MecmuaN.CoM sözlük sitesi
 D E N E M E    


Haydi Öğrenelim!

Çocuk Mahkemesi:

(juvenile court) Küçüklerin yargılanması ile gerekli tedbir ve cezaları hükmetmekle görevli ihtisas mahkemesi.

SON EKLENEN KELİMELER



*Amed Sportif Faaliyetler

*Abdi Algül

*Beyza Başar

SON ARANAN KELİMELER



*Erkeklik

*Husye

*Husye

MecmuaN.com Nedir?

MecmuaN geniş çaplı bir Sözlük Sitesidir. Anlamını bilmediğiniz kelimeler, atasözleri, deyimler, osmanlıca kelimeler ve kronolojik tarihi olayları araştırabilir ve önemli günler gibi bir çok bilgiye ulaşabilirsiniz.

Kelime Arama

      Gelişmiş Arama
Sende Yolla Hata Bildir!


GENİŞ KAPSAMLI ANLAMLAR VE KAVRAMLAR SÖZLÜĞÜ - TÜRKÇE SÖZLÜK




Kadir Suresi:  

(a.i. سورة القدر ḳadr) kadir suresi; kadir gecesi'nden söz ettiği için bu adı almıştır. kur'an-ı kerim'de 97 nci sure, 30 ncu cüz, 598 nci sayfadadır. 5 ayettir. inme (nazil) sırasına göre 25 nci sıradadır. abese suresi'nden sonra, Şems suresi'nden önce mekke döneminde inmiştir. mekke'de inen 86 tane sureden biridir. kadir gecesinden, onun faziletinden, o gecede meleklerin yeryüzüne inişinden bahsedilir.(Konusu: Sureler, Kökeni: arapça)

Kadir suresi:  

Kur’an-ı Kerim’in doksan yedinci suresidir. Mekke’de inmiştir. Beş ayettir. Adını, Kur'an-ı Kerim’in Kadir Gecesi’nde indirildiğini bildiren birinci ayetten almıştır. Surede, Kur'an-ı Kerim’in Kadir Gecesi’nde indirilmeye başlamasından ve Kadir Gecesi’nin diğer gün ve aylardan daha üstün olduğundan bahsedilir. Bu gecede meleklerle beraber Cebrail’in yeryüzüne inişi haber verilir. Allah’ın yardımı ve bağışının o günün sabahına kadar devam ettiği vurgulanır. Kadir Suresi’nde Kur’an-ı Kerim’in indirildiği gecenin rahmet ve bereket olduğuna işaret edilir. İnsanlığın Kur’an-ı Kerim’e olan ihtiyacına dikkat çekilir. Ayrıca müminlerin bu geceyi yoğun bir ibadetle geçirmeleri durumunda meleklerin de onların bu coşkusuna katılacakları ifade edilir.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Kadirbillah:  

(a.i. erk.) 1- Allah'la güçlenen. Gücünü Allah'tan alan. 2- Ebu'l-Ahmed b. İshak. Abbasi halifesi.(Öl. 1031) Halife Muktedir'in torunu.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Kadire:  

(a.i. ka.) Güçlü kuvvetli.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

Kadiri:  

Abdülkadir Geylani (ö.561/1165-66) tarafından kurulan ve sistemleştirilen Kadiri tarikatına bağlı kimse.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Kadiri Tarikatı:  

Kadiri Tarikatı; 12. yüzyılın başlarında kurulan Abdülkadir Geylani'nin öğretilerini kabullenen, Türkiye'de çok etkin, siyaset ile iç içe geçmiş çok sayıda müridi bulunan tarikat. İslâm Tarihinde sesli zikir yapan tarikatlar olarak kabul edilmektedir. Sesli zikir yapılması nedeniyle cehri tarikatlar arasında sayılır. Kadiri Tarikatı Kolları: 1-Galibi Tarikatı 2- İcmal Tarikatı 3- Tillocular Tarikatı 4- Muhammediyye Tarikatı 5- Halisiye Tarikatı 6- Üveysi Tarikatı 7- Şeyh Osman Tarikatı 8- Zenbili Tarikatı 9- Hüseyni Tarikatı 10- Faruki Tarikatı 11- Nadiriler Tarikatı 12- Kesnizani 13- Şettariye Tarikatı(Konusu: Din (Tarikat), Kökeni: )

Kadirilik:  

Abdülkadir Geylani (ö. 561/1165-66) tarafından kurulan ve İslam dünyasında en yaygın olan tasavvuf ekollerinden biri. 470/1077)’de Hazar denizinin güney batısındaki Gilan (Geylan) da dünyaya gelen Abdülkadir’in esas ismi Muhyiddin Ebu Muhammed b. Ebu Salih’tir. Bağdat’ta İslami ilimleri tahsil edip tasavvuf yoluna girmiştir. Daha sonra öğrencilere ders okutup insanlara vaazlar vermiştir. Ders halkaları oluşturması ve vaiz olması, görüşlerinin yayılmasına ve çevresinin genişlemesine neden olmuştur. Bağdat’ta medreseler kuran Abdülkadir Geylani’nin tarikat faaliyetlerini, medrese geleneğini devam ettiren oğulları ve torunları sürdürmüştür. Kadirilik, Anadolu’ya Hacı Bayram Veli’nin (ö. 833/1430) müridi ve damadı olan Eşrefoğlu Rumi (ö.877/1470) tarafından getirilmiştir. Onun sağlığında tarikat daha çok İznik, Tire ve Bursa tarafında yayılmıştır. Kadiri tarikatına girecek kimseler önce farzları, vacipleri yerine getirip sünnete uymayı prensip edinmelidir. İlim öğrenmek önemlidir. Nafile ibadetlerin en önemlisi ise açıktan yapılan zikirdir. Kadirilik bugün de İslam dünyasının değişik bölgelerinde varlığını devam ettirmektedir.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Kadirşah:  

(a.f.i.) Er. 1- Güçlü, kuvvetli hükümdar, padişah. 2- Kadir ve şah kelimelerinden türetilmiş birlesik isimdir.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Ar+Fars)

Kadmiyum:  

Sembolü: Cd Atom Numarası (Proton Sayısı): 48 Atom Ağırlığı: 112,411(2) g/mol Elektron Sayısı: 48 Element Serisi: Geçiş metalleri Periyodik Tablodaki Grup, Periyod: 2B, 5 Yoğunluk: 8.65 g/cm3 Erime Noktası: 320.9 ° C (594.05 K, 609.62 ° F) Kaynama Noktası: 765.0 ° C (1038.15 K, 1409.0 ° F) Oda Koşulunda Maddenin Hali: Katı Görünümü: Metalik gri. Keşif: Fredrich Stromeyer (1817) Kadmiyum Kullanım Alanları ve Özellikleri: Kadmiyum zehirli bir elementtir, bu yüzden oldukça az kullanılır. Korozyonun önlenmesi veya nükleer reaktörlerde nötronların emilmesi için kullanılır. Ticari kullanımlarından biri ise, şarj edilebilir nikel-kadmiyum piller içindir.(Konusu: Elementler, Kökeni: )

Kadmiyum:  

Atom numarası 48 olan, gümüş renkli, sanayide kullanılan kimyasal element.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Kadraj:  

Fotoğraf veya filmde görüntü alanı, çerçeve.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Kadran:  

Saat, pusula vb. araçlarda üzerinde rakamların bulunduğu gösterge yüzeyi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Kadreddin:  

(a.i. erk.) Dinin kudreti, gücü. Türk dil kuralı açısından "d/t" olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Kadri:  

(a.i. erk.) 1- Değer, itibar. 2- Onur, şeref, haysiyet, meziyet. 3- Rütbe, derece.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Kadrican:  

(a.f.i. erk.) Değerli, itibarlı, can, ruh. Kadri ve Can isimlerinden meydana gelen birleşik isim.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Ar+Fars)

Kadrihan:  

(a.t.i. erk.) Değerli hükümdar, yönetici.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Ar+Tür)

Kadril:  

Dört çiftle oynanan bir salon dansı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Kadriye:  

(a.i. ka.) (bkz:: Kadri)(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

Kadro:  

(gnl.ter.) Takımı oluşturan ve genellikle görev ve sorumlulukları aynı ya da benzer sporcu ve kişilerin oluşturduğu küme. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Kadro:  

(Bisiklet Ter.) On adet özel çelik alaşımından yapılmış, silindir şeklinde konik boruların belli bir düzende monte ve kaynak edilmesiyle meydana gelen bisikletin en önemli bölümü.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Kadro:  

1. Bir iş yerinde çalışanların tümü. 2. (Spor) Takım listesi. 3. (Sinema/Tiyatro) Oyuncu ve görevli listesi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Kadrolu:  

Belirli bir kadroya bağlı olarak çalışan.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Kadrosuz:  

Kadrosu olmayan, resmi görev veya yeri bulunmayan.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Kadük:  

Geçersiz, hükümsüz kalmış.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

KAESHI:  

(Kaeşi) Bir hücuma karşı atak.(Konusu: Karate Terimi, Kökeni: )

Kaetofobi:  

(ing.i. chaetophobia) saç kılından korkma. bazı insanlar saçlarının kirli olduğunu düşünerek ondan korkarlar. fobilerinin asıl kaynağı mikrop korkusu olabilir. saçları belli bakterileri taşıyor olabileceğinden saçlarından iğrenmeye başlarlar. kaetofobikler kıyafetleri üzerinde kalan ya da tarak üzerindeki saçlardan hoşlanmazlar. çoğunlukla kuaföre gitmezler.(Konusu: Fobiler, Kökeni: ingilizce)

Kaf Suresi:  

(a.i. سورة ق) kaf suresi; "kaf" (ﻕ) harfi ile başladığı için bu adı almıştır. kur'an-ı kerim'de 50 nci sure, 26 ncı cüz, 517 nci sayfadadır. 45 ayettir. inme (nazil) sırasına göre 34 ncü sıradadır. mürselat suresi'nden sonra ve beled suresi'nden önce mekke döneminde inmiştir. mekke'de inen 86 tane sureden biridir. kaf suresinde paganların kendilerine gönderilen peygamberleri ve ölümden sonra dirilmeyi yalanladıklarından, Allah’ın kudretinden, kainatı yaratan Allah için ölümden sonra diriltmenin kolay olacağından, peygamberi yalanlayan bazı kavimlerden, Ahiret hayatından, Allah’ın emirlerine uyanlara verilecek nimetlerden bahsedilir.(Konusu: Sureler, Kökeni: arapça)

Kaf suresi:  

Kur’an-ı Kerim’in ellinci suresidir. Mekke’de inmiştir. Kırk beş ayettir. Adını, surenin başındaki mukatta harfi olan “kaf” harfinden almıştır. Surede, Allah’ın birliği, peygamberlik ve öldükten sonra dirilme gibi İslam’ın inanç esasları ele alınır. Fakat surenin önem verdiği asıl konu “öldükten sonra dirilme, haşr ve hesap verme”dir. Surenin girişinde, müşriklerin kendilerine gönderilen peygamberi ve ölümden sonraki hayatı yalanlamalarına dikkat çekilir. Allah’ın, insanları öldükten sonra diriltmesi ile tabiatta meydana getirdiği olaylar arasında ilgi kurulur. Bu çerçevede, gökyüzüne, gökten inen yağmura, dağlara, hurma ağaçlarına ve diğer bitkilere insanın dikkati çekilir. Böylece insanlar bunların yaratılışındaki amacı kavramaya ve düşünmeye teşvik edilir. Tüm bunları yaratan Allah’ın, öldükten sonra da insanları kolayca dirilteceği bildirilir. Bu çerçevede peygamberlerini yalanlayan eski kavimlerin tarih sahnesinden yok edilişleri üzerinde durulur. Böyle bir kötü sonla karşılaşmamaları için Mekkeli müşrikler uyarılırlar. Daha önceki peygamberlerin de kavimleri tarafından yalanlandığı haber verilerek Hz. Muhammed teselli edilir. Surede, insanı yaratan Allah’ın onunla ilgili her şeyi bildiği vurgulanır. Bu çerçevede insanın ahiret hayatına yoğunlaşması tavsiye edilir. Ahirette müminlere verilecek nimetlerden bahsedilir. “Biz insana şah damarından daha yakınız.” ayetiyle kişinin tüm eylemlerinde Allah’ın hoşnutluğunu gözetmesi ve buna uygun davranışlar sergilemesi gerektiği hatırlatılır. Surenin son bölümünde, Hz. Peygamber’in müşriklerin söz ve eylemlerine karşı sabırlı olması öğütlenir. Allah’a olan saygıda ve övgüde yoğunlaşması istenir. Kıyamet ve mahşer sahneleri etkili bir şekilde tasvir edilir. Hz. Peygamber’in, Kur’an-ı Kerim’in hakikatleri ile insanları uyarmasını bildiren ayetle sure son bulur.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Kafa:  

(a.sf.i.) 1- (Bazı iskambil oyunlarında) Değeri on olan kağıtlar, vale, kız, papaz, onlu. Örn:: Bu oyunda da bu kağıtların adı (Kafa) ve (Surat) tır. (Hulusi Kodaman, Zar-Kağıt Oyunları ve Hileleri) 2- Lira, 1 lira, 10 lira. Örn:: Ellibin kafaya almış değirmeni o gün söküzlemişler. Bin lira: bi on kafa attırsan ya bana ya sana on kafa. (Hulki Aktunç, Madi Hayat in the Dark) 3- Erkeklik organının başı, haşefe 4- s. ([Kafadar]dan kıs. olarak) Anlayışlı, halden bilir. Örn:: Yeni manitam çok kafa anadın mı? 5- Salak, bön kimse, kelle. (Son anlamında Gafa diye de söylenir.) 6- İçkinin özellikle uyuşturucu maddelerin kişide yarattığı esrime, esrime derecesi. Örn:: -Bir arkadaş vermişti. Denedim çok güzel kafası vardı. Alıştım işte. (Ümit Oğuztan, Kraliçe Sisi) 7- İyi, hoş, olumlu. (kişi, yer, durum)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kafa Bulmak:  

(d. a. türk.) (Birisiyle) Alay edip, neşelenmek. Örn:: Lan pezemenk Bizimlen kafa mı buluyosun (Engin Ergönültaş, Zalim Şevki) Örn:: Gidin lan ananıza gidin siz kafa mı buluyosunuz benimle? (bkz:: Kafayı Bulmak)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kafa Çayı:  

(d. a. çin. ça. türk. e.) Demini tam almış tiryakinin çok hoşuna gidecek nitelikte çay. Örn:: Cartayı çekersem koğuştakilere benden kafa çayı salla. Namımıza da yürüt. (Süavi Süalp - Bülent Arabacıöğlu, Gündüz İnsan Gece Hırt)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kafa Çekmek:  

(bkz:: Kafayı Çekmek)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kafa İzni:  

Standart izinlerin dışında komutanın inisiyatifinde verilen çarşı yada istirahat izni. Genelde Ödül mahiyetinde verildiği gibi zor ve yorucu görevler sonrası motivasyon içinde verilir.(Konusu: Askeri Terim, Kökeni: )

Kafa Koparmak:  

(d. a. türk.) 1- (Rüzgar) Çok sert esmek. 2- (Alışverişte) Fahiş fiyatla satmak, kazıklamak. Örn:: Yarım kilo esrar alıcam, kafa koparacam.. (Uğur Dündar, Maşalar Ortada Babalar Nerede?) 3- (Kumarda) Yenmek rakibin bütün parasını almak, hileyle yenip son kuruşuna kadar almak. (bkz:: Kafasını Koparmak)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kafa Sıkmak:  

(d. a. türk.) Sürekli konuşarak, gürültü ederek, dırdır yaparak ya da çalgı radyo vb. çalarak rahatsız etmek. Örn:: Cümbüşçü hem çalıyor hem söylüyor ama ne çalıp söylediği belli olmuyordu pek. Örn:: -Sn kafamızı yine bu akşam kör diye bağıran Karasultan esrar sarıyordu. (İrfan Yalçın, Genelevde Yas)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kafa Suyu:  

(d. a. türk.) Meni, sperma, atmık, bel, Kafa Yağı da denir. (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kafa Tütsülemek:  

(bkz:: Kafayı Tütsülemek)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kafa Ütülemek:  

(d. a. türk.) (Birisini) Gevezelik, dırdır ederek rahatsız etmek. (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kafa Yağı:  

(d. a. türk.) Meni. (bkz:: Kafa Suyu)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kafa Yapmak:  

(d. a. türk.) 1- Yeterli uyuşturucu kullanarak esrime noktasına ulaşmak. Örn:: Bu esrardır içersen kafa yaparsın dedi. (Erhan Akyıldız, Sahte Cennetin Tutsakları) 2- (Uyuşturucu madde) Esritmek, sarhoşlatmak. Örn:: Kokain çektiğim için bu kadın bana 18 yaşında kız gibi geldi. Çok güzel kafa yapıyor. (Erhan Akyıldız, Sahte Cennetin Tutsakları) 3- (Birisiyle) Alay ederek neşelenmek, matrak geçerek keyiflenmek. Örn:: abey git benimlen kafa yapma.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kafadan:  

(a.zf. türk.) 1- (Trafik kazasında otomobil vb. için) Tam karşıdan, burun buruna, tam önden. 2- (Kumarda) Tartışmasız biçimde anlamında kullanılır. Örn:: Kent kafadan alır beyler.3- Doğrudan dolaysız, direkt. Örn:: aşık olurdum ve nasılsa karşılık alamam diye kafadan içiyordum (Kemal Gökhan Gürses, Dokunanı Yakarım)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kafadan Kontak:  

(d. a. kafa, türk. e. fr. contact'tan) Deli, çıldırmış, dengesiz. (kimse) Örn:: - Bunlar kırmızı reçete ile satılan haplar nasıl buluyorsunuz? - Esrarı getiren kişi hap da temin ediyor. O biraz kafadan kontak raporu var. Reçetesi var. (Özcan Ercan, Bu Çocuklara Yazık)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kafakol:  

(Güreş Ter.) Rakibin kolu bilek veya dirsekten tutularak boşat kalan kolla kafasının iyice sarılması. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Kafakola Almak:  

(d. a. türk.) (Birisini) Kendisinden yanaymış, kendisini seviyormuş gibi yaparak kandırmak, tuzağa düşürmek. Örn:: Kimin kimi kafakola aldığını iki ay içinde görecektik. (Engin Ardıç, Doğru Söyleyeni Dokuz Köyden)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kafalamak:  

(bkz:: Kafaya Almak)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kafalara Gelmek:  

(bkz:: Yar-klara Gelmek)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kafası Açılmak:  

(bkz:: Açılmak)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kafası Dumanlı Olmak:  

(d. a. türk.) 1- Bir uyuşturucunun esrikliği etkisi içinde bulunmak. (özellikle esrar sarhoşluğu için kullanılır) Örn:: İşe çıkmaları için kafalarının dumanlı olması gerekiyordu. Yasadışı işlerdi bunlar. (Y. Kenan Karacanlar, Babıali Kaldırımlarında Bir Adam) 2- İçkili olmak, içki sarhoşu olmak.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kafası İzinli Olmak:  

(d. a. kafa izn, türk.) 1- Belirli bir süre için aklı başka bir konuya takılmak. 2- O süre İçin bulunulan ortam dışında bir şey düşünüyor olmak.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kafası Kıyak Olmak:  

(d. a. türk.) Eşanl. Kafası Dumanlı Olmak. Vay serseri vay. Bu işleri iyi bilmediğin anlaşılıyor. Sonra kafan da kıyak. (Y. Kenan Karacanlar, Babıali Kaldırımlarında Bir Adam) Örn:: Şapkalının kafa kıyak sayıklıyor gibi konuşuyor. Tuhaf tuhaf sallanıyor. (Ahmet Çakal, Serseriler Arasında)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kafası Tütsülenmek:  

(d. a. türk.) Sarhoş olmak. Örn:: Pişekar- Şu vakaya gelelim. Kavuklu- İşte iş anlaşılıyor ya. Bizim kafalar tütsülendikçe ortalık çoştu. (Ortaoyunu, Büyücü Hoca) (bkz:: Kafayı Tütsülemek)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kafasını Açmak:  

(d. a. türk.) (Zamanla ya da başka bir etkiyle) Esrik kimsenin esrikliği geçmeye başlamak, esrikliği geçmek. Örn: -Kafamı açmanı İstemiyorum diye konuştu Cengiz. Şimdi kim bilir nasıl bir düş alemi içinde. (Ümit Oğuztan, Kraliçe Sisi)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kafasını Bozmak:  

(d. a. türk.) (Birisini) Sinirlendirmek. Örn:: camesbont fevzi derler bana lütfen dayı kafamı bozma. (Gürkal Aylan, Ömür Biter Yol Bitmez)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kafasını Bulmak:  

(bkz:: Kafayı Bulmak)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kafasını Koparmak:  

(d. a. türk.) (Kumarda) Birisinin bütün parasını hileyle almak. Örn:: Üç kişi buraya senin için gelmişler. Senin kafanı koparmaya gelmişler, şimdi anladın mı? Hadi çabuk toparla paralarını. (Celalettin Çetin, Kumarbazlar Arasında)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kafasını Yemek:  

(d. a. türk.) Özdenetimini yitirerek dengesiz davranışlarda bulunmak. Örn:: Bu güzel kardeşim kafayı yedi diye olan bize oluyor yani. (Kemal Gökhan Gürses, Aydınlarla Zontaların Savaşı) Örn:: Lan milyarı tek rakam kaçırınca kafayı mı yedin? (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kafatası:  

(cranium) Kafa ve yüz kemiklerinden oluşan bütün.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )

kafatası:  

GÖVDEBİLİM (ANATOMİ) TERİMİ bileşik · ad insanda ve omurgalılarda, içinde beynin yer aldığı, başın kemik bölümü.(Konusu: , Kökeni: ar+t)

Kafaya Almak:  

(d. a. türk.) 1- (Birisini) Konu ciddiymiş gibi yaparak alaya almak. Örn:: -Herif utanmadan çalıştığı gibi çalışırken bir de şarkı söylüyor üstüne üstlük -Dur şunu bi kafaya alalım da görsün gününü. (Altan Erbulak - Orhan Alev, İki Üşütük) 2- Zaaflarından yararlanarak kandırmak, oyuna getirmek. Örn:: Babası eski bir hırsızdı. O kadar ağzı kalabalıktı ki on dakka içinde kafaya almayacağı adam yoktu. (Süavi Süalp, Gene İyi Dayandık) Örn:: Gardiyanı kafaya almak için bir şeyler vermek gerekmiyordu. (Yalçın Doğan, Kodes A.Ş.) (bkz:: Kafakola Almak)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kafayı Almak:  

(bkz:: Aldın mı)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kafayı Bulmak:  

(d. a türk.) 1- Çakırkeyf ya da sarhoş olacak kadar içki içmek. Örn:: -Bi beşliğin var mı? -Nolacak? -Kafamı bulamadım. Sayende bi şişe Marmara iyedeyim. (Orhan Kemal, Silik) Örn:: İki şişe şarapla çıka geldi. Çayıra yan gelmişiz gün aşmak üzere biz yol ortasında kafayı buluyoruz. (Ahmet Çakal, Serseriler Arasında) (bkz:: Kafa Bulmak) 2- Uyuşturucu kullanıp, esrimek. Örn:: 13 yaşımda esrara başladım. Kafa buluyorduk. (Nazlı Ilıcak, Allah Kurtarsın) (Kafa Bulmak genellikle alay anlamında, Kafayı Bulmak ise esrimek için, içki, uyuşturucu kullanmak anlamında söylenir.)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kafayı Çekmek:  

(d. a. türk.) İçki içmek.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kafayı Dumanlamak:  

(d. a. türk.) 1- İçki içmek. İçki içip esrimek. Örn:: Sarhoş olanları böyle çekiştirirler: Attı.. Kafayı dumanladı.. Yarım okkayı yuvarladı (Cemal Nadir, karikatür) 2- Esrar vb. uyuşturucu kullanarak esrimek. (bkz:: Kafası Dumanlı Olmak)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kafayı Kırmak:  

(d. a. - türk.) Az miktarda uyuşturucu kullanmak, sarhoş etmeyecek ama uyuşturucu ihtiyacını biraz giderecek miktarda uyuşturucu kullanmak. Örn:: Hakan'ın daha önceden tanıdığı bir abisine uğrayıp kafamızı kırmıştık. (Kanat Güner, Eroin Güncesi)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kafayı Kıyak Yapmak:  

(d. a. türk.) 1- (Bir içki, bir uyuşturucu madde) Kişiyi etkilemek, esritmek. Örn:: -Ne etki yapıyor bu size? - Kafamızı kıyak yapıyor. (Özcan Ercan, Bu Çocuklara Yazık) 2- (Birisi) İçki, uyuşturucu vb. kullanarak esrimek. (bkz:: Kıyak)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kafayı Tutmak:  

(d. a. türk.) Eşanl. Kafayı Bulmak. Örn:: Hatta kafayı iyice tuttuktan sonra bir kızı karşıma alıp tükürüklemek bile hoş gelebilir bana. (J.D. Salinger - Adnan Benk, Gönülçelen)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kafayı Tütsülemek:  

(d. a. türk.) Eşanl. Kafayı Dumanlamak. Örn:: Beyim kafayı tütsülemiş. Sana para soran var mı? Gideriz sonra sen bana verirsin dedi. (Ahmet Rasim, Fuhş-i Atik) Örn:: Ramazan olduğunu bilmezden gelen Bektaşi, Güpegündüz İyice bir tütsüler kafayı. (Metin Eloğlu - Oğuz Tansel, Bektaşi Dedikleri)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kafayı Üşütmek:  

(d. a. türk.) Çıldırmak, delirmek. Örn:: Kafayı üşütmüş. Neler duyduğunu biliyorum Kardeşlerim. (Antony Burgess - Aziz Üstel, Otomatik Portakal)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kafayı Üşütmek:  

Unutkanlık beyinde balgam artmasıyla olur. Kafa Soğuga maruz kaldıkça kafadaki su balgama döner. Balgam beyni soğutur. Soğuk beyin yavaş çalışır. Eskiden, kafaya üşüttün mü deyimi buradan geliyor.(Konusu: , Kökeni: )

Kafayı Yemek:  

(bkz:: Kafasını Yemek)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kafe:  

İçecek ve hafif yiyeceklerin sunulduğu küçük restoran.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Kafein:  

Kahve, çay vb. içeceklerde bulunan, uyarıcı etki yapan madde.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Kafes:  

(a.i. kafas'tan) 1- Hile, dalavere, tuzak. Yalan. Cezaevi, hapishane. 2- Tevkif evi, tutuk evi, mahkumun cezaevine konulmasından önce tutulduğu yer. Örn:: Kafes içinde talim de yaptırıldı ve nedense koğuşlara gönderilmiyoruz. (Neyyire Özkan, Cezaevi Cezaevi)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kafesçi:  

(a.i. türk.) Dolandırıcı, hileli yollarla başkalarının parasını malını ele geçiren kimse.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kafese Almak:  

(d. a. türk.) 1- (Birisini) Yalan dolanla aldatarak çıkar sağlamak. 2- Davranışları ve konuşmasıyla etkileyip istediğini yaptırmak.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kafese Koymak:  

(d. a. türk.) Eşanl. Kafese Almak. Örn:: Delikanlı yutkunarak çıktı. Kafese koymuştu ne olursa olsun koymuştu kafese. (Orhan Kemal, Eczanedeki Kız) Örn:: Fakat bu Güner de az mal değilmiş hani? Coniyi bir kafese koymuş ki ağlarsın. (Attila İlhan, Kurdlar Sofrası)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kafeslemek:  

(a.f. türk.) Eşanl. Kafese Almak. Örn:: Paran var mı? Bu akşam bir rakı içelim. Ömer biraz evvelki derin sözlerine pek yakışmayan pişkin bir tavırla: Yok ama birini kafesleriz. (Sabahattin Ali, İçimizdeki Şeytan)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kafeslenmek:  

(a.f. türk.) Kandırılmak, tavlanmak, aldatılarak kendisinden çıkar sağlamak.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kafeterya:  

Hafif yiyecek ve içeceklerin satıldığı, genelde self-servis olan yer.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Kafi:  

(a.i. erk.) El veren, yeter, yetecek, yetişen, kifayet eden.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Kâfi:  

(el-Kâfi) “Evreni ve içindekileri yaratıp onlarla ilgili her türlü kuralı tek başına koyan ve onların bütün işlerini üzerine alıp idare eden ve bütün bu konularda yeterli olan, hiçbir varlığa muhtaç olmayan.” anlamında Allah’ın Esmâ-i Hüsnâ'sından biri. Örn:: “Allah, kuluna Kâfi değil mi?...” (Kur’an-ı Kerim Zümer suresi 39/36 ncı Ayet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

kâfir:  

1- İnkâr eden, tanımayan, reddeden. Örn:: “O, size kitapta ‘Allah’ın ayetlerinin inkâr edildiğini ve alaya alındığını işittiğinizde başka bir söze geçmedikçe kâfirlerle bir arada oturmayın. Yoksa siz de onlar gibi olursunuz.’ diye indirdi. Doğrusu Allah münafıkları ve kâfirlerin hepsini cehennemde toplayacaktır.” (Kur'an-ı Kerim Nisa suresi 4/140 ncı Ayet) 2- Gördüğü iyiliği unutan, iyilik bilmeyen, şükretmeyen, nankör, Hakk’ı tanımayan. Örn:: “Allah, faizden elde edilen paraların bereketini giderir. Sadakası verilen malları ise bereketlendirir. Allah hiçbir günahkâr kâfiri sevmez.” (Kur'an-ı Kerim Bakara suresi 2/276 ncı Ayet) 3- Allah’ın varlığını ve birliğini inkâr eden, yaratmada, emretmede, isimlerinde ve sıfatlarında Allah’ı tek ve eşsiz kabul etmeyen; yaratıcı olarak Allah’ı kabul etse bile onun göndermiş olduğu elçilerin hepsine ayrı ayrı inanmayan, elçilerin getirmiş olduğu kitapları toptan reddeden veya Allah’ın vahiyle bildirdiği hükümlerin bir tanesini dahi inkâr eden. Örn:: “Allah’ı ve peygamberlerini inkâr eden, (iman konusunda) Allah’la peygamberlerinin arasını ayırmak isteyen veya ‘(peygamberlerin) bir kısmına inanır, bir kısmını inkâr ederiz.’ diyerek iman ile inkâr arası bir yol tutanlar gerçek kâfirlerdir. Biz kâfirlere ağır bir azap hazırladık.” (Kur'an-ı Kerim Nisa suresi 4/150-151 nci Ayet) 4- Allah’ın göndermiş olduğu emir ve yasaklarla alay eden, Hz. Muhammed başta olmak üzere Allah’ın elçilerinin önemsizliğine inanan, Allah’a karşı yapılması gereken ibadetler konusunda büyüklük taslayan. Örn:: “Ey iman edenler! Kendilerine sizden önce kitap verilenlerden dininizi alaya ve eğlenceye alan kâfirleri dost edinmeyin. Gerçek müminseniz Allah’tan korkun.” (Kur'an-ı Kerim Maide suresi 5/57 nci Ayet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Kafirun Suresi:  

(a.i. سورة الكافرون) kafirun suresi; kâfirlerden söz ettiği için bu adı almıştır. kur'an-ı kerim'de 109 ncu sure, 30 ncu cüz, 603 ncü sayfadadır. 6 ayettir. inme (nazil) sırasına göre 18 nci sıradadır. maun suresi'nden sonra, fil suresi'nden önce mekke döneminde inmiştir. mekke'de inen 86 tane sureden biridir. sûrede Hz. peygamber’in inkârcılarla şirk ve sapkınlıkta birleşemeyeceği kesin bir üslupla ifade edilmekte ve inancın şirkten uzak tutulması hedeflenmektedir.(Konusu: Sureler, Kökeni: arapça)

Kâfirun suresi:  

Kur’an-ı Kerim’in yüz dokuzuncu suresidir. Mekke’de indirilmiştir. Altı ayettir. Sure, kâfirlere hitap ederek başladığından dolayı bu adı almıştır. Mekke müşrikleri, Hz. Peygamber’i anlaşmaya çağırıp bir sene onun kendi ilahlarına ibadet etmesini, bir sene de kendilerinin onun ilahına ibadet etmelerini önermişlerdir. Kâfirlerin bu isteklerini reddetmek, müminlerle kâfirler arasındaki çekişmeyi gidermek ve bu yanlış düşüncenin ne şimdi ne de gelecekte uygulanmasının imkânsız olduğunu kâfirlere bildirmek amacıyla bu sure indirilmiştir. Allah’ın birliğine iman edip şirk ve sapıklıktan uzak kalmayı açıklayan Kâfirun suresi’nde İslam inanç sisteminin özü verilir. Surede, şirk kalıntısı bulunan her türlü inanç reddedilir. Aynı zamanda surede, küfür ile İslam dini arasında hiçbir ilginin bulunmadığı ve her birinin başlı başına ayrı bir sistem olup inanç alanında İslam ile küfrün uzlaşma imkânının bulunmadığı açıklanır. İnkârcılar, Hz. Muhammed’in getirmiş olduğu vahye inanmazlarsa, müminlerle aralarında hiçbir dostluğun olmadığını vurgulayan: ‘Sizin dininiz size benim dinim bana.’ biçimindeki ayetle sure son bulur.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Kafiye:  

(a.i. ka.) 1- Şiirde, mısra sonunda yer alan kelimelerin ses benzerliği, ses uyuşması, uyak. 2- Eski nesrimizde zaman zaman yer alan ses benzerliği ve uygunluğuna dayanan sanat, seci.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

Kafkas Dağları:  

Kafkas Dağları, Kafkas Sıradağları Kafkasya'da Karadeniz ve Azak Denizi ile Hazar Denizi arasında, kuzeybatı ve güneydoğu doğrultusunda uzanan sıradağlar ve dağ sistemi. Bu dağlar kuzeybatıda Taman Yarımadası yakınlarında başlar ve güneydoğuda Apşeron Yarımadasına değin uzanır. Kafkas Dağları, Kuzey ve Güney Kafkaslar olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Kuzeyde kalan sıra dağlara Büyük Kafkas Dağları, Güney Kafkas Dağlarına ise Küçük Kafkas Dağları denir.(Konusu: Coğrafi Konum, Kökeni: )

Kafkasya:  

Kafkasya, Karadeniz ve Hazar denizi arasında yer alan, Avrupa ve Asya'nın sınırında bulunan bölgenin ismi. Kafkas sıradağlarında, Avrupa'nın en yüksek dağı olan ve Kafkas halklarının sözlü edebiyatını oluşturan Elbrus Dağı bu bölgede bulunmaktadır. Kafkasya bölgesi siyasi ve coğrafi olarak Kuzey Kafkasya ve Güney Kafkasya olmak üzere ikiye ayrılır. Güney Kafkasya, bağımsız ve egemen devletlerden oluşmaktadır. Kuzey Kafkasya ise Rusya içinde bulunmaktadır.(Konusu: Coğrafi Konum, Kökeni: )

Kafte:  

(i.kılefte'den b.) Hırsızlık, çalma. Gafti, Kafti'de denir.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kafteci:  

(i.) Hırsız. Örn:: Biz kafteci (hırsız) olduk. (Nazlı Ilıcak, Allah Kurtarsın) Kaftici'de denir. Örn:: Kaftici adam cigaralık işi yapmaz. (Sinan Hıncal - Mahmut Övür - Erzade Erdem, İstanbulda Bir Harlem). (bkz:: Gaftici)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kaftelemek:  

(f.) Çalmak, araklamak. Örn:: Sen bi lafı Hindistan'da Sanskritçe'nin gözünden kaftile, Almanya'ya bilem ihraç et. (Hulki Aktunç, İtiraf Nağmeler) Gaftilemek, Kaftilemek diye de kullanılır.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kafuru:  

(kafur) Tabiatta, bir çok bitkide bulunur. Tıpta kullanılan kafuru "Japonya Kafuru"dur. "Cinnamomun Camphorea" ağacının odunu, su buharıyla distile edilerek elde edilir. Kafuru renksiz, şeffaf, billuri yapılı, gevrek parçalarıdır. Kokusu hususi ve keskin, lezzeti sonradan serinlik veren acı ve yakıcıdır. 204 santigrat derecede kaynar. Adi sıcaklıkta uçar. Suda çok az erir. Alkolde, eterde, kloroformda, benzolde ve yağlarda çok erir. Faydası:: Kan dolaşımını kuvvetlendirir. Beyni ve sinirleri uyarır. Kalp yetersizliğini giderir. Solunum sistemini uyarır. Bronşların ifrazatını arttırır. İspirto ile karıştırılmış kafuru, ağrıları ve kepeklenmeyi keser. Akciğer hastalıklarında faydalıdır. Ateşli hastalıklarda, uyuşturucu maddelerde zehirlenmelerde ve gece terlemelerinde de kullanılır. Tıpta kafurulu yağ, kafurulu ispirto gibi terkipler kullanılır. (Konusu: Bitki Bilim, Kökeni: )

Kağan:  

(t.i. erk.) 1- Hakan, imparator. 2- Kükremiş, öfkelenmiş, kükreyen, öfkelenen.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

kağıt:  

ad 1. hamur durumuna getirilmiş türlü bitkisel maddelerden yapılan, üzerine yazı yazmaya, basmaya, öteberi sarmaya, duvar kaplamaya vb. yarayan, genellikle beyaz ve ince yaprak. 2. yazılı kâğıt yaprağı, pusula, tezkere. "Eline tutuşturulan kâğıdı okumaya başladı" 3. belge. "Arabanın kâğıtları eksik diye trafiğe çıkarılmadı" 4. yazılı sınav kâğıdı. "Öğretmen kâğıtları henüz okumamış" 5. iskambil kâğıdı, iskambil. "İki el kâğıt oynadık" 6. HALK AĞZINDAN lira, kâğıt para, banknot. "Ayakkabını kaç kâğıda aldın?" 7. sıfat kâğıttan yapılmış. "Artık herkes kâğıt mendil kullanıyor" 8. incecik. "Ayakkabının altı kâğıt gibiydi" 9. bembeyaz. "Korkmuştu, yüzüne baktım, kâğıt gibiydi"(Konusu: , Kökeni: farsca)

Kağıt Balığı:  

Bilimsel Adı: Trachipetnıs trachypetrus. Familyası: Deniz balığı. Çok yassı vücuduyla kağıt ismini alır. Ilık denizlerin 15-20 metre derinliklerinde göç etmeyip ısı şartlarına göre yer değiştiren planktonlar, omurgasızlar ve küçük balıklarla beslenen boyları 3 metre olabilen bir balıktır. Karadeniz'de rastlanmaz diğer denizlerde seyrek görülür. Sakin yavaş ve ahenkli, gerektiğinde çok hareketli olabilen bir canlıdır. Bahara doğru sahillere sokularak iklim şartlarına göre yaz boyunca ürer. İlginç bir balık olarak denizleri süsler.(Konusu: Balık İsimleri, Kökeni: )

Kağıt Testi:  

(Okçuluk Ter.) Okun kağıt üzerinde yırtma şeklini amacıyla içi boş bir malzemenin içine bir kağıt koyularak yapılan test. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Kağıthane:  

(b.i) İstanbul iline bağlı ilçelerden biri.(Konusu: Hane ile Biten, Kökeni: )

Kahhar:  

(a.i. erk.) 1- Ziyadesiyle kahreden, kahredici, yok edici batırıcı. 2- Allah'ın isimlerinden. İsim olarak kullanılmaz. (bkz:: Aldülkahhar)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Kahhar:  

(el-Kahhar) “Güç ve kuvvet sahibi olup mağlup edilemeyen, evrendeki zorbaları, zalimleri, ahlaksızları ve azgınları çeşitli sebep ve vasıtalarla dünyada ve ahirette cezalandırıp yok eden.” anlamında Allah’ın esmayıhüsnasından biri. “De ki, ben ancak bir uyarıcıyım, birtek ve Kahhar olan Allah’tan başka ilah yoktur.” (Kur'an-ı Kerim Sad suresi 38/65 nci Ayet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

kâhin:  

1- Duyular alanına girmeyen âlemden haber verme iddiasında bulunan kimse, falcı. 2- Evrendeki sırları, herkesin bilemeyeceği bazı gizli şeyleri bildiğini söyleyen ve gelecekten haberler verdiğini iddia eden; kehanette bulunan kişi. Kehanet ve falcılığın her türü İslam dinine göre yasaktır. İslam’ın doğduğu çağda Arabistan’da kâhinler hem gelecekle ilgili haber verme iddiasında bulunuyorlar hem de insanları çeşitli yönlerden tedavi ettiklerini söylüyorlardı. İslam bu uygulamalara son vermiştir. Halkı, kâhinlere gitmeme konusunda uyarmıştır.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Kahir:  

(a.i. erk.) 1- Allah'ın sıfatlarındandır. Kur'an-ı Kerim'de iki yerde geçer. 2- Kahredici, zorlayan. 3- Yok eden. 4- Ezici kuvvet. Kahir Billah: Abbasi halifesi. (Ebu Mansur Muhammed el-Mutezid). Muktedir'in kardeşi.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

WhatsApp