MecmuaN.CoM sözlük sitesi
 D E N E M E    


Haydi Öğrenelim!

Vantilatör:

SON EKLENEN KELİMELER



*Amed Sportif Faaliyetler

*Abdi Algül

*Beyza Başar

SON ARANAN KELİMELER



*Erkeklik

*Husye

*Husye

MecmuaN.com Nedir?

MecmuaN geniş çaplı bir Sözlük Sitesidir. Anlamını bilmediğiniz kelimeler, atasözleri, deyimler, osmanlıca kelimeler ve kronolojik tarihi olayları araştırabilir ve önemli günler gibi bir çok bilgiye ulaşabilirsiniz.

Kelime Arama

      Gelişmiş Arama
Sende Yolla Hata Bildir!


GENİŞ KAPSAMLI ANLAMLAR VE KAVRAMLAR SÖZLÜĞÜ - TÜRKÇE SÖZLÜK




Kosta Rika:  

Yönetim Şekli: İktidar Yapısı: Üniter Devlet. İktidar Kaynağı: Başkanlık Tipi Cumhuriyet(Konusu: Ülke Yönetim Şekli, Kökeni: )

Kosta Rika:  

İdari Yapısı: 7 İl: 1- Alajuela 2- Cartago 3- Guanacaste 4- Heredia 5- Limón 6- Puntarenas 7- San José.(Konusu: Ülke İdari Yapı, Kökeni: )

Kosta Rika:  

Başkenti: San Hose (ing: San José)(Konusu: Ülke Başkenti, Kökeni: )

Kosta Rika:  

Komşuları: Kuzeyde Nikaragua, güneydoğuda Panama ile komşudur. Batısında Pasifik Okyanusu (Büyük Okyanus), doğusunda ise Karayip Denizi vardır. Büyük Okyanus'taki toprağı Cocos Adaları Ulusal Parkı dolayısı ile Güney Amerika ülkesi Ekvador'a komşu sayılmaktadır. Ayrıca Kosta Riko, ordusu bulunmayan az sayıdaki ülkelerden biridir.(Konusu: Ülke Komşuları, Kökeni: )

Kosta Rika:  

Resmi Dili: İspanyolca(Konusu: Ülke Resmi Dili, Kökeni: )

Kosta Rika:  

Para Birimi: Kosta Rika Colonu Para Birimi Kodu: CRC(Konusu: Ülke Para Birimi, Kökeni: )

Kosta Rika:  

Plaka Kod: CR(Konusu: Ülke Plaka Kodu, Kökeni: )

Kosta Rika:  

Tel. Kodu: +506 Bölge 5 – Meksika, Orta Amerika ve Güney Amerika Kıtası numaralandırma Plan Alanı içindedir.(Konusu: Ülke Tel Kodu, Kökeni: )

Kosta Rika:  

Dini: Hristiyanlık, Musevilik (Yahudilik) Mezhebi: Roma Katolik Kilisesi, Protestanlık NOT: Hristiyan'lığın 3 ana mezhebi: Roma Katolik Kilisesi, Protestanlık, Ortodoks Kilisesi(Konusu: Ülke Dini, Kökeni: )

Kosta Rika:  

Kosta Rika Bayrağı: 12 Kasım 1848 tarihinde kullanılmaya başlanmış, bugünkü son halini ise 27 Kasım 1906 tarihinde yapılan güncelleme ile almıştır. Ülkenin resmi bayrağında bulunan devlet arması ise 21 Ekim 1964 tarihinde yapılan son değişiklik ile bugünkü halini almıştır. Bayrak, yatay olarak konumlandırılmış beş şeritten oluşmaktadır. Şeritler 1:1:2:1:1 oranı ile bayrakta yer alırken, yine sırasıyla bu şeritler mavi-beyaz-kırmızı-beyaz-mavi renklerindedir. Bayrakta bulunan beyaz şeritler Orta Amerika'nın ve böylelikle Kosta Rika'nın kıtanın kuzey ve güney bölümünü birbirine bağlayıcılığını sembolize etmektedir. Her iki mavi şerit ise bölgeyi çevreleyen Karayip Denizi'ni ve Pasifik Okyanusu (Büyük Okyanus) ifade etmektedir. Kırmızı ise Kosta Rika halkının sıcaklığının, yaşama sevincini ve aynı zamanda ülkenin özgürlüğü için cömertçe akıttığı kanını sembolize etmektedir.(Konusu: Ülke Bayrağı, Kökeni: )

Kosta Rika:  

Milli Marşı: bilgisi bulunamadı(Konusu: Ülke Milli Marşı, Kökeni: )

Kosta Rika:  

Genel Bkş: Bulunduğu coğrafyanın özelliklerinden ismini alan Kosta Rika "zengin kıyı" anlamına geliyor. • Kosta Rika erkekleri kendilerini “ticos” ve kadınları ise “ticas” olarak adlandırmaktadırlar. • Kosta Rika’nın bir ordusu yoktur. Son iç savaşları sona erdikten sonra 1948’de orduyu kaldırmışlardır. Geçmişte askeriyeye ayrılan pay şu an eğitime ve teknolojiye ayrılmaktadır. • (Konusu: Ülke Genel Bakış, Kökeni: )

Kosta Rika:  

DIS Kosta Rika'nın İstihbarat Teşkilatı. Direccion de Inteligencia y Seguridad Naciona (İstihbarat ve Ulusal Güvenlik Bakanlığı)(Konusu: Ülke İsth. Teş., Kökeni: )

Kosta Rika Milli Tk:  

milli tk.lakabı: Los Ticos (Kosta Rika yerlileri için sokak dilinde kullanılan bir terim)(Konusu: Lakap Milli Tk., Kökeni: )

Kostak:  

Gösterişli, çalımlı veya kendini beğenmiş kişi (argo).(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Koster:  

Limanlar arasında yük veya yolcu taşıyan küçük gemi tipi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Kostik:  

Aşındırıcı veya yakıcı özellikte kimyasal veya madde (örneğin kostik soda = sodyum hidroksit).(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Kostüm:  

Rol veya özel etkinlik için giyilen giysi takımı; tiyatro, sinema, etkinlik kıyafeti.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Kostümlü:  

Üzerinde kostüm giymiş kişi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Kostümlük:  

Kostüm yapılmasına uygun veya elverişli nitelik; (sıfat).(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Koşa Koşa:  

(be.) 1- Koşarak. 2- (mec) İsteyerek, sevinerek. "Çıkarları oldu mu koşa koşa gelirler" NOT: Aynı Kelimenin Tekrarıyla Oluşur.(Konusu: İkileme, Kökeni: )

Koşalamak:  

(f.) (çift anlamındaki esk. türk. k. koşa'dan) (Birisini, bir şeyi, bir ortamı) Zor duruma sokmak, bozmak, tadını kaçırmak.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Koşalanmak:  

(f.) Koşalamak eylemine konu olmak. Örn:: Kavuklu- Sözün gelişi diye söyledim yoksa senin için değil. Rumelili- Ha şöyle yola gel. Yoksa işin hepten koşalanacaktı. (Ortaoyunu, Eskici Abdi) (bkz:: Anası Koşalanmak)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Koşnil:  

Bitkilerden elde edilen kırmızı boya maddesi; aynı zamanda koşnil böceğinin kurutulmuş bedeni olarak boya kaynağı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Koşu:  

(Atletizm Ter.) Türlü mesafelerde rakiplere ve zamana karşı yapılan yarış.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Koşu Avansı:  

(Atletizm Ter.) Kulvar farkından dolayı mesafeyi eşitlemek için yapılan ileri kaymalar.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Koşucu:  

(Beyzbol Ter.) Bir kaleye kadar ulaşabilmiş oyuncu. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Kot:  

Kot veya denim, pamuk ipliğinden dokunan veya çoğunluğu pamuktan oluşan, dimi örgüsüne sahip bir tür kumaştır. Örgüdeki çözgüsünün dışarıda olması dolayısıyla rengini kumaşın çözgüsünün renginden alır. Türk Dil Kurumu tarafından "giysi yapılan bir tür mavi, kaba pamuklu kumaş, blucin" olarak tanımlanmaktadır.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Kota:  

(lat.i. quota'dan) 1- Bekaret, erdenlik. 2- Erdenlik zarı.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kota:  

Kota, belirli bir dönemde ithal/ihraç edilecek mal miktarına, internet kullanımına veya kişi başına düşen paya uygulanan sayısal sınırlama veya kontenjandır.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Kotalı Takılmak:  

(d. lat. türk.) Erdenlik zarı bozulmayacak biçimde sevişmek. Ne olur fazla ileri gitmeyelim. Kotalı takılalım. Hatta vazgeçelim. (Mehmet Ersoy, İlişkiler)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Koter:  

Tıbbi terim olarak “yakma” veya “kanamayı durdurma” amacıyla kullanılan elektrikli yakma aleti. (Genellikle tıp terminolojisinde kullanılır; bu bağlamda “koterizasyon aleti” anlamında.)(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Kotik:  

(bkz:: Gotik)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kotlamak:  

Harita veya taslak üzerindeki kot (yükseklik) değerlerini işaretlemek / numaralamak.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Kotlet:  

Pirzola; özellikle kaburga etinden kesilen et parçası. Fransızca côtelette kökenlidir.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Kotletpane:  

Galeta ununa bulanarak yağda kızartılmış pirzola. Fransızca côtelette panée kökenlidir.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Koton:  

(Fransızca coton), pamuktan yapılan (kumaş vb.). (Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Kotonperle:  

Belirli bir dokuma deseni türü; dokuma yüzeyde boncuk gibi noktasal çıkıntı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Kotra:  

Balıkçı veya küçük yük taşıma gemisi türü.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Koturn:  

(Yun. cothurnos - Alm. Kothurn) Antik oyunlarda uzaktan da görülebilmek için oyuncuların ayaklarına giydikleri yüksek tabanlı nalın ya da ayakkabı.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Kotuz:  

(t.i. erk.) Gururlu, kibirli.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Kotuzhan:  

(t.i. erk.) (bkz:: Kotuz)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Koulrofobi:  

(ing.i. coulrophobia) palyaçolardan korkma.(Konusu: Fobiler, Kökeni: ingilizce)

Koumpounofobi:  

(ing.i. koumpounophobia) düğmelerden korkma.(Konusu: Fobiler, Kökeni: ingilizce)

Kova:  

(sf.i.) 1- Fahişe. (kadın) 2- Edilgin eşcinsel. (erkek) Örn:: Cud- Bakan a nasıl kovalar. Kavuklu- Kova sensin köpoğlu çıfıt. (Ortaoyunu, Pazarcılar) Örn:: Fındıktıda bi taranvaya atladım. Eski bir kova düştü önüme. (Ahmet Çakal, Serseriler Arasında) 3- Çok gol yiyen. (kaleci, futbol takımı, futbol takımı oyuncusu) Örn:: Lan dibi lehimsiz kovalar. Maçın bitimine 15 dakika kaldı. Bu arada bi tane yerseniz beter ederim. (Oğuz Aral, Utanmaz Adam)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kovan:  

(i.) 1- Fahişe. Fuhuş yapan kadın. 2- Edilgin eşcinsel erkek.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kovboy:  

Batı Amerika’da sığır sürülerini güden atlı işçi; günümüzde popüler kültürde bu anlamıyla bilinen figür.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

kovuculuk:  

1- Dedikodu yapma. 2- Bir yerde konuşulan sözleri başka birilerine götürme, söz taşıma. İslam dini kovculuğu haram kılmıştır. Çünkü kovculuk toplum huzurunu bozan, insanları birbirine düşüren bir davranış bozukluğudur. Örn:: “Kovculuk yapan cennete giremez.” (Hadis)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Kowloon Yarımadası:  

Kowloon Yarımadası (İngilizce: Kowloon Peninsula), Hong Kong Yarımadası'nın güneyini oluşturan bir yarımadadır. Yarımada Yeni Kowloon ile birlikte Kowloon'u oluşturmaktadır.(Konusu: Coğrafi Konum, Kökeni: )

Koyak:  

(t.i. erk.) 1- Vadi, dere. 2- Dağlar ve kayalıklar üzerindeki doğal çukurlar. 3- Dağ yolu üzerindeki otluk. 4- Etkili, dokunaklı.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Koyaş:  

(t.i. ka.erk.) Güneş. Erkek ve kadın adı olur.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Türkçe)

Koygun:  

(t.i. erk.) 1- Etkili, hüzünlü, dokunaklı. 2- Akdoğan.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Koymak:  

(f.) (Tokat, yumruk, muşta vb.) 1- Vurmak. Adam bi koydu surat dümdüz. 2- (Futbolda) Gol atmak. (bkz:: Çocuğu Koymak) 3- Bir dükkandan alışveriş etme bahanesiyle soygunculuk yapmak. Pahalı bir mal seçilir, ederi çıkarılır, dükkancı lafa tutulup para tekrar cebe atılır, hem seçilen mal hem de verilmemiş paranın üstü alınır. Örn:: U.A Sonra ben dükkana girip adama koydum abi. E.A.. Anlamadım Ne yaptın ne yaptın? U.A..: Dükkancıya koydum. (Engin Ardıç, Doğru Söyleyeni Dokuz Köyden) (bkz:: Bağlamacı, Koyucu, Koyuculuk) 5- (Açıkartırmada) Malı almaya çok hevesli görünen alıcıyı zarar ettirmek için malın fiyatını kasıtlı olarak yükseltmek, yükseltici, pey sürmek. 6- Çalıntı otomobile ruhsat ya da eldeki ruhsatnameye otomobil uydurmak. Eşanl. Oturtmak.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Koymetrofobi:  

(ing.i. coimetrophobia) mezarlık korkusu.(Konusu: Fobiler, Kökeni: ingilizce)

Koytak:  

(t.i. erk.) Rüzgar almayan çukur yer. (Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Koytan:  

(t.i. erk.) Dağ bucağı.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Koyucu:  

(i.) 1- Zampara. Çok güçlü ve etkin erkek. 2- Kulampara, oğlancı. 3- Bir tür dolandırıcı. Örn:: Koyucu panganotu vermez, vermiş gibi yaparak parasının üstünü ve de malı alıp çıkar. Böylece koymuş olur Bu suretle ele geçirilen paralar koyucuyla bağlamacı arasında sonradan pay edilir. (Engin Ardıç, Doğru Söyleyeni Dokuz Köyden)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Koyuculuk:  

(i.) Koyucu'nun yaptığı iş, Koymak yoluyla yapılan dolandırıcılık. Örn:: U.A.nın tabiriyle bu işin babası yani koyuculuk zanaatını başlatan Bostancı'da ikamet eden Nuri K. adında bir nursuz herif-i naşeriftir ki bizzat refikası Serap K. ile birlikte İşe çıkmaktadır. (Engin Ardıç, Doğru Söyleyeni Dokuz Köyden)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

koyun:  

ad 1. HAYVANBİLİM (ZOOLOJİ) TERİMİ gevişgetirenlerden, eti, sütü, yapağısı ve derisi için yetiştirilen evcil hayvan. 2. MEC. kendi kişiliğini gösteremeyen, başkalarınca yönetilen, yönlendirilen, güdülen, verilen buyrukları olduğu gibi yerine getiren, tepkisiz (kimse). 3. aptal, budala, bön, şaşkın (kimse). 4. MEC. karar ve davranışlarında kendi kişiliğini gösteremeyen, başkasına uyan (kimse).(Konusu: , Kökeni: )

koyun:  

ad 1. göğüs ile giysi arası. \"Yaşlı köylü, koynundan oğlunun bir fotoğrafını çıkardı\" 2. (yatar durumdayken) kollar arası, kucak. \"Anne çocuğunu koynuna alıp yattı\" 3. MEC. koruyucu, sevecen çevre. \"Bu okulun koynundan yetişenler, onu hep özlemiştir\" 4. birlikte yatmak. \"Anne bebeğini koynuna almak istiyordu\" 5. bir kimseyle sevişmek için birlikte yatağa girmek.(Konusu: , Kökeni: )

Koyundan Atlama:  

(Cimnastik Ter.) Cimnastikte, bu adı taşıyan araç üzerinden hız alarak türlü biçimlerde aşma.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Koza:  

(t.i. ka.) İçinde tohum ya da krizalit bulunan koruncak.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Türkçe)

Koza:  

(fars.i. göze'den) Husye(ler), testis(ler).(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kozalak Mahallesi:  

(d. türk. a. mahal' den türk. e.) Mezarlık.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kozmetik:  

Görünüşü güzelleştirme, bakım ile ilgili ürün veya uygulama; makyaj, cilt bakım vb.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Kozmetik:  

Yanlış: Kozmatik Doğru: Kozmetik(Konusu: Yanlış Yazılan Kelime, Kökeni: )

kozmetoloji:  

(ing.i. cosmetology) süs bilimi. kozmetik ve kullanımları ile ilgili alan.(Konusu: loji ile biten, Kökeni: ingilizce)

Kozmik:  

Evrenle ilgili, evrenin doğasına ait nitelik.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Kozmikofobi:  

(ing.i. kosmikophobia) kozmik olaylardan korkma.(Konusu: Fobiler, Kökeni: ingilizce)

Kozmogoni:  

Kozmogoni veya kozmogeni evrenin kökeninin araştırması veya evrenin kökeni ile ilgili teori. Türk Dil Kurumu kozmogoniyi şöyle tanımlamıştır: "Evren doğumu." Kozmogoni sözcüğü Türkçeye, Fransızca cosmogonie sözcüğünden geçmiştir, bu sözcüğün ise kökeni Latince cosmogonia sözcüğüne dayanmaktadır.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Kozmogonik:  

Evrenin doğumuyla ilgili.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Kozmografya:  

Evrenin yapısını, yıldızları ve gök cisimlerini betimleyen bilim dalı / çizimsel anlatımı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

kozmoloji:  

(ing.i. cosmology) evren bilim. evrenin kendisini veya bizlerin onun içindeki yerini araştıran bilim dalı.(Konusu: loji ile biten, Kökeni: ingilizce)

Kozmoloji:  

Kozmos ve evrenin doğasıyla ilgili bilimsel alan; evrenbilim.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Kozmolojik:  

Uzay bilimsel.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Kozmonot:  

(fr.i. cosmonaute, uzay adamı, astronot) Aşırı sarhoş, çok sarhoş olduğu için yürüyemeyen, dengesini bulamayan kimse.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kozmonot:  

Uzayda görev yapmak üzere eğitilmiş profesyonel uzay seyyahı (astronot eşdeğeri terim).(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Kozmopolit:  

Kozmopolit, "dünya vatandaşı" anlamına gelen, yerel bağlılıklar yerine evrensel değerleri benimseyen, farklı kültürleri ve insanları barındıran kişi veya yer (şehir) için kullanılan bir terimdir. Yunanca "evren" (kosmos) ve "vatandaş" (polites) kelimelerinden türemiş olup, farklılıkların hoşgörüldüğü, bütünleşmiş, ortaklaşmış bir insanlık anlayışını ifade eder.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Kozmopolitizm:  

Kozmopolitizm, tüm insanların tek bir ahlaki topluluğun parçası olduğunu savunan, yerel bağlılıklar yerine evrensel değerleri ve "dünya vatandaşlığı" fikrini ön plana çıkaran felsefi ve siyasi bir görüştür. Kökleri Antik Yunan'a (Sinope'li Diogenes) uzanan bu yaklaşım, kültürel çeşitliliği zenginlik sayar ve adaletin ulusal sınırları aşması gerektiğini vurgular.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Kozmopolitlik:  

Kozmopolitlik, bireylerin kendilerini tek bir ulusa değil, tüm dünyanın vatandaşı ("cosmos": evren, "polites": vatandaş) olarak tanımlamasıdır. Farklı kültürlere açık olma, insanlığın birliğine inanma ve çeşitliliği kucaklama tutumunu ifade eder. Bu kavram, farklı milletlerden insanların bir arada yaşadığı kültürel ve etik bir durumu kapsar. (Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Kozmos:  

Evrenin bütünü; sistemli, düzenli bütün olarak var olan her şey.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Kozmoz:  

Evrenin bütünü; sistemli, düzenli bütün olarak var olan her şey.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Köçek:  

(Körm. O.) Eski Türk sahne oyunlarında kadın kılığına girerek dans eden oğlan. Günlük konuşmada oyuncu kız.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Köçek Havası:  

(Ort. O.) Köçeklerin uyumlu hareketlerle dans etmelerini sağlayan oyun havası.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Köfe:  

(bkz:: Küfe)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Köfte:  

(fars.i. köfte, ezilmiş'ten) 1- Genç kız. 2- Şişkin dudaklı, ablak kimse. (özellikle kız ya da kadın) 3- Rüşvet. 4- Değersiz, çok masraf çıkaran ikinci el otomobil.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Köfte Ekmek:  

(d. fars. türk.) Motoru arızalı, yağ yakan otomobil, motorlu araç.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Köfte Piyaz:  

(d. fars. köfte, ezilmiş piyaz soğan) Kurnaz, bitirim, malın gözü. Örn:: Karılar ne köfte piyazdır, ablü Ha-aa haa ha.. (Yankı, Kibariye ile Röportaj)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Köfteci:  

(i.) 1- Köfte'den hoşlanan kimse. Eşanl. Tutuzcu. Örn:: Köfteciler, tutuzcular. Bırakın madiden uyuklamayı. Harç bitti yapı paydos. (anonim, Biz Şorololar) 2- Rüşvetçi.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Köftün:  

(fars.i. esk. köf'ten dövmek, ezmek'ken, köftün, posa, küspe) Yaşlı ayyaş, ihtiyar, şarapçı, şarap düşkünü, alkolik. Örn:: Karşıma Garbis adında eski büfecilerden, köftünlerden biri çıktı. (Ahmet Rasim, Baskın)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kök:  

(i.) 1- Kıç, göt. 2- Dip. 3- Erkeklik organının dibi kasıkla birleştiği yer.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Köken:  

(t.i. erk.) 1- Bir şeyin çıktığı, dayandığı temel, biçim neden ya da yer. 2- Kavun, karpuz, kabak gibi bitkilerin toprak üstüne yayılan dalları. 3- Soy, asıl, ata.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Köken:  

(i.) İçicilerin esrar vb. uyuşturuculara üretildiği ülkeye göre ad vermesi. Afgan, Fas, Tunus, Türk vd. (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

köken:  

HALK AĞZINDAN kavun, karpuz, kabak, hıyar gibi bitkilerin toprak üstünde yayılan dalları.(Konusu: , Kökeni: )

köken:  

ad 1. HALK AĞZINDAN ata, asıl, soy, kök. 2. MEC. bir şeyin çıktığı, dayandığı, kaynaklandığı temel yer, biçim ya da neden, bir şeyin geçmişteki kökü. \"Yazının kökeni resimdir\" 3. TİCARET TERİMİ bir ticaret malının yapıldığı, üretildiği ya da alındığı, getirildiği yer. 4. DİLBİLGİSİ TERİMİ bir sözcükten ekler çıkarıldıktan sonra geriye kalan anlambirim. Benzer: kök 5. DİLBİLGİSİ TERİMİ bir sözcüğün türediği, geldiği kaynak biçim.(Konusu: , Kökeni: )

Köker:  

(t.i. erk.) Köklü soydan gelen kimse.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Köklem:  

(t.i. erk.) İlkbahar. (Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Köklemek:  

(f.) 1- Hapis cezası almak. Örn:: Babası uğruna Çopur İbo birkaç yıl köklemiş, zarar yok çok değil napalım gider yatarız. (Mehmet Şeyda, Baba) 2- (Futbolda) Gol atmak.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Köksal:  

(t.i. erk.) Yer altında geniş bir alana dağılan kök.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Köksan:  

(t.i. erk.) Tanınmış, ünlü ad.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

WhatsApp