Haydi Öğrenelim!
Yeniden Düzenlemek:
(Alm. Bearbeiten - İng. treat) Bir oyun üzerinde yeniden çalışmak.
MecmuaN.com Nedir?
MecmuaN geniş çaplı bir Sözlük Sitesidir. Anlamını bilmediğiniz kelimeler, atasözleri, deyimler, osmanlıca kelimeler ve kronolojik tarihi olayları araştırabilir ve önemli günler gibi bir çok bilgiye ulaşabilirsiniz.
Kelime Arama
Sende Yolla Hata Bildir!GENİŞ KAPSAMLI ANLAMLAR VE KAVRAMLAR SÖZLÜĞÜ - TÜRKÇE SÖZLÜK
Jetgiller:
Çizgi filmin orjinal adı The Jetsons'dur. Hanna-Barbera tarafından üretilen Jetgiller çizgi filmi bilim kurgu çizgi filmi türündedir. Uçan arabalar, robotlar ve teknolojik araçların olduğu Jetgiller çizgi filmi ilk defa 1962 yılında yayınlanmıştır. Jetgiller, uzayın ortasında birbirinden harika imkanlar içinde yaşayan bir ailedir. Yiyecekleri kapsül şeklindeydi.(Konusu: Çizgi Karakter, Kökeni: )
Jethro Tull:
Jethro Tull (1674–1741) İngiliz tarım bilimci. 1700 yılında çiftçiler tohumları elleriyle ekerdi. Ekinler de elle toplanırdı. Tull, at tarafından çekilen ve tohumları paralel sıralar halinde eken bir hasat makinesi icat etti. Bu buluş tarımda verim artışına yol açtı. Bu icat sanayi devriminden önce tarım devrimi için önemli bir buluştu. Tull, çağdaş çapanın da mucidi sayılmaktadır(Konusu: Mucid ve İcadı, Kökeni: )
Jeton:
1. Telefon, oyun makinesi vb. araçlarda kullanılan metal veya plastik ödeme aracı. 2. (Mecaz) Bir şeyi geç anlama (“jeton geç düştü”).(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Jeton Düşmek:
(d. fr. türk.) Anlamak, farkına varmak. Bir şeyi biraz geç anlamak gecikerek fark etmek. Örn:: Çok şükür jeton düştü şeklinde konuştu. Büyük Patron kahkaha İle. Nihayet anlayabildin. (Kayhan Sağlamer, Türk Mafiası) Örn:: Birden cetonum düşüyor o gülüşü görünce. (Fakir Baykurt, 3. Şakirzat) Örn:: Çoktan anlamalıymışım ya jeton öyle çabuk çabuk düşmüyor bende. (Bilge Karasu, Kılavuz)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Jeyn:
(f.i. erk.) (bkz:: Jiyan)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Farsca)
JIBIKI:
(jibiki) Sözlük.(Konusu: Karate Terimi, Kökeni: )
JIGO TAI:
(jigo tai) Savunma duruşu.(Konusu: Karate Terimi, Kökeni: )
JIKAN:
(jikan) Zaman.(Konusu: Karate Terimi, Kökeni: )
JIYU:
(jiyu) Serbestlik. Serbest olmak.(Konusu: Karate Terimi, Kökeni: )
JIYU IPPON KUMITE:
(jiyu ippon kumite) Tek ataklı, yarı serbest kumite.(Konusu: Karate Terimi, Kökeni: )
JIYU KUMITE:
(jiyu kumite ) Kurallı serbest kumite.(Konusu: Karate Terimi, Kökeni: )
Jigolo:
Jigolo, para karşılığı kadınlarla cinsel ilişkide bulunan erkek seks işçilerine verilen addır. Jigololuk mesleği cinsel ilişki harici gezilerde, çeşitli sosyal aktivitelerde kadının yanında escortluk yapma amacıyla da kullanılmaktadır. Orta yaş ve üzeri kadınlar tarafından tercih edilmektedir.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Jikle:
Motorun yüksek devirde çalışması için fazla yakıt akışını sağlayan düzenek.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Jiklet:
(Teknik) Karbüratörlü motorlarda yakıt püskürtmeyi sağlayan küçük parça (genelde “jikle” ile eş anlamlı kullanılır).(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Jikola:
(fr.i. gigolo jigolo'dan b.) 1- Bir kadınla parası için düşüp kalkan cinsel ilişkiye giren erkek jigolo. 2- Kızları, kadınları fuhuş yoluna düşürüp para kazanan erkek. Örn:: Bu işler için çok çok para harcadığını kendisi için hiçbir fedakarlıktan geri kalmayacağını jikola sık sık tekrar edip kızı minnet altında bırakır. (Kudret Şandra, Yeşilçamdan Kabeye) Jikolay diye de kullanılır.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Jile:
Kolsuz, genellikle gömlek üzerine giyilen kadın veya çocuk giysisi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Jilet:
İnce çelikten yapılmış, iki tarafı keskin tıraş bıçağı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Jilet Olmak:
(d.) İçkinin, uyuşturucunun etkisiyle çok esrimek, çok sarhoş olmak.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Jiletçi:
(tic.i. m. Gette'ten türk. e.) Yankesic, avının giysisini jilet kullanarak kesip parasını, cüzdanını çalan kimse. (bkz:: Keski)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Jimnastik:
1. Vücudu güçlendirmek ve geliştirmek için yapılan hareketlerin tümü. 2. (Spor) Belirli aletlerle yapılan yarışma dalı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Jinefobi:
(ing.i. gynephobia) Kadınlardan korkma. bazı erkeklerin olağandışı olarak kadınlardan kaçma veya korkma duygusu. jinekofobi gynecophobia) olarakta yazılır.(Konusu: Fobiler, Kökeni: ingilizce)
Jinekolog:
Jinekoloji alanında uzman doktor.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
jinekoloji:
(ing.i. gynecology) kadın hastalıkları bilimi. kadın organizmasını ve cinsel organlarını fizyolojik, morfolojik ve patolojik bakımdan inceleyen bilim.(Konusu: loji ile biten, Kökeni: ingilizce)
Jinekoloji:
Kadın hastalıkları ve doğumla ilgili tıp dalı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Jinekomasti:
(gynecomastia) Erkeklerde memelerin büyümesi.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )
Jinmen Gaoliang:
Jinmen Gaoliang; Tayvan'da Sorgum bitkisinin fermente edilmesiyle üretilen Jinmen Gaoliang yumuşak, tatlı ve beyaz renkli bir likör.(Konusu: İçki Çeşitleri, Kökeni: )
Jip:
Arazi şartlarında kullanılabilen, dayanıklı motorlu taşıt (jeep tipi araç).(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Jips:
Alçı taşı; kalsiyum sülfat minerali.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Jiujitsu:
Güçten çok teknik ve dengeye dayanan, silahsız Japon savunma sanatı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Jiyan:
(f.i. erk.) Coşmuş, kükremiş, kızgın.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Farsca)
Jiyuwaza:
Tekniklerin serbest sitilde yapılışı.(Konusu: Aikido Terimi, Kökeni: )
Jo:
(Silah) Tahta sopa.(Konusu: Aikido Terimi, Kökeni: )
JOBOTSU:
(jobotsu) Bir zen çalışma türü.(Konusu: Karate Terimi, Kökeni: )
Jodan:
Yüksek gard pozisyonu.(Konusu: Aikido Terimi, Kökeni: )
JODAN:
(jodan / codan) Vücudun boyundan itibaren üst kısmı.(Konusu: Karate Terimi, Kökeni: )
Joe Dalton:
Red Kit (Özgün adı: Lucky Luke), Belçikalı karikatürist Morris (1923-2001) tarafından çizilen çizgi romandır. Dalton Kardeşler’in en ufak tefek olanıdır. Red Kit’ten ve aptal köpek Rin Tin Tin’den nefret etmektedir. Pek çok macerada, hapisten kaçmasını engellemek için Rin Tin Tin’e zincirlenmiştir. Red Kit’in adını duyduğunda dahi çıldıracak gibi olur. Sinirlendiğinde William Dalton ve Jack Dalton tarafından sakinleştirilmeye çalışılır. Daltonlar’ın en tehlikeli ve en zeki olanıdır.(Konusu: Çizgi Karakter, Kökeni: )
JOGAI:
(cogai) Müsabaka alan sınırı.(Konusu: Karate Terimi, Kökeni: )
Johan Cruyff:
(lakabı/sp.) Sarı Fare(Konusu: Lakaplar, Kökeni: )
Johann Gutenberg:
Johann Gutenberg (1398-1468) Alman kuyumcu, matbaacı, mucit. 1450 yılında Matbaa'yı buldu. Bugün "Batı Medeniyeti"nden söz ediyorsak bunda belki de en büyük pay "matbaa"yı geliştiren Alman mucit Johannes Gutenberg'e aittir. Geliştirdiği hareketli baskı makinesi ile kitapların hızla basılmasının ve yayılmasının önünü açmıştır.(Konusu: Mucid ve İcadı, Kökeni: )
Johannes Kepler:
Johannes Kepler (1571–1630) Alman gökbilimci, matematikçi, astrolog, mucit. 1618 yılında Güneş sisteminin yasaları'nı keşfetti. Kepler'in gezegensel hareket yasaları ile tanınır. Ayrıca bu çalışmalar Isaac Newton’un evrensel yerçekimi kuvveti teorisine dayanak sağlamıştır.(Konusu: Mucid ve İcadı, Kökeni: )
John Ambrose Fleming:
John Ambrose Fleming (1849-1945) İngiliz mucit. 1904 yılında Diyot denilen elektronik vakum tüpü'nü buldu. Sağ el kuralı, 3 boyutlu vektörleri anlamak için matematik ve fizik bilimlerinde kullanılan ortak bir yöntemdir. 19. yüzyılın sonlarında İngiliz fizikçi John Ambrose Fleming tarafından elektromanyetizma etkileşimlerinde kullanılmak için ortaya atılmıştır.(Konusu: Mucid ve İcadı, Kökeni: )
John Harrison:
John Harrison (1693–1776) İngiliz marangoz ve saat yapımcısı. Deniz kronometresi'nin mucidi olarak bilinir. Yaptığı cihazla, denizde boylam hesaplama problemini çözüme ulaştırmıştır. Bu, okyanuslarda seyahat etmenin güvenliğini artırmak için hayati bir buluştu.(Konusu: Mucid ve İcadı, Kökeni: )
John Lee Love:
John Lee Love (1889-1931) Fransız ressam ve ordu subayı Nicolas-Jacques Conte, 1795 yılında kurşun kalemlerin üretim işlemini patentledi ancak bir diğer Fransız olan matematikçi Bernard Lassimone, 1828 yılında ilk kalemtıraşın patentini aldı. O güne kadar kurşun kalemler bıçak kullanılarak keskinleştiriliyordu. Günümüzdeki yapısına benzer kalemtıraşların icadı ise 1847 yılına dayanır. O dönemde Therry des Estwaux, yeni bir kalemtıraş formunu patenti altına aldı. Belki de en gelişmiş kalemtıraş tasarımı Afrikalı-Amerikalı mucit John Lee Love'a aittir. Love, Love Kalemtıraşı adı verilen taşınabilir bir kalem açacağını icat etti. Bu kalemtıraş üzerinde, kurşun kalemin ucunun açılması işlemi sırasında ortaya çıkan atıkların toplandığı bir hazne de içeriyordu. Love, tasarımını 23 Kasım 1897 yılında Amerika Birleşik Devletleri'nde patentledi.(Konusu: Mucid ve İcadı, Kökeni: )
John Logie Baird:
John Logie Baird (1888–1946) İskoçyalı mucit. Televizyon'u 1923 yılında, İngiltere'nin Hastings kasabasında icat etmiştir. İlk televizyon görüntüsü ise tekrar Baird tarafından 1926 yılında yayınlanmıştır. 1950’lerde ABD de ilk renkli televizyon satışa çıktı, ancak renkli televizyon ABD’de 1960’larda geniş kitlelerce kullanılmaya başlandı.(Konusu: Mucid ve İcadı, Kökeni: )
John Napier:
John Napier (1550–1617) İskoçyalı mucit. 1614 yılında Logaritma cetveli'ni buldu. Napier'in kemikleri, John Napier tarafından oluşturulan bir abaküstür. Pratik olarak çarpma, bölme ve karekök alma işlemleri için kullanılabilir. Napier, bu eserini Rabdology adıyla 1617 sonunda, İskoçya Edinburgh'da yayınlanmıştır.(Konusu: Mucid ve İcadı, Kökeni: )
John Wilkinson:
John Wilkinson (1728-1808) İngiliz sanayici. Dökme demir imalatını ve kullanımını geliştirdi. Yaptığı döküm silindirler buharlı motorların gelişiminde önemli rol oynadı. James Watt'ın buhar motorlarında kullanılanlar gibi dökme demir silindirleri delebilecek hassas bir delme makinesinin mucidiydi. (Konusu: Mucid ve İcadı, Kökeni: )
Joint:
(ing.i.) 1- Esrarlı sigara. Örn:: biliyorsun sigara kanser yapıyor ama joint sadece kafa yapıyor. (Güven Turan, Soğuk Tüylü Martı) 2- Marihuanalı sigara. Coynt biçiminde de kullanılır.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Jojo:
(bkz:: Sen Jojo)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Joker:
Bir oyunun sonucunu beklenmeyen biçimde değiştirebilecek olan, özellikle şanslı bir atış.(Konusu: Tavla Terimi, Kökeni: )
Joker Karakter:
"Herhangi bir dosyayı ya da klasörü ararken lam isimlerini hatırlamayabilirsiniz. Aynı şekilde internetle arama yaparken, kullanılan anahtar kelimelerin lam olarak nasıl yazıldığı hatırlanamayabilir. Joker karakterler de, işle bu tip durumlarda devreye girerler.Joker karakterler, soru işareti ve yıldız olmak üzere ikiye ayrılırlar. Soru işareti (?) tek bir karakter için, yıldız ("") ise birden çok karakter için kullanılabilir. Örneğin arama sırasında Tele?.doc"" metnini girerseniz, ""tele5.doc"" veya ""tele.doc"" gibi dosyalar bulunacaktır. Bu aramanın sonucunda ""telefon.doc"" gibi dosyalar bulunamaz. Ama girdiğimiz metin ""Tele*.doc"" olsaydı, ismi ""tele"" ile başlayan tüm dosya ve klasörler listelenecekti (tele, telefon, televizyon gibi)."(Konusu: Bilgisayar T., Kökeni: )
Jokey:
(bkz:: Cokey)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Jokey:
At yarışlarında at süren profesyonel binici.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Jones Kırığı:
(Jones fracture) Beşinci metatarsın diafiz kırığı.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )
Jorjet:
1. Bürümcük görünümlü, ince ve hafif kumaş. 2. Bu kumaştan yapılmış giysi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Joruri:
(Jap.) Kukla tiyatrosuna verilen ad.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
JOSEKI:
(joseki) Dojo da üstada ait alan.(Konusu: Karate Terimi, Kökeni: )
Joseph Henry:
Joseph Henry (1797–1878) İskoç asıllı Amerikalı mucit. 1829 yılında. Demir çekirdek etrafında tel sarımı suretiyle yaptığı bobin ile güçlü manyetik alan yaratarak bir tondan fazla metali kaldırdı. Elektromıknatısları yaparken, öz indüktansın elektromanyetik fenomenini keşfetti. Ayrıca Faraday’dan bağımsız olarak karşılıklı indüktansı da keşfetti, fakat sonuçlarını ilk yayınlayan Faraday idi. Elektromanyetik konusundaki çalışmaları elektrikli telgrafın bulunmasında temel oluşturdu.(Konusu: Mucid ve İcadı, Kökeni: )
Joseph Nicephore Niepce:
Joseph Nicephore Niepce (1765–1833) Fransız mucit. 1826 yılında İlk fotoğraf çekimi'ni başardı. Niepce karakutu kullanarak görüntüyü kurşun-kalay alaşımı özel bir plakaya düşürmüştür. Bu plaka bitümen denilen ışığa duyarlı bir maddeyle kaplıydı. Biraz bulanık olan görüntünün oluşması için 8 saat beklemek gerekiyordu.(Konusu: Mucid ve İcadı, Kökeni: )
Joseph Priestley:
Joseph Priestley (1733-1804) İngiliz fizikçi, kimyager, filozof, mucit. Karbon dioksit üzerine araştırmaları ve oksijenin bulunuşuna katkıları ile bilinir.(Konusu: Mucid ve İcadı, Kökeni: )
Joseph Wilson Swan:
Joseph Wilson Swan (1828-1914) İngiliz fizikçi, kimyager, mucit. 1878 yılında karbon filamanlı elektrik ampulü'nü icat etti. Swan’ın fotoğrafçılık alanındaki en önemli buluşları, 1856’da fotoğraf levhalarına ışığa duyarlı maddeyi sıvamakta kullanılan ve nitroselülozun bir alkol eter karışımındaki çözeltisi olan kolodyumun elde edilmesi yönteminin geliştirilmesi, 1872’de, o zamana değin kullanılan yaş fotoğraf levhası (camı) yerine, bugünkü fotoğraf filmine ulaşılmasında önemli bir adım olan kuru fotoğraf levhasını, 1871’de de gümüş bromürlü fotoğraf kağıdını bulmasıdır.(Konusu: Mucid ve İcadı, Kökeni: )
Josephine Cochrane:
Josephine Cochrane (1839-1913) Amerikalı kadın mucit. İlk mekanik bulaşık makinesi'ne ait olan patent, Amerika Birleşik Devletleri'nde 1850 yılında Joel Houghton'a verilmiştir. Houghton'ın makinesine büyük ölçüde benzeyen bir diğer patent ise 1865 yılında L.A. Alexander'a verildi. El ile çalıştırılan ve önceki örneklerine göre daha sağlam olan ilk bulaşık makinesinin patenti ise 1886 yılında Josephine Cochrane'a verildi ve makine, 1893 yılında Chicago World's Fuarı'nda sergilendi.(Konusu: Mucid ve İcadı, Kökeni: )
Joust:
(Voleybol Ter.) İki rakibin aynı zamanda fileye teması ile doğan hata. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Joystick (Oyun Çubuğu):
Genellikle uçuş simülasyonlarında kullanılan ve gerçek bir uçak içerisinde görebileceğiniz kumanda koluna benzeyen oyun kontrol cihazlarına verilen addır. Ancak kullanım alanını sadece uçuş oyunları ile sınırlamak da doğru olmaz. Hemen hemen her türlü oyun, joystick ile idare edilebilir.Piyasada çok farklı tasarımlara ve özelliklere sahip sayısız modele rastlamak mümkün. Bu modellerin büyük çoğunluğu, bilgisayar bağlantısı için USB veri yolunu tercih ediyorlar. Ancak ses kartı üzerindeki oyun bağlantı noktasını (Game-Port) kullanan modeller de halen varlıklarını sürdürüyorlar.(Konusu: Bilgisayar T., Kökeni: )
Jöle:
1. Meyve suyunun şekerle kaynatılmasıyla yapılan yarı katı tatlı. 2. Et suyunun soğuyunca aldığı jel kıvam. 3. Saçı sabitlemek için kullanılan parlak, yapışkan madde.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Jön:
1. Genç erkek. 2. (Sinema/Tiyatro) Yakışıklı, genç erkek başrol oyuncusu.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Jönprömiye:
(Tiyatro/Sinema) Başrol oynayan genç erkek oyuncu.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
JPEG, JPG:
Özellikle dijital ortama aktarılmış resimlerin dosyalanması için kullanılan bir resim dosyası formatıdır. Bu formatta kaydedilen resimler, diğer formatlara oranla çok daha az yer kaplarlar. Bu yüzden diğer formatlar, özellikle internet üzerinde yayınlanacaklara, çoğu zaman JPEG haline dönüştürülerek saklanırlar. Ancak dönüştürme işlemi, orijinal resim kalitesini de düşürecektir. Çünkü bu işlem, dosyaların sıkıştırılması anlamına gelir. Eğer sıkıştırma oranını çok yüksek tutmazsanız, kalitede önemli bir düşüş yaşanmaz. Ancak yüzde 30 ve üzerindeki sıkıştırmalarda, kalite kaybı gözle görülecek kadar açıktır.(Konusu: Bilgisayar T., Kökeni: )
JU:
(ju / cu) Sayı olarak 10. Bir hakkın iadesi.(Konusu: Karate Terimi, Kökeni: )
JU JI:
(Ju ji) çapraz.(Konusu: Karate Terimi, Kökeni: )
judeoloji:
(ing.i. judeology) Museviler üzerine araştırma yapan bilim dalı.(Konusu: loji ile biten, Kökeni: ingilizce)
Judo:
Judo, Uzakdoğu dövüş sporu dallarından birisidir. Diğer spor dallarının genel olarak doğal oluşum sürecinin yanında tek bir kişinin icadı olması yönüyle de ayrı bir özelliğe sahiptir. Japon matematik öğretmeni Jigaro Kano bu sporun temellerini atmıştır.Diğer Uzakdoğu dövüş sporlarında olduğu gibi judo sporunda da Uzakdoğu dillerine ait terimler oldukça fazladır. Bu sporun kurallarına, kıyafetlerine ve kültürüne uygun olarak bu özgün terimler tüm dünyada kullanılır olmuştur. Judo terimlerini sıralarken azami ölçüde Türkçe karşılık kullanılmış ve terim açıklamalarına özgün isimleri de eklenmiştir. Terim özelliğini kaybedici karşılık bulmadan kaçınılmış, kimi terimlerde ise sadece özgün karşılıklarını yazmakla yetinilmiştir.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Judo:
(Judo Ter.) Nazik olma ve yaşamın yolu anlamlarını içeren ju ve do birimlerinden oluşan, nezaket, uyum yolu anlamına gelen bir spor dalı adı.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Judo:
Japon kökenli, denge ve teknik esasına dayanan savunma sporu.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Judo Kıyafeti:
(Judo Ter.) Ceket (uwagi), pantolon (shatagi), kemer (obi) kısmından oluşan judu sporu giysisi. Judogi.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Judocu:
(Judo Ter.) Judo yapan sporcu. Judoka.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Judocu:
Judo sporu yapan kişi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Judy Jetgil:
Çizgi filmin orjinal adı The Jetsons'dur. Jetgiller, uzayın ortasında birbirinden harika imkanlar içinde yaşayan bir ailenin büyük çocuğu ve tek kızıdır. Tanımlanamayacak derecede havai bir yapıdadır. (Konusu: Çizgi Karakter, Kökeni: )
JUGYO:
(jugyo) Ders.(Konusu: Karate Terimi, Kökeni: )
jul:
Enerji birimi (fizikte kullanılan ölçü birimi).(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Jules Fagart:
Jules Fagart (?-?) Fransız mucit. 1935 yılında tekrar doldurulabilen dolmakalem'i geliştirdi. Bugün bizlere bir parça nostalji gibi görünse de dolmakalemler, pek çok insan için hala önemli yazı araçlarından biridir. (Konusu: Mucid ve İcadı, Kökeni: )
Jump ball:
(Basketbol ter.) Oyunun başlaması için yapılan hava atışı.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Jump Shot:
(Basketbol Ter.) Zıplayarak atılan şut. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Jumper:
"Anakart, CD sürücü ya da sabit disk gibi cihazların üzerinde bulunan ve farklı ayarların yapılabilmesine imkan tanıyan küçük anahtarlara verilen isimdir. Bu anahtarlar, genellikle plastik bir kılıf içerisindeki metal parçadan oluşurlar ve kendileri için uygun olan pinlere takılırlar. Örneğin bir sabit diskin ""master"" ya ""slave"" olacağı, jumper'ların yardımıyla belirlenir. BlOS'un sıfırlanması işlemi ise, anakart üzerindeki ilgili jumper'ın farklı pinlere yerleştirilmesi ile mümkün olabilir."(Konusu: Bilgisayar T., Kökeni: )
Jurnal:
1. Gizli ihbar yazısı. 2. Günlük (bazı eski kullanımlarda).(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Jurnalcı:
Gizlice ihbar eden, ispiyonlayan kişi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Jurnallamak:
Birini gizlice ihbar etmek, şikâyet etmek.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Juro:
1. (Hukuk) Yemin. 2. (Bazı kullanımlarda) Jüri üyesi anlamında kullanılır.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
JUSHIN:
(jushin) Ağırlık noktası, hara.(Konusu: Karate Terimi, Kökeni: )
JUTSU:
(Jutsu) Sanat, teknik, hüner.(Konusu: Karate Terimi, Kökeni: )
Juvenil:
(juvenile) Genç; çocuk; çocukluk dönemine ait; gençlikte görülen.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )
Jübile:
1. Uzun süre hizmet etmiş kişi için yapılan onur kutlaması. 2. Evliliğin 50. yılı kutlaması.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Jülide:
Reşat Nuri Güntekin'nin yazdığı Akşam Güneşi kitabının baş kahramanı. Jülide tahsilini Avrupada tamamlamış, amcası ile hiçbir zaman anlaşamasada ona karşı sevgisini ve saygısını hiçbir zaman yitirmemiştir. Romanın sonunda da İhsan ile evlenerek mutlu bir hayata başlamıştır.(Konusu: Kitap Karakteri, Kökeni: )
Jülide:
(f.i. ka.) 1- Karışık, karmakarışık, dağınık. 2- Derinlik.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Farsca)
Jüpiter:
1. Güneş sisteminin en büyük gezegeni. 2. (Mitoloji) Roma’da baş Tanrı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Jüpon:
Elbisenin altına giyilen ince iç etek.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Jüri:
Yarışma, mahkeme vb. ortamlarda karar veren kurul.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Jüt:
Lif elde edilen bir bitki ve bu bitkiden yapılan ip/kumaş.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Jüt Olmak:
(d.) Aşırı sarhoş olmak, kendisinden geçecek kadar esrimek. (Jüt sözcüğü sarhoşların çıkardığı bilinçsiz sesleri yansılayan bir hece olabilir.)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Jütland Yarımadası:
Jylland veya Jütland, Danimarka topraklarının büyük bir kısmının bulunduğu ve güney ucu Almanya'da kalan yarımada. Bu yarımadanın en önemli kentleri Odense, Århus, Esbjerg, Sønderborg, Åbenrå, Tønder, Kolding, Flensburg, Schleswig ve Kiel'dir. Muhtemelen, 5. yüzyılda Angluslar ve Saksonlarla birlikte Britanya'yı istila eden Jütilerin anavatanıdır.(Konusu: Coğrafi Konum, Kökeni: )