Haydi Öğrenelim!
Özsan:
(t.i. ka.erk.) Adı duyulmuş ünlü. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
MecmuaN.com Nedir?
MecmuaN geniş çaplı bir Sözlük Sitesidir. Anlamını bilmediğiniz kelimeler, atasözleri, deyimler, osmanlıca kelimeler ve kronolojik tarihi olayları araştırabilir ve önemli günler gibi bir çok bilgiye ulaşabilirsiniz.
Kelime Arama
Sende Yolla Hata Bildir!GENİŞ KAPSAMLI ANLAMLAR VE KAVRAMLAR SÖZLÜĞÜ - TÜRKÇE SÖZLÜK
Mostra:
Mostra, İtalyanca kökenli olup temel anlamıyla "örnek, numune, göstermelik" demektir. Farklı sektörlerde kullanılan bu terim; ayakkabıda taban astarı, tekstilde klapa, jeolojide yüzeydeki kayaç, mecazda ise fiyaka veya kötü durum anlamına gelebilir. (Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Mostralık:
(ita.i. türk. e.) Benzerlerinden daha İyi, daha güzel (görünen) kimse ya da nesne. Örn:: Zati karıdan yana talih dedin mi. Haşan bir tane nerde görülmedik bilinmedik mostralık karı varsa baltayı Hasana asar. (Attila İlhan, Sokaktaki Adam)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Mostralık:
1. Gösterme amaçlı, numune olarak sergilenen şey (göstermelik). 2. Argo kullanımda: davranışlarıyla dikkat çeken (çoğu zaman olumsuz) kişi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Mostrasına Bakmak:
(d. ita. türk.) (Bir şeyin özellikle de yumruğun, tokatın, darbenin) Ağırı ile, serti ile tam bir örneğiyle karşılaşmak. Örn:: Karagöz- İstersen suratına ellemesinden bir tane geleyim de mosturasına bak. (Karagöz, Eczahane)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Mostrasını Bozmak:
(d. ita. türk.) 1- Birisinin ya da bir nesnenin iyi hoş görünümünün arkasındaki gerçek özelliğini ortaya çıkarmak. 2- Fiyakasını bozmak, fiyakasını ortadan kaldırmak. Örn:: Fakat Behçet yaşama hırsının hızıyla çuvalı delip, balıkların mostrasını bozdu. (Süavi Süalp - Bülent Arabacıoğlu, Gündüz İnsan Gece Hırt) 3- (Birisini) Döverek, hırpalayarak yüzünde yara, çürük giysisinde yırtık oluşturmak.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Mostrayı Bozmak:
(d. ita. türk.) (Birisi) iyi hoş görünümünü, fiyakasını başkalarına karşı yitirmek. Örn:: Adam ele güne karşı mostrayı bozacak değil. Ötekinin yerine yenisini kavança için ev ev kolaçanda iken. (Sermet Muhtar Alus, Eski Beyoğlu Adet ve Alemleri)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Motel:
Genellikle yol kenarında bulunan küçük konaklama tesisi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Motelci:
Motel işleten kişi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Motelcilik:
Motel işletme faaliyeti.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Motif:
(Lat. motivus - gütmek - Al m. motiv) Güdü. Birçoğu yanyana gelerek bir tiyatro yapıtını geliştiren ve kendi başlarına birer varlık olan öğe. 1- Motif ikiye ayrılır: a) Ana motif (bkz:: Leitmotiv) b) Yan motif. 2- Yazara işlemek üzere gereçi aldıran neden. 3- Oyuncuya oyunda davranışını yaptıran neden.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Motif:
Süsleme unsuru, desen; tekrar eden tasarım öğesi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Motifli:
Üzerinde desen veya motif bulunan.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Motion Capture:
İnsan hareketlerini alıp bilgisayarda sentezlemeye yarayan algılayıcılara ve yazılımlara dayalı teknolojiler kümesine verilen addır. Fifa ya da NBA gibi oyunlarda gördüğümüz gerçekçi vücut hareketleri, işte bu teknolojinin yardımıyla oluşturulmaktadır.(Konusu: Bilgisayar T., Kökeni: )
Motivasyon:
(gnl.ter.) Sporcunun içinde bulunduğu veya bulunması gereken şartlara uygunluğu, devam ettirme süreci. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Motivasyon:
Bir şeyi yapma isteğini oluşturan iç veya dış itici güç.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Moto:
“Motor” veya “motosiklet” için kullanılan kısa/alıntı biçim.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Motopomp:
Motor gücüyle çalışan su pompası.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Motor:
(fr.sf.i. moteur'den) 1- Herkesle düşüp kalkan, kendisini cinsel bakımdan kullandıran. (kimse, fahişe) Örn:: Eliyüzü düzgün, az motor iki karıyı bulup fırıncıyla birlikte Boğazdaki içkili lokantalardan birine açılmak zor olmadı.(Orhan Kemal, İzin Günü) (bkz:: Ters Motor) 2- (Cinsel bakımdan kendisini kullandıran kimsede) Vagina, anus. Örn:: Bizim motorlar istop edince mangır verecekmiş bize. Aylık bağlayacakmış. (İrfan Yalçın, Genelevde Yas) 3- Kendisiyle alay edildiğini, işletildiğini anlamayan (kimse). (Ender olarak Motur biçiminde de söylenir.) (bkz:: İşletmek)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Motor:
Enerji üreterek hareket sağlayan makine (içten yanmalı ya da elektrikli olabilir).(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Motorbot:
Motorla çalışan küçük tekne.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Motorcu:
Motor kullanan kişi; özellikle motosiklet sürücüsü veya motorla ilgili iş yapan kişi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Motorculuk:
Motorlu taşıtlarla uğraşma işi veya motor kullanma faaliyeti.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Motorin:
Dizel motorlarda kullanılan yakıt türü (dizel).(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Motorize:
Motorlu hale getirilmiş, mekanize edilmiş.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Motorlu:
Motorla çalışan, motoru olan.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
motorlu taşıt giremez:
(TT-18) Trafik Tanzim İşareti: bu işaret levhası, bisikletliler ile hayvanlar tarafından çekilen araçlar hariç motosikletler ve motorlu bisikletler de dahil her türlü motorlu taşıtın girmesinin yasak olduğunu bildirir.(Konusu: trafik işareti, Kökeni: )
motorlu taşıt yolu başlangıcı:
(B-20) Trafik Bilgi İşareti: bu işaret levhası, trafik kurallarının bir otoyolla aynı olduğu bir yola girilmekte olduğunu bildirir.(Konusu: trafik işareti, Kökeni: )
motorlu taşıt yolu sonu:
(B-21) Trafik Bilgi İşareti: bu işaret levhası, trafik kurallarının bir otoyolla aynı olduğu yolun sona erdiğini bildirir.(Konusu: trafik işareti, Kökeni: )
Motorlu Yarış:
(Bisiklet Ter.) Belli bir mesafe ve süre üzerinden yapılan ve önde giden motosikletlerin rüzgar kesme görevi yapmasından dolayı hızı yüksek velodrom yarışı.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Motorsuz:
Motoru olmayan, itici gücü bulunmayan.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Motoru Bozmak:
(d. far. türk.) İshal olmak. (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Motorun Suyunu Değiştirmek:
(d. fr. türk.) İşemek.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Motoryağı:
Motorların çalışmasını sağlamak için kullanılan yağ (yağlama yağı).(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Motosiklet:
İki veya üç tekerlekli, motorla çalışan taşıt.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
motosiklet giremez:
(TT-7) Trafik Tanzim İşareti: motosikletlerin bu yola girmelerinin yasaklanmış olduğunu belirtir. motosiklet sürücülerinin bu yola girmemeleri gerekir.(Konusu: trafik işareti, Kökeni: )
motosiklet hariç motorlu taşıt trafiğine kapalı yol:
(TT-6) Trafik Tanzim İşareti: bu işaret levhası; sepetsiz motorsikletler ve motorlu bisikletler dışındaki her türlü motorlu taşıtın girmesinin yasak olduğunu bildirir. böyle bir kısıtlama okul binaları, hastahane v.s. binalardan akan transit trafiğin aksatılmasını engellemek üzere meskun mahallerde uygun olabilir.(Konusu: trafik işareti, Kökeni: )
Mototren:
Motor gücüyle çalışan tren (motorlu tren).(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Motris:
Motris, Fransızca kökenli (motrice) bir terim olup, elektrikli veya patlamalı motorla çalışan, art arda bağlanmış diğer arabaları (vagonları) çeken taşıt anlamını taşır. Genellikle tren, tramvay veya benzeri katarlarda çekici gücü sağlayan motorlu aracı ifade eder.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Motur:
(bkz:: Motor)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Moz Olmak:
(d.) İçki içerek ya da uyuşturucu madde kullanarak kendisinden geçmek, sızıp kalmak. (bkz:: Zom)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Mozaik:
Küçük taş, cam veya seramik parçalarla yapılan süsleme/resim sanatı; bu parçaların oluşturduğu desen.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Mozaikçi:
Mozaik yapan veya bu işle uğraşan kişi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Mozambik:
Resmi Tam Adı: Mozambik Cumhuriyeti Yerel Tam Adı: República de Moçambique(Konusu: Ülke Resmi Adı, Kökeni: )
Mozambik:
Yer Aldığı Kıta: Afrika Kıtası'nın Güney Afrika'nın doğusunda yer alır.(Konusu: Ülke Bul.Kıta, Kökeni: )
Mozambik:
Bağımsız Ülke: Birleşmiş Milletler üye ülke. Portekiz'dan 25 Haziran 1975 yılında bağımsızlığını kazanmıştır.(Konusu: Ülke Bağ.Tarihi, Kökeni: )
Mozambik:
Yönetim Şekli: İktidar Yapısı: Üniter Devlet. İktidar Kaynağı: Cumhuriyet.(Konusu: Ülke Yönetim Şekli, Kökeni: )
Mozambik:
İdari Yapısı: 10 Bölge, (províncias) 1 Başkent: (cidade) 1- Cabo Delgado Bölgesi 2- Gaza Bölgesi 3- Inhambane Bölgesi 4- Manica Bölgesi 5- Başkent Bölgesi 6- Maputo Bölgesi 7- Nampula Bölgesi 8- Niassa Bölgesi 9- Sofala Bölgesi 10- Tete Bölgesi 11- Zambezia Bölgesi(Konusu: Ülke İdari Yapı, Kökeni: )
Mozambik:
Komşuları: Kuzeyde Tanzanya, Malavi, kuzeybatıda Zambiya, batıda Zimbabve, güneybatıda ise Güney Afrika Cumhuriyeti ve Svaziland ile komşu konumundadır.(Konusu: Ülke Komşuları, Kökeni: )
Mozambik:
Resmi Dili: Portekizce, Svahili veya asıl adıyla Kiswahili(Konusu: Ülke Resmi Dili, Kökeni: )
Mozambik:
Plaka Kod: MOC(Konusu: Ülke Plaka Kodu, Kökeni: )
Mozambik:
Tel. Kodu: +258 Bölge 2 – Çoğunlukla Afrika Kıtası, bazı Atlas Okyanusu (Atlantik Okyanusu) ve Hint Okyanusu Adaları numaralandırma Plan Alanı içindedir.(Konusu: Ülke Tel Kodu, Kökeni: )
Mozambik:
Dini: Hristiyanlık, İslamiyet, Ateizm, Siyonizm Mezhebi: Roma Katolik Kilisesi, Protestanlık NOT: Hristiyan'lığın 3 ana mezhebi: Roma Katolik Kilisesi, Protestanlık, Ortodoks Kilisesi NOT2: İslamyet'in 2 ana mezhebi: Sünnilik, Şiilik(Konusu: Ülke Dini, Kökeni: )
Mozambik:
Mozambik Bayrağı: Günümüzdeki kullanılan hali ile 1 Mayıs 1983 tarihinde göndere çekilerek kullanılmaya başlanmıştır. Mozambik bayrağı, Portekiz sömürgeciliğine karşı bağımsızlık mücadelesini gerçekleştiren Mozambik Kurtuluş Cephesi (FRELIMO - Frente de Libertação de Moçambique) partisi bayrağındaki renklerden esinlenerek meydana getirilmiştir. Bayrak, yatay olarak beş şeritin 10:1:10:1:10 oranında yeşil, beyaz, siyah, beyaz ve sarı dizilmesiyle ve göndere çekilen tarafta dikey olarak konumlandırılan kırmızı ikizkenar üçgenin yatay şeritlerin üzerine gelecek şekilde konuşlandırılmasından meydana gelmektedir. Yatay şeritlerde bulunan renklerden yeşil renk ülkenin doğasını temsil ederken, siyah renk Afrika kıtasını, sarı renk ise ülkenin mineral zenginliğini sembolize etmektedir. Yatay büyük şeritleri birbirinden ayıran iki küçük şeritte bulunan beyaz renk ise adaleti ve barışı ifade etmektedir. İkizkenar üçgene rengini veren kırmızı ise sömürgecilik sistemine karşı verilen mücadeleyi sembolize etmektedir. Ayrıca üçgen içerisinde tam ortasına gelecek şekilde konumlandırılmış durumda bulunan büyük beş köşeli sarı bir yıldız mevcuttur. Yıldızın üzerinde sayfaları açık bir kitap, kitabın da üzerine gelecek şekilde ise ucunda süngü bulunan bir kalaşnikof ve çapa resmedilmiştir. Süngülü kalaşnikof ülkenin savunulmasını ve her daim uyanık olunması gerektiğini ifade ederken, çapa çiftçileri ve bunların ürünlerini sembolize etmektedir. Kitap eğitimi temsil ederken büyük sarı yıldız ise ülkenin kendini yeniden bulduğu Enternasyonalizm ruhunu simgelemektedir.(Konusu: Ülke Bayrağı, Kökeni: )
Mozambik:
Milli Marşı: Pátria Amada (Türkçe:Sevgili Vatan), Afrika ülkesi Mozambik'in ulusal marşıdır. Ülkenin bağımsızlığını kazandığı 1975 yılında "Viva, Viva a FRELIMO" marşını kullanmaya başlayan ülke, 2002 yılında bu marşı kabul ederek kullanmaya başlamıştır. Sözlerini Salomao J. Manhiça yazmıştır.(Konusu: Ülke Milli Marşı, Kökeni: )
Mozambik:
Genel Bkş: 1498 yılında adaya ilk ayak basan Avrupalı Vasco Da Gama olmuş. • (Konusu: Ülke Genel Bakış, Kökeni: )
Mozambik:
SISE Mozambik'in Dış İstihbarat Teşkilatı.(Konusu: Ülke İsth. Teş., Kökeni: )
Mozambik Kanalı:
Mozambik Kanalı; Hint Okyanusu'nda Madagaskar adasını ve Mozambik başta olmak üzere Güneydoğu Afrika'yı birbirinden ayıran kanaldır. Bölge, II. Dünya Savaşı'nın bir ayağı olan Madagaskar Savaşı'ndaki çarpışma noktalarından birine ev sahipliği yapmasıyla bilinmektedir. Kanalın en dar kısmı yaklaşık 460 km genişliğindedir. Kanalın derinliği, Mozambik'in 230 km uzağında bir noktada 3.292 metreye kadar ulaşır. Kuzeyden güneye doğru akan sıcak okyanus akıntıları, Güney Afrika'nın doğu kıyılarında Agulhas Akıntısı'na ulaşır. Kanalın uzunluğu yaklaşık 1.600 kilometredir.(Konusu: Coğrafi Konum, Kökeni: )
Mozambik Milli Tk:
milli tk.lakabı: the Mambas (Afrika'nın en zehirli yılanından geliyor)(Konusu: Lakap Milli Tk., Kökeni: )
Mozart:
(i. besteci W.A. Mozart'ın adından) Avusturya para birimi şilin.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Mozole:
Büyük, gösterişli anıt mezar (türbe niteliğinde yapı).(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Möble:
Döşenmiş, mobilyalı ev veya oda (Fransızca kökenli).(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Mönü:
Bir yemekte sunulan yiyecek ve içecek listesi (İng. menu).(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Mösyö:
Fransızca “bay” anlamına gelen hitap sözü (erkekler için).(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
MP3:
Sıkıştırılmış bir müzik dosyası formatıdır. Sabit disk üzerinde fazla yer işgal etmeden çeşitli müzik parçalarını depolamanıza izin verir. Bu formattaki dosyalar, Windows sürümlerinin büyük çoğunluğu tarafından desteklenmektedir. Buna ek olarak, MP3 dosyaları ile dolu bir CD'yi normal bir müzik CD'si gibi çalabilen müzik setlerine de rastlayabilirsiniz.(Konusu: Bilgisayar T., Kökeni: )
MPEG:
"Çok kullanılan bir multimedya formatı olan MPEG, video görüntülerinin etkin bir biçimde depolanabilmesi için geliştirilmiştir. Bu formattaki video dosyalarını, "".mpg"" ya da "".mpeg"" uzantılarından tanıyabilirsiniz."(Konusu: Bilgisayar T., Kökeni: )
MS:
Micosoft'un kısaltmasıdır. Şirketin geliştirdiği ürünlerde bu kısaltmayı mutlaka göreceksiniz. (MS Office, MS Word gibi)(Konusu: Bilgisayar T., Kökeni: )
MS-DOS:
Oldukça eski ve artık kullanılmayan bir işletim sistemidir. Microsoft tarafından geliştirilen MS-DOS, IBM PC-XT modelinden itibaren kullanılmaya başlanmıştır. Komutların klavye yardımıyla girilmesi temeline dayanır. Windows işletim sistemlerinin piyasaya sürülmesiyle birlikte geçerliliğini yitiren MS-DOS, aslında bu işletim sistemlerinin altında da varlığını sürdürmektedir. Başka bir deyişle MS-DOS için geliştirilmiş eski programları Windows ortamında kullanmak mümkündür.(Konusu: Bilgisayar T., Kökeni: )
MSN:
"Microsoft Network (MSN), kullanıcılarının aralarında elektronik posta ve sohbet gibi yöntemlerle iletişim kurmalarını sağlayan internet servisidir. Bu servis hakkında ayrıntılı bilgi almak için ""www.msn.com"" adresini ziyaret etmeniz yeterli."(Konusu: Bilgisayar T., Kökeni: )
MU:
(mu) Hiç, hiçlik.(Konusu: Karate Terimi, Kökeni: )
Muaddal:
(a.i. erk.) (bkz. Hz. Peygamberin isimlerinden)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Muahat:
Hicretten sonra Hz. Peygamber’in, Mekke’den hicret eden muhacirlerle Medineli ensardan olan Müslümanlar arasında yapmış olduğu kardeşlik antlaşması. Bu antlaşma ile Mekke’deki mallarını bırakıp tamamen yoksul durumda kalan Müslümanlar, Medine’deki din kardeşlerinin yardımıyla yoksulluktan kurtulmuşlardır. Medineli Müslümanlar, evlerine, tarlalarına, paralarına muhacirleri ortak etmişlerdir. Örn:: “Hz. Peygamber, Medine’ye geldiklerinde Mekkeli muhacirlerle Ensar arasında muahat yapmıştı.” (Abdullah İbn Abbas)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Mualla:
Esat Mahmut Karakurt'un yazdığı Aldatacağım kitabının ana karakteri. Mualla, kendini kocasına köle etmiş, ahlaksız bir kadındır.(Konusu: Kitap Karakteri, Kökeni: )
Mualla:
(a.i. ka.) 1- Yüce, yüksek. (bkz:: Bülent) Makamı, rütbesi yüksek. 2- Bir yazı stili.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
muamelat:
1- Muameleler, işler, ameller. 2- İslam fıkhının; alım satım, kiralama, şirketler, anlaşmalar, yitik mallar, emanetler, kefalet, gasp, bağış, vasiyet, miras, davalaşma, suçlar ve cezalar gibi insanlar arası ilişkileri düzenleyen bölümü. 3. İslam fıkhının ibadetlerle ilgili hükümlerinin dışında kalan ve insanların birbirleriyle veya bireyin toplumla yahut da toplumların birbirleriyle olan hukuki, idari, mali, iktisadi ve beşeri ilişkilerini düzenleyen bölümü.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Muamele:
(a.i.) 1- Cinsel ilişki. 2- Esrar.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
muamele:
ESKİMİŞTİR ad 1. davranma, davranış. 2. tutum, yol, iz. 3. ➽işlem. 4. ARGO cinsel ilişki. 5. cinsel ilişkide bulunmak. 6. sevişmenin bütün inceliklerini uygulamak.(Konusu: , Kökeni: )
Muameleci:
(a.i. türk.) 1- Cinsel ilişkilere aracılık eden kimse, pezevenk. 2- Fahişe, orospu. (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Muammer:
(a.i. ka.erk.) Ömür süren, yaşayan, yaşamış. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Arapça)
Muarra:
(a.i. ka.) Çıplak, soyulmuş. An, temizlenmiş.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
muaşeret:
(bkz:: adabımuaşeret)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Muattar:
(a.i. ka.erk.) Güzel kokulu, ıtırlı. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Arapça)
Muaviye:
(a.i. erk.) Emevi devletinin ilk hükümdarı olup Hind ve Ebu Süfyan'ın oğludur. Mekke'de doğmuştur. Hz. Peygamber (s.a.s.)'in kayınbiraderi ve vahiy katibidir.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Muavvizeteyn sureleri:
İçeriğinde tanımlanan her türlü kötülüğün şerrinden Allah’a sığınmak için okunması öğütlenen Kur’an-ı Kerim’deki Felak ve Nâs Surelerine verilen ortak ad. Hz. Peygamber, her gece yatmadan önce üç defa İhlas Suresini sonra da Muavvizeteyn Surelerini okumuştur. Müslümanlara da okumalarını tavsiye etmiştir.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
muayene:
ad 1. HEKİMLİK TERİMİ bir hekimce yapılan, bir kimsenin hasta olup olmadığını ya da hastalığının nerede olduğunu araştırma işlemi. 2. gözden geçirme, inceleme, denetleme, yoklama. "Havaalanında gümrük muayenesi uzun sürdü" 3. (hekim) bir kimsenin hasta olup olmadığını ya da hastalığının nerede olduğunu araştırmak. 4. araştırmak, denetlemek, incelemek, yoklamak.(Konusu: , Kökeni: arapça)
Muayenehane:
(b.i) Hekimlerin hastalarını kabul ettikleri, muayene ettikleri yer.(Konusu: Hane ile Biten, Kökeni: )
Muaz:
(a.i. erk.) 1- Korunan, sığınan. 2- Çok aziz, izzet sahibi, saygı uyandıran, kıymetli, muhterem, sevgili. Muaz b. Cebel, sahabeden.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Muazzez:
Sabahattin Ali'nin yazdığı Kuyucaklı Yusuf kitabının baş kahramanı. Kaymakamın kızı, Kuyucaklı Yusuf'un karısıdır. Kendi hâlinde, iyi niyetli, sade bir kişidir.(Konusu: Kitap Karakteri, Kökeni: )
Muazzez:
Peyami Safa'nun yazdığı Mahşer kitabının baş kahramanı. Genç ve güzel, iyi bir aile terbiyesi almış, insanları seven ve onlara değer veren namuslu bir kızdır. Çok sabırlı bir insandır. Nihat'ın kendisini sevdiği gibi o da Nihad’ı çok seviyor. (Konusu: Kitap Karakteri, Kökeni: )
Muazzez:
(a.i. ka.) Ta'ziz edilmiş, izzetlendirilmiş. İzzet ve şeref sahibi. İkram ve izaz olunan, ağırlanan, hürmetle, saygı ile kabul olunan. Kıymetli, değerli, aziz. (bkz:: Muaz)(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
Muazzez Ersoy:
Hatice Yıldız LEVENT (d:1958; ö:)(Konusu: Gerçek Adı, Kökeni: )
mubah:
1- Dinen sorumlu kişilerin yapıp yapmamakta serbest olduğu şey. 2- Haram veya mekruh olmayan, yapılması dinen yasaklanmamış olan davranışlar. Yenilmesi, içilmesi veya kullanılması ayet ve hadislerle yasaklanmamış olan şeyler mubah ve caizdir. Mubah olan bir şeyi haramlaştırmak büyük bir günahtır. Çünkü İslam dininde haramı ve helali belirleyen Allah’tır.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Mubahat:
(a.i. ka.) Günahı, sevabı olmayan, işlemesi ne haram, ne de helal olan (mubah).(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
MUBOBI:
(mubobi) Emniyetsiz, şuursuz davranışlara cezai uyarı.(Konusu: Karate Terimi, Kökeni: )
Mucib:
(a.i. erk.) 1- İcabet eden, uyan. İcap eden, gereken. 2- Sebeb olan, vesile teşkil eden. Türk dil kuralına göre "d/t" olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)