Haydi Öğrenelim!
Kreasyon:
Yaratım; tasarım veya yaratılmış eser/ürün. Sanat ve moda bağlamında tasarım yapılan işlere verilen ad.
MecmuaN.com Nedir?
MecmuaN geniş çaplı bir Sözlük Sitesidir. Anlamını bilmediğiniz kelimeler, atasözleri, deyimler, osmanlıca kelimeler ve kronolojik tarihi olayları araştırabilir ve önemli günler gibi bir çok bilgiye ulaşabilirsiniz.
Kelime Arama
Sende Yolla Hata Bildir!GENİŞ KAPSAMLI ANLAMLAR VE KAVRAMLAR SÖZLÜĞÜ - TÜRKÇE SÖZLÜK
Kontrbasçı:
Kontrbas çalan müzisyen.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Kontreltofobi:
(ing.i. contreltophobia) cinsel istismardan korkma.(Konusu: Fobiler, Kökeni: ingilizce)
Kontrendikasyon:
Tıpta: bir tedavi veya ilacın kullanılmasının sakıncalı olduğu durum.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Kontrfile:
Sığır etinin sırt kısmından çıkan değerli et parçası.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Kontrgerilla:
Gizli veya düzensiz savaş yöntemleriyle mücadele eden yapı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Kontrol:
(Halter Ter.) Barın altına düşüşten sonra sabit durumda gelme. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Kontrol:
Denetleme, gözetim. Bir şeyin düzenli işleyişini sağlama, hakimiyet altına alma.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Kontrol Kalemi:
(d. fr. controle, a. kalem, türk. e.) Erkeklik organı, penis. (bkz:: Kalem)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
kontrollü demir yolu geçidi:
(T-25) Trafik Tehlike Uyarı İşareti: bu işaret levhası, demiryolu hattının her iki tarafında bariyer veya benzeri bir sistemle kontrol edilen bir hemzemin geçit bulunduğunu bildirir. ışıklı veya sesli DUR ikazına uyulur.(Konusu: trafik işareti, Kökeni: )
Kontrolör:
1. Denetleyici, kontrol eden kişi veya cihaz. 2. Sistemlerde düzenleyici mekanizma.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
kontrolsüz demir yolu geçidi:
(T-26) Trafik Tehlike Uyarı İşareti: bu işaret levhaları, demiryolu geçidinin tam konumunu göstermek üzere bariyeri olmayan (kontrolsüz) demiryolu hemzemin geçitlerinin her iki tarafında da bulunur.(Konusu: trafik işareti, Kökeni: )
kontrolsüz demir yolu geçidi (en az 2 hat):
(T-27b) Trafik Tehlike Uyarı İşareti: bu işaret levhaları, demiryolu geçidinin tam konumunu göstermek üzere bariyeri olmayan (kontrolsüz) demiryolu hemzemin geçitlerinin her iki tarafında da bulunur.(Konusu: trafik işareti, Kökeni: )
kontrolsüz demir yolu geçidi (tek hat):
(T-27a) Trafik Tehlike Uyarı İşareti: tek hatlı bir demiryolu geçidine gelindiğini ve ilk geçiş hakkının demiryolu taşıtlarına verilmesi gerektiğini bildirir.(Konusu: trafik işareti, Kökeni: )
kontrolsüz kavşak:
(T-21) Trafik Tehlike Uyarı İşareti: bu işaret levhası, ileride genel geçiş önceliği kuralının yürürlükte olduğu, diğer bir ifadeyle sağdan gelmekte olan araçların ilk geçiş hakkına sahip olduğu ve hızın düşürülmesi gerektiği kontrolsüz bir kavşağa yaklaşıldığını bildirmek için kullanılır.(Konusu: trafik işareti, Kökeni: )
Kontrpiye:
(Futbol Ter.) Beklenmedik yön değişimi ile karasız kalma, yanılma durumu. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Kontrplak:
İnce ahşap tabakalarının çapraz yapıştırılmasıyla elde edilen dayanıklı levha.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Kontrpuan:
Müzikte birden fazla melodinin uyumlu şekilde birlikte yürütülmesi tekniği.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Kontrterör:
Terör eylemlerini önlemeye yönelik strateji ve operasyonlar.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Kontur:
Bir şeklin dış hatları. Sınır çizgisi, çevre hattı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
konturkup kontüzyon:
(contrecoup contusion) Kontüzyo serebride, kafaya gelen künt travmanın etkilediği tarafın tam karşısında, bu travmanın etkisiyle hareketlenen beynin kafa kemiklerine çarpmasıyla oluşan beyin yaralanması.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )
Kontürfobi:
(ing.i. counterphobia) korktuğu durumu kendi hareketleriyle bizzat yaratmaya yol açan korku.(Konusu: Fobiler, Kökeni: ingilizce)
Kontüzyo Serebri:
(contusio cerebri) Beyin zedelenmesi.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )
Kontüzyon:
(contusion) Bere; ezik; çürük. Şiddetli bir şokla oluşan travmatik lezyon. (Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )
Konu:
(Alm. Thema - Fr. sujet - İng. subject, theme) Bir oyunun en kestirme biçimde anlatılabilecek baş olgusu.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
konu:
konu ad 1. konuşmada, yazıda, yapıtta ele alınan, işlenen düşünce, olay ya da durum. 2. üzerinde konuşulan şey.(Konusu: , Kökeni: )
konu komşu:
konu ikileme · ad bütün komşular ve oraya yakın yerde oturanlar. "Konu komşu toplanıp pikniğe gitmişler"(Konusu: İkileme, Kökeni: )
Konuk Hesabı:
"Eğer bir kullanıcı Windows ile çalışan bir bilgisayarda oturum açmak islerse; ancak bu bilgisayarda kendi adına oluşturulmuş bir kullanıcı hesabı bulunmuyorsa, oturum açma işlemi için ""Konuk Hesabı"" denilen özel bir hesap kullanılabilir. Konuk hesabı ile sisteme giriş yapan bir kullanıcı, hizmetlere de izin verildiği ölçüde erişebilir. Başka bir deyişle, kullanıcının tüm hizmetlere koşulsuz olarak erişebilmesi söz konusu değildir."(Konusu: Bilgisayar T., Kökeni: )
Konuk Oyuncu:
(Alm. Gastschauspieler - İng. guest actor (actress) Bir tiyatronun kadrosu içindeki oyuncu olmayıp bir ya da birkaç oynanış için dışarıdan katılan sanatçı.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
konum:
ad 1. bir insanın ya da bir nesnenin bulunduğu belirli yer, o yerdeki durumu ya da duruş biçimi. Benzer: pozisyon 2. MEC. durum, yer. "Karacaoğlan’nın halk şiirimizdeki konumu önemlidir" 3. COĞRAFYA TERİMİ bir kentin yakın ve uzak çevresiyle her türlü ilişkisini sağlayan ve kentin gelişmesini etkileyen coğrafya koşullarının tümü. 4. COĞRAFYA TERİMİ yeryüzündeki herhangi bir noktanın, enlem ve boylamların yardımıyla bulunan yeri.(Konusu: , Kökeni: )
konumsal satranç:
sırf hesaplamaya dayalı değil de uzun vadeli değerlendirmelere dayalı oynanan satranç.(Konusu: satranç terimi, Kökeni: )
Konuralp:
(t.i. erk.) 1- Cesur, yiğit, er. Orhan Gazi'nin komutanlarından biri.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Konuşa Konuşa:
NOT: Aynı Kelimenin Tekrarıyla Oluşur.(Konusu: İkileme, Kökeni: )
Konuşma:
(Alm. Zwiegespröch - İng. dialogue) Bir oyunda iki kişi arasında söylediği, oyuna göre düzenlenmiş sözler.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
konuşma:
ad 1. konuşmak eylemi. 2. iki ya da daha çok sayıda bireyin sözlü bildiri alışverişinde bulunması, sözlü bildirişim, görüşüp danışma. \"Onunla konuşmamız gerekiyordu\" 3. bilim, sanat, yazın, ekonomi, siyasa vb. gibi alanlarda herhangi bir konuda, alanında uzman bir kimsece dinleyicilere bilgi vermek için yapılan uzun, bilgilendirici söz söyleme işi. Benzer: konferans 4. (radyo ve TV.de) söz izlencesi. 5. bir topluluk karşısında, uzmanı olduğu bir konuda bilgilendirici söz söylemek. 6. bir topluluk karşısında konuşmak, söylev vermek.(Konusu: , Kökeni: )
Konuşma Düzeni:
Oyun kişilerinin, oyunun gelişimine yardım edecek yolda birbirleriyle konuşması. Konuşmaların düzenli bir yolda geliştirilmiş bütünü.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Konuşma Kuralları:
Tonlama, durak, vurgu. Oyuncunun, doğru yorumu getirebilmesi için konuşmasındaki tonlamayı saptaması; durakların ve vurguların nerelerde olması gerektiğini özenle incelemesi. Stanislavski Yönteminde tonlama, durak, vurgu.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Konuşma Odası:
(Alm. Konservationszimmer - Fr. foyer des artistes - İng. green room) Sanatçıların dinlenme odası.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Konuşma Sesi:
(Alm. Sprechstimme - Fr. voix parlee) Düşünce, duygu ve isteklerimizi anlatmak için kullandığımız ses.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Konuşulan Dil:
(Alm. Konversationsprache - Fr. langue parlee - İng. colloquial speech) Kitabi olmayan, süzsüz, doğal, akıcı konuşma biçimi.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Konveks:
1. Dışa doğru bombeli, tümsek. 2. Matematikte: iç açıları dışa doğru açılan (ör. konveks çokgen)(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Konveksiyon:
1. Isının akışkan (sıvı/gaz) hareketiyle taşınması. 2. Isı yayımı. 3. Fizikte: yoğunluk farklarına bağlı dolaşım hareketi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Konvektör:
Konveksiyon (taşınım) yoluyla ısı yayan cihaz, ısıyayar.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Konvensiyon:
1. Uzlaşma, anlaşma. 2. Uluslararası sözleşme. 3. Yerleşmiş gelenek, alışılmış davranış biçimi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Konvensiyonel:
Geleneksel; alışılmış, yaygın kabul gören; standart yöntemlere dayanan.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Konvertibil:
Başka para birimlerine çevrilebilir olan. Dönüştürülebilir nitelikte.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Konvertibilite:
Bir para biriminin başka paralara serbestçe çevrilebilmesi. Ekonomide dönüştürülebilirlik.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Konvertisör:
1. Dönüştürücü cihaz (enerji, sinyal vb.) 2. Metalurjide: ham maddeyi işleyen fırın türü.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Konvoy:
1. Birlikte hareket eden araç veya gemi grubu. 2. Koruma altında ilerleyen topluluk.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Konvülziyon:
(convulsion) Bir kısım kaslarda nöbet hâlinde gelişen istem dışı şiddetli kasılmalarla belirgin durum; çırpınma.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )
Konya:
Konya Tarihi; Türkiye'deki en eski yerleşim birimlerinden biridir. 1071 senesinde Malazgirt Ovası'nda yapılan Malazgirt Savaşı'ndan önce Anadolu üzerine keşif harekatları düzenleyen Türkler ve Anadolu'yu tanıyan Büyük Selçuklular, bu savaş sonucu Anadolu'nun büyük bir kısmı ile beraber Konya'yı da, ele geçirmişler ve bölgedeki uzun Bizans hakimiyetine son vermişlerdir. Şehir 1467 senesinde kalıcı Osmanlı egemenliğine geçmiştir. Sultan II. Mehmed Konya'yı zaptederek Karamanoğlu hakimiyetine son vermiştir.(Konusu: İl Tarihi, Kökeni: )
Konya:
Konya İlçeleri: 1-Ahırlı (20.05.1990) 2-Akören (04.07.1987) 3-Akşehir 4-Altıntekin (04.07.1987) 5-Beyşehir 6-Bozkır 7-Cihanbeyli (26.06.1926) 8-Çeltik (20.05.1990) 9-Çumra (26.06.1926) 10-Derbent (20.05.1990) 11-Derebucak (04.07.1987) 12-Doğanhisar (01.09.1957) 13-Emirgazi (20.05.1990) 14-Ereğli 15-Güneysınır (20.05.1990) 16-Hadım (26.06.1926) 17-Halkapınar (20.05.1990) 18-Hüyük (04.07.1987) 19-Ilgın 20-Kadıhanı 21-Karapınar 22-Karatay (27.06.1987) 23-Kulu (01.06.1954) 24-Meram (27.06.1987) 25-Sarayönü (01.04.1959) 26-Selçuklu (27.06.1987) 27-Seydişehir 28-Taşkent (04.07.1987) 29-Tuzlukçu (20.05.1990) 30-Yalıhöyük (20.05.1990) 31-Yunak (01.03.1953)(Konusu: İl İlçeleri, Kökeni: )
Konya:
Konya; Kuzeyden Ankara, Batıdan Isparta, Afyonkarahisar, Eskişehir, Güneyden Mersin (İçel), Karaman, Antalya Doğudan Niğde, Aksaray ili ile komşudur. En çok il ile sınırı olan 3 ilimiz: 1- Konya (Ankara, Aksaray, Niğde, Mersin, Karaman, Antalya, Isparta, Afyonkarahisar, Eskişehir) 2- Erzurum (Ağrı, Muş, Bingöl, Erzincan, Bayburt, Rize, Artvin, Ardahan, Kars) 3- Erzincan (Erzurum, Bingöl, Tunceli, Elazığ, Malatya, Sivas, Giresun, Gümüşhane, Bayburt)(Konusu: İl Komşuları, Kökeni: )
Konya:
Nesiyle Meşhur: Etli Ekmeği, Mevlana (Peynir) Şekeri, Lokum, Tasavvuf Müziği Enstrümanları, Konya Mevlana Semazen Gösterileri, Konya Oyun Havası meşhurdur.(Konusu: İl Nesiyle Meşhur, Kökeni: )
Konya:
Konya'da Gezilecek Yerler: Kilistra Kaya Mezarları, Aziziye Camii, Eşrefoğlu Camii, Kadı Mürsel Camii, Kilistra Antik Kenti, Pir Esad Sultan Türbesi, Tavusbaba Türbesi, Nasrettin Hoca Türbesi, Sultanlar Türbesi, Şemsi Tebrizi Camii ve Türbesi, Nasreddin Hoca Arkeoloji ve Etnografya Müzesi, Aya Elena Kilisesi, Ak Manastır, Sille Köyü, Valide Sultan Hamamı, Zazadın Hanı, Konya Atatürk Evi Müzesi, Sultan Selim Camii, Sahipata Külliyesi, Obruk Hanı, Obruk Gölü, Meke Gölü, Obruk Yaylası, Kapu Camii, Körükini Mağarası, Balatini Mağarası, Gömeç Hatun Türbesi, Mevlana Türbesi, Konya Ereğli Müzesi, Koyunoğlu Müzesi, İnbaşı Mağarası, Güvercinlik Mağarası, Tınaztepe Mağarası, Yerköprü Mağarası, Karatay Medresesi, İnce Minareli Medrese, Sırçalı Medrese, Alaaddin Tepesi, Beyşehir Gölü Milli Parkı, Ilgın Kaplıcaları, Meram Bağları, Meram Hamamı, Fasıllar Anıtı, Eflatunpınar Anıtı, Karapınar Çölü, Yerköprü Şelalesi.(Konusu: İl Gezilecek Yerler, Kökeni: )
Konyak:
Konyak; Fransa'nın doğusunda, adını üretildiği "Cognac" kasabasından alan alkollü içki. Konyak, beyaz şarabın damıtılmasıyla elde edilen, yüksek derecede alkol içeren sarımtırak renkli bir içkidir. (bkz:: Kanyak Damıtılmış İçeçekler: Absent • Aquavit • Arak • Armanyak • Brendi • Changaa • Cin • Kalvados • Konyak • Likör • Mastika • Pastis • Pisco • Rakı • Rom • Tekila • Tsipouro • Uzo • Viski • Votka (Konusu: İçki Çeşitleri, Kökeni: )
Konyak:
Üzümden damıtılarak yapılan alkollü içki. Fransa’nın Cognac bölgesine özgü brendi türü.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Konyalı:
(i.) Beş bin liralık banknot.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
konyoloji:
(ing.i. koniology) tozbilim. atmosferdeki tozu ve bu tozun bitki ve hayvanlar üzerindeki etkisini araştırır.(Konusu: loji ile biten, Kökeni: ingilizce)
Kooperatif:
1. Ortaklarının ekonomik çıkarlarını korumak için kurulan birlik. 2. Üyelerine hizmet sağlayan ortaklık sistemi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Kooperatifçi:
1. Kooperatif üyesi olan kişi. 2. Kooperatif sistemini benimseyen kimse.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Kooperatifçilik:
Kooperatif kurma ve işletme anlayışı, dayanışmaya dayalı ekonomik faaliyet sistemi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Kooperatifleşmek:
Kooperatif hâline gelmek, ortaklık esasına dayalı örgütlenmek.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Koordinasyon:
Uyumlu çalışma, düzenli ve birlikte hareket etme durumu.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Koordinat:
1. Düzlem veya uzayda bir noktanın yerini belirleyen değer. 2. (kimya) bir atomun bağlı olduğu konumu ifade eden terim.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Koordinatlar:
1. Bir noktanın yerini belirleyen sayısal değerler. 2. Matematikte x, y (veya x, y, z) değerleri.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Koordinatör:
Koordinasyonu sağlayan kişi, işlerin uyumlu yürütülmesini yöneten görevli.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Koordine:
Düzenli hâle getirmek, uyumlaştırmak.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Kopal:
Bitkisel reçine türü (vernik yapımında kullanılır)(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Kopanaki:
Küçük parça, kırıntı veya kopmuş şey.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Koparma:
(Halter Ter.) Tek hareketle halteri yerden başın üzerine kaldırma şeklindeki halter stili. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Koparma Tutuşu:
(Halter Ter.) Koparmada barı uygun genişlikte tutma.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Kopartmak:
(f.) (Birisini) 1- Yaralamak, yaralayıp öldürmek. 2- (Oyunda, kumarda) Yenmek. 3- Bir içkinin, uyuşturucunun etkisiyle kendinden geçmek. Koparmak biçiminde de kullanılır. Örn:: Bir sürü Akineto'nun üstüne bir sürü içki. İçmiş koparmıştı. (Kanat Güner, Eroin Güncesi)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Kopçaçı:
(yun.i. kombitsa, kopça türk. e.) esk. Jandarma.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Kopçaları Koyvermek:
(d. yun. kombitsa'dan kopça türk.) Gevşemek, gergin bir tavır içindeyken yumuşamak. Örn:: Sen kara günde misin şimdi?.. Ne sandın? Elbette kara gündeyim. Kopçaları koyverirdim o saat. (Tarık Dursun K. Hasangiller).(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Kopek:
(bkz:: Kapik)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Kopek:
Rus para biriminin alt birimi (1 ruble = 100 kopek)(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Kopernikyum:
Sembolü: Cn Atom Numarası (Proton Sayısı): 112 Atom Ağırlığı: 285 g/mol Elektron Sayısı: 112 Element Serisi: Geçiş metalleri Periyodik Tablodaki Grup, Periyod: 2B, 7 Yoğunluk: 23.7 g/cm³ Erime Noktası: Bilinmiyor Kaynama Noktası: Bilinmiyor Oda Koşulunda Maddenin Hali: Katı Görünümü: Bilinmiyor Keşif: 1996'da S. Hofmann, V. Ninov ve F. P. Hessbuger tarafından bulunmuştur. Ununbiyum Kullanım Alanları ve Özellikleri: Temmuz 2009'da adının konmasının öncesinde ise Ununbiyum (Uub) olarak anılmıştır. Kurşun ve çinko füzyonu ile elde edilmiştir. (Konusu: Elementler, Kökeni: )
Kopil:
(rom.i. copil) 1- Çocuk. 2- Yeniyetme, yeni ergen. Örn:: Bana kopilin tulumbacı kılığında omuzdaşlarından bir palikarya ile çektirilmiş bir de resmini gösterdi. (Vasıf Hiç, Kuruçeşmeli İnce Dimitri) 3- Eskiden özellikle müslüman olmayan azınlık çocuk ve gençler için kullanılırdı. Örn:: Lan kopil arakladın kabadayılık şanımızı (Turhan Selçuk, Abdülcanbaz) 4- Piç, veledizina.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Kopil:
Genellikle “kopya” veya “küçük parça” anlamına yakın ağız/yan kullanım (standart anlamı yoktur)(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Kopiş:
(ita.i. copa'dan kopya, kopiş) (Öğrenci için) Kopya, kopya çekme.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
kopmak:
nesnesiz (nesne almayan) eylem 1. (iplik, halat, tel gibi şeyler) gerginliğe dayanamayınca herhangi bir yerinden ikiye bölünmek. 2. (dal, yaprak, kol, bacak vb.) gövdeden ya da yerinden ayrılmak. "Rüzgârdan dallar kopmuştu" 3. (düğme, sap vb.) yeriyle bağlantısı kalmamak, yerinden ayrılmak. "Ceketin kol düğmeleri kopmuş" 4. MEC. (gürültülü ya da tehlikeli olaylar için) ansızın başlamak ya da ortaya çıkmak. "Alkış kopunca konuşmacı sustu" 5. MEC. aşırı ölçüde ağrımak, sancımak ya da yorulmak. "Paketleri taşıdım ama kollarım koptu" 6. MEC. bütün ilişkileri, bağlantıları kesilip bütünüyle ayrılmak ya da uzaklaşmak, ilişiği kalmamak. "Birbirimizden kopmakta gecikmedik" 7. MEC. kendini kurtarmak, uzaklaşmak, kurtulmak. "Ortaçağ kafasından kopmak işlerine gelmiyordu" 8. MEC. bir kaynaktan çıkmak. "Bu ulusun bağrından kopmuş çocuklarısınız" 9. HALK AĞZINDAN koşmak. 10. uzak bir yerden ayrılarak gelmek. 11. HALK AĞZINDAN koşup gelmek, koşa koşa gelmek.(Konusu: , Kökeni: )
Kopofobi:
(ing.i. kopophobia) bitkinlikten, halsiz kalmaktan korkma.(Konusu: Fobiler, Kökeni: ingilizce)
Kopolimer:
Kopolimerler, birbirinden farklı iki veya daha fazla monomer biriminin polimerleşmesiyle oluşan, blok, rastgele veya alternatif yapıda bulunabilen plastik/polimer türleridir. Homopolimerlerin aksine, monomer kombinasyonları sayesinde daha yüksek darbe dayanımı, şeffaflık ve işlenebilirlik gibi iyileştirilmiş fiziksel özellikler sunarlar. (Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Kopolimerleşme:
Farklı monomerlerin birlikte polimerleşerek büyük molekül oluşturması.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Kopoy:
Orta boylu, kısa tüylü, düşük kulaklı bir av köpeği.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Koprastasofobi:
(ing.i. coprastasophobia) inkıbaz (kabızlık) korkusu.(Konusu: Fobiler, Kökeni: ingilizce)
Koprofili:
(coprophilia) İnsan dışkısının cinsel tatmin için kullanılması.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )
Kopsİ Kefali Etmek:
(d. yun. kopsi, kephalos, başını kesme) 1- (Birisinin) Başını vücudundan ayırmak, boynunu kesmek. 2- Sünnet etmek. (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Kopya:
1. Bir eserin, yazının veya nesnenin taklidi. 2. Suret çıkarma işlemi. 3. Sınavda başkasından gizlice yararlanma. 4. Sınavda kullanılmak için hazırlanmış gizli not. 5. Taklit edilmiş şey (sıfat) 6. Biyolojide: klon.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Kopyacı:
1. Kopya yapan kişi. 2. Yazı, belge veya eseri taklit eden kimse. 3. Sınavda kopya çeken kişi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Kora:
Kora, yarım kesilmiş su kabağı ile üstüne inek derisi gerilmiş olan çok telli bir Batı Afrika çalgısıdır. Sahip olduğu 21 tel gövdeden dışarı uzanan çubuğun bir tarafında on bir, diğer tarafında da on tane bulunmak üzere ayarlanmıştır. Çalgı çalınırken gövdenin iç kısmı müzisyene dönüktür.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Koragus:
(Lat. choragus) Plautus komedyalarında, eserinin tam ortasında Aristophanes'de koron'un Paraphase'de olduğu gibi, günlük olaylar üzerine seyircilere sözü alaylı olarak yöneltmesi gibi, yalnızca bir kişiyi konuşturması. (Örn. Curculio - Un Kurdu) Çoğunluklada artık oynamayan ve yalnızca kostümleri ile dekorları bulunduğundan, bunları para karşılığında geçici olarak veren kimse.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Koral:
(fra.i. erk.) 1- Batı musikisinde dini şarkı. 2- Sınır muhafızı.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Fransızca)
Koral:
(İsp. corrales) Çevresi yapılarla çevrili olan, İspanya'da XVI. ve XYll. yüzyıllarda bir hanın avlusunda ya da birkaç yapının arasında oynanan tiyatro.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )