Haydi Öğrenelim!
Tuğtekin:
(t.i. erk.) 1- Biricik, uğurlu tuğ. 2- Büyük Selçuklu'ya bağlı Börüler Hanedanı'nın kurucusu.
MecmuaN.com Nedir?
MecmuaN geniş çaplı bir Sözlük Sitesidir. Anlamını bilmediğiniz kelimeler, atasözleri, deyimler, osmanlıca kelimeler ve kronolojik tarihi olayları araştırabilir ve önemli günler gibi bir çok bilgiye ulaşabilirsiniz.
Kelime Arama
Sende Yolla Hata Bildir!GENİŞ KAPSAMLI ANLAMLAR VE KAVRAMLAR SÖZLÜĞÜ - TÜRKÇE SÖZLÜK
Enstrümantalist:
(fr.sf.) (fels.) Enstrümantalizmi benımseyen. (eş.anl.) araççı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Enstrümantalizm:
(fr.i. instrumentalisme) (fel.) araççılık. düşünme biçimlerinin, kuramların, mantık ve ahlak biçimlerinin yalnızca hayatın değişik şartlarına uyma araçları olduğunu savunan dünya görüşü.(Konusu: İzm ile Biten, Kökeni: fransızca)
Enstrümantalizm:
(fr.i. instrumentalisme) (fels.) Bilimsel yasa ve kuramların, töre biçimleri v.b.nin nesnel gerçekleri bulunmadığını, bunların yalnızca yaşamın değişik koşullarına uymada birer araç olduğunu öne süren öğreti. (eş.anl.) Araççılık.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Ensülin:
(fr.i. ensuline) (tıp) Şeker hastalığına karşı kullanılan, kan şekerini düşürücü özelliği olan protein yapısında bir hormon.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Entegrasyon:
(fr.i. intégration) 1- Bir araya gelerek birleşme, bütünleşme. 2- Uyum.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Entegre:
(fr.sf. intégré) 1- Birbiriyle bağlanma yoluyla tüm durumuna gelen, tümleşik, tümleşke. 2- Değişik birimlerden oluşan (sanayi kuruluşları), tümleşke. (Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Entel:
(fr.sf.i. İntellectuel, entelektüel'den kıs.) 1- Aydın, (kimse) entelektüel. Örn:: Sadece üç beş entelin sekiz on edebiyat sevdalısının kırk elli aydının değil dünya insanının anlayabileceği bir dil kullanmalıydık. (Dr. Arslan Yüzgün, Mavi Hüviyetli Kadınlar) 2- Aydınlara özenen kişi, yarı aydın.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Entel:
(fr.sf. intellectuelle entelektüel'den kıs.) 1- Entelektüel olmaya özenen ancak bunun için gerekli olan niteliği kazanmamış (kimse). 2- (mec.) Sahte aydın. (Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Entel Barı:
(d. fr. ing. bar, room. türk. e.) Günün, haftanın belirli zamanlarında Entel'lerin yoğun olarak bulunduğu bar.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Entel Takılmak:
(d.) Bir süre entel'ler gibi yaşamaya onların yaptıklarını yapmaya çalışmak. Örn:: Bir kusuru var yalnız kızın, Biraz entel takılmakta. (Mazhar Alanson, Ali Desidero)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Entelekt:
(fr.i. intellect) (ruhb.fels.) 1- Duyudan ve istençten ayrı olarak var olan bilme yetisi. 2- Akılla ölçme, yargılama, kavrama, anlama gücü. (eş.anl.) Anlık.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Entelektüalist:
(fr.i.sf.) (ruhb.fels.) Entelektüalismi benimsemiş olan. (eş.anl.) Anlıkçı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Entelektüalizm:
(fr.i. intellectualisme) (fel.) anlıkçılık. bütün varlıkları anlıksal temele indirgeyen öğretilerin genel adı. genel olarak, zihni, bilginin ve eylemin gerçek ilkesi olarak gören öğreti, zihinsel fenomenlerin duygular ve irade karşısında önce ve üstün olduğunu öne süren felsefe anlayışı.(Konusu: İzm ile Biten, Kökeni: fransızca)
Entelektüalizm:
(fr.i. intellectualisme) (fels.) Her şeyi aklî temellere dayandırmaya çalışan, zihnin bütün alanlarda hâkimiyetini ileri süren, bilgide gerçeğin, ahlâkta doğrunun ancak düşünce ile belirlenebileceğini savunan görüş, anlıkçılık, zihniye. Çağa uyum sağlayarak bilim ve sanat yapma çabasıdır.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Entelektüel:
(fr.i. intellectuel < Lat.) Tahsil, bilgi, görgü sâhibi olan, fikrî meselelerle uğraşan kültürlü kimse, aydın, münevver. (Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Entelekya:
(yun.i. entelekheia) 1- Özellikle Aristo felsefesinde, fert olarak alınan varlığın kendi bünyesi içinde bir gāyelilik, (finalite) tâkip ederek türüne has olan kemâle ermesi durumu, kemal hâli. 2- Aristo felsefesinde kuvve hâlinden fiil hâline tam olarak geçme durumu.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Yunanca)
Enter:
Klavye tuşları arasında en sık kullanılan tuşlardan birisidir. Enter tuşu, bir metinde paragraf sonlarını belirlemek amacıyla kullanılır. Diğer bir fonksiyonu ise, yapılan işlemi onaylamaktır. Örneğin bir program simgesini seçip bu tuşa basarsanız, seçtiğiniz program çalışacaktır. Aynı şekilde diyalog pencerelerinde yaptığınız değişiklikleri onaylamak için de enter tuşuna başvurabilirsiniz.(Konusu: Bilgisayar T., Kökeni: )
Enteresan:
(fr.sf. intéressant) Kendisinde ilgilenilecek bir yön bulunan, ilgiye değer olan, ilgi uyandıran, İlgi çeken, alâka uyandıran. (eş.anl.) ilginç.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Entereso:
(it.i. interesse, ilgi, çıkar) Çıkar, menfaat.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Enterkonnekte:
(fr.sf.) Gerektiğinde birbirlerini desteklemek, aralarında enerji alışverişi yapmak üzere, elektrik üretim santrallerini birbirine bağlayan şebeke.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Entern:
(lat.i.) (tıp) Hekimlikte tıp fakültesini bitirdikten sonra ya da son yıl, yetişmek üzere bir hastanede çalışan, orada yatıp kalkan genç doktor.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Latince)
Enternasyonal:
(fr.sf. international) İki ya da daha çok ulus arasında gerçekleşen, birçok ulusu ilgilendiren. (eş.anl.) Milletler arası, uluslar arası, beynelmilel.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Enternasyonalist:
(fr.sf. internationaliste) Enternasyonalismi benimseyen. (eş.anl.) Uluslararasıcı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Enternasyonalizm:
(fr.i. internationalisme) Ulusçuluğa karşı olan, ulusların toplumsal sınıflarını kaynaştırmayı amaçlayan siyasal akım. 2- Ekonomik ve siyasal sorunların birçok devlet çerçevesinde incelenmesini öne süren öğreti. (eş.anl.) Beynelmilelcilik, uluslararasıcılık.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Enterne:
(fr.sf. interné) Türkçe’de “göz altında tutmak, göz altına almak” anlamına gelen Enterne etmek kullanılışında geçer.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Enterne Etmek:
(fr.sf.) (bkz:: Enterne)(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Entertip:
(ing.i. entertype) [İnternational Typesetting adlı Amerikan firmasının adından] Harfleri tek parça dizilmiş bir metni satırlar hâlinde dökerek veren matbaa, dizgi makinesi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İngilizce)
Entimem:
(fr.i. enthymème) (fels.) Öncüllerden birinin ya da birkaçının önceden bilindiği varsayılarak açık olarak dile getirilmediği, örtük biçimde içinde var olan tasım. Örneğin "küçük büyüklere karışma" sözü bir entimemdir. Çünkü bu söz "küçükler büyüklerin yaptıklarına karışmazlar. Sen küçüksün, öyleyse sende karışma" demektir.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
entomoloji:
(ing.i. entomology) böcekbilim. böcekleri inceleyen bilim dalı. biyoloji alt dallarından zooloji'nin alt dalı.(Konusu: loji ile biten, Kökeni: ingilizce)
Entomoloji:
(fr.i. entomologie) Hayvanbilimin, böcekleri yapı, yaşayış ve hastalık yapıcı nitelikleri yönünden inceleyen dalı. Böcek bilimi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Entomolojist:
(fr.i. entomologiste) Entomoloji uzmanı. Böcek bilimci.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Entrik:
(fr.i.) Bir tiyatro oyununun düğümünü oluşturan, iç içe geçmiş olaylar.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Entrika:
(bkz:: Dolantı)(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Entrika:
(ita.i. intrico) 1- Bir amaca erişmek için kurulan gizli düzen, dolap, hîleli tertip, desîse, dalavere. 2- (ed.) Bir eserde olayın sonunu merakla bekleten vak’alar dizisi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İtalyanca)
Entrika Komedyası:
(Alm. lntrigen-komödie - Fr. comedie d'intrigue - İng. comedy) Birtakım dolapların dönmesiyle gelişen komedya türü.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Entrikacı:
(Alm. lntrigant - Fr. ıntrigant - İng. intriguer) Kendi çıkarı için dolaplar çeviren oyun kişisi. (bkz:: Dolap Çeviren)(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Entrikacı:
(it.t.sf.) Entrika çeviren (kimse), hîlekâr, düzenbaz, desîsebaz.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İtalyanca)
Envanter:
(fr.i. inventaire < Lat.) 1- Bir işletmenin belirli bir târihteki varlıkları ile borçlarının sayılması ve değerlendirilmesi sonucunda elde edilen kesin miktar, kıymetlerin ayrıntılı olarak tespit edilmesi ve gösterilmesi, mal stoku, mâmul mallar, ham madde ve malzemenin sayılıp değerlendirilmesi işi. 2- Bunlara âit liste veya defter.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Envar:
(a.i. erk.) Ziyalar, aydınlıklar, ışıklar, parlaklıklar. (bkz:: Ziya)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Enver:
(a.i. erk.) Daha nurlu, en nurlu, çok parlak.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Envestisman:
(fr.i. investissement) (eko.) Üretimi geliştirmek ya da işler durumda tutmak için yapılan harcamalar. (eş.anl.) Yatırım.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Enzim:
Bir kimyasal tepkimeyi hızlandıran protein bileşiği.(Konusu: Fitness Terimi, Kökeni: )
Enzim:
(Biy.Sp.Ter.) Kimyasal reaksiyon hızını artıran protein bileşiği.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Enzim:
(fr.i. enzyme < Yun.) (yaşb.kim.) Bitki ve hayvan hücrelerinde meydana gelen ve diğer maddelerin, özellikle besinlerin değişmesinde katalizör rolü oynayan organik maddelerin ortak adı, maya.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
enzimoloji:
(ing.i. enzymology) enzimlerle bunların etkilerini inceleyen bilim dalı.(Konusu: loji ile biten, Kökeni: ingilizce)
Eosen:
(fr.i. éocène < İng. < Yun.) jeo. Memelilerin hâkim duruma gelmeye başladığı, üçüncü zamanın 60 milyon yıl sürdüğü tahmin edilen ilk dönemi, paleojen.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Epe:
(Eskrim Ter.) Eskrimin üç ana dalından biri olan dürtüş silahı. Geçerlilik 750 gramlık basınçla olur ve geçerli bölge tüm vücuttur. Tası flöreye göre daha geniş ve ucunda düğme mekanizması vardır.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Epe:
(fr.i. épée) (sp.) Eskrimde kullanılan, insanı yaralamayacak biçimde yapılmış bir tür kılıca verilen ad.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Epeysodyon:
(Yun. Epeisodion) (Alm. Episode) 1- Antik tragedyalarda koro ezgileri arasında oynanan dialoglu bölüm. 2- Ana olaya bağlı, onun daha iyi belirmesi için gerekli ikinci derecede olay. (Oluntu). 3- Ekspresyonist ve epik oyunlarda görüntü bölümleri.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
EPIC:
"Elektronik Privacy Information Center"in kısaltmasıdır. 1994 yılında kurulan kuruluş, siber alemdeki kullanıcı haklarını korumayı amaçlamaktadır."(Konusu: Bilgisayar T., Kökeni: )
Epidemi:
(fr.i. épidémie < Lat. < Yun.) (tıp) Salgın hastalık. (Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
epidemiyoloji:
(ing.i. epidemiology) (tıp) salgın bilimi. salgın hastalıkları araştıran bilim dalı.(Konusu: loji ile biten, Kökeni: ingilizce)
Epidemiyoloji:
(fr.i. épidémiologie) (tıp) Salgın hastalıkları inceleyen hekimlik dalı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Epiderm:
(fr.i. épiderme < Lat. < Yun.) 1- (gövb.) Deriyi oluşturan iki tabakadan üstte bulunanı. Üstderi. 2- (bitb.) Yüksek bitkilerde bütün bölümleri sararak onları dış etkenlerden koruyan renksiz, saydam, birgözeli tabaka.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Epidermik:
(fr.sf.) (tıp) Üstderiyle ilgili.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Epidural Kanama:
(epidural bleeding) Dura ile kemik arasında sıklıkla travmatik a. meningea media yırtığına bağlı 150-200 cm³ biriktiğinde şahsın ölümüne yol açan kanama. (Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )
Epifit:
(fr.sf. épiphyte < Yun.) (bitb.) Başka bir bitki üzerinde bittiği halde asalak olmayan. (bitki) (eş.anl.) Üstbitken.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Epigenez:
(fr.i. épigénèse) (yaşb.) Embriyonun, yumurtadan art arda yeni bölümlerin oluşmasıyla geliştiğini öne süren yaşambilim kuramı. (eş.anl.) Sıralı oluş.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Epigrafçı:
(fr.t.i.) Epigrafi uzmanı. (eş.anl.) Yazıtbilimci.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Epigrafi:
(fr.i.) Yazıtları konu alan, araştıran, inceleyen ve bu yolda tarihe yardımcı olan bilim. (eş.anl.) yazıtbilim.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Epigrafik:
(fr.sf.) Epigrafiyle ilgili olan. (eş.anl.) yazıtbilimsel.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Epigram:
(f.i.) (yaz.) 1- Eski çağlarda mezar taşlarına yazılan kısa koşuk parça. 2- Yermek için yazılmış olan kısa şiir.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Epik:
(fr.sf. épique < Lat. < Yun.) (yaz.) Destanla ilgili, destana has, destan niteliği taşıyan, destansı, hamâsî. 2- Destan biçiminde yazılmış olan yapıt. 3- Yiğitlik konularını işleyen şiir. (Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Epik Tiyatro:
(Alm. Eposches Theater - Fr. theôtre epique - İng. epic theatre) İllüzyoncu tiyatronun seyirciyi saran yaşantısı yerine, anlatıcı, belgeleyici, göstermeci bir üslup ile seyirciyi usçul yoldan bir gözlemci olmaya zorlayan ve seyirciye olayı yaşatmak yerine onu olayın dışında bırakıp yargı vermesini sağlamak ereğini güden tiyatro türü. (Kökleri Orta çağda ve Çin Tiyatrosunda) Önce deneysel yönden Erwin Piscator sonra daha geniş anlamıyla Bertold Brecht'ce kuralları saptanan tür. (bkz:: Aristocu Olmayan Tiyatro)(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Epikerem:
(fr.i. épichérème < Yun.) (man.fels.) Mukaddimelerinin (öncüllerinin) biri veya her ikisi delillendirilmiş kanıtları ile birlikte ileri sürülen kıyas, kıyâs-ı müdellel. "küçükler büyüklerin yaptıklarına karışmaz, çünki akılları ermez, sen henüz küçüksün, onun için aklın ermez, öyleyse benim yaptığıma karışma" örneğinde olduğu gibi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Epikurosçu:
(yun.t.sf. özl.i.) (fels.) Epikrosçuluk yandaşı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Yunanca)
Epikurosçuluk:
(yun.t. özl.i.) (fels.) Antikçağ Yunan düşünürlerinden Epikros'un acıdan kurtulmuş, haz, sevinç ve mutluluk dolu bir ruh dinginliğini arayan ve öneren öğretisi. Yaşamın hazlara, sevinçlere, mutlu yaşamaya yönelik olduğunu öne süren ve böyle yaşamayı yaşam biçimi yapan tutum. (Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Yunanca)
Epikürcülük:
(yun.t. özl.i.) (fels.) İlkçağ Yunan filozoflarından maddeye, zevke, bedenî arzuların tatmînine dayanan bir ahlâk görüşü ortaya koyan Epikuros’un ve ona bağlı olanların doktirinine verilen isim. (bkz::Epikurosçuluk) (Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Yunanca)
Epilasyon:
(fr.i. épilation) Vücutta istenmeyen tüyleri yolma, alma.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Epilepsi:
(epilepsy) Beyinde elektriksel aktivite bozukluğuna ve özellikle ani elektrik boşalımına bağlı elektrik kesintisi ve konvülziyonlarla belirgin tekrarlayıcı nöbetlerin görüldüğü klinik tablo.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )
Epilepsi:
(fr.i. épilepsie < Lat. < Yun.) (tıp) Birdenbire kendini yitirerek yere düşme, bilincin yitişi, vücutta şiddetli çırpınmalar ve ağız köpürmesiyle ortaya çıkan bir sinir hastalığı. (eş.anl.) Sara. (hlk.d.) Tutarak, tutarık, tutarga.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Epileptik Karakter:
(epileptic character) Güvenilmez, paranoit; toplum değerlerine karşı, dinî duygu, inanç ve ritüellerine karşı aşırı bağlı; lüzumsuz ayrıntılı konuşan, irrite, aşırı iltifat ve ilgiden aşırı nefret ve hiddet arasında duygusal sebatsızlık, kaba donuk yüz, muhakeme kusuru olan tepkileri yavaş olan kişilik bozukluğu.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )
Epilog:
(Alm. Schlusswort - Fr. epilogue - İng. epilog) Son söz, bağlak. Oyunun bitiminden sonra oyuncuların birinin seyircilere yönelttiği ve oyunu bağlayan konuşma. Örn. Brecht'in "Sezuan'ın İyi İnsanı"ndaki son söz.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Epilog:
fr.i. épilogue < Lat. < Yun.) 1- (yaz.) Yazınsal bir yapıtın sonuç bölümü, olayın bir sonuca ulaştığı bölüm, sondeyiş. 2- (tiy.) Oyun bittikten sonra, oyunculardan birinin izleyiciye dönüp söylediği, oyunu bağlayan son sözler.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Epimisyum:
(Biy.Sp.Ter.) Kasın etrafını sarıp,bir arada durmasını sağlayan dıştaki bağlayıcı doku.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Episkenyon:
(Yun. episkenion) Helenik devirde "Skene" yapılar iki katlı yapılmaya başladıktan sonra ikinci kata verilen ad. (bkz:: Skene)(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Epistaksiyofobi:
(ing.i. epistaxiophobia) burun kanamasından korkma.(Konusu: Fobiler, Kökeni: ingilizce)
epistemoloji:
(ing.i. epistemology) bilgi kuramı. bilginin doğası, kapsamı ve kaynağı ile ilgilenen felsefe dalıdır.(Konusu: loji ile biten, Kökeni: ingilizce)
Epistemoloji:
(fr.i. épistémologie < İng. – Alm. < Yun.) (fels.) Bilginin kaynaklarını, dayanağını, özelliğini, yöntemini, güvenilirliğini ve sınırlarını araştıran felsefe dalı. (eş.anl.) Bilgibilim.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Epitaf:
(fr.i.) Mezar taşı yazısı. (eş.anl.) Yazıt.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Epitel:
(fr.i.) (yaşb.) (bkz:: Epitelyum)(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Epitelyum:
(< fr.i. épithelium) (yaşb.) Derinin en dıştaki bölümünü oluşturan, sindirim sisteminin, idrar yollarının, atar ve toplar damarların, süt kanallarının iç yüzlerini örten, tek veya çok sıralı hücrelerden meydana gelen tabakası.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Epizot:
(fr.i. épisode < Yun.) (yaz.) Bir roman, öykü ya da destanda, ana olaydan ayrı olarak yer alan ve başlıbaşına konusal bir bütünlük gösteren ikinci derecede olay ya da olaylar.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Epope:
(fr.i. épopée) (yaz.) Tarihöncesinin tanrıları, tanrıçaları, yarı tanrıları ve yiğitleriyle ilgili olağanüstü olayları öyküleyici bir yöntemle ve koşuk olarak anlatan en eski bir yazınsal tür. (eş.anl.) Destan.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Epsilon:
(yun.i.) Yunan abecesinin beşinci harfi. YUNAN HARFLERİ: 1- Alfa (Αα) 2- Vita (Ββ) 3- Gama (Γγ) 4- Delta (Δδ) 5- Epsilon (Εε) 6- Zita (Ζζ) 7- İta (Ηη) 8- Thita (Θθ) 9- İota (Ιι) 10- Kappa (Κκ) 11- Lamda (Λλ) 12- Mi (Μμ) 13- Ni (Νν) 14- Ksi (Ξξ) 15- Omikron (Οο) 16- Pi (Ππ) 17- Ro (Ρρ) 18- Sigma (Σσς) 19- Taf (Ττ) 20- İpsilon (Υυ) 21- Fi (Φφ) 22- Hi (Χχ) 23- Psi (Ψψ) 24- Omega (Ωω)(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Yunanca)
Er:
Er; Askerlikte hiç bir rütbesi olmayan, Türk silahlı kuvvetlerin en alt kademesinde yer alan, askerlerdir. Satrançta piyon gibidirler, her işte başta öne sürülürler. Hep vezir olma hayalleri vardır ama orası satranç tahtası değil, askerliktir. Rütbeleri olmadığı için fazla resmi görevleri yoktur. ondan dolayı çoğu görevde başlarında bir komutan yada erbaş vardır. (Konusu: Askeri Terim, Kökeni: )
er:
ad 1. erkek. \"Çift sürmek er işidir, demezdi, çift sürerdi\" 2. orduda rütbesiz asker. \"Erleri sıraya sok\" 3. yiğit, yürekli kimse. \"Dövüşecek bir er isterim\" 4. bir alanda bilgili, yetenekli kimse, alanında sivrilmiş kimse. \"Bizde kadın bilim erleri de yetişmiştir\" 5. HALK AĞZINDAN koca. \"Kadının eri evde yoktu\" 6. erkek kişi, erkek. 7. güveilir kişi, mert kimse.(Konusu: , Kökeni: )
er:
HALK AĞZINDAN belirteç erken. \"Yarın er gelin\"(Konusu: , Kökeni: )
ER:
KİMYA TERİMİ erbiyum elementinin kimyasal simgesi.(Konusu: , Kökeni: )
Er Geç:
Ne zaman olursa, erken ya da geç, ne zaman olsa, eninde sonunda. "Bu iş, er geç başa gelecekti" NOT: Zıt Anlamlı Kelimelerden Oluşur.(Konusu: İkileme, Kökeni: )
er zinciri:
bir çapraz üzerinde aynı renkten birkaç erin sıralanmasıdır. örneğin c7, d6, e5, f4 gibi.(Konusu: satranç terimi, Kökeni: )
Era:
(Beyzbol Ter.) Topu atanın karşı takıma kazandırdığı koşuların maç başına ortalaması. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Eracar:
(t.i. erk.) Becerikli erkek.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Erakalın:
(t.i. erk.) Alnı ak, dürüst erkek.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Erakıncı:
(t.i. erk.) Yiğit akıncı.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Eraksan:
(t.i. erk.) Temiz adlı yiğit.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)