MecmuaN.CoM sözlük sitesi
 D E N E M E    


Haydi Öğrenelim!

SABAKI:

(sabaki) Dönüş, yumuşak geçiş.

SON EKLENEN KELİMELER



*Amed Sportif Faaliyetler

*Abdi Algül

*Beyza Başar

SON ARANAN KELİMELER



*Erkeklik

*Erkeklik

*Erkeklik

MecmuaN.com Nedir?

MecmuaN geniş çaplı bir Sözlük Sitesidir. Anlamını bilmediğiniz kelimeler, atasözleri, deyimler, osmanlıca kelimeler ve kronolojik tarihi olayları araştırabilir ve önemli günler gibi bir çok bilgiye ulaşabilirsiniz.

Kelime Arama

      Gelişmiş Arama
Sende Yolla Hata Bildir!


GENİŞ KAPSAMLI ANLAMLAR VE KAVRAMLAR SÖZLÜĞÜ - TÜRKÇE SÖZLÜK




ISDN:  

""Integrated Services Digital Network"" teriminin kısaltması-dır ve yüksek hız sunan bir çeşit internet bağlantısını temsil eder. Bu bağlantıda da, dial-up'da olduğu gibi telefon hatları kullanılır ve ücretlendirme, bağlı kalınan süreye göre yapılır. Ancak ISDN için ayrılan bir hat, normal telefon hatları ile ulaşamayacağınız hızlara ulaşmanızı mümkün hale getirecektir."(Konusu: Bilgisayar T., Kökeni: )

ISHIN:  

(İşin) Saygınlık, prestij.(Konusu: Karate Terimi, Kökeni: )

ısı:  

ad 1. bir cismin sıcaklığının artmasına, uzamasına, genişlemesine, erimesine, buharlaşmasına, bir iş yapmasına yol açan fiziksel enerji. Benzer: hararet 2. vücudun doğal sıcaklığı. "Çocuğun ısısını ölçtün mü?" 3. bir hastalık nedeniyle ortaya çıkan vücut sıcaklığı. 4. sıcaklık. "Bu ısıya cam dayanmaz" 5. sıfat sıcaklık derecesi yüksek olan, sıcak.(Konusu: , Kökeni: )

Isınma:  

(gnl.ter.) Yarışma veya oyuna hazır hale gelmek için yapılan ön çalışma.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Isırgan:  

(urtica urenus) Isırgangillerden ilkbaharda yetişen, her tarafı sert tüylerle kaplı bir büyük ottur. Tüylerinin içeriğinde formik asit vardır. Sürüldüğü yeri kaşındırır ve yakar. Tohumları da kullanılır. Faydası:: Dıştan tatbik edildiği zaman, iç organlarda biriken kanı çeker. Romatizma ve mafsal ağrılarını dindirir. Burun kanamasını keser. Egzamanın şikayetlerini giderir. Aybaşı kanamalarının düzenli olmasını sağlar. Böbrek kumlarını döker. Balgam söktürür. Haricen tatbik edildiği zaman, dalak hastalıklarına ve çıbanlara da faydalıdır.(Konusu: Bitki Bilim, Kökeni: )

Isıtma Gereci:  

(Alm. Heizung - Fr. appareil de chauffage - İng. heating operations) lsıtma düzeni.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Iska:  

(i.) Hedefi tutturamama, Amaca ulaşamama.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Iska:  

Hedefi tutturamama durumu; boşa giden atış ya da girişim.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Iska Geçme:  

(Futbol Ter.) Oyuncunun girişim yaptığı halde topu ayağından kaçırması. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Iska Geçmek:  

(d.) Hedefe ulaşamamak, isabet ettirememek, amaca varamamak. Örn:: Futbolu öğren de gel. Vay canına geliyorlar. Açıkta top. Haydi Çengel. Tüüü ıska geçti yuuu sende de iş kalmadı. (Attila İlhan, Sokaktaki Adam)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Iskaca:  

Bir şeyi sıkıştırmaya, tutmaya yarayan alet (kıskaç benzeri).(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Iskala:  

Limanlarda gemilerin yanaştığı küçük iskele, yanaşma yeri.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Iskalamak:  

(f. eşanl.) Iska Geçmek. Örn:: Kıç mıç yok ki kızda. Çok sıkmadım ama gene de elime vurmak İstedi, ıskaladı. (J.D. Salinger - Adnan Benk, Gönülçelen)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Iskalamak:  

Bir şeyi hedefleyip vuramamak; mecazen fırsatı kaçırmak.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Iskarça:  

Genelde denizcilik ve ağızlarda geçen, küçük iskarmoz veya benzeri parça anlamında kullanılan bir terim (yerel kullanım).(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Iskarmoz:  

Bilimsel Adı: Sphyraena sphyraena. Familyası: Deniz balığı. Sphyraenidae familyasından bir balık. Diğer Adı: Deniz Turnası, Akdeniz Baraküdası. Bütün sıcak ve ılık denizlerin sığ sularından 100 m. derinliğe kadar orta sularda yaşayan bir balıktır. Marmara''da az, Ege ve Akdeniz''de fazlaca bulunur. Boyu 1 m''ye erişen Iskarmoz Balığı Barakuda olarak okyanuslarda 3 m''ye kadar büyüyebilir. İlkbahar sonu ile yaz mevsiminde ürerler. Et yiyen cinsinden ve avlarına karşı yırtıcıdır. (bkz:: Baraküdo)(Konusu: Balık İsimleri, Kökeni: )

Iskarmoz:  

Kayık ve sandalda küreğin oturtulduğu/desteklendiği ahşap parça; ayrıca gemilerin kaburgalarını oluşturan eğri ağaçlar ve bir balık türü.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Iskarta:  

Kullanılamayacak durumda olan, değersiz veya kusurlu şey.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

ıskat:  

1- Düşürme, silme, hükümsüz bırakma. 2- Ölen Müslümanı, sağlığında yerine getiremediği namaz, oruç gibi ibadetlerinden veya kefaretini veremediği yeminlerinden dolayı ahiretteki sorumluluğundan kurtarmak umuduyla fakirlere verilen para, fidye. Iskat, ahirette ölünün azaptan kurtulması umuduyla fakirlere verilir. Iskat verildiği zaman ölünün ahiret azabından kurtulacağına dair bir garanti de yoktur. İslam dininde esas olan insanların ibadetlerini sağlıklarında eksiksiz olarak yerine getirmeleridir. Örn:: “Önünde nâmütenahi nazar, rüba safahat, / Enîniruhunu bir türlü etmiyor ıskat.” (M. A. Ersoy)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Iskata:  

(a.i. ıskat'tan) Dışkı, bok.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Iskoda:  

(i.) 1- (Motorlu taşıt aracı markası Skoda dan) Eğri dizli kimse. (genellikle kadın) 2- Bakımsız, çirkin olmadığı halde zevksiz giyinen, kılıksız kadın ya da kız.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Iskoda:  

Genelde “iskota” ile karışan bir kullanım; bazı ağızlarda benzer denizcilik terimi olarak geçer.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Iskonto:  

Fiyat üzerinden yapılan indirim.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Iskontolu:  

İndirimi yapılmış.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Iskota:  

Yelkenleri açmak ve yönlendirmek için kullanılan halat sistemi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Iskuna:  

Denizcilikte kullanılan bir tür tekne (küçük yelkenli türü olarak geçer).(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

ıslah:  

1- İyi ve yararlı olma, düzeltme, daha iyi hâle getirme. Örn:: “Rabbin, halkı birbirlerini (iyiliği emredip kötülüğü yasaklamak suretiyle) ıslah eden bir memleketi haksız yere yok edecek değildir.” (Kur’an-ı Kerim Hud suresi 11/117 nci Ayet) 2- Barışma, barıştırma. Örn:: “Müminler birbirleriyle kardeştirler. (Anlaşmazlığa düştükleri zaman) kardeşlerinizin arasını ıslah ediniz ki Allah da size merhamet etsin.” (Kur'an-ı Kerim Hucurat suresi 49/10 ncu Ayet) 3- Dini değerleri, inanç ve yaşama biçimini yeniden canlandırmayı, bozulan değer yargılarını düzeltmeyi amaçlayan düşünce ve faaliyetler.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Islahatçı Demokrasi Partisi:  

Kısa Adı: IDP Genel Merkezi: Ankara Kuruluş Tarihi: 22.03.1984 Genel Başkanı: Aykut Edibali Sona Eriş Tarihi: 23.11.1992 Sona Eriş Nedeni: İsim değiştirerek kapanan parti. 25 Temmuz 1992 tarihinde Bayrak Partisi (BP) dahil oldu. 23 Kasım 1992 tarihinde yapılan büyük kongrede Islahatçı Demokrasi Partisi isim değiştirerek Millet Partisi 3 (MP) adını aldı. Siyasi Pozisyonu: Sağ İdeoloji: Türk milliyetçiliği, Muhafazakârlık NOT: Çok Partili Dönemde Kurulan Siyasi Parti - III (1980 Sonrası)(Konusu: Siyasi Parti, Kökeni: )

Islahhane:  

(b.i) Suç işleyen çocukları eğitmek, topluma kazandırmak için kurulmuş, ceza yasasına göre işleyen kurum.(Konusu: Hane ile Biten, Kökeni: )

Islahiye Sınır Kapısı:  

Bulunduğu İl: Gaziantep Açıldığı Tarih: 04.09.1953 Bağlandığı Ülke: Suriye Karşıdaki Sınır Kapısı: Ekbez Geçiş Şekli: Demiryolu Hakkında:(Konusu: Sınır Kapıları, Kökeni: )

ıslak:  

sıfat 1. suya batmış, su emmiş, üzerine su dökülmüş, içinde ya da üzerinde su bulunan, ıslanmış (nesne). "Islak ayakkabısını sobanın yanında kuruttu" 2. çok ıslanmış olan (kimse). 3. ARGO çok korkak, ürkek, çekingen (kimse).(Konusu: , Kökeni: )

Islatmak:  

(f.) Dövmek, dayak atmak. Örn:: Selime- Şarap tulumu sümsük. İvaz- Amma tepelerim. Selime- Seni nabekar İvaz-Seni ıslatırım. (Ahmed Vefik Paşa, Zoraki Tabip) Örn:: Valia Osman abi bir dubara döndü amma çakozlayamadım. Komiser karıyı resmen arkaladı. Bizi ıslattılar ki dümdüz. (Kemal Tahir, Esir Şehrin Mahpusu)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Islıklama:  

(Alm. zischen - Fr. siffler) 1- Tiyatro konuşmasında "s" harfinin çıkarılışında abartma oluşu. 2- Oyunu, yapıtı, ya da her ikisini yermek için seyircilerin ıslık çalması.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Ismarıçcı:  

(i.) (ısmarlama'dan b.) Mahkumların alışverişini yapan, dışarıdan istenen şeyleri getiren kimse. Örn:: Ismarıççının gelmesini bekliyoruz yemek malzemesi aldırmak için. (Baskın Oran, Nerde O Eski Mapusaneler)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

ISO:  

""International Organization for Standardization"" kelimelerinin kısaltmasıdır ve enformasyon ortamında, uluslararası standartları yerleştirmekle görevli olan bir organizasyonu tanımlamak için kullanılır."(Konusu: Bilgisayar T., Kökeni: )

Ispanak:  

(lat.i. spinacia'dan) 1- Aşağılık, değersiz kimse. Örn:: Bu herifin böyle ıspanak göründüğüne bakmayın. Harbi pezevenktir kendisi. (Kemal Gökhan Gürses, Aydınlarla Zontaların Savaşı) 2- Salak, enayi. Örn:: Cafer- Ulan ıspanak az bana bak. Duydum ki gerdeğe giriyormuşsun bu akşam. Bülent bey kullanacağı kadar kullandı artığı da sana mı kaldı? (Haldun Taner, Keşanli Ali Destanı)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Ispanak:  

(spinacia oleracea) Ispanakgiller familyasından; kış sebzesi olarak yetiştirilen bir bitkidir. İçeriğinde demir, vitaminler ve enzimler bulunur. Faydası:: Vücudun dayanıklılığını artırır. Kansızlığı ve gelişme bozukluğunu giderir. Soğuk algınlığına karşı korur. Kalp ve gelişme bozukluğunu giderir. Kalp adalelerini kuvvetlendirir. Ruhi çöküntünün sıkıntılarını giderir. Kan miktarını artırır. Ağız, boğaz ve göğüs hastalıklarında faydalıdır. Kanser ve veremden korur. Hamilelerde faydalıdır. Doğacak bebeğin güçlü olmasını sağlar. Yara, yanık ve dolamada da faydalıdır. Dişlerin çürümesini önler. Şişmanlık ve şeker hastalığına da faydalıdır.(Konusu: Bitki Bilim, Kökeni: )

Ispanak:  

Yaprakları sebze olarak tüketilen yeşil bitki.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Ispanak mı Dedin:  

(d.) Bir sözün boş, anlamsız, yanlış olduğunu belirtmek için kullanılır. Örn:: Karşınızda Süper holding Of The Manifactures var -Ispanak mı?.. (Süavi Süalp - Bülent Arabacıoğlu, Gündüz İnsan Gece Hırt)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Ispanak Tohumu:  

(d. lat. spinacia, fars. tuhm, türk. e.) Değersiz, aşağılık. (kimse) Örn:: O heriflerin altında da aynı insanların yaşadığını neden düşünmüyorsunuz? Ispanak tohumları. (Hulki Aktunç, İtİraf-Nağmeler)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Ispanakgiller:  

Ispanak, pancar gibi bitkileri içine alan familya.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Ispanaklar:  

Ispanak ve benzeri bitkileri kapsayan bitki grubu.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Ispanakzade:  

(d. lat. spinacia, fars. zade) 1- Soyu sopu aşağılık kimse. 2- Soydan, doğuştan aptal. Örn:: Asma sakal, takma bıyık Behey ıspanakzade Bu gidişin sonu karanlık. (Suat Taşer, Abuzettin Bey)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Isparmaça:  

Denizde zincirlerin birbirine dolaşması durumu.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Isparta:  

Isparta Tarihi; Büyük İskender kral olduktan sonra (MÖ 356 - MÖ 323), Anadolu'nun batısı Yunan egemenliği altına geçti. İskender öldükten sonraki 36 yıl dahi bölge Atina'ya bağımlı kaldı. Bu yıllarda Mora yarımadasında yaşamakta olan Ispartalılarla Atina Yunanları, Anadolu'nun batısına göç etmeye başladılar. Mora Yarımadası Ispartalılarından büyükçe bir topluluk, bugün Isparta ilinin yer aldığı bölgeye yerleşti. Roma İmparatorluğunun bölünmesiyle Doğu Roma ve sonrasında Bizans topraklarında bulunan bölge 1204 yılında Anadolu Selçuklu Devleti topraklarına katılmıştır. 1300 yılında Hamitoğulları Beyliği ve 1391 yılından sonra da Osmanlı topraklarına katılmıştır. II. Murad döneminde kesin olarak Osmanlı egemenliğine girmiştir.(Konusu: İl Tarihi, Kökeni: )

Isparta:  

Isparta İlçeleri: 1-Merkez 2-Aksu (04.07.1987) 3-Atabey (01.04.1960) 4-Eğirdir 5-Gelendost (01.06.1954) 6-Gönen (20.05.1990) 7-Keçiborlu (01.01.1948) 8-Senirkent (30.06.1952) 9-Sütçüler (01.06.1938) 10-Şarkikaraağaç 11-Uluborlu 12-Yalvaç 13-Yenişarbademli (20.05.1990)(Konusu: İl İlçeleri, Kökeni: )

Isparta:  

Isparta; Batıdan Burdur, Kuzeyden Afyonkarahisar, Doğudan Konya, Güneyden Antalya ili ile komşudur.(Konusu: İl Komşuları, Kökeni: )

Isparta:  

Tel. Kodu: 246(Konusu: İl Tel Kodu, Kökeni: )

Isparta:  

Plaka Kodu: 32(Konusu: İl Plaka Kodu, Kökeni: )

Isparta:  

Nesiyle Meşhur: Gülsuyu, Gül Yağı, Gül Lokumu, Gül Kremi, Isparta Halısı, Çıtır Elma'sı meşhurdur.(Konusu: İl Nesiyle Meşhur, Kökeni: )

Isparta:  

Isparta'da Gezilecek Yerler: Ayastefanos Kilisesi, Kutlubey Ulu Camii, Dündar Bey Medresesi, Atabey Ertokuş Medresesi, Uluborlu Kalesi, Men Tapınağı, İnönü Mağarası, Antiocheia Antik Kenti, Kuz Mağarası, Lavanta Vadisi, Zindan Mağarası, Tota Yaylaları ve İçmeleri, Milas Mesire Yeri, Karacaören Baraj Gölü, Pınargözü Mağarası, Kızıldağ Milli Parkı, Eğirdir Kalesi, KubadAbad Sarayı, Dedegöl Dağı, Uluborlu Müzesi, Yalvaç Müzesi, Isparta Müzesi, Adada Antik Kenti, Kovada Gölü, Yazılı Kanyon, Aya Baniya (Aya Payana) Kilisesi, Firdevs Bey Bedesteni, Davraz Kayak Merkezi.(Konusu: İl Gezilecek Yerler, Kökeni: )

Isparta:  

Genel Bakış: Akdeniz Bölgesinde, Türkiye’nin Güneybatısında yer alır. •(Konusu: İl Genel Bakış, Kökeni: )

Isparta Semeri:  

(bkz:: İsparta Semeri)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Ispatula:  

Tıpta ve eczacılıkta kullanılan, düz uçlu karıştırma veya yayma aracı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Ispavli:  

Gemilerde kullanılan kalın sicim, halat.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Ispazmoz:  

Kasların istemsiz şekilde kasılması, spazm.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Istakoz:  

Bilimsel Adı: Nephropidae. Familyası: Deniz balığı. Istakoz denizlerde yaşayan kabuklulardandır. Renkleri türlere göre değişiklik gösterse de mavinin tonlarından yeşil, kahverengiye kadar renklerde görülebilir. 30-35 cm boy 4-5 kiloya kadar büyüyebilir. Türkiye'de Marmara denizi, boğazlarda, Ege denizinde görülür. En büyük doğal düşmanları ise Ahtapot'tur. Canlı haşlanarak yenilmek zorundadır ve bu işlem sırasında bağıramaz. Çünkü diğer kabuklu deniz hayvanları gibi ses telleri yoktur. Çıkan sesler aniden çok sıcak suya maruz kalıp, çatırdayan kabuklarından gelir. Ani ölüm gereklidir yoksa su dışında kalan ıstakoz bir çeşit salgıyla ölmeden önce kendi etini yenilmez hâle getirir hatta zehirlenmeye sebebiyet verebilir. (Konusu: Balık İsimleri, Kökeni: )

Istakoz:  

Kıskaçlı, kabuklu büyük bir deniz canlısı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Istakoz:  

Yanlış: İstakoz Doğru: Istakoz(Konusu: Yanlış Yazılan Kelime, Kökeni: )

Istakozlar:  

Kabuklu deniz hayvanları sınıfı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Istakozluk:  

Istakoz yetiştirilen ya da bulunan yer.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Istampa:  

Mürekkeple basılan damga.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Istampacı:  

Istampa ile iş yapan veya damga basan kişi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Istar:  

Halı, kilim gibi dokumaların yapıldığı tezgâh.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Istavroz Fidesi:  

(bkz:: İstavroz Fidesi)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

ıstılam:  

1- Bir şeyi dibinden kesme, kökünü kazıma. 2- Kalpteki aşırı sevgi. 3- Tasavvufta Allah sevgisinin coşkulu bir şekilde kalbe doğmasının sonucunda kişinin kendinden geçmesi.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Işığı Öldürmek:  

(Alm. Schnelles ausschalten - Fr. coupe - ing. dead) lşığı hızla azaltarak söndürme.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Işık:  

(t.i. ka.) 1- Bazı cisimler tarafından tabii halde ve akkor haline gelinceye kadar ısıtıldığında yayılan, cisimleri görmemizi sağlayan ışıma, aydınlık. (bkz:: Ziya, Nur) 2- Aydınlatma cihazı, mum, lamba, ampul, fener. 3- Işık tutma, bir konuda aydınlatıcı bilgi vermek.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Türkçe)

Işık:  

(Alm. Licht - Fr. lumiere - İng. light) Bir salonun ya da sahnenin aydınlatılması için yöneticinin ya da sorumlunun verdiği buyruk.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

ışık:  

ad 1. Güneş’ten, Ay’dan, aydınlatma araçlarından vb. yayılan, nesneleri ve renkleri görmeyi sağlayan fiziksel erke. 2. FİZİK TERİMİ yüksek derecede ısıtılan, akkor durumuna getirilen cisimlerin ya da çeşitli erke biçimleriyle uyarılan cisimlerin yaydığı, gözle görülen ışıma. 3. bir yeri aydınlatmaya yarayan araç. \"Sokak ışıkları yandı\" 4. MEC. mutlu durumlardan doğan, özellikle gözlerde ve yüzde beliren parıltı, aydınlık. \"Onun ışığı hiç eksilmez\" 5. MEC. aydınlatan, yol gösteren kimse, düşünce, yapıt vb. \"Atatürk her zaman bize ışık olmuştur\" 6. (resim sanatında) desende, resimde görülen, doğal ışık gibi olan, parlak, ışıklı yer. 7. bir yeri, ışık yönelterek aydınlatmak. 8. MEC. konunun anlaşılmasına yarayan bilgiler vermek, düşünceler söylemek, bir konuda tutulması gereken yolu göstermek, kılavuzluk etmek.(Konusu: , Kökeni: )

Işık Çalışması:  

(Alm. Beleuchtungsprobe - Fr. repetition pour les eclairages - İng. lighting rehearsal) İlk oyun için, birkaç gün önce, sahne düzencisi ve ışık uzmanı ile bütün ışıklama düzenini içine alan bölümsel ya da tümsel çalışma. (prova)(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Işık Çubuğu:  

(Alm. Scheinwerferzug - Fr. porteuse de projecteurs - lng. spot bar) Işıkları istenilen yükseklikte ve alçaklıkta tutan çubuk. lşığı dağıtan bir çeşit beyaz ışıldak camı.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Işık Direği:  

(Alm. Beleuchtungsturm - İng. boam) Üzerine üst üste çeşitli ışıldaklar yerleştirilebilen direk.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Işık Parlaması:  

(Alm. aufhellen - Fr. monter - İng. fade in) lşığın yavaş yavaş yükseltilmesi.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

ışık parlaması:  

İng. fade in Işığın yavaş yavaş yükseltilmesi.(Konusu: , Kökeni: )

Işık Solması:  

(Alm. verlöschen - Fr. graduer - İng. fade out) lşığın yavaş yavaş azalması.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Işık Tahtası:  

(Kar.) Perdenin arkasında ışık konulan raf. (bkz:: Peş Tahta)(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Işık Tekerleği:  

(Alm. Farbenrad - Fr. disque de couleurs - İng. colourwheel) Sahne ışıklarını çeşitli renklerde verebilmek için ışıldakların camları önüne konulan çeşitli renkte camları ya da yanmaz kağıtları olan tekerlek biçiminde dönebilen plak.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Işıkalp:  

(t.i. erk.) (bkz:: Işık)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Işıkay:  

(t.i. ka.erk.) (bkz:: Işık) Erkek ve kadın adı olarak kullanılır. (Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Türkçe)

Işıkçılar Cemaati:  

Işıkçılar Cemaati (veya Işıkçı Cemaati), Kaşgarî Dergâhı'nın müridi Hüseyin Hilmi Işık'ın yolunda giden bir cemaattir. Prensipleri Işık'ın Tam İlmihâl Seâdet-i Ebediyye adlı kitabındadır. Burada kendisi dînin kemâle erdiğini, artık İslâm'ın temel kitaplarında bildirilenlerinin dışında yorum yapmanın İslâm'da reform anlamına geldiğini öne sürerek reddeder. 1970'li yıllardan sonra Işık, onun gibi askerî eğitim görüp Kuleli Askerî Lisesi'ni okuyan ve sualtı biyoloji mühendisliğini bitiren damadı Enver Ören'i destekleyerek cemaat içindeki etkinliğini arttırdı. Cemaati diğer cemaatlerden ayıran önemli bir özelliği, kurucusu Işık ve damadı Ören'in geleneksel dinî eğitim alan kurumlardan gelmemelerinden kaynaklanmaktadır. Ordu liselerinde okuyan, üniversite eğitimi alan entelektüel kişiler olarak ön plâna çıkarak devletle olan politik ilişkilerinde uyumlu oldular.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Işıker:  

(t.i. erk.) (bkz:: Işık)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Işıkhan:  

(t.i. erk.) (bkz:: Işık)(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Türkçe)

Işıklama:  

(Alm. Beleuchtung - Fr. eclairage - İng. lighting) Bir tiyatro sahnesindeki oyuna uygun, dengeli ve özel ışık verme sanatı bilimi.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Işıklama Çizelgesi:  

(Alm. Beleuchtungsplan - Fr. conduite d'eclairage - İng. lighting point) Oyuncuların hareketlerinin ve konuşmalarının gelişimine göre ayarlanan çizelge.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Işıklama Köprüsü:  

(Alm. Beleuctungsbrücke - Fr. pont de lumiere - İng. bridge) lşıklamanın yönetildiği ya da düzenlendiği sahne ağzının üstünde ve iç yanındaki köprü.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Işıklama Uzmanı:  

(Alm. Beleuchtungsinspektor - Fr. chef-electricien - lng. chief electrician) Tiyatroda ışıklamayı düzenleyen ve denetleyen uzman.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Işıklı:  

(sf.) 1- Karlı. (iş). 2- Faiz getiren. (para) (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

ışıklı:  

sıfat ışıkla aydınlatılmış olan, ışığı bulunan, aydınlık.(Konusu: , Kökeni: )

ışıklı işaret cihazı:  

(T-16) Trafik Tehlike Uyarı İşareti: bu işaret levhası, ışıklı işaret cihazları ile kontrol edilen kavşaklara yaklaşıldığını bildirir. hız azaltılarak yaklaşılmalı. ışıklı cihazlardan gelebilecek DUR uyarısına hazırlıklı olunmalıdır.(Konusu: trafik işareti, Kökeni: )

Işıl:  

(t.i. ka.) Çok aydınlık, parlak ışık.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Türkçe)

Işılar:  

(t.i. ka.) 1- Parlayan, ışıldayan. 2- Neşeli, canlı, şen.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Türkçe)

Işıldak:  

(Alm. Scheinwerfer - Fr. projecteur - İng. projector) Sahnenin aydınlatılmasında kullanılan, güçlü ışık kaynağı bulunan lamba. Projektör.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Işıman:  

(t.i. erk.) Parlak, aydınlık yüzlü kimse.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Işın:  

(t.i. ka.) Bir ışık kaynağından çıkarak her yöne yayılıp giden ışık demeti.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Türkçe)

ışın:  

FİZİK TERİMİ ad 1. bir ışık kaynağından çıkarak her yöne yayılıp giden ışık demeti. 2. ışınetkin maddelerin çıkardığı alfa, beta, gama ışınlarından her biri. 3. MATEMATİK TERİMİ bir noktadan çıkan ve sonsuza giden yarım doğrulardan her biri.(Konusu: , Kökeni: )

Işın karaca:  

Işın Funda Büyükkaraca (d:1973; ö:)(Konusu: Gerçek Adı, Kökeni: )

Işınbay:  

(t.i. erk.) (bkz:: Işın)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Işınbike:  

(t.i. ka.) (bkz:: Işın)(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Türkçe)

ışınbilim:  

bileşik · ad ışık, elektrik ve ısı ışınımlarının üretilmesinde ve kullanılmasında yararlanılan gereçleri, bu ışınların kullanılma alanlarını konu alan bilim dalı. Benzer: radyoloji(Konusu: , Kökeni: )

WhatsApp