MecmuaN.CoM sözlük sitesi
 D E N E M E    


Haydi Öğrenelim!

Elanur:

(a.i. ka.) (bkz:: Ela)

SON EKLENEN KELİMELER



*Amed Sportif Faaliyetler

*Abdi Algül

*Beyza Başar

SON ARANAN KELİMELER



*Erkeklik

*Husye

*Husye

MecmuaN.com Nedir?

MecmuaN geniş çaplı bir Sözlük Sitesidir. Anlamını bilmediğiniz kelimeler, atasözleri, deyimler, osmanlıca kelimeler ve kronolojik tarihi olayları araştırabilir ve önemli günler gibi bir çok bilgiye ulaşabilirsiniz.

Kelime Arama

      Gelişmiş Arama
Sende Yolla Hata Bildir!


GENİŞ KAPSAMLI ANLAMLAR VE KAVRAMLAR SÖZLÜĞÜ - TÜRKÇE SÖZLÜK




Endülüs:  

Yer Aldığı Kıta: Avrupa Kıtası'nda, İspanya'nın Güneyinde yer alır.(Konusu: Ülke Bul.Kıta, Kökeni: )

Endülüs:  

İspanya'nın güneyinde 26 Şubat 1983 tarihinde Özerk Bölge olmuştur.(Konusu: Ülke Bağ.Tarihi, Kökeni: )

Endülüs:  

Yönetim Şekli: İspanya'ya bağlı Özerk bölge.(Konusu: Ülke Yönetim Şekli, Kökeni: )

Endülüs:  

İdari Yapısı: 8 İl: 1- Almería ili 2- Granada ili 3- Jaén ili 4- Málaga ili 5- Huelva ili 6- Sevilla ili 7- Cádiz ili 7-Córdoba ili.(Konusu: Ülke İdari Yapı, Kökeni: )

Endülüs:  

Başkenti: Sevilla(Konusu: Ülke Başkenti, Kökeni: )

Endülüs:  

Komşuları: Avrupa’nın Güney batısında yer alan Endülüs’ün Batısında Portekiz, Güneyinde Cadiz ili ve İngiliz toprağı Cebelitarık şehri, bunların Güneyindeki birkaç mil Cebelitarık Boğazı’nın karşısında ise Afrika Kıtası ve Fas ile çevrilidir. (Konusu: Ülke Komşuları, Kökeni: )

Endülüs:  

Resmi Dili: İspanyolca'nın Endülüs lehçesi(Konusu: Ülke Resmi Dili, Kökeni: )

Endülüs:  

Para Birimi: Euro veya Avro Para Birimi Kodu: EUR(Konusu: Ülke Para Birimi, Kökeni: )

Endülüs:  

Plaka Kod: bilgisi bulunamadı(Konusu: Ülke Plaka Kodu, Kökeni: )

Endülüs:  

Tel. Kodu: bilgisi bulunamadı(Konusu: Ülke Tel Kodu, Kökeni: )

Endülüs:  

Dini: Hristiyanlık Mezhebi: Roma Katolik Kilisesi NOT: Hristiyan'lığın 3 ana mezhebi: Roma Katolik Kilisesi, Protestanlık, Ortodoks Kilisesi(Konusu: Ülke Dini, Kökeni: )

Endülüs:  

Endülüs Bayrağı: İspanya'nın Endülüs özerk bölgesinin bayrağıdır. 1918 yılında kabul edilmiştir. Endülüs milliyetçisi Blas Infante tarafından 1918'de Ronda'da bir toplantı sırasında ilk defa gündeme getirilmiştir.(Konusu: Ülke Bayrağı, Kökeni: )

Endülüs:  

Milli Marşı: bilgisi bulunamadı(Konusu: Ülke Milli Marşı, Kökeni: )

Endülüs:  

Genel Bkş: İspanya'nın güneyinde özerk bölge. Nüfus bakımından İspanya'nın en büyük bölgesidir. Başkenti Sevilla şehridir. Bölgenin dili İspanyolca'nın Endülüs lehçesidir. (Konusu: Ülke Genel Bakış, Kökeni: )

Endürans:  

(Biy.Sp.Ter.) Dayanıklılık.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Endüstri:  

(fr.i. industrie) Hammaddeleri işlenmiş duruma sokup değerlendirmeye, kullanılacak ürünler durumuna getirmeye yarayan bilgilerin, araçların ve yöntemlerin tümü. (eş.anl.) Sanayi, İşleyim.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Endüstrileşmek:  

(fr.t. nsz.) Sanayi yönünden çok iyi duruma gelmek. (eş.anl.) Sanayileşmek.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fr + Tür)

Endüstriyalizm:  

(fr.i. industrialisme) sanayicilik. sanayici olma hali, fabrikatörlük. (Konusu: İzm ile Biten, Kökeni: fransızca)

Endüstriyalizm:  

(fr.i. industrialisme) Sanayii tek amaç olarak benimseyen sistem. (eş.anl.) Sanayicilik.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Endüstriyel:  

(fr.sf. industriel) Sanayi ile ilgili. (eş.anl.) Sınai, İşleyimsel.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Ener:  

(t.i. erk.) En yiğit, en kahraman kişi.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Energin:  

(t.i. erk.) En olgun, çok olgun.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Enerji:  

(fr.i. énergie) 1- (fiz.) Maddede var olan ve ısı, ışık biçiminde ortaya çıkan güç, (eş.anl.) erke. Isıl enerji. Elektrik enerjisi. Mekanik enerji. 2- Organların çalışabilmesi ve vücut ısısının sürdürülebilmesini sağlayan besin ögelerinin oluşturduğu güç. 3- (mec.) Manevi, içsel güç.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Enerji metabolizması:  

Enerji için besinlerin dönüşümü.(Konusu: Fitness Terimi, Kökeni: )

Enerjik:  

(fr.sf. énergique) 1- Enerji ile ilgili. 2- Güçlü ve hareketli, aktif. 3- Aldığı kararları hızlı bir biçimde uygulayan. 4- Güçlü bir biçimde ortaya çıkan.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Enes:  

(a.i. erk.) 1- İnsan. 2- Enes b. Malik: (Basra 709) Rasûlullah (s.a.s)'den çok hadis nakleden sahabelerdendir. Hicretten sonra annesi onu, 10 yaşındayken Rasûlullah (s.a.s)'ın hizmetine vermiştir. Rasûlullah (s.a.s)'ın vefatına kadar yanında kalmıştır. 97-107 yaşına kadar yaşadığı rivayet edilmektedir.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Enetofobi:  

(ing.i. enetophobia) toplu iğne, raptiye cinsi şeylerden korkma.(Konusu: Fobiler, Kökeni: ingilizce)

Enfa:  

(a.i. ka.erk.) Çok yararlı, daha çok faydalı. (bkz:: Nafi) Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Arapça)

Enfal:  

(a.i. erk.) 1- Ganimet. 2- Kur'an-ı Kerim'in 8 suresinin adı.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

enfal:  

Ganimet, savaşta düşmandan alınan taşınır ve taşınmaz mallar. Örn:: “Sana enfalden sorarlar. De ki: ‘Enfal, Allah’ın ve Resulünündür. Siz gerçekten iman ediyorsanız Allah’ın koyduğu kurallara uyarak onun korumasına girin, aranızı düzeltin, Allah’a ve Elçisine itaat edin.” (Kur’an-ı Kerim Enfal suresi 8/1 nci Ayet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Enfal Suresi:  

(a.i. سورة الأنفال) enfal suresi; adını ilk ayetteki el-enfal kelimesinden almıştır. enfal savaş ganimeti demektir. kur'an-ı kerim'de 8 nci sure, 9 ncu cüz, 176 ncı sayfadadır. 75 ayettir. inme (nazil) sırasına göre 88 nci sıradadır. 30 ilâ 36. âyetler mekke'de, diğerleri medine'de inmiştir. bakara suresi'nden sonra, al'i imran suresi'nden önce medine döneminde inmiştir. medine'de inen 28 tane sureden biridir. surede bedir savaşı'nda elde edilen ganimetlerin kimlere ve nasıl pay edileceği konu edilmektedir.(Konusu: Sureler, Kökeni: arapça)

Enfâl suresi:  

Kur'an-ı Kerim’in sekizinci suresidir. Medine’de inmiştir. Yetmiş altı ayettir. Adını “ganimet” anlamına gelen ve birinci ayette geçen “enfal” kelimesinden almıştır. Sureye, Bedir Savaşı’nda müşriklerden elde edilen ganimetlerin Allah’ın ve Peygamber’in koyduğu ölçülere göre paylaştırılması gerektiği açıklanarak başlanır. Müslümanların Allah’tan korkmaları, birbirleriyle iyi geçinmeleri, Allah’a ve Peygambere itaat etmeleri emredilir. Müminlerin her dönemde düşmanlarına karşı alacakları tedbirler ve ilkeler sıralanır. Savaşların kazanılmasında en önemli faktörün her türlü hazırlık yapıldıktan sonra Allah’tan gelecek yardım olduğu vurgulanır. Sonraki ayetlerde gerek savaş gerekse barış zamanlarında insanları başarıya götüren ve ahiret mutluluğunu sağlayan etkenler sıralanır. Bunlar; Allah’a ve Resulüne itaat etmek, hem kişilere hem de toplumlara hayat hakkı veren ilahî çağrıya olumlu şekilde karşılık vermektir. Surede, Allah’ın emirlerine karşı duyarlı olmanın müminlere ‘iyiyi kötüden ayırma’ niteliği kazandıracağından söz edilir. İlahî bir emir olarak insanların, Allah’a ve Peygamberine itaat edip günahlardan sakınarak tövbe ettiklerinde, herhangi bir cezaya uğramayacakları belirtilir. Kâbe’de ve Allah’ın adının anıldığı diğer mescitlerde müşriklerin yönetim haklarının olmadığı üzerinde durulur. Savaşlarda zaferin elde edilmesinde belirleyici olanın sayısal çokluk değil; inanç, azim, cesaret, hazırlık ve ilahî yardım olduğu haber verilir. Bu çerçevede Müslümanların her durumda Allah’ı unutmamaları ve onu dost edinmeleri emredilir. Allah’ın dostluğu çerçevesinde bir araya gelen müminlerin birbirleriyle çekişmemeleri; birlik ve dirliklerini yitirmemeleri tavsiye edilir. Toplumları zaafa düşüren nedenlerin bazıları sayılarak bunların; gösteriş, inançsızlık ve dünyayı putlaştırmak olduğu anlatılır. Firavun ve hanedanının bu yüzden helak olduğu açıklanır. Müslümanların bu tür zaaflara düşmemeleri önerilir. Surenin sonunda surenin baş tarafı ile irtibat kurularak İslam’da savaştan amacın esir ve ganimet elde etmek değil; insanları İslam’ın aydınlığına kavuşturmak olduğu bildirilir. Bu çerçevede Allah için kardeş olmanın, din uğrunda hicret etmenin, hayırda dayanışma içerisinde bulunmanın, müminlere yardım etmenin, fitneden uzak durmanın önemi anlatılır. Müslümanlığı benimseyen bütün müminlerin aynı haklara sahip olduğunu ancak akrabaların kendi aralarında mirastan doğan farklı hak ve görevleri bulunduğunu bildiren ayetlerle sure son bulur.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Enfarktüs:  

(fr.i. infarctus) (tıp) Bir organı besleyen bir atardamarın doku bozukluğu nedeniyle tıkanması sonucu kan pıhtısıyla tıkanması. Kalp enfarktüsü. Akciğer enfarktüsü.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Enfeksiyon:  

(fr.i. infection) (tıp) Organizmada hastalığa yol açan bir mikrobun yerel ya da genel olarak yayılması. (eş.anl.) Bulaşma.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Enfes:  

(a.i. ka.) Çok güzel, en güzel.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

Enflasyon:  

(fr.i. inflation) 1- (eko.) Dolanımda bulunan para miktarıyla, malların ve satın alınabilir hizmetlerin toplamı arasındaki açığın büyümesi nedeniyle ortaya çıkan ve fiyatların toptan yükselişi, para değerinin düşmesi biçiminde kendini gösteren ekonomik ve parasal süreç. 2- (h.di.) Yaşam pahalılığı. 3- (mec.) Bir şeyde gereğinden çokluk, bolluk.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Enflasyonist:  

(fr.sf. inflationniste) (eko.) Enflasyonla ilgili, enflasyona dayanan, enflasyona bağlı. Enflasyonist baskı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Enflüanza:  

(ita.i. enflüa'nza) (tıp) Grip, paçavra hastalığı, göğüs ingini.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İtalyanca)

Enformasyon:  

(fr.i. information) 1- Danışma, tanıtma. 2- Haber alma, haber verme, haberleşme. Enformasyon müdürlüğü. 3- Bilgilendirme.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Enformatik:  

(fr.i. informatique) İnsanların teknik, ekonomik ve toplumsal iletişimde kullandığı ve bilimin dayanağı olan bilginin düzenli ve akla uygun bir biçimde, özellikle bilgisayarla ve benzeri elektronik aygıtlar aracılığıyla işlenmesi bilimi. (eş.anl.) Bilgiişlem, bilişim.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Enfraruj:  

(fr.i. infrarouge) (fiz.) Işık Tayfında kırmızı bölümün ötesindeki alanda yayılmış durumda ısı ışınlarının oluşturduğu, gözle görülemeyen ışınım. (eş.anl.) Kızılötesi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Enfrastrüktür:  

(fr.i. infrastructure) 1- Bir kentin, bir yapının, çoğu yeraltında olan elektrik, su, kanalizasyon, telefon, yol gibi çok gerekli döşemelerinin tümü. 2- (topb.) insanın üretime yönelmiş çaba ve bilgisini, üretimde kullanılan araçlarla üretim yöntemlerini ve üretim ilişkilerini içeren ekonomik telem için kullanılan genel kavram. (eş.anl.) Altyapı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

engel:  

(T-32) Trafik Tehlike Uyarı İşareti: herhangi bir neden ile yolda engelin olduğunu seyir halindeki sürücüye bildirerek uyarmak için kullanılır.(Konusu: trafik işareti, Kökeni: )

Engel:  

(Atletizm Ter.) Engelli koşularda atletin üzerinden atlaması gereken, sabit yükseklikteki düzenek.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Engel Atlama:  

(Binicilik Ter.) Engellerle dolu parkur içinde binici ve attan oluşan çiftin denendiği yarışma. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Engelleme:  

(Futbol Ter.) Topla oynayamayan oyuncunun kasıtlı bir şekilde rakibine engel olması. Obstrüksiyon. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

engelleme:  

ad 1. engellemek eylemi. 2. RUHBİLİM TERİMİ bir isteğin, bir gereksinimin ya da bir davranışın belli bir sonuca ulaşmasının önlenmesi. 3. yasama meclisinde, tartışma vb. yöntemlerinin bütün olanaklarından yararlanılarak yasaların görüşülmesini ve oylanmasını düzenli bir biçimde önlemek ya da geciktirmek amacıyla yapılan girişimler.(Konusu: , Kökeni: )

engellemek:  

1. bir şeyin yapılmasını, gerçekleşmesini önlemek, engel olmak. 2. SPOR TERİMİ güreşte, hasmı çaprazda sürerken düşürmek için ayağına basmak ya da topuğuna ayak takmak.(Konusu: , Kökeni: )

Engelli Koşu:  

(Atletizm Ter.) Belirli mesafelere konmuş engelleri aşma suretiyle gerçekleştirilen pist yarışı. Erkeklerde 110 om., 400 m. ve 3000 m; bayanlarda 100 m, 400 m., 3000 m’de yapılır.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Engelsiz Türkiye Partisi:  

Kısa Adı: ETP Genel Merkezi: Ankara Kuruluş Tarihi: 08.05.2012 Genel Başkanı: Muharrem Parmaksız Sona Eriş Tarihi: 3 Nisan 2015 Sona Eriş Nedeni: Büyük kongresini gerçekleştiremediğinden. Siyasi Pozisyonu: Merkez İdeoloji: Engelli Hakları NOT: Çok Partili Dönemde Kurulan Siyasi Parti - III (1980 Sonrası)(Konusu: Siyasi Parti, Kökeni: )

Engelsiz Yaşam Partisi:  

Kısa Adı: EYP Genel Merkezi: Ulus, Ankara Kuruluş Tarihi: 05.11.2013 Genel Başkanı: Hayri İdin Sona Eriş Tarihi: 18.08.2018 Sona Eriş Nedeni: 18 Temmuz 2018 tarihinde Anayasa Mahkemesi, partinin ilk büyük kongresini süresinde geçerli bir şekilde toplamadığı ve zorunlu organlarını oluşturmadığı gerekçesiyle dağılmış sayılarak hukuki varlığının sona erdiğine ve tüm mallarının Hazine'ye geçmesine karar verdi. Siyasi Pozisyonu: * İdeoloji: Engelli Hakları NOT: Çok Partili Dönemde Kurulan Siyasi Parti - III (1980 Sonrası)(Konusu: Siyasi Parti, Kökeni: )

Engin:  

(t.i. erk.) 1- Ucu, bucağı görünmeyecek kadar çok geniş. 2- Denizin kıyıdan çok uzaklarda bulunan geniş bölümü, açık deniz. 3- Değer ve fiyatı düşük olan. 4- Yüksekte olmayan, alçak yer.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Engin Çağlar:  

Çağlar ÖVET (d:1940; ö:)(Konusu: Gerçek Adı, Kökeni: )

Engin Günaydın:  

Dizi Karakteri: Burhan Altıntop. Dizi Adı: Avrupa Yakası. 2004-2009 yılları arasında atv'de yayımlanan durum komedisi türündeki Türk televizyon dizisi(Konusu: Film & Dizi Karakteri, Kökeni: )

Engin İnal:  

İhsan Engin Büyükinal (Konusu: gerçek adı, Kökeni: )

Enginalp:  

(t.i. erk.) Değerli yiğit.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Enginar:  

(yun.i. anginara'dan) 1- Dişilik organı, vagina, ferç. Örn:: Karagöz- Bana bak Kanlı Enginar Aç kapıyı bahçıvan geldi. Sana Kanlı Enginar derlerse bana da Turşuluk Patlıcan derler. (Karagöz, Kanlı Nigar)Örn:: Benden üstün nesi olabilir diye düşünüyorum. enginarı altından mı olacak? (Raymond Oueneau - Tahsin Yücel, Zazie Metroda) 2 (İnsanda) Baş, kafa. 3- an.ge. Algı yeteneği, anlak, zeka.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Enginar:  

(cynara) Bileşikgillerden; kökü yıllarca yaşayıp, her ilkbaharda yeniden süren dikenli bir bitki ve bunun sebze olarak yenen iri topuz biçimindeki yeşil çiçeğidir. Killi, kumlu ve rutubetli toprakalarda yetişir. Çok iyi bir besindir. İçeriğinde "cynarine" vardır. Faydası:: Kandaki üre ve kolestrolü düşürür. İdrar söktürür. Kandaki şeker miktarını ayarlar. Şeker hastaları için çok faydalıdır. Bedeni ve ruhi bitkinliği giderir. Vücuda dinçlik verir. Sinirleri güçlendirir. Damar sertliği ve kalp hastalıklarını önler. Böbreklerdeki kumların dökülmesine yardım eder. Karaciğer hastalıklarının çabuk geçmesini sağlar. Sarılıkta faydalıdır. Romatizmanın şikayetlerini geçirir. Mide ve bağırsakları temizler. İshali keser. Emzikli kadınlar, böbreklerinde veya mesanelerinde itihap olanlar yememelidir.(Konusu: Bitki Bilim, Kökeni: )

Enginar:  

(yun.i. Cynara scolymus) (bitb.) 1- Bileşikgillerden, killi, kumlu ve nemli topraklarda yetişen, kökü yıllarca yaşayan ve her ilkyazda yeniden süren, mavimsi mor renkte çiçekler açan, dikenli bir bitki. 2- Bu bitkinin, çiçekliği sebze olarak yenilen, iri ve topuz biçimindeki, yeşil ürünü. 3- (arg.) Baş, kafa, zekâ. Örn:: Enginarı Çalıştırmak.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Yunanca)

Enginarı Çalıştırmak:  

(d. yun. türk.) Düşünmek, kafayı çalıştırmak. Örn:: Bana bak Alibeyin kızlarını bırak da biraz enginarı çalıştır. (Orhan Duru, İki Kafaya Bir Şapka)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Enginay:  

(t.i. erk.) (bkz:: Engin)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Enginer:  

(t.i. erk.) İyi, güzel, değerli insan.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Enginiz:  

(t.i. erk.) İz bırakacak kadar değerli insan.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Enginsoy:  

(t.i. erk.) Geniş soydan gelen.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Enginsu:  

(t.i. erk.) Açık deniz.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Engintalay:  

(t.i. erk.) Büyük deniz, okyanus.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

engizisyon:  

Katolik inançlarına karşı gelenleri cezalandırmak üzere kurulan kilise yüksek mahkemesi. Engizisyon mahkemeleri ilk olarak 1233’de kurulmuştur. Batı dünyasında uzun zaman faaliyette bulunmuş olan bu mahkemeler, çok sayıda bilim adamı ve düşünürü yargılayarak çeşitli cezalara çarptırmıştır. On dokuzuncu yüzyıla kadar çeşitli Avrupa ülkelerinde varlığını sürdüren engizisyon, kilisenin gücünü kaybetmesi ölçüsünde etkinliğini kaybetmiştir.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Engizisyon:  

(fr.i. isim, inquisition) (tar.din) Orta Çağda, Katoliklerde katı din inançlarına karşı gelenleri sapkın sayarak cezalandırmak için kurulan kilise mahkemelerinin adı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Engür:  

(t.i. erk.) 1- Çok gür. 2- Bereketli.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Enhar:  

(a.i. ka.erk.) Irmaklar, çaylar. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır. Enhar. Kur'an-ı Kerim'de cennetlerin altlarından akan ırmaklar.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Arapça)

ENIAC:  

1946 yılında askeri bir uygulama için özel olarak üretilen ilk dijital hesap makinesinin adıdır. Topçulukta kullanılan balistik hesapları hızlandırmak amacıyla geliştirilmiştir. 160 metrekarelik bir alana yayılan bu cihazın ağırlığı tam 30 tondu. Eniac, 1955'e kadar hizmet verdikten sonra, yerini yeni teknolojilere bıraktı.(Konusu: Bilgisayar T., Kökeni: )

enigmatoloji:  

(ing.i. enigmatology) bulmaca bilimi. bulmacaları, yapboz'ları inceleyen dal.(Konusu: loji ile biten, Kökeni: ingilizce)

Enine Boyuna:  

1- (insan için) Gösterişli, iriyarı. 2- (düşünme, konuşma için) Bütün ayrıntılarına inerek, her yönüyle, bütün olasılıklar göz önünde bulundurularak, eksiksizce. "Bunu enine boyuna düşünmek gerekirdi" NOT: Zıt Anlamlı Kelimelerden Oluşur.(Konusu: İkileme, Kökeni: )

Enis:  

(a.i. erk.) 1- Dost arkadaş. 2- Yar, sevgili.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Enise:  

(a.i. ka.) (bkz:: Enis)(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

Enissofobi:  

(ing.i. enissophobia) eleştirilmekten ve affedilemez bir günah işlemiş olmaktan korkma.(Konusu: Fobiler, Kökeni: ingilizce)

Enjeksiyon:  

(fr.i. injection) 1- (tıp) Vücutta damar, doku, kanal veya boşluk içine enjektör aracılığıyla sıvı veya ilaç verme, zerk etme. 2- (h.di.) İğne yapma. (Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Enjeksiyon Natürel:  

(d. fr. injection natureile, doğal şırıngalama) Cinsel ilişki, cinsel ilişkide erkeğin duhul edip ersuyunun gelmesi.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Enjekte:  

(fr.sf. injecté) (tıp) (Türkçede genellikle "enjekte etmek" biçiminde kullanılır.) Enjektörle vücuda sıvı verme.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Enjektör:  

(fr.i. injecteur) 1- (tıp) Silindir ve pistondan oluşan ve ucuna iğne takılabilen, sıvı maddeleri vermek veya çekmek için kullanılan tıbbi araç, şırınga. 2- Bir sıvıyı basınçla herhangi bir yere vermekte kullanılan aygıt.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Enoklofobi:  

(ing.i. enochlophobia) kalabalık korkusu.(Konusu: Fobiler, Kökeni: ingilizce)

enoloji:  

(ing.i. enology) şarap bilimi. şarapları ve şarap yapımını inceleyen dal. (bkz:: Önoloji) (Konusu: loji ile biten, Kökeni: ingilizce)

Enrico Fermi:  

Enrico Fermi (1901-1954) İtalyan fizikçi, mucit. 1942 yılında Nükleer Reaktörü geliştirdi. En çok Chicago Pile-1 (ilk nükleer reaktör) ile ilgili çalışmaları ve kuantum teorisi, nükleer ve parçacık fiziği ve istatistiksel mekanik alanlarına katkıları ile tanınır. “Atom bombasının babası” adı verilen birkaç insandan biridir.(Konusu: Mucid ve İcadı, Kökeni: )

Ensar:  

(a.i. erk.) 1- Yardımcılar, muavinler, müdafiler, koruyucular. 2- Medine'ye hicretle Mekkeli muhacirlere yardım eden, Medineli müslümanlara verilen ad. Kur'an-ı Kerim'de çok geçen kelimelerden birisidir.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

ensar:  

1- Yardım edenler, koruyanlar, destekleyenler, himaye edenler. Örn:: “Ey iman edenler! Allah’ın ensarı olun. Nitekim Meryem oğlu İsa da havarilere: ‘Allah yolunda benim ensarım kimdir?’ demişti. Havariler: ‘Allah (yolun)un ensarı biziz’ dediler. İsrailoğulları’ndan bir grup inandı, bir grup inkâr etti. Biz, inananları düşmanlarına karşı destekledik de inananlar üstün geldiler.” (Kur’an-ı Kerim Saff suresi 61/14 ncü Ayet) 2- Hicret sırasında Hz. Peygamber’e ve Mekke’den Medine’ye göç eden diğer Müslümanlara kucak açıp onları misafir eden; beslenme, barınma ihtiyaçlarını gideren ve farklı bir ortamda yeni bir yaşamın kurulabilmesinde onlara yardımcı olan ve sahip oldukları her şeyi onlarla paylaşan Medineli Müslümanlar. Örn:: “Daha önceden Medine’yi yurt edinmiş ve gönüllerine iman yerleştirilmiş olan Ensar, kendilerine hicret edip gelenleri severler ve onlara verilenler karşısında içlerinde bir kaygı duymazlar. Kendileri ihtiyaç içinde bulunsalar bile onları kendilerine tercih ederler. Kim cimrilikten korunursa işte onlar kurtuluşa erenlerdir.” (Kur'an-ı Kerim Haşr suresi 59/9 ncu Ayet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Ensarullah:  

(a.i. erk.) Allah yolunda Rasûlullah (s.a.s)'a yardım edenler.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Ense:  

(i.) Kalçalar, kıç. (bkz:: Ensesini Görmek)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Ense Bağlama:  

(Güreş Ter.) Yağlı güreşte iki güreşçinin birbirlerini enselerinden tutarak beklemeleri. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Ense Kökünü Görmek:  

(bkz:: Ensesini Görmek)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Ense Pas:  

(Hentbol Ter.) Baş yüksekliğindeki topla baş arkasından yana ve geriye doğru yapılan pas. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Ense Yapmak:  

(d.) 1- Yatıp dinlenmek, keyfine bakmak. Örn:: Biz burda arkadaşlık uğruna elin aygırlarıyla cebelleşirken sen ölmüş dümenine yatıp ense yapıyordun lan. (Oğuz Aral, Utanmaz Adam) 2- (Bir çalışma ortamında) Gerektiğinden az çalışıp yorulmamak, dalga geçmek.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Enselemek:  

(f.) 1- Yakalamak, tutmak. 2- Bulmak. Örn:: Yalnız kulenin güney ve güneydoğudaki yedinci penceresinden bakacak olursak Üsküdar şehrini enseleriz ki şimdi Mehmet Raif Efendi de onu yapmaktadır. (Salah Birsel, Uç Baba Torik) Örn:: Senin Hatçe de kıyak mal helalım parça yani. Bundan geri kalmaz. Nerde enselemiştin onu? (Mehmet Şeyda, Hastalar)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Enselenmek:  

(f.) 1- Yakalanmak, tutuklanmak. Örn:: Ne geldiniz lan buraya? Polis sizi arıyor. Karışmam enselenirsiniz ha. (Server Bedi, Hey Kahpe Dünya) Örn:: -Şöyle büyük bir vurgun yapmak istiyorum.. -Küçüğe fit değilsindir zo?.. -Hayır Çabuk enselenirim diye korkarım.. (Cemal Nadir, karikatür) Örn:: Sana söylemiştim patrona Sonunda enselendik işte. (Latif Demirci, The Selamın Aleyküm) 2- (Birisi tarafından) Bulunmak bir yerde istemediği bir kişiyle karşılaşmak.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Ensesini Görmek:  

(d.) 1- (Birisinin) Gittiğini, defolduğunu görmek. 2- Birisini kovmak. 3- Özellikle Yürü de Enseni Görelim deyiminde olduğu gibi aşağılayıcı bir anlam taşır. (bkz:: Ense) Örn:: Şöyle dön de enseni görelim. (Muzaffer Buyrukçu, Mağara) (bkz:: Boyunu Görmek)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Enseye Tokat Kıça Parmak:  

(d.) İki ya da birkaç kişi arasındaki aşırı samimiyeti nitelemek için kullanılır. Örn:: Enseye tokat göte parmak. Her akşam görürdüm içerler, dertleşirler dertleşirler içerler. (Tarık Dursun K. Evlere Şenlik) Enseye Tokat Kıça Parmak biçiminde de kullanılır.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Enstantane:  

(fr.i. instantané) 1- Işıklama süresi saniyenin 1/25'i veya daha kısa olan hızlı bir hareketi çekme yöntemi. 2- (i.sf.) Bu yöntemle çekilen fotoğraf. 3- (sf) Bir anda olan, anlık.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Enstantane:  

Yanlış: Enstantene Doğru: Enstantane(Konusu: Yanlış Yazılan Kelime, Kökeni: )

Enstitü:  

(fr.i. institut) Bir üniversiteye bağlı veya bağımsız bir kuruluş olarak genellikle araştırma yapan ve bazı durumlarda öğretime de yer veren eğitim kurumu. (Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Enstrüman:  

(fr.i. instrument) 1- (müz) Müzikte güzel, uyumlu sesler çıkarması için yapılmış araç. (eş.anl.) Çalgı. 2- (tic.) Bir işte gücünden, özelliğinden yararlanılan nesne. Mali belge. (Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Enstrümantal:  

(fr.i. instrumental) 1- (sf) (müz.) Çalgılarla ilgili olan. Çalgısal, sözsüz. 2- (sf) Araç özelliği taşıyan, araçla ilgili. Enstrümantal Müzik: Ses için değil yalnızca çalgılarla çalınmak için yazılmış müzik.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

WhatsApp