Haydi Öğrenelim!
Bonservisli:
(fr.t.sf.) Bonservisi olan kimse.
MecmuaN.com Nedir?
MecmuaN geniş çaplı bir Sözlük Sitesidir. Anlamını bilmediğiniz kelimeler, atasözleri, deyimler, osmanlıca kelimeler ve kronolojik tarihi olayları araştırabilir ve önemli günler gibi bir çok bilgiye ulaşabilirsiniz.
Kelime Arama
Sende Yolla Hata Bildir!GENİŞ KAPSAMLI ANLAMLAR VE KAVRAMLAR SÖZLÜĞÜ - TÜRKÇE SÖZLÜK
Emoroit:
(fr.i.) (hek.) Kalınbağırsağın alt bölümünde ve anüste toplardamarın genişlemesiyle oluşan varis. (eş.anl.) Basur.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Empati:
(empathy) Kişinin kendi duygusal durumundan farklı duygusal durumları anlama becerisi.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )
Emperyalist:
(fr.sf.i. impérialiste) Emperyalizm taraftarı, emperyalizmi amaç edinen (kimse, görüş, ulus vb.), yayılmacı, yayılımcı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Emperyalizm:
(fr.i. imperialisme) Bir milletin sömürü temeline dayanarak başka bir milleti siyasi ve ekonomik egemenliği altına alıp yayılması. Etkileyen devlet, etkilenen devletin kaynaklarından "yararlanma" hakkına sahiptir. Diktatörlük gücü, merkezi hükümet, keyfi yönetim metotları anlamına gelmektedir.(Konusu: İzm İle Biten, Kökeni: fransızca)
Emperyalizm:
(fr.i. impérialisme < İng.) Hâkim halkın elindeki merkezî iktidârın, ırk veya kültür bakımından farklı halkları ve milletleri sömürmek amacıyle yönetimi altında toplama politikası, yayılmacılık.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
EMPI/ENPI:
(empi / enpi) Dirsek. (hiji'de aynı anlama gelir.)(Konusu: Karate Terimi, Kökeni: )
Empotans:
(impotence) 1- Güç eksikliği, güçsüzlük. 2- Erkekte cinsel gücün yetersizliği veya yokluğu. Penis ereksiyonunun olmaması.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )
Empoze:
(fr.sf. imposé) Zorla kabul ettirilmiş, zorla benimsetilmiş olan.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Empregnasyon:
Çok düşük viskoziteli bir sıvının, katı bir yüzeyin içine derinliklerine işlemesi, girmesidir. Bu sayede kapiler boşluklar ve porlar dolabilir. Kendinden sonra gelebilecek uygulamaya iyi aderans oluşturur ve yüzeyin mukavemetini arttırır.(Konusu: Boya Terimi, Kökeni: )
Empresyon:
(fr.i.sf.) 1- Bir olay, durum, kişi ya da şeyden duyular yoluyla elde edilen duyumsal şeylerin bütünü. (eş.anl.) izlenim. 2- (ruhb.) Uyaranların, duyu organları ve ilişkili sinirler üzerindeki etkileri ya da belirli bir durumun kişi üzerindeki çözümlenmemiş toplu etkisi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Empresyonist:
(fr.i.sf. impressioniste) Sanat, edebiyat ve felsefede empresyonizmi benimseyen kimse veya görüş, izlenimci. (Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Empresyonist Tiyatro:
(Alm. lmpressopnistisches theater - Fr. theôtre impressioniste) 1896 yılında gerçekçiliğe karşı çıkmış bir akımdır. Bu akımın oyunları daha çok söze dayanan, lirik yanı güçlü oyunlar olup simgelerle kurulur. Dural gelişimli olan bu akımın oyunları daha çok ozanca bir tutuma yönelirler. İçine kapanık bir anlatı yoluyla, gerçeği göstermekten çok, onun izlenimini belirtme yoluna giderler. Önce Fransa'da ortaya çıkan bu akımın eğilimi tiyatrodan çok edebiyattır. Örn. Maeterlinck'in oyunları. (bkz:: Havalı Tiyatro, İzlenimci Tiyatro)(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Empresyonizm:
(fr.i. empressionnisme) izlenimcilik veya empresyonizm. 19. yüzyılda Fransa'da ortaya çıkan ve bütün sanat dallarını, özellikle resmi etkileyen akım. doğadaki unsurların kişinin içinde oluşturduğu izlenimleri, duygusal izleri yansıtmayı hedefler.(Konusu: İzm ile Biten, Kökeni: fransızca)
Empresyonizm:
(Alm. Eindruckskunst) Sanat alanında genel olarak dış etkilerin içe vuruluşu, içte izler bırakması ve sanat eserlerini biçimlendirmesi. Akım olarak resim alanında başlamış tipik bir Fransız akımıdır. Sonra edebiyata da geçmiştir. (İzlenimcilik)(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Empresyonizm:
(fr.i. impressionisme) 1- (ruhb.) Yalnızca duyguları ve duyguların getirdiği izlenimleri gerçek olarak kabul eden felsefî görüş, izlenimcilik. 2- Sanat ve edebiyatta, soyut değer ve istidlâlleri dikkate almadan sâdece duygular ve onların getirdiği izlenimlerle eser vermeyi amaç edinen metot veya teori, izlenimcilik.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Emprezaryo:
(ita.i. impresario) Bir sanatkârın çalışma programını düzenleyen, iş yerleriyle olan anlaşmalarını sağlayan kimse.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İtalyanca)
Emprime:
(fr.i. imprimé) 1- Değişik renkte boyalarla kumaş üzerine desen basma işi. 2- Bu yolla elde edilen ipekli, yünlü vb. kumaş. 3- (sf.) Böyle bir kumaştan yapılmış.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
emr-i bi’l-ma’ruf nehy-i ani’lmünker:
1- İyiliği, hayrı tavsiye etme, kötülüğü ve çirkin olanı yasaklama. Örn:: “Ya emr-i bi’l-ma’ruf nehy-i ani’lmünker görevini yaparsınız; bu görevi yapmazsanız, dua edersiniz de dualarınız kabul olmaz.” (Hadis) 2- Dine göre yapılması gereken işleri emir ve teşvik, yapılmaması gereken işleri de yasaklama, engellemeye gayret etme. Örn:: “Sizden insanları hayra çağıran, emr-i bi’lma’ruf nehy-i ani’l-münker yapan bir topluluk bulunsun. İşte onlar kurtulanlardır.” (Kur'an-ı Kerim Al'i İmran suresi 3/104 ncü Ayet) 3- Kötü söz, fiil ve ahlaka karşı tavır alıp hayatın her alanında dinin ve aklın emretmiş olduğu hayır ve güzellikler yerleşinceye kadar insanların yerine göre elleriyle, mallarıyla, dilleriyle yapmış oldukları her türlü gayret ve çalışma. Örn:: “Mümin erkekler ve kadınlar birbirlerinin velisidirler. Onlar emr-i bi’l-ma’ruf nehy-i ani’l-münker (görevini) hakkıyla yerine getirirler, namazı kılarlar, zekâtı verirler, Allah’a ve Peygamberine itaat ederler. Allah onlara rahmet edecektir. Allah her zaman en üstündür, hüküm ve hikmet sahibidir.” (Kur’an-ı Kerim Tevbe suresi 9/71 nci Ayet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Emrah:
Emrah Erdoğan İPEK (d:1971; ö:)(Konusu: Gerçek Adı, Kökeni: )
Emrah:
(t.i. erk.) Anadolu saz şairlerinden.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Emran:
(a.i. erk.) Kürkler, hayvan derileri.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Emre:
(t.i. erk.) Aşık. Mübtela. Vurgun.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Emreddin:
(a.i. erk.) Dinin emrettiği. Türk dil kuralları açısından "d/t" olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Emri:
(a.i. erk.) Emirle ilgili. (Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
emrihak:
1. Allah’ın belirlediği kader, varlıklarla ilgili hükmü. 2- Ölüm.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Emriye:
(a.i. ka.) (bkz:: Emri)(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
Emrullah:
(a.i. erk.) Allah'ın emri.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Emsal:
(a.i. erk.) 1- Kıssalar, hikayeler, destanlar. 2- Numuneler, örnekler. 3- Eş benzer. 4- Yatış denk. 5- Katsayı.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Emülsiyon:
Sıvı yapıdaki kimyasal maddenin bir emülgatör yardımıyla başka sıvı kimyasal madde içinde dağılması işlemi.(Konusu: Boya Terimi, Kökeni: )
Emzik:
(i.) 1- Nargilenin marpucu. 2- Sigara.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Emzirmek:
(Şoför için) Kendisinin haberi olmadan deposundan benzin mazot alınmak.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
en:
ad 1. bir yüzeyde boy sayılan iki kenar arasındaki uzaklık. Benzer: genişlik 2. (insan için) gösterişli, iriyarı. 3. (düşünme, konuşma için) bütün ayrıntılarına inerek, her yönüyle, bütün olasılıklar göz önünde bulundurularak, eksiksizce. "Bunu enine boyuna düşünmek gerekirdi"(Konusu: , Kökeni: )
en:
belirteç (tek başına kullanılmaz) sıfatların başına gelir ve başına geldiği sıfatın en üstün derecede olduğunu belirtir. \"İyi sıfatının başına en geldiğinde, iyi sıfatı bütün iyilerin üstünde yer alır, en iyi olur\"(Konusu: , Kökeni: )
en:
HALK AĞZINDAN ad 1. hayvanlara ya da eşyaya vurulan damga, özel işaret. 2. yük hayvanlarının damağında ya da ön dişetlerinin arkasında oluşan şişkinlik.(Konusu: , Kökeni: )
En Garde:
(Eskrim Ter.) :Eskrimde vuruşmaya başlama. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
En Kahraman Rıdvan:
En Kahraman Rıdvan, futurist bir hikaye ile Gırgır dergisinin tirajını dünya sıralamasına oturtan yerli, hiçbir süper gücü olmayan, sakar ve o kadar da sevimli bir çizgi roman kahramanıdır. Yaratıcısı karikatürist Bülent Arabacıoğlu’dur. Cervantes`in Don Kişot karakteri ile çok ortak yönleri vardır. REPLİĞİ: Maceralarında eyleme geçiş anındaki "Kukurikuuuuuuu" diye haykırışı kahramanın en tanınan özelliklerinden birisidir.(Konusu: Çizgi Karakter, Kökeni: )
en passant:
("e.p" "geçerken alma") ilk karesinde bulunan bir piyonun iki sürülmesi sonrası, yan yana pozisyon elde ettiği rakip piyon tarafından alınabilmesi durumu. bu hak ilk hamlede kullanılmazsa ilerleyen aşamalarda bir daha o durum için kullanılamaz.(Konusu: satranç terimi, Kökeni: )
en’am:
Dinen yenilmesi ve kurban edilmesi caiz olan evcil hayvanlardan deve, sığır, koyun ve keçi. Örn:: “Allah sizin için en’amı yarattı. O (hayvanlardan) pek çok yararları yanında sizi ısıtan elbiseler, besleyen yiyecekler elde ediyorsunuz.” (Kur'an-ı Kerim Nahl suresi 16/5 nci Ayet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
En’am suresi:
Kur’an-ı Kerim’in altıncı suresidir. Mekke’de inmiştir. Yüz altmış beş ayettir. Adını yüz otuz altı ve yüz otuz dokuzuncu ayetlerde geçen ve “deve, sığır, koyun, keçi” anlamına gelen “en’am” kelimesinden almıştır. Surede, tevhit inancının, peygamberliğin ve yeniden dirilişin önemi üzerinde durulur. Şirk ve diğer sapık inançların insanlara verdiği zararlar anlatılır. Eti yenilen ve yenilmeyen hayvanlarla ilgili açıklayıcı bilgilere; helal ve harama ait hükümlere yer verilir. Surede, gökleri ve yeri yaratanın Allah olduğu vurgulandıktan sonra bütün varlıkları belirli ölçü ve sınırlar çerçevesinde yaratan ve yaşatanın da yine Allah olduğu bildirilir. Peygamberin bir melek olması, vahiy yerine yazılı bir kitap gelmesi gerektiği yolundaki tutarsız iddialara cevaplar verilir. Tüm evrende Allah’ın tek ilah olduğu kesin ifadelerle açıklanır. Bir tek ilaha inanmanın önemi vurgulanır. En değerli varlık olan insanı, yaratılmışlara tapınmaktan ve onların önünde küçülmekten kurtarmak için insanlığa peygamber göndermenin bir rahmet olduğu belirtilir. Surede, inkârcıların ve müşriklerin bağnazlıkları ve tutarsızlıkları geniş geniş açıklanırken şirkin insanlığı hüsrana götüreceği söylenir. İnkârcıların, daha önceki çağlarda peygamberlere karşı direnen kavimlerin kötü akıbetlerinden ders almayı bilmedikleri dile getirilerek bazı çarpıcı örnekler verilir. Allah’ın, kitabında hiçbir şeyi eksik bırakmadığı, dolayısıyla böyle bir kitaba karşı kör ve sağır gibi davranmanın çirkinliği açıklanır. Surede, iman edenlerin yaptıkları amellerin karşılıksız bırakılmayacağı ve ahirette büyük mükâfatlar verileceği müjdelenir. İman konusunda İbrahim Peygamber’in örnek alınması tavsiye edilir. Bu çerçevede kendilerini İbrahim Peygamber’in soyundan sayan Mekkelilerin onun yolundan nasıl saptıkları anlatılır. Hz. İbrahim dâhil bütün peygamberlerin çağrısının aynı olduğu haber verilir. Evreni en güzel şekilde yaratan Allah’ın, evreni yaratırken insan, cin ve meleklerden herhangi bir yardımcısının olmadığı bildirilir. Yüz on sekizinci ayetten itibaren eti yenen ve yenmeyen hayvanlar hakkında bilgi verilir ve insanların helal ve haram koyma yetkisinin olmadığı dile getirilir. Surede, geçim korkusuyla çocukları öldürmenin, zina yapmanın, adam öldürmenin, yetim malı yemenin, ölçüde ve tartıda hile yapmanın büyük günah olduğu üzerinde durulur. Adaletli olmak, sözleşmelerin şartlarını yerine getirmek, suçlulara herhangi bir ceza uygulamada aşırılığa kaçmamak tavsiye edilir. Allah’ın dinini yaşama ve başkalarına da anlatma konusunda samimi olmanın önemini vurgulayan ayetlerle sure son bulur.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Enam:
(a.i. erk.) 1- Bütün mahlukat, yaratılmış her şey. 2- Halk, insanlar. Seyyidü'l-Enam: Halkın ulusu Rasûlullah (s.a.s). 3- Kur'an-ı Kerim'in 6. Suresinin adı. 4- Bazı ayet ve duaları içeren dua kitabı.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Enam Suresi:
(a.i. سورة الأنعام) en'am suresi; bazı âyetlerinde arapların, kurban edilen hayvanlarla ilgili (koyun, keçi, deve, sığır ve manda) birtakım gelenekleri kınandığı için sûreye en'âm sûresi denmiştir. kur'an-ı kerim'de 6 ncı sure, 7 nci cüz, 127 nci sayfadadır. 165 ayettir. inme (nazil) sırasına göre 55 nci sıradadır. hicr suresi'nden sonra, saffat suresi'nden önce 91, 92, 93 ve 151, 152, 153. âyetler medine'de, diğerleri mekke'de inmiştir.(Konusu: Sureler, Kökeni: arapça)
Enamel:
Genellikle yüksek parlaklıkta ama düşük parlaklık derecelerinde de olabilen; örneğin mat enameller, düzgün yüzey oluşturma yeteneğiyle karakterize edilmiş son kat boyadır.(Konusu: Boya Terimi, Kökeni: )
enamışerif:
En’am Suresiyle beraber Kur'an-ı Kerim’in bazı sure ve ayetlerini içine alan kitapçık.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
enaniyet:
1- Kendini beğenme, bencillik, egoistlik. 2- Büyüklenme, kibirlenme, başkasına tepeden bakma. 3- Kişinin kendi çıkarlarını, başkalarının haklarını göz ardı ederek veya çiğneyerek üstün tutması.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Enayi:
(a.sf.i. enayi, bencil) 1- Aptal, bön, kolay aldatılabilen. (kimse) Örn:: enayi sensin senin gibi olur Durak murak atladı işte. Sana ne? (Orhan Kemal, Sokakların Çocuğu) 2- (Oyunda, kumarda) İyi bilmediği İçin ya da hileyi anlayamadığından sürekli kaybeden. (kimse)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Enayi Boğmak:
(d.) 1- (Birisinin) Parasını hileyle almak. Örn:: O söylemiş.. Hele şu bacağım bir iyi olsun Ben ona enayi boğmayı gösteririm. (Ahmet Rasim, Fuhş-i Atik) 2- (Kumarda) Toy deneyimsiz oyuncunun bütün parasını hileyle almak. (bkz:: Boğmak)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Enayi Dümbeleği:
(d. a.fars.türk. e.) Çok enayi, aptaldan aptal, bönden bön. Örn:: Bak ulan şu enayi dümbeleğine fantazi kundura giyiyor. (Server Bedi, Hey Kahpe Dünya) (bkz:: Dümbelek)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Enayi Kamarası:
(d. a.ita. cumera, türk. e.) (esk.) (İstanbul şehir hatları vapurlarında) Lüks mevki, asıl biletten sonra ikinci bir bilet daha alınan bölüm.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Enayi Kutusu:
(d. a.yun. kutis, türk. e.) Televizyon alıcısı. Örn:: Bu gece tüm dünya yurttaşları aynı programı izleyecekler enayi kutusunda. (Anthony Burgess - Aziz Üstel, Otomatik Portakal)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Enayi Pilakisi:
(d. a.yun. plakhi, türk. e.) Eşanl. Enayi Dümbeleği. Örn:: Cüce- (Uzaklaşarak) Yuuu Enayi pilakisi. Netameli senin babandır Kazdağlı. (Ortaoyunu, Bahçe)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Enayi Sikmek:
(d. a.türk.) Aptal ya da deneyimsiz toy birisinden para sızdırmak. (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Enayi Vergisi:
(d. a. türk.) Milli Piyango Toto Loto Sayısal gibi şans oyunları. Örn:: Halk arasında enayi vergisi tabir edilen bu piyango tufasında. (Engin Ardıç, Doğru Söyleyeni Dokuz Köyden)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Enbiya:
(a.i. erk.) Peygamberler.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
enbiya:
Nebiler, peygamberler, resuller. Örn:: “Kim Allah’a ve Peygamber’e itaat ederse işte onlar Allah’ın nimet verdiği enbiya, sıddıklar, şehitler ve salihlerle beraberdir. Onlar ne güzel dosttur.” (Kur’an-ı Kerim Nisa suresi 4/69 ncu Ayet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Enbiya Suresi:
(a.i. سورة الأنبياء) enbiya suresi; peygamberler ve onların kavimleriyle olan münasebetlerinden bahsettiği için enbiya (peygamberler) sûresi adını almıştır. kur'an-ı kerim'de 21 nci sure, 17 nci cüz, 321 nci sayfadadır. 112 ayettir. inme (nazil) sırasına göre 73 ncü sıradadır. ibrahim suresi'nden sonra, müminun suresi'nden önce mekke döneminde inmiştir. mekke'de inen 86 tane sureden biridir. mekkeli paganların inançlarını eleştirir. musa, harun, lut, davud, süleyman, zul-kifl, yunus gibi peygamberlerin mücadelelerini anlatır. yecüc ve mecüc anlatılır.(Konusu: Sureler, Kökeni: arapça)
Enbiya Suresi:
Kur'an-ı Kerim’in yirmi birinci suresidir. Mekke’de inmiştir. Yüz on iki ayettir. Sureye, on sekiz peygamberin tebliğ hayatından ve çeşitli özelliklerinden bahsettiği için “peygamberler” anlamında “Enbiya” adı verilmiştir. Sureye, ahirete inanmayan ve gaflet içinde yaşayan Mekkeli müşriklerin cezalandırılma günlerinin yaklaştığı haber verilerek başlanır. Müşrikler, Hz. Peygamber’i bir şair, Kur'an-ı Kerim’i de onun sözleri olarak algılamaları nedeniyle kınanırlar. Surede, Hz. Peygamber’in de bir insan olduğu fakat diğer insanlardan farklı olarak vahiy aldığı vurgulanır. Tarihte, peygamberlerine karşı gelen toplumların yok olduğu hatırlatılır; fakat peygamberle ortak hareket eden insanların yüceldikleri ve büyük birer millet hâline geldikleri açıklanır. Surede canlı cansız bütün evrenin Allah’ın egemenliği altında bulunduğu, tabiattaki düzenli işleyişin onun varlığına ve birliğine işaret ettiği ve Son Peygamber Hz. Muhammed’e verilen mucizelerin ilmî, akli ve evrensel olduğu hususlarına dikkat çekilir. Peygamberlerin getirdiği hakikate karşı çıkanların, vahiy ve mucizelerle alay edenlerin, dünya ve ahirette sonlarının kötü olacağı haber verilir. Surede, vahiy bilgisine sahip toplumların Kur’an-ı Kerim’i inkâr edişleri yadırganır. Hz. İbrahim’in tevhit mücadelesi ve onun bu uğurda çektiği çileler ayrıntılı bir biçimde anlatılır. Ayrıca Hz. Lut, Hz. İshak, Hz. Yakup, Hz. Nuh, Hz. Davut, Hz. Süleyman, Hz. Eyüp, Hz. İsmail, Hz. İdris, Hz. Zülkifl, Hz. Yunus, Hz. Zekeriya ve Hz. Yahya Peygamberlerin İslam’a davet çalışmalarına değinilir. Dünyaya gelişi başlı başına bir mucize olan Hz. İsa’nın yaratılış olayına vurgular yapıldıktan sonra surenin sonunda tevhit inancı pekiştirilir; iyilerle kötülerin sonları tasvir edilir ve yeryüzüne iyilerin hâkim olacağı hatırlatılır. Hz. Muhammed’in tüm insanlık için gönderilen bir rahmet olduğu “Biz seni bütün âlemlere rahmet olarak gönderdik.” ifadesi ile vurgulanır. Allah’ın her şeyi bildiğini ve kıyamet gününde bütün varlıklara adaletle hükmedeceğini bildiren ayetlerle sure son bulur.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Encryptıon (Şifreleme):
"Özellikle internetin yaygınlaşması ile birlikte veri güvenliği kavramı da büyük önem kazanmıştır. Yetkisi olmayan kullanıcıların gizli bilgilere ulaşmasını engellemek için programların ya da veri dosyalarının şifrelenmesi gerekmektedir. Türkçe karşılığı şifreleme olan ""encryption"" terimi, internet üzerinden veri transferi yapılırken sık sık karşınıza çıkabilir."(Konusu: Bilgisayar T., Kökeni: )
Endaht:
(fars.i. endah'ten, latmak'tan) (esk.) 1- İçki içme, özellikle bir tek içme, tek atma. Örn:: Kahve peykelerinde uyuklayan koltuk meyhanelerinde endahta giden sinema kapılarında kavga çıkaran sahte muharrirler kendi zanlarına göre bohemdirler. (Fikret Adil, As malımescit 74) 2- Yalan, yalan söyleme.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Endam:
(Okçuluk Ter.) Okun şekli. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Endeks:
(fr.i. index) 1- Dizin. 2- (eko.) Bir işin, bir hesabın sonucunu gösteren cetvel, gösterge.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Endekslemek:
(fr.t. i.e.) Bir göstergeyle ilişkilendirmek, o göstergeye uyarlamak.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fr + Tür)
Endekslenmek:
(fr.t. i.e.) Bir göstergeyle ilişkilendirilmek, o göstergeye uyarlanmak.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fr + Tür)
Ender:
(a.i. erk.) Çok az, çok seyrek, çok az bulunur, pek nadir.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Endikatör:
(Okçuluk Ter.) Yay yeterince gerildiğinde klik sesi veren alet. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Endirekt:
(fr.sf. indirect) Doğrudan doğruya olmayan, bir araçla, bir aracıyla gerçekleşen. (eş.anl.) Dolaylı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Endirekt Serbest Vuruş:
(Futbol Ter.) (bkz:: çift vuruş)(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
endişe:
ad 1. ESKİMİŞTİR düşünce. 2. kaygı, tasa, üzüntü. 3. korku, kuşku.(Konusu: , Kökeni: farsca)
Endoderm:
(fr.i. endoderme) (gövb.) Sindirim ve solunum kanallarının iç yüzeylerini, karaciğerin, pankreasın ve benzeri bezlerin içini örten tabaka. (eş.anl.) İç deri.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Endogami:
(fr.i. endogamie) (topb.) Eşini yalnızca kendi boyundan ya da soyundan seçme kuralına dayalı evlilik biçimi. (eş.anl.) İç evlilik.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Endokrin:
(fr.i. endocrine) (gövb.) Vücuttaki salgı bezlerinin doğruca kana karışacak biçimde çıkardıkları salgı. (eş.anl.) İç salgı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
endokrinoloji:
(ing.i. endocrinology) iç salgı bilimi. vücuttaki iç salgı bezlerinin çalışması ve görev bozukluklarını konu alan bilim dalı.(Konusu: loji ile biten, Kökeni: ingilizce)
Endokrinoloji:
(fr.i. endocrinologie) İç salgı bezlerinin gelişmelerini, işlevlerini ve hastalıklarını konu alan yaşam bilim ve hekimlik dalı. (eş.anl.) İç salgı bilimi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Endomorf:
İri yapılı, genelde kilolu olan sporcuların vücut yapısına verilen ad.(Konusu: Fitness Terimi, Kökeni: )
Endomorfi:
(Biy.Sp.Ter.) Vücut yağ oranı yüksek olan,şişman görünüşlü vücut tipi.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Endonezya:
Resmi Tam Adı: Endonezya Cumhuriyeti Endonezce: Republik Indonesia Eski Adı: Hollanda Doğu Hindistanı, Flemenk Doğu Hindistanı(Konusu: Ülke Resmi Adı, Kökeni: )
Endonezya:
Yer Aldığı Kıta: Güneydoğu Asya ve Okyanusya arasında yer alan takımada ülkesi.(Konusu: Ülke Bul.Kıta, Kökeni: )
Endonezya:
Bağımsız Ülke: Birleşmiş Milletler üye ülke. Hollanda'dan 17 Ağustos 1945 tarihinde bağımsızlığını kazanmıştır.(Konusu: Ülke Bağ.Tarihi, Kökeni: )
Endonezya:
Yönetim Şekli: İktidar Yapısı: Üniter Devlet. İktidar Kaynağı: Başkanlık Tipi Cumhuriyet, Merkezi Hükûmet. NOT: Merkezi Hükümet; Yetkilerinin bir kısmını bölgeye devretmiştir.(Konusu: Ülke Yönetim Şekli, Kökeni: )
Endonezya:
İdari Yapısı: İdari Bölgeler ve Başkentleri: 1- Cava Bölgesi: 1- Banten (Serang) 2- Orta Cava (Semarang) 3- Doğu Cava (Surabaya) 4- Yogyakarta (Yogyakarta) 5- Batı Cava (Bandung) 6- Cakarta (Cakarta) 2- Sumatra Bölgesi: 1- Açe (Banda Aceh) 2- Kuzey Sumatra 3- Batı Sumatra 4- Riau (Pekanbaru) 5- Riau Adası (Tanjung Pinang) 6- Jambi (Jambi) 7- Güney Sumatra (Palembang) 8- Bangka Belitung (Pangkal Pinang) 9- Bengkulu (Bengkulu) 10- Lampung (Bandar-Lampung) 3- Maluku Adaları Bölgesi: 1- Maluku (Ambon) 2- Kuzey Maluku (Ternate) 4- Kalimantan Bölgesi: 1- Batı Kalimantan (Pontianak) 2- Orta Kalimantan (Palangkaraya) 3- Güney Kalimantan (Banjarmasin) 4- Doğu Kalimantan (Samarinda) 5- Kuzey Kalimantan 5- Papua Bölgesi: 1- Papua (Jayapura) 2- Batı Papua (Manokwari)(Konusu: Ülke İdari Yapı, Kökeni: )
Endonezya:
Komşuları: Kuzeyinde Malezya, Doğusunda Doğu Timor ve Papua Yeni Gine, Güneyinde kara sınır komşusu olan Avustralya yer alır. Diğer komşu ülkeleri Singapur, Filipinler, Andaman ve Nikobar Adaları'dır. Sumatra Adası'ndan, Avustralya’ya kadar uzanan adalar topluluğu üzerinde kurulmuştur. Batı ve Güneyden Hint Okyanusu, Kuzeyden Güney Çin Denizi, Kuzeydoğudan Pasifik Okyanusu (Büyük Okyanus) ile çevrilidir.(Konusu: Ülke Komşuları, Kökeni: )
Endonezya:
Resmi Dili: Endonezce(Konusu: Ülke Resmi Dili, Kökeni: )
Endonezya:
Plaka Kod: RI(Konusu: Ülke Plaka Kodu, Kökeni: )
Endonezya:
Tel. Kodu: +62 Bölge 6 – Güneydoğu Asya ve Okyanusya Kıtası numaralandırma Plan Alanı içindedir.(Konusu: Ülke Tel Kodu, Kökeni: )
Endonezya:
Dini: İslamiyet, Hristiyanlık, Hinduizm, Budizm ve Konfüçyüsçülük Mezhebi: Sünnilik (Şafi) NOT: Hristiyan'lığın 3 ana mezhebi: Roma Katolik Kilisesi, Protestanlık, Ortodoks Kilisesi NOT2: İslamiyet'in 2 ana mezhebi: Sünnilik, Şiilik(Konusu: Ülke Dini, Kökeni: )
Endonezya:
Endonzeya Bayrağı: 13. yüzyılda kurulmuş olan Majapahit İmparatorluğu'nun bayrağından gelmektedir. Bayrak ilk olarak 17 Ağustos 1945 tarihinde Endonezya Bağımsızlık Günü kutlamalarında halka duyurulmuş ve göndere çekilmiştir. O günden beri bayrağın tasarımında herhangi bir değişiklik yapılmamıştır. Bayrağın yapısı ve şekli oldukça basit olup, üstte kırmızı, altta beyaz olmak üzere iki eşit büyüklükte şeritten oluşmaktadır. Singapur ve Polonya bayraklarına oldukça benzer olup, Monako bayrağı ile oranı dışında biçimsel olarak birebir aynıdır. Endonezya geleneklerine göre bayraktaki renklerden kırmızı; cesareti, beyazsa ruhsal ögeleri simgeler. Endonezya toplumu bayraklarını Merah Putih yani Kırmızı-Beyaz olarak adlandırır.(Konusu: Ülke Bayrağı, Kökeni: )
Endonezya:
Milli Marşı: "Indonesia Raya" 17 Ağustos 1945'te Endonezya'nın bağımsızlığını ilan etmesinden bu yana Endonezya'nın milli marşı. Şarkı besteci Wage Rudolf Supratman tarafından 28 Ekim 1928'de Batavia'daki ikinci Endonezya Gençlik Kongresi sırasında tanıtıldı.(Konusu: Ülke Milli Marşı, Kökeni: )
Endonezya:
Genel Bkş: Bol ve çok çeşitli madenler mevcuttur. Kalay, petrol, doğalgaz, kömür, boksit, manganez, altın ve gümüş yatakları dünya rezervleri arasında önemli bir yer işgal eder. Ayrıca bunlardan başka nikel, bakır ve iyot ile tuz da zengin yeraltı madenleri arasında yer alır. • Endonezya, Hollanda’nın her ne pahasına olursa olsun, sömürge olarak kullanmaktan vazgeçmek istemediği seviyede bol doğal kaynaklara sahip bir ülkedir. • (Konusu: Ülke Genel Bakış, Kökeni: )
Endonezya:
BIN Endonezya'nın Dış İstihbarat Teşkilatı. Badan Intelijen Negara (Devlet İstihbarat Teşkilatı) 2001'den önce, BAKIN Badan Koordinasi Intelijen Negara (Devlet İstihbarat Eşgüdüm Ajansı) olarak biliniyordu. 1946 yılında kurulmuştur.(Konusu: Ülke İsth. Teş., Kökeni: )
Endonezya Milli Tk:
milli tk.lakabı: Kırmızı-Beyazlılar (Merah Putih)(Konusu: Lakap Milli Tk., Kökeni: )
Endorfin:
Endorfin hormonu insan vücudunda oluşan ağrılar ve acıların oluştuğu zaman salgılanan bir hormondur. Acıların ve ağrıların bastırılması konusunda hormonun önemli görevleri bulunur.(Konusu: Fitness Terimi, Kökeni: )
Endoskop:
(fr.i. endoscope) (tıp) İnsan vücudunun herhangi bir boşluğunu, muayeneyi kolaylaştırmak için aydınlatıp görünür duruma getiren alet. içgöreç.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Endoskopi:
(fr.i. endoscopie) (tıp) İnsan vücudunda, organ veya kovuk içlerinin endoskopla muayenesi, iç görüm.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Endotermik:
(fr.sf. endothermique) (kim.) Oluşumu sırasında çevresindeki ısıyı emen, ısıyı soğuran birleşme, tepkime. (eş.anl.) Isıalan.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Endüksiyon:
(fr.i. induction) (fels.man.) Akıl yürütmede, tikelden tümele, olaydan yasaya, etkiden etkene, özelden genele geçme yolu. (eş.anl.) Tümevarım.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
endüljans:
Hristiyanlık’ta, işlenen günahlardan dolayı dünyada çekilecek cezanın bir miktar para ödemek karşılığında affedilmesi. Endüljans yalnızca Katolikler tarafından kabul edilir. Bu uygulama XI. ve XII. yüzyıllarda başlamış ve XV. yüzyılda ölüler de endüljansın kapsamına alınmıştır. Af yetkisini tekeline alan kilise bu sayede rahip ve rahibeleri ekonomik olarak güçlendirmiştir.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Endülüs:
Resmi Tam Adı: Endülüs Arapça: Al-Andalus (الأندلس) (Konusu: Ülke Resmi Adı, Kökeni: )