MecmuaN.CoM sözlük sitesi
 D E N E M E    


Haydi Öğrenelim!

Okuma Oyunu:

(Alm. Lesestück - İng. closet drama) Yazarınca oynanmak için değil, okunmak için yazılmış oyun. Sahne gereklerine önem vermeyen oyun. Konusu teknik güçlüklerle kurulu, çok kişili, çok dekor isteyen, oynanmaya elverişli olmayan oyun. Örn. Hümanistlerin "Dialog"ları.

SON EKLENEN KELİMELER



*Amed Sportif Faaliyetler

*Abdi Algül

*Beyza Başar

SON ARANAN KELİMELER



*Erkeklik

*Husye

*Husye

MecmuaN.com Nedir?

MecmuaN geniş çaplı bir Sözlük Sitesidir. Anlamını bilmediğiniz kelimeler, atasözleri, deyimler, osmanlıca kelimeler ve kronolojik tarihi olayları araştırabilir ve önemli günler gibi bir çok bilgiye ulaşabilirsiniz.

Kelime Arama

      Gelişmiş Arama
Sende Yolla Hata Bildir!


GENİŞ KAPSAMLI ANLAMLAR VE KAVRAMLAR SÖZLÜĞÜ - TÜRKÇE SÖZLÜK




feraiz:  

1- Hisseler, paylar. “Feraizi hak sahiplerine veriniz.” (Hadis) 2- Müslümanlıkta yerine getirilmesi gereken emirler, farzlar. 3. İslam hukukuna göre mirasçıların her birine düşen payları ayrıntılı biçimde inceleyen ilim dalı, feraiz ilmi.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Feramus:  

(f.i. erk.) Unutma, hatırdan çıkma, nisyan.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Farsca)

Feraset:  

(a.i. ka.) Anlayışlılık, çabuk seziş.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

feraset:  

1- Çabuk seziş, zihin uyanıklığı, keskin zekâ, çok seri kavrayış kabiliyeti. 2- Akıl ve duyu organlarıyla bilinemeyen, ancak sezgi gücü ile ulaşılabilen bilgi; ilham, keşif, kalp gözüyle görme. “Ferasetin kuvvetli veya zayıf olması imanın kuvvetine bağlıdır. İmanı kuvvetli olanın feraseti daha keskindir. Feraset nuruyla bakan Hakk’ın nuruyla bakar. İlmini Hak’tan alır. Unutkanlık ve gaflet olmaz.” (Kuşeyri) 3- İnsanın Allah’a karşı yükümlülüklerinin ve sorumluluklarının farkında olup bunları içtenlikle yerine getirdiği zaman insanda oluşan yetenek. Örn:: “Müminin ferasetinden sakının. Çünkü o, Allah’ın nuru ile bakar.” (Hadis) 4- Allah Teâla’nın sevdiği kullarının kalplerine ihsan ettiği bir nevi idrak, anlayış, kavrayış. Örn:: “Feraset, Allah’ın âlimlerin kalplerine ve dillerine yerleştirdiği bir şey (kavrayış) dir. Bu nedenle, âlimlerin feraseti karşısında dikkatli olun. Çünkü onlar, Allah’ın nuru ile bakarlar.” (Hadis) 5- İnsanın, bütün hâl ve hareketlerine Allah’ın vâkıf olduğunu bilmesi ve bu bilinç hâlinin zihninde devamlı canlı tutması. 6- Olayların iç yüzünü keşfetme ve geleceğe yönelik doğru tahminlerde bulunma. 7- Bir kimsenin dış görünüşüne bakarak onun ahlak ve karakteri hakkında tahminde bulunma yetisi.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Feray:  

(f.i. ka.) Aydınlık, parlak ay, canlılık, süs, zinet.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Farsca)

Ferda:  

(f.i. ka.) 1- Yarın. 2- Gelecek zaman, ati. 3- Ahiret, öbür dünya.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Farsca)

Ferdane:  

(a.i. ka.) Tekli, yalnız.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

Ferdi:  

(a.i. erk.) Fertle ilgili, ferde has, tek başına yapılan.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

ferdi:  

ESKİMİŞTİR sıfat ➽bireysel,kişisel.(Konusu: , Kökeni: arapça)

Ferdi Tayfur:  

Turan BAYBURT (d:1945; ö:)(Konusu: Gerçek Adı, Kökeni: )

Ferdi ve Şürekası:  

Kitabın Türü: Roman Kitabın Yazarı: Halit Ziya UŞAKLIGİL Kitabın Konusu: Zengin kızın fakir gence aşkının trajedik sonu. Kitabın Ana Fikri: Bir zenginlik hayalinin her zaman mutlu sonla bitmemesi, trajediyle sonuçlanabilmesi.(Konusu: Kitap Hakkında, Kökeni: )

Ferdinand Verbiest:  

Ferdinand Verbiest (1623-1688) Belçikalı matematikçi, astronom, gökbilimci mucit. Dünyanın ilk buharlı otomobil'ini icat etmiştir. Misyoner olarak Çin’i ziyaret ederken bir otomobil yaratma fikrine koyuldu. Otomobilinin gücü buharla sağlandı, ancak insanları taşıyamadı. İlk buhar gücüyle kendinden tahrikli olarak çalışan, 65 cm. boyundaki aracı 1670 yılında tasarlamış ve dönemin Çin İmparatoruna hediye etmiştir. (Konusu: Mucid ve İcadı, Kökeni: )

Ferdiyye:  

(a.i. ka.) (bkz:: Ferdi)(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

Ferec:  

(a.i. erk.) 1- Gam, tasa ve sıkıntıdan kurtulma. 2- Zafer.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Ferhad:  

(f.h.i. erk.) Anadolu Anonimi'nde Ferhad ve Şirin adıyla meşhur olan eski bir hikayenin erkek kahramanı olup Şirin'in aşıkıdır. (bkz:: Ferhat)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Farsca)

Ferhal:  

(f.i. ka.) Kıvırcık ve dolaşık olmayan uzun saç.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Farsca)

Ferhan:  

Refik Halit Karay'ın yazdığı Ekmek Elden Su Gölden kitabında ana karakter. Sarışın, balık etli, renkli gözlü, güzel bir kızdır. Eski bir zengin ailenin torunudur. Duranbeylilerin son gelinidir. (Konusu: Kitap Karakteri, Kökeni: )

Ferhan:  

(a.i. erk.) 1- Sevinçli, mesut. 2- Şen, memnun.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Ferhane:  

(b.i) (esk) Birden çok mağazası bulunan eski hanların tipinde, avlulu geniş bina, büyük han veya kervansaray.(Konusu: Hane ile Biten, Kökeni: )

Ferhat:  

(a.i. erk.) Sevinç, neşe. (bkz:: Ferhad)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Ferhunde:  

Reşat Nuri Güntekin'ın yazdığı Yaprak Dökümü kitabının baş karakteri. Zenginliğe, lükse ve eğlenceye düşkün, kötü huylu bir kadındır.(Konusu: Kitap Karakteri, Kökeni: )

Ferhunde:  

(f.i. ka.) Mübarek, mesut, meymenetli, kutlu, uğurlu.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Farsca)

Feri Cansel:  

(lakabı/sin.) Kasımpaşalı Emmanuelle, Can Sel(Konusu: Lakaplar, Kökeni: )

Feri Cansel:  

Feriha CANSEL (d:1944; ö:1983)(Konusu: Gerçek Adı, Kökeni: )

Feribot:  

(ing.i.) Karayolu taşıtlarını deniz ya da ırmakta bir kıyıdan ötekine geçirmekte kullanılan gemi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İngilizce)

feribot (arabalı vapur) figürü:  

arabaları veya vagonları bir kıyıdan öbür kıyıya geçirmeye yarayan gemi, araba vapuru. (Konusu: trafik işareti, Kökeni: )

Ferid:  

(a.i. erk.) Tek, eşsiz, eşi olmayan, kıyas kabul etmez, ölçüsüz, üstün. Türk dil kurallarına göre "d/t" olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Feride:  

Reşat Nuri Güntekin'in yazdığı Çalıkuşu kitabındaki ana karakter. Küçük yaşlarda annesini ve babasını kaybetmiş, teyzesinin yanında büyümüş. Fransız mektebinde okuduktan sonra Anadolu'da öğretmenlik yapan İstanbul terbiyesi almış çok güzel canayakın yaramaz bir kızdır. (Konusu: Kitap Karakteri, Kökeni: )

Feride:  

(a.i. ka.) (bkz:: Ferit) Kendi reyiyle hareket eden, kibirli, gururlu kimse.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

Feridun:  

(f.i. erk.) 1- Sekizinci gök. 2- Pişdadilerin 6. padişahı olup Cemşid sülalesinden demirci Gave'nin yardımıyla Dahhak-ı Mari'yi öldürmüştür. Lakabı Ferruh'tur.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Farsca)

Feridun Karakaya:  

(lakabı/sin.) Cilalı İbo(Konusu: Lakaplar, Kökeni: )

Feridüddin:  

(a.i. erk.) Dinin feridi, tek, eşsiz, kıyas kabul etmez kimse.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Ferisilik:  

M.Ö. II. yüzyılda ortaya çıkan bir Yahudi mezhebi. Yahudiler arasında Tevrat geleneğine sıkı sıkıya bağlı, Yahudiliği yaşamanın en küçük ayrıntısına bile riayet eden bir mezheptir. Hristiyanlığın ortaya çıkmasından önce Yahudi toplumunun sosyal hayatında önemli roller oynamıştır. Ferisiler, sinagog yapımına çok büyük önem vermekle bilinirler.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Feriştah:  

(fars.i. firişte, melek'ten) 1- (Bir şeyin) En iyi örneği. 2- (Bir işi) En iyi yapan kimse. Örn:: Feriştahı gelse bırakmam. Nİğde - İstanbul otobüs ücretini ödesin, ondan sonra cehenneme kadar yolu var. (Engin Ergönültaş, Zalim Şevki) (bkz:: Firişte) (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Feriştahını Şaşırmak:  

(d. fars. türk.) Dengesini yitirip ne yapacağını bilememek. Örn:: Dil bilmez kefere çavuşu karının tadına bakmasıyle feriştahını kaybediyor. (Kemal Tahir, Esir Şehrin Mahpusu) Feriştahını Kaybetmek biçiminde de kullanılır.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Ferit:  

Necati Cumalı'nın yazdığı Acı Tütün Tütün Zamanı-3 kitabının ana karakterlerinden. Acemi aşık Ferit Binnaz’la evlenmek için gerekli olacak parayı bütün bir yılını verdiği tütünü satarak, fiyatlar tahmin ettiği gibi yüksek olursa ahım şahım bir düğün yapmak istiyor.(Konusu: Kitap Karakteri, Kökeni: )

Ferit:  

(f.i. erk.) 1- Avcı kuş. 2- Donmuş, katılaşmış şey.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Farsca)

Ferlemek:  

(a.f. ferr, ricat) Savuşmak, kaçıp gitmek. (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Ferma:  

(t.i. ka.erk.) 1- Emreden, buyuran. 2- Amir. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Farsca)

Ferma:  

(it.i.) Av köpeğinin, avı bularak, avcı gelinceye değin, onu gizlendiği yerden gözetlemesi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İtalyanca)

Ferman:  

(f.i. erk.) 1- Emir, buyruk. 2- Padişah tarafından verilen yazılı emir, berat, buyrultu.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Farsca)

Fermantasyon:  

Fermantasyon, mayanın sebep olduğu doğal bir süreçtir. Mayalar, üzümle doğal olarak birlikte yaşayan mikro organizmalardır. Bu organizmalar yaşayabilmek için üzüm şırasında bulunan şekerle beslenir. Bu doğal şekerin mayaların yardımıyla alkol ve karbondioksit gazına dönüşmesine fermantasyon denir.(Konusu: Şarap Terimi, Kökeni: )

Fermantasyon:  

(fr.i.) 1- Mayalanmak eylemi. 2- Organik maddelerin kimi mikroorganizmalarca salgılanan enzimlerin etkisiyle uğradığı değişiklik. 3- Sıvı ya da hamur durumda bulunan organik maddelerin kendiliğinden kabarıp köpürerek gaz çıkarması olayı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Fermejüp:  

(fr.i.) Kumaşın ya da üzerine dikilmiş bulundukları şeyin iki kenarını üst üste getirerek birleştirmeye yarayan, iki parçadan oluşan tutturmalık. eş anl:: çıt çıt.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Fermend:  

(f.i. erk.) Mevki ve şeref sahibi.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Farsca)

Fermene:  

(it.i.) (esk.) Üzeri nakış işlemeli, önü kavuşmayan, yeleğe benzer giysi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İtalyanca)

Fermeneci:  

(it.t.i.) (esk.) Yelek, şalvar, salta vb. şeyler üstüne kaytanla işleme yapan ve böyle giyecekleri hazırlayıp satan kimse. “Fermeneciler çarşısı.”(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İtalyanca)

Ferment:  

(fr.i.) 1- Hamur, yoğurt, peynir, bira, boza gibi kimi yiyecek ve içeceklerin mayalanmasını sağlamada kullanılan madde. "Hamura biraz maya kat" 2- (mec.) Öz nitelik, yaradılış. "Çalışkanlık çocuğun mayasında var" 3- (kim.) İçerdikleri enzimlerin katalizör niteliği etkisiyle şekerleri karbondioksite ve alkole dönüştüren birgözeli bitki organizmaları. 4- (arg.) Arsız, sırnaşık, yüzsüz, utanmaz, cıvık (kimse).(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Fermiyum:  

Sembolü: Fm Atom Numarası (Proton Sayısı): 100 Atom Ağırlığı: (257) g/mol Elektron Sayısı: 100 Element Serisi: Aktinit Periyodik Tablodaki Grup, Periyod: Numaralandırılmamış, 7 Yoğunluk: 9.7(1) g/cm3 (tahmini) Erime Noktası: 1800 K ​(1527 °C, ​2781 °F) (tahmini) Kaynama Noktası: Bilinmiyor. Oda Koşulunda Maddenin Hali: Katı Görünümü: Bilinmiyor. Keşif: Argonne, Los Alamos, Üniversite California (1953) Fermiyum Kullanım Alanları ve Özellikleri: Bu element de araştırmalar dışında herhangi bir alanda kullanılamamaktadır.(Konusu: Elementler, Kökeni: )

Fermiyum:  

(fr.i.) (İtalyan fizikçi Enrico Fermi'nin adından) (kim.) Simgesi fm, atom sayısı 100, atom ağırlığı yaklaşık 257 olan yapay bir element.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Fermuar:  

(fr.i.) İki parçalı kumaş şeride tutturulmuş karşılıklı dişler ve bunların üzerinde yürüyerek kapanmalarını sağlayan bir parçadan oluşan, genellikle giysi, çanta, cüzdan gibi şeylerde kullanılan kapatma düzeneği.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Fernet:  

Fernet; Arjantin'de "Kara meyan köklü listerin gibi" kokusuyla bilinir. Aromatik ve acı bir tada sahiptir. Aperatif bir içki olarak bilinen Fernet, bazen kahve veya kolayla da birlikte içilir.(Konusu: İçki Çeşitleri, Kökeni: )

Ferruh:  

(f.i. erk.) 1- Uğurlu, kutlu. 2- Mübarek. 3- Aydınlık insan. (bkz:: Mübarek)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Farsca)

Ferruh Bey:  

Kerime Nadir'in yazdığı Solan Umut kitabının baş kahramanı. 45 yaşlarında bir psikoloji profesörü. Yurt çapında radyo programlarıyla tanınıyor. Evli ve 3 çocuk babası.(Konusu: Kitap Karakteri, Kökeni: )

Ferruhi:  

(f.i. erk.) 1- Ferruha ait. 2- Uğurluluk, meymenet. 3- İranlı ünlü şair.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Farsca)

Fertiği Çekmek:  

(d. alm. fertig, hazır, tamam. türk.) 1- Gitmek. 2- Kaçmak, sıvışmak. Örn:: Lisanımıza fertiği çekmek tabiri de Rumeli tarafından işleyen trenlerdeki memurların haykırtmalarından geçmiştir. (Refik Halid Karay, Bir Ömür Boyunca) Örn:: Noolucak tüydü. Yani fertiği çekti senin anlayacağın. (Oğuz Aral, Utanmaz Adam)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Fertiği Kırmak:  

(d. Eşanl.) Fertiği Çekmek. Örn:: Kampana vurup tren kalkacağı esnada Fertik diye bağırırlardı ki fertiği kırmak tabiri buradan kalmadır. (Sermet Muhtar Alus, İstanbul Kazan Ben Kepçe) Örn:: Ayağım tetikte İdi. Fertiği kıracaktım. (Server Bedi, Hey Kahpe Dünya) Örn:: Bütün mesele buradan fertiği kırıp kazasız belasız trene atlamaktaydı. (Orhan Kemal, Sokakların Çocuğu)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Fertik:  

(alm.i. fertig, hazır, tamam'dan) 1- Firar, kaçma. 2- em. Kaç, kaçalım anlamlarında da kullanılır.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Fertik:  

(alm.i.) (arg.) Kaçıp gitme, sıvışma, uzaklaşma.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Almanca)

Fertiklemek:  

(f. alm. türk.) Eşanl. Fertiği Çekmek. Örn:: Ne mangiziymiş?.. Bize senin toyculuğun sökmez. Fertikle bakalım. (Kemal Tahir, Esir Şehrin Mahpusu)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Fertikletmek:  

(d. alm. türk.) 1- Kaçmasını, savuşmasını sağlamak. 2- Gitmesini sağlamak. Örn:: Kuyruğuna Kuvvayı miliiyeci diye bir teneke bağlamasıyla o saat fertikletti herifi. Fertiklettirmiştir. (Kemal Tahir, Esir Şehrin Mahpusu)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Fertil:  

(fertile) 1- Gelişme yeteneği olan, doğurabilen; 2- Mümbit, verimli.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )

Feryat:  

(fars.i. fedyad) (esk.) Gitme, kaçma savuşma.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Ferzan:  

(f.i. ka.) İlim ve hikmet.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Farsca)

Ferzane:  

(f.i. ka.erk.) 1- Alim, bilgin, seçkin. 2- Benzerlerinden, akranlarından ileride. 3- Hakim, feylesof. 4- Tasavvufta, nefsani bağlantılardan sıyrılmış olan derviş. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Farsca)

Fes:  

(i.) (esk.) (Fas kentinin adından) Osmanlı döneminde, II. Mahmut zamanında giyilmesi zorunlu tutulan ve cumhuriyet döneminde, 1925’te çıkan bir yasayla giyilmesi yasaklanan, kırmızı renkte kalın çuhadan yapılmış, tepesinde püskülü bulunan, silindir biçiminde başlık.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: kökeni belli değil)

Fesahat:  

(a.i. ka.erk.) Açıklık, duruluk. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Arapça)

fesat:  

1- Bozukluk, karışıklık, yolsuzluk. Örn:: “Onlara; yeryüzünde fesat çıkarmayın dendiği zaman ‘biz ancak ıslah edicileriz.’ derler.” (Kur’an-ı Kerim Bakara suresi 2/11 nci Ayet) 2- Nifak, bozgunculuk, ifsat. Örn:: “Allah sana nasıl iyilikte bulunuyorsa sen de (insanlara) iyilikte bulun. Yeryüzünde hiçbir zaman fesada uyma…” (Kur’an-ı Kerim Kasas suresi 28/77 nci Ayet) 3- Bir şeyin normal hâlinden ve hedefinden çıkıp yararsız duruma gelmesi. Örn:: “Eğer yerde ve göklerde Allah’tan başka ilahlar olsaydı (her şey) fesada uğrardı…” (Kur’an-ı Kerim Enbiya suresi 21/22 nci Ayet) 4- Kokuşma, yozlaşma, çürüme, orta yoldan ayrılma, insanlar arasında fitne çıkarıp onların durumunu ve hayat tarzlarını doğruluktan saptırıp, din ve dünyaya ait çıkarlarını zedeleme. 5- Hak ve adaletin ortadan kalkmasının bir sonucu olarak insan hayatında kaçınılmaz biçimde ortaya çıkan kargaşa. Örn:: “(Münafıklar) Hâkimiyeti ellerine alır almaz yeryüzünde fesat çıkarmaya, ekinleri tahrip edip nesilleri bozmaya çalışırlar. Allah fesadı sevmez.” (Kur'an-ı Kerim Bakara suresi 2/205 nci Ayet) 6- Bir ibadetin veya hukuki işlemin, nitelik ve şartlarındaki eksiklik ve bozukluk sebebiyle geçersiz olması.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

fesat:  

ad · sıfat 1. işlemez oluş, bozukluk. 2. arabozucunun yaptığı iş, arabozuculuk. 3. kargaşa, karışıklık, düzensizlik. 4. sıfat insanları birbirine düşüren, arabozucu (kimse). 5. sıfat herhangi bir konuyu olumsuz, kötü bir biçimde yorumlayan, iyimser olmayan (kimse).(Konusu: , Kökeni: )

fesih:  

1- Hükümsüz bırakma. 2- Bir sözleşmenin veya hukuki bağın ortadan kaldırılması.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Fesleğen:  

(reyhanotu) Ballıbabagillerden; yaprakları güzel kokan bir çeşit süs bitkisidir. Akfesleğen, hindfesleğeni, yabanifesleğen, yerfesleğeni gibi çeşitleri vardır. Faydası:: Öksürüğü keser. Hazımsızlığı giderir. Baş dönmesini durdurur. Zafiyeti giderir. Arı sokmasında faydalıdır. Ağız yaralarını tedavi eder. Fesleğen kokusu; sivrisinek ve tahtakurusu gibi haşaratı kaçırır.(Konusu: Bitki Bilim, Kökeni: )

Fesleğen:  

(yun.i.) (bitb.) Ballıbabagillerden, süs bitkisi olarak yetiştirilen, yaprakları güzel kokulu, kekik gibi bir baharat olarak kullanılması yanında, öksürüğe ve sindirimsizliğe karşı da iyileştirici özelliğinden yararlanılan bir ot.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Yunanca)

Festival:  

(lat.i. festivus'tan, ing. k.) 1- Kargaşalık, gürültü, her kafadan bir ses çıkma. 2- Alem, şenlikli olay. Örn:: -Güle güle. Canın festival isterse uğra. (Orhan Kemal, Müfettişler Müfettişi) 3- s. Şakacı, nekre, matrak. (kimse) Örn:: Kimyacı öyle festival herif ki bi formül, bi fıkra gidiyor.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Festival:  

(Alm. Festspiel - Fr. festival du theatre - ing. theatre festival) Tiyatro şenliği. Çeşitli oyunların topluca oynatılması sonunda ödül ya da derece verilmesi biçiminde ortaya çıkan ulusal ya da uluslararası oyun gösterisi. Şenlik.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Festival:  

(ing.i.) 1- Tarihi, süresi, yapıldığı çevre, katılanların sayısı ve özellikleri önceden hazırlanan bir izlenceyle belirtilen ve özel önemi olan sanat gösterisi. eş anl:: şenlik. 2- (sin,tiy.) Belli bir yılda üretilen ya da belli bir konuda olan filmlerin ya da oyunların gösterilmesi ve sunulması sonunda derece alanlara ödül verilmesi biçiminde düzenlenen ulusal ya da uluslararası gösteri dizisi. 3- Bir bölgenin en ünlü ürünü için düzenlenen bayram. "Diyarbakır karpuz festivali başladı" 4- (tekl.) Her kafadan bir ses çıkan düzensiz toplantı, gürültülü, karışık durum. 5- (arg.) Şenlikli, gürültülü patırtılı olay, gülünç durum.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İngilizce)

fesüphanallah:  

“Allah’ı yanlış anlamaya ve anlatmaya neden olacak her türlü söz ve davranışlardan kaçınırım.” anlamında hayret ve şaşkınlık bildiren bir söz. Örn:: “Eğer yerde, gökte Allah’tan başka tanrılar olsaydı, ikisi de (yer de, gök de) bozulup gitmişti. Fesüphanallah! Arşın sahibi Allah, onların nitelendirmelerinden yüce (münezzeh) dir..” (Kur'an-ı Kerim Enbiya suresi 21/22 nci Ayet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

feta:  

(bkz:: fütüvvet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Fetanet:  

(a.i. ka.) Zihin açıklığı, zihnin yaratılıştan bir şeyi çabuk ve iyi kavraması. Peygamberlere mahsus beş sıfattan biridir.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

fetanet:  

1- Zeki olma, zihin açıklığı, bir şeyi çabuk ve iyi anlama yeteneği, kavrayış. Üstün zekâ ve kavrayış gücüne sahip olma anlamında peygamberlerin sıfatlarından biri. Allah’ın gönderdiği bütün peygamberler, insanların en zekileridir. Çünkü peygamberlik görevini yerine getirmek ve gönderilen vahiyleri kavramak için fetanet sahibi olmak gerekir.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Fetbaz:  

(fars.sf.i. fendbaz, hileci'den b.) Hilekar, her türlü hile ve düzeni bilen. (kimse) Örn:: Dahası ve en vahimi bu ülkenin bir başbakanı İsviçre'de babalar ya da uyuşturucu parasını aklandıran fetbazlarla işbirlikçileriyle buluşup kara paranın Türkiye'ye transferi İçin çareler arıyor. (Engin Bİlgİner, Babalar Senfonisi)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Fethi:  

(a.i. erk.). Fethe mensup. Fetih hakkında yazılan kaside.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Fethiyye:  

(a.i. ka.) (bkz:: Fethi) (Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

Fethullah:  

(a.i. erk.) Dinin açılması. Yaşamaya başlamak. Allah'ın nusreti.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Fetih:  

(a.i. erk.) 1- Açma, açış, açılma. 2- Bir ülkeyi, şehri veya kaleyi ele geçirme. 3- Zafer. 4- Kur'an-ı Kerim'in 48. suresi. 5- Kapalılığı giderme, ihtilafı halletme.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

fetih:  

1- Açma, açılma. 2- Bir yeri savaşla ele geçirme, zaptetme. “Allah’ın yardımı ve (Mekke’nin) fethi geldiği ve insanların bölük bölük Allah’ın dinine girdiklerini gördüğün zaman Rabb’ini överek tespih et, ondan bağışlanma dile. Çünkü o, tövbeleri çokça kabul edendir.” (Kur’an-ı Kerim Nasr suresi 110/1-3 ncü Ayet) 3- Hüküm ve karar verme, anlaşmazlıklarda sorunları çözme ve arayı bulma. 4- Müslümanların, zulmü ortadan kaldırmak, adaleti yerleştirmek ve ilayıkelimetullah için ülke veya şehirleri yönetimlerine almaları. Örn:: “Biz sana apaçık bir fetih verdik.” (Kur'an-ı Kerim Fetih suresi 48/1 nci Ayet) 5- Kıyamet günü. Örn:: “Onlar: ‘Eğer söylediğiniz doğru ise fetih günü ne zaman?’ diye soruyorlar. De ki: ‘Fetih günü, kâfirlere imanları hiçbir fayda sağlamayacak, onlara (dünyaya yeniden dönmeleri için) bir süre de verilmeyecektir.” (Kur’an-ı Kerim Secde suresi 32/28-29 ncu Ayet) 6- Cemaatle kılınan namazlarda imamın yanlış okuyuşunu düzeltme veya unuttuğu ayeti hatırlatma.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Fetih Suresi:  

(a.i. سورة الفتح ) fetih suresi; adını 1, 18 ve 27. ayetlerde geçen “fetih” islam'ın elde edeceği fetih, başarı ve zaferden bahsedildiği için fetih adını almıştır. kur'an-ı kerim'de 48 nci sure, 26 nci cüz, 510 ncu sayfadadır. 29 ayettir. inme (nazil) sırasına göre 111 nci sıradadır. cuma suresi'nden sonra, maide suresi'nden önce hicretin altıncı yılında Hudeybiye antlaşması dönüşünde mekke ile Medine arasında inmiş ve medine'de inen sûrelerden sayılmıştır; medine döneminde inmiştir. medine'de inen 28 tane sureden biridir. surede başlıca, hicretin sekizinci yılında muhammed ile mekkeli paganlar arasında gerçekleşen Hudeybiye Antlaşması, cihad, savaştan geri kalanlar ve mekke'nin fethi konu edilmektedir.(Konusu: Sureler, Kökeni: arapça)

Fetih suresi:  

Kur'an-ı Kerim’in kırk sekizinci suresidir. Yirmi dokuz ayettir. Medine’de inmiştir. Adını birinci ayetteki “fetih” kelimesinden almıştır. Surede, hicretin altıncı yılında Hz. Peygamber’le Mekkeli müşrikler arasında yapılan “Hudeybiye Barışı” anlatılır. Bu barış büyük fetih olan “Mekke Fethi” için bir başlangıç sayılır. Bu nedenle sure “Fetih suresi” adını almıştır. Sureye, Hz. Muhammed’e Allah tarafından apaçık bir fetih verildiğini bildiren ayetle başlanır. Tefsir bilginlerince, buradaki fethin Hudeybiye Barışı’nın doğuracağı savaşlar; Hayber’in fethi, Hz. Peygamber’e verilen peygamberlik veya Mekke’nin fethi olduğu yorumları yapılmıştır. Surede, müminlerin en büyük yardımcısı olan Allah’ın onların kalplerine güven verdiği ve bu sayede imanlarını güçlendirdiğinden söz edilir. Müminler cennetle müjdelenirken, münafıklarla müşriklerin sonlarının kötü olacağı haber verilir. Hz. Peygamber’in insanlar üzerinde bir şahit, müjdeci ve uyarıcı olduğu, ona inanmanın ve biat etmenin Allah’a biat etme anlamına geldiği vurgulanır. Surede, münafıkların ve göçebe Arapların Hudeybiye Seferi’ne katılmayışları ve iki yüzlülükleri anlatılır. Bedevilerin ve münafıkların Hz. Peygamber’den özür dilemelerine rağmen özürlerinde samimi olmadıkları üzerinde durulur. Bu kötü niyetli insanların savaşlara ganimet elde etmek için katılacakları, ganimet umudu olmayan savaşlar için ciddi bir hazırlık yapmadıkları gerçeği hatırlatılır. Daha sonra da savaşa katılmama konusunda mazereti olan gruplar haber verilir. Hz. Peygamber’e biat eden gruplardan Allah’ın razı olduğu, isim verilmeksizin Hayber’in fethedileceği, daha başka zaferler kazanılacağı ve birçok ganimet elde edileceği müjdelenir. Hudeybiye’de savaş çıkacak olsaydı kâfirlerin korkup kaçacağı ve korkakça davranacakları dile getirilir. Müminlerin Hudeybiye’de savaşmamalarının gerekçesi olarak, Mekke’de Müslümanlıklarını açığa vuramamış zayıf müminlerin varlıkları gösterilir. Mekkeliler cahiliye öfke ve taassubu ile hareket ederken Müslümanların takva ile hareket eden insanlar oldukları açıklanır. Surenin son bölümünde, Hz Peygamber’in müminlerle beraber Kâbe’ye gireceğine ilişkin gördüğü rüyanın gerçekleşeceğini haber veren ve onun hak peygamber olduğunu destekleyen ayetler yer alır. Evrensel bir din olan İslamiyet’in bütün dinlere üstün geleceği ilan edilir. Bütün bu üstünlüklerin elde edilebilmesi için Hz. Muhammed’in Allah’ın Resulü olduğuna iman edip onu desteklemenin, namaz kılmanın ve müminlerin kendi aralarında birbirlerine yardımcı olmalarının önemini vurgulayan ayetle sure son bulur.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

fetihname:  

Tarihte, İslam ve Türkİslam devletlerinde fethedilen beldeleri, kazanılan zaferleri haber veren mektup ve fermanlarla bu fetihleri anlatan tarihsel eserlerin genel adı.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Fetisit:  

(feticide) Dölüt hâlinde iken öldürme.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )

Fetiş:  

(fetish) Büyülü olarak düşünülen ve erotik arzular veren cisim.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )

Fetiş:  

(fr.i.) 1- (topb.) İlkel toplumlarda, doğaüstü gücü ve etkisi bulunduğuna inanılan canlı ya da cansız varlık. 2- Uğurlu sayılan şey. 3- (mec.) Kendisine bir tür tapınma duygusuyla bağlanılan, çok sevilen kimse ya da nesne.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Fetişist:  

(fr.i.sf.) 1- Fetişi olan, fetişizmi uygulayan (kimse). 2- (ruhb.) Fetişizme düşkün (kimse).(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Fetişizim:  

(fetishism) Karşı cinse ait aslında cinsel anlamı olmayan fakat kişi için sembolik cinsel haz kaynağı olan bir nesne ile cinsel doyum tutkusu.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )

Fetişizm:  

(fr.i. fetichisme) (topb.) Tapıncakçılık, putperestlik. ilkel toplumlarda doğaüstü bir güç ve etkisi olduğuna inanılan canlı veya cansız nesnelere tapınma.(Konusu: İzm İle Biten, Kökeni: fransızca)

Fetişizm:  

(fr.i.) 1- (topb.) İlkel toplumlarda doğaüstü gücü ve etkisi olduğuna inanılan canlı ya da cansız varlıklara tapma biçimindeki eylemlerin tümü. 2- (ruhb.) Karşı cinsin giysi ve benzeri eşyasıyla cinsel doyuma ulaşma biçimindeki cinsel sapkınlık. 3- (mec.) Bir şeye karşı duyulan, inanç niteliğine varan derin, aşırı saygı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

fetoloji:  

(ing.i. fetology) (tıp) dölütbilim. uterus içindeki fetus'ün maruz kalabileceği hastalıklar, bunların teşhis ve tedavileriyle ilgili tıp dalı.(Konusu: loji ile biten, Kökeni: ingilizce)

fetret ehli:  

1- Herhangi bir peygamberi daveti kendilerine ulaşmayan kimseler. 2- İslam dininin varlığından haberdar olmayan ve İslamiyet’i kabul etmesi için herhangi bir çağrıyla, dine davetle karşılaşmayan kimseler. 3- Hz. İsa ile Hz. Muhammed arasında geçen dönemde yaşayan topluluklar. Hz. İsa ile Hz. Muhammed arasında yaklaşık altı yüz yıllık bir süre vardır. Bu dönemde herhangi bir peygamber gelmemiştir. İnsanlar ilahî vahiyden habersiz olarak yaşamışlardır. Bu insanların ahiretteki durumları İslam kelam bilginleri tarafından tartışılmıştır. Birçok İslam bilgini bu dönemdeki insanların ibadetlerden sorumlu olmasalar da akıllarıyla Allah’ın varlığını ve birliğini bilmelerinin gerekliliğini savunmuşlardır. 4- Ergenlik çağına ulaşmadan ölen(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

fetretiresul:  

1- İki peygamber arasında kalan ve yeni bir peygamberin gelmediği zaman dilimi. 2. Hz. İsa ile Hz. Muhammed arasında geçen ve peygamber gönderilmeyen yaklaşık altı yüz yıllık süre.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

fetretivahiy:  

İlk vahiy olan Alak suresinin ilk beş ayetinden sonra, Müddessir suresinin gelmesine kadar Hz. Peygamber’e vahyin inmediği dönem. Vahyin bir müddet kesilmesindeki hikmet, Hz. Peygamber’i ruhen peygamberliğe alıştırmak ve kalbini vahye hazırlamak içindir. Çok kısa süren bu hazırlama döneminden sonra Allah, vahyini sürekli olarak göndermeye başlamış ve Hz. Peygamber’in vefatından birkaç gün öncesine kadar vahiy devam etmiştir.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Fettah:  

(a.i. erk.) 1- Açan, açıcı, zafer kazanmış, üstün gelmiş. 2- Kullarının kapalı işlerini açan, Cenab-ı Hakk'ın isimlerinden.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

WhatsApp