Asfaltlı:
(fr.t.sf.) İçinde asfalt bulunan ham petrol. 2- Asfaltlanmış olan yol.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fr + Tür)
Asfalya:
(yun.i.) 1- Sigara. 2- Sigorta, elektrik sigortası. Örn:: Elektrik sigortasına da asfalya dediğini duydu ya bitti olay. (Baskın Oran, Nerde O Eski Mapusaneler)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Asfiksi:
(asphyxia) Havasızlık. Oksijen azlığı-yokluğu. Vücudun gerekli oksijeni alamaması, keza kan ve dokularda artan karbondioksidi atamaması nedeniyle hayatın durması. Havanın akciğerlere ulaşamaması, ulaşırsa alyuvarlarla yeterince birleşememesi ya da ortamdaki oksijen niceliğinin yetersiz olması gibi nedenlerle canlının havasızlıktan ölmesi. (Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )
Asgar:
(a.i. ka.erk.) En küçük, daha küçük. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Arapça)
asgari:
sıfat 1. en aşağı, en düşük, en az, en azından. \"Bu iş asgari üç gün sürer\" 2. MATEMATİK TERİMİ minimum.(Konusu: , Kökeni: arapça)
Asgısar:
(d. erm. hasgısa'dan) Anladın mı? anlamında kullanılır. (A. Fikri, Lugat-i Garibesinde bu deyimi Asgi - Askı -deyn bore bore İdüb de virmemek diye anar.) (bkz:: Katalavengos, Katalavis(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Ashab:
(a.i. erk.) 1- Sahib'in çoğulu. 2- Hz. Muhammcd (s.a.s)'i görüp ona tabi olan kişiler. İnsanlık aleminin en seçkin simaları ve örnek neslidirler. Haklarında varid olan naslarla korunmuşlar, Allah'ın yardımını müşahade etmişler ve büyük peygamberin öğretilerini harfiyyen yaşamışlardır. Ashab-ı Kiram: Yüce sahabeler.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
ashab:
(bkz:: Sahabe)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Ashâb-ı Kehf:
Allah’a inanmayan kavimlerinin ve zalim hükümdarlarının şerrinden mağaraya sığınan bir grup inanmış genç insan; mağara arkadaşları. Roma İmparatorluğu’nun valilerinden Dakyanus zamanında seçkin ailelerden bazı gençler putperestlikten vazgeçip Allah’a iman ettiklerini ilan etmişlerdir. Vali, toplumun çoğunluğunun bağlı olduğu dinden vazgeçen bu gençleri öldürmek istemiş, onlar da inançlarını korumak amacıyla şehirden kaçarak bir mağaraya sığınmışlardır. Kur’an-ı Kerim’e göre bu gençler bir mucize olarak yaklaşık üç yüz sene bu mağarada uyumuşlardır. Uyanıp şehre gittiklerinde ayrılırken geride bıraktıkları her şeyin değiştiğini ve halkın da Hz. İsa’nın getirdiği dini kabul ettiğini görmüşlerdir. Halkla konuşan bu insanlar tekrar mağaraya dönmüşler ve bu sefer uyanmamak üzere uyumuşlardır. O mağara onların mezarı olmuş ve zamanın valisi onların üzerine bir mescit yaptırmıştır. Kur’an-ı Kerim’in on sekizinci suresi olan Kehf Suresi, adını bu kıssadan almıştır. Bu kıssada tevhit inancına bağlılığın önemiyle beraber ölümden sonra dirilmeye de vurgu yapılmıştır.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Ashabıaraf:
1- Araf halkı. 2- Sevapları ve günahları eşit olduğu için henüz cennete de cehenneme de gidememiş, fakat cennete gitmeyi bekleyen müminler. 3- Ahirette müminleri ve kâfirleri yüzlerinden tanıyacak olan melekler. Örn:: “Ashabıaraf simalarından tanıdıkları birtakım (günahkâr, inkârcı) adamlara şöyle seslenirler: ‘Ne topluluğunuz ve biriktirdiğiniz mallar ne de kibirlenmeniz size (ahirette) hiçbir yarar sağlamadı.” (Kur’an-ı Kerim A'raf suresi 7/48 nci Ayet) 4- Cennetlik ve cehennemlik olan insanları birbirinden ayırmak suretiyle haklarında tanıklıkta bulunacak olan peygamberler; şehitler ve âlimler.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Ashabıbedir:
Bedir Savaşı’nda Hz. Peygamber’in yanında bulunan ve savaşa katılan sahabeler. Bedir Savaşı’na katılan sahabelerin sayısı üç yüz civarındadır. Kur’an-ı Kerim’de ve Hz. Peygamber’in hadislerinde, kendilerinin üç katı olan Mekkeli müşriklerle yapılan ilk savaşta büyük kahramanlık gösteren Ashabıbedir övülmüştür. Hz. Muhammed’in, savaş esnasında yapmış olduğu şu dua Ashabıbedir’in önemini gösterir: Örn:: “Ey Allah’ım! Eğer bu insanlar bugün yok olurlarsa, yeryüzünde sana ibadet edecek kimse kalmaz…” (Hadis)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )