MecmuaN.CoM sözlük sitesi
 D E N E M E    


Haydi Öğrenelim!

Başkurdistan:

Rusya Federasyonu'na bağlı, 11 Ekim 1991 tarihinde bağımsızlığını kazanan Özerk Cumhuriyet.

SON EKLENEN KELİMELER



*Amed Sportif Faaliyetler

*Abdi Algül

*Beyza Başar

SON ARANAN KELİMELER



*Erkeklik

*Husye

*Husye

MecmuaN.com Nedir?

MecmuaN geniş çaplı bir Sözlük Sitesidir. Anlamını bilmediğiniz kelimeler, atasözleri, deyimler, osmanlıca kelimeler ve kronolojik tarihi olayları araştırabilir ve önemli günler gibi bir çok bilgiye ulaşabilirsiniz.

Kelime Arama

      Gelişmiş Arama
Sende Yolla Hata Bildir!


GENİŞ KAPSAMLI ANLAMLAR VE KAVRAMLAR SÖZLÜĞÜ - TÜRKÇE SÖZLÜK




Filozofi:  

(fr.i.) (esk.) 1- Bir konuda soyut düşünüş, düşünce üretimi, filozofların uğraş alanı. 2- Var olanların varlığı, kaynağı, anlamı ve nedeni üzerine düşünme ve bilginin bilimsel olarak araştırılması. 3- Bir bilgi alanının ya da bilimin temelini oluşturan ilkeler bütünü. el anl:: felsefe.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Filozofik:  

(fr.sf.) Filozofiyle ilgili.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Filozoflaşmak:  

(fr.t.nsz.) (mec.) Olaylara hoşgörüyle yaklaşmak özelliğini edinmek, filozof özelliği kazanmak.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fr + Tür)

Filozofobi:  

(ing.i. philosophobia) felsefeden korkma.(Konusu: Fobiler, Kökeni: ingilizce)

Filtrasyon:  

Şarapları berraklaştırmak amacıyla süzücü tabakalardan geçirme işlemine denir. Bu sayede şaraplar süzücü özelliğe sahip tabakalardan geçer ve bünyesinde bulunan tortular ayrılır.(Konusu: Şarap Terimi, Kökeni: )

Filtre:  

(fr.i.) 1- Bir akışkanın içinde bulunan yabancı maddeleri süzerek ayıran aygıt, akışkanı ayıklayan aygıt. eş anl:: süzgeç, süzek. 2- Fotoğrafçılıkta, kimi ışıkları tutan cam parça. ya da aygıtlardan oluşan düzenek. 3- Sıvıları süzmekte kullanılan, çok sayıda ince delikleri olan araç.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Filtreli:  

(fr.t.sf.) Filtre takılmış olan.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fr + Tür)

Filtresiz:  

(fr.t.sf.) Filtre takılmamış olan. Köken(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fr + Tür)

Filum:  

(ing.i.) (yaşb.) Aynı soydan gelen ve kuşaklar boyu sürüp giden, canlıların bölümlenmesinde dalların bir araya gelmesiyle oluşan birlik.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İngilizce)

Final:  

(gnl.ter.) Elemeler sonunda başarı kazanmış iki takım veya sporcunun karşılaşması. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Final:  

(fr.sf.) 1- Sona eren, biten, son. 2- (sp.) Elemeli spor yarışmalarında sonucu, kazananı belirten karşılaşma. 3- (müz.) Bir müzik parçasının bitiş bölümü.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Final Four:  

(Basketbol Ter.) Bir turnuva veya kupada son dört takımın mücadele ettiği karşılaşmalar dönemi. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Final Grubu:  

(gnl.ter.) Elemelerde başarı kazanmış takım veya sporcuların oluşturduğu grup. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Final Seti:  

(Voleybol Ter.) Oyunun bitmeden önceki son seti. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Finalist:  

(fr.sf.) 1- (fels.) Finalizmi benimsemiş olan. eş anl:: erekçi. 2- (sp.) Finale kalan (takım, sporcu).(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Finalizm:  

(fr.i. finalisme) (fel.) Erekçilik. (Konusu: İzm İle Biten, Kökeni: fransızca)

Finalizm:  

(fr.i.) (fels.) Her şeyin bir erekle belirlendiğini, ereksel bir nedeni bulunduğunu, bir ereğe yöneldiğini ve bir ereğe göre olup bittiğini öne süren öğreti. eş anl:: erekçilik.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Finaller:  

(Okçuluk Ter.) 8 okçudan oluşan çeyrek final,4 okçudan oluşan, yarı final,kaybedenlerin eşleştiği bronz madalya finali ve kazananların yarıştığı altın madalya finalinden oluşan bölüm. (Takımlarda 4 takım yarı final, kaybedenler bronz madalya finali, kazananlar altın madalya finali)(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Finans:  

(fr.i.) (eko.) 1- Parasal kaynak, para. 2- Parasal ve mali işler.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Finansal:  

(fr.sf.) (eko.) Finansla ilgili olan.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Finanse:  

(fr.i. financé) "akçalamak" anlamında kullanılan finanse etmek ve "akçalanmak" anlamında kullanılan finanse edilmek birleşik fiillerinde geçen bir söz.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Finansman:  

(fr.i.) (eko.) Bir girişime, bir işletmeye, işleyebilmesi, gelişebilmesi için gereken parayı ve krediyi sağlamak işi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Fingir:  

(i.) Yüz bin lira, yüz binlik kağıt para.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Fingirnoz:  

(ono.sf. fingir'den) Çok hareketli yerinde duramayan fıkır fıkır. Örn:: -Bize geldiler Annesi kızından daha süslü, fingirnoz. (Ahmet Rasim, Fuhş-i Atik)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Finiş:  

(ing.i.) 1- Bitme, bitiş. 2- (sp.) Bir yarışın sona erdiği yer ya da çizgi, varış. 3- Uzun ya da orta uzunluk koşularında, varış çizgisine yaklaşırken hız artırmak. 4- (mec.) Bir işi bitirmek için hızlanmak.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İngilizce)

Finito:  

(d. it. finito, bitmiş, son bulmuş) Bitti, son buldu, sonuna ulaştı anlamlarında kullanılır. Örn:: Tamam lala paşa eğlendiririz ama finito şimdi yürrü.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Finito:  

(it.i.) (arg.) Sona erdi, bitti, tükendi, sonuna ulaştı, artık yok vb. anlamlarında kullanılır.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İtalyanca)

Finlandiya:  

Resmi Tam Adı: Finlandiya Cumhuriyeti Fince: Suomen tasavalta İsveççe: Republiken Finland(Konusu: Ülke Resmi Adı, Kökeni: )

Finlandiya:  

Yer Aldığı Kıta: Avrupa Kıtası'nın Kuzey Avrupa bölgesinde yer alır.(Konusu: Ülke Bul.Kıta, Kökeni: )

Finlandiya:  

Bağımsız Ülke: Birleşmiş Milletler üye ülke. Rusya'dan 6 Aralık 1917 yılında bağımsızlığını kazanmıştır. Özerk Bölge: Aland(Konusu: Ülke Bağ.Tarihi, Kökeni: )

Finlandiya:  

Yönetim Şekli: İktidar Yapısı: Üniter Devlet. İktidar Kaynağı: Yarı Başkanlık Sistemi.(Konusu: Ülke Yönetim Şekli, Kökeni: )

Finlandiya:  

İdari Yapısı: 6 Bölüm: 1- Güney Finlandiya 2- Batı Finlandiya 3- Doğu Finlandiya 4- Oulu 5- Laponya Vilayeti 6- Åland (İsveççe), Ahvenanmaa (Fince)(Konusu: Ülke İdari Yapı, Kökeni: )

Finlandiya:  

Başkenti: Helsinki(Konusu: Ülke Başkenti, Kökeni: )

Finlandiya:  

Komşuları: Doğusunda Rusya, Kuzeyinde Norveç ve Batısında İsveç yer alır.(Konusu: Ülke Komşuları, Kökeni: )

Finlandiya:  

Resmi Dili: Fince, İsveççe(Konusu: Ülke Resmi Dili, Kökeni: )

Finlandiya:  

Para Birimi: Euro veya Avro Para Birimi Kodu: EUR NOT: 1860 yılından itibaren kullanılan Fin Markkası 2001 yılında kaldırılmış, Avro resmî para birimi olarak kullanılmaya başlanmıştır.(Konusu: Ülke Para Birimi, Kökeni: )

Finlandiya:  

Plaka Kod: FIN (1993 yılından beri) Önceki Kodu: SF(Konusu: Ülke Plaka Kodu, Kökeni: )

Finlandiya:  

Tel. Kodu: +358 Bölgeler 3/4 – Avrupa Kıtası numaralandırma Plan Alanı içindedir.(Konusu: Ülke Tel Kodu, Kökeni: )

Finlandiya:  

Dini: Ateizm, Hristiyanlık Mezhebi: Ortodoks Kilisesi, Lutheryanlık NOT: Hristiyan'lığın 3 ana mezhebi: Roma Katolik Kilisesi, Protestanlık, Ortodoks Kilisesi(Konusu: Ülke Dini, Kökeni: )

Finlandiya:  

Finlandiya Bayrağı: Finlandiya'da ulusal bayrak ve devlet bayrağı olarak ikiye ayrılmaktadır. 29 Mayıs 1918'de kabul edilmiştir. Bayrak beyaz zemin üzerindedir. Bayrağın köşelerine doğru uzanan mavi haç vardır. Bayrak Danimarka bayrağında olduğu gibi haçın yatay kısmı gönder kısmına doğru kaymıştır. Mavi renk Finlandiya'nin meshur göllerini, beyaz zemin ise Finlandiya deyince akla gelen kar kaplı toprakları temsil eder. Bayrağın fince ismi "Siniristilippu"'dur. Türkçesi ise "Mavi Haçlı Bayrak"tır. Finlandiya Devlet Bayrağı Devlet versiyonunda haçı oluşturan dikdörtgenlerin kesişim alanına Finlandiya'nın savaş arması olan aslan yerleştirilir.(Konusu: Ülke Bayrağı, Kökeni: )

Finlandiya:  

Milli Marşı: "Maamme" (Fince) veya "Vart land" (İsveççe) (bizim yer) Finlandiya'nın ulusal marşıdır. 1848 yılında Johan Ludvig Runeberg tarafından yazılan marş, Fredrik Pacius tarafından bestelendi. Marşın bestesi, Estonya ulusal marşı olan "Mu isamaa, mu õnn ja room" ile aynıdır.(Konusu: Ülke Milli Marşı, Kökeni: )

Finlandiya:  

Genel Bkş: İskandinav coğrafyasının baş döndüren ülkelerinden Finlandiya’nın ismi ‘’Fin diyarı’’ anlamına geliyor ve bu adın kökeninin ‘’balıkpulu’’ anlamındaki ‘’finna’’ sözcüğüne dayandığı düşünülüyor. • (Konusu: Ülke Genel Bakış, Kökeni: )

Finlandiya:  

SUPO Finlandiya'nın Dış İstihbarat Teşkilatı. Suojelupoliisi / Skyddspolisen (Güvenlik İstihbarat Servisi) 1949 yılında kurulmuştur. NBI Filipinler'in İç İstihbarat Teşkilatı. National Bureau of Investigation (Ulusal Soruşturma Bürosu) FMIS Finlandiya'nın Askeri İstihbarat Teşkilatı. FIRE Finlandiya'nın Sinyalize İstihbarat Teşkilatıdır. Finlandiya İstihbarat Araştırma Kurumu (Fince: Viestikoelaitos ("Sinyal Test Tesisi")) 1960 yılında kurulmuştur.(Konusu: Ülke İsth. Teş., Kökeni: )

Finlandiya Körfezi:  

Finlandiya Körfezi, Baltık Denizi'nin kollarından biridir. Körfezin kuzeyinde Finlandiya, güneyinde Estonya ve doğusunda Rusya yer alır. Tallinn, Helsinki ve Neva Nehri'nın denize döküldüğü yerde bulunan Sankt-Peterburg körfeze kıyısı olan belli başlı kentlerdir.(Konusu: Coğrafi Konum, Kökeni: )

Finlandiya Milli Tk:  

milli tk.lakabı: Beyaz Mavililer (Sinivalkoiset)(Konusu: Lakap Milli Tk., Kökeni: )

Fino:  

(it.sf.i.) 1- (Kumarda) Çok ustaca, İncelikle yapılan. (hile) Örn:: Yervant, kaba, fendbaz değildir. Onun İşleri finodur. (Hulusi Kodaman, Zar-Kağıt Oyunları ve Hileleri) 2- Yüksek nitelikli esrar. Örn:: Esrarın birinci, ikinci, üçüncü nevileri vardır. Birinci nevi ince elekden geçirilmiştir adı Sarı Kız yahud Fino'dur. (Vasıf Hiç, Esrar Üzerine Notlar) 3- Dalkavuk, yağcı. (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Fino:  

(it.i.) 1- Küçük boylu, çok tüylü, yuvarlak başlı, kısa burunlu bir süs köpeği türü. 2- (arg.) Çok iyi nitelikli esrar. 3- (arg.) Dalkavuk, yağcı (kimse).(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İtalyanca)

Fir:  

(sf.i.) (fırlama'dan kıs.) 1- Piç. 2- Çok akıllı cingöz, anasının gözü. (çocuk) Örn:: Bir veledizina, fırın fırı. 3- (i.) (fransızca'dan n.) Frank, Fransız frangı. (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Firar Etmek:  

Askere gitmemek için yada askerdeyken çeşitli sebeplerle izinsiz kaçmak. Firar eden asker için yakalama emri çıkartılır, polis ve jandarma genelde 48 saat içerisinde yakalanarak birliğine teslim edilir. Ayrıca askeri mahkemede yargılanarak diskoya gönderilir. Kaçtığın ve diskoda yattığın süre askerlikten sayılmaz.(Konusu: Askeri Terim, Kökeni: )

Firarperest:  

Kitabın Türü: Deneme Kitabın Yazarı: Elif ŞAFAK Kitabın Konusu: Elif Şafak'ın gazete yazılarından derlenmiştir. Kitabın Ana Fikri: Tadına doyulmaz kimi zaman kışkırtıcı kimi zaman sakinleştirici ama ruhu hep özgür kalan yazılar.(Konusu: Kitap Hakkında, Kökeni: )

Firas:  

(a.i. erk.) 1- Yiğit, mert. 2- Binici, at yetiştirici.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

firaset:  

(bkz:: feraset)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Firaset:  

Yanlış: Feraset (binicilik) Doğru: Firâset (anlama, kavrama ve sezme kabiliyeti, anlayış, kavrayış, sezgi ve ince görüş)(Konusu: Yanlış Yazılan Kelime, Kökeni: )

firavun:  

Eski Mısır hükümdarlarına verilen unvan. Mısır’daki eski imparatorluk dönemi olan M.Ö. yaklaşık 2400 yıllarından itibaren rastlanan bu kelime krallık sarayını ve orada oturanları ifade ediyordu. XVIII. Sülale dönemi ortalarına kadar Firavun, Mısır krallarının lakabı olarak değil de saray anlamında kullanılmıştır. Per’ao kelimesinin kral anlamında kullanılışına ise M.Ö. 1370’lere doğru yazılan eserlerde rastlanmaktadır. XXII. Sülaleden önce kralın adı zikredilmeksizin kullanılan bu kelime bu sülale döneminin (M.Ö.950-730) metinlerinde kralın adının başında bir unvan olarak kullanılmıştır. Kur’an-ı Kerim’de Firavun kelimesi sadece Hz. Musa dönemindeki Mısır Kralını ifade etmektedir. Değişik sure ve ayetlerde 74 yerde geçen kelime, Hz. Musa’nın karşısında yer alan, büyüklük taslayan, böbürlenen, ilahlık iddiasında bulunan, Musa’nın Tanrısı’na ulaşmak için kuleler yaptıracak kadar taşkınlık gösteren, halkını küçümseyip zayıfları ezen ve gerçeklere sırt çeviren biri olarak tasvir edilmektedir.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Firazende:  

(f.i. ka.erk.) Yükselten. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Farsca)

Firdevs:  

Halit Ziya Uşaklıgil'in yazdığı Aşk-ı Memnu (Yasak Aşk) kitabındaki ana karakterlerden biri. "Melih Bey Takımı" olarak adlandırılan, kadınlarının hafif meşrep ve gösterişli tavırlarıyla tanındığı bir aileye mensuptur. Romanın başlangıcında kırk beş yaşındadır.(Konusu: Kitap Karakteri, Kökeni: )

Firdevs:  

(a.i. ka.) 1- Cennet, 2- Bostan, bahçe. Firdevsi: İran'ın milli destanı olan "Şeyhname"nin yazarıdır. Adı, Mansur b. Hasan'dır. 934-1020 yıllan arasında yaşadığı tahmin edilmektedir.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

Firdevs:  

1- İçinde her çeşit ağacın, özellikle üzüm bağlarının bulunduğu bahçe. 2- Arşın altında bulunan cennetin ortası, en yüksek ve değerli bölgesi. Örn:: “İman edip salih amel işleyenlerin konaklama yerleri Firdevs cennetleridir.” (Kur'an-ı Kerim Kehf suresi 18/107 nci Ayet) 3- Cennet ırmaklarının fışkırdığı bölge. Örn:: “(İmanlarının gereğini hakkıyla yapan) müminler Firdevs cennetlerine girecekler ve orada ebedi olarak kalacaklardır.” (Kur’an-ı Kerim Mü'minun suresi 23/11 nci Ayet) Peygamberler ve Allah’ın sevgili kullarının kalacağı cennetin en değerli bölgesi. Firdevs cennetine namazlarını vaktinde ve bilinçli bir şekilde kılanlar, boş işlerden uzak duranlar, zekâtlarını verenler, namuslarını koruyanlar, emanete titizlik gösterenler ve verdikleri sözlerde duranlar gireceklerdir. Örn:: “Cennetin yüz tabakası vardır. Her tabaka arası yerle gök arası kadardır. Firdevs, cennetin en üst tabakasıdır ve buradan dört tane nehir çıkar. Firdevs’in üzerinde ise Allah’ın arşı vardır. Allah’tan (cennet) istediğinizde Firdevs’i isteyiniz.” (Hadis)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Fire:  

(yun.i.) (tic.) 1- Ambalajlanmadan taşınan ya da depolanan her türlü ticaret malında kuruma, dökülme, bozulma gibi nedenlerle ağırlık yitimi ya da eksilme. 2- Yaş iken ağır olan nesne, kuruma dolayısıyla ağırlıkça eksilmek. 3- İçinde ezikleri, çürükleri, işe yaramazları bulunan nesne, ayıklanma sonunda azalmak. 4- (genel olarak) eksilmek. "Topluluğumuz iki fire verdi"(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Yunanca)

Firigo:  

(sf.i. lat. frigus, soğuk. fr. frigo'dan eğlence yerlerinde satılan bir tür soğuk yiyecek) İlişki kurulması güç, (kimse) soğuk nevale.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Firikiğe Yatmak:  

(d. ing. türk.) (Erkek için) Firikik Yakalamak amacıyla uygun bir yerde, ortamda tetikte durmak, beklemek. 2- Yakaladığı firikiği izlemek, seyrede durmak.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Firikik:  

(ing.i. free kick, serbest vuruş'tan) (Kız veya kadın) Vücudun belirli bölümleri (örneğin göğüsler, bacaklar vb.) istenerek ya da İstenilmeden olağandan çok görünme. (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Firikik Vermek:  

(d. ing. türk.) Firikik olmak, frikik yapmak.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Firikik Yakalamak:  

(d. ing. türk.) (Erkek için) Bir Firikik durumuna rastlamak.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Firişte:  

(bkz:: Feriştah)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Firkete:  

(it.i.) 1- Kadınların saçlarını toplayıp bir arada tutturmak için kullandıkları, U biçiminde, kemik, bağa, naylon ya da telden yapılmış saç tokası. 2- (halk ağzı) Çengelliiğne. 3- (mim.) U harfi biçiminde bükülmüş ve genellikle 12 metre uzunluğunda beton çeliği.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İtalyanca)

Firketelemek:  

(it.t.i.) Firkete ile tutturmak.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İtalyanca)

Firketelenmek:  

(it.t.nsz.) Firketeyle tutturulmak.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İtalyanca)

Firma:  

(it.i.) (tic.) Gerçek ya da tüzelkişilik olarak bir ekonomik etkinlik birimi ve bu birimin bütün işlemlerinde kullandığı adı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İtalyanca)

Firma Olmak:  

(d. it. firma, imza, türk.) (Kişi) Ün kazanmak, nam kazanmak. Örn:: Necati Öyie şimdiki ünlüler gibi sahnede iki şarkı söyleyip televizyonda bir gözükerekten firma olmamış. (Halit Çapan, Bilinmedik Bir Aşk Hikayesi ya da Feriköylü Yangın Necati)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Firuz:  

(a.i. erk.) Mesut, mutlu, sevinçli, ferah, uğurlu, iyi bahtlı.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Firuze:  

(a.i. ka.) 1- (bkz:: Firuz) 2- Nişabur'da çıkan açık mavi renkli ve değerli bir yüzük taşı. 3- Açık yeşil, dağ yeşili ile gök mavisi arasında ve bal mumu parlaklığında maruf kıymetli taş.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

fischer saati:  

zaman sıkışıklığını engellemek amacıyla her hamlede belli miktar zaman ekleyen saat.(Konusu: satranç terimi, Kökeni: )

fischer satrancı:  

erlerin yine ön tarafta olduğu ve gerideki taşların her oyunda farklı konumda dizildiği satranç.(Konusu: satranç terimi, Kökeni: )

fisebilillah:  

1- Allah yolunda, Allah uğrunda. Örn:: “Fisebilillah harcamada bulunun, mallarınızı (Allah yolunda) harcayın. (Cihattan geri durarak ve cimrilik yaparak) Kendinizi tehlikeye atmayın…” (Kur’an-ı Kerim Bakara suresi 2/195 nci Ayet) 2- Allah’ın rızasını kazanmak amacıyla hiçbir karşılık beklemeksizin yapılan maddi ve manevi fedakârlıklar, çabalar. Örn:: “Ey iman edenler! Hem bu dünyada hem öteki dünyada sizi şiddetli bir azaptan koruyacak bir alış verişi haber vereyim mi: Allah’a ve Peygamberine iman edip fisebilillah malınız ve canınızla cihat etmenizdir. Eğer bilirseniz (bunları yapmak) sizin için gerçekten çok hayırlıdır.” (Kur'an-ı Kerim Saff suresi 61/10-11 nci Ayet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Fiske:  

(yun.i.) 1- Parmaklardan herhangi birinin ucunu başparmağın başına iliştirip birdenbire ileriye fırlatarak yapılan vuruş. 2- İki parmak ucuyla tutulabilen miktar. 3- İnsan derisinde herhangi bir nedenle oluşan ufak ve içi su dolu kabarcık.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Yunanca)

Fiskelemek:  

(yun.t.i.) 1- Fiske vurmak. 2- (mec.) Hafifçe sitem etmek.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Yun+Tür)

Fiskemsi:  

(yun.t.sf.) Fiske görünüşünde olan.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Yun+Tür)

Fistan:  

(yun.i.) 1- Tek parça kadın giysisi. 2- (İskoçya, Arnavutluk ve Yunanistan’da) Erkeklerce giyilen kısa ve pilili etek.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Yunanca)

Fistanlı:  

(yun.t.sf.) Fistan giymiş.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Yun+Tür)

Fistanlık:  

(yun.sf.) Fistan yapmaya uygun kumaş.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Yunanca)

Fisto:  

(fr.i.) 1- Kadın giyeceklerinin çeşitli yerlerinde süs için kullanılan, elde ya da makinede işlenmiş şerit. 2- Kadın giysisi yapılabilen, dantela benzer süsleri olan bir tür kumaş. 3- (sf.) Bu tür kumaştan yapılmış olan (giysi).(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Fistolu:  

(fr.sf.) Üzerine fisto dikilmiş olan.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Fistül:  

(fistula) Deri yüzeyi ile vücut boşlukları arasındaki anormal kanallar, fistül.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )

Fistül:  

(fr.i.) (hek.) Bir türlü iyileşmeyen ve sürekli işleyen çıban. eş anl:: akarca.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Fisür:  

(fissure) (Lat. fissura) Deri veya mukozanın hafifçe veya yüzeyel olarak çatlaması durumu, çatlak, yarık.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )

Fiş:  

(fr.i.) 1- Bir kablonun ucuna bağlanan ve iki ucu kendisine uyan bir prize sokularak akım almaya yarayan yalıtkan nesne. 2- Not almakta, üzerine bilgiler yazmakta kullanılan ya da bir işe kılavuzluk etmek için yazılıp sınıflandırılan, hepsi bir boyda olan küçük kâğıt yapraklarından her biri. 3- Belli bir para karşılığı alınan ve kumarda, kimi alışverişte her biri belli bir miktar para yerine kullanılan dikdörtgen ya da yuvarlak pul ve benzeri bir nesne. 4- Bir devlet dairesinde ve benzeri bir yerde bir işi yaptırmakta ya da bir sıranın alındığını belirtmekte kullanılan üzerinde gerekli bilgi bulunan küçük kâğıt. 5- Çevresinde olan bitenlerle, dünya ile ilgisini kesmek. 6- sarhoş olup sızmak, uyumak gibi bir nedenle bilinci yitmek. 7- (erkek için) cinsel ilişkiyi bitirmek.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Fişek:  

(fars.i. fişenk, mermi, kurşun ) 1- Bir seferde kullanılacak miktar, eroin. Örn:: Cezaevinde satışlar genellikle Fişek diye adlandırılan bir kullanımlık paketler halinde. (Ulvi Yanardağ, Cezaevinde Eroin Pazarı) 2- Uyuşturucu, hap. (1 adet)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Fişek:  

Arkasında ateşleyicisi ve içinde barut bulunan bir kovan ile kovanın ucuna yerleştirilmiş mermiden oluşan, tüfek, tabanca gibi ateşli silahlarda kullanılan cephane, kurşun.(Konusu: Askeri Terim, Kökeni: )

Fişek Atmak:  

(d. fars. türk.) Uyuşturucu kullanmak, bir seferlik eroin çekmek, bir hap yutmak vb. (bkz:: Fişek) (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Fişekhane:  

(b.i) Fişek yapılan yer.(Konusu: Hane ile Biten, Kökeni: )

Fişi Çekmek:  

(d. fr. fiche, prize sokulan erkek parça. türk.) 1- Dünya ile ilgisi kesilmek. Esriyip sızmak, uyumak vb. nedenlerle bilinci yitmek. 2- (Erkek için) Cinsel ilişki sırasında erkeklik organını dışarıya çıkarmak, cinsel ilişkiyi bitirmek. (bkz:: Tak Fişi Bitir İşi) (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Fişka:  

(it.i.) (den.) Geminin kenarında bulunan ve demiri kaldırıp asmakta kullanılan metal askı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İtalyanca)

Fişlemek:  

(fr.t.i.) 1- Fişe geçirmek, fiş üzerine yazmak. 2- Bir işle ilgili olarak fiş açmak. 3- (bir kimse) hakkındaki bilgileri dosyalamak.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fr + Tür)

Fişlenmek:  

(fr.özs.) 1- Fişe geçirilmek, fişe yazılmak. 2- Emniyette dosyası bulunmak.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Fişletmek:  

(fr.t.) 1- Fişe geçirmek, fiş üzerine yazmak. 2- Bir işle ilgili olarak fiş açmak. 3- (bir kimse) hakkındaki bilgileri dosyalamak.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fr + Tür)

Fişli:  

(fr.t.sf.) 1- Fişe geçirilmiş, yazılmış olan. 2- Emniyette dosyası bulunan (kimse).(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fr + Tür)

Fişlik:  

(fr.t.i.) 1- Fiş koymaya yarayan ya da konulan yer ya da kutu. 2- (sf.) Fiş olmaya ya da fiş yapılmaya elverişli olan (kâğıt).(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fr + Tür)

Fişteklemek:  

(f.) (Birini) Kışkırtmak.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Fit:  

(ing.i.) Razı olmak, yeterli bulmak, eşit saymak, ödeşmek.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İngilizce)

WhatsApp