MecmuaN.CoM sözlük sitesi
 D E N E M E    


Haydi Öğrenelim!

Erosçuluk:

(yun.t.i.) 1- Erosçu olma durumu 2- Cinsel duygu ve isteklerine çok düşkün olma durumu.

SON EKLENEN KELİMELER



*Amed Sportif Faaliyetler

*Abdi Algül

*Beyza Başar

SON ARANAN KELİMELER



*Erkeklik

*Husye

*Husye

MecmuaN.com Nedir?

MecmuaN geniş çaplı bir Sözlük Sitesidir. Anlamını bilmediğiniz kelimeler, atasözleri, deyimler, osmanlıca kelimeler ve kronolojik tarihi olayları araştırabilir ve önemli günler gibi bir çok bilgiye ulaşabilirsiniz.

Kelime Arama

      Gelişmiş Arama
Sende Yolla Hata Bildir!


GENİŞ KAPSAMLI ANLAMLAR VE KAVRAMLAR SÖZLÜĞÜ - TÜRKÇE SÖZLÜK




Fit:  

(ing.ç.i.) İngiliz uzunluk ölçüsü birimi olan "fut" sözcüğünün çoğulu.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İngilizce)

fiten:  

1- Fitneler, belalar, musibetler, kargaşalar. 2- Sapıklıklar. 3- Gelecekte ortaya çıkacak sosyal kargaşa, savaş gibi önemli olaylar ve kıyamet olaylarına ilişkin hadis kitaplarındaki haberler.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Fitil:  

(a.sf. fetil'den) 1- Çok sarhoş. Örn:: Sarhoş olanları böyle çekiştirirler. Fitil oldu.. Bulut.. Turşu gibi.. (Cemal Nadir, karikatür) 2- Çok sinirli, pek öfkelenmiş. (bkz:: Fitil Açmak) 3- Saklanmış, bir köşeye gizlenmiş para. Örn:: Dayı fitilin var mı? (Yalçın Doğan, Kodes A.Ş.)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Fitil Açmak:  

(d. a. türk.) Bir tür sokak kumarı. Örn:: 2 cm. enindeki gaz lambası fitili helezon biçiminde bükülür ortasına bir kalem konulur, oynayanın ajmacı fitili bir ucundan çekip lülem düşmeden kaldırmaktır.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Fitil Olmak:  

(bkz:: Fitil)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Fitilci:  

(a.i. türk. e.) Fitil Açmak yoluyla kumar oynatan kimse. Örn:: usta fitilcinin kaybetmesi hemen hemen olanaksızdır.(Konusu: Halk Dili, Kökeni: )

Fitiryofobi:  

(ing.i. phthiriophobia) bitlerden, bitlenmekten korkma.(Konusu: Fobiler, Kökeni: ingilizce)

Fitizyofobi:  

(ing.i. phthisiophobia) tüberkülozdan (verem hastalığından) korkma.(Konusu: Fobiler, Kökeni: ingilizce)

Fitnat:  

(a.i. ka.) Zihin açıklığı, zeyreklik. Zihnin herşeyi çabuk anlayışı. Türk şairlerinden meşhur bir İslam hanımının adıdır. Asıl adı Zübeyde'dir.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

Fitnat Hanım:  

Adalet Ağaoğlu'nun yazdığı Bir Düğün Gecesi kitabının baş karakteri. 3 çocuk annesi yaşlı bir kadın.(Konusu: Kitap Karakteri, Kökeni: )

fitne:  

1- İmtihan, deneme, sınama. Örn:: “Biliniz ki mallarınız ve çocuklarınız sizin için birer fitnedir. Bu fitnede (başarılı olanlar için) Allah katında büyük mükâfat vardır.” (Kur'an-ı Kerim Enfal suresi 8/26 ncı Ayet) 2- Bozgunculuk, karışıklık, kargaşa, geçimsizlik, genel güvenliği bozma. Örn:: “(Münafıklar) önceden de fitne çıkarmak istediler ve sana birçok işi tersine gösterdiler. Nihayet hak geldi onlar istemedikleri hâlde Allah’ın emri üstün oldu.” (Kur’an-ı Kerim Tevbe suresi 9/48 nci Ayet) 3- Zulüm, haksızlık, inanç uğruna başa gelen ağır işkence, azap, baskı. Örn:: “… Mescidiharam’a karşı nankörlük etmek, halkını oradan (Mekke’den) sürüp çıkarmak, Allah katında daha büyük bir günahtır. Fitne ise, (adam) öldürmekten daha kötüdür…” (Kur’an-ı Kerim Bakara suresi 2/217 nci Ayet) 4- Şeytanın hile ve tuzakları, şeytanın zayıf ruhlu kişilere aşıladığı batıl inanç, kuruntu. 5- Bela, felaket, musibet. Örn:: “Öyle bir fitneden sakının ki, aranızdan yalnız haksızlık edenlere ulaşmakla kalmaz (hepinizi kuşatır)…” (Kur’an-ı Kerim Enfal suresi 8/25 nci Ayet) 6- Nifak, münafıklık. Örn:: “Onlar (münafıklar)dan ‘Bana izin ver (Tebük Savaşı’na götürme), beni fitneye düşürme.’ diyen vardır. Bilin ki onlar zaten fitneye düşmüşlerdi. Şüphesiz cehennem, inkâr edenleri kuşatacaktır.” (Kur’an-ı Kerim Tevbe suresi 9/49 ncu Ayet) 7- Delilik. Örn:: “(Ey Muhammed!) Sen büyük bir ahlak üzerinesin. Yakında sen de göreceksin onlar da görecekler kimin fitnelenmiş olduğunu.” (Kur’an-ı Kerim Kalem suresi 68/4-6 ncı Ayet) 8- Geçim sıkıntısı. Örn:: “…Eğer onlardan birine bir fitne gelirse yüz üstü döner (dini kötüleyerek ondan vazgeçer.) O, dünyayı da ahireti de kaybetmiştir. İşte apaçık ziyan budur.” (Kur’an-ı Kerim Hac suresi 22/11 nci Ayet) 9- Dinsizlik, şirk, sapıklık. 10- Şiddete başvurarak bir fikri bastırma, ortadan kaldırma, baskı. Örn:: “İnsanlardan kimi vardır ki ‘Allah’a inandık’ der, fakat Allah uğrunda kendisine bir işkence edilince insanların fitnesini Allah’ın azabı gibi sayar. Ama Rabb’inden sana yardım gelse, andolsun: ‘Biz de sizinle beraberdik’ derler…” (Kur’an-ı Kerim Ankebut suresi 29/10 ncu Ayet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Fitness:  

(gnl.ter.) Sağlıklı ve formda kalmak için kasların sıkılaştırılması veya güçlendirilmesine dayanan spor birimi. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

fitoloji:  

(ing.i. phytology) bitki bilimi. bitkileri konu alan bilim dalı. eş anl: botanik.(Konusu: loji ile biten, Kökeni: ingilizce)

fitomorfoloji:  

(ing.i. fitomorphology) bitkilerin dış yapılarını ve fiziksel şekillerini inceleyen bilim dalına bitki Morfolojisi ya da Fitomorfoloji denir.(Konusu: loji ile biten, Kökeni: ingilizce)

fitopataloji:  

(ing.i. phytopathology) (bitb.) bitki patolojisi. parazit v.b. etkenlerin sebep olduğu bitki hastalıklarını konu alan bilim dalı.(Konusu: loji ile biten, Kökeni: ingilizce)

fitre:  

1- Ramazan bayramı sadakası, şükür sadakası, sadakayı fıtır. Örn:: “Hz. Peygamber, erkek, kadın, hür ve köle için fitre vermeyi emretti…” (Hadis) 2- Gücü yeten Müslümanların sağlıklı olmalarının bir şükrü olarak ramazan ayının sonuna kadar fakirlere ödemekle yükümlü oldukları sadaka. Fitre, hicretin ikinci senesinde (M.S. 624) emredilmiştir. Hür olan Müslümanların yerine getirmesi gereken bir ibadettir. Dinen zengin sayılan herkes fitre vermelidir. Küçük çocukların fitrelerini velileri verir. Fitre miktarı ortalama olarak sabahlı akşamlı bir günlük yiyeceğin parası hesaplanarak belirlenir. Dolayısıyla bu miktar, fitrenin en alt sınırı olup en üst sınırı ise dinen belirlenmemiştir. Herkes zenginliğine göre fitre vermelidir. “Hz. Peygamber fitreyi, oruç tutanı anlamsız ve çirkin davranışlardan temizlesin, fakirlere de yiyecek bir lokma olsun diye emretmiştir.” (Abdullah bin Abbas)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Fiya:  

(yun.d. phuga'dan) Koş, git anlamında kullanılır. (bkz:: Fıymak)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Fiyaka:  

(it.i.) Afi, caka, çalım, gösteriş.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İtalyanca)

Fiyakacı:  

(it.t.i.sf.) Gösteriş düşkünü, gösterişçi, çalım satma huyu olan (kimse).(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İtalyanca)

Fiyakalı:  

(it.t.sf.) Fiyakası olan, çalımlı, gösterişli, çekici, albenili.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İtalyanca)

Fiyango:  

(it.i.) (bkz:: Fiyonk)(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İtalyanca)

Fiyangolu:  

(it.sf. fianco, taraf, yan'dan türk. e.) 1- Süslü püslü. 2- (Konuşma, davranış için) Çok kibar pek ince. Örn:: Hiç böyle söylerler mi? Birtakım fiyangolu laflar ettiler. (Beti Cevat Ulunay, Sayılı Fırtınalar)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Fiyangolu:  

(it.t.sf.) (arg.) 1- Pek süslü, süslü püslü. 2- (konuşma, davranış için) pek ince, incelikli.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İtalyanca)

Fiyasko:  

(it.tkz.i.) İddialı bir girişimde çok başarısız ve gülünç sonuç.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İtalyanca)

Fiyat:  

Yanlış: Fiat Doğru: Fiyat(Konusu: Yanlış Yazılan Kelime, Kökeni: )

Fiyonk:  

(it.i.) Bir kurdelenin ya da şerit durumundaki kumaş parçasının vb. kelebek biçiminde bağlanmış durumu ya da bu biçimdeki kurdele, kumaş vb.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İtalyanca)

Fiyonklu:  

(it.t.sf.) Fiyongu bulunan.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İtalyanca)

Fiyort:  

(Norveç dilinden i.) (coğ.) Kutup bölgelerine komşu kıyılarda dördüncü çağ buzullarının oluşturdukları dik yamaçlı ve derin eski buzul koyaklarının alt kesimlerinin deniz altında kalmasıyla oluşmuş olan körfez.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Fizibil:  

(ing.sf.) Yapılabilir, yapılması uygun, yararlı olan. (Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İngilizce)

Fizibilite:  

(ing.i.) Herhangi bir girişimin işletme ve ekonomi yönlerinden uygun olup olmadığını, yapılabilir olma durumunu, yararlılığını vb. önceden araştırıp saptama işi. eş anl:: yapılabilirlik.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İngilizce)

Fizik:  

(fr.i.) 1- Maddenin kimyasal yapısındaki değişiklikler dışında kalan genel özelliklerini, genel ya da geçici yasalara bağlı, deney yoluyla incelenebilen, matematiksel olarak tanımlanabilen durum ve devinimlerini konu alan bilim dalı. 2- (insanda) doğal, maddesel yapı. 3- (insanda) dış görünüş.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Fizikçi:  

(fr.t.) 1- Fizik bilgini ya da fizikle uğraşan kimse. 2- Fizik öğretmeni. 3- Fizik tedavisiyle uğraşan hekim.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Fiziki:  

(fr.a.sf.) (bkz:: Fiziksel)(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Fizikman:  

(fr.be.) Fizik olarak, beden bakımından, bedence, gövdece.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Fizikokimya:  

(fr.a.b.i.) Kimyasal olayları fiziksel yöntemlerle çözümleyen, fizik ve kimya konularıyla uğraşan bilim.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Fizikötesi:  

(fr.t.b.i.) (fels.) 1- Duyularla kavranamayan varlıkları konu edinen felsefe. 2- Akıl ve sezgiyle sağlanan bilgiyi araştıran, inceleyen, Tanrısal öz üzerine düşünen felsefe. 3- (sf.) Doğaötesi bir özelliği bulunan, duyularla kavranamaz olan. eş anl:: metafizik, doğaötesi, doğaötesel.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Fiziksel:  

(fr.t.sf.) 1- Fizikle1 ilgili olan. 2- Genel olarak doğaya, nesneye ilişkin olan. 3- (insanda) vücut yapısıyla ya da dış görünüşle ilgili. 4- Gerçek.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Fizyokrasi:  

(fr.i.) (bkz:: Fizyokratlık)(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Fizyokrat:  

(fr.sf.) Fizyokratlık yandaşı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Fizyokratlık:  

(fr.t.i.) Doğal düzeni temel alan, tarım emeğinin üretici emek olduğunu ve yalnızca bu emeğin değeri yarattığını öne süren, WXIII yüzyıl felsefe ve ekonomi öğretisi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Fizyolog:  

(fr.i.) (bkz:: Fizyolojist)(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

fizyoloji:  

(ing.i. physiology) dirim işleyiş bilimi. canlı organizmanın çalışmasını konu alan dolayısıyla organ ve sistemlerin işlevlerini inceleyen tıp dalı. hücre, doku ve organların işleyişini inceleyen bilim dalı. biyoloji alt dallarından zooloji'nin alt dalı.(Konusu: loji ile biten, Kökeni: ingilizce)

Fizyoloji:  

Canlıyı oluşturan yapı ve organların fonksiyonlarını ve bu fonksiyonların nasıl yerlerine geldiklerini gösteren bilim.(Konusu: Fitness Terimi, Kökeni: )

Fizyoloji:  

(fr.i.) (yaşb.) Canlıların göze, doku ve organlarının işlevlerini ve bu işlevlerin nasıl yerine geldiklerini inceleyen yaşambilim dalı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Fizyolojik:  

(fr.sf.) 1- Fizyolojiyle ilgili. 2- Fizik yapısıyla ilgili. "Hastanın fizyolojik bir rahatsızlığı yok" 3- Doğal olarak işleyen.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Fizyolojist:  

(fr.i.) Fizyoloji bilgini ya da fizyolojiyle uğraşan kimse. eş anl:: fizyolog.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Fizyonomi:  

(fr.i.) İnsan yüzünün biçim ve anlatım özellikleri, yüz çizgilerinden çıkan anlam.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Fizyoterapi:  

(fr.b.i.) Hastalıkların ısı, ışık ve su gibi fiziksel ve mekanik yöntemler kullanılarak sağaltımı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Flama:  

(fr.i.) 1- Türlü amaçlarla ve genellikle de işaret, simge olarak ve işaretleşmede kullanılan küçük bayrak. 2- Haritacıların, mühendislerin kullandığı renkli işaret sırığı. 3- Mızrak ucuna takılan küçük bayrak. 4- (ask.) İki ya da üç köşeli, küçük boyutlu bayrak.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Flamacı:  

(fr.t.i.) Flamayla işaretleşme yoluyla anlaşmayı sağlamakla görevli kimse.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Flamangiller:  

(ing.t.b.i.) (hayb.) Kuşlar sınıfının, leyleksiler takımının, flamanlar alttakımının bir familyası.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İngilizce)

Flamankuşu:  

(ing.b.i.) (hayb.) Leyleksiler (Ciconiiformes) takımının flamangiller (Phoenicopteridae) familyasından (bk.) bir kuş türü. Uzunluğu 120-130 cm. Tüyleri ak ve pembe, kanatlarının uçları karadır. Ayakları pembe ve ince olur. Eti yenir. Güney Avrupa, Afrika, Asya ve Amerikada yaşar. (bkz:: Flamingo)(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İngilizce)

Flamanlar:  

(ing.b.i.) Flamanlar (Felemenkçe: Vlamingen), Belçika'da Felemenkçe'nin lehçesi olan Flamanca'yı konuşan Flandre'ye özgü bir Cermen etnik grubu. Bunlar Belçika'daki iki ana etnik gruptan biridir, diğeri Fransızca konuşan Valonlar'dır. Flaman halkı Belçika nüfusunun çoğunu oluşturuyor (yaklaşık %60).(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İngilizce)

Flamasız:  

(it.sf. fiamma, küçük bayrak. türk. e.) 1- (Kişi İçin) Hiçbir görüşe bağlı olmayan. 2- Her türlü İş yapabilen, kendisinden her şey beklenebilecek.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Flamasız:  

(it.t.sf.) (arg.) 1- Hiçbir görüşe bağlı olmayan (kimse). 2- Kendinden her şey beklenebilecek ya da her türlü iş yapabilen (kimse).(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İtalyanca)

Flamenko Kahvehanesi:  

(Fr. cafe flamenco) İspanya'da Andualuziya bölgesinde çok tutulan eğlencelik oyunu. Bu kahvelerde danslar, ezgiler, oyunlarla karışık gösteriler yapılır.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Flamingo:  

(ing.i.) (hayb.) Leyleksilerden, ılık iklimlerde su kıyılarında sürüler halinde yaşayan, tüyleri pembemsi beyaz, kanatları kırmızı kara, uzun bacaklı, ayakları perdeli, gagası iri, yassı ve kıvrık, eti yenilebilen bir kuş.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İngilizce)

Flandra:  

(it.i.) (den.) Donanmaya bağlı savaş gemilerinde ve yardımcı gemilerde pruva direklerinin şapkalarına çekilen, savaş gemilerini, özellikle yardımcı gemileri öteki gemilerden ayıran bir işaret olarak kullanılan ve gerektiğinde bayraklarla konuşmada da yararlanılan, genellikle ince bezden yapılmış, uçkurluk bölümü dar, ensiz ve uzun bayrak.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İtalyanca)

Flandrabalığı:  

(it.t.b.i.) (hayb.) (bkz::Kurdelebalığı(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İtalyanca)

Flanel:  

(fr.i.) Ketenle yünden dokunan kumaş.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Flaş:  

(ing.i. flash, parıltı ) Uyuşturucu maddenin (özellikle eroinin) kullanımın ilk anlarında verdiği en yoğun keyif. Örn:: Çok hızlı bir flaş oluyor kendini dünyanın sahibi sanıyorsun marijuana'dan çok çok daha iyi. (J. Larnerr. Tefferteller - Yakut Güneri, Sokaktaki Eroinman)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Flaş:  

(ing.i.) 1- Fotoğraf çekilirken ışık yeterli olmadığı durumlarda kullanılan, çok kısa süreli güçlü ışık. 2- Fotoğraf çekiminde, yeterli ışık olmadığı durumlarda kullanılan, seçik görüntü elde etmek için gereken çok kısa süreli ve güçlü ışığı sağlayan araç, lamba. 3- (sf.) (mec.) (basında, iletişimde) önceliği, üstünlüğü olan, çok önemli (haber). 4- (sf.) (mec.) Gösterişe düşkün. 5- (arg.) Bir uyuşturucu maddenin, özellikle eroinin kullanıldıktan sonraki ilk anlarda verdiği en yoğun keyif.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İngilizce)

Flat:  

(Masa Tenisi Ter.) Hızlı ve falsosuz giden top. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Flatufobi:  

(ing.i. flatuphobia) bilgisi bulunamadı(Konusu: Fobiler, Kökeni: ingilizce)

Flavta:  

(it.i. flauto) (bkz::Flüt)(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İtalyanca)

Flebit:  

(fr.i.) (hek.) Toplardamarlarda oluşan yangı ve bunun yol açtığı hastalık.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

fleboloji:  

(ing.i. phlebology) damarbilim. dolaşım sistemini inceleyen ilaç bilimi dalı.(Konusu: loji ile biten, Kökeni: ingilizce)

Flegmon:  

(yun.i.) (hek.) Deri altındaki ya da organlar arasındaki katılgan dokunun yangılanması.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Yunanca)

Fleksibilite:  

(flexibility) Eğilme (bükülme) yeteneği.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )

Fleksiyon:  

(flexion) Eklemin yaptığı içeriye doğru bükülme hareketi, bükülme; bükme.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )

Fleksiyon:  

Bükme. Örneğin biceps (pazu) kasınızı en aşağıdan yukarıya doğru bükmeniz.(Konusu: Fitness Terimi, Kökeni: )

Fleksiyon:  

(Yüzme Ter.) Vücudun tamamı veya bir bölümünü durum gereği bükmek. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Fleol:  

(fr.i.) (bitb.) Buğdaygillerden, doğal çayırlarda yetişen, başakları küçük küme biçiminde olan bir ot. eşanl:: Çayırotu.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Flerovyum:  

Sembolü: Fl Atom Numarası (Proton Sayısı): 114 Atom Ağırlığı: 289 g/mol Elektron Sayısı: 114 Element Serisi: Geçiş metalleri Periyodik Tablodaki Grup, Periyod: 4A(14), 7 Yoğunluk: 22 g/cm³ Erime Noktası: Bilinmiyor Kaynama Noktası: 210 K ​(~ −60 °C, ​~ −80 °F) Oda Koşulunda Maddenin Hali: Bilinmiyor Görünümü: Bilinmeyen görünüm (öngörülen) Keşif: Ortak Nükleer Araştırma Enstitüsü (JINR) ve Lawrence Livermore Ulusal Laboratuvarı (LLNL) (1999) Ununkuadyum Kullanım Alanları ve Özellikleri: Eski adı Ununkuadyum (Uuq). Elementin araştırmalar dışında herhangi bir kullanımı yoktur.(Konusu: Elementler, Kökeni: )

Fleş Hareketi:  

(Eskrim Ter.) Hareket halindeyken yapılan ve silahın ucunun vücudun denge hareketinin etkisiyle ayağın yere basmasından önce rakibe değdiği bir saldırı hareketi. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Flexibility (esneklik):  

Bir eklemin en geniş açıda hareket edebilme özelliğidir. Ekleme özel olarak uygulanır.(Konusu: Fitness Terimi, Kökeni: )

Flick-Flack:  

(Cimnastik Ter.) Kolların aşağıdan, yukarıya-arkaya savrulmasından hız alıp sıçramak. Arkaya doğru el üstü yere düşmek. Yeri iterek, yeniden ayaküstü gelmek yoluyla, vücudun enine ekseni etrafında tam bir dönüş yapması.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Flit:  

(ing.i.) 1- Sinek, sivrisinek gibi zararlı böcekleri öldürmek için püskürtülen öldürücü ilaç. 2- Bu ilacın havaya püskürtülmesinde kullanılan araç.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İngilizce)

Flitlemek:  

(ing.t.) Zararlı böcekleri yok etmek ereğiyle, flit ve benzeri bir şeyle bir yere ilaç püskürtmek.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İngilizce)

Flok:  

(it.i.) (den.) Geminin cıvadrasına çekilen üçgen yelken.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İtalyanca)

Floppy Disk:  

"Sabit disklerin henüz yaygınlaşmadığı ve program boyutlarının kilobyte'larla ölçüldüğü dönemlerde yaygın olarak kullanılan; 5.25 veya 3.5 inç çapındaki düşük kapasiteli taşınabilir disketlere verilen isimdir. 5.25 inç'lik disketler artık kullanılmasalar da, 3.5 inç'lik disketlerin kullanımı bugün bile devam ediyor. Disket kapasitesi, 1.44 MB ile sınırlıdır. Bu yüzden disketler, ancak metin dosyası gibi küçük boyutlu verilerin saklanmasında işe yarayabilirler. Ayrıca disket teknolojisinin çevre şartlarına karşı son derece dayanıksız olmaları, üzerlerindeki verilerin sağlığı açısından çok büyük bir tehdit oluşturmaktadır. 1970 yılında IBM tarafından geliştirilen ilk disketlerde sadece tek bir yüz kullanılabiliyordu ve kapasite de yaklaşık 720 KB ile sınırlıydı. 80'li yılların başında yaygınlaşan çift taraflı disketler ise, 1.44 MB'lık bir kapasiteye ulaşabiliyorlar."(Konusu: Bilgisayar T., Kökeni: )

Flor:  

Sembolü: F Atom Numarası (Proton Sayısı): 9 Atom Ağırlığı: 18,9984 g/mol Elektron Sayısı: 9 Element Serisi: Diğer Ametaller Periyodik Tablodaki Grup, Periyod: 7A, 2 Yoğunluk: 1.696 g / cm 3 Erime Noktası: -219.62 ° C (53.530006 K, -363.31598 ° F) Kaynama Noktası: -188.14 ° C (85.01 K, -306.652 ° F) Oda Koşulunda Maddenin Hali: Gaz Görünümü: Sarımsı Keşif: Joseph Henri Moissan (1886) Flor Kullanım Alanları ve Özellikleri: Flor, yaygın olarak içme suyuna koyulan bir katkı maddesi olup, diş macunlarının da etken maddesidir. Popüler TV dizisi "Breaking Bad"de çözünen bir madde olarak, hidroflorik asit kullanılmıştır. Kimyasal, camları eritebilir ve ağırlıklı olarak bir aşındırma bileşimi olarak kullanılmaktadır.(Konusu: Elementler, Kökeni: )

Flor:  

(lat.i.) (kim.) (bkz:: Flüor)(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Latince)

Flora:  

(lat.i.) Bir ülkede ya da bir bölgede yetişen bitkilerin tür olarak tümü. eşanl:: Bitey.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Latince)

Floransa:  

Floransa; (İtalyanca: Firenze), İtalya'da, San Marino'nun batısında bulunan bir şehirdir. Kuzey İtalya'daki Toskana Bölgesi'nin başkenti ve kendi ismini taşıyan ilin merkezidir. Kısa bir dönem, İtalya Krallığı'na da başkentlik yapmıştır. Şehir, içinden geçen Arno Nehri çevresinde kurulmuştur. Çevresindeki yerleşim alanlarıyla beraber yaklaşık bir milyona yakın nüfusa sahip olan şehir, geçmişte olduğu gibi bugün de İtalya ve Avrupa'nın önemli ticaret merkezlerinden biridir. Bunun yanı sıra İtalyan Rönesansı'nın doğum yeri olarak bilinen Floransa, kültürü ve mimarisiyle dünyaca ünlü bir turizm kentidir. Şehirde önemli sanat galerileri ve müzeler bulunmaktadır. Leonardo da Vinci ve Michelangelo bu tarihi şehirde yetişmiş dünyaca ünlü sanatçılardır. Yine ünlü yazar ve şair Dante Alighieri bu şehirde yaşamış ve bu şehirden ilham almıştır.(Konusu: Dünya Şehirleri, Kökeni: )

Floresan:  

(fr.sf.) (bkz:: Flüorışıl)(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Floresan:  

Yanlış: Florasan Doğru: Floresan(Konusu: Yanlış Yazılan Kelime, Kökeni: )

Florida:  

Florida; ABD'nin eyâletlerinden biridir. 140.098 km²'lik bir alan kaplamaktadır. Florida'nın güney kısmı genelde düzlüklerle kaplıdır, orta ve kuzey kısımları tepeliktir. Florida sahilinin Atlas Okyanusu kıyısındaki bölümü 933 km'lik bir alanda uzanırken, Meksika Körfezi'ne kıyı olan bölümü 1.239 km'dir. St. John's, Apalachicola ve Suwannee, Florida'nın önemli nehirleridir. Florida'nın başkenti Tallahassee'dir. Jacksonville, Miami, Tampa, Hialeah ve Orlando eyâletin en kalabalık şehirleridir. Florida'da 13 milyondan fazla insan yaşamaktadır. İlk defa insanı Ay üzerine taşıyan Apollo 11 uzay gemisi, 1969 yılında Florida'daki Cape Canaveral üssünden fırlatılmıştı. 1971 Walt Disney World, Disneyland'de, Orlando'ya yakın bir yerde açılmıştı.(Konusu: Dünya Şehirleri, Kökeni: )

Florin:  

(it.i.) Hollanda para birimi. eşanl:: Gulden.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İtalyanca)

Floş:  

(fr.i.) Selülozdan üretilen, parlak ve bükümsüz yapay iplik.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Floş:  

(ing.i.) (pokerde) aynı renkten ve aynı türden beş kâğıt.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İngilizce)

Flöre:  

(Eskrim Ter.) Eskrimin üç ana dalından olan dürtüş silahı. Geçerlilik 500 gramlık basınçla olur ve geçerli bölge kollar, bacaklar ve baş hariç vücudun gövdesidir. Tas kısmı epe'ye göre daha küçük ve ucunda düğme mekanizması vardır. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Flöre:  

(fr.i.) Kılıçoyununda kullanılan, uzun kabzalı, düz ve yuvarlak namlulu, ucu düğmeli kılıç.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Flört:  

(ing.i.) 1- Kadınla erkek arasındaki çok yakın duygusal arkadaşlık, aşk ilişkisi. 2- Böyle bir ilişki kurulan kimse. 3- (mec.) (bir siyasal partiye vb.) tümüyle bağlanmadan yaklaşma. eşanl:: Kırıştırmak.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İngilizce)

Flu:  

(fr.sf.) Açık seçik olmayan, belli belirsiz, bulanık, belirsiz.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Flurcun:  

(kbd.i.) (hayb.) İspinozgillerden, Avrupa ile Asya'nın her yanında yaşayan, serçe büyüklüğünde, parlak kara ve kahverengi tüylü, kısa kuyruklu, iri ve sivri gagalı, ötücü bir kuş. eşanl:: Kocabaş.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: kökeni belli değil)

Flurya:  

(kbd.i.) (hayb.) İspinozgillerden, tüyleri yeşilimsi, kanatları ve kuyruğu parlak sarı benekli, korularda, ağaçlık ve fundalıklarda yaşayan, küçük taneler ve böceklerle beslenen, güzel ötüşlü küçük bir kuş. eşanl:: Yelve.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: kökeni belli değil)

Flüor:  

(lat.i.) (kim.) Simgesi F, atom sayısı 9, atom ağırlığı yaklaşık olarak 19, halojenler grubunun ilk elementi olan, yeşilimtırak sarı renkte, kokusu ozona benzeyen basit bir element.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Latince)

Flüoresan:  

(sf.) (bkz:: flüorışıl)(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Flüoresans:  

(fr.i.) Soğuk cisimlerde moleküler fotonun yutulmasının daha uzun bir dalga boyunda diğer bir fotonun yayılmasını tetiklemesiyle gerçekleşen ışık verme (ışıma) olayıdır. (bkz:: flüorışı)(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

WhatsApp