MecmuaN.CoM sözlük sitesi
 D E N E M E    


Haydi Öğrenelim!

Rükni:

(a.i. erk.) l- Bir şeyin en sağlam yanı. 2- Saygın, güçlü, önemli kimse.

SON EKLENEN KELİMELER



*Amed Sportif Faaliyetler

*Abdi Algül

*Beyza Başar

SON ARANAN KELİMELER



*Erkeklik

*Husye

*Husye

MecmuaN.com Nedir?

MecmuaN geniş çaplı bir Sözlük Sitesidir. Anlamını bilmediğiniz kelimeler, atasözleri, deyimler, osmanlıca kelimeler ve kronolojik tarihi olayları araştırabilir ve önemli günler gibi bir çok bilgiye ulaşabilirsiniz.

Kelime Arama

      Gelişmiş Arama
Sende Yolla Hata Bildir!


GENİŞ KAPSAMLI ANLAMLAR VE KAVRAMLAR SÖZLÜĞÜ - TÜRKÇE SÖZLÜK




Elfaz:  

(a.i. erk.) Sözler, sözcükler. (Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Elfida:  

(a.i. ka.) Feda etme, gözden çıkarma, verme. (Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

Elfiye:  

(a.i. ka.) l- 1000 mısralık manzume. 2- Manzum risaleler.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

Elgin:  

(t.i. erk.) Garip, yurdundan ayrılmış.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

elhamdülillah:  

1- “Allah’a şükürler olsun.”, “Allah’a hamdolsun.” anlamında bir dua sözü. Örn:: “Duanın en güzeli elhamdülillah demektir.” (Hadis) 2- “Elimizde bulunan ve bulunmasını arz ettiğimiz her türlü nimetten dolayı şükür, övgü, yücelik Allah’a özgüdür.” anlamında bir övgü sözü. Örn:: “(Cennete girenler) şöyle derler: ‘Elhamdülillah! Allah bize dosdoğru olan yolu gösterdi. O, bize doğru yolu göstermeseydi biz doğru yolu bulamazdık.” (Kur'an-ı Kerim A'raf suresi 7/43 ncü Ayet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Elhan:  

(t.i. ka.erk.) Nağmeler, ezgiler. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Arapça)

Eli Temizse Bir de İşetmek:  

(d.) (Birisinden) Yararlanmayı terbiyesizlik düzeyine vardırmak. Örn:: Adam sipsiyi verizledi. Bi de yaktırdık. Bi de İstepneledik. Eh temizse bir de işetseydi bari.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Elif:  

(a.i. ka.) 1- İslami alfabenin ilk harfi. Ebced hesabında değeri birdir. 2- Musikide "la" notasını ifade için kullanılır. 3- Ülfet eden, dost, tanıdık. 4- Alışmış, alışkın, alışık. İki kelimeli isimler yapılabilir (Elif Beyza, Elif Nur v.s.)(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

Elife:  

(a.i. ka.) (bkz:: Elif) (Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

Eliminasyon:  

(fr.) Bir yarışta ya da sınavda elenme ya da eleme.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Eliminasyon:  

Yanlış: Eleminasyon Doğru: Eliminasyon(Konusu: Yanlış Yazılan Kelime, Kökeni: )

Eliminasyon Raundu:  

(Okçuluk Ter.) Bireysel yarışmalarda 32 ve 16 okuçunun, Takım yarışmalarında 16 ve 8 takımın yarıştığı bölüm. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Elimine:  

(fr.sf.) Bir yarışta ya da sınavda elenmiş.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Elips:  

(fr.i.) (mat.) Odak adı verilen iki ayrı noktaya olan uzaklıklarının toplamı birbirine denk olan noktalar kümesinin oluşturduğu kapalı eğri.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Elipsoidal:  

(fr.sf.) (mat.) (l ince okunur) Elipsoitle ilgili, Elipsoit biçiminde olan.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Elipsoit:  

(fr. ellipsoïde) (mat.) 1- Elipse benzeyen, elips biçiminde olan. 2- (i.) Bir elipsin eksenlerinden biri etrâfında dönmesiyle meydana geldiği düşünülen cismin şekli, mücessem, kat’- nâkıs.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Eliptik:  

(fr.sf. elliptique) Elipsle ilgili, elips biçiminde olan.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Elisha Graves Otis:  

Elisha Graves Otis (1811-1861) Amerikalı mucit. 1852 yılında Asansör'ü icat etti. Bu asansör, 23 Mart 1857 günü, New York'un Broadway semtinde beş katlı bir binaya takıldı.(Konusu: Mucid ve İcadı, Kökeni: )

Elit:  

(fr.sf. élite) 1- Benzerleri arasında üstün nitelikleriyle seçkinleşen, göze çarpan kimse. 2- (eş.anl.) Seçkin, güzîde, mümtaz. “Elit zümre.”(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Elle Atak:  

(Tekvando Ter.) Chigi. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Elle Oynama:  

(Futbol Ter.) Bir oyuncu tarafından kasıtlı olarak avantaj sağlama amacıyla oynanması. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Ellesmere Adası:  

Ellesmere Adası 196.235 km2'lik yüzölçümü ile dünyanın 10. Kanada'nın ise 3. en büyük adasıdır. Birçok fiyort ve buzulu olan adanın 1/5'i Ellesmere Adası Millî Parkı adı altında korunmaktadır. 2006 yılında adanın toplam nüfusu 146 olarak açıklanmıştır.(Konusu: Coğrafi Konum, Kökeni: )

Elli:  

(Tekvando Ter.) Sheen.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Elli Dirhem Otuz:  

(d. türk. a. dirhem) Esrik, sarhoş.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

elli dört farz:  

Müslümanlara inanç, ibadet ve ahlak konusunda İslam’ın temel prensiplerinin öğrenimini kolaylaştırmak amacıyla İslam âlimlerinin Kur'an-ı Kerim’den ve sünnetten çıkarmış oldukları bazı emir ve yasaklar. Türk kültüründe elli dört farz olarak bilinen dinî emir ve yasaklar şunlardır: 1- Allahuteala’nın var ve bir olduğuna inanmak. 2- Helal yemek ve içmek. 3- Abdest almak. 4- Beş vakit namaz kılmak. 5- Cünüplükten yıkanmak. 6- Rızkı yaratanın Allahuteala olduğuna inanmak. 7- Helal ve temiz elbise giymek. 8- Allah’a tevekkül etmek. 9- Kanaatkâr olmak. 10- Verdiği nimetlerin karşılığında, Allahuteala’ya şükretmek. 11- Allah’ın verdiği hükme (kazaya) razı olmak. 12- Allah’tan gelen belalara sabretmek. 13- Günahlardan tevbe etmek. 14- Allah rızası için ibadet etmek. 15- Şeytanı düşman bilmek. 16- Kur’an-ı Kerim’in hükmüne razı olmak. 17- Ölümün gerçekleşeceğine inanmak. 18- Allah’ın dostlarına dost, düşmanlarına düşman olmak. 19- Anaya ve babaya iyilik etmek. 20- İyiliği emredip kötülükleri yasaklamak. 21- Akrabayı ziyaret etmek. 22- Emanete hıyanet etmemek. 23- Daima Allah’ın gazabından korkup şımarıklığı ve azgınlığı terk etmek. 24- Allah’a ve Resulüne itaat etmek. 25- Günahtan kaçıp ibadetlerle meşgul olmak. 26- Yöneticilere itaat etmek. 27- Âleme ibret nazarıyla bakmak. 28- Allahuteala’nın varlığını tefekkür etmek. 29- Dilini, her türlü kötü sözden korumak. 30- Kalbini temiz tutmak. 31- Hiçbir kimseyle alay etmemek. 32- Harama bakmamak. 33- Sözüne sadık olmak. 34- Kulağını kötü şeyleri dinlemekten korumak. 35- İlim öğrenmek. 36- Tartı ve ölçü âletlerinde hile yapmamak. 37- Allah’ın azabından emin olmayıp daima korkmak. 38- Zekât vermek ve yardım etmek. 39- Allah’ın rahmetinden ümit kesmemek. 40- Nefsinin isteklerine tâbi olmamak. 41- Allah rızası için (fakirlere) yemek yedirmek. 42- Yeterli miktarda rızık kazanmak için çalışmak. 43- Malının ve gelir getiren her türlü kazancının zekâtını vermek. 44- Hayız veya loğusa olan eşiyle cinsel ilişkide bulunmamak. 45- Kalbini günahlardan temizlemek. 46- Kibirli olmaktan sakınmak. 47- Rüşt çağına ulaşmamış yetimin malını korumak. 48- Lutilikten ve her türlü cinsel sapıklıktan uzak durmak. 49- Beş vakit namazı vaktinde kılıp kazaya bırakmamak. 50- Haksız yere kimsenin malını yememek. 51- Allahuteala’ya şirk koşmamak. 52- Zinadan kaçınmak. 53- Şarabı ve alkollü içkileri içmemek. 54- Gereksiz ve yalan yere yemin etmemek.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Ellialtı:  

(i.) 1- Tokat, şamar. 2- Tokattan, sert yumruktan hafif el darbesi sille. 3- (esk.) Hırsızlık. (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Ellialtıya Kalkmak:  

(d. esk.) (Eşya) Çalınmak, (ev) soyulmak. Örn:: Bütün ev ellialtıya kalkmış. (Mikhail Mikhailov, Mat6riaux sur largot turc-ottoman)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Elliiki:  

(i.) 1- Tam iskambil destesi. Örn:: Ver bir elli, İki de şeytanımızı arayalım. (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Ellisekiz:  

(sf. ve i.) Edilgin eşcinsel (erkek)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Ellisekiz Top:  

(d.) Ünlenmiş, müptezel, edilgin eşcinsel erkek.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Elma:  

(esk.i. türk. alma) 1- Kız göğsü, kız memesi. Örn:: Dişledum birer birer Cennet elmalarını. (Karadeniz türküsü) 2- (esk.) Topuk.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Elma:  

(malus) Gülgillerden çiçekleri pembe, oldukça yüksek bir ağacın meyvesidir. Meyvesi (elma); çoğu yumruktan küçük ve yuvarlak, kabuğu parlak ve sert, kırmızıdan yeşile kadar türlü renktedir. Çekirdekleri ufaktır. Dokusu gevşektir. Kokusu hoş, tadı mayhoş veya tatlıdır. Amasya, Gümüşhane, Niğde ve Ferik gibi birçok çeşidi vardır. Faydası:: Sinirleri ve adaleleri kuvvetlendirir. Bedeni ve zihni yorgunluğu giderir. Hamilelerin bulantı ve kusmalarını azaltır. Hastalıkların çabuk geçmesini sağlar. İdrar söktürür, vücutta biriken zararlı maddelerin atılmasında yardımcı olur. Böbreklerdeki kum ve taşların dökülmesine yardım eder. Kanı temizler. Kolestrolü düşürür. Damar sertliği ve kalp krizlerini önler. Kandaki şeker miktarını düşürür. Kabızlığı giderir. Şeker hastaları için faydalıdır. Dizanteri ve paratifoda iyileşmeye yardımcı olur. Öksürüğü keser. Kompostosu ateşi düşürür. Susuzluğu keser. Uçukları geçirir. Cildin taze ve güzel kalmasını sağlar. Göz ve kulak ağrılarında da kullanılır.(Konusu: Bitki Bilim, Kökeni: )

Elmas:  

(yun.i. ka.) 1- Bilinen kıymetli taş. 2- Pek sevgili ve kıymetli. 3- Billurlaşmış saf ve şeffaf karbon. 4- Ucunda sivri bir elmas parçası bulunan ve cam kesmekte kullanılan alet.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Yunanca)

Elmas:  

(yun.i. adamas'tan a. ve fars. k.) Bir tür uyuşturucu, metamfetamin. (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: Yunanca)

Elmas Tozu:  

(d. esk.) Köpek dışkısı.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Elmer Ambrose Sperry:  

Elmer Ambrose Sperry (1860-1930) Amerikalı mucit. 1910'da Sperry, jiroskoplar konusunda uzmanlaşmış bir şirket kurdu. Gelecek 20 yıl boyunca Sperry ve şirketi, diğerlerinin yanı sıra bir jiroskopi pusulasını, uçaklar için bir dengeleyici, silah sesi kontrol sistemleri ve uçaklar için otomatik pilot (1913) icat ettiler. Daha önceki icatlarının çoğunda olduğu gibi, bunlar genellikle otomatik kontrol ve geri bildirim sistemlerine dayanıyordu.(Konusu: Mucid ve İcadı, Kökeni: )

Elmer Fudd:  

Warner Bros'un Looney Tunes (Sevimli kahramanlar) serisinde yer alan hayali bir çizgi film karakteridir. Tek amacı Bugs Buuny’i avlamak olan avcı Elmer Fudd, hiçbir zaman amacına ulaşamayan aksine kendine zarar veren bir karakterdir. REPLİĞİ: Konuşma tarzı ile dikkat çeken Elmer Fudd, “R” sesini söyleyemez. “Şşş, Çok sessiz olun. Biy tavşan avlıyoğum” repliği ve arkasından gelen gülüşü ile hafızalara kazınan bir çizgi karakterdir.(Konusu: Çizgi Karakter, Kökeni: )

elo:  

fıde’nin uyguladığı rating sistemi.(Konusu: satranç terimi, Kökeni: )

Elroy Jetgil:  

Çizgi filmin orjinal adı The Jetsons'dur. Jetgiller, uzayın ortasında birbirinden harika imkanlar içinde yaşayan bir ailenin küçük çocuğudur. Bilime ve kozmik dünyaya meraklıdır. Aşırı derecede hareketlidir. (Konusu: Çizgi Karakter, Kökeni: )

Elurofobi:  

(ing.i. elurophobia) kedi korkusu. (bkz:: aylurofobi, felinofobi, galeofobi)(Konusu: Fobiler, Kökeni: ingilizce)

Elvan:  

(a.i. ka.erk.) Renkler, rengarenk, çok renkli, polikrom. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Arapça)

Elvida:  

(a.i. ka.erk.) Allah'a ısmarladık. Allah'a emanet olun yollu ayrılık hitabı. (bkz. el-Firak, el-Veda). Erkek ve kadın ismi olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Arapça)

elyazması:  

Elyazması ya da el yazması, elle yazılan ve çizimleri yapılan; genellikle edebî, sanatsal ya da tarihî önemi haiz kitap.(Konusu: , Kökeni: )

Elyesa:  

(a.i. erk.) Kur'an-ı Kerim'de adı geçen bir peygamber.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Elyesa Peygamber:  

Kur'an-ı Kerim’de adı geçen peygamberlerden biri. Hz. Elyesa’nın M.Ö. VIII. yüzyılda yaşadığı ifade edilmektedir. Hz. İlyas’tan sonra peygamber olarak görevlendirilmiş ve onun yanından hiç ayrılmamıştır. Allah’ın izniyle birçok mucize göstermiştir. İsrailoğulları’nı Allah’ın birliğine inanmaya çağırıp onlara sürekli öğütte bulunmuştur. Bu çağrısında başarılı olmuş ve tevhit inancını İsrailoğulları arasında yerleştirmiştir. İsrail Kralı Yoaş zamanında hastalanmış ve vefat etmiştir. Hz. Elyesa’dan sonra Hz. Zülkifl, peygamber olmuştur.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Eman:  

(a.i. erk.) 1- Emniyet. 2- Himaye, masuniyet. Güvence. Müslüman her ferde eman verebilir.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

eman:  

1- Af. 2- İzin. 3- Yazılı olarak birisine verilen güvenlik belgesi. 4- Yardım isteme, aman dileme. 5- Emniyette olma, güvenme ve güvende olma. Ör:: “İbrahim, Allah’a şöyle dua etti: ‘Ey Rabbim! Mekke’yi bir eman yeri yap…” (Kur’an-ı Kerim Bakara suresi 2/126 ncı Ayet) 6- Devletler arası ilişkilerde sığınma ve korunma hakkı. Örn:: “(Müşrikler) bir mümine karşı ne bir yemin ne de eman gözetirler. Onlar gerçekten saldırgan insanlardır.” (Kur’an-ı Kerim Tevbe suresi 9/10 ncu Ayet) 7- Tarihte Müslüman ülkesine girmek ve Müslüman ordusuna teslim olmak isteyen bir yabancıya verilen can, mal ve namusunu koruma güvencesi. Örn:: “Müslümanların emanı birdir; onlardan herhangi birisinin vermiş olduğu eman diğer Müslümanları da bağlar.” Hadis)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Emanet:  

(a.i. erk.) 1- Emniyet edilen kimseye bırakılan şey, eşya veya kimse. 2- Osmanlı devletinde bazı devlet dairelerine verilen isim.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

Emanet:  

(a.i.) 1- Silah. Tabanca. Bıçak. Örn:: Sapını öfkeyle kavradığı emaneti pezonun kasıklarına sokup. (Metin Kaçan, Ağır Roman) 2- Erkeklik organı, penis.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

emanet:  

1- Güven verme, karşılıklı güven üzerine yapılan anlaşma. Örn:: “Ey iman edenler! Allah’a ve resulüne ihanet etmeyin; emanetlerinize de ihanet etmeyin…” (Kur’an-ı Kerim Enfal suresi 8/27 nci Ayet) 2- Korumak için güvenilen birine veya bir yere bırakılan eşya. Örn:: “Münafığın alameti üçtür: Konuştuğu zaman yalan söyler, söz verdiğinde sözünde durmaz ve emanete hıyanet eder.” (Hadis) 3- “Eminlik, güvenilirlik” anlamında peygamberlerin en önemli niteliklerinden birisi. Peygamberler her zaman ve her yerde güvenilir olup kutsal görevlerini yerine getirmede emanet üzere davranmışlardır. Hem insanların emanetlerini hem de Allah’ın emaneti olan vahyi gereği gibi korumuşlar ve insanlara gerektiği gibi ulaştırmışlardır. 4- Akıl ve özgürlük, insana verilen dileme, isteme gücü; irade. Örn:: “Emaneti olmayanın dini yoktur.” (Hadis) 5- Allah’ın, kullarına peygamberler aracılığıyla göndermiş olduğu dinî yükümlülükler, sorumluluklar. “Biz, emaneti göklere, yere ve dağlara vermeyi teklif ettik de onlar bunu yüklenmekten çekindiler. Nihayet onu insan yüklendi…” (Kur'an-ı Kerim Ahzab suresi 33/72 nci Ayet) 6- Yönetimde ehliyet ve yetki. “Allah, emanetleri layık olana vermenizi emreder.” (Kur'an-ı Kerim Nisa suresi 4/58 nci Ayet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Emanetullah:  

(a.i. erk.) Allah'ın emaneti.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Emanullah:  

(a.i. erk.) 1- Allah'ın emaneti. Devletin tebası, halk, millet. (Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Emay:  

(fr.i.) (kim.) Kimi maddeleri korumak, boyamak ve onlara belirli bir parlaklık kazandırmak için kullanılan, saydam ya da donuk, cama benzeyen bir cila.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Emaycı:  

(fr.t.i.) Seramik ya da madeni eşyayı kaplamak işinde çalışan işçi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fr + Tür)

Emaye:  

(fr.sf. émaillé) Üzeri şeffaf veya donuk, cama benzeyen ve sır denen madde ile kaplanmış olan, sırlı, mineli. Örn:: "Bu ufak aralığa beyaz emaye bir banyo ve bir lavabo yerleştirilmiş" (Refik H. Karay)(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Emaylama:  

(fr.t.i.) 1- Emaylamak eylemi. 2- Boyalara maden oksitler katarak, bir madeni parçayı emaya benzer renklerle kaplamak amacıyla yapılan sanat çalışması.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Emaylamak:  

(fr.t.i.) Emayla kaplamak.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fars+Tür)

Embolizm:  

(embolism) Bir cismin kan akımıyla sürüklenerek damarları tıkaması.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )

embriyoloji:  

(ing.i. embryology) (biy.) döletbilim veya oğulcukbilim. dölüt durumuna gelinceye kadar oğulcuğun geçirdiği gelişim evrelerini inceleyen biyoloji alt dalı.(Konusu: loji ile biten, Kökeni: ingilizce)

Embriyoloji:  

(fr.i. embryoloqie < Yun.) Canlının meydana gelişini döllenmiş yumurta devresinden başlayarak bütün safhaları ile inceleyen (yaşambilim) bilim dalı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Embriyon:  

(fr.i. embryon < Yun.) (yaşb.) 1- Döllenmiş olan bir yumurtacığın gelişmeye başladığı andan kan dolaşımı başlayıncaya değin geçen süredeki adı. 2- (bitb.) Bitki tohumlarında bir kökçük ile bir filizcikten oluşan, tohum çimlenince o bitkinin türünden yeni bir bitki olarak gelişen ana bölüm. Oğulcuk, rüşeym, embriyo.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

EMBU:  

(embu) Mücadele sanatlarının yapıldığı alan.(Konusu: Karate Terimi, Kökeni: )

EMBUSEN:  

(embusen) Kata'nın yol haritası. Alan ve adım limiti.(Konusu: Karate Terimi, Kökeni: )

Emdirmek:  

(f.) (Kendisinden) Para sızdırılmasına göz yummak. Örn:: İştahı kursağında kalmayan kahpe adama mangiz emdirmez. (Kemal Tahir, Esir Şehrin Mahpusu)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Emeç:  

(t.i. erk.) 1- Hedef. 2- Yamaç. 3- Henüz memeden kesilmemiş buzağı.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Emeğin Partisi:  

Kısa Adı: EMEP Genel Merkezi: Ankara Kuruluş Tarihi: 14.03.1997 Genel Başkanı: * Sona Eriş Tarihi: 27.11.2005 Sona Eriş Nedeni: 27.11.2005'te Kongre Kararıyla partinin adı Emek Partisi olarak değiştirilmiştir. Siyasi Pozisyonu: Aşırı Sol İdeoloji: Marksizm - Leninizm, Hocaizm, Anti-revizyonizm NOT: Çok Partili Dönemde Kurulan Siyasi Parti - III (1980 Sonrası) (Konusu: Siyasi Parti, Kökeni: )

Emek:  

(t.i. erk.) 1- Uzun, yorucu ve özenli çalışma. 2- Bir işin yapılması için harcanan beden ve kafa gücü.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Emek Partisi:  

Kısa Adı: EMEP Genel Merkezi: Ankara Kuruluş Tarihi: 25.11.1996 Genel Başkanı: Selma Gürkan, Kurucusu; Abdullah Levent Tüzel Sona Eriş Tarihi: 14.02.1997 Sona Eriş Nedeni: 14 Şubat 1997 tarihinde Anayasa Mahkemesi kararıyla kapatıldı. Kapatılmasından sonra Emeğin Partisi adını almıştır. Siyasi Pozisyonu: Aşırı Sol İdeoloji: Marksizm - Leninizm, Hocaizm, Anti-revizyonizm NOT: Çok Partili Dönemde Kurulan Siyasi Parti - III (1980 Sonrası)(Konusu: Siyasi Parti, Kökeni: )

Emek Partisi:  

Kısa Adı: EMEP Genel Merkezi: Ankara Kuruluş Tarihi: 27.11.2005. Parti yöneticileri davayı AİHM'e götürmüş, mahkeme kazanılmış ve Emeğin Partisi, 27 Kasım 2005 tarihli kongresinde Emek Partisi adını tekrar almıştır. Genel Başkanı: Selma Gürkan Sona Eriş Tarihi: FAAL Sona Eriş Nedeni: FAAL Siyasi Pozisyonu: Aşırı Sol İdeoloji: Marksizm - Leninizm, Hocaizm, Anti-revizyonizm NOT: Çok Partili Dönemde Kurulan Siyasi Parti - III (1980 Sonrası)(Konusu: Siyasi Parti, Kökeni: )

Emekçi Hareket Partisi:  

Kısa Adı: EHP Genel Merkezi: Ankara Kuruluş Tarihi: 05.01.2004 Genel Başkanı: Sibel Uzun, Kurucusu; Hakan Öztürk Sona Eriş Tarihi: FAAL Sona Eriş Nedeni: FAAL Siyasi Pozisyonu: Aşırı Sol İdeoloji: Marksizm-Leninizm NOT: Çok Partili Dönemde Kurulan Siyasi Parti - III (1980 Sonrası)(Konusu: Siyasi Parti, Kökeni: )

Emekdar:  

(bkz:: Emektar)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Emeksiz:  

(i.) (Öğrenci için) Kopya.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Emektar:  

(türk.i. emek, fars. dar, sahip olan) Erkeklik organı, penis. Örn:: Yani öyle bir ayak ki koş kabine çıkar mayoyu emektarı devreye sok Hemen. (Engin Ardıç, Bırakın Bu Ayakları)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Emel:  

(a.i. ka.) 1- Ümit. 2- Şiddetli arzu, hırs, tamah. 3- Uzun zamanda gerçekleşebilecek arzu. 4- İnsan ömrünün yetmeyeceği hülyalar, kuruntular.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

Emel Aydan:  

Erdoğan KAŞİF (d:1951; ö:) Babası bir zamanlar tiyatrolarda görev almış, yönetmen Hüseyin Kaşif. İtalya’nın Roma şehrinde ameliyat ile kadın olmuş, ardından da Milano ve İsviçre’de Rita Santiago adıyla striptizcilik yapmıştır. Türkiye’ye döndükten sonra 1970’li yılların ortalarında birçok cinsel içerikli filmlerde yer almıştır.(Konusu: Gerçek Adı, Kökeni: )

Emel Çölgeçen:  

Dizi Karakteri: Meriç Dizi Adı: Aliye. 2004-2006 yılları arasında atv'de yayımlanan dram türündeki Türk televizyon dizisi.(Konusu: Film & Dizi Karakteri, Kökeni: )

Emel Yıldız:  

(lakabı) Panter Emel(Konusu: Lakaplar, Kökeni: )

Emelya:  

(Yun. emmeleia) Eski Klasik Yunan tiyatrosunda tragedya içinde oynanan ağır danslar.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

emetik:  

Mide içeriğinin diyafragma ve karın kaslarının kasılması sonucu, ağız yolu ile boşalmasına yardımcı olan maddelerdir. Bu olayın tersi- kusmaya karşı kullanılan maddeler antiemetik bileşiklerdir. Emetikler özellikle zehirlenmelerde kullanılırlar.(Konusu: , Kökeni: )

Emetofobi:  

(ing.i. emetophobia) kusmak korkusu.(Konusu: Fobiler, Kökeni: ingilizce)

emetoloji:  

(ing.i. emetology) emetik (kusturucu) faktörleri araştıran bilim dalı.(Konusu: loji ile biten, Kökeni: ingilizce)

Emigrasyon Belirtisi:  

(emigration sign) Paranoya hastalarının, baskı gördükleri kişilerden uzaklaşmak için semt, şehir, ülke değiştirme şeklindeki davranışları.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )

Emile Berliner:  

Emile Berliner (1851-1929) Alman asıllı Amerikalı mucit. 1887 yılında Gramofon'u icat etti.(Konusu: Mucid ve İcadı, Kökeni: )

Emin:  

(a.i. erk.) 1- Korkusuz kimse. 2- Emniyette olan. 3- İnanan, güvenen. 4- İnanılır, güvenilir. 5- Şüpheye düşmeyen, kati olarak bilen. 6- Emanet olarak idare edilen dairelerin başı. 7- (Hz. Muhammed (s.a.s) ve Cebrail'in adı.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

emin:  

1- İnanılan, güvenilen (kimse) Örn:: “Ben, size Rabbimin benimle göndermiş olduğu buyrukları duyuruyorum. Ben sizin için emin bir nasihatçiyim.” (Kur’an-ı Kerim A'raf suresi 7/68 nci Ayet) 2- Emniyetli, tehlikesiz, güvenilir. Örn:: “Kâbe’de Allah’ın apaçık ayetleri ve İbrahim makamı vardır. Kim Kâbe’ye girerse emin olur.” (Kur'an-ı Kerim Al'i İmran suresi 3/97 nci Ayet) 3- Kendisine bırakılan şeyi iyi koruyan, emanete ihanet etmeyen. Örn:: “Mümin, insanların mallarından ve canlarından emin olduğu kişidir.” (Hadis) 4- Doğru sözlü, sözünde duran, vefalı. Örn:: “Doğru sözlü ve emin bir ticaret adamı peygamberlerle beraberdir.” (Hadis) 5- (Büyük E ile) Mekkeliler tarafından Hz. Muhammed’e İslamiyetten önce verilen ve peygamber olduktan sonra da kullanılan sıfat, Hz. Muhammed’in adlarından biri. Hz. Peygamber, dürüstlüğü, iyi ahlakı, erdemli ve güvenilir kişiliği ile bütün Mekke halkının güvenini kazanmış olduğu için, daha peygamberlik gelmeden önce, gençliğinde kendisine Örn:: “Muhammedü’l-Emin” denilmiştir. “Emin”, onun anıldığı bir lakap olmuştur. Allah’tan, Cebrail vasıtasıyla kendilerine gelen vahyi, insanlara eksiksiz olarak aktardıkları ve ilahî emirleri en güzel biçimde uyguladıkları için, tüm peygamberlere Kur’an’da, “emin” sıfatı verilmiştir.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Emine:  

Yakub Kadri Karaosmanoğlu'nun yazdığı Yaban kitabının baş kahramanıdır. Romanda ağırlığını koyan ikinci kadındır. Mehmet Ali’nin kardeşi İsmail’in karısıdır. Ahmet Celal’in ilgi duyduğu tek kadındır. Emine de Zeynep Kadın gibi olaylar karşısında edilgen bir yapıya sahiptir. Erkeklerin kurduğu köy dünyasında erkeklerin güdümünde sessizce yaşamaktadır. Yunan birliğinin öldürme ve kıyım eylemlerinden korkarak sonunda Ahmet Celâl ile kaçar.(Konusu: Kitap Karakteri, Kökeni: )

Emine:  

Halide Edip Adıvar'ın yazdığı Sinekli Bakkal kitabındaki baş karakter. İmam’ın kızı, Kız Tevfik’in karısı ve Rabia’nın annesi. Çocukluğundan itibaren hamarat, titiz, mahalle çocuklarıyla oynamaya tenezzül etmeyen biri. Suratsız ve gülmeyen bir kişi. 17 yaşında Tevfik’e kaçıyor; Tevfik’e oyunculuğu bırakacağına dair söz verdirttiği için onunla evleniyor.(Konusu: Kitap Karakteri, Kökeni: )

Emine:  

(a.i. ka.) 1- Arapça'daki Amine kelimesinin Türkçeleştirilmiş şeklidir. 2- Peygamberimizin annesi.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

Emine Ün:  

Emine BOLVERDİ (d:1977; ö:)(Konusu: Gerçek Adı, Kökeni: )

Eminoğlu:  

(d. a. türk.) Paraca güçlü kefili olan esnaf.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Emir:  

(a.i. erk.) 1- Bir kavmin, bir şehrin başı. 2- Büyük bir hanedana mensup kimse. 3- Peygamberimizin soyundan gelen. 4- Kumandan. 5- Abbasi devletinde başkomutan. 6- Osmanlı devletinde beylerbeyi ve Tanzimat'tan sonra sivil paşalığın ilk derecesi.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

emir:  

1- Yüce Allah’ın ve Hz. Muhammed’in müminlerin kesin olarak yapmalarını istediği farzlar. “Muhakkak ki Allah, adaleti, iyiliği, akrabaya yardım etmeyi emreder…” (Kur'an-ı Kerim Nahl suresi 16/90 ncı Ayet) 2- Allah’ın göklerde ve yerde, gerek yaratma ve gerekse hüküm koymadaki yetki ve kudreti. “…Bilesiniz ki yaratmak da emir de ona aittir.” (Kur'an-ı Kerim A'raf suresi 7/54 ncü Ayet) 3- Emretme, buyurma, bir işin yapılmasını kesin bir şekilde isteme. Örn:: “Size dininiz hususunda bir şey emrettiğim zaman onu hemen alıp uygulayınız.” (Hadis) 4- Buyruk, iş. Örn:: “Allah ve Resulü bir emir konusunda karar verdiği zaman mümin erkek ve kadınlar için seçme hakkı yoktur.” (Kur’an-ı Kerim Ahzab suresi 33/36 ncı Ayet) 5- Yönetici, vali, komutan. “Ey iman edenler! Allah’a itaat edin, Peygambere itaat edin, sizden olan emir sahiplerine de…” (Kur’an-ı Kerim Nisa suresi 4/59 ncu Ayet) 6- İslam’da, erginlik çağına girip dinin emir ve yasakları karşısında yükümlü tutulan erkek ve kadınların yapmakla sorumlu oldukları dinî işler.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Emir Sultan:  

(a.i. erk.) I. Beyazıd zamanında Buhara'dan Bursa'ya hicret eden mutasavvıf.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Emire:  

(a.i. ka.) (bkz:: Emir)(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

Emirhan:  

(a.t.i. erk.) (bkz:: Emir) "Emir" kelimesine "han" eki getirilerek iki isimden meydana gelmiştir. (Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Ar+Tür)

emirülmüminîn:  

1- Müminlerin emiri, başkanı, yöneticisi, halifesi, komutanı. 2- İslam tarihinde Hz. Ömer’den itibaren halifelere verilen unvan.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Emisyon:  

(fr.i. émission) 1- İhraç etmek, çıkarmak, tedâvüle koymak. 2- Merkez bankasının piyasaya kâğıt para sürmesi. 3- Tahvil ve hisse senedinin sermaye piyasasına sunulması.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Emma:  

Ahmet Hamdi Tanpınar'in yazdığı Huzur kitabındaki ana karakter. Fahir’in, uğruna karısını ve çocuğunu terk ettiği hayat kadınıdır. Erkekleri mutlu etme konusunda uzaman olan Emma, Fâhir’i daha zengin bir adam buluncaya kadar idare etmek niyetindedir. Fâhir’le birlikteyken de başka erkeklerle birlikte olan Emma zengin bir İsveçliyle Paris’e kaçarak Fâhir’i terk eder.(Konusu: Kitap Karakteri, Kökeni: )

emniyetli:  

sıfat güven verici, güvenilir, inanılır.(Konusu: , Kökeni: ar+t)

Emoglobin:  

(fr.i.) Hemoglobin(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

WhatsApp