Haydi Öğrenelim!
Beş Saniye Kuralı:
(Basketbol Ter.) Topu tutan oyuncunun beş saniye içinde pas vermemesi, şut atmaması, topu zıplatmaması veya sürmemesi sonucu oluşan kural hatası.
MecmuaN.com Nedir?
MecmuaN geniş çaplı bir Sözlük Sitesidir. Anlamını bilmediğiniz kelimeler, atasözleri, deyimler, osmanlıca kelimeler ve kronolojik tarihi olayları araştırabilir ve önemli günler gibi bir çok bilgiye ulaşabilirsiniz.
Kelime Arama
Sende Yolla Hata Bildir!GENİŞ KAPSAMLI ANLAMLAR VE KAVRAMLAR SÖZLÜĞÜ - TÜRKÇE SÖZLÜK
muta nikâhı:
Evlenme engeli bulunmayan bir kadınla belirli bir mal karşılığında, sadece cinsel yönden faydalanmak amacıyla geçici bir süre için yapılan evlilik. Eskiden birçok toplumda yaygın olan muta nikâhını Hz. Peygamber yasaklamıştır. Çünkü muta nikâhı kadınlık ve insanlık onurunu ortadan kaldırdığı için İslam dininde haram kılınmıştır. Örn:: “Muta nikâhı kıyamete kadar kaldırılmıştır.” (Hadis)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
mutaassıp:
1- Tutucu, bağnaz, kendi tarafını tutmakta aşırı giden. 2- Daha çok kendi din ve görüşlerini tutmakta aşırı gitmekle birlikte başka din ve düşüncede olanlara düşmanlık gösteren. 3- Hiçbir ilerleme ve yenilik kabul etmeyen, eski âdet ve gelenekleri devam ettirmede katı davranan, bilinçsiz bir tutum izleyen.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Mutaffifin Suresi:
(a.i. سورة المطففين) mutafifin suresi; ölçü ve tartılarında hile yapanları kötüleyerek başladığı için bu adı almıştır. kur'an-ı kerim'de 83 ncü sure, 30 ncu cüz, 587 nci sayfadadır. 36 ayettir. inme (nazil) sırasına göre 86 ncı sıradadır. mekke döneminde inmiştir. mekke'de inen 86 tane sureden biridir. ankebut suresi'nden sonra, bakara suresi'nden önce mekke döneminde inmiştir. mekke'de indirilen son sure, medine'de indirilen ilk sure olduğu ve bir kısmı mekke, bir kısmı medine'de indirildiği yönünde iddialar da bulunmaktadır. mutaffifin suresi'nde ölçü ve tartıda hile yapmanın kötülüğünden; yalancıların, günah-karların, ayetleri inkar edenlerin cezalandırılacaklarından, iyilerin cennete gideceklerinden, cennetin nimetlerinden bahsedilir.(Konusu: Sureler, Kökeni: arapça)
Mutaffifin suresi:
Kur'an-ı Kerim’in seksen üçüncü suresidir. Mekke’de inmiştir. Otuz altı ayettir. Adını birinci ayette geçen ve ‘ölçü ve tartıda insanları aldatan’ anlamına gelen “mutaffif” kelimesinden almıştır. Sureye, ölçüde ve tartıda hile yapanları kınayan ayetlerle başlanır. Bu hilekâr insanların bir şey aldıkları zaman ölçüyü tam yaptıkları, kendileri sattıkları zaman ise eksik ölçtükleri anlatılır. Bu tip hilekârlar ahiret gününün varlığı ve yaptıklarından dolayı hesaba çekilecekleri uyarısıyla tehdit edilirler. Ölçüde ve tartıda hile yapmanın insanlardaki ahiret bilincinin zayıflığından olduğu vurgulanır. Allah’ın ayetlerine karşı onların umursamaz tavırları ele alınır. Kıyamet gününü yalanlamalarından dolayı düşecekleri korkunç durum tasvir edilir. Surede, güzel davranışlarda bulunup hayatlarını salih amellerle zenginleştirenlerin cennetteki hayatlarına da yer verilir. Onların cennetteki yiyecekleri, içecekleri ve zevk aldıkları şeyler özendirici bir dille resmedilir. Allah’ın emirlerine ve yasaklarına uymayanların ve dünyada iken müminlerle alay edenlerin ahiretteki azabını haber veren ayetlerle sure son bulur.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Mutahhar:
(a.i. ka.erk.) Takdir edilmiş, temizlenmiş, temiz. Temiz mübarek. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Arapça)
Mutalla:
(a.i. ka.) Yaldızlanmış, yaldızlı.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
Mutarra:
(a.i. ka.erk.) Çok taze, parlak. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Arapça)
mutasavvıf:
1- Tasavvufçu, tasavvufu yaymaya ve tanıtmaya çalışan, tasavvuf yoluna giren kimse. 2-İslam’ın ahlaki değerlerini hayata katmayı ön plana çıkaran; insanın benliğini karartan, inançsızlık, cimrilik, korkaklık, kin, haset ve dedikodu gibi kötü davranışlardan kişiyi uzaklaştırmaya çalışan kimse. 3- Nefsin bütün mertebelerini geçmeye çalışarak nihai hakikati elde etmeye ve Hakk’a ulaşmaya çalışan, insani davranışlarda İslam’ın ahlaki prensiplerini huy ve karakter hâline dönüştürmeyi amaçlayan ve bütün bunları gerçekleştirmek için tasavvuf yoluna giren kimse. Mutasavvıflar, ahlaki ve kişisel gelişimlerini sağlayabilmek için Kur’an-ı Kerim ve sünnet ilimleriyle donanmış yetkin bir mürşidin gözetiminde olgunlaşmaya gayret ederler. İlk mutasavvıflar, tasavvuf yolunda herhangi manevi bir tehlikeyle karşılaşmamak için Kur’an-ı Kerim ve sünnet ilimlerinde yeterince derinleşmeyi önermişlerdir.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Mutasım:
(a.i. erk.) 1- İtisam eden, eliyle tutan, yapışan. 2- Günahtan çekinen. 3- Allah'ın ipine sımsıkı sarılan.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Mutasyon:
Genetik yapıda dış etkenlerle (radyasyon, kimyasallar vb.) veya kendiliğinden oluşan kalıcı değişim; değişinim.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Mutasyonist:
Mutasyonizmi savunan kişi; değişinimci.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Mutasyonizm:
(fr.i. mutationisme) (biy. topb.) Değişinimcilik. Evrimde, yeni türlerin meydana gelmek için mutasyonun önemli bir faktör olduğunun kabul edilmesi teorisi.(Konusu: İzm İle Biten, Kökeni: fransızca)
Mutasyonizm:
Evrimde mutasyonların (genetik değişimlerin) tür oluşumunda temel rol oynadığını savunan görüş (değişinimcilik).(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Mutat İştigal:
(the period of being unable to follow the ordinary pursuits) Maruz kalınan travmanın kişiyi yürümek, oturmak, yemek, içmek gibi günlük olağan işlerinden alıkoyma süresi.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )
Mute:
(a.i. erk.) Ürdün'de Lut gölünün kuzeyinde verimli bir ova. Peygamberliğin son dönemlerinde hristiyanlarla yapılan savaşın adı.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Mute Savaşı:
Medine’ye hicretten sonra Müslümanlarla Rumlar arasında h. 8/629 yılında yapılan ilk savaş. Hz. Peygamber, komşu devletlerin başkanlarını İslam dinine davet ederek onları uyarmıştır. Bu çerçevede Bizans’ın Busra Valisi Şurahbil b. Amr’a da mektup yazmıştır. Vali, Hz. Peygamber’in elçisi Haris b. Umeyr’i öldürterek diplomatik kuralları çiğnemiştir. Bu olay üzerine Hz. Peygamber 3000 kişilik bir ordu hazırlayıp Zeyd b. Harise’yi (ö. 8/629) ordu komutanı olarak tayin etmiştir. İslam ordusu Mute denilen yere vardığında 100.000 kişilik Hristiyan ordusuyla karşılaşmıştır. Şiddetli savaşın sonunda Hz. Peygamber’in en sevdiği sahabelerinden Zeyd b. Harise, Cafer b. Ebi Talip ve Abdullah b. Revaha ordu komutanı olarak şehit edilmişlerdir. Ordunun kumandasını Halid b. Velid almış ve bazı askerî düzenlemeler yapmış, İslam ordusunu yok olmaktan kurtararak savaştan başarıyla çıkarmıştır.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Muteber:
(a.i. ka.) 1- İtibarlı, hatırı sayılır, saygın. 2- İnanılır, güvenilir. 3- Yürürlükte olan geçer.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
Mutedil Liberal Parti:
Kısa Adı: * Genel Merkezi: Ankara Kuruluş Tarihi: 06.02.1961 Genel Başkanı: * Sona Eriş Tarihi: 1961 Sona Eriş Nedeni: Dağıldı. Siyasi Pozisyonu: * İdeoloji: * NOT: Çok Partili Dönemde Kurulan Siyasi Parti - II (1960 - 1980)(Konusu: Siyasi Parti, Kökeni: )
Mutena:
(a.i. ka.) 1- Özenle dikkatle seçilmiş. 2- Önemli, seçkin. 3- Az bulunur.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
Mutezile Mezhebi:
Vasıl b. Ata (ö. 131/748) tarafından kurulan ve inanç konularında aklı ön plana çıkaran itikadi mezhep. Mutezile’nin kurucusu olan Vasıl b. Ata büyük günah konusunda hocası Hasan el-Basri’nin (ö. 110/728) görüşlerine önce karşı çıkmış sonra da ondan ayrılarak kendi ekolünü kurmuştur. Hocasının ders halkasından ayrıldığı için bunlara ‘ayrılanlar’ anlamına Mutezile denilmiştir. Bu mezhebin hem siyasi hem de itikadi görüşleri vardır. İnsanın kendi kaderini kendisinin yarattığına inandıkları için Mutezileye, Kaderiye adı da verilmiştir. Doğuş dönemine kadarki felsefi fikirlerden Mutezile çok etkilenmiştir. Bundan dolayı Mutezile Mezhebine bağlı olanlara ‘İslam rasyonalistleri’ de denilmiştir. Abbasiler döneminde yaygınlık kazanmış; altın çağını Halife Memun (ö. 218/833) döneminde yaşamıştır. Mutezile Mezhebinin beş temel prensibi vardır: 1- Tevhit; Allah’ın birliğini savunmakla beraber Allah’ın sıfatlarını zatının aynı kabul ederler, zatından ayrı sıfatlar kabul etmezler. 2- Adalet; insan tamamen özgür bir varlıktır. Yapmış olduğu her türlü iyilik de kötülük de kendisine aittir. 3- el-Va’d ve’l-Vaid; Allah, adalet sıfatının bir gereği olarak iyilere cennet sözü vermiş, kötülere de cehennem vaidi, tehdidi yapmıştır. 4- el-Menziletü beyne’l-menzileteyn; büyük günah işleyen ne mümindir ne de kâfirdir; imanla küfür arasında bir yerdedir, fasıktır. 5. Emr-i bi’l-maruf ve nehyi ani’l-münker; iyiliği emretmek, kötülüğü engellemek her Müslümanın temel görevidir.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Mutezili:
Mutezile mezhebinden olan, Mutezile mezhebinin görüşlerini benimseyen.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Muti:
(a.i. erk.) 1- İtaat eden, baş eğen, veren. Tabi, bağlı. 2- Rahat ve uslu.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
muti:
1- İtaat eden, boyun eğen, emri yerine getiren, itaatkâr kimse. 2- İslam dininin emir ve yasaklarını yerine getiren ve koyduğu kurallara uymaya çalışan, saygılı kul ve ümmet. “Kim Allah’a ve Resulüne muti olursa Allah onları içerisinden ırmaklar akan cennetlere girdirecektir.” (Kur’an-ı Kerim Nisa suresi 4/13 ncü Ayet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Mutia:
(a.i. ka.) (bkz:: Muti)(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
mutlak:
sıfat 1. ➽salt2;3. 2. ➽saltık. 3. belirteç kesin bir biçimde, kesinlikle.(Konusu: , Kökeni: arapça)
Mutlay:
(t.i. ka.erk.) Mutlu, sevinçli ay. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Türkçe)
Mutlu:
(t.i. ka.erk.) Talihli, uğurlu. Bahtiyar. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Türkçe)
mutlu:
sıfat 1. her türlü isteği eksiksiz ve sürekli olarak yerine gelmiş, mutluluğa ermiş (kimse). 2. insana mutluluk veren. \"Bu mutlu olayı kutlayalım\"(Konusu: , Kökeni: )
Mutlu Mesut:
Mutlu, sevinçli ve bahtiyar şekilde. "Kendi halimizde mutlu mesut yaşayıp gidiyoruz." NOT: Eş Anlamlı Kelimelerden Oluşur.(Konusu: İkileme, Kökeni: )
Mutlu Ölüm:
Kitabın Türü: Roman Kitabın Yazarı: Albert CAMUS Kitabın Konusu: Yaşamı alışagelen yerde arayan veya bir moda katoloğunu okurken, birdenbire kendi yaşamına yabancı olduğunu farkeden bir adam. Kitabın Ana Fikri: İnsanlar hayatında birçok engellerle karşılasırlar. Bunları yenmek bizim elimizdedir. Durumlar ne olursa olsun hatata sıkı sıkı sarılınmalıdır.(Konusu: Kitap Hakkında, Kökeni: )
Mutlu Son:
(Alm. glückliches Ende - Fr. fin heureuse - İng. happy end) Bir oyunun sonuçta tatlıya bağlanması. Çoğu kez sevgililerin birleşmesiyle beliren mutlu sonuç.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Mutlualp:
(t.i. erk.) (bkz:: Mutlu)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Mutluer:
(t.i. erk.) (bkz:: Mutlu)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Mutlugün:
(t.i. erk.) (bkz:: Mutlu)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Mutluhan:
(t.i. erk.) (bkz:: Mutlay)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Mutlukani:
(t.i. erk.) (bkz:: Mutlu)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Mutluluk Tozu:
(d.) Kokain. Örn:: -Sevgilim bu mutluluk tozu. Şimdi bir miktar alacağım. (Ümit Oğuztan, Kraliçe Sisi)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Mutlutekin:
(t.i. erk.) (bkz:: Mutlay)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Muttaki:
(a.i. erk.) İttika eden, sakınan, çekinen. Allah'tan korkan, abid, zahid. Hz. Peygamberin isimlerinden.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
muttaki:
1- Korunan, sakınan, çekinen, takvalı, dinî konularda bilinçli, şuurlu kimse. Örn:: “Mallarınızla ve canlarınızla Allah yolunda çalışın, cihat edin. Şüphesiz ki Allah muttakileri bilir.” (Kur’an-ı Kerim Tevbe suresi 9/44 ncü Ayet) 2- Şirkten sakınan, Allah’tan korkan kimse. Örn:: “…Ancak muttakiler Allah’ın dostlarıdır. Fakat insanların çoğu bunu bilmiyor.” (Kur’an-ı Kerim Enfal suresi 8/34 ncü Ayet) 3- İslam’ın farzlarını yerine getiren, nafileleri çokça yapan, kendini günahlardan uzak tutarak Allah’ın gazabından korunan ve böylece Allah’ın emirlerine karşı çok duyarlı olup ona saygı ve sevgide kusur etmemeye çalışan kimse. Örn:: “Allah’ın bağışını elde etmek ve genişliği yerler ve gökler kadar olan cennete girebilmek için hayırlı işler yapmakta yarışın ki o cennet muttakiler için hazırlanmıştır.” (Kur’an-ı Kerim Al'i İmran suresi 3/133 ncü Ayet) 4- Allah’a iman edip namaz kılan, zekât veren, hiçbir ibadetini aksatmayan, Allah’ın yasaklarından sakınan, şirke ve diğer günahlara düşmeyen, inancının bilincinde olan duyarlı Müslüman. Örn:: “Ahirette muttakiler cennetlerde, pınar başlarındadırlar. ‘(Onlara) oraya esenlikle ve güven içinde girin!’ denilir.” (Kur’an-ı Kerim Hicr suresi 15/45-46 ncı Ayet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Muttalib:
(a.i. erk.) Talepte bulunan, isteyen. (bkz:: Abdülmuttalib) (Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Muvaffak:
(a.i. erk.) 1- Allah'ın yardımına ulaşmış, işi rast gitmiş kimse. 2- Başaran beceren.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Muvahhid:
(a.i. ka.erk.) Allah'ın birliğine inanan. Allah'tan başka hiçbir ilah ve kanun koyucu tanımayan, yalnız Allah'tan gelen emirleri kabul eden. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Arapça)
muvahhit:
1- Birleyen, bir tek kabul eden. 2- Allah’ın varlığına ve birliğine inanan, imanını her türlü şirkten koruyan mümin. 3- Yaratmada ve emretmede yalnızca Allah’a iman eden inanç, ibadet, muamelat ve ahlaki konularda yalnızca Allah’ı rab olarak kabul eden kişi.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Muvakkar:
(a.i. erk.) Tevkir edilmiş, ağırlanmış, saygı gösterilmiş olan. Vakarlı, ağırbaşlı.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Muvakkithane:
(b.i) Muvakkitlerin namaz vaktini ve saati tespit ettikleri, küçük çapta astronomi çalışmaları yaptıkları mekandır.(Konusu: Hane ile Biten, Kökeni: )
Muvatta:
İmam Malik b. Enes’in (ö. 179/795) fıkhi konuları esas alarak hazırladığı hadis kitabı. Muvatta, konularına göre hazırlanan ilk hadis kitaplarındandır. 1720 rivayeti kapsayan Muvatta’da önemli sayıda sahabe ve tabiin sözü de vardır. Hadis âlimleri tarafından güvenilir bir kaynak olarak görülür. İlim adamları Muvatta’dan tarih boyunca yararlanmışlardır.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Muz:
(bkz:: Çeyreğe Muz)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Muz:
(musa) Muzgiller familyasından; sıcak bölgelerde yetişen, çok yıllık ve çok büyük bir otsu bitki cinsidir. Yurdumuzda Antalya ve Anamur çevresinde yetiştirilir. Muz ağacının gövdesi; toprak altında kök-sap veya soğan halinde bulunur. Yaprakları bu kök-saptan çıkar. Tabandaki çiçekleri meyve verir. Meyvelerin tamamı sarkık bir sapın üzerinde toplu halde bulunur. Nişasta ve şeker bakımından zengindir. Lezzetlidir. Fırında veya güneşte kurutulduğu zaman çok besleyici bir un verir. Faydası:: Vücudun ihtiyacı olan bütün maddeleri karşılar. Kemiklerin gelişmesini sağlar. Nekahat devresini kısaltır. Sinir zafiyeti ve yorgunluüu giderir. Böbrek ve mafsal iltihabında, bağırsak hastalıklarında faydalıdır. Müzmin kabızlık çekenler fazla yememelidir.(Konusu: Bitki Bilim, Kökeni: )
Muz Gibi Olmak:
(d. a. müz. türk.) 1- Utanmak, mahçup olmak. 2- (Kadın, kız) Yavaş yavaş bütün giysilerini çıkarıp çıplak kalmak.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Muzaffer:
Orhan Kemal'in yazdığı Hanımın Çiftliği kitabının baş kahramanı. Olayların geçtiği çiftliğin sahibidir. Zengin bir adamdır. Köylünün toprağını zimmetine geçirdiği gerekçesiyle köylüler tarafından öldürülür. (Konusu: Kitap Karakteri, Kökeni: )
Muzaffer:
(a.i. ka.erk.) Zafer, üstünlük kazanmış, üstün. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Arapça)
Muzam:
(a.i. erk.) Bir şeyin en büyük kısmı.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
muzdarip:
Yaşanan bir olaydan dolayı kendisini kötü hisseden - Canı sıkkın, üzüntülü, kırgın, bedbin, damlı(Konusu: , Kökeni: arapça)
Muzi:
(a.i. ka.erk.) Işık veren parlayan parlak. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Arapça)
Mübahat:
(a.i. ka.) Övünme, iftihar etme.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
Mübarek:
(a.i. erk.) 1- Bereketli, feyizli. Uğurlu, hayırlı, kutlu, mutlu. 2- Beğenilen, sevilen, kızılan şaşılan kimse. Bir şey hakkında sözleşme.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
mübarek:
1- Bereketli, hayırlı, uğurlu, kutlu, feyizli. Örn:: “Yeryüzünde (mabet olarak) ilk yapılan ev Mekke’deki mübarek ve insanlara hidayet kaynağı olan (Kâbe)’dir.” (Kur’an-ı Kerim Al'i İmran suresi 3/96 ncı Ayet) 2- Sevilen, beğenilen ve yüce kabul edilen şeyler için kullanılan bir saygı sözü. Örn:: “Desem ki sen benim için, / Hava kadar lazım / Ekmek kadar mübarek / Su gibi aziz bir şeysin.” (C.S. Tarancı)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Mübareke:
(a.i. ka.) (bkz:: Mübarek)(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
Mübdi:
(el-Mübdi) “Tüm evren ve içindekileri ilk kez ve örneksiz olarak yoktan var eden.” anlamında Allah’ın Esmâ-i Hüsnâ'sından biri. Örn:: “O (Allah) ki Mübdi ve (öldükten sonra varlıkları) tekrar yaratandır. O, çok bağışlayan ve (kullarını) çok sevendir.” (Kur’an-ı Kerim Büruc suresi 85/13-14 ncü Ayet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Mübeccel:
(a.i. ka.) Yücelmiş, saygı gösterilmiş yüce, ulu.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
Mübelliğ:
(a.i. erk.) 1- Tebliğ eden, haber veren bildiren. 2- Büyük camilerde imamın söylediğini tekrarlayan kimse. Hz. Peygamberin isimlerinden.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Müberra:
(a.i. ka.erk.) Temize çıkmış aklanmış, müstesna, azade, arınmış. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır. Hz. Peygamberin isimlerinden.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Arapça)
Mübeşşir:
(a.i. erk.) Müjdeci, muştucu. Hz. Peygamber (s.a.s)'in isimlerinden.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Mübin:
(a.i. erk.) 1- İyiyi kötüden, doğruyu yanlıştan, hayrı şerden ayıran. 2- Açık anlaşılır, aşikar, belli. 3- Kur'an'ı Kerim'i bazen de peygamber (s.a.s.)'i vasfetmek için kullanılmıştır.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Mübine:
(a.i. ka.) (bkz:: Mübin)(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
Mübşer:
(a.i. erk.) İbşar olunmuş, müjdelenmiş, mübeşşer.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Mübtehic:
(a.i. erk.) Sevinçli, sevinmiş, memnun, mesrur, şad. (bkz:: Behçet, Şadan)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Mücab:
(a.i. erk.) Kabul cevabı almış olan. Duası kabul olunan. (Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Mücadele:
(a.i. erk.) 1- Uğraşma, savaşma, çatışma. 2- Kur'an surelerinden birisinin adı.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
mücadele:
ESKİMİŞTİR ad 1. ➽savaş. 2. ➽savaşım. 3. ➽çatışma,çarpışma. 4. ➽uğraşma. 5. ➽savaşmak. 6. ➽çatışmak,çarpışmak. 7. ➽çabalamak. 8. ➽uğraşmak.(Konusu: , Kökeni: arapça)
Mücadele Suresi:
(a.i. سورة المجادلة cedel “tartışmak”tan mücadele) mücadele suresi; adını, ilk âyetinde geçen "tecadül" kelimesinden alır. kur'an-ı kerim'de 58 nci sure, 28 nci cüz, 541 nci sayfadadır. 22 ayettir. inme (nazil) sırasına göre 105 nci sıradadır. münafikun suresi'nden sonra, hucurat suresi'nden önce medine döneminde inmiştir. medine'de inen 28 tane sureden biridir. mücadele suresi'nde aile hayatından zıhar denen eski geleneğin yanlışlığından, Allah’ın yapılan her şeyden haberdar olduğundan, topluluk içinde gizli gizli fısıltı ile konuşulmaması gereğinden, bir meclise yeni gelenlere yer açılması gereğinden, Allah’a iman edenlerin ebediyen cennette kalacaklarından bahsedilir.(Konusu: Sureler, Kökeni: arapça)
Mücadele suresi:
Kur'an-ı Kerim’in elli sekizinci suresidir. Medine’de indirilmiştir. Yirmi iki ayettir. Bir kadının kocasıyla ilgili sorunlarını Hz. Peygamber’e anlatıp kocası hakkında onunla mücadele yaptığı için sureye “Mücadele Suresi” adı verilmiştir. Sureye, eski Arap âdetlerine göre hanımına yaklaşmama konusunda yemin eden kişinin hanımının, kendi haklarını korumak için Hz. Peygamber’e şikâyetini dile getiren ayetlerle başlanır. Kur’an-ı Kerim’de, bir kocanın hanımına yaklaşmama konusundaki yemini “zıhar” kavramı ile açıklanır. Bu tip bir olay, bir boşama olarak değil, yemin olarak ele alınır. Zıhar yapanların eşleri ile tekrar beraber olabilmeleri için ya bir köleyi hürriyetine kavuşturmaları, buna imkânları yoksa iki ay peş peşe oruç tutmaları, buna da güçleri yetmiyorsa altmış fakiri doyurmaları istenir. Allah’ın koymuş olduğu kurallara herkesin uyması, aksi hâlde ahiret gününde kurallara uymayanların hesaplarının ağır olacağı vurgulanır. Surede, müşriklerin, insanların işlerine karışmayan ilah anlayışına karşılık, Allah’ın insanlara çok yakın olduğu belirtilir. Kaç kişi bir araya gelirse gelsin Allah’ın onlarla beraber olduğu benzetmelerle açıklanır. Toplumda ahlaki kurallara uymanın önemi üzerinde durulur ve kişilerin toplum içinde birbirleriyle fısıltı hâlinde konuşmalarının hoş olmadığı anlatılır. Allah, kendisine karşı tavır alan inkârcıları ‘şeytana yakın olanlar’ veya ‘şeytanın grubu’ olarak nitelendirir. Allah’a ve Peygamberine karşı hiçbir kurala uymayan bu kişileri en yakın akraba bile olsalar dost ve sırdaş edinmenin haramlığını belirten ayetle sure son bulur.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
mücahede:
1- Çalışıp çabalama, gayret etme, uğraşma. Örn:: “Hayır, hayat-ı vatandır umum için gaye; / ‘Vatan!’ deyip giriyor her gün mücahedeye.” (M. A. Ersoy) 2- Allah’ın adını yüceltmek amacıyla yapılan savaş, çarpışma. Örn:: “Kim Allah yolunda mücahede etmez ve mücahede etmeyi içinden geçirmezse münafıklıktan bir hâl üzerine ölür.” (Hadis) 3- İnsanın iç dünyasını eğiterek güzelleştirme ve zenginleştirme çabası; bu amaçla insanın içini karartan her türlü olumsuz düşünce ve davranışı yenip nefsinin aşırı isteklerinden uzaklaşması, Allah’a manevî olarak yaklaşabilmek için Hz. Peygamber’i örnek alarak yapmış olduğu her türlü gayret. Örn:: “Kim mücahede yaparsa kendi (iyiliği) için yapar. Allah yaratılmışlara muhtaç olmaktan uzaktır.” (Kur’an-ı Kerim Ankebut suresi 29/6 ncı Ayet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Mücahid:
(a.i. erk.) 1- Cihad eden, din düşmanlarıyla savaşan. Savaşan, uğraşan, savaşçı. 2- Gayret eden, çok çalışan. 3- Tasavvufta nefsine karşı gelerek kendini terbiye eden ve böylece manevi makamlara erişen kimse, derviş. Türk dil kurallarına göre d/t olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Mücahiddin:
(a.i. erk.) Din savaşçısı, İslam askeri.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
mücahit:
1- Gayret eden, çok çalışan, cihat eden. 2- Din, can, akıl, mal ve namus emniyetini sağlamak için çalışan; vatanı uğrunda düşmanlarla savaşan; her türlü şirk ve kötülüğün ortadan kalkıp adaletin egemen olması için gayret eden ve tüm bu çalışmalarında yalnızca Allah’ın rızasını gözeten kimse. Örn:: “Herhangi bir gerekçe olmadan evlerinde oturan müminlerle Allah yolunda savaşan mücahitler eşit değildir. Allah mücahitleri yerlerinde oturup hiçbir çalışma yapmayan kimselere karşı kat kat üstün kılmış ve onlara büyük bir sevap sözü vermiştir.” (Kur’an-ı Kerim Nisa suresi 4/95 nci Ayet) 3- İç dünyasını eğiterek güzelleştiren ve zenginleştiren; bu amaçla içini karartan her türlü olumsuz düşünce ve davranışı yenen; nefsinin aşırı isteklerinden uzaklaşıp Allah’a manevi olarak yaklaşabilmek için Hz. Peygamber’i örnek alan kimse. Örn:: “Gerçek mücahit nefsinin kötülükleriyle mücahede edendir.” (Hadis)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Mücd:
(a.i. ka.) Kıvırcık, kıvrılmış, lülelenmiş saç.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
Müceddet:
(a.i. ka.) Yeni, henüz kullanılmamış.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
müceddit:
1- Yenileyen, düzenleyen, ıslah eden kimse. 2- Hz. Peygamber’in sünnetleri terk edilip hurafeler yaygınlaşmaya başlayınca, insanları yeniden Hz. Peygamber’in sünnetine uymaya davet eden İslam âlimi. 3- Toplumun dinin özünden sapma göstermesi durumunda onların dini doğru anlayıp yaşamalarına öncülük eden İslam bilgini.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Mücella:
(a.i. ka.) Parlatılmış, parlak, cilalı.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
Mücellithane:
(esk) Ciltevi. Ciltleme işleminin yapıldığı yer. Baskısı Tamamlanan İşlerin Kesim, Kırım, Harman, Dikiş, Kapak Takma Vb. İşlemlerinin Yapıldığı İşletme. (Konusu: Hane ile Biten, Kökeni: )
Mücevher:
(a.i. ka.) 1- Değerli süs eşyası. 2- Arap alfabesinde noktalı olan harf.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
Mücevherci:
(a.i. türk. e.) Özellikle mücevher değerli takı çalmada ustalaşmış hırsız. Örn:: İşleniş şekilleri a) Gündüz ve Gecedir. Eşya veya mücevherci.(Başkomiser Yılmaz Ertunç, Yankesicilik)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Mücmel:
(a.i. ka.erk.) Kısa ve az sözle anlatılmış, öz, özet. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Arapça)
Mücteba:
(a.i. erk.) Seçilmiş, seçkin. Hz. Peygamberin isimlerinden.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Müctehid:
(a.i. erk.) İctihad eden, gücü yettiği kadar çalışan. Ayet ve hadislerden şer'i hükümler çıkaran din alimi. İmam-ı Azam gibi.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
müçtehit:
1- Gayret ve çaba sarfeden, çok çalışan, uğraşan kimse. 2- Kur'an-ı Kerim ve hadislerde açıkça karşılığı bulunamayan yeni konulara Kur’an-ı Kerim ve sünnet çerçevesinde yeni çözümler bulabilmek için çalışan ve çözüm üreten İslam hukuk bilgini, fıkıh âlimi. Müçtehit, çözüm arayışında önce Kur'an-ı Kerim’e sonra da sünnete başvurur. Peygamber döneminin uygulama ve bilgi birikimi de çözüm bulmada müçtehide yol gösterir. Müçtehit olabilmek için Arapçayı, Kur'an-ı Kerim’i, sünnet ve İslam tarihini çok iyi bilmek, İslam hukukçularının görüş birliğinde oldukları ve ayrı görüşte oldukları konuları kavramak gerekir. Ayrıca müçtehit, sağlam bir inanca ve güzel ahlaka sahip olmalı; iyi niyet taşımalı ve dinin amacını iyi anlamalıdır. öRN:: “Müçtehit, içtihat yapıp da doğru görüşü bulabilirse iki sevap, içtihadında yanılırsa bir sevap alır.” (Hadis)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Müdafaa-i Hukuk Hareketi Partisi:
Kısa Adı: MHHP Genel Merkezi: Ankara Kuruluş Tarihi: 24.04.2006 Genel Başkanı: Ertuğrul Zekai Ökte Sona Eriş Tarihi: FAAL Sona Eriş Nedeni: FAAL Siyasi Pozisyonu: Sağ İdeoloji: Tam Bağımsızlık, Milli Egemenlik, Yoksullukla Mücadele ve Cehaletle Mücadele, temel davalarının örgütlenmesini amaçlayan bir halk hareketidir. NOT: Çok Partili Dönemde Kurulan Siyasi Parti - III (1980 Sonrası)(Konusu: Siyasi Parti, Kökeni: )
Müdafi:
(a.i. erk.) Müdafaa eden, koruyan. Savunan, dayanan.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
müdahale:
ad 1. araya girme, el atma, karışma. 2. HUKUK TERİMİ bir davada verilecek kararın dolaylı olarak etkileyeceği üçüncü kişilerin davaya katılmaları.(Konusu: , Kökeni: arapça)
Müddessir Suresi:
(a.i. سورة المدّثر) müddessir suresi; "müddessir", örtüsüne bürünen, sarınan demektir. kur'an-ı kerim'de 74 ncü sure, 29 ncu cüz, 574 ncü sayfadadır. 56 ayettir. inme (nazil) sırasına göre 4 ncü sıradadır. müzzemmil suresi'nden sonra, fatiha suresi'nden önce mekke döneminde inmiştir. mekke'de inen 86 tane sureden biridir. müddessir suresi'nde Allah’ın insanlara emrettiklerinden, Allah’ın emirlerine uymayanların durumundan bahsedilir.(Konusu: Sureler, Kökeni: arapça)
Müddessir suresi:
Kur'an-ı Kerim’in yetmiş dördüncü suresidir. Mekke’de inmiştir. Elli altı ayettir. Adını birinci ayette geçen ve ‘örtünen’ anlamına gelen “müddessir” kelimesinden almıştır. Sureye, Hz. Peygamber’in şahsında bir İslam davetçisinin önemsemesi gereken kurallara dikkat çekilerek başlanır. Buna göre, insanları kötülüklere karşı uyarmanın, dine davete başlarken Allah’ı ululamanın, ahlaken temiz olup her türlü kötülüğü terk etmenin, yapılan iyilikleri başa kakmamanın ve Allah yolunda başa gelecek belalara sabretmenin önemi vurgulanır. Surede, Allah’ın bolca nimet vermesine karşılık İslam’a karşı düşmanca tavır takınan Kureyş ileri gelenlerinden birine ahiretle ilgili hatırlatmalar yapılır. Bu kişiye, yoktan yaratılışı, oğullar ve mallar verilmesi gibi Allah’ın bağışları hatırlatılır. Bu nimetler verilen şahsın, Hz. Peygamber’in getirdiği hakikatlere sihir diyerek karşı çıkması kınanır. İnkârcı tiplerin cehennemde karşılaşacakları korkunç tablolar resmedilir. Herkesin yaptığının karşılığını bulacağı ve işlenen suçların cezasının bireyselliği üzerinde durulur. Cehennem azabından ancak müminlerin kurtulacağı belirtilir. Surede, insanları cehenneme götüren suçlar; inançsızlık, fakirlere yardım etmeme, İslam dininin aleyhinde çalışma, İslami değerlerle alay etme ve ahireti inkâr olarak anlatılır. Ahirette inkârcıların yardımcılarının olmayacağı bildirilir ve insanın yaptığı tüm davranışların kaydının insanın önüne konulacağı haber verilir. Kur’an-ı Kerim’in bir öğüt ve hatırlatma olduğu, bundan da ancak Allah bilinci olan insanların gerekli dersleri alabileceğini vurgulayan ayetlerle sure son bulur.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Müdebber:
(a.i. ka.) Tedbir alınmış, düşünce ile hareket edilmiş.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
Müdrik:
(a.i. erk.) İdrak eden, anlayan, aklı ermiş.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
müdrik:
1- Anlamış, aklı ermiş. 2- Namazın başından sonuna kadar imama uyup bütün rekâtları imam ile beraber kılan kimse.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )