Haydi Öğrenelim!
Genç Demokrat Parti:
Kısa Adı: GDP Genel Merkezi: Ankara Kuruluş Tarihi: 04.10.1994 Genel Başkanı: * Sona Eriş Tarihi: 05.10.1994 Sona Eriş Nedeni: Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) ile birleşti. 1982 Anayasası'nın eski 84. maddesiyle getirilen engeli aşmak üzere kurulmuş olan parti. (Hülle Partisi) Siyasi Pozisyonu: * İdeoloji: * NOT: Çok Partili Dönemde Kurulan Siyasi Parti - III (1980 Sonrası)
MecmuaN.com Nedir?
MecmuaN geniş çaplı bir Sözlük Sitesidir. Anlamını bilmediğiniz kelimeler, atasözleri, deyimler, osmanlıca kelimeler ve kronolojik tarihi olayları araştırabilir ve önemli günler gibi bir çok bilgiye ulaşabilirsiniz.
Kelime Arama
Sende Yolla Hata Bildir!GENİŞ KAPSAMLI ANLAMLAR VE KAVRAMLAR SÖZLÜĞÜ - TÜRKÇE SÖZLÜK
yağış paneli:
(PL-7) Trafik Panel İşareti: bu panel levhalardan şemsiye figürlü olanı, kaplamadaki aşınma nedeniyle yağmur ve siste kayganlaşan yol kesimlerini belirtmek amacıyla kullanılır. kar figürlü panel levha ise karlı havalarda zincir takma mecburiyetini belirtmek amacıyla "zincir takmak mecburidir" işaret levhası ile birlikte kullanılır.(Konusu: trafik işareti, Kökeni: )
Yağız:
(t.i. erk.) 1- Esmer. 2- Doru. 3- Yiğit. 4- Bakımlı hayvan.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Yağızalp:
(t.i. erk.) Esmer, güçlü yiğit.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Yağızbay:
(t.i. erk.) Esmer kimse.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Yağızer:
(t.i. erk.) Esmer kimse.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Yağızhan:
(t.i. erk.) 1- Esmer hükümdar. 2- Yeğni, katı, cesur han.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Yağızkan:
(t.i. erk.) Asil, soylu kan.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Yağızkurt:
(t.i. erk.) Esmer, güçlü, kuvvetli kimse. (Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Yağıztekin:
(t.i. erk.) Esmer, güçlü, erkek.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
yağlama:
ad yağlamak eylemi.(Konusu: , Kökeni: )
Yağlama Yıkama:
(bkz:: Yıkama Yağlama)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Yağlamak:
(f.) Pohpohlamak, dalkavukça konuşmak, dalkavukça tavırlar takınmak. Örn:: Behçet Emine'nin babasını yağladı. Davut Ağaya yerli film sloganlarından birini salladı. (Süavi Süalp - İsmail Gülgeç, Gündüz İnsan Gece Hırt)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Yağlı:
(sf.) Paralı, zengin.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Yağlı Boya:
(d.) Çekilin, açılın, yol verin anlamlarında kalabalığa karşı söylenir.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Yağlı Güreş:
(Güreş Ter.) Çayırda yapılan ve vücudun üst kısmının açık, alt kısmının kispet denen giysiyle örtüldüğü, vücudun ve kispetin yağlanmasıyla gerçekleştirilen geleneksel Türk güreşi. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Yağlı Kıça Kuyruk Bağlamak:
(d.) 1- Zengin birisine borç vermek. 2- Çıkar sağlanacak birisine iyilik yapar gibi görünmek.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Yağmur:
(t.i. ka.) Gökten damlalar halinde düşen su.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Türkçe)
yağmur:
havayuvarında bulunan su buharının soğuk tabakalarda yoğunlaşmasıyla oluşan ve yeryüzüne düşen yağışın sıvı durumda olanı.(Konusu: , Kökeni: )
yağmur:
(coğ.) eşlekteki bol yağmur alan bölge.(Konusu: Coğrafya Terimi, Kökeni: )
Yağmur Beklerken:
Kitabın Türü: Roman Kitabın Yazarı: Tarık BUĞRA Kitabın Konusu: Cumhuriyet döneminin muhtelif kesitlerini romanlarına konu yapan yazar, bu eserinde de Serbest Fırka dönemini ele alıyor ve aynı dönemde Türkiye'deki büyük kuraklıkla siyaset arasında parelellikler kurarak, yine bir Anadolu kasabasından, meseleleri ortaya koyuyor. Kitabın Ana Fikri: İnsanlar kendi kişiliklerine uygun işlerle uğraşmalı, alaka ve ilgilerinin dışında olan konulara bulaşmamalıdırlar.(Konusu: Kitap Hakkında, Kökeni: )
yağmur duası:
(bkz:: istiska)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Yağmur Efekti:
(Alm. Regengeriiusch - Fr. effet de pluie - İng. drencher) Yağmur sesi veren aygıt.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
yağmur namazı:
(bkz:: istiska namazı)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Yağmur Yağdırıcı:
(Alm. Regenvorrichtung - Fr. rideau d'eau - İng. sprinkler) Gözde yağmur yağıyor izlenimini bırakmak için kullanılan araç.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Yağmurca:
(t.i. erk.) Bir tür geyik. Dağ keçisi.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Yağmurlarla Topraklar Tütün Zamanı-2:
Kitabın Türü: Roman Kitabın Yazarı: Necati CUMALİ Kitabın Konusu: 'Tütün Zamanı' üçlemesinin iki kitabı Zeliş Tütün Zamanı-1, Acı Tütün Tütün Zamanı-3 ile birlikte üçlemenin ikinci romanıdır. Bu romanda da 1951 yılının Türkiye’sinden bir kesit, Cumhuriyet aydınlarının bunalımları, düş kırıklıkları ve kişiliklerini koruma çabaları, ekmeğini topraktan çıkaran insanların doğa ile savaşları, toprak mülkiyetinin doğuş biçimleri birbirine paralel olarak ustaca işlenir. Kitabın Ana Fikri: Kasabada ekinlerinin gelişmesi için yağmuru bekleyenleri, Necati Cumalı’nın açık bir hapishane olarak nitelendirdiği kasabadan kurtulmak isteyen gençlerin ümitlerini, taşranın küçük, kapalı ve dedikoducu halkının yaşantısını, yani insana dair her şeyi anlatır.(Konusu: Kitap Hakkında, Kökeni: )
Yahni:
(fars.sf.i. yahni) Bön, budala, aptal. Yahnilik diye de söylenir. Örn:: Duruşa bak. Tam yahnilik. Hemen yapış. (Hulusi Kodaman, Zar-Kağıt Oyunları ve Hileleri)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Yahşi:
(t.i. erk.) 1- İyi, güzel, çok güzel. 2- Yiğit, yakışıklı. 3- Toy, deneyimsiz genç.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Yahşibay:
(t.i. erk.) İyi tanınan, saygın kimse.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Yahşihan:
(t.i. erk.) Genç, güzel hükümdar.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Yahudi:
(Kar.) İstanbul'lu azınlıklardan cimri bir tip. Elinde elmalı bir defi vardır. Çoğu kez eskici olarak görülür.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
yahudi:
YAHUDA ÖZEL ADINDAN özel ad · sıfat 1. Hazreti Musa’nın dinine bağlı olan (kimse), Musevi. 2. (ad tamlamalarında) Musevilikle ilgili, Museviliğe özgü.(Konusu: , Kökeni: )
Yahudilik:
Allah’ın, Hz. Musa aracılığı ile İsrailoğulları’na göndermiş olduğu dinin adıdır. Yahudiliğin diğer adı Museviliktir. İbrani ve İsrailî de denilen kişiler Yahudi inancına bağlıdır. Bunlara İsrailoğulları da denir. Yakup Peygamberin on iki oğlundan dördüncüsü olan ‘Yuda veya Yehuda’nın soyundan gelenler’ anlamına Yahudi denildiğini de ileri sürenler vardır. Yahudiler, peygamberliğin Hz. Musa ile sona erdiğini iddia ederler ve ondan sonra gelen peygamberleri kabul etmezler. Kutsal kitapları Tevrat’tır. Kur’an-ı Kerim’e göre, Tevrat’ı din adamları değiştirmişlerdir. Babil sürgününden sonra millî bir din hâline getirilmiştir. Yahudiliğe Talmudizm adı da verilmiştir. Herkes Yahudi olamaz. Yahudi olabilmek için öncelikle İsrailoğlulları soyundan gelmek gerekir. Ortadoğu’da yaşayan Yahudiler uzun süre Bizans’a bağlı olarak yaşamışlardır. Dünyanın çeşitli yerlerine ne zaman yayıldıkları kesin olarak bilinmemekle beraber Amerika’nın keşfinden sonra (1492) bu ülkeye de göç etmişlerdir. Aynı yıl İspanya’dan topluca sürgün edilen Yahudilere Osmanlı Devleti kucak açmıştır. Günümüzde Yahudiler İsrail, Amerika ve Batı Avrupa ülkelerinde yaşamaktadırlar. Diğer dinlerin bağlılarına göre sayıları oldukça azdır. Hristiyanlık öncesi ve sonrası oluşan Yahudi mezhepleri şunlardır: Ferisiler, Sadukiler, Esseniler, İseviler, Yudganiler, Sazkaniler, Karailer. Günümüzde ise Yahudiler; Muhafazakâr, Ortodoks ve Reformist olmak üzere üç grupta yer almaktadırlar. Yahudiler, Allah’ın birliğine inanırlar. Fakat onu sadece Yahudi milletinin ilahı olarak kabul ederler. Yahudiler, kendilerini kurtaracak olan Mesih inancına sahiptirler. İbadetlerini sinagoglarda yaparlar. Dinî sembolleri yedi kollu şamdandır. İbadet dilleri İbranice’dir. İbadet esnasında takke giyerler ve Kudüs’e dönerler. Kadınlar ibadete katılamazlar. Sadece başları örtülü olarak ibadeti özel bir yerden seyrederler. Haftalık ibadetlerini kutsal saydıkları cumartesi günleri yaparlar.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Yahudilik:
Yahudilik; Yahudi milletinin kolektif inancını, kültürünü, hukuki kurallarını ve medeniyetini içeren etnik bir dindir. İlk İbrahimî din olmasının yanı sıra insanlık tarihindeki en eski dinler arasında da yer alan Yahudilik, monoteizm temelli dinlerin ilk örneğidir. Geniş metinleri ve uygulamaları, çeşitli teolojik pozisyonları ve örgütlenme biçimlerini kapsayan Yahudilik, bir İbrani felsefi görüşü olmakla birlikte aynı zamanda bir dünya görüşüdür. Torah, Tanah'ın bir parçasıdır.(Konusu: Din (Mezhep), Kökeni: )
yahut:
bağlaç 1. ya da. 2. bir düşünceden cayıldığında daha iyisi, daha doğrusu anlamında kullanılır.(Konusu: , Kökeni: farsca)
Yahya:
(ibr.i. erk.) 'Allah lütufkardır" anlamında. Kur'an-ı Kerim'de 5 yerde ismi geçen ve Zekeriyya (a.s.)'nın oğlu olan peygamber.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: İbranice)
Yahya Kemal Beyatlı:
Ahmed AGAH (d:1884; ö:1958)(Konusu: Gerçek Adı, Kökeni: )
Yahya Peygamber:
İsrailoğulları’na gönderilen ve Kur’an-ı Kerim’de adı geçen peygamberlerden biri. Hz. Yahya, Hz. Zekeriya’nın oğludur. Babası ve annesi, çocukları olmayacak kadar yaşlı olmalarına rağmen, Allah bir bağış olarak Hz. Zekeriya’ya, Hz. Yahya’yı vermiştir. Bu durum Kur’an-ı Kerim’de dile getirilmiştir. Kur’an-ı Kerim, Yahya Peygamberin, Musa Peygamberin dinini devam ettirdiğini, İsrailoğulları’na öğüt verdiğini ve onları Hak dine çağırdığını haber vermiştir. Daha sonra Hz. İsa, peygamber gönderilip yeni bir dini tebliğ etmeye başlayınca Hz. Yahya onun salihlerden bir peygamber olduğunu tasdik etmiş, Hz. İsa’nın getirdiği dini kabul etmiş ve bu dinin prensiplerini yaymaya başlamıştır. Yahudiler, kendi çıkarlarına ters düşen çalışmalar yapması nedeniyle Yahya Peygamberi şehit etmişlerdir.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Yahyalı Cemaati:
Yahyalı Cemaati, "Yahyalili Hacı Hasan Efendi" ismiyle meşhur Hacı Hasan Dinç'in önderliğinde kurumsal kimliği pekişmiş bir gruptur. Hacı Hasan Efendi ile birlikte bu dini oluşum, mensubu bulunduğu Nakşi-Halidi gelenekten ayrılmadan bağımsız kurumsal kimliğini oluşturmuştur.(Konusu: Din (Tarikat), Kökeni: )
Yak:
(ing.i. yak < Tibet.) Orta Asya’nın yüksek yaylalarında yaşayan, Tibet’te evcilleştirilerek etinden, sütünden, yününden faydalanılan, taşıt hayvanı olarak da kullanılan, vücûdu ve gerdanı uzun kıllarla kaplı büyük bir sığır türü, Tibet öküzü. (Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İngilizce)
yakalanmak:
nesnesiz (nesne almayan) eylem 1. yakalamak eylemine konu olmak, ele geçirilmek. 2. birinin, kendisini güç duruma düşürecek bir şeyi, bir suçu ortaya çıkmak. 3. (bir hastalığa, kötü bir duruma ya da karşılaşmak istenilmeyen birine) tutulmak. "Tifoya yakalanıp ölmüştü"(Konusu: , Kökeni: )
Yakamoz:
(< Yun.i. diakamos) Karanlık gecelerde denizlerde balık, kürek gibi şeylerin veya yüzen birinin hareketi sonucunda meydana gelen gümüş gibi parıltı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Yunanca)
Yakamoz Olmak:
(d. yun. gİakomos'dan yakamoz türk.) Gizlendiği yer belli olmak. Ele geçmek, yakalanmak.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Yakamozlanmak:
(fi. < yakamoz+lan-mak) (Denizin içinde) Yakamozlar peydâ olmak, yakamozlar oluşmak.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Yunanca)
Yakazan:
(a.i. ka.) (bkz:: Yakzan)(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
yakın:
sıfat 1. (zamanda ve yerde) uzak olmayan, az bir arayla ayrılmış olan. "Eve yakın bir parka gittik" 2. aralarındaki ilişki çok sıkı olan. "Yakın dostların araları açıldı" 3. yaklaşan, andıran, benzeyen. "Kitabın kapağında kahverengine yakın bir sarı kullanılmış" 4. olması, erişmesi yönünden yaklaşmış olan, erişilmesine az kalmış bulunan. "Rahatlayacağımız günler yakındır" 5. küçük ve önemsiz değişikliklerle birbirinden ayrılan. "Söyledikleri buna yakın şeylerdi" 6. ad uzak olmayan yer ya da zaman. "Onu yakınlarda gördün mü? Yakınımızda oturuyorlar" 7. ad (birine göre) aralarında akrabalık ya da sıkı arkadaşlık, dostluk ilişkisi bulunan kimse. "O yakınlarına yardım eder" 8. belirteç uzak olmayarak. "Lütfen şöyle yakın oturun" 9. silahlı ya da doğrudan saldırı tehlikesine karşı önemli kişi ve kurumları koruma işi. 10. bu koruma işini yapan kimse. "Bakanın yakın korumaları saldırganı yakaladı" 11. yakın bir yerde. "Amcamlar da yakında oturuyorlar" 12. yakın zamanlarda, son günlerde. "Onu yakınlarda gören var mı?" 13. uzak olmayan bir zamanda, yakın bir gelecekte, çok geçmeden. "Yakında görüşmek dileğiyle" 14. uzak olmayan yerlerde, yakın çevrede. "Yakınlarda banka var mı?" 15. uzak olmayan geçmişte, son zamanlarda. "Yakınlarda onu görmedim" 16. uzak olmayan günlerde, yakın bir gelecekte. "Yakınlarda mı gelecekler?"(Konusu: , Kökeni: )
Yakıotu:
(meragülü) Küpeçiçeğigiller familyasından; nemli yerlerde yetişen, çoğunlukla çok yıllık, ender olarak 1-2 yıllık bir bitkidir. Çiçekleri pembe veya kırmızı renklidir. Meyvesi uzun bir kapsül şeklindedir. Yurdumuzda 21 türü vardır. Bitkide tanen yağı, müsilaj ve benzerleri vardır. Ev ilaçlarında; epilobium angustifolium, kıllı yakıotu, dağ yakıotu ve bataklık yakıotu kullanılır. Faydası:: Kabız ve yumuşatıcı olarak kullanılır. Yaprakları yaraların üzerine konulursa, şişkinlik ve iltihapları dağıtır. İdrar söktürür. Vücutta biriken zehirli maddelerin dışarıya atılmasını sağlar.(Konusu: Bitki Bilim, Kökeni: )
Yakıştırmak:
(f.) İş güç sırasında biraz içki İçivermek. Attırmak diye de kullanılır. (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Yakızlamak:
(f.) Sigarasını yakmak. Örn:: Cigarayı iştahla yakızladı. (Ahmet Çakal, Serseriler Arasında)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
yakîn:
1- Kesin ve güvenilir olan, aksine ihtimal olmayan, şüphenin zıddı. örn:: “Kim, Allah’tan başka ilah olmadığına kalbi ile yakîn olarak ve ihlaslı bir şekilde iman ederse, cennete girer…” (Hadis) 2- İlgili olduğu olaya uygun düşme koşuluyla sabit ve kesin inanç; iman. Örn:: “Ey Allah’ım! Bana kendisinden sonra küfür olmayan bir iman ve yakîn ver.” (Hadis) 3- Ölüm; hayatın sonu. Örn:: “Sana yakîn gelene kadar Rabb’ine ibadet et.” (Kur’an-ı Kerim Hicr suresi 15/99 ncu Ayet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
yaklaşım:
ad 1. yaklaşmak eylemi, yaklaşma. 2. bir konuyu, sorunu ele alış, inceleyiş, ona bütünsel olarak bakış biçimi.(Konusu: , Kökeni: )
Yaktın:
(f.i. erk.) Kabak. Kavun, karvpuz, hıyar gibi toprakta uzanıp, yetişen bitki.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Farsca)
Yakub:
(a.i. erk.) 1- Erkek keklik. 2- İbranice, "Takib eden, izleyen". Hz. Yusuf (a.s.)'un babası ve Kur'an-ı Kerim'de ismi geçen 25 peygamberden (Hz. Ya'kub). Hz. İshak (a.s.)'ın oğlu. Türk dil kuralına göre "b/p" olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Yakup Peygamber:
Kur’an-ı Kerim’de adı geçen peygamberlerden biri. Hz. İbrahim’in oğullarından İshak Peygamberin oğludur. Lakabı, İsrail’dir. İsrailoğulları onun soyundan türemiştir. Doğumu ve peygamberliği önceden müjdelenmiştir. On iki erkek çocuğu olmuştur. Hz. Yusuf da bunlardan biri ve Hz. Yakup’a en sevimli olanıdır. Hz. Yakup, uzun bir ömür yaşamış ve isteği üzerine Filistin’in el-Halil şehrinde babasının yanına gömülmüştür. Yakup Peygamber İslam’ı tebliğ eden büyük peygamberlerden biridir. İnsanları Allah’a inanmaya, ona ibadet etmeye çağırmıştır. Çocuklarına vermiş olduğu öğüt oldukça önemlidir. Kur’an-ı Kerim’de geçen bu öğüt şöyledir: “…Yakup, oğullarına: ‘Benden sonra kime kulluk edeceksiniz?’ demişti. Onlar: ‘Senin Tanrın ve ataların İbrahim, İsmail ve İshak’ın Tanrısı olan tek Tanrıya kulluk edeceğiz; biz ona teslim olanlarız.’ dediler.” (Kur’an-ı Kerim Bakara suresi 2/133 ncü Ayet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
YAKUSOKU:
(yakusoku) Söz, vaat.(Konusu: Karate Terimi, Kökeni: )
Yakut:
(a.i. ka.erk.) 1- Parlak kırmızı, şeffaf kıymetli taş. 2- Sibirya'nın kuzey kısmında yaşayan bir Türk kavmi. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Arapça)
Yakut:
(a.i. yaküf) Bir tür uyuşturucu madde, metamfetamin.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Yakzan:
(a.i. erk.) Uyanık, gözü açık.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Yalabuk:
(t.i. erk.) 1- Güzel, yakışıklı, sevimli. 2- Parlak, ışıltılı. Şimşek. 3- Çevik, atik, işgüzar. 4- Kavgada üstün gelen.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Yalak:
(sf.i.) 1- (Dişilik organı için) Gevşek, gevşemiş. 2- (Kişi için) Fahişe. Müptezel. 3- Bön, aptal. 4- (Oyunda) Sürekli yenilen kimse, takım.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Yalaka:
(sf.) Ciddiyetsiz, sırnaşık, zevzek. (bkz:: Yalak)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Yalakalaşmak:
(f.) Aşırı samimiyetin de ötesinde sırnaşık hale gelmek, yüz göz Yalama olmak. Örn:: İki ülkenin kökleri tarihe dayanan ilişkileri giderek yalakalaştı. (Metin Üstündağ, Yeryüzü Tutanağı)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Yalama Sirkaf:
(d. türk. çing.) Kullanılıp kirlenmiş iskambil kağıdının bir köşesi yalanıp temizlenerek yapılan hile. (bkz:: Sirkaf, Boyalı Sirkaf, Kazıma Sirkaf)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
yalan:
1- Aldatmak amacıyla gerçeğe aykırı olarak söylenen söz. Örn:: “İnsanları güldürmek için yalan söyleyen kişiye yazıklar olsun.” (Hadis) 2- Kişinin gerçeği saklayıp bildiğinin aksini söylemesi. Yalan söylemek büyük günahlardandır. Bütün kötülüklerin temelidir. Yalan söylemek, toplumda güveni yok eder. Hz. Peygamber, yalanı, münafığın başlıca niteliklerinden biri saymıştır. Âlimler üç durumda yalan söylenebileceğini belirtmişlerdir: Savaşta, dargın insanların arasını düzeltmek için, yıkılmak üzere olan bir aile yuvasını kurtarmak amacıyla. Örn:: “Kişi yalan söyleyince kalbinde siyah bir leke oluşur. Yalan söylemeye devam ederse kalbi tamamen kararır. Sonunda Allah katında yalancılardan yazılır.” (Hadis)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
yalan:
ad · sıfat 1. aldatmak ereğiyle ve gerçeğe aykırı olarak söylenen söz. 2. sıfat doğru, gerçek olmayan, uydurma, asılsız (söz, haber vb.). 3. bir haberin doğru olmadığı, yalan olduğu anlaşılmak. 4. (bir kimse) verdiği sözü yerine getirmemek ya da getirememek. \"Sana yalan çıkmak istemediğim için kesin söz veremedim\" 5. bir kişinin doğru söylemediği, yalan söylediği anlaşılmak. 6. bir kimsenin yalan söyleyip söylemediğini ortaya çıkaran elektronik aygıt. 7. MEC. çok sık, hiç çekinmeden ve kolaylıkla yalan söyleyen kimse. 8. sıfat [ik.] yanlış şeylerle dolu olan. \"Yalan yanlış bilgilerle iş yapılır mı?\" 9. belirteç [ik.] doğru, düzgün olmasına önem verilmeyerek, üstünkörü. \"Yalan yanlış yapılan işten hayır gelmez\"(Konusu: , Kökeni: )
Yalan Söylemek:
(d.) (Zar ya da iskambil kağıdı) O anda İstendiği gibi gelmemek. Örn:: Renge yattık yalan söyledi yengen geldi.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Yalan Yanlış:
1- (sf.) Yanlış şeylerle dolu olan. "Yalan yanlış bilgilerle iş yapılır mı?" 2- (belirteç) doğru, düzgün olmasına önem verilmeyerek, üstünkörü. "Yalan yanlış yapılan işten hayır gelmez" NOT: Eş Anlamlı Kelimelerden Oluşur.(Konusu: İkileme, Kökeni: )
Yalap:
(t.i. erk.) 1- Parıltı. 2- İvedi, hızlı, çabuk. 3- San renkli bir kuş. 4- Şimşek.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Yalavac:
(t.i. erk.) Peygamber, elçi.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
yalavaç:
(bkz:: nebi)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Yalaz:
(t.i. erk.) 1- Alev. 2- Bayrak.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Yalaza:
(t.i. ka.erk.) Alev. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Türkçe)
Yalazabey:
(t.i. erk.) Ateş gibi.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Yalazalp:
(t.i. erk.) Alev gibi parlak yiğit.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Yalazan:
(t.i. ka.erk.) Berk, şimşek. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Türkçe)
Yalazay:
(t.i. ka.erk.) Ayın kırmızı ışıklar açar hali. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Türkçe)
Yalçın:
(t.i. erk.) 1- Sarp. 2- Düz kaygan. 3- Parlak, cilalı.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Yalçıner:
(t.i. erk.) (bkz:: Yalçın) Çetin, sert ve yiğit. (Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Yalçınkaya:
(t.i. erk.) (bkz:: Yalçın)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Yalçuk:
(t.i. erk.) 1- Parlak, parlayan. 2- Elçi.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Yaldırak:
(t.i. erk.) Ak, parlak, ışıltılı.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Yaldız:
(i.) 1- Yalan. Abartı. Pohpoh. 2- (Sevgiliyi, eşi) Aldatma, ihanet. (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Yaldızcı:
(sf.i.) Yalancı. Hileci.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Yaldızlamak:
(f.) (Bir kadın, bir kız) Sevgilisini, nişanlısını, kocasını aldatmak, ona bir başka erkekle ilgi kurarak ihanet etmek.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Yale:
(f.i. ka.erk.) Sığır boynuzu. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Farsca)
Yalgın:
(t.i. erk.) 1- Serap, ılgın. 2- Alev.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Yalım:
(t.i. erk.) 1- Alev, ateş. 2- Kılıç, bıçak vb. kesici yüzü. 3- Kaya. Sarp yer, uçurum. 4- Şimşek. 5- Kuvvet, kudret. 6- Onur, derece. 7- Çalım, gurur.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Yalın:
(t.i. ka.erk.) 1- Gösterişsiz, sessiz, sade. 2- Alev, ateş. 3- Taş, büyük kaya. 4- Çıplak, örtüsüz. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Türkçe)
Yalınalp:
(t.i. erk.) (bkz:: Yalın)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Yalınay:
(t.i. ka.erk.) (bkz. Yalın) Ayın en görkemli ve sade görüntüsü. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Türkçe)
Yalınç:
(t.i. erk.) Karışık olmayan, sade, yalın, yapılması ve anlaşılması kolay olan.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Yalkı:
(t.i. erk.) 1- Yalın, tek. 2- Işın.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Yalkın:
(t.i. erk.) (bkz:: Yalgın) (Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Yalman:
(t.i. erk.) 1- Kılıç, kama, bıçak, mızrak'ın ağzı veya ucu. 2- Sarp, dik. Eğik, eğinik.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
yalnız:
sıfat 1. yanında başkaları bulunmayan, tek başına olan. 2. belirteç yanında başkaları olmayarak, tek başına olarak. \"Geceleri yalnız dolaşmak tehlikelidir\" 3. belirteç sadece, salt. \"Bunu yalnız o biliyordu\" 4. bağlaç şu kadar ki, ancak, ama, fakat. \"Tamam, yalnız bir şey daha gerekli, o da para\" 5. ad RUHBİLİM TERİMİ toplumsal ilişkilerden yoksun olan ya da yoksun bırakılan kişi.(Konusu: , Kökeni: )
Yalnız Vatan İçin Partisi:
Kısa Adı: YVİP Genel Merkezi: İstanbul Kuruluş Tarihi: 21.06.1946 Genel Başkanı: * Sona Eriş Tarihi: 1952 Sona Eriş Nedeni: Dağıldı. Siyasi Pozisyonu: Merkez Sol İdeoloji: * NOT: Çok Partili Dönemde Kurulan ve Kapanan Siyasî Parti -1 (1945 - 1960)(Konusu: Siyasi Parti, Kökeni: )