MecmuaN.CoM sözlük sitesi
 D E N E M E    


Haydi Öğrenelim!

Turist:

SON EKLENEN KELİMELER



*Amed Sportif Faaliyetler

*Abdi Algül

*Beyza Başar

SON ARANAN KELİMELER



*Erkeklik

*Husye

*Husye

MecmuaN.com Nedir?

MecmuaN geniş çaplı bir Sözlük Sitesidir. Anlamını bilmediğiniz kelimeler, atasözleri, deyimler, osmanlıca kelimeler ve kronolojik tarihi olayları araştırabilir ve önemli günler gibi bir çok bilgiye ulaşabilirsiniz.

Kelime Arama

      Gelişmiş Arama
Sende Yolla Hata Bildir!


GENİŞ KAPSAMLI ANLAMLAR VE KAVRAMLAR SÖZLÜĞÜ - TÜRKÇE SÖZLÜK




ka’de:  

Namazda ikinci ve dördüncü rekâtlardan sonra “Ettehiyyatü” duasını okuyacak kadar oturma. Üç rekâtlık akşam ve vitir namazlarının ikinci ve üçüncü rekâtlarından sonra da ka’de yapılır. Rekât sayısı üçten fazla olan namazların ikinci rekâtında ka’de yapmak vacip, son rekâtında ise farzdır. Bu oturmalarda süre, “teşehhüt miktarı”, yani, “ettahiyyatü” duasını okuyacak kadardır.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

ka’deyiahire:  

Namazın sonunda “Ettehiyyatü” duasını okumak için oturma, son oturuş. Ka’deyiahire farzdır, yapılmadığı takdirde namaz bozulur. Ka’deyiahire namazdan çıkış için zorunludur. Ka’deyiahire, iki rekâtlı namazların ikinci rekâtında, üç rekâtlı namazların üçüncü rekâtında, dört rekâtlı namazların ise dördüncü rekâtı kılındıktan sonradır.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

ka’deyiula:  

İkiden fazla rekâtlı namazların ikinci rekâtındaki secdeden sonra “Ettehiyyatü” duasını okumak için oturma, ilk oturuş. Ka’deyiulada en az ‘Tahiyyat Duası’ okunacak kadar oturulur. Ancak ikindi ve yatsı namazlarının ilk sünnetlerinin ka’deyiulasında ‘Tahiyyat’tan sonra ‘Salli ve Barik Duaları’ da okunur. Ka’deyiula vacip olup yapılmadığı takdirde sehiv secdesi yapmak gerekir.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Kaan:  

(t.i. erk.) 1- Çin ve Moğol imparatorlarına verilen isim. 2- Hakan, hükümdar.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Kab:  

(a.i. erk.) 1- Topuk kemiği, aşık kemiği anlamında. 2- (Mecazen): Şeref, şan, onur anlamında kullanılır. 3- Ka'b b. Züheyr (Vll.yy.): Sahabedendir. Rasulullah için okuduğu Kaside-i Bürde çok meşhurdur. Birçok dillere çevirisi yapıldı.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Kababurun:  

Bilimsel Adı: Chondrostoma nasus. Familyası: Tatlı su balığı. Çeşitli türleriyle ülkemizde yaygındır. Göl ve nehirlerin giriş-çıkışlarının dibe yakınlarında çakıllı bölgelerde yaşar. Boyları 25-40 en çok 50 santimetre olur. Taşlara yapışık yosunlar bitki kökleri ve dip hayvanlarıyla beslenir. Mart-Mayıs arası ürer ve 100.000'e yakın yumurtasını çakılların üstüne yapıştırır. Farklı türleri bölgelere göre çeşitli şekillerde değerlendirilir. (Konusu: Balık İsimleri, Kökeni: )

Kabak:  

(i.) 1- Esrar içmede kullanılan bir tür nargile. Örn:: Çile-i zindan yamandır yaman, Tesellisi ancak salabeti iman, Bir de duman, Kabağa aşk olsun, Curaya aşk olsun Mastora püf püf (Kahveci Nusret, Zindan Şiirleri) (bkz:: Cura) 2- (sf.) Aptal, salak, bön. Örn:: Hadi ordan kabak dedi K.M. Şensin kabak ağzını topla inek dedi O. (Orhan Duru, Bunu Benden İşit)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kabak:  

(Okçuluk Ter.) At okçuluğunda direk üstüne dikilen hedef. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Kabak:  

(cucurbita) Kabakgiller familyasından, meyvası sebze olarak kullanılan, otsu bir bitki cinsidir. Kökü saçak şeklindedir. Gövdesi sürüngen, köşeli, ince ve çok uzundur. Üzerinde sert ve kısa tüyler bulunur. Yaprakları büyük, kaba, tüylü; çiçekleri sarıdır. Meyvesi, etli ve suludur. İçinde kabak çekirdeği denilen pek çok tohum vardır. Faydası:: İdrar söktürür ve idrar tutukluğunu giderir. Böbrek ve mesane iltihaplarını temizler. Prostattan doğan şikayetleri giderir. Mide ve bağırsaklara yumuşaklık verir, kabızlığı giderir. Basuru olanlar için faydalıdır. Yüksek tansiyonu düiürür. Göğsü yumuşatır, öksürüğü keser. Helvacıkabağının çekirdekleri bağırsak kurtlarının düşmesine yardımcı olur. Lapası dıştan tatbik edilecek olursa boğaz ağrılarını ve kadınlarda görülen akıntıyı keser.(Konusu: Bitki Bilim, Kökeni: )

Kabak Çekmek:  

(d.) Kabak kullanarak esrar İçmek. Örn:: Dördüncü katta kabak çekenler hayalet oldu.(Süavi Süalp - İsmail Gülgeç, Kolombo Şakir)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

kabak kafalı:  

1. saçları dökülmüş, dazlak, saçsız. 2. saçları usturayla kazınmış, dazlak. 3. aptal, budala.(Konusu: , Kökeni: )

Kabakulakotu:  

(venüsçiçeği) İkiçeneklilerden; 70-80 cm boyunda ince saplı tırmanıcı bir bitkidir. Çiçekleri koyu kahverengidir. Kokusu pistir. Faydası:: İdrar söktürür. Aybaşı kanamalarının düzenli olmasını sağlar.(Konusu: Bitki Bilim, Kökeni: )

Kabala:  

Kabala (Qabalah), Yahudi mistisizminin özünü oluşturan ezoterik ve geleneksel bir öğretidir. "Alma" veya "gelenek" anlamına gelen bu disiplin, evrenin işleyişini, Tanrı'nın doğasını (Ein Sof) ve insanın ruhsal gelişimini simgeler, sayılar ve bâtıni yorumlar aracılığıyla inceleyerek, yaratılışın gizemlerini çözmeyi ve ilahi olanla bağlantı kurmayı amaçlar.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Kaban:  

Kalın, genellikle kışlık üst giysisi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Kabare:  

Müzik, dans ve skeçlerin sergilendiği eğlence yeri veya gösteri türü.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Kabare Tiyatrosu:  

(Alm. Kabarettheater - Fr. cabaret - İng. cabaret) İğneleyici, yerici, taşlayıcı (daha çok aktüel olan) konuları kapsayan skeçlerin oynandığı, monologların, şarkıların ve şiirlerin söylendiği küçük tiyatro. Bu tür tiyatro, ilkin 1881 yılında ressam R. Salis'in Monmartre'deki "Chat Noir" adlı kahvehanesinde başlamıştır. Berlin'de 1901 yılında Alman sanatçısı E. V. Wolzogen "Übertritt" adında benzeri küçük bir tiyatro kurmuştur. Birkaç yıl sonra da Max Reinhardt "Schall und Rauch" adlı bir Kabare tiyatrosu yönetmiştir.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Kabarma:  

Genellikle ısı veya nemin sebep olduğu, boyanın üzerindeki oyuklar, kubbe şeklindeki formülasyonlar. Solvent tamamen uçmadan önce; yüzeyi kuruyan boya filminde solventin hapis olması sonucunda da oluşabilir.(Konusu: Boya Terimi, Kökeni: )

Kabasakal:  

Orjinal adı Bluto, Türkçe dublajda Kabasakal. Safinaz'a olan aşkı hiçbir zaman takdir görememiş, Temel Reis'in ıspanakları yiyip üzerinde güç denemesi yaptığı iri kıyım başlıca düşmanı. (Konusu: Çizgi Karakter, Kökeni: )

Kabe:  

(a.i.) 1- Meyhane. 2- Esrar içilen kahvehane, meyhane vb. yer.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kâbe:  

Mekke’de Mescidiharam’ın ortasında bulunan ve Müslümanların kıblesi olan yeryüzündeki ilk mescit. Kâbe, yaklaşık bir buçuk metre genişliğindeki temeller üzerine yapılmıştır. Dıştan dışa 10.70x12 metre ölçüsünde ve on beş metre yüksekliğindedir. Kur’an-ı Kerim’in verdiği bilgiye göre ilk mescittir. İlk kez Hz. Âdem tarafından yapılan Kâbe, Nuh tufanında yıkılmıştır. Daha sonra aynı temeller üzerine Hz. İbrahim ile oğlu Hz. İsmail tarafından yeniden yapılmıştır. Çeşitli etkenlerle yıpranan ve yıkılan bina Hz. Muhammed’in peygamber olmasından beş yıl önce (M. 605) Kureyş kabilesi tarafından yeniden inşa edilmiştir. Yapım sırasında malzeme eksikliği yüzünden Hicr denilen yer Kâbe’nin dışında kalmıştır. Hz. Peygamber, Kureyş kabilesinin Kâbe’yi yapım işinde fiilen çalışmıştır. Kâbe’nin kapısı binanın kuzeydoğusundaki Hacerülesvet’in sağında, yerden iki metre yüksekliktedir. Kâbe’nin içi boştur. Kâbe, tüm dünya Müslümanlarının birlik ve beraberliğini sembolize eder. Dünyanın değişik bölgelerinde namaz kılan Müslümanlar Kâbe’ye yönelmek zorundadırlar. Ayrıca her yıl milyonlarca Müslüman hac ve umre için Kâbe’ye gelirler.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Kâbıd:  

(el-Kâbıd) “Birtakım sebep ve hikmetlerden dolayı kullarının ve diğer canlıların rızkını zaman zaman daraltan, dilediği zaman insanların hayatına son veren.” anlamında Allah’ın Esmâ-i Hüsnâ'sından biri. Örn:: “Allah’ın kat kat fazlasıyla geriye ödeyeceği güzel bir borcu ona verecek olan kimdir? Allah Kâbıd ve Bâsıt’tır (kullarının rızkını daraltan ve bollaştırandır). Hepiniz sonunda ona döndürüleceksiniz.” (Kur’an-ı Kerim Bakara suresi 2/245 nci Ayet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Kabız Olmak:  

(d. a. kabz, türk.) 1- Sinirlenmek, canı sıkılmak. 2- Öfkelendiği halde bunu dışa vuramamak, belli edememek. 3- Çekinme, korkma gibi nedenlerle konuşamamak. 4- Düşündüğünü söylememek. 5- İşsizlik çekmek. Boş oturmak. (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

kabızlık:  

Kabızlık, bağırsak hareketlerinde yavaşlama sonucu oluşan ve sık görülen bir sorundur. Bunun sonucunda çıkan dışkı çok sert ya da çok küçük olabilir. Ayrıca tuvalet yaparken zorlanma hissi de mevcuttur. Haftada üç seferden az dışkılama ihtiyacı duyulması kabızlık olarak adlandırılır.(Konusu: , Kökeni: )

Kabil:  

(a.i. erk.) 1- Olabilir, mümkün. 2- Cins, soy, sınıf, tür, çeşit. -Hz. Âdem'in büyük oğlu olup kardeşi Habil'i öldürmüş ve yeryüzünde ilk kan döken insan olmuştur.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Kabil:  

Hz. Âdem’le Hz. Havva’nın büyük oğlu. Kur’an-ı Kerim, Kabil’den kardeşi Habil’le birlikte bahseder. Kur’an-ı Kerim’de kurbanının kabul edilmeyişi, kardeşi Habil’i öldürmesi ve onu öldürdükten sonra cesedini gömme biçimi ele alınır. İslami kaynaklarda yeryüzünde ilk kan dökenin Kabil olduğu anlatılır.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

kabiliyet:  

ESKİMİŞTİR ad ➽yetenek.(Konusu: , Kökeni: arapça)

Kabin:  

Küçük kapalı bölüm (uçak kabini, asansör kabini vb.).(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Kabine:  

Bakanlar kurulu. Küçük oda veya bölme (telefon kabini vb.).(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

kabir:  

Ölen bir kimsenin toprağa gömüldüğü yer, mezar. Kabir, ahiret hayatının giriş kapısı ve başlangıcıdır. Ölen kimse ister kabre konsun, ister yansın, isterse hayvanlarca parçalansın, kabir hayatı başlamış olur.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

kabir ziyareti:  

Ölümü hatırlama, ibret alma ve kişinin, ölü de olsa, akrabalık bağlarını gözetmesinin bir göstergesi olarak yaptığı mezar ziyareti. Kabir ziyareti, Hz. Peygamber tarafından teşvik edilmiştir. Bu ziyaretin birtakım kuralları vardır. Bunlar, kabir üzerinde oturmama, kabir üzerinde namaz kılmama, orada kurban kesmeme, kabirlere bez bağlamama, mum yakmama, ölüden yardım beklememedir. Kabirleri mescit veya bir nevi tapınılacak yer durumuna getirmek İslam dinine göre haramdır. Örn:: “Kabirleri ziyaret ediniz. Çünkü kabir ziyareti size ölümü hatırlatır.” (Hadis)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Kablo:  

(Alm. Kabel - Fr. cable electrique - İng. cable) Yüksek akımlı elektrik kordonu.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Kablo:  

Elektrik akımı, veri veya sinyal ileten izoleli tel veya tel demeti.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Kablo İnternet:  

Kablo TV şebekesi üzerinden verilen hızlı ve kesintisiz bir internet bağlantı tipidir. Kablo internet bağlantısı için telefon hatları kullanılmaz. Yani bağlı kaldığınız süreye göre belli bir ücret ödemek zorunda değilsiniz.Kablo internetten yararlanmak için, öncelikle bu servise abone olmanız gerekir. Bu tip bağlantılar için standart bir dial-up modem kullanılmaz. Ancak bağlantı için gereken modem, abonelik sırasında zaten kullanıcılara sunulur (depozito ücreti karşılığında). Eğer aylık belli bir sabit ücreti ödemeyi kabul ederseniz, siz de hızlı internetin tadını çıkartmaya başlayabilirsiniz. Ancak öncelikle Kablo TV hizmetine abone olmanız gerekeceğini de unutmayın.(Konusu: Bilgisayar T., Kökeni: )

Kablo Modem:  

Kablo internet bağlantısı ile birlikte kullanılan özel modemlere verilen genel addır.(Konusu: Bilgisayar T., Kökeni: )

Kablocu:  

Kablo işiyle uğraşan kişi (elektrikçi vb.).(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Kablosuz İletişim:  

Birden fazla bilgisayar ya da aygıt arasında, kablo kullanılmadan gerçekleştirilen iletişim şeklidir. Birçok farklı kablosuz iletişim tipinden bahsedilebilir. Ancak günümüzde en çok kullanılan bağlantı tipleri, kızılötesi ışıma, cep telefonları veya kablosuz telefonlarda rastladığımız radyo frekansları ve Bluetooth'tur.(Konusu: Bilgisayar T., Kökeni: )

Kabotaj:  

Bir ülkenin limanları arasında deniz taşımacılığı yapma hakkı ve işi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

kabuk:  

ad 1. kimi bitkilerin gövde ve dallarının dış yüzeylerini, kimi meyvelerin ve sebzelerin üstünü kaplayan ve onları dış etkilere karşı koruyan, doğal olarak oluşmuş sertçe bölüm. "Kabuğu soyulan ağaç kurur" 2. ekmeğin pişme sırasında içinden daha çok sertleşen dış bölümü. 3. GÖKBİLİM TERİMİ bir sıvı ya da gazyuvarını dıştan saran sert katman. "Yerkabuğuna yeryüzü de deniyor" 4. HAYVANBİLİM (ZOOLOJİ) TERİMİ kimi hayvanları dıştan örten kalkerli, kitinli, silisli, kemiksi ya da boynuzsu örtü, kavkı. "Kıyıda midye kabuğu topluyorlar" 5. HEKİMLİK TERİMİ bir yaranın ya da sivilcenin kurumasıyla deri üzerinde oluşan sertçe bölüm. "Sivilcenin kabuğunu koparma" 6. herhangi bir şeyin sertleşmiş dış tabakası.(Konusu: , Kökeni: )

Kabuk Adam:  

Kitabın Türü: Roman Kitabın Yazarı: Aslı ERDOĞAN Kitabın Konusu: Tropik bir adayı, cinayet ve işkencenin, şiddetin bataklığında filizlenen bir aşkı, içinde yetiştiği toprak kadar acı dolu bir aşkı anlatıyor. Kitabın Ana Fikri: Cennetle cehennem iç içedir, ancak bir katil bir peygamber olabilir ve insan bir başkasına, aynı karabüyü ayinlerindeki gibi, dönüşebilir, çünkü insanın tam zıddı gene kendisidir."(Konusu: Kitap Hakkında, Kökeni: )

Kabuk Teması:  

Üzüm suyunun üzüm kabukları ile temasta olduğu süreç. Kırmızılarda bu süreç boyunca şarap renk, tanen ve diğer maddeleri emer. Genellikle beyaz şarap üretiminde kullanılmaz, fakat bazen şarabın aromatik özelliğini daha belirgin hale getirmek için kullanılır.(Konusu: Şarap Terimi, Kökeni: )

Kabuki:  

(Jap.) "Ka" - Ezgi, "Bu" - Dans, "Ki" - Beceriklilik sözcüklerinin bir araya gelmesinden ortaya çıkan Kabuki soyluların tiyatrosu olan "No"ya kıyasla günlük yaşama yönlü Halk tiyatrosu.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Kabuklu:  

(i.) Sünnet olmamış erkek hristiyan. Örn:: Rumelili- Te ona derlerdi Amdi efendi. Kabuklu mudur, kabuksuz mudur bilemiyorum. Sen bilir misin İsmail Aga be? (Ortaoyunu, Büyücü Hoca) Örn:: Neyse ben de bu akşam çok övdüm elin kabuklusunu değil mi? (Fakir Baykurt, Yüksek Fırınlar)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

kabuklu deniz hayvanı:  

Kabuğu olan. İstakoz, yengeç, karides, odun biti, su piresi ve midyeleri içeren büyük bir eklem bacaklı sınıfı.(Konusu: , Kökeni: )

kabul:  

ad 1. bir şeyi isteyerek ya da istemeyerek uygun bulma, bir şeye rıza gösterme, razı olma. "Ne dersen kabulümdür" 2. (konukları ya da işi olanları) yanına sokma, makamına alma. 3. sunulan bir armağanı alma. 4. (bir öneriyi, düşünceyi vb.) uygun bulma, onaylama. 5. (işe, göreve vb.) alınma. "Çocuğunun okula kabulünü istiyor" 6. bir şeyi isteyerek ya da istemeyerek uygun bulmak, bir şeye rıza göstermek, razı olmak. 7. (büyük görevdeki biri) görüşmek ya da iş için gelenleri yanına, makamına almak. 8. kendisine sunulan armağanı geri çevirmemek, almak. 9. (bir öneriyi, düşünceyi vb.) uygun bulmak, onaylamak. 10. (birini bir yere) almak. "Çocuğu okula kabul etmek için bağış istediler"(Konusu: , Kökeni: )

Kaburcak:  

Türkistan'da kukla oyununa verilen ad. (bkz:: Kolkorçak)(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Kabza:  

(a.i.) Bir avuç esrar, beş-altı içimlik esrar.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kabza:  

(Okçuluk Ter.) Yayın tutulduğu kısım. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

KACHI:  

(kaçi / gaçi) Zafer, galibiyet.(Konusu: Karate Terimi, Kökeni: )

KACHI / GACHI:  

(kachi / gachi) Galip.(Konusu: Karate Terimi, Kökeni: )

Kaçak Güreş:  

(Güreş Ter.) Genelde güçlü bir rakibe karşı oyun girişiminde bulunmadan çekingen bir tavırda güreşi sürdürme. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Kaçak İnşaat:  

(d. türk. kaçak, ar. inşa'dan Inşaat) (Kadında, kızda) Olağandan büyük dolgun göğüsler, Kalçalar.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kaçar mı:  

(bkz:: Kaçmak)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kaçara Vuruş:  

(Tenis Ter.) Yerden sekip gelen vuruşları karşılayan vuruşun adı. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Kaçarak Vuruş:  

(Boks Ter.) Rakibin yakınında bulunmadan vuruş yaptıktan sonra uzaklaşma.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Kaçınılmazlık:  

(Alm. vor dem schicksal beugen) Trajik suç sonucu kahramanın başına gelecek felaketlerin önüne geçilememezlik.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Kaçıntı:  

(i.) 1- (Evli kadın için) Zina. Bağlı olduğu erkekten başkasıyla cinsel İlişkiye girme. 2- Evlilik dışı bir ilişkiden doğmuş çocuk.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kaçıramento:  

(türk.i. u.) Aşırılmış, çalınmış eşya. Hırsızlık sonucu elde edilmiş nesne. (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

kaçış:  

ad 1. kaçmak eylemi ya da biçimi. 2. SPOR TERİMİ yarışan bir koşucunun ya da bir kümenin öteki yarışçıları hızla geçmesi.(Konusu: , Kökeni: )

kaçış rampası:  

(B-55c) Trafik Bilgi İşareti: bu işaret levhası yolun ilerisinde acil kaçış rampasının olduğunu belirtir. acil kaçış rampası karayollarında genellikle fren sorunları nedeniyle kontrolden çıkan araçların güvenle durmasını sağlar.(Konusu: trafik işareti, Kökeni: )

kaçış rampası (sağ):  

(B-55b) Trafik Bilgi İşareti: bu işaret levhası yolun ilerisinde acil kaçış rampasının olduğunu belirtir. acil kaçış rampası karayollarında genellikle fren sorunları nedeniyle kontrolden çıkan araçların güvenle durmasını sağlar.(Konusu: trafik işareti, Kökeni: )

kaçış rampası (sağ):  

(B-55e) Trafik Bilgi İşareti: bu işaret levhası yolun ilerisinde acil kaçış rampasının olduğunu belirtir. acil kaçış rampası karayollarında genellikle fren sorunları nedeniyle kontrolden çıkan araçların güvenle durmasını sağlar.(Konusu: trafik işareti, Kökeni: )

kaçış rampası (sol):  

(B-55a) Trafik Bilgi İşareti: bu işaret levhası yolun ilerisinde acil kaçış rampasının olduğunu belirtir. acil kaçış rampası karayollarında genellikle fren sorunları nedeniyle kontrolden çıkan araçların güvenle durmasını sağlar.(Konusu: trafik işareti, Kökeni: )

kaçış rampası (sol):  

(B-55d) Trafik Bilgi İşareti: bu işaret levhası yolun ilerisinde acil kaçış rampasının olduğunu belirtir. acil kaçış rampası karayollarında genellikle fren sorunları nedeniyle kontrolden çıkan araçların güvenle durmasını sağlar.(Konusu: trafik işareti, Kökeni: )

Kaçmak:  

(f.) 1- (Bazı iskambil oyunlarında) Belirli bir elde oynamamak, oyuna hiç girmemek. 2- (Genellikle olumsuz biçimde ya da soru biçimindeki kullanımlarda) Hiç dikkat etmez miyim? fırsatı değerlendirmez miyim?anlamlarında kullanılır. Örn:: Kah kah Vay inekler sigara içersiniz ha. Benden kaçar mı. (Hasan Kaçan, Hasanın Saksısı) Örn:: Kılçık, uykulu ve sıkkın. -O değilse dedi görürsün. Partal- Görürüm dedi. Bizden kaçar mı (Atilla İlhan, Kurdlar Sofrası) Örn:: Bu tufa kaçar mı ağbü Maçı kim ipler? (Süavi Süalp - İsmail Gülgeç, Kolombo Şakir)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kaçmaz:  

(bkz:: Kaçmak)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kadana:  

(Nadir kullanım) Eskiden kullanılan bir tür kumaş veya yerel ağızlarda farklı anlamlarda geçen sözcük (standart TDK anlamı yaygın değildir).(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

kadar:  

ilgeç (edat) 1. ölçüsünde, derecesinde. "O da senin kadar güçlüydü" 2. ölçüsünde, büyüklüğünde. "Nohut kadar odada sigara da içiliyordu" 3. denli. "O kadar üzüleceğini düşünmemiştim" 4. dek, değin. "Oraya kadar yürüyemem" 5. gibi. "Sinemaya gidiyor, filmlerde İstanbul’u görmüş kadar oluyordu" 6. süre belirtir. "İzlediği kadar daha izlemesi gerekiyordu" 7. ad derece, miktar. "Bu kadarını ben alıyorum" 8. bir niceliğin miktarını yaklaşık olarak, kesin olmayarak belirtir. "Paketin içinde on kadar sigara kalmıştı"(Konusu: , Kökeni: arapça)

Kadastro:  

Bir ülkedeki arazi ve mülklerin sınırlarının, alanlarının ve değerlerinin devlet tarafından belirlenip kayda geçirilmesi işi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Kadavra:  

(cadaver) Ceset, ölü.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )

Kadavra:  

Üzerinde inceleme yapılmak üzere kullanılan insan veya hayvan cesedi (özellikle tıpta).(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Kadayıf:  

(a.i. kadife'den, kadaif) 1- Hoş, güzel, alımlı kız. (genç kadın) 2- Sınıfta kalmış dönek, gedikli öğrenci.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kadem:  

(a.i. ka.erk.) 1- Ayak. 2- Adım. 3- Yarım arşın uzunluğunda bir ölçek. 4- Uğur. Kadın ve erkek adı olarak kullanılır. (Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Arapça)

Kademe:  

(Futbol Ter.) Savunma ve hücum oyuncularının mücadelesinde diğer savunma oyuncularının yakın durması. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Kademhane:  

(esk) Tuvalet.(Konusu: Hane ile Biten, Kökeni: )

Kademi Cort:  

(a. kadem, ono.?) Ayağı sakat, topal. (dilenci)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kademran:  

(f.i. ka.erk.) 1- İlerleyen. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Farsca)

Kader:  

(a.i. ka.) 1- İman esaslarından, Allah'ın bütün yaratıklar için hüküm ve irade ettiği hallerin oluş şekli, alın yazısı, takdir. 2- Talih, baht. 3- Kötü talih. 4- Güç kuvvet. (Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

kader:  

1- Hükmetme, gücü yetme. 2- Allah’ın sonsuz ilmi ve kudretiyle başlangıçtan sona kadar evrende olacak olan her şeyi programlaması, varlıkları istediği şekil ve biçimde yaratması ve insanların özgür iradelerine göre yapacakları her şeyi Allah’ın önceden bilmesi, takdir etmesi, bir plana göre düzenlemesi. Allah’ın yaratmış olduğu varlıkların bir kısmının sorumluluğu yoktur. Cansız varlıklar, bitkiler ve hayvanlar bu gruptandır. Allah, evrenin düzeni ile ilgili kurallar koymuştur. Güneşin doğması, batması, gezegenlerin hareketleri, med ve cezir olayları vb. evrenle ilgili tüm bu yasalar Allah’ın belirlemiş olduğu kadere göredir. Evrenin yaratılışından beri bu kader işlemektedir. Bitkiler ve hayvanlar için ise zorunlu ve içgüdüsel bir plan yaratan Allah onlara sorumluluk yüklememiştir. İnsan ise sorumlu bir varlıktır. Onun cinsiyeti, rengi, anne baba seçimi ve eceli Allah’ın ezeldeki bilgi ve kaderine göredir. Bu konularda insana seçme ve tercih hakkı verilmemiştir. İnsanın davranışları konusunda ise Allah, peygamber ve kitap gönderip verdiği akıl nimetiyle ona doğru tercihler yapma konusunda yardımcı olmuştur. İnsana zorlama yapmamıştır. Kişi akıl ve iradesiyle neyi isterse Allah onu yaratır. Bu ifade şöyle özetlenebilir: “Dilemek kuldan, yaratmak ise Allah’tandır.” Allah hiç kimseye zorunlu bir eylem planı çıkararak bir şey yapmaya veya yapmamaya zorlamaz. Fakat sonsuz ilmi ve takdiri ile herkesin ne yapacağını bilir.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Kadere Kırk Beş:  

(d. a. kader, türk.) Ne olursa olsun her şey olacağına varsın anlamında kullanılır.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kaderi Kesmek:  

(d. a. türk.) (İskambil oyununda) Karıştırılmış ve dağıtılmaya hazır kağıdı bölmek, kağıdı kesmek.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kaderiye:  

Sorumluluk doğuran davranışlar konusunda insanın kendi eylemlerinin yaratıcısı olduğunu savunan siyasi ve itikadi bir mezhep. Kaderiye Mezhebi, Emeviler dönemindeki teslimiyetçi kader anlayışına tepki olarak doğmuştur. O dönemde idarecilerin yaptıkları zulüm ve haksızlıkları meşrulaştırmak için “her şey Allah’ın takdirine” bağlanıyor ve yönetime tepki kırılmak isteniyordu. “Allah her şeyi önceden belirlemiştir.”, anlayışını öne çıkaran bu düşünceye karşı Mabet el-Cüheni (ö. 80/699) insanın kendi kaderinin yaratıcısının kendisi olduğunu söylemiştir. Kaderiye’nin kaderle ilgili görüşleri daha sonraları Mutezile Mez189 hebi içinde kendisine yer bulmuştur. Allah’ın sıfatları, Kur’an-ı Kerim, büyük günah gibi konularda aşırı fikirler öne süren Kaderiye, ehlisünnet bilginlerince eleştirilmiştir. En çok eleştiriyi de, “İnsan kendi fiillerinin yaratıcısıdır.” deyip insana yaratıcılık sıfatı verdiklerinden dolayı almışlardır.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Kadı:  

(a.i. erk.) 1- Hüküm, karar, hakimlik. 2- Seri devlette, mahkeme reisi. İlim sahibi yetkili. Kadı İyaz: (İyaz b. Musa b. Ümran es-Sebtî: (1083-1149). Meşhur fıkıh ve hadis bilgini. İspanya'da Gırnata kadılığı yaptı. 20'yi aşkın eseri vardır.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Kadı:  

(T.K.O.) Anadolu'da oyunları düzenleyene verilen ad.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

kadı:  

1- Hâkim, yargıç. 2- İslam fıkhına göre hukuki anlaşmazlıkları ve davaları karara bağlamak için devletçe tayin edilen görevli, hâkim. Dinin gösterdiği adaleti ortaya koyma, tarafsız davranma, zulmü ortadan kaldırma ve dinin hakikatlerini koruma, kadıların görevidir. İslam âlimleri bir kadıda bulunması gereken özellikleri şu şekilde belirlemişlerdir: 1- Müslüman ve akil-baliğ olmak, 2- Hürriyet, 3- İlim, 4- Ahlak, 5- Merhamet, 6- Adalet, 7- Sağlık. Örn:: “Kadı, öfkeli iken hüküm vermesin…” (Hadis)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Kadın:  

(t.i. ka.) 1- Yetişkin dişi insan. 2- Evlenmiş kadın. 3- Evli ve itibarlı kadın, hanım.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Türkçe)

kadın:  

ad 1. erişkin dişi insan. \"Artık kadın ve erkek eşitliğinden söz ediliyor\" 2. evlenmiş ya da kızlığını yitirmiş dişi insan. 3. sıfat annelik ya da ev yönetimi yönlerinden gereken erdemleri, nitelikleri bulunan. \"Kadın dediğin onun gibi olur\" 4. sıfat kadına özgü, kadınla ilgili. \"Kadın hakları bakanlığı kuruluyormuş\" 5. MEC. hizmetçi. \"Bizim kadın bugün gelmedi\" 6. ESKİMİŞTİR bayan gibi kullanılan bir san. 7. büyükanne. 8. yaşı oldukça ilerlemiş kadın. 9. kızlığını yitirmek, kızlığı giderilmek. 10. MEC. evini, kocasını yönetmesini iyi bilmek.(Konusu: , Kökeni: )

Kadın Oyuncu:  

(Alm. Schauspielerin - Fr. actrice - İng. actress) Bir oyunda rol alan kadın sanatçı.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Kadın Partisi:  

Kısa Adı: KP Genel Merkezi: Çankaya, Ankara Kuruluş Tarihi: 26.06.2014 Genel Başkanı: Benal Yazgan Sona Eriş Tarihi: FAAL Sona Eriş Nedeni: FAAL Siyasi Pozisyonu: Merkez İdeoloji: Kadın hakları, Feminizm NOT: Çok Partili Dönemde Kurulan Siyasi Parti - III (1980 Sonrası)(Konusu: Siyasi Parti, Kökeni: )

Kadın Pençesi:  

Kitabın Türü: Hikaye Kitabın Yazarı: Halit Ziya UŞAKLIGİL Kitabın Konusu: İnsanlardan kendini soyutlayan ama önüne geçilmez bir ihtiyaç olan aşka boyun eğerek evlenmiş, fakat sevdiği kadın bunu terk edince dünyayla bağlarını koparan bir gencin hikayesini anlatıyor. Kitabın Ana Fikri: Evlenmek , hem toplumun temelini oluşturan âilenin temelleri atıldığı için hem de bir insanın hayatını paylaşacağı bir eşi seçeceği için çok ciddi bir kurumdur. Bunun için evliliğe gereken önem verilmelidir. Böylelikle toplumdaki insanlar daha mutlu olurlar ve buna paralel olarak toplumun da huzuru artar.(Konusu: Kitap Hakkında, Kökeni: )

Kadırga:  

Kadırga, daha çok Akdeniz'de kullanılan çektiri tipi bir savaş gemisi. İlk olarak 8. yüzyılda Akdeniz'de deniz savaşlarında kullanılmaya başlandı. 17. yüzyıla kadar gelişme göstermiştir. Antik çağlardan beri kullanılırdı. Asıl hareket mekanizması kürektir ve yelken buna yardımcı olması için tasarlanmıştır.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Kadırgabalığı:  

Uzun ve ince yapılı, denizlerde yaşayan bir balık türü.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Kadıyanilik:  

Mirza Gulam Ahmet Kadıyani (öl. 1908) tarafından kurulan dini bir hareket. Kadıyaniliğin kurucusu Mirza Gulam Ahmet 1839’da Hindistan’ın Pencap Eyaleti’nin Gurdaspur bölgesinde küçük bir kasaba olan Kadıyan’da doğmuştur. Hareket, adını Mirza Ahmed’in doğduğu yerden almıştır. Kurucusuna nispetle Ahmedilik adı da verilmiştir. Mirza Gulam Ahmet İngiliz idaresine göstermiş olduğu bağlılıkla tanınmıştır. Eğitimine Arapça, Farsça öğrenimiyle başlamış daha sonra Kur’an-ı Kerim öğrenmiştir. Mirza Gulam Ahmet kendisinin müceddid olduğunu ilan etmiş, daha sonra da mehdilik ve Mesihlik iddiasında bulunmuştur. Bu aşırı iddialarından dolayı ona Hristiyanlar da Müslümanlar da karşı çıkmıştır. Kadıyanilerin genel fikirleri şunlardır: 1. Ülkeyi istila eden düşmanlara karşı silahla cihadı reddederler. 2- Mirza Gulam Ahmed’i bazı Kadiyaniler peygamber olarak kabul ederler ve ona inanmayanları kâfir sayarlar. 3- Hz. Peygamber’in hadislerini ve hadislerin bağlayıcılığını reddederler. 7 Eylül 1974 tarihinde Pakistan Parlamentosu almış olduğu bir kararla Kadıyaniliği ‘İslam dışı azınlık’ olarak kabul etmiştir.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Kadife:  

(a.i. ka.) Yüzü ince sık tüylü, parlak ve yumuşak kumaş.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

Kadife Balığı:  

Bilimsel Adı: Tinca tinca. Familyası: Tatlı Su Balığı. Diğer Adı: Yeşil Sazan. Vücudu oldukça kalın ve yüksektir. Ağız köşelerinde birer adet yassı bıyık bulunur; bu bıyığın uzunluğu göz çapından küçüktür. Çok küçük olan pullarının yarıdan fazlası vücut içine gömülüdür. Kuzey bölgelerimizin bol bitkili durgun veya yavaş akıntılı sularında yaşar. Planktonlar küçük balıklar ve yumuşakçalarla beslenir. Gündüzlerini dipte geçirip geceleri avlanır. Mayıs – Temmuz üreme dönemidir. Yumurta verimliliği ortalama 300.000 adettir. Eti lezzetlidir.(Konusu: Balık İsimleri, Kökeni: )

Kadim:  

(a.i. erk.) 1- Ayak basan, ulaşan, varan. 2- Ezeli, evvelsiz. 3- Çok eski zamanlara ait eski atik. 4- Yıllanmış. Kelam-ı Kadim, Kur'an-ı Kerim.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Kadir:  

(a.i. erk.) 1- Değer, kıymet, itibar. 2- Parlaklık. 3- Kudret sahibi kudretli, kuvvetli, güçlü. 4- Allah'ın isimlerinden. Kur'an-ı Kerim'de 50'ye yakın yerde geçmektedir. Başına"abd" takısı olarak "Abdülkadir" olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Kâdir:  

(el-Kâdir) “Güç, kuvvet ve iktidar sahibi olarak, istediği her şeyi bir ilim, hikmet ve ölçü dâhilinde dilediği gibi yaratması, her şeye gücünün yetmesi.” anlamında Allah’ın Esmâ-i Hüsnâ'sından biri. Örn:: “Gökleri ve yeri yaratan, onların benzerini yaratmaya Kadir değil mi? Elbette onların bir benzerini yaratır. O her şeyi tüm ayrıntılarıyla bilen bir yaratıcıdır.” (Kur’anı Kerim Yasin suresi 36/81 nci Ayet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Kadir Çöpdemir:  

Abdülkadir Geylani ÇÖPDEMİR (d:1967; ö:)(Konusu: Gerçek Adı, Kökeni: )

Kadir Çöpdemir:  

Dizi Karakteri: Kirli Dizi Adı: Ekmek Teknesi. 16 Kasım 2002 tarihinde atv'de yayımlanmaya başlayan ve bir ailenin başından geçenleri konu alan komedi ve dram türündeki Türk televizyon dizisi 2004 yılında Show TV'ye geçti, son sezonu burada yayımlandı ve 13 Haziran 2005 tarihinde yayımlanan 106. bölümü ile ekranlara veda etti.(Konusu: Film & Dizi Karakteri, Kökeni: )

Kadir Gecesi:  

1- Kur’an-ı Kerim’in inmeye başladığı ramazan ayının yirmi yedinci gecesi. Hz. Peygamber’e Kur'an-ı Kerim, gelişen olaylara göre Kadir Gece’sinde bölüm bölüm indirilmeye başlamıştır. Bu gecenin, içinde Kadir Gecesi bulunmayan bin aydan daha faziletli olduğu Kur’an-ı Kerim’de bildirilmiştir. Müslümanlar Kadir Gecesi’ni dua ve ibadetle geçirirler. Hz. Peygamber bu geceye ulaşan kimselerin “Ey Allah’ım! Sen affedicisin, affetmeyi seversin, beni de bağışla.” diye dua etmelerini söylemiştir. Örn:: “Kadir Gecesini, ramazan ayının son on gününde arayınız.”(Hadis) 2- Allah’ın yaratmış olduğu varlıkların başına gelecek olaylarla ilgili verdiği kararların, o yıl içerisinde olacak olanlarının karara bağlanma gecesi, hüküm gecesi. Örn:: “Kim Kadir Gecesini inanarak ve sevabını yalnızca Allah’tan bekleyerek değerlendirirse geçmiş günahları affolunur.” (Hadis)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

WhatsApp