Haydi Öğrenelim!
Çözüm Partisi:
Kısa Adı: ÇP Genel Merkezi: Keçiören, Ankara Kuruluş Tarihi: 25.12.2001 Genel Başkanı: Uğur Karaca Sona Eriş Tarihi: 14.12.2003 Sona Eriş Nedeni: Kurucular Kurulu kararı ile feshedildi. Siyasi Pozisyonu: * İdeoloji: * NOT: Çok Partili Dönemde Kurulan Siyasi Parti - III (1980 Sonrası)
MecmuaN.com Nedir?
MecmuaN geniş çaplı bir Sözlük Sitesidir. Anlamını bilmediğiniz kelimeler, atasözleri, deyimler, osmanlıca kelimeler ve kronolojik tarihi olayları araştırabilir ve önemli günler gibi bir çok bilgiye ulaşabilirsiniz.
Kelime Arama
Sende Yolla Hata Bildir!GENİŞ KAPSAMLI ANLAMLAR VE KAVRAMLAR SÖZLÜĞÜ - TÜRKÇE SÖZLÜK
Absent:
Absent; Üretildiği Ülke: Günümüzde özellikle Fransa, İsviçre, Çek Cumhuriyeti ve Polonya'da üretilir. Üretim Şekli: Çeşitli bitkilerin damıtılarak fermante edilmesiyle elde edilen, alkol oranı yüksek bir içkidir. Ana Bileşenleri: Alkol (Vermut), pelin ve yeşil anason'dur. Damıtılmış İçeçekler: Absent • Aquavit • Arak • Armanyak • Brendi • Changaa • Cin • Kalvados • Konyak • Likör • Mastika • Pastis • Pisco • Rakı • Rom • Tekila • Tsipouro • Uzo • Viski • Votka (Konusu: İçki Çeşitleri, Kökeni: )
Absent:
(fr.i. absent) Pelinden yapılan sert bir içki. (bkz:: Apsent) (Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Absolü:
(fr.sf) 1- Hiçbir koşula, hiçbir sınırlamaya bağlı olmayan. (fels) 2- Kendi başına var olan, hiçbir şeye bağlı olmayan, bağımsız. Eş anlamlısı: Saltık.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Absolüsyon:
(fr.i.) Hıristiyanlıkta günah çıkaran kimsenin, papaz tarafından bağışlanması.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Absolütizm:
(fr.i.) 1- Her şeyde kesinliği yeğleyen tutum ve davranış. 2- (fels) Kavram, kural ve ilkelerin kesinliğini, saltlığını öne süren görüş. 3- (ruh b.) Zaman ve koşullara göre değişmeyen yasa, ilke ve gerçeklerin bulunduğunu öne sğren görüş. Eş anlamlısı: Saltçılık. 4- (top. b.) Siyasal erkin tek bir kişide olduğu yönetim biçimi. esk. Mutlakiyet.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Abstinans Sendromu:
(ing.i. abstinence syndrome) Toksik madde alışkanlığı olan kişilerde, bu maddenin kesilmesinden sonraki ilk 24-48 saat içerisinde beliren, hırçınlık, sıkıntı, sanrılar, uykusuzluk, ellerde titremeler, nabızda hafifleme, bulantı, kusma, ishal, proteinüri, bağırsak kanamaları, kalp ve solunum yetersizliği bulgularıyla karakterize, ölümle sonlanabilen tablo; toksik madde yoksunluk sendromu.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )
Abstraksiyon:
(ing.i. abstraction) 1- Soyutlama. 2- Bir olayın açık bir biçimde ve tüm bileşenlerin tanımlanmasıyla belirlenmesi.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )
Abstraksiyon:
(fr.i. abstraction) (fel.) Duyumları, düşleri v.b. niteliklerinden ayırarak, onları soyutlayarak genel ve tümel kavramlar durumuna getirme. Eş anlamlısı: Soyutlama.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Abstraksiyonist:
(fr.sf. abstractioniste) (fel.) Tutum olarak abstraksiyonizmi benimseyen. Eş anlamlısı: Soyutçu.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Abstraksiyonizm:
(fr.i. abstractionisme) (fel.) soyutçuluk. soyutlamalara, somut gerçeklere eşit değer verme, amaç olarak soyutu alan tutum.(Konusu: İzm ile Biten, Kökeni: fransızca)
Abstraksiyonizm:
(fr.i. abstractionisme) (fels) 1- Amaç olarak soyutu alan, soyutlamaya somut gerçeklerinkine eşit değer veren tutum. 2- (yaz) Soyutlamadan yararlanan, amaç olarak soyutu alan, soyutu yeğleyen sanat anlayışı. Eş anlamlısı: Soyutçuluk.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Abstre:
(fr.sf. abstrait) (fels) Soyutlama yoluyla elden edilen, varlığı ancak nesnede gerçekleşen (düşünce kavramı) 2- (mec) Anlaşılması, kavranılması zor olan (düşünce, kavram v.b.) Eş anlamlısı: Soyut.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Absürd:
(fr.sf. absurde) Saçma sapan, olmayacak şey. Eş anlamlısı: Saçma.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Absürdite:
(ing.i. absurdity) Saçmalık, anlamsızlık, manasızlık. (Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )
Absürt Tiyatro:
(Alm. absurdes, Theater - Fr. thedtre, absurd - İng. absurd, theatre) İnsanın yaşama, doğaya olan uyumsuzluğunu, doğadan kopmuşluğunu sezdirici bir yolla XX. yüzyıl ortasında yeni bir öz ve biçimle veren tiyatro türü. Aristocu anlamda usla bağdaşmaz bir öz ve biçim kullanır.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Abşar:
(a.i. ka.) Şelale.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
Abu:
(esk.i.) Çapkın erkek, zampara.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Abuk Sabuk:
(sf. be.) Sağduyuya uymayan, düşünülmeksizin söylenen, saçma sapan (söz, davranış). "Söyledikleri abuk sabuk şeyleri dinlemedik" NOT: İkisi de Anlamsız Kelimelerden Oluşur.(Konusu: İkileme, Kökeni: )
Abula Etmek:
(esk. d.) Çalmak aşırmak.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Abulabut:
(bkz:: Abullabut(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Abuli:
(yun.sf. abulia; iradesizlik) Aptal, düşüncesiz, kafasız.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Abullabut:
(a.i.sf.) Beceriksiz kaba saba yontulmamış. (kimse) Örn:: "Hafize - On da Abullabudun Memetten itti mi sana yüz seksen kırk on." (Haldun Taner Keşanlı Ali Destanı) (Abulabut, Ablavut biçiminde de kullanılır.)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Abur Cubur:
(i.) 1- Besin değeri, tadı vb. düşünülmeksizin, zamanlı zamansız ve rasgele yenilen şeyler. "Çocuklar abur cuburla midelerini doldurur" 2- (sıfat) İpe sapa gelmez, anlamsız (söz). "Böyle abur cubur konuşma" 3 (sıfat) İşe yaramaz, değersiz. "Böyle abur cubur insanlarla görüşürsen başın derde girer" NOT: İkisi de Anlamsız Kelimelerden Oluşur.(Konusu: İkileme, Kökeni: )
Abuse Etmek:
(d.) Durmak duraklamak. Örn:: "Okso abuse ettin miydi zımbalarım."(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Abuş:
(a.i.sf. abdullah'tan abduş abuş?) Aptal bön kimse. (özellikle erkek) Abduş'da denir.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Abuşka:
(t.i. erk.) Koca, zevc, yaşlı erkek.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Abuzer:
(f.a.i.) Er. Altın suyu. Altın suyu gibi parlak ve görkemli. Yahut Ebu Zer (el-Gıfarî) isminin fonetik değişikliğe uğramış şekli.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Fars+Ar)
Abuzettin:
(a.i. erk.) Din yolunda çabuk, hızlı giden.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Abuzettin Bey:
(d.) 1- Züppe. 2- (Pornografik bir halk öyküsünün kahramanından) Yaşlı ama cinsel istekleri güçlü azgın erkek.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Aca:
(t.i. erk.) 1- Amca, ağabey. 2- Güçlü kuvvetli, başladığı işi bitiren. 3- Büyük.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Acabay:
(t.i. erk.) (bkz:: Aca)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Acahan:
(t.i. erk.) (bkz:: Aca)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Acar:
(t.i. ka.erk.) 1- Becerikli. 2- Atılgan, ele avuca sığmaz. 3- Halk. 4- Yeni, taze. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır (örfte) Acar, Sırrı: 1967 Dünya Güreş şampiyonu Türk.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Türkçe)
Acara:
Resmi Tam Adı: Acara Özerk Cumhuriyeti Gürcüce: Açaris Avtonomiuri Respublika(Konusu: Ülke Resmi Adı, Kökeni: )
Acara:
Yer Aldığı Kıta: Asya Kıtası'nda, Gürcistan’ın Güneybatı kesiminde Güney Kafkasya'da yer alır.(Konusu: Ülke Bul.Kıta, Kökeni: )
Acara:
Gürcistan’a bağlı Özerk Cumhuriyet.(Konusu: Ülke Bağ.Tarihi, Kökeni: )
Acara:
Yönetim Şekli: Gürcistan’a bağlı Özerk Cumhuriyet.(Konusu: Ülke Yönetim Şekli, Kökeni: )
Acara:
İdari Yapısı: Yönetim Bölgeleri: 1- Batum kenti 2- Keda ilçesi 3- Kobuleti ilçesi 4- Helvaçavuri ilçesi 5- Şuahevi ilçesi 6- Hulo ilçesi.(Konusu: Ülke İdari Yapı, Kökeni: )
Acara:
Komşuları: Gürcistan’ın Güneybatı kesiminde, Türkiye’nin Kuzeydoğusunda (Artvin ve Ardahan illerimizin sınırında) yer alır.(Konusu: Ülke Komşuları, Kökeni: )
Acara:
Resmi Dili: Gürcüce(Konusu: Ülke Resmi Dili, Kökeni: )
Acara:
Plaka Kod: bilgisi bulunamadı(Konusu: Ülke Plaka Kodu, Kökeni: )
Acara:
Tel. Kodu: bilgisi bulunamadı(Konusu: Ülke Tel Kodu, Kökeni: )
Acara:
Dini: Hristiyanlık, İslamiyet. Mezhebi: Ortodoks Kilisesi, Roma Katolik Kilisesi. NOT: Hristiyan'lığın 3 ana mezhebi: Roma Katolik Kilisesi, Protestanlık, Ortodoks Kilisesi NOT2: İslamiyet'in 2 ana mezhebi: Sünnilik, Şiilik(Konusu: Ülke Dini, Kökeni: )
Acara:
Acara Bayrağı: 2004 yılında Acara Yüksek Şurası tarafından kabul edilmiştir. Bayrağın üzerinde 4 mavi 3 beyaz toplam 7 şerit bulunur. Mavi şeritler Karadeniz'i, beyaz şeritler saflığı sembolize eder. Bayraktaki Gürcistan ulusal bayrağı, Acara'nın ülkenin bir bölgesi olduğunu ifade eder.(Konusu: Ülke Bayrağı, Kökeni: )
Acara:
Milli Marşı: Acara Milli Marşı.(Konusu: Ülke Milli Marşı, Kökeni: )
Acara:
Genel Bkş: Artvin'in Hopa ilçesinde bulunan Sarp Sınır Kapısı Batum’a açılır. • (Konusu: Ülke Genel Bakış, Kökeni: )
Acaralp:
(t.i. erk.) Yiğit, becerikli, cesur kişi.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Acarbay:
(t.i. erk.) Güçlü ve Zengin kimse. Doğan Acarbay, olimpiyatlarda yarışmış Türk atlet, 1948.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Acarer:
(t.i. erk.) Acaralp(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Acarkan:
(t.i. erk.) Acaralp(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Acarman:
(t.i. erk.) Çevik, becerikli, girişken.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Acaröz:
(t.i. erk.) Özünde yiğitlik bulunan.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Acarsoy:
(t.i. erk) Yiğit, soylu. (Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Acayip:
(a.sf. acîbe'den) Pek çok iyi iyice. Örn:: "Tarzan aslında benim de resime acayip kabiliyetim var ama bi elimden tutan yok." (Haşan Kaçan-Latif Demirci Tarzan)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
acbızenep:
1- Kuyruk sokumu kemiğinin altında bulunan toplu iğne başı büyüklüğündeki kemik. 2- İnsanın ilk yaratılışında ve öldükten sonraki dirilişinde bedenin çekirdeğini veya özünü oluşturduğu kabul edilen madde, bir tür genetik şifre.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Account:
"Telematik bir sistemin kullanılmasına yetki veren kayıtın İngilizce ifadesidir. Türkçe'ye ""hesap"" şeklinde çevrilebilir. Bir hesap genellikle ""kullanıcı adı"" ve ""şifre""den oluşur. Önceleri iş ortamlarındaki yerel bir ağın kullanıcılarıyla sınırlıyken internet ile beraber bu ağı kullanan herkesi kapsamıştır. Artık ağa bağlanmak için mutlaka bir hesap sahibi olmanız gerekmektedir."(Konusu: Bilgisayar T., Kökeni: )
Ace:
(Tenis Ter.) Servis topuna rakip oyuncunun dokunamaması sonucu sayı olması. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Ace:
(Voleybol Ter.) Servisle atılan topa müdahale edilememesi sonucu rakip yarı alana değmesi. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Acem:
(a.i. erk.) 1- Arap olmayan milletlerin hepsi. 2- Açık ve doğru Arapça konuşamayan kimse. 3- Özellikle İranlı, İran halkından biri. Acem Bekir Efendi: Türk Reisü'l-Küttab, 1723.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Acem:
(Kar.) Azerbaycanlı bir Türk tipi. Gölge oyunumuzda zengin bir halı tüccarı olarak görülür.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Acem:
1- İran ülkesi. Örn:: “Bu şehr-İstanbul ki bî-misl ü bahâdır - Yek sengine yekpare Acem mülkü fedadır.” (Nedim) 2- Arap olmayan, İranlı. 3- İran’a özgü.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Acemi Er:
Askere yeni alınmış ve henüz eğitim dönemini bitirmemiş olan er.(Konusu: Askeri Terim, Kökeni: )
Acenta:
(it.i. agenta) (bkz:: Acente) (Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İtalyanca)
Acente:
(İt.i. agente) 1- Bir kuruluşun yaptığı işi onun adına kazanç karşılığında yürüten daha küçük kuruluş. 2- Bu kuruluşun veya şubelerinin başında bulunan kimse. 3- Banka şubesi. 4- Vapur ortaklığı. 5- (tic.) Bir kuruluşa bağlı olmaksızın sözleşmeye dayanarak belirli bir yer ve bölge içinde sürekli olarak ticarethane veya işletmeyi ilgilendiren işlerde aracılık eden, bunları o işletme adına yapan kimse.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İtalyanca)
Acer:
(a.i. ka.) Hz. İsmail (a.s.)'in annesi. Hacer)(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
acı:
ad 1. kimi maddelerin tat alma organımızda bıraktığı yakıcı duyum. "Kimileri acıyı sever" 2. sıfat tadı yakıcı olan, tatlı olmayan. "Salataya acı biber doğramışlar" 3. sıfat MEC. (renk) koyu. "Ressam acı yeşili çok kullanmış" 4. sıfat MEC. çok keskin, yakıcı. "Dışarda acı soğuk kol geziyordu" 5. sıfat MEC. üzüntü verici, dokunaklı. "Yenilmek acı, ama oldu işte" 6. MEC. kırıcı, incitici, sert. "Bu acı sözler gerekmezdi" 7. MEC. önlenemez doğal olayların yarattığı üzüntü. "Depremin acısı dinmeden kış bastırdı" 8. dokunaklı bir biçimde. "Kadın acı acı bakmıştı" 9. keskin keskin, sert sert. "Bir köpek acı acı havlıyordu" 10. bir işlemle acılığını yok etmek ya da azaltmak. "Kadın doğradığı soğanı tuzla ovup acısını almaya çalıştı" 11. MEC. üzüntüsünü azaltmak. "Bir iki sözle adamın acısını almak ona düşerdi" 12. acısını almak.1. 13. MEC. öcünü almak. 14. MEC. uğradığı bir zararı ilerde eline geçirdiği fırsatla fazlasıyla karşılatmak. "Öyle olsun, acısını çıkarırız"(Konusu: , Kökeni: )
acı:
ad bir dış ya da iç etki nedeniyle vücudun bir yerinde oluşan keskin ağrı. \"Koluma bir acı saplandı\"(Konusu: , Kökeni: )
Acı Badem:
(d. t. acı, f. bâdâm) Açıkgöz, kurnaz, akıllı. Örn:: "Ananın acı bademi diye sen mi fırladın?"(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
acı çekmek:
üzüntü ve keder verici bir durumda o durumun etkisinde olarak uzun süre geçmeyecek gibi üzülmek demektir.(Konusu: , Kökeni: )
Acı Çikolata:
Kitabın Türü: Roman Kitabın Yazarı: Laura ESQUIVEL Kitabın Konusu: Aşk yaşamaları yasaklanan ve aile geleneğine göre ailenin en küçüğünün anneye bakma yükümlüğü yüzünden sevdiği erkekle evlenemeyen Tita ve sırf sevdiğinden uzaklaşmamak için ablası Rosaura ile evlenmeyi kabul eden Pedro’nun garip aşk öyküsü anlatılmaktadır. Kitabın Ana Fikri: İnsan duygularını, hüznünü ve aşkını başka yöntemlerle de anlatabilir.(Konusu: Kitap Hakkında, Kökeni: )
Acı Kahve:
Kitabın Türü: Roman Kitabın Yazarı: Agatha CHRİSTİE Kitabın Konusu: 1934 yılının ilkbaharında Hercule Poirot İngiltere'nin en ünlü fizikçisi olan Sir Claud Amory tarafından evine davet edilir. Amory evinde yaşayanlardan birinin onun son buluşunu çalacağından şüphelenmektedir. Bu buluş çok önemli ve gizlidir. Hercule Poirot, Yüzbaşı Hastings’i de yanına alarak Amory’e gider ama geç kalır. Sir Amory ölmüştür ve formül çalınmıştır. Ortada birçok şüpheli vardır. Kitabın Ana Fikri: Agatha Christie’nin Belçikalı Hercule Poirot’unun iş başında olduğu bir olayı daha anlatan kitap.(Konusu: Kitap Hakkında, Kökeni: )
Acı Tatlı:
İyi kötü. "Birlikte acı tatlı günler gördük" NOT: Zıt Anlamlı Kelimelerden Oluşur.(Konusu: İkileme, Kökeni: )
Acı Tütün Tütün Zamanı-3:
Kitabın Türü: Roman Kitabın Yazarı: Necati CUMALI Kitabın Konusu: Tütün Zamanı üçlemesinin iki kitabı Zeliş Tütün Zamanı-1, Yağmurlarla Topraklar Tütün Zamanı-2, ile birlikte üçlemenin sonuncu romanıdır. Mekan yine Urla’dır. 1952 yılında tütün fiyatının düşük tutulması nedeniyle zor duruma düşen tütün ekicilerinin isyanı, politik göndermelerle bir aşk hikayesi süslemesi eşliğinde anlatılır. Kitabın Ana Fikri: İnsanların dediklerine ve yaptıklarına göre her zaman hareket etmemiz doğru değildir, sürü psikolojisiyle bir yere takılıp gitmek yerine hareketlerimizi kendimiz düşünerek yönlendirmemiz bizim için daha yararlı olacaktır. Karakterler: Ferit Taşçı, Binnaz, Dr. Ziya Somer.(Konusu: Kitap Hakkında, Kökeni: )
Acıağaç:
(kuvasya ağacı) Sedefotugillerden; 2-3 metre boyunda küçük bir bitkidir. İnce kabuklarının üzerinde sarı benekler vardır. Çiçekleri kırmızıdır. Sıcak ülkelerde yetişir. Bu ülkelerde acı ağaç kabuklarından yapılan kaplardan su içenlerin kuvvetleneceğine inanılır. Hekimlikte; kökü, kabuğu ve odunu kullanılır. Etkili maddesi "Quassine"dir. Çok acıdır. Faydası:: İştah açar, hazmı kolaylaştırır. Ateşi düşürür. Tükürük ifrazatını arttırır. Mide, bağırsak, karaciğer ve böbreklerin çalışmasını düzenler. Böbrek sancılarını keser, taşların düşürülmesine yardımcı olur. Bağırsak kurtlarını döker. Kanamaları durdurur. Haşarat kaçırıcı olarak da kullanılır. Fazla kullanılacak olursa; baş dönmesi, mide bulantısı ve kusma yapar.(Konusu: Bitki Bilim, Kökeni: )
Acıbakla:
(termiye) Baklagillerden; otsu bir bitkidir. Acı taneleri kullanılır. Faydası:: Besleyicidir. İdrar söktürür ve idrar yollarını temizler. Böbrek iltihabını giderir. Böbrek taşı ve kumlarının düşürülmesine yardımcı olur. Baş ağrılarını dindirir. Romatizma, lumbago ve siyatik ağrılarını keser. Albümin miktarını düşürür. Vücutta biriken tuzu atar.(Konusu: Bitki Bilim, Kökeni: )
Acıbalık:
Bilimsel Adı: Rhodeus Seiceus Amarus. Familyası: Sazangiller (Cyprinidae) familyasından küçük Tatlı su balığı türü. Beyaz etli ve pullu balık sınıfındandır. Yağlarını karaciğerlerinde depolarlar. Genellikle yağsız olurlar. Sindirimleri kolaydır. Diğer Adı: Kiraz Balığı, Gördek, İlik Balığı, Kepekleme, Liparida. Yaşadığı Denizler: Güney Amerika kıyılarında, Trakya, Marmara ve Karadeniz’de ağır akışlı akarsular veya göllerde bulunur. Yaşam Alanları: Genellikle yüksek bitki yoğunluklu yerlerde yaşarlar. Bitkili akvaryumlarda çok rahatlıkla bakılabilirler. Beslenme Şekli: Bitki ve küçük böcek larvalarıyla beslenir. Üreme Dönemi: Ortalama 5-6 cm uzunluğunda olan balığın üreme devresi Nisan-Haziran ayları arasıdır. Üreyebilmeleri için midyelere muhtaçtırlar.(Konusu: Balık İsimleri, Kökeni: )
Acıçiğdem:
(güzçiğdemi) Zambakgillerden; sonbahar aylarında çiçek açan, mor renkli, zehirli bir bitkidir. Rutubetli yerlerde yetişir. Hekimlikte haricen kullanılır. Faydası:: Romatizma ve nikris tedavisinde kullanılır. Ancak zehirli olduğundan dikkatli olmak gerekir.(Konusu: Bitki Bilim, Kökeni: )
acıklı:
sıfat 1. içinde üzüntü, acı bulunan, acı verici, dokunaklı, çok üzücü. "Bu acıklı durum uzun sürmesin" 2. acı çeken, yıkıma, acıya uğramış (kimse). "Adam acıklıdır, süre tanıyalım"(Konusu: , Kökeni: )
Acıklı Komedya:
(Alm. Ruhrstück - Fr. comedie, larmoyante) Gülünç durumların, birtakım acıklı durumlardan çıktığı tiyatro yapıtı türü. Acıklı durumları gülünç durumlarından daha sık olan komedya türü. Bu tür Fransa'da XVlll. yüzyılda ortaya çıkmıştır.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Acımak:
Kitabın Türü: Roman Kitabın Yazarı: Reşat Nuri GÜNTEKİN Kitabın Konusu: Bir öğretmenin, babasının günlüğünü okuyarak geçmişi ile ilgili doğruları bulması. Zehra’nın annesi ve anneannesi tarafından onların istekleri doğrultusunda yetiştirilmesi, babasından soğutulması, uzaklaştırılması ve Zehra’nın babasının ölümünden sonra onu tanıması ile yaptıkları hakkında duyduğu pişmanlıkları anlatıyor. Kitabın Ana Fikri: Bir kimsenin doğruyu bilmeden veya bildiğini sanarak kesin kararlar almasının ne zor durumlar yaratabileceğidir. Karakterler: Zehra, Mürşit Efendi, Meveddet Hanım, Makbule hanım, Feriha, Tevfik Hayri bey.(Konusu: Kitap Hakkında, Kökeni: )
acımak:
acımak1 nesnesiz (nesne almayan) eylem tadı acı bir duruma gelmek, acılaşmak. \"Peynir acımış\" acımak2 nesnesiz (nesne almayan) eylem (bedenin bir yeri) sancımak, yanmak, ağrılı, acılı olmak. \"Vurduğun yer çok acıyor\" acımak3 1. başkası için üzüntü duymak. \"Onun bu haline acıdık\" 2. yumuşak davranmak, kıyamamak. \"Sana acıdım, davadan vazgeçiyorum\" 3. elden çıkarmak, vermek istemediği bir şeyi elden çıkardığına üzülmek, yanmak. \"Doğrusu arabama acıdım, daha çok yeniydi\" 4. birini zavallı bulmak. \"Sana çok acıyorum\"(Konusu: , Kökeni: )
Acımasız Miras:
Kitabın Türü: Roman Kitabın Yazarı: Heinz Günther KONSALİK Kitabın Konusu: Genç kız zengin babasının ölümüyle her şeyini kaybeder. Çünkü akrabaları onun akıl hastası olduğunu ileri sürerek hastaneye kapatılmasını sağlamışlardır. Miras mücadelesi artık hayatta kalabilme savaşına dönmüştür. Kitabın Ana Fikri: Kadercilik yaparak hayattan kopmamalı, hayatın iyi kötü yönlerine daha farklı bir gözle bakıp hayatın her anının değerini bilerek yaşanmalıdır.(Konusu: Kitap Hakkında, Kökeni: )
Acın Kabadayısı:
(d.) Zaten parasız olduğu İçin eli açık cömert görünen. Örn:: "Fayrap Ömer birden keyiflenip bağırdı: - Ha bereket Acın kabadayısına ge." (Kemal Tahir Esir Şehrin Mahpusu)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
acil kaçış rampası:
Acil kaçış rampası karayollarında genellikle fren sorunları nedeniyle kontrolden çıkan araçların güvenle durmasını sağlar. Rampa; toprak, kum, mıcır ya da mekanik elemanlardan oluşabilir.(Konusu: , Kökeni: )
Aclan:
(a.i. erk.) Hızlı, çabuk, telaşlı. Osman Bey ile çağdaş olan 14. yy. ortalarında yaşamış Karasi Beyi.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Acmendi Cemaati:
Aczmendi, Elazığ Akşam Sanat Okulu mezunu Müslüm Gündüz'ün liderliğini yaptığı ve kendine özgü giyim tarzı olan,1985 yılında temelleri atılmış Elazığ menşeili tarikat. Kendi çevresinde bu kıyafetlerle din üzerine sohbet toplantıları yapmaktadır. Gündüz'e çevresinde itibar edip uyanlar çıkmıştır. Siyah sarık ve cübbe giyerler. Saçlarını ve sakallarını uzatırlar. Saçlarını ördükleri de görülür. Grubun tamamının elinde uzun bir asa bulunur. Cehri (sesli) zikirlerini ilahi eşliğinde def çalarak, adaba uygun serbest hareketli zikrederler.(Konusu: Din (Tarikat), Kökeni: )
Acpı:
""Advanced Configuration and Power Interface"" i temsil eder. Bilgisayarlarda ve modern donanımlarda bulunan enerji tasarrufuna ilişkin verileri ve özellikleri temsil eden standarttır."(Konusu: Bilgisayar T., Kökeni: )
Actıve Desktop :
Windows işletim sistemi tarafından sunulan bir özellik. Masaüstünün web sayfasına benzer bir görünüm ve davranış sergilemesidir.(Konusu: Bilgisayar T., Kökeni: )
Acun:
(a.i. erk.) Dünya, varlık.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Acunal:
(t.i. erk.) Dünyayı kapsayan, dünyayı fetheden.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Acunalp:
(t.i. erk.) (bkz:: Acunal)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Acunman:
(t.i. erk.) Dünyaca tanınmış, ünlü.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Acur:
(a.sf.) 1- Şirret. 2- Münasebetsiz, geçimsiz, huysuz, kavgacı, yaygaracı. (kimse)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Acyo:
(it.i. agio) (tic.) 1- Herhangi bir paranın gerçek değeriyle sürüm değeri arasında veya bir ticaret senedinin üzerinde yazılı miktar ile indirimden sonraki tutarı arasında doğan fark. 2- Bir ticaret senedinin yenilenmesinde alınan komisyon. 3- Bankaların senetli kredi işlemlerinde yaptıkları tahsilat.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İtalyanca)
Acyotaj:
(it.i. agiotage) Kazanç sağlamak amacıyla ticari ahlaka aykırı veya yasa dışı işlemlerle oluşturulan fiyat (değer) farklılıkları. krş. borsa spekülasyonu, yönlendirim.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İtalyanca)
Açalya:
(yun.i.) (bitb.) Fundagillerden, Kuzey yarımkürede yetişen, güzel, değişik renklerde çiçekleri olan, bahçelerde ve saksılarda yetiştirilen, kokusuz bir süs bitkisi. Eşanlamlısı: Azelya.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Yunanca)