Haydi Öğrenelim!
şerefe:
1- Balkon, loca, kale burcundaki girintili çıkıntılı siper. 2- Minarede gövdeyi çepeçevre dolaşan ve kenarları korkuluklu, müezzinin ezan okuması için yapılmış yer. Örn:: “Allah’a giden yol buralardadır / Kapılar açılır şerefelerden / Buradan uğurlanır mübarek aylar, / Bayram buralardan başlar arifelerden.” (A. N. Asya)
MecmuaN.com Nedir?
MecmuaN geniş çaplı bir Sözlük Sitesidir. Anlamını bilmediğiniz kelimeler, atasözleri, deyimler, osmanlıca kelimeler ve kronolojik tarihi olayları araştırabilir ve önemli günler gibi bir çok bilgiye ulaşabilirsiniz.
Kelime Arama
Sende Yolla Hata Bildir!GENİŞ KAPSAMLI ANLAMLAR VE KAVRAMLAR SÖZLÜĞÜ - TÜRKÇE SÖZLÜK
Hindolog:
Hindoloji alanında uzman kişi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
hindoloji:
(ing.i. Indology) Hint dilini ve kültürünü konu alan bilim.(Konusu: loji ile biten, Kökeni: ingilizce)
Hindoloji:
Hint dili, tarihi ve kültürünü inceleyen bilim dalı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Hindu:
Hinduizm dinine bağlı kişi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Hinduizm:
(fr.i. hindouisme) (din) Brahmanizm'den daha sonra ortaya çıkan, niteliği bakımından ondan daha katı olan bir din. Özellikle Hindistan, Nepal ve Bangladeş'te yaygındır, günümüzde yaklaşık 900 milyon inananıyla Hristiyanlık ve İslam'dan sonra en büyük üçünçü dindir.(Konusu: İzm İle Biten, Kökeni: fransızca)
Hinduizm:
Hintlilerin inanç, düşünüş, his ve hayat tarzı olan Hindistan’ın geleneksel dini. Günümüzde Hinduizm. büyük ölçüde Brahmanizm, kısmen putperestlik, Budizm ve Janizm gibi Hindistan’ın yerel inançlarının birleşmesi biçimindedir. Çok az da olsa İslami etkiler de vardır. Hinduizm dünya nüfusunun yaklaşık yüzde on üçünü oluşturur. Hinduizm ari ırkın üstünlüğü, kast sistemi, sınırsız bir vatan sevgisi ve bağlılık duygusu üzerine temellenmiştir. Hinduizm’de tanrı sayısı çoktur. Hinduizm’e göre dünyayı yaratan tanrı Brahma’dır. Tabiattaki olaylarda ve hayatın ayrıntılarında diğer tanrılar da etkindir. Tanrı Şiva ve Vişnu, Brahma’dan sonra gelir. Güneş tanrısı Suya, ay tanrısı Soma, rüzgar tanrısı Vayu, su tanrısı Varun, yağmur tanrısı İndra, ateş tanrısı Agni, ölüler âleminin tanrısı Yama’dır. Kutsal kitapları dört bölümden oluşan Veda’lardır. Vedalar ilahi, dua, vaaz, tılsım ve büyüleri içerir. Duaların kabul edilmesi için kalbin aydınlanması gerekir. Bu çerçevede meditasyon şarttır. Hindistan halkı Brahman (rahip ve âlim), Satriye (asker), Vaikya (tüccar) ve Çudralar (işçi) dan oluşur. Her kast kendi içinden evlenir. Ölülerin büyük bir kısmı yakılır. Her ruh dünyadaki yaşayış şekline göre başka bir varlığa geçer ki buna “reankarnasyon” denir. Reankarnasyon Hinduizm’in inanç esaslarından biridir. Hinduizm’de inek kutsaldır ve etinin yenilmesi yasaktır. Evlerde tapınılan putlar için özel odalar vardır(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Hinduizm:
Hindistan kökenli, çok tanrılı din.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Hinduizm:
Hinduizm (aynı zamanda Sanātana Dharma ve Vaidika-Dharma diye de bilinir) çok kapsamlı inanç ve yaşam felsefesinin toplamıdır. Özellikle Hindistan, Nepal ve Bangladeş'te yaygındır. Günümüzde yaklaşık 900 milyon izleyeni ile Hristiyanlık ve İslam'dan sonra üçüncü sırada yer alan Hinduizm inancının neredeyse tüm takipçileri Hindistan ve çevresinde bulunmaktadır. Kökeni, ismini de aldığı gibi Hindistan’a dayanır. Bu dine mensup kişilere Hindu denir.(Konusu: Din (Mezhep), Kökeni: )
Hindyağıağacı:
(genegerçekotu) Sütleğengillerden bir ağaçtır. Tohumlarından hindyağı çıkarılır. Hindyağı berrak, renksiz veya soluk sarı renkli, koyu kıvamlıdır. Kokusu yok denecek kadar azdır. Lezzeti hafif ve biraz tahriş edicidir. Etkili maddesi Ricinoleik asittir. Faydası:: Müshildir. Kabızlığı giderir. Saçkıranda faydalıdır. Lavmanlarda da kullanılır. Saçların dökülmesini önler.(Konusu: Bitki Bilim, Kökeni: )
Hint:
(bkz:: Hent)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Hint fulü:
Nilüfer türü bir süs bitkisi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Hint Okyanusu:
Hint Okyanusu; kuzeyde Asya, batıda Afrika ve Arabistan Yarımadası, doğuda Malezya Yarımadası, Sunda Adaları ve Okyanusya tarafından çevrilen, dünyanın üçüncü büyük okyanusudur. Okyanus içerisindeki ada ülkeler Madagaskar, Komorlar, Seyşeller, Maldivler, Mauritius, Sri Lanka ve Endonezya'dır. Asya ve Afrika arasında önemli bir geçiş yolu niteliğinde olması nedeniyle ülkeler arasında anlaşmazlıklar çıkmaktadır.(Konusu: Coğrafi Konum, Kökeni: )
Hint Samanı:
(d. a. Hind, türk.) Bir tür uyuşturucu madde, esrar.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Hintarmudu:
Guava; sıcak bölgelerde yetişen meyve ağacı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Hintbademi:
Tropikal bölgelerde yetişen, bademe benzeyen yemiş veren ağaç.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Hintbezelyesi:
Baklagillerden, tohumları besin olarak kullanılan bitki.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Hintdarısı:
Darıya benzeyen, taneleri yenilen bir bitki (sorgum).(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Hintdomuzu:
Yaban domuzunun bir türü; kobay olarak da bilinir.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Hinterland:
(i. art, ülke anlamında alm. k.) Kalçalar, kıç.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Hinterlant:
Bir limanın veya şehrin ekonomik olarak bağlı olduğu iç bölge.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Hintfıstığı:
Antep fıstığı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Hintgüreşi:
İki kişinin bacaklarını kenetleyerek birbirini devirmeye çalıştığı geleneksel güreş türü.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Hinthıyarı:
Tropikal bölgelerde yetişen, salatalığa benzer bitki.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Hinthurması:
Palmiyegillerden, meyvesi ve filizleri kullanılan bir ağaç.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Hintinciri:
Frenk inciri; dikenli kaktüs meyvesi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Hintirmiği:
Sagu; nişastalı bir besin maddesi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Hintkamışı:
Şeker kamışı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Hintkenevir:
Kenevir bitkisinin bir türü.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Hintkertenkelesi:
Tropikal bölgelerde yaşayan bir kertenkele türü.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Hintkestanesi:
Süs ağacı olan ve yenmeyen kestane türü.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Hintkirazı:
Tropikal bölgelerde yetişen bir meyve türü.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Hintpirinci:
Pirinç türü veya pirince benzer tahıl.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Hintsafranı:
Zerdeçal; sarı renk veren baharat.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Hintsarısı:
Sarı renkli bir boya maddesi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Hintyağı:
Hint yağı bitkisinden elde edilen, tıpta ve sanayide kullanılan yağ.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Hiper:
(Biy.Sp.Ter.) Çok. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Hiper:
Aşırı, fazla anlamı veren ön ek.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Hiperbol:
1. Abartma sanatı. 2. Matematikte bir eğri türü.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Hiperbolik:
1. Abartılı. 2. Hiperbol ile ilgili.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Hiperboloidal:
Hiperboloit biçiminde olan.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Hiperboloit:
Hiperbol yüzeyine benzer geometrik şekil.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Hiperemi:
(hyperemia) Bir dokuda damarların genişlemesine ve kan miktarı artmasına bağlı kırmızılık. (Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )
Hiperglisemi:
(Biy.Sp.Ter.) Kan glukoz düzeyinin yükselmesi. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Hipermetrop:
Yakını net görememe kusuru.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Hiperplazi:
(hyperplasia) Bir organın ya da dokunun büyüklüğünde, o doku ya da organa ait hücrelerin sayıca artışı sonucu görülen büyüme.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )
Hipertansiyon:
(Biy.Sp.Ter.) Yüksek tansiyon. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Hipertansiyon:
Kan basıncının normalden yüksek olması durumu.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Hipertermi:
(hyperthermia) Vücut ısısının 40ºC üstüne çıktığı, daha çok merkezî sinir sistemi etkilenmelerinde ve sıcak çarpmalarında görülen ateş; tedavi amacıyla vücut ısısının yükseltilmesi.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )
Hipertrofi:
(hypertrophy) Bir organın ya da dokunun büyüklüğünde o doku ya da organa ait hücrelerde hacim artışı sonucu oluşan büyüme.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )
Hipertrofi:
Kasın enine kesit alanının genişlemesi, boyut artışı.(Konusu: Fitness Terimi, Kökeni: )
Hipertrofi:
(Biy.Sp.Ter.) Bir organ veya dokunun boyut ya da kütlesinde meydana gelen artış, büyüme. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Hipnofobi:
(ing.i. hypnophobia) uykudan veya hipnotize edilmekten korkma.(Konusu: Fobiler, Kökeni: ingilizce)
hipnoloji:
(ing.i. hypnology) uyku bilimi. uykuyu inceleyen bilim dalı. gerek normal gerekse hipnoz yoluyla oluşturulan uyku mekanizmasını -tüm yönleriyle- konu alan bilim dalı. (bkz:: somnoloji)(Konusu: loji ile biten, Kökeni: ingilizce)
hipnotize:
sıfat bkz:: ipnotize.(Konusu: , Kökeni: )
Hipnotizma:
Hipnozla ilgili yöntem ve uygulamalar bütünü.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Hipnoz:
Telkin yoluyla oluşturulan yapay uyku durumu.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Hipo:
(Biy.Sp.Ter.) Az.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Hipo:
Azlık, düşüklük anlamı veren ön ek.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Hipoderm:
Alt deri.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Hipodermik:
Deri altına ait, deri altıyla ilgili.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Hipodrom:
1. At yarışlarının yapıldığı alan. 2. Eski Yunan ve Roma’da at ve araba yarışlarının yapıldığı yer.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Hipofiz:
Vücuttaki bütün hormonlar çıkarır ve onların yönetiminden sorumludur.(Konusu: Fitness Terimi, Kökeni: )
Hipofiz:
Beyin tabanında bulunan, hormon salgılayarak vücudu yöneten iç salgı bezi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Hipoglisemi:
(Biy.Sp.Ter.) Kan glukoz düzeyinin düşüklüğü.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Hipoglisemi:
Kanda şeker düzeyinin normalden düşük olması durumu.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Hipokondriyak:
(hypochondriac) Ciddi bir hastalığı olduğuna inanan ve yersiz kuruntuları bulunan kişi.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )
Hipokritos:
(Yun. Hypokritos - cevap veren) Thespinin M.Ö. 534'te Koro içinden birini ayırıp koroya karşılık verdirmesi üzerine bu oyuncuya verilen ad. Eski Yunan tiyatrosunda ilk oyuncunun doğuşu böyle olmuştur. Antik Yunan tiyatrosunda, tek başına koronun karşısına dikilen oyuncuya verilen ad. Atina'da M.Ö. 534 yılında Thespis, ditirambuslu korodan ayrılıp onun karşısına geçince, ikili konuşma ile beraber oyuncunun da başlıbaşına olan varlığı belirmiş oldu.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Hipoksi:
(hypoxia) Solunum havasında yetersiz oksijen bulunması. Organ ve dokularda oksijen azlığı. (Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )
Hipoksi:
(Biy.Sp.Ter.) Oksijen azlığı.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Hipomani:
(hypomania) Hafif eksitasyon, logore, öfori, dikkat artışı, olayları çabuk kavrama, teşhircilik, hiperseksüalite, hareketlilik, cömertlik, yorulmazlık, kendine güven artışı, uyku bozukluğu gibi bulguların izlendiği akli arıza.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )
Hipopotam:
Su aygırı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Hipopotamgiller:
Su aygırlarının (hipopotamların) ait olduğu hayvan familyası.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Hipostaz:
Felsefede soyut bir kavramın somut bir varlık gibi düşünülmesi; tıpta ise dokuda sıvı birikmesi gibi anlamları da vardır.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Hipotansiyon:
Düşük tansiyon durumu.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Hipotenüs:
Dik üçgende dik açının karşısındaki en uzun kenar.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Hipotermi:
(hypothermia) Vücut ısısının 35ºC altına düşmesiyle ortaya çıkan tablo. (Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )
Hipotetik:
Varsayıma dayanan, kesin olmayan.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Hipotez:
Bilimsel olarak test edilmek üzere ortaya atılan geçici önerme.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Hipotoni:
(hypotonia) 1- Tonüs azalımı. 2- Göz içi basıncının düşük oluşu.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )
Hippi:
1960’larda ortaya çıkan; özgürlük, barış ve doğallığı savunan yaşam tarzına sahip kişi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Hippilik:
At binme ve atçılıkla ilgili faaliyetler.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Hippopotamonstrosesqipedalyofobi :
(ing.i. hippopotomonstrosesquippedaliophobia) uzun kelimelerden korkma.(Konusu: Fobiler, Kökeni: ingilizce)
Hira Dağı:
Hz. Muhammed’e ilk vahyin geldiği mağaranın bulunduğu dağ. Hira, “Cebelinur (Nur dağı)” adıyla da bilinir. Hira dağı, Mekke’nin kuzey doğusunda Kâbe’ye yaklaşık beş kilometre uzaklıktadır. Hz. Peygamberin hayatında önemli bir yeri olan Hira mağarası dağın zirvesinden yirmi metre kadar aşağıdadır. İlk vahiy olan Alak Suresi’nin ilk beş ayeti Resulullaha burada indirilmiştir. Hz. Peygamberin 35 yaşından 40 yaşına kadar bu mağaraya gelerek insanlığın kurtuluşu ile ilgili derin bir düşünce hayatı yaşadığı İslam tarihi ile ilgili eserlerde anlatılmıştır.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Hiram:
(f.i. erk.) Salınma, salınarak edalı yürüme.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Farsca)
Hiram Stevens Maxim:
Hiram Stevens Maxim (1840-1916) Amerikalı mucit. 1884 yılında Tam otomatik makineli tüfeği yaptı.(Konusu: Mucid ve İcadı, Kökeni: )
his:
ad 1. ➽duygu. 2. ➽duyu,duyum. 3. ➽sezgi.(Konusu: , Kökeni: )
Hisar:
(a.i. ka.erk.) 1- Kuşatma, etrafını sarma. 2- Kale etrafı islihkamlı bent. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Arapça)
hisbe teşkilatı:
Tarihte, İslam devletlerinde genel ahlakı, kamu düzenini korumak ve denetlemek; iyiliği emretmek, kötülükleri engellemek için kurulmuş bir teşkilat. İslam âlimleri fert, toplum ve devlet düzeninin korunması ile ilgili çalışmalar yapan hisbe teşkilatının kurulmasını farzıkifaye bir görev saymışlardır. Bu teşkilat çarşı ve pazarlarda denetleme görevi yapmıştır. Bu çerçevede, ölçü ve tartı aletlerini, satılan ürünlerin kalitelerini, fiyatlardaki uygunluğu kontrol etmiştir. Bunlardan ayrı olarak kamu düzeni ile ilgili birçok görevi hisbe teşkilatı üstlenmiştir.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Hispanyola adası:
Hispanyola adası; Karayiplerin ikinci büyük adası olup Küba'nın doğusunda bulunur. Kristof Kolomb 5 Aralık 1492'de burayı keşfetmiş ve 1493'deki ikinci seferinde burada İspanya'nın Yeni Dünyadaki ilk sömürgesini kurmuştur. Adanın batıdaki üçte birinde Haiti, doğudaki üçte ikisinde ise Dominik Cumhuriyeti bulunur.(Konusu: Coğrafi Konum, Kökeni: )
Histerezis:
Bir sistemin geçmiş etkilerin izini taşıması (özellikle fizik ve mühendislikte kullanılır).(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Histeri:
(hysteria) Özellikle genç kız ve kadınlarda daha sık görülen psişik ve motor bozukluklarla karakterize bir durum. Duygusal reaksiyonlarda taşkınlık, kişilik değişimi ve değişik hastalıkları taklit etme çabası ve bayılma nöbetleri ile birlikte görülür.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )
Histeri:
Aşırı duygusal tepkilerle karakterize psikolojik durum.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Histerik:
Aşırı duygusal, kontrolsüz tepkiler veren.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
histoloji:
(ing.i. histology) dokubilim. canlılardaki dokuları inceleyen bilim dalı. biyoloji alt dalı.(Konusu: loji ile biten, Kökeni: ingilizce)
Histoloji:
Dokuların yapısını inceleyen bilim dalı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
histopatoloji:
(ing.i. histopathology) hastalıkların mikroskobik yapılarını inceleyen, mikroskobik özelliklerine göre gruplandıran, organlarda yaptıkları zararları belirleyen, hastalıkların tanısını koyan bilim dalı.(Konusu: loji ile biten, Kökeni: ingilizce)
Histopatoloji:
(histopathology) Hastalıkların mikroskobik yapılarını inceleyen, mikroskobik özelliklerine göre gruplandıran, organlarda yaptıkları zararları belirleyen, hastalıkların tanısını koyan bilim dalı.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )