Haydi Öğrenelim!
süregiden:
bileşik · sıfat sürüp gitmekte olan.
MecmuaN.com Nedir?
MecmuaN geniş çaplı bir Sözlük Sitesidir. Anlamını bilmediğiniz kelimeler, atasözleri, deyimler, osmanlıca kelimeler ve kronolojik tarihi olayları araştırabilir ve önemli günler gibi bir çok bilgiye ulaşabilirsiniz.
Kelime Arama
Sende Yolla Hata Bildir!GENİŞ KAPSAMLI ANLAMLAR VE KAVRAMLAR SÖZLÜĞÜ - TÜRKÇE SÖZLÜK
Hristiyan:
Khristos (mesih) olarak adlandırılan İsa\'ya inananlara, ilk olarak Antakya\'da Hristiyan (Χριστιανός, Khristianos) denmeye başlanmıştır. Hristiyan sözcüğü ise \"Mesih\'in yandaşı\" ve \"Mesih\'e bağlı\" anlamlarına gelir.(Konusu: , Kökeni: )
Hristiyanlaşmak:
Hristiyan dinini benimsemek.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Hristiyanlaştırmak:
Bir kimseyi veya topluluğu Hristiyan yapmak.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Hristiyanlık:
Hz. İsa’ya vahyedilen dinin adı. Hristiyanlık, dünyada en çok bağlısı olan dinlerden biridir. Filistin civarında doğmuştur. Bu dine Nasranilik de denir. Hristiyanlıkta teslis inancı vardır. Buna göre tanrı; Baba-Oğul ve Ruhulkudüs’ün birleşmesinden meydana gelmiştir. Hz. İsa kendisinin peygamberliğine inanan müminlere hiçbir zaman “Mesihî” veya “Hristiyan” kelimelerini kullanmamıştır. Bu dinde peygamber, melek, ahiret ve kader inancı vardır. Fakat bu inançlar İslam dinindekinden çok farklıdır. Hristiyanlar Kur’an-ı Kerim’i ilahî kitap ve Hz. Muhammed’i peygamber olarak kabul etmezler. Onlara göre Hz. İsa, merkezî bir öneme sahiptir. Bugünkü Hristiyanlık Yahudi inanç, ibadet ve gelenekleriyle, Yunan-Roma kültürlerini birleştiren bir kurtarıcı tanrı dinidir. Hz. İsa’nın getirmiş olduğu dini tevhit inancından soyutlayarak kendi felsefesine göre biçimlendiren Yahudi asıllı Pavlus’dur. Pavlus havari de değildir ve Hz. İsa’yı hiç görmemiştir. Hristiyanlık terimi ilk defa Hz. İsa’dan yirmi otuz sene sonra Antakya’da kullanılmıştır. İnciller daha çok Hz. İsa’ya ağırlık verir. Hz. İsa’nın hayatı ile ilgili rivayet edilen bilgileri içerir.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Hristiyanlık:
Hz. İsa’nın öğretilerine dayanan din.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Hristiyanlık:
Hristiyanlık, Nasıralı İsa'nın yaşamına, öğretilerine ve vaazlarına dayanan, tek tanrılı bir İbrahimî dindir. 2,4 milyarı aşkın takipçisi ile dünyanın en büyük dinidir. Takipçilerine "Mesihçi" anlamına gelen Hristiyan denir ve Kitâb-ı Mukaddes'e inanan takipçileri, Tanah'ta kehanet edilen İsa'nın Mesih olarak gelişinin Yeni Ahit (Yeni Antlaşma) olduğuna inanırlar.müjdelenen Mesih olduğuna inanırlar.(Konusu: Din (Mezhep), Kökeni: )
Hristiyanofobi:
(ing.i. hristianophobia) Hristiyanlıktan ve Hristiyanlardan korkma.(Konusu: Fobiler, Kökeni: ingilizce)
Hsıao-sneg:
(Çin.) Çin tiyatrosunda genç erkek tipi.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
HTML:
"İnlemelin gelişimi sırasında, hypertext dokümanlarının yaratılmasını kolaylaştıracak yeni bir yönteme ihtiyaç duyulmuştu. Buradaki amaç, işletim sistemi ya da bilgisayar özellikleri ne olursa olsun, internet sayfalarının doğru bir biçimde ekrana gelmesini sağlamaktı. Sonuçta ""Hyper Text Makup Language"" adı verilen programa dili, internet için standart dil haline getirildi. ""HTML"" ise, ""Hyper Text Makup Language"" teriminin kısaltmasıdır. İnternetteki tüm belgeler bu dilde yazılır.""HTML"", tamamen metin içerikli bir dildir. Farklı işlemler İçin değişik komut ve değerler kullanılır. ""HTML"" ile hazırlanan dosyaların uzantısı ise ""HTM"" ya da ""HTML"" şeklinde olabilir."(Konusu: Bilgisayar T., Kökeni: )
HTTP:
""Hyper Text Transfer Protocol"" teriminin kısaltmasıdır ve internet üzerinde kullanılan protokolü temsil eder. Tüm web adreslerinin başında ""http//"" şeklinde bir ön ek bulunur. Ancak adres yazılırken ""http//""nin de tuşlanması şart değildir; çünkü tarayıcınız bu ön eki otomatik olarak adresin başına yerleştirir."(Konusu: Bilgisayar T., Kökeni: )
Hu:
1- Arapçada, Allah’ın zatına işaret eden hu (hüve) kelimesi. Örn:: “Ey safa ehli sufi, gönülden Allah Hu de! / Ey vefalı âşık candan Allah Hu de!” (Mevlana) 2- Dervişlerin kendisiyle zikir yaptığı, Allah’ın güzel isimlerinden biri. “Konsun –yine- pervazlara/ Güvercinler; / “Hu hu”lara karışsın / Âminler… / Mübarek akşamdır; / Gelin ey Fatiha’lar, Yasin’ler!” (A. N. Asya)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Hubert Cecil Booth:
Hubert Cecil Booth (1871–1955) İngiliz mucit. 1901 yılında elektrikli süpürge'yi icat etti. Booth’un elektrikli süpürgesi o kadar büyüktü ki atlı bir arabayla çekilmesi gerekiyordu. Fakat süpürgenin performansı gayet iyiydi; öyle ki İngiliz Kralı VII. Edward taç giyme töreninden önce salondaki halının bu süpürge ile temizlenmesini istemişti.(Konusu: Mucid ve İcadı, Kökeni: )
Hubeyb:
(a.i. erk.) 1- Küçük taze buğday taneceği. Tanecik. Hubeyb b. Adiyy el-Ensarî (Öl. 625): İslam'ın ilk şehitlerindendir. Uhud'un ardından tutsak edildi. Mekke'ye köle olarak götürüldü. Uhud'ta öldürülen Haris'e mukabil, işkence edilerek vahşi bir biçimde kazığa vuruldu ve şehid oldu.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Hubter:
(f.i. ka.) Pek güzel, en güzel.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Farsca)
Huccet:
(a.i. erk.) Delil.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Huceste:
(f.i. ka.) Uğurlu, hayırlı, kutlu.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Farsca)
Hucurat:
(a.i. erk.) 1- Hücreler odalar. 2- Kur'an-ı Kerim'in 49. suresinin adı.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Hucurat Suresi:
(a.i. سورة الحجرات) hucurat suresi; adını, dördüncü âyetteki "odalar" anlamına gelen "hucurât" kelimesinden alır. kur'an-ı kerim'de 49 ncu sure, 26 ncı cüz, 514 ncü sayfadadır. 18 ayettir. inme (nazil) sırasına göre 106 ncı sıradadır. mücadele suresi'nden sonra tahrim suresi'nden önce medine döneminde inmiştir. medine'de inen 28 tane sureden biridir. bu sûrede müminlere bazı görgü kuralları, Peygamber'e ve birbirlerine karşı nasıl davranacakları öğretilmektedir.(Konusu: Sureler, Kökeni: arapça)
Hucurat suresi:
Kur’an-ı Kerim’in kırk dokuzuncu suresidir. Medine’de inmiştir. On sekiz ayettir. Adını, Hz. Peygamber’in evinin odalarından bahseden ve “odalar” anlamına gelen dördüncü ayetteki “hucurat” kelimesinden almıştır. Surede, Allah’a ve Peygambere saygılı olma emredilir. İlk beş ayette müminlerin Allah’a, Peygambere ve Kur’an-ı Kerim’e karşı takınmaları gereken ahlaki kurallar ele alınır. Hz. Peygamberin odalarının dışından kaba bir tavırla bağırıp onu ismiyle çağıran bedevilerin yanlış tutumlarına dikkat çekilir ve müminlerin bu insanlar gibi Hz. Peygambere davranmamaları öğütlenir. Ayrıca Müslümanlara her duydukları şeye inanmamaları, özellikle güven vermeyen kişilerin aktardığı yanlış haberleri araştırmaları emredilir. Önemli konuların çözümünde Allah’ın ve Peygamberinin koymuş olduğu ölçülere uymanın gereği belirtilir. Birbirleriyle çatışan Müslüman grupların barıştırılması ve saldırganlığın önlenmesi tavsiye edilir. Bu çerçevede bütün müminlerin kardeş olduğu önemle vurgulanır. Surede, müminlerin birbirleriyle alay etmesinin çirkinliği üzerinde durulur. Birbirlerine lakap takmamaları emredilir. En büyük toplumsal hastalıklardan olan gıybet ve başkasının aybını araştırmak yasaklanır. Bütün insanların bir tek anne ve babadan yaratıldığı açıklandıktan sonra üstünlüğün soyda değil, takvada yani Allah’ın emirlerine ve yasaklarına içtenlikle uymada olduğu haber verilir. İnsan hayatında imanın ve cihadın önemine vurgu yapılır. İnsana verilen en büyük nimetin İslam olduğu açıklandıktan sonra, gaybı yalnızca Allah’ın bildiğini ve göklerdeki ve yerdeki her şeyin bilgisinin Allah katında kayıtlı olduğunu belirten ayetlerle sure son bulur.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Hud:
(a.i. erk.) Hz. Hud (a.s). Ad kavmine gönderilen peygamber. Kur'an'da ismi geçen 24 peygamberden biridir. Dalalet ve sapıklık içinde olan kavmini ıslah için çok uğraştı fakat onlar, Hud'a inanmadılar ve ani bir fırtına ile yok olarak tarihten silindiler.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Hud:
(bkz:: Keyif)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Hud Peygamber:
Kur'an-ı Kerim’de adı geçen ve Ad kavminin yaşamış olduğu Ahkaf bölgesine gönderilen peygamber. Hud Peygamberin, Hz. Nuh’un oğullarından Sam’ın soyundan geldiği rivayet edilmiştir. Hz. Nuh’un kavminden sonra gelen Âd kavmine peygamber olarak gönderilmiştir. Görevini hakkıyla yapmasına rağmen kavmi iman etmeyince yedi gece sekiz gün süren kasırganın sonunda kavminin iman etmeyenleri helak olmuştur. Hud Peygamber, bazı rivayetlere göre Babil’de yaşamıştır. Farklı dillerin çıkması üzerine Arapçayı ilk konuşanın o olduğu söylenmiştir. Ad kavminin yok olmasından sonra Mekke’ye gitmiş ve orada vefat etmiştir. Kabrinin Kâbe’deki Hicr’in altında olduğu nakledilmiştir.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Hud Suresi:
(a.i. سورة هود) hud suresi; 50 ve 60 ncı âyetlerde Arabistan halkına gönderilmiş peygamberlerden biri olan hud (a.s.)'ın hayatından bahsedildiği için sûreye bu isim verilmiştir. yunus suresi'nden sonra inmiş olup onun devamı niteliğindedir. kur'an-ı kerim'de 11 nci sure, 11 nci cüz, 220 nci sayfadadır. 123 ayettir. inme (nazil) sırasına göre 52 nci sıradadır. yunus suresi'nden sonra, yusuf suresi'nden önce 12, 17 ve 114. âyetler medine'de, diğerleri mekke'de inmiştir. itikada ait esasları, kur'an'ın mucize oluşunu, ahiretle ilgili meseleleri, sevab ve cezayı hz.hud'dan başka nuh, salih, ibrahim, lut, şuayb ve musa (a.s.) gibi peygamberlerin kıssalarını ihtiva etmektedir.(Konusu: Sureler, Kökeni: arapça)
Hud suresi:
Kur’an-ı Kerim’in on birinci suresidir. Mekke’de inmiştir. Yüz yirmi üç ayettir. Sure, adını elli ile altmışıncı ayetler arasında kıssası anlatılan Hud Peygamberden almıştır. Surenin girişinde insanların Allah’a kulluk etmelerinden ve yalnızca ona tövbe etmelerinden bahsedilir. Daha sonra müşriklerin yapmış oldukları eziyetlere karşılık Hz. Peygamber teselli edilir. Kur’an-ı Kerim’in Hz. Muhammed tarafından uydurulduğunu iddia eden müşriklere onun bir benzerini yapmaları konusunda meydan okunur. Bütün canlıların rızkını verenin Allah olduğuna dikkat çekilir ve dünya hayatının bir sınav olduğu vurgulanır. Bu sınavı kaybeden kâfirlerin dünyada yapmış olduklarının ahirette kendilerine bir yararı olmayacağı bildirilir. Hz. Muhammed’in davetine olumlu cevap verenlerin ise cennetle ödüllendirilecekleri belirtilir. Surede Nuh, Hud, Salih, İbrahim, Lut, Şuayp ve Musa Peygamberlerin tevhit mücadelesi ele alınır. Bu peygamberlerin davetlerini kabul etmeyen kavimlerin başlarına gelen ilahî azap, Kur’an-ı Kerim’in muhataplarını sarsacak bir dille anlatılır. Surenin son bölümünde, peygamber kıssaları tahlil edilerek onların kavimlerinin başlarına gelen azaplarda kendilerine bir haksızlık edilmediği belirtilir. Geçmişte putperestler nasıl ilahî cezaya çarptırıldılarsa peygamber döneminin Mekkeli putperestleri de inkârlarının cezalarını çekecekleri vurgulanır. Bu çerçevede Hz. Peygamber ve müminler teselli edilir; onların dosdoğru olmaları, yalnızca Allah’ı dost edinmeleri, namaz kılmaları ve sabretmeleri öğütlenir. Surede, toplumu düzeltmeye çalışanların sevaplarının yok olmayacağı ve onlara herhangi bir felaket verilmeyeceği anlatılır. Surenin sonunda Allah’ın azabını gerektiren en büyük suçun zulüm olduğu vurgulanır. Her yapılan işin Allah tarafından değerlendirileceğini ve Allah’ın, insanların yapmış olduğu işlerden habersiz olmadığını bildiren uyarıcı ifadelerle sure son bulur.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Huda:
(a.i. erk.) 1- Doğru yol gösteren, hidayet eden. 2- Allah'ın isimlerinden. 3- Kur'an-ı Kerim. Ek almadan isim olarak kullanılmaz. Hudanur gibi.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Huda:
Allah. Örn:: “Canı, cananı, bütün varımı alsın da Huda, / Etmesin, tek vatanımdan beni dünyada cüda.” (M. A.Ersoy)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Hudavendi:
(Fars.) Er. 1- Hükümdarlık. 2- Efendi, sahip, maliklik. 3- Hakim, hükümdar.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Farsca)
Hudavendigar:
(f.i. erk.) 1- Sahip, hükümdar, bay. 2- Fars edebiyatında Allah manasında kullanılır.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Farsca)
Hudayi:
(f.i. erk.) Allah'a mensup, Allah'ın yarattığı.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Farsca)
Hudeybiye:
(a.i. erk.) 1- Mekke'den ağır yürüyüşle 17 km mesafede bir vadi. 2- İslam tarihinde Hudeybiye Musalahası olarak bilinen anlaşmanın yapıldığı yer.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Hudeybiye Antlaşması:
Mekkeli müşriklerin Medine İslam devletini resmen tanıdıklarını gösteren belgeyi imzaladıkları barış antlaşması (6/628). Hudeybiye, Mekke’nin on yedi km batısında ve eski Cidde yolu üzerindedir. Buranın asıl şöhreti hicretin 6. yılı zilkade ayının başında (M. 628) Hz. Peygamberin gördüğü bir rüya üzerine ashabı ile birlikte umre yapmak için Medine’den Mekke’ye giderken burada konaklamasından ve Mekke müşrikleriyle bir barış antlaşması yapmasından ileri gelmektedir. Hudeybiye Antlaşması’ndan önce Medine’nin siyasi durumunun parlak olmadığı rivayet edilmiştir. Medineliler; Mekkelilerin, yağmacı Gatafan ve Fezare kabilelerinin, Hayber’e yerleşen Yahudi kabilelerinin tehdidi altında kalmışlardır. Siyasi şartların böylesine ağırlaştığı bir dönemde Hz. Muhammed, yaklaşık 1400 veya 1500 Müslümanla birlikte umre için Medine’den Mekke’ye doğru yola çıkmıştır. Umreye niyet ettikleri için yanlarına silah almamışlardır. Müslümanların Mekke’ye girip Kâbe’yi tavaf etmelerini hazmedemeyen müşrikler onlara şiddetle karşı çıkmışlardır. Hz. Peygamber’in Mekkelilerle antlaşmak için gönderdiği Hz. Osman’ın öldürüldüğüne dair haberler yayılmıştır. Bu haberi duyan Hz. Peygamber bir ağacın altında bütün Müslümanlardan Hz. Osman’ın intikamını alma konusunda söz almıştır. Sahabelerle Hz. Muhammed arasında yapılan bu sözleşmeye “Rıdvan Bey’atı” denmiştir. Müslümanların gerektiğinde savaş konusundaki kararlılığını gören Mekkeli müşrikler onlarla antlaşmaya karar vermişlerdir. Süheyl b. Amr’ı elçi olarak göndermişler ve Hz. Peygamberle bir antlaşma yapmışlardır. Bu antlaşmaya “Hudeybiye Antlaşması” denilmiştir. Yapılan antlaşmaya göre Müslümanlar o sene Kâbe’yi ziyaret etmeyecekler, gelecek sene umre yapacaklar, Hz. Muhammed’in yanından Mekke’ye kaçan birisi iade edilmeyecek ve bu antlaşma on yıl yürürlükte kalacaktır. Hudeybiye’de on iki veya yirmi gün kalan Hz. Peygamber ve arkadaşları, umre niyetiyle geldikleri için kurbanlarını kesip ihramdan çıkmışlardır. Bu antlaşmayla müşrikler Müslümanları devlet olarak resmen tanımışlardır. Kur’an-ı Kerim Müslümanların bu siyasi başarısını apaçık bir “zafer, fetih” olarak nitelendirmiştir.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
hududullah:
1- Allah’ın sınırları, Allah’ın koymuş olduğu helal ve haramlar. Ör:: “Kim Allah’a ve Peygamberine isyan eder ve hududullahı çiğnerse Allah, onu içinde ebedî kalacağı cehennem sokar. Onun için alçaltıcı bir azap vardır.” (Kur’an-ı Kerim Nisa suresi 4/14 ncü Ayet) 2- İslam’da insanların uyması gereken dinî inanç, ibadet, ahlak ve sosyal hayatla ilgili kurallar. “Tövbe edenler, ibadet edenler, hamt edenler, oruç tutanlar, rükû edenler, secde edenler, iyiliği emredip kötülükten men edenler ve hududullahı koruyanlar var ya işte o müminleri (cennetle) müjdele.” (Kur'anı Kerim Tevbe suresi 9/12 nci Ayet) 3- Allah’a ve Allah’ın yarattığı kullarına karşı ağır suç işleyen ve insanların can, mal, akıl, namus ve din gibi dokunulmaz alanlarına tecavüz edenlere verilmek üzere miktarının dince belirlendiği cezalar, yaptırımlar.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
hukuki:
sıfat hukukla ilgili, hukuksal.(Konusu: , Kökeni: Arapça)
Hukuki Ehliyet:
(civil responsibility) Hak sahibi olabilme, hukuki hak ve yetkilerini kullanabilmek için yeterli derecede akıl sağlığına sahip olabilme. Temyiz kudreti, mümeyyizlik, ayırtım gücü.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )
Hulagu:
(f.i. erk.) Moğol hükümdarı olup, İran'da Moğol hanedanının kurucusudur.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Farsca)
Hulefayıraşidin:
Hz. Peygamber’in vefatından sonra seçimle yönetime getirilen ve halkın önderleri konumunda olan dört ünlü halife: Hz. Ebu Bekir, Hz. Ömer, Hz. Osman ve Hz. Ali. “Benim sünnetime ve benden sonra hulefayıraşidinin yoluna uyun.” (Hadis) 2- Hür bir seçimle iş başına gelmiş, İslam dininin ilkelerine göre hareket etmiş, adaleti uygulamış, kamuya ait işleri görüş alış verişinde bulunarak yürütmüş halifeler.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Hulki:
(a.i. erk.) 1- Hulk, yaratılışla ilgili, doğal tabi. 2- İyi ahlaklı, iyi huylu.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
hulul:
1- Girme, sinme, geçişme, intikal etme, yerleşme. 2. Allah’ın kendisinin veya sıfatlarının yarattıklarından birine veya tamamına geçtiğine ve onların bedenine yerleştiğine inanma. İslam dini hulul inancını kesin olarak reddeder. Hulul düşüncesi daha çok eski Mısır, Yunan, Hint ve İran dinlerinde vardır. İslam kelam bilginleri, hulul düşüncesine sahip olanların Müslüman olmadıkları hususunda görüş birliğine varmışlardır.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Hulusi:
(a.i. erk.) 1- Halis olan, saf, iç temizliği. 2- Samimi, candan. (bkz:: Halis)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Humbarahane:
(b.i.) Humbara anlamı; Demir veya tunçtan dökülmüş, yuvarlak ve boş olan içine patlayıcı maddeler doldurulup havan topu veya el ile atılan yuvarlak bir tür bomba, kumbara. 1- Humbara yapılan fabrika, kumbarahane. 2- Humbaracı yetiştirmek amacıyla 1739'da açılan ilk Türk askerî okullarından biri. 3- Humbara yapılan devlet fabrikası. 4- Humbaracı yetiştirmek ereğiyle 1739'da açılan ilk Türk askerî okullarından biri 5- Humbara yapılan beylik fabrika.(Konusu: Hane ile Biten, Kökeni: )
Humbaz:
(İsl. Tiy.) İran'da küp içine girilerek oynatılan kukla.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Humeyra:
(a.i. erk.) 1- Beyaz tenli kadın. 2- Hz. Aişe'nin lakabı.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
humma:
ad 1. ateşli hastalık ya da ateşli hastalık nöbeti. 2. sıtma.(Konusu: , Kökeni: arapça)
Humor:
Gülmece, mizah.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Humorist:
Mizah yapan, güldürü unsurları üreten kişi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Humphrey Davy:
Humphrey Davy (1778-1829) İngiliz kimyager, fizikçi, mucit. Davy madenci lambası'nın mucidi. Lamba, metan gazının bulunduğu alanlarda madenciler tarafından kullanıldı. Tasarımı ince gazlı bezlerden çıkan ve metan gazının patlamasına neden olan alevi önlüyordu. Bileşikleri elektrik enerjisiyle ayrıştırmış elementleri saf olarak elde etmiştir. 1807'de sırayla; erimiş külden elektrik akımı geçirdi ve bu yolla önce potasyum adını verdiği elementi, sonra da sodadan sodyum elementini ayırmayı başardı ertesi yıl da baryum, stronsiyum ve kalsiyumu buldu. Asit özelliğinin hidrojenin varlığından ileri geldiğini saptayarak asitlerle anhidritlerin farklı olduğu sonucuna vardı. Ayrıca, elektroliz ürünleri üstüne ölçmeler yaparak elektrik yayını buldu. Faraday ile gazların sıvılaşması üzerinde çalıştı. 1817'de oksitlenme tepkimeleri (hidrojen, alkol), platinin katalitik özelliklerini buldu.(Konusu: Mucid ve İcadı, Kökeni: )
Humur:
Eski kullanımda; iç sıkıntısı, bezginlik veya durgunluk hali.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
humus:
1- Beşte bir. 2- Tarihte, İslam devletlerinde savaş ganimetlerinden elde edilen gelirlerden devlet hazinesine ayrılan beşte birlik pay. Savaş ganimetlerinden alınan beşte birlik payın dağıtım yerlerini Kur’an-ı Kerim belirlemiştir. Humustan arta kalan beşte dörtlük pay ise savaşa katılanlara dağıtılır. Örn::: “Biliniz ki ele geçirdiğimiz ganimetin humusu Allah’ın, Peygamberin ve yakın akrabalarının, yetimlerin, düşkünlerin ve yolcularındır…” (Kur'an-ı Kerim Enfal suresi 8/41 nc, Ayet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Humus:
Toprakta bitki artıklarının çürümesiyle oluşan verimli organik madde.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Hunalp:
(t.i. erk.) Cesur, kahraman.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Hunde:
(a.i. ka.) Sükun, sulh ve mütareke. (bkz:: Hudetbiye) Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
Huneyn Savaşı:
Mekke’nin fethinden sonra Müslümanlarla Havazin kabilesinin müşrikleri arasında meydana gelen savaş. (M.S. 630) Hz. Peygamber, Mekke’nin fethi için Medine’den ayrıldığı zaman, nereye gideceğini açıklamamıştır. Hevazin kabilesi de Hz. Peygamber’in kendi üzerlerine geleceği endişesi ile savaş hazırlıklarına başlamıştır. Müslümanlar Mekke’yi fethedince Hevazinliler, Hz. Muhammed kendilerine saldırmadan kendilerinin Müslümanlara saldırmalarının daha uygun olduğunu hesaplamışlardır. Taif’teki Sakif kabilesini de yanlarına alarak yirmi bin kişilik bir ordu hazırlamışlardır. Hz. Muhammed de onların bu hazırlığını haber alır almaz on iki bin kişilik bir ordu ile Mekke’den ayrılmıştır. Bu orduyla Huneyn vadisine gelmiş ve ordu komutanlığını Halid b. Velid’e vermiştir. Müslümanlar, savaşın başlarında düşmanlarına karşı direnememişler ve dağılmalar olmuştur. Hz. Peygamber ve ilk Müslümanların gayretleriyle dağılan ordu toplanmış ve yapılan yeni hücumlarla müşrikler bozguna uğratılmıştır. Müslümanların zaferiyle sonuçlanan bu savaşta müminler birçok ganimet elde etmiş ve Medine’ye dönmüşlerdir.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
hungaroloji:
(ing.özl.i. hungarology) Macar bilimi. Macar kültürünü inceleyen dal.(Konusu: loji ile biten, Kökeni: ingilizce)
Huni:
Sıvıları dar ağızlı kaplara aktarmaya yarayan, üstü geniş altı dar araç.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
hurafe:
1- Sapık, doğru olmayan, uydurma, asılsız söz. 2- Akla ve gerçeğe aykırı olan, yalan haber. 3. Batıl dinlerden ve halk arasında uydurulan masallardan kalma aslı esası olmayan inanışlar. Örn:: “Hurafeler, üfürükler, düğüm düğüm bağlar; / Mezar mezar dolaşıp hasta baktıran sağlar!” (M. A. Ersoy) 4- Kur’an-ı Kerim ve Hz. Peygamber’in sünnetiyle çatışma hâlinde olan her türlü düşünce, inanç, davranış ve bidat. Örn:: “Çalış! Dedikçe şeriat, çalışmadın durdun / Onun hesabına birçok hurafe uydurdun! /Sonunda bir de “tevekkül” sokuşturup araya, / Zavallı dini çevirdin onunla maskaraya!” (M. A. Ersoy)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Hurda:
(fars.i. hurde'den) 1- Altın, lira, 18 ayar altın. 2- Kırıntı esrar. Örn:: Şöyle bir iki hurda olsa bir çifte kağıt sarıp kafayı buldum mu dokunma o zaman keyfime (Ratip Tahir Burak, Hapishane Hatıraları) 3- (Dama oyununda) Tuzak, sonuca götüren oyun trükü. Örn:: ya da bir el ben alsam ardından umulmaz bir hurda ile o alıyor oyunu. (Hulki Aktunç, Damacı Ohannes Ustanın Mahzun Açmazı) 4- an.ge. Hile, tuzak.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Hurdaz:
(f.i. erk.) Farsların kullandığı şemsi senenin 3. ayına verilen isim.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Farsca)
Huri:
(a.i. ka.) 1- Cennet kızı. 2- Sevgili. Daha çok lakab olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
huri:
Cennette yaşadığına inanılan ve Allah’ın hoşnutluğunu kazanmış müminlere bir nimet olarak sunulan cennet kızları. Örn:: “Allah’tan gereği gibi sakınanları cennette iri gözlü hurilerle evlendiririz.” (Kur'an-ı Kerim Duhan suresi 44/54 ncü Ayet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Huriser:
(a.f.i. ka.) Cennet kızlarının başı, hurilerin başı.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Ar+Fars)
Huriye:
(a.i. ka.) Coşkunluk hallerinde hurilerle buluştuklarına inanan bir tarikat.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
Hurma:
(fars.i.) 1- Esmer güzeli. 2- Suudi Arabistan para birimi, riyal.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Hurma:
(şecere-i temir) Hurmagiller familyasından sıcak ülkelerde yetişen bir ağacın meyvesidir. Ağacın boyu 30 metre kadardır. Gövdesi sütun biçimindedir. Yaprakları büyük ve dilimlidir. Faydası:: Bedeni ve zihni gelişmeyi sağlar. Besleyicidir. Kansere karşı koruyucudur. Zihni yorgunluğu giderir. Anne sütünün, bol ve besleyici olmasını sağlar. Boğaz ağrılarını keser. Bronşit, öksürük ve soğuk algınlığının şikayetlerini giderir. Kemik hastalıklarında faydalıdır.(Konusu: Bitki Bilim, Kökeni: )
Hurra:
Sevinç, coşku veya destek belirtmek için söylenen ünlem.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Hurrem:
(f.i. ka.) 1- Şen, sevinçli, güleryüzlü, gönülaçan, taze, hoş. 2- Bir yazı sitili. 3- Hurrem Sultan: Kanuni Sultan Süleyman'ın gözde zevcelerinden. Osmanlı siyasetinde etkin rol oynayan hanımlardan.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Farsca)
Hurşid:
(f.i. erk.) Güneş, aftab, mihr, şems. Türk dil kuralı açısından "d/t" olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Farsca)
Hurufilik:
Harflerden anlamlar ve hükümler çıkaran bir fırka, inanç sistemi. Hurufiliğin kurucusu olarak İranlı Fazlullah el-Hurufi (ö. 796/1394) kabul edilir. Hurufiliğe göre, birtakım harf ve rakamlar kutsal sayılmış ve bunlara çeşitli anlamlar verilmiştir. Hatta Allah’a ait sırların bu sayıların anlamlarında gizli olduğu söylenmiştir. Hurufilik inancının temellerinin, eski Hint, Yunan ve Mısır medeniyetlerine dayandığı söylenmiştir. Musevilik ve Hristiyanlık’ta da Hurufilik inancının olduğuna dair görüşler nakledilmiştir. Hurufiler bütün dinî hükümleri kendi düşünceleri doğrultusunda açıklamışlardır. Kelimeişehadet, namaz, oruç, hac ve zekât gibi emirler yorumlanmış ve rakamlar çerçevesinde açıklamalar yapılmıştır. Hurufilik, İran’da XIV. asır sonlarında Esterâbat çevresinde ortaya çıkmış; daha sonra Hindistan, Azerbaycan, Irak, Suriye, Anadolu ve Rumeli’ye geçmiştir. İran’da sık sık takibata uğrayan Hurufiler, inançlarını yaymak için Osmanlı devletine sığınmışlardır. Fazlullah’ın baş halifesi Ali el-Âlâ (ö. 822/1419), Anadolu’ya gelerek Hacı Bektaş tekkesine yerleşmiş ve Hurufiliği yaymaya başlamıştır. Hurufilerin inançları, Bektaşiler arasında “sır” adı altında yaygınlık kazanmıştır. Kutsal kitapları Fazlullah’ın yazmış olduğu “Cavidanname”dir.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
hurufumukattaa:
(bkz:: mukattaa harfleri)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Husrev:
(a.i. erk.) Hükümdar, padişah.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
husuf namazı:
Dünyanın güneşle ay arasına girmesi yüzünden geceleyin ay ışığının tamamının veya bir bölümünün dünyaya ulaşamaması sebebiyle oluşan ay tutulması esnasında karanlıktan kurtulmanın ve Allah’ın büyüklüğünü kabullenmenin bir işareti olarak kılınan nafile namaz. Hz. Peygamber, ay tutulduğu zaman husuf namazı kılmış; Müslümanlar da Hz. Peygamber’in bu sünnetine uyarak bu namazı kılmışlardır. İslam bilginleri, ay tutulması anında isteyen Müslümanların bu namazı kılabileceklerini söylemişlerdir(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
husumet:
1- Düşmanlık, kin, hasım olma durumu. 2- Çekişme, delil ile karşı tarafa üstün gelme, tartışma, münakaşa etme. 3- İki veya daha fazla taraf arasında herhangi bir dinî ve dünyevi konuda meydana gelen ve bilgisizliğe, inada ve ön yargıya dayanan tartışma. Örn:: “Kim, biri aleyhine haksız yere husumetten dolayı yardımda bulunursa Allah’ın gazabına uğrar.” (Hadis) 4- Yargılama hukukunda şahısların davaya taraf olma sıfat ve ehliyeti. Örn:: “Kimde şudört özellik bulunursa halis münafıktır: Konuştuğunda yalan söyler, söz verdiğinde sözünde durmaz, emanet edildiğinde hıyanet eder, husumet anında doğruluktan ayrılır.” (Hadis)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
husus:
ESKİMİŞTİR ad 1. konu. 2. özellik, yön.(Konusu: , Kökeni: arapça)
huşu:
1- İtaat etme, boyun eğme, tevazu gösterme, alçak gönüllü olma. Örn:: “Biz, bu Kur’an’ı bir dağın üzerine indirseydik muhakkak sen onu Allah korkusundan huşu ile paramparça olduğunu görürdün. Biz, bu tür misalleri insanların gereği gibi düşünmeleri için (sık sık) veriyoruz.” (Kur’an-ı Kerim Haşr suresi 59/21 nci Ayet) 2- Mutlak bir teslimiyetle Allah’ın isteklerini yerine getirme. Örn:: “Müslüman erkekler ve Müslüman kadınlar, mümin erkekler ve mümin kadınlar, Allah’a itaat eden erkekler ve itaat eden kadınlar, sözlerinde doğru erkekler ve doğru kadınlar, sabreden erkekler ve sabreden kadınlar, huşulu erkekler ve huşulu kadınlar, sadaka veren erkekler ve sadaka veren kadınlar, oruç tutan erkekler ve oruç tutan kadınlar, namuslarını koruyan erkekler ve kadınlar, Allah’ı çok zikreden erkekler ve kadınlar yok mu? İşte bunlara Allah kendi katından bir mağfiret ve büyük bir mükâfat hazırlamıştır.” (Kur’an-ı Kerim Ahzab suresi 33/35 nci Ayet) 3- Allah’a duyulan saygının bir gereği olarak başta namaz olmak üzere ibadetlerin yerine getirilmesi sırasında kulun sükûnet ve vakar içinde bulunması. Örn:: “Müminler namazlarını huşu içinde kılarlar.” (Kur'an-ı Kerim Mü'minun suresi 23/2 nci Ayet) 4- Müminin her an ve her yerde Allah’ın kendisini gördüğü bilinci içerisinde tevazu ile hareket etmesi ve gönlünü her türlü kötülükten arındırması. 5- Allah’ın büyüklüğünün kalpte hissedilip dinin emirlerine karşı tam bir bağlılık gösterme ve nefsin geçici tutkularına değer vermeme. Örn:: “Sabır ve namaz ile Allah’a sığınıp yardım dileyin. Rablerine kavuşup ona döneceklerini umanlar ve huşu duyanlardan başkasına namaz (kılmak) elbette ağır gelir.” (Kur’an-ı Kerim Bakara suresi 2/45-46 ncı Ayet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
hutame:
1- Cehennem. Örn:: “İftira atanın, insanların ayıp ve kusurlarını arayanın vay hâline! Serveti biriktirip onu sayanın vay hâline! O kişi zanneder ki serveti onu ebedî olarak yaşatacak. Hayır, aksine (ahirette) hutameye atılacaktır. Sen hutamenin ne olduğunu bilir misin? Allah tarafından tutuşturulan bir ateştir ki günahkâr kimselerin gönüllerine işler. O, onların üzerine kapatılacak sonra uzatılmış direkler arasında bağlı kalacaklardır.” (Kur’anı Kerim Hümeze suresi 104/1-8 nci Ayet) 2- Cehennemin yedi katından biri.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
hutbe:
1- Bir topluluk karşısında yapılan etkileyici konuşma, nutuk, hitabet. 2- Cuma ve bayram namazları başta olmak üzere bazı ibadet ve törenlerin yerine getirilmesi esnasında topluluğa karşı yapılan konuşma. Cuma namazlarında hutbe okumak farz, bayram namazlarında ise sünnettir. Cuma hutbesi namazdan önce, bayram hutbesi ise namazdan sonra okunur. Hz. Peygamber cuma hutbelerinde genellikle Kur’an-ı Kerim’den ayetler ve sureler okumuş ve insanların ihtiyacına göre cemaati bilgilendirmiştir. Hutbe sırasında zorunlu olmadıkça konuşmamak gerekir. Hutbe, imamın namaz kıldırdığı mihrabın sağ yanında bulunan ve minber denilen yüksekçe bir yerde okunur. Örn:: “Cuma günü hutbe okunurken kişi yanındakine ‘sus’ diyecek olsa boş konuşmuş olur ve böylece cuma namazının sevabını kaçırır.” (Hadis)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
hutbe:
ad camide, cuma namazından önce ve bayram namazlarından sonra minberde okunan dua ve verilen öğüt.(Konusu: , Kökeni: arapça)
Huzur:
Kitabın Türü: Roman Kitabın Yazarı: Ahmet Hamdi TANPINAR Kitabın Konusu: 22 Şubat 1948 - 2 Haziran 1948 tarihleri arasında Cumhuriyet Gazetesi tarafından tefrika edilmiş, 1949 yılında da kitap olarak tek cilt halinde basılmıştır. Roman Mahur Beste ve Sahnenin Dışındakiler ile beraber bir üçleme oluşturmaktadır. Doğu-Batı çatışmasının görüldüğü tarihlerde, gerçek huzursuzluğu yaşayan bir aydın grubun, kendilerince yeni bir ortak noktaya varma çabalarını ve gerçek huzuru yakalama isteklerini ve bütün bunlara rağmen Mümtaz ve Nuran adlı iki gencin yaşadığı aşkı ele alır. Kitabın Ana Fikri: Gerçek aşk her türlü olumsuzluklara rağmen yaşanmalıdır. Böyle bir aşkın kahramanlarına hiçbir şekilde engel olunmamalıdır. Aksine onlara yardım edilmelidir. Karakterler: İhsan, Suat, Fahir, Emma, Macide.(Konusu: Kitap Hakkında, Kökeni: )
Huzur:
(a.i. erk.) Baş dinçliği, gönül rahatlığı, dirlik, erinç.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
huzur:
1- Hazır bulunma, var olma. 2- Gönül rahatlığı, sükûnet. “Bir ipek seccade üstünde gibi huzurla… / Durdunmu toprakta namaza.” (Y. B. Bakiler) 3- Hadis âlimlerinin toplantılarında, ilim meclislerinde bulunma. 4. Tasavvuf yoluna giren kişinin yalnızlığı tercih etmesi ve insanın var oluş amacıyla ilgili derin bir tefekkür hayatı yaşayıp tüm bunların sonucunda gönlünde Allah sevgisinin oluşması.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Huzur Karagözü:
(Kar.) Padişahların önünde oynatılan Karagöz oyunu. Huzur'a en usta Karagözcüler çıkarılırdı.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Hübel:
İslamiyet’ten önce müşriklerin Kâbe’de bulundurduğu kırmızı akikten yapılmış insan şeklindeki put. Hübel putu, M.Ö. III. yüzyılın ilk yarısında el-Cezire’deki Hit şehrinden getirilmiştir. Hübel’i Mekke’ye getirenin Amr b. Luhay olduğu söylenmiştir. Hübel’in getirilişiyle beraber Araplarda puta tapınma başlamıştır. Araplar gündelik hayatla ilgili birçok işini Hübel’in önünde fal oklarına bakmak suretiyle ayarlamışlardır. Hübel putu Mekke’nin fethi sırasında diğer putlarla beraber ortadan kaldırılmıştır.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Hüccet:
(a.i. erk.) 1- Senet, vesika, delil. 2- Seçkin alimlere verilen unvan. Hüccetü'l-İslam: Gazali.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
hüccet:
1- Delil, senet, vesika. Örn:: “Deki en üstün hüccet Allah’ındır. Allah dileseydi elbette hepinizi doğru yolailetirdi.” (Kur'an-ı Kerim En'am suresi 6/149 ncu Ayet) 2- Bir gerçeği açığa çıkaran ve dayanaklarını akıldan, tabiattan ve dinden alan delil. 3- İslam fıkhına göre karar veren mahkemelerde şahitlik, yemin ve yeminden dönme gibi davayı ispata yarayan hukuki deliller. “Ben de sizin gibi bir insanım. Bir konuda anlaşmazlığa düştüğünüzde bana gelirsiniz ve sizden biriniz hüccetini bana daha iyi anlatabilir. Ben de dinlediğime göre karar veririm. Hakkı olmadığı hâlde kime bir Müslümanın hakkını (bilmeden) verirsem; haksız yere almış olduğu o şey ateşten bir parçadır. Artık ister onu alsın ister sahibine geri versin.” (Hadis) 4- Bir hükmün doğruluğunu veya yanlışlığını kanıtlamak için karşı tarafa üstün gelmek amacıyla ileri sürülen delil. 5- İslam bilginlerine verilen unvan. 6- Hadis ilimlerinde herkes tarafından otorite kabul edilen ve yaklaşık üç yüz bin hadis rivayetini metin ve senetleriyle ezbere bilen hadis âlimi.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
hücre:
ad 1. küçük oda. 2. tutukluların ya da kimi zaman hükümlülerin tek başlarına kapatıldıkları küçük oda. 3. MEC. siyasal bir inançla gizli çalışan bir örgütün genellikle aynı yerde çalışan üyelerinin oluşturduğu birkaç kişilik küçük topluluk. 4. YAŞBİLİM (BİYOLOJİ) TERİMİ ➽göze. Köken(Konusu: , Kökeni: arapça)
Hücreyisaadet:
Hz. Peygamber’in içerisinde vefat edip sonra da defnedildiği Hz. Ayşe’ye ait oda. Hücreyisaadet, bugün Ravzayimutahhara’nın bitişiğindeki Mescidinebevi’nin içerisinde kalmıştır. Hz. Ebu Bekir ile Hz. Ömer’in kabirleri de buradadır. Her yıl Hücreyisaadeti milyonlarca Müslüman ziyaret eder. Bu ziyarette: Örn:: “Vefatımdan sonra kabrimi ziyaret eden, beni sağlığımda iken ziyaret etmiş gibidir.” hadis-i şerifinin etkisi büyüktür. Hücreisaadet ziyaret edilirken Hz. Peygamber’e bol bol salatüselam okunur ve yüksek sesle konuşulmaz.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Hücum:
(Basketbol Ter.) Offense. Sayı atma amaçlı organizasyon. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Hücum:
(Futbol Ter.) Gol atma amaçlı eylem. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Hücum Alanı:
(Voleybol Ter.) Savunma oyuncularının vuruş yapmasının yasak olduğu,3 m. çizgisi ile ayrılmış fileye yakın bölge. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Hücum Faul:
(Basketbol Ter.) Hücum eden takım oyuncusunun, savunma oyuncusuna faul yapması. Charging.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Hücum Feyki:
(Voleybol Ter.) İki sporcunun fileye aynı anda yükselerek topa vuracak oyuncuyu saklama hareketi. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Hücum Oyunu:
Tüm pullarla saldırarak, rakibi bozguna uğratmak.(Konusu: Tavla Terimi, Kökeni: )
Hücum Ribaundu:
(Basketbol Ter.) Takımı hücum eden oyunculardan birinin rakip potadan ribaunt alması. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Hücumda Genişlik:
(Futbol Ter.) Topa sahip takımın sahada enine paslarla rakibi dengesiz biçimde yakalama amaçlı oyun kurgusu. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Hüda:
özel ad Tanrı.(Konusu: , Kökeni: farsca)
Hüdai:
(a.i. erk.) (bkz:: Hüdayi)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Hüdavendigar:
(f.i. erk.) 1- Amir, hükümdar. 2- Osmanlı padişahlarından I. Murad'ın ünvanı.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Farsca)
Hükmen:
(gnl.ter.) Türlü sebeplerle maça çıkmama veya spor kuralları çerçevesinde verilen kararla oyunu oynamadan veya bitirmeden kazanmak, aynı şekilde yenilmek.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Hükmen:
(Futbol Ter.) Bir futbol takımının,yöneticisinin veya oyuncusunun futbol yönetmeliklerine aykırı davranışları sonucunda sahada aldığı sonuçların geçersiz sayılması, mağlup kabul edilmesi.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Hükmen:
(Judo Ter.) Mücadele etmeden galibiyet. Fusen_Gachi.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )