Haydi Öğrenelim!
Zülfizar:
(f.i. ka.) Ağlayan, inleyen saç.
MecmuaN.com Nedir?
MecmuaN geniş çaplı bir Sözlük Sitesidir. Anlamını bilmediğiniz kelimeler, atasözleri, deyimler, osmanlıca kelimeler ve kronolojik tarihi olayları araştırabilir ve önemli günler gibi bir çok bilgiye ulaşabilirsiniz.
Kelime Arama
Sende Yolla Hata Bildir!GENİŞ KAPSAMLI ANLAMLAR VE KAVRAMLAR SÖZLÜĞÜ - TÜRKÇE SÖZLÜK
GASHUKU:
(Gaşuku) Egitim semineri.(Konusu: Karate Terimi, Kökeni: )
gasil:
1- Yıkama, su ile temizleme. 2- İslam dinine göre, insana saygının ve verilen değerin bir göstergesi olarak Müslüman ölüyü dini usule uygun bir biçimde yıkayıp temizleme.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Gasilhane:
(b.i) Ölü yıkama yeri.(Konusu: Hane ile Biten, Kökeni: )
gasilhane:
Ölü yıkanan yer.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
gasp:
1- Bir şeyi zorla ve haksız bir şekilde sahibinin elinden alma. Örn:: “O (yaraladığım) gemi denizde çalışan yoksullarındı. Onu kusurlu yapmak istedim, çünkü onların gerisinde her sağlam gemiyi gasp eden bir kral vardı.” (Kur’an-ı Kerim Kehf suresi 18/79 ncu Ayet) 2- Başkasına zorla üstün gelme. 3- Başkasına ait olan değerli dayanıklı malları, sahibinin izni olmaksızın elinden alma. Örn:: “Bir kimse haksız olarak başkasının bir karış yerini gasp ederse kıyamet günü o yer yedi katıyla o kimsenin boynuna geçirilir.” (Hadis)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Gaspanak:
(bkz:: Kaspanak)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
gassal:
1- Yıkayan, temizleyen. 2- Dinî usule uygun olarak ölü yıkayan kimse.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Gaston Plante:
Gaston Plante (1834-1889) Fransız mucit. 1859 yılında Kurşunlu akümülatör'ü (kurşun asit bataryasını) icat etti. Bu batarya, ticari kullanım için pazarlanan ilk şarj edilebilir elektrikli batarya olarak geliştirildi ve otomobillerde yaygın olarak kullanıldı.(Konusu: Mucid ve İcadı, Kökeni: )
Gastrit:
1‑ Mide zarının iltihaplanması; mide duvarı tahrişi. 2‑ Sindirim sistemi rahatsızlığı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Gastroenterolog:
1‑ Sindirim sistemi uzman hekim. 2‑ Mide-bağırsak hastalıkları doktoru.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
gastroenteroloji:
(ing.i. gastro-enterologie) midebilim. mide ve bağırsak hastalıklarını inceleyen bilim dalı.(Konusu: loji ile biten, Kökeni: ingilizce)
Gastroenteroloji:
1‑ Sindirim sistemi hastalıklarını inceleyen tıp dalı. 2‑ Gastrointestinal sistem bilim alanı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
gastroloji:
(ing.i. gastrology) midebilim. mide ve bağırsak hastalıklarını inceleyen bilim dalı.(Konusu: loji ile biten, Kökeni: ingilizce)
Gastroloji:
1‑ (Biyomedikal terim) sindirim sistemi bilim dalı. 2‑ Tıpta bağırsak/mide hastalıklarını inceleyen alan. (gastroenteroloji ile yakındır)(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Gastronom:
1‑ Gastronomi bilgisine sahip yemek uzmanı / gurme kişi. 2‑ Mutfak kültürü uzmanı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Gastronomi:
Yemek bilimi ve mutfak kültürü; yiyecek hazırlama/beslenme sanatı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Gastroskop:
1‑ Mideyi görüntülemek için kullanılan cihaz. 2‑ Endoskopik alet.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Gastroskopi:
1‑ Mide içini incelemek için yapılan endoskopik muayene. 2‑ Tıpta sindirim sistemi kontrolü yöntemi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Gastrulo:
1‑ (Biyolojide) erken embriyonik gelişim aşaması; gastrula evresiyle bağlantılı kavram. 2‑ Gelişimsel biyoloji terimi. (akademik bağlamda)(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Gaşiye Suresi:
(a.i. سورة الغاشية) gaşiye suresi; adını, ilk âyette geçen ve her şeyi saran, kaplayan, dehşeti her şeye ulaşan kıyamet günü anlamına gelen "ğâşiye" kelimesinden alır. kur'an-ı kerim'de 88 nci sure, 30 ncu cüz, 591 nci sayfadadır. 26 ayettir. inme (nazil) sırasına göre 68 ncı sıradadır. zariyat suresi'nden sonra, kehf suresi'nden önce mekke döneminde inmiştir. mekke'de inen 86 tane sureden biridir. bu sûrede kıyamet ve ahirete ait haberler vardır. ayrıca Allah'ın varlığını anlamaya yardım edecek bazı kevni deliller serdedilmiştir. hayatın bir plan ve program içinde akıp gittiği, bu akışın sonunda Allah'a varılacağı ve O'nun katında hesab verileceği anlatılır.(Konusu: Sureler, Kökeni: arapça)
Gaşiye suresi:
Kur'an-ı Kerim’in seksen sekizinci suresidir. Mekke’de inmiştir. Yirmi altı ayettir. Adını, beşinci ayette geçen ve ‘ansızın gelip insanı kuşatan üzücü veya sevindirici haber’ anlamına gelen gaşiye kelimesinden almıştır. Surenin ilk yedi ayetinde cehennemlikler, ondan sonraki dokuz ayetinde de cennetlikler tasvir edilir. Daha sonra ise ebedî mutluluk ve inkârın temel unsurunu oluşturan iman ve inkâr konuları üzerinde durulur. Allah’ın varlığına işaret eden tabiattaki yaratılış olaylarına dikkat çekilir. Hz. Muhammed’in İslam dinine davet ederken zor kullanmaması, bunun yerine uyarıcı bir tutum takip etmesi istenilir. Surede, bütün insanların ahirette hesaba çekileceği vurgulanır. Ahirette görülecek hesabın bireyselliğini haber veren ayetle sure son bulur.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Gateway:
Farklı protokolleri kullanan sistemler arasında bilgi alış verişinin gerçekleşmesini sağlayan yazılım veya donanıma verilen isimdir.(Konusu: Bilgisayar T., Kökeni: )
Gauss:
1‑ Matematik ve fizik birimi / kavramı; manyetizma ve istatistikte kullanılan isim/ölçü. 2‑ Alman bilim insanı Carl Friedrich Gauss’un adıyla anılan terim.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Gavara:
(bkz:: Kavara)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Gavgav:
(erm.i. kokov, gogov husye'den) 1- Husyeler, erbezleri. Örn:: Polimci gavgav üzerine çalışıp ıslatıyor beni be. (Turhan Selçuk, Abdülcanbaz Ramona) 2- Bir aşağılama ifadesi olarak da kullanılır. Örn:: -Lafı yörü -Sordurtacayim hepinize -Lan yörü gav gavü. (Orhan Kemal, Murtaza) Gogov'da denir.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Gavgavını Eline Vermek:
(d.) Çok dövmek, fena halde pataklamak. Gavgavını Burnuna Asmak, Gavgavını Alnına Yapıştırmak gibi çeşitlemeleri de vardır. (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Gavot:
1‑ Fransız kökenli halk dansı ve buna eşlik eden müzik türü. 2‑ Klâsik/geleneksel dans ritmi biçimi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Gavs:
(a.i. erk.) 1- Suya dalma, dalgıçlık. 2- Yardım muavenet. 3- Yardım istemek için bağırmak. 4- Yardımcı, imdada yetişen. 5- Allah'ın velileri, hakkında kullanılır. Daha çok ünvan olarak verilir. Gavs-ı Azam: Tarikat kurucusu, özellikle Abdülkadir Geylani için kullanılır.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
gavs:
1- Yardım etme, imdada yetişme. 2- Velilikte ulaşılabilen en yüksek manevi makam, veliler zümresinin başkanı. 3- Allah’ın isimlerinin ve sıfatlarının anlamlarıyla ahlaklanıp İslam’ı derin bir aşkla yaşayan, davranışlarında Hz. Muhammed’i örnek alan ve ona benzemeye çalışan Allah dostu; velilerin en büyüğü, insanı kâmil.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Gavur:
(a.i. esk. kafir'den) Kasap.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
gâvur:
(bkz:: kâfir)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Gavur A-- Gibi Yanmak:
(d. a. türk.) (Soba vb.) 1- Harıl harıl yanmak. Örn:: Reco'nun bin bir emekle çizdiği resimleri gavur a-- gibi yanan sobaya soktu. (Metin Kaçan, Ağır Roman) 2- Çok ısınmak.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Gavur Etmek:
(d.) (Bir şeyi, araç-gereci) 1- Bozmak, işe yaramaz hale getirmek. 2- (Bir ortamın) Tadını kaçırmak, uyumunu bozmak.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Gay:
(ing.sf.i. gay, neşeli Anglo amerikan argosunda eşcinsel) Eşcinsel. (Özellikle erkek eşcinsel) Örn:: Bir gay olarak ömrümü şu ıssız çorak bozkıra dönüşen adada tüketebilirim. (Pınar Çekirge, Yalnızlık Adasının Erkekleri) (bkz:: Gey)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
gayb:
1- Göz önünde olmayan, gözle görülmeyen, gizli olan, hazırda olmayan. 2- Akıl ve duyular yoluyla hakkında bilgi edinilemeyen varlık alanı. 3- Henüz içinde yaşanılmayan gelecek zaman ve gelecek zaman içerisinde meydana gelecek olaylar. Örn:: “Şüphesiz ki göklerdeki ve yerdeki gaybı sadece Allah bilir.” (Kur'an-ı Kerim Hucurat suresi 49/18 nci Ayet) 4- Öldükten sonra dirilme, cennet, cehennem, hesap günü gibi insanın duyu organları ve akıllarıyla haklarında bilgi edinemeyecekleri âlem. Örn:: “Gerçek müminler gayba inanırlar, namazlarını kılarlar ve kendilerine verdiğimiz rızıktan Allah rızası için harcarlar.” (Kur'an-ı Kerim Bakara suresi 2/3 ncü Ayet) İslam’a göre Allah’ın dışında mutlak gaybı hiç kimse bilemez. Peygamberler bile ancak Allah’ın bildirdiği kadarını bilirler. Sihirbazların, falcıların, kâhinlerin ve şeytanların gaybı bilmesi mümkün değildir.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Gayda:
1‑ Borulu nefesli halk çalgısı (zurna benzeri, genellikle düğün/meydan müziğinde). 2‑ Etnik müziklerde kullanılan çalgı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Gaydacı:
1‑ Gayda çalan kişi; halk çalgısı gaydayı icra eden müzisyen. 2‑ Müziğe özgü çalgı icracısı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Gayduri:
(yun.i. esk. ğaidaros, eşek) Eşek, hayvan anlamında bir aşağılama ifadesi olarak kullanılır.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Gaye:
(a.i. ka.) 1- Maksat, meram. 2- Netice, son, hedef.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
Gayret:
(a.i. ka.erk.) 1- Çalışma, çabalama. 2- Kıskanma, çekememe. 3- Aziz ve kutsal bir şeye tecavüz edildiğini görmekten doğan asil temiz duygu. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Arapça)
gayrimüekked sünnet:
(bkz:: Sünnet) (Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
gayrimüslim:
1- İslam dinini hak din olarak kabul etmeyen, mümin olmayan. 2- Yahudi, Hristiyan, Sabii, Mecusi.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Gayzer:
1‑ Yer kabuğundaki sıcak su ve buharın aralıklarla fışkırdığı doğal kaynak. 2‑ Sıcak, basınçlı su ve buhar çıkışı yapan jeotermal oluşum.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Gayzerit:
1‑ Volkanik sıcaklıkta deşarj yapan geyser benzeri sıcak su/kaynak çıkışı taşıyan mineralli kayaç türü. 2‑ Gayzer ile ilişkili jeotermal oluşum taşı. (anlamı gruba yakın olur)(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Gaz:
1‑ Hâl değiştirmiş gaz hâlindeki madde; havadan farklı haldeki gaz. 2‑ Fiziksel haldeki madde türü.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Gaz Embolisi:
(gas embolism) Damarların hava ya da gaz kabarcıklarıyla tıkanması sonucu oluşan emboli.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )
Gaz Kesmek:
(d.) 1- Yavaşlamak, hızı kesilmek. 2- Sözü fazla uzatmamak.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Gaz Kromatografisi:
(gas chromatography) Uçucu organik narkotik ve psikotrop maddeleri bozunmadan birbirinden ayırmak ve analizini yapmakta kullanılan bir tür kromatografik yöntem.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )
Gaza:
(a.i. erk.) Din uğruna savaş.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
gaza:
1- Savaş amacıyla düşmana doğru yönelme, sefere çıkma. Örn:: “Kim gaza etmez veya (yeri geldiğinde) gaza etmeyi istemezse münafıklıktan bir şube üzerine ölür.” (Hadis) 2- İslam dinini korumak, yaymak veya davetin önündeki engelleri kaldırmak amacıyla Müslüman olmayanlara karşı yapılan savaş, cihat. Örn:: “Ey iman edenler! Sizler inkâr edenler gibi yeryüzünde yolculuğa çıkan veya gaza yapan kardeşleri hakkında ‘Eğer bizim yanımızda kalsalardı ölmezler, öldürülmezlerdi.’ diyen (münafıklar) gibi olmayın.” (Kur'an-ı Kerim Al'i İmran suresi 3/156 ncı Ayet) 3-Osmanlılarda, İslam dinini yaymak için yapılan savaşı ifade eden fetih düşüncesi, fetih ruhu.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Gaza Basmak:
(d. lat. chaos'dan Van Helmont'un ürettiği sözcük, gaz, türk.) 1- Hızlanmak. 2- Gitmek. 3- Hızla savuşmak.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Gaza Gelmek:
(d.) Birisinin sözlerine, tavırlarına inanarak davranmak, aldanmak.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Gaza Getirmek:
(d.) (Birisini) Harekete geçirmek, heyecanlandırıp inandırmak, aldatmak. Örn:: Ulan gaza getirdin beni yürü gidek. (Faruk Bayraktar, karikatür - strip)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Gazal:
(a.i. erk.) 1- Ceylan. 2- Geyik, âhû. 3- Geyik yavrusu. 4- Güzel göz, irigöz.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Gazale:
(a.i. ka.) Dişi geyik.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
Gazanfer:
(a.i. erk.) 1- İri arslan, şir. 2- Cesur, yürekli, yiğit adam. 3- Hz. Ali'nin lakabı.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
gazap:
1- Öfke, kızgınlık, hiddet, hışım. Örn:: “Allah’a sığın şahs-ı halimin gazabından / Zira yumuşak huylu atın çiftesi pektir.” (Ziya Paşa) 2- Hoşa gitmeyen bir şey karşısında intikam arzusuyla heyecanlanma. Örn:: “Gerçek yiğit güreşte güçlü olan değil gazap anında kendine hâkim olandır.” (Hadis) 3- Yeryüzünde işlenmiş ve işlenecek olan her türlü zulüm ve haksızlığa karşı Allah’ın verdiği veya vereceği ilahi ceza. Örn:: “Her kim bir mümini kasıtlı olarak öldürürse, onun cezası cehennemde ebedi olarak kalmaktır. Allah (böyle birine) gazap ve lanet eder; ahirette de onun için korkunç bir azap hazırlamıştır.” (Kur’an-ı Kerim Nisa suresi 4/93 ncü Ayet) 4- İnsanlar arasındaki haksızlıklardan ötürü suçluları cezalandırması anlamında Allah’ın haberî sıfatlarından biri. Örn:: “Rahmetim gazabımı geçmiştir. (Her şeyi kuşatmıştır.)” (Kutsi Hadis)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Gazap Tohumları:
Kitabın Türü: Seri Roman Kitabın Yazarı: : V.C. ANDREWS Kitabın Konusu: Yıkıntılardan kurulan bir ailenin karmaşık duyguları.. Chris ve Cathy kötülük ve yalanların gölgesinde filizlenen aşklarını yaşayabilmek için sonunda gözlerden ırak çok güzel bir eve sahip olmuşlardı. Ne var ki, yıllar önce çatıda günahlar üzerine tohumları atılan ailenin bireyleri küçük Bart ve ağabeyi Tory, bunun bedelini ödeyeceklerdi. Seri dört kitaptan oluşuyor; Çatı, Çatıdaki Rüzgar, Gazap Tohumları, Çatıdaki Dikenler. Kitabın Ana Fikri:(Konusu: Kitap Hakkında, Kökeni: )
Gazap Üzümleri:
Kitabın Türü: Roman Kitabın Yazarı: John STEİNBECK Kitabın Konusu: Bu romanda yazar, hızlı bir sanayileşme süreci yaşayan Amerikan toplumunda, toprağa bağlı yaşamaya alışmış büyük bir ailenin değişim rüzgârları karşısında acımasızca savruluşunu ve tükenişini anlatmaktadır. Başka bir deyişle, bu roman, ayakta kalma mücadelesi veren insanların destanıdır. Kitabın Ana Fikri: Amerika'da 1930'lu yılların ekonomik kriz dönemini realist bir bakış açısı ile ve etkileyici bir dille anlatılan bir roman.(Konusu: Kitap Hakkında, Kökeni: )
gazavatname:
Osmanlılarda, Hristiyan devletlere karşı yapılan savaşları konu edinen eserler.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Gazel:
(a.i. erk.) 1- Latif. 2- Kuruyarak dökülmüş ağaç yaprağı. 3- Divan, Fars ve Arap edebiyatlarında en yaygın nazım şekli.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Gazelhan:
(İsi. Tiy.) İslam ülkelerinde şiir okuyucu; özellikle bestelenmiş şiirler okuyan.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Gazete:
1‑ Yazılı haber ve bilgi yayın organı; günlük/haftalık basılı alan. 2‑ Politik, kültür, ekonomi vb. konularda yayın yapan yayın.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Gazete Tiyatrosu:
(İng. living newspaper) Kısa, etkileyici sahnelerle günlük olayları eleştiren ve toplumsal sorunlara değinen gösteri türü. (bkz:: Canlı Gazete)(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Gazeteci:
1‑ Gazete’de çalışan veya haber yapan kişi; basın mensubu. 2‑ Haber toplayan/yayan profesyonel.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Gazetelik:
1- Gazete koymaya yarayan eşya/raf. 2- Gazetelerin düzenli tutulduğu yer.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Gazhane:
(b.i) Havagazı üretilen ya da depo edilen yer.(Konusu: Hane ile Biten, Kökeni: )
Gazhane:
1- Gaz üretim tesisi (özellikle şehir gazı üretimi). 2- Sanayi tipi gaz üretim merkezi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Gazışı:
1- Gazdan elde edilen ışık. 2- Aydınlatma amaçlı gaz ışığı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Gazışıl:
1- Gazdan yayılan ışık / gaz aydınlatması. 2- Eski aydınlatma sistemi terimi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Gazi:
(a.i. erk.) 1- Allah yolunda savaşan kişi. 2- Gaza sırasında yaralanan kimse. 3- Gaza sırasında yararlıklar gösteren kumandanlara verilen unvan. 4- 2. Mahmud zamanında çıkarılan altın sikke.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
gazi:
1- Mücahit, gaza yapan, savaşa katılan. Örn:: “Yüce Allah üç kişinin duasını kabul eder: Gazinin, misafirin ve babanın.” (Hadis) 2- İslam dinini korumak veya yaymak amacıyla savaşa gidip büyük yararlılıklar gösteren ve sağ olarak dönen kişi, mücahit. Örn:: “Kim, Allah yolunda cihada çıkan bir gazinin ihtiyaçlarını giderirse, o kişi Allah yolunda savaş yapmış gibi sevap alır.” (Hadis) 3- Savaşta başarı kazanan kumandanlara ve hükümdarlara verilen şeref unvanı.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Gazi Boşnak:
(Kar.) Zorba bir yeniçeri ya da levent tipi.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Gazi ve Fikriye:
Kitabın Türü: Belgesel Roman Kitabın Yazarı: Hıfzı TOPUZ Kitabın Konusu: Fikriye adındaki genç bir kızın Mustafa Kemal’e olan aşkı. Kitabın Ana Fikri: Gerçek aşkta makamın hiçbir önemi yoktur.(Konusu: Kitap Hakkında, Kökeni: )
Gazi ve Latife:
Kitabın Türü: Kitabın Yazarı: İsmet BOZDAĞ Kitabın Konusu: Atatürk, "Gazi Mustafa Kemal" günlerinde, İzmir'de bir genç kızla tanışır ve evlenir. 2 yıl, 6 ay, 4 gün birlikte yaşarlar. 25 Ağustos 1925 günü, Latife Hanım: "Latife Gazi Mustafa Kemal" olarak çıktığı İzmir'den; sadece "Latife" olarak yine İzmir'e döner. Kitap, “Nasıl tanıştılar, nasıl yaşadılar, niçin ayrıldılar?” sorularına cevap aramaktadır. Kitabın Ana Fikri: Mustafa Kemal, normal bir aile yaşantısına eğilim göstererek, kendi açısından bilinçli, eğitim almış ve politik görüş sahibi bir kadınla evlenerek, devrimlerini hayata geçirmek için yaptığı sistematik çalışmaların bir parçası olan resmi nikâh ve kadın özgürlüğü hareketine de iyi bir örnek oluşturabileceği kanaatini taşıyordu. Latife Hanım bu pozisyon için aranan modeldi.(Konusu: Kitap Hakkında, Kökeni: )
Gaziantep:
Gaziantep Tarihi; Kent, MS 395 yılında Bizans İmparatorluğu'nun, 1071 yılında Alp Arslan'ın Malazgirt Savaşı'ndaki zaferinden sonra kent Selçuklu yönetiminin, Bir dönem Eyyübilerin, 1270 yılında Moğolların Antep'e saldırmasıyla, 1389 yılında Dulkadiroğulları'nın ve 1471 yılında Memlük Devleti'nin egemenliğine geçmiştir. 1516 yılında Yavuz Sultan Selim'in Mercidabık Muharebesi'ndeki zaferinden sonra Antep, Osmanlı yönetimine geçer. I. Dünya Savaşı'ndan sonra Mondros Antlaşması ile birlikte Osmanlı Devleti parçalanır. 17 Aralık 1918 tarihinde Antep, Birleşik Krallık'a, 5 Kasım 1919 tarihinde Fransa'ya bırakılır. 25 Aralık 1921'de Ankara Anlaşması gereğince Fransız birlikleri şehri boşaltır. 1921'de (Antep Savunması'ndan sonra) çıkarılan bir yasa ile Antep'e Gazi unvanı verilir.(Konusu: İl Tarihi, Kökeni: )
Gaziantep:
Gaziantep İlçeleri: 1-Araban (01.09.1957) 2-İslahiye 3-Karkamış (20.05.1990) 4-Nizip (26.06.1926) 5-Nurdağı 6-Oğuzeli (01.04.1946) 7-Şahinbey (27.06.1987) 8-Şehit Kamil (27.06.1987) 9-Yavuzeli (01.04.1958) (Konusu: İl İlçeleri, Kökeni: )
Gaziantep:
Gaziantep; Kuzeyden ve Kuzeybatıdan Kahramanmaraş, Kuzeydoğudan Adıyaman, Doğudan Şanlıurfa, Güneydoğudan Suriye, Güneyden Kilis, Güneybatıdan Hatay ve Batıdan Osmaniye ili ile komşudur.(Konusu: İl Komşuları, Kökeni: )
Gaziantep:
Nesiyle Meşhur: Antepfıstığı, Baklavası, Fıstıklı Muskası, Gaziantep Lahmacunu, Ali Nazik Kebabı, Bakır, Kutnu Kumaşı, El işçiliği olan Yemenisi meşhurdur.(Konusu: İl Nesiyle Meşhur, Kökeni: )
Gaziantep:
Gaziantep'de Gezilecek Yerler: Karpuzatan Mesire Yeri, Burç Ormanları, Dülükbaba Ormanı, Sofdağı Yaylası, Nizip Fevkani Kilisesi, Nuri Mehmet Paşa Camii, Tekke Camii, Tahtani Camii, Gaziantep Ahmet Çelebi Camii, Kabasakal Paşa Cami, Ömeriye Camii, Gaziantep Pazar Hamamı, Tabak Hamamı, Keyvanbey Hamamı, Kemikli Bedesten, Gaziantep Anıt Mezarları, Rumkale, Tilbaşar Kalesi, Araban Kalesi, Gaziantep Kalesi, Zincirli Örenyeri, Gaziantep Dolmen Mezarları, Cıncıklı Örenyeri, Dülük Antik Kenti, Zeugma Antik Kenti, Karkamış Harabeleri, Medusa Cam Eserler Müzesi, Hasan Süzer Etnografya Müzesi, Zeytinhan, Gaziantep Altın Çarşısı, Yesemek Açık Hava Müzesi, Kaleoğlu Mağarası, Naib Hamamı, Ömer Ersoy Kültür Merkezi, Emine Göğüş Mutfak Müzesi, Bakırcılar Çarşısı, Gaziantep Mevlevihanesi Vakıf Müzesi, Tarihi Millet Hanı, Zincirli Bedesten, Zeugma Mozaik Müzesi, Bayazhan Kent Müzesi, Kendirli Kilise, Mitras Tapınağı, Hızır Yaylası.(Konusu: İl Gezilecek Yerler, Kökeni: )
Gaziantep:
Genel Bakış: Güneydoğu Anadolu Bölgesinde yer alır. • Halk arasında Antep adıyla anılır. •(Konusu: İl Genel Bakış, Kökeni: )
Gaziantepspor:
Kulüp Lakabı: Şahinler, Güneyin Yıldızı Taraftar Grubu: 1993 yılında Grup Gençler ile başlayan grubun yolculuğu 1996 yılında ismini Gençlik-27 olarak değiştirmiştir.(Konusu: Lakap Türk Tk., Kökeni: )
Gazino:
Askerlerin eğitim ve iş dışında çay içip, televizyon izleyerek dinlenmeleri amacıyla oluşturulmuş kapalı mekan. Gazinoda da bir hiyerarşi vardır. Televizyonun karşısına üst devrelerden başlayarak arkaya doğru alt devler sırlanır ve kumanda her zaman üst devrenin elindedir o nereyi açarsa o izlenir. Ayrıca gazino da çaydan ve televizyondan sorumlu asker vardır. Son dönemlerde gazinolarda askerin eğitimi için kitaplık ,satranç yada dama gibi eğlence araçları eklenmektedir.(Konusu: Askeri Terim, Kökeni: )
Gazino:
1- Eğlence yeri; müzikli, içkili mekan. 2- Gece eğlencesi yapılan salon.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Gazinocu:
1- Gazino işleten kişi. 2- Eğlence sektörü işletmecisi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Gazinoculuk:
1- Gazino işletmeciliği işi. 2- Eğlence mekânı işletme faaliyetleri.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Gazir:
(a.i. erk.) 1- Yumuşak, mülayim. Tatlı, nazik, uysal. (Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Gazire:
(a.i. ka.) (bkz:: Gazir)(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
Gaziyüddin:
(a.i. erk.) Din uğrunda yara alan, yaralanan. Savaşan.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Gazlamak:
(f.) 1- Gitmek. Örn:: Hadi gazlıyayım Size birer köfte ısmarlayayım. (Süavi Süalp - İsmail Gülgeç, Gündüz İnsan Gece Hırt) 2- Kaçmak, savuşmak. Örn:: Ne manzara yau gazlamanın sırasıdır. (Oğuz Aral, Utanmaz Adam) 3- Vermek. Örn:: Teşekküre değmez şişkocuum. Sadece birkaç bin papel gazla yeter. (Oğuz Aral, Utanmaz Adam)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Gazlamak:
1- Gaz vermek / hızlandırmak (özellikle araç için). 2- Mecaz: birini coşturmak, motive etmek.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Gazlanmak:
1- Maddenin gaz hâline geçmesi. 2- Buharlaşma/hal değişimi süreci.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Gazlaşmak:
1- Maddenin gaz hâline geçmesi. 2- Buharlaşma/hal değişimi süreci.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Gazlaştırmak:
1- Bir maddeyi gaz hâline dönüştürmek. 2- Kimyasal/fiziksel dönüşüm işlemi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Gazlı:
1- İçinde gaz bulunan / gaz içeren. 2- Karbonatlı (içecek vb. için).(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Gazlı Kangren:
(gas gangrene) Cilt altı dokuda anaerob mikroorganizmaların (clostridium türü) üremesiyle oluşan kangren.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )
Gazoil:
1- Motorin/dizel yakıt türü. 2- Petrol türevi sıvı yakıt.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Gazojen:
1- Katı yakıttan yanıcı gaz üreten sistem/cihaz. 2- Özellikle eski araçlarda kullanılan gaz üretim düzeneği.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )