Haydi Öğrenelim!
Üstüne Yatmak:
(d.) Geri vermek, üzere aldığı bir şeyi (parayı, eşyayı) geri vermemek, sahiplenmek, (bir şeye, bir kimseye) sahip çıkmak. Örn:: Bu arada vermezsin kızı babasıyla anasına. Yatarsın üstüne kızın. (Orhan Duru, Noterde) Üzerine Yatmak biçiminde de kullanılır.
MecmuaN.com Nedir?
MecmuaN geniş çaplı bir Sözlük Sitesidir. Anlamını bilmediğiniz kelimeler, atasözleri, deyimler, osmanlıca kelimeler ve kronolojik tarihi olayları araştırabilir ve önemli günler gibi bir çok bilgiye ulaşabilirsiniz.
Kelime Arama
Sende Yolla Hata Bildir!GENİŞ KAPSAMLI ANLAMLAR VE KAVRAMLAR SÖZLÜĞÜ - TÜRKÇE SÖZLÜK
Mucibe:
(a.i. ka.) (bkz:: Mucib) (Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
Mucid:
(a.i. erk.) 1- Yaratıcı. 2- Bir buluş ortaya çıkaran kimse. (Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Mucide:
(a.i. ka.) (bkz:: Mucid)(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
Mucize:
(a.i. ka.) Hayran bırakan, olağanüstü olay. İnsan aklının alamayacağı.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
mucize:
1- İnsanın benzerini yapmaktan âciz kaldığı, alışılagelmiş şeylere aykırı olan, olağanüstü işler. 2- Peygamberlerin kendilerine inanmayan insanlara peygamberliklerini ispat etmek amacıyla gösterdikleri olağanüstü olaylar. Mucize göstermek Allah’ın iznine bağlı olarak peygamberler tarafından gerçekleştirilir. Mucizelerin iki yönü vardır: 1- Mucize bir yönüyle inkârcılara meydan okumaktır. 2- Peygamberlere inanmayanları âciz ve güçsüz bırakmaktır. Hz. Peygamber’in en büyük mucizesi, Kur’an-ı Kerim’dir. Hz. Muhammed, Kur’an-ı Kerim ile döneminin bütün şair ve edebiyatçılarına onun hiç olmazsa tek bir suresinin benzerini yapmaları konusunda meydan okumuştur. Onun bu meydan okumasına tarihin hiçbir döneminde kimse cevap verememiştir. Örn:: “Hiçbir peygamber yoktur ki ona insanların imanına sebep olan mucizeler verilmiş olmasın. Bana verilen mucize ise, ancak bana vahyolunan bir vahiydir. Onun için kıyamet gününde ümmeti en fazla olan peygamberin ben olacağımı ümit ediyorum.” (Hadis)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Mucur:
Küçük taş parçaları; kırma taş (özellikle yol yapımında kullanılır).(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Muço:
(bkz:: Miço)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Muço:
Gemilerde ya da denizcilikte kullanılan yardımcı işçi (tayfa).(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Mudansha:
Siyah kuşak derecesi olmayan öğrenciye denir.(Konusu: Aikido Terimi, Kökeni: )
mudarabe:
1- Rızık peşinde koşma. 2- İslam hukukuna göre ortaklardan bir tarafın sermaye diğer tarafın emek ve işletmecilik olmak üzere oluşturdukları, kâr-zarar, emek-sermaye ortaklığı. İslam’da mudarabe ortaklığı uzun veya kısa vadede her çeşit krediyi sağlamak için elverişli bir yöntemdir. Toplumda, elinde büyük miktarlara ulaşan nakit parası olan birçok kimse bunu işletmek, ticari bir işte kullanmak ister. Ancak işletme bilgisi ve tecrübesi olmadığı için bunu gerçekleştiremez. Yine toplumda işletme kabiliyeti olan, yetenekli ve ticarete yatkın birçok kimse de sermaye yokluğundan dolayı ticarete atılamaz. Mudarabe birbirine muhtaç olan bu iki kesimi bir araya getirir ve iki taraf da bu ortaklıktan kârlı çıkar. Piyasaya da bu sayede bir canlılık gelmiş olur.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Mudhik:
(Körm. O.) Eski Türk sahne oyunlarında güldüren oyuncu.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Mudhike:
(Körm. O.) Güldürü.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Mufaddal:
(a.i. erk.) Faziletli, fazileti çok adam.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Mufla:
Yüksek sıcaklıkta ısıtma işlemleri için kullanılan fırın türü (laboratuvar/metalurji).(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Muflon:
Vahşi koyun türü; evcil koyunların atalarından biri kabul edilir.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Muğla:
Muğla Tarihi; Yıldırım Beyazıd tarafından 1391'de Osmanlı hâkimiyetine giren Muğla'daki bu ilk Osmanlı hakimiyeti geçici olmuş, şehir 1402'de Timur tarafından alınmış ve nihayetinde 1425 yılında 2. Murat devrinde tam anlamıyla Osmanlı devletine bağlanmıştır. 11 Mayıs 1919 tarihinde İtalya tarafından işgal edilen Muğla, 5 Temmuz 1921'de tekrar Osmanlı'nın Hakimiyetine girdi.(Konusu: İl Tarihi, Kökeni: )
Muğla:
Muğla İlçeleri: 1-Bodrum 2-Dalaman (30.11.1983) 3-Datça (01.06.1928) 4-Fethiye 5-Kavaklıdere (20.05.1990) 6-Köyceğiz 7-Marmaris 8-Menteşe (06.12.2012) 9-Milas 10-Ortaca (04.07.1987) 11-Seydikemer (06.12.2012) 12-Ula 13-Yatağan (01.09.1944)(Konusu: İl İlçeleri, Kökeni: )
Muğla:
Muğla; Kuzeyden Aydın, Kuzeydoğudan Denizli ve Burdur, Doğudan Antalya ili ile komşudur. Güneyden Akdeniz, Batıdan Ege Denizi ile çevrilidir.(Konusu: İl Komşuları, Kökeni: )
Muğla:
Nesiyle Meşhur: Muğla köftesi, Belen Kahvesi (Ormancı Türküsüne konu olan) Milas Halıları, Halikarnas Balıkçısı, Marmaris Çam Balı, Sığla Ağacı ve Yağı meşhurdur.(Konusu: İl Nesiyle Meşhur, Kökeni: )
Muğla:
Muğla'da Gezilecek Yerler: lassos, Kadıkalesi Plajı, Kızlanaltı Plajı, Taşlık Plajı, Tuzla Kuş Cenneti, Karaincir Koyu, Aksazlar Koyu, İngiliz Koyu, Bodrum Akvaryum Koyu, Dişlice Adası, Kamelya Adası, Madnasa Antik Kenti, Firuz Bey Camii, Milas Ulu Camii, Çöllüoğlu Hanı, Telmessos Kaya Mezarları, Konakaltı Hanı, Paspatur Çarşısı, Yağcılar Hanı, Stratonikeia Antik Kenti, Kral Amyntasın Mezarı, Ağla Yaylası, Ovabükü Plajı, Yerküpe Mağarası, Arsada Antik Kenti, Labranda Antik Kenti, Keramos Antik Kenti, Kadyanda Antik Kenti, Herakleia Antik Kenti, Yediler Manastırı, Deve Plajı, Fethiye Cennet Koyu, Lagina Antik Kenti, Amos Antik Kenti, Pedasa Antik Kenti, Körmen Limanı, Kızlan Köyü, Palamutbükü Yakaköy, Yaka Köyü, Kazıklı Köyü, Emecik, Bafa Gölü Milli Parkı, Bitez Halk Plajı, Eşen Çayı, Bodrum Yel Değirmenleri, Şevket Sabancı Kültür Merkezi, Mindos Kapısı, Sakartepe, Datça Apollon Tapınağı, Hafsa Sultan Kervansarayı, Kayaköy Hayalet Şehir, Turunç Halk Plajı, Turgutreis Pazarı, Günbatımı Plajı, Azmak Nehri, Bodrum Osmanlı Tersanesi, Af Kule Manastırı, İnbükü Orman Kampı, Baca Mağarası, Karabağlar Yaylası, Marmaris Saklı Göl.(Konusu: İl Gezilecek Yerler, Kökeni: )
Muğla:
Genel Bakış: Coğrafi bölge olarak Ege Bölgesinde yer alır. •(Konusu: İl Genel Bakış, Kökeni: )
Muğni:
(el-Muğni) “Tüm varlıkların her türlü ihtiyacını karşılayan, kendi katından bol bol karşılıksız nimet veren, onlara maddi ve manevi zenginliğin yollarını gösteren, kendisi ise hiçbir şeye muhtaç olmayan.” anlamında Allah’ın Esmâ-i Hüsnâ'sından biri. Örn:: “… O Allah ki Muğni’dir…” (Hadis)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Muhabbet:
(a.i. ka.) 1- Sevme, sevgi. 2- Dostluk. Dostça konuşma.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
Muhabbet:
(a.sf. müebbed'den b.) (Mahpusluk için) Müebbet, ölene kadar. Örn:: ciğer dikmek, durum vaziyete göre muhabbet delik. (Hulki Aktunç, Yeraltı Destanları)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Muhaccel:
(a.i. erk.) 1- Ayağı sekili beyaz at. 2- Gerdeğe konulmuş.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Muhacir:
(a.i. erk.) Göç eden, göçmen.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Muhacir:
(a.sf.i.) Yüksek, kaliteli. (afyon) Örn:: % 15-17lik morfin tutarı, He doruğa ulaşan ise muhacir afyon adını alır. (Ahmet Arif Kızılyalın, Uyuşturucular)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Muhacir:
(Kar. Art. O.) Karagözde ve Orta oyununda Rumeli'den gelme, yüksekten atan ve çoğu kez güreşçi olan bir tip.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
muhacir:
1- Göç eden, hicret eden, yerleşmek üzere yurdundan başka bir yere giden kimse. 2- İslam dinini Kur’an-ı Kerim’in emrettiği gibi yaşamak, Mekkeli müşriklerin her türlü baskısından kurtulmak ve din, can, namus, akıl ve soy emniyetini sağlayıp her türlü tehlikeden korunmak amacıyla Mekke’den Medine’ye hicret eden Hz. Muhammed ve arkadaşları. “Allah yolunda göç eden kimse, yeryüzünde gideceği yerde bolluk ve (her türlü maddi, manevi) genişlik bulur. Kim Allah ve Resulü için muhacir olarak evinden çıkar da hicret esnasında ölürse onun mükâfatını Allah verir. Allah çok bağışlayan ve merhamet edendir.” (Kur’an-ı Kerim Nisa suresi 4/100 ncü Ayet) 3- Allah’ın yasakladığı her türlü kötü davranışı ve haramı terk edip güzel davranışları benimseyip yaşayan kişi. Örn:: “Muhacir Allah’ın yasakladığı şeyleri terk edendir.” (Hadis)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
muhaddis:
1- Haber veren, söz nakleden, rivayet eden, ravi, hadis nakleden. 2- Hadislerin sahih olanlarını sahih olmayanlarından ayırt edebilme donanımına sahip, hadis ilminin terimlerini ayrıntılarıyla bilen, kendinden önceki hadis âlimlerinin naklettikleri hadislere vâkıf olan hadis âlimi. Örn:: “‘Evladım Cüneyd! Allah seni önce muhaddis sonra sufi yapsın…” (Serî es-Sakatî)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
muhadram:
1- Hz. Peygamber zamanında yaşayıp Müslüman olduğu hâlde onunla görüşüp sohbet etme fırsatı bulamayan kimse. Kadı Şureyh b. el-Haris (ö. 80/699) ve Uveys (Veysel) el-Karani (ö. 37/657) en meşhur muhadramlardandır. Muhadramlar, Hz. Peygamber döneminde yaşamalarına rağmen onunla sohbet etme imkânını bulamamışlardır. Bu nedenle muhadramlar sahabelerden sayılmazlar. 2- Hem İslam öncesi Cahiliye Döneminde hem de İslam geldikten sonra yaşayan ve hayatını Müslüman olarak tamamlayan şair(ler). İslam tarihinde muhadram şairlerden bazıları; Kâb b. Züheyr (ö. 24/645), Hassan b. Sabit (ö.60/680), Lebid b. Rebia (ö.560/661)’dır. 3. Hz. Peygamber döneminde iman etmeden yaşamış oldukları hâlde, onun vefatından sonra iman eden kimseler.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Muhafazakar Parti:
Kısa Adı: * Genel Merkezi: Ankara Kuruluş Tarihi: 13.02.1961 Genel Başkanı: * Sona Eriş Tarihi: 1966 Sona Eriş Nedeni: Kongre kararıyla kapandı. Siyasi Pozisyonu: * İdeoloji: * NOT: Çok Partili Dönemde Kurulan Siyasi Parti - II (1960 - 1980)(Konusu: Siyasi Parti, Kökeni: )
Muhafazakâr Parti:
Kısa Adı: MP Genel Merkezi: Ankara Kuruluş Tarihi: 07.07.1983. Öncülü: Milliyetçi Hareket Partisi Ardılı: Milliyetçi Çalışma Partisi Genel Başkanı: Mehmet Pamak, Ahmet Özsoy, İsmail Hakkı Yılanlıoğlu ve Ali Koç Sona Eriş Tarihi: 30.11.1985 Sona Eriş Nedeni: İsim değiştirerek kapanan parti. 30 Kasım 1985'te partinin adı Milliyetçi Çalışma Partisi olarak değiştirildi. Siyasi Pozisyonu: Aşırı Sağ İdeoloji: Türk milliyetçiliği,Muhafazakârlık NOT: Çok Partili Dönemde Kurulan Siyasi Parti - III (1980 Sonrası)(Konusu: Siyasi Parti, Kökeni: )
Muhafazakâr Yükseliş Partisi:
Kısa Adı: MYP Genel Merkezi: * Kuruluş Tarihi: 24.01.2013 Genel Başkanı: Engin Yılmaz Sona Eriş Tarihi: FAAL Sona Eriş Nedeni: FAAL Siyasi Pozisyonu: Sağ İdeoloji: Türk milliyetçiliği, Muhafazakârlık NOT: Çok Partili Dönemde Kurulan Siyasi Parti - III (1980 Sonrası)(Konusu: Siyasi Parti, Kökeni: )
Muhafız:
(a.i. erk.) Muhafaza eden, değiştirmeyen, koruyan. Bekçi.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
muhalefetün lilhavadis:
“Zatında ve sıfatlarında yaratılan hiçbir varlığa benzemeyen.” anlamında Allah’ın sıfatlarından biri. Yüce Allah, hiçbir varlığa benzemez. Kur’an-ı Kerim bu gerçeği şöyle haber vermiştir: Örn:: “Hiçbir şey Allah’ın benzeri değildir.” (Kur’anı Kerim Şura suresi 42/11 nci Ayet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
muhalif:
sıfat 1. bir görüşe, bir eyleme, bir tutuma karşı olan. 2. muhalefet eden ya da muhalefet partisinden olan (kimse). 3. uygunluk göstermeyen, aykırı durumda bulunan, uymayan.(Konusu: , Kökeni: arapça)
Muhallebici:
(a.i. türk.) Nazlı, kibar, çıtkırıldım kimse. Örn:: Size ne ulan, ulan oğlu ulan, muhallebiciler biz aç ölürsek ananız orasına kına mı yakacak otuzaltı mumları? (Yaşar Kemal, Kuşlar da Gitti) Mahallebici diye de kullanılır.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Muhammed:
(a.i. erk.) 1- Birçok defalar hamdu sena olunmuş, tekrar tekrar övülmüş. 2- Birçok güzel huylara sahip. Hz. Peygamber (s.a.s)'in isimlerindendir. Dedesi Abdülmuttalib tarafından, gökte hak yerde halk övsün niyetiyle bu ad konulmuştur. Kur'an'da dört yerde zikredilmiştir. (kıs.) MAMİ(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Muhammed Ali:
Cassius Marcellus Clay Jr (d:1942; ö:2016)(Konusu: Gerçek Adı, Kökeni: )
Muhammed b. İdris eş-Şafii:
(bkz:: Şafii Mezhebi)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Muhammed Suresi:
(a.i. سورة محمد tahmid “pek çok övmek”ten muḥammed) muhammed suresi; adını peygamberimizin isminden alan bu sûreye aynı zamanda kıtal sûresi de denmiştir. kur'an-ı kerim'de 47 nci sure, 26 ncı cüz, 506 ncı sayfadadır. 38 ayettir. inme (nazil) sırasına göre 95 nci sıradadır. hadid suresi'nden sonra rad suresi'nden önce medine döneminde inmiştir. medine'de inen 28 tane sureden biridir. muhammed suresi'nde kafirlerin ve müminlerin durumundan, hicretten, münafıkların durumundan bahsedilir.(Konusu: Sureler, Kökeni: arapça)
Muhammed suresi:
Kur'an-ı Kerim’in kırk yedinci suresidir. Medine’de inmiştir. Otuz sekiz ayettir. Adını ikinci ayette geçen Hz. Muhammed’in isminden almıştır. Sureye, Allah’ı inkâr edenlerin yapmış oldukları salih amellerin boşa gittiği haber verilerek başlanır. Kurtuluşun Hz. Muhammed’in getirmiş olduğu hakikatlere iman etmekten geçtiği vurgulanır. İman edenlerin hak ve hakikate, küfredenlerin ise batıl şeylere uydukları anlatılıp savaş şartlarında onlara karşı verilecek olan mücadele ele alınır. Bu çerçevede müminlere Allah’ın yardımının gelmesi için Allah’ın koyduğu kurallara uymanın zorunluluğu hatırlatılır. Müminlerin, inkârcıların durumuna düşmemeleri için yeryüzünü dolaşmaları ve onların yurtlarından ve bırakmış oldukları izlerden ibret almaları öğütlenir. Allah’a iman edip salih amel işleyen müminlerin ahirette elde edecekleri nimetler anlatılır ve ayrıntılı cennet tasvirleri yapılır. Surede, Hz. Muhammed’e ve getirdiği hakikatlere karşı iki yüzlü davranan ve Resulullah’la alay eden münafıklara da yer verilir. Kıyametin meydana geleceği hatırlatılarak münafıklar uyarılır. Kurtulmak için bilinçli bir iman, günahlara tövbe ve kuvvetli bir öz denetim bilincine sahip olma emredilir. Münafıkların ölüm korkusuna bağlı olarak savaşlardaki korkak tavırlarına da değinilir. Ölümden yersiz yere korkmak yerine Allah’a ve Peygamberine verdikleri sözlere sadık kalmaları, bozgunculuk yapmamaları, güzel söz söylemeleri, insani ilişkilerini düzeltmeleri önerilir. Surede, iman ettikten sonra tekrar küfre dönen kişilerin ölüm anında çektikleri sıkıntılar ve onların ahirette amellerinin boşa gitmesine bağlı olarak çekecekleri sıkıntılar da anlatılır. Hz. Peygamber’e itaat etmek ve ona nankörlük etmemek emredilir. Ona karşı itaatsiz davrananların ve nankörlük edenlerin amellerinin boşa gideceği belirtilir. Münafıklara, dünya hayatının geçiciliğini hatırlatan ve Allah yolunda harcama yaparken cimri davranmamayı emreden ayetle sure son bulur.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Muhammediyye Tarikatı:
XIX. yüzyılda Hindistan’da ortaya çıkan dinî-siyasî bir hareket. Ahmed Şehîd (ö. 1831) tarafından dinî bir reform hareketi şeklinde başlatılan Tarîkat-ı Muhammediyye, daha sonra siyasal bir nitelik kazanarak Hint müslümanlarının, Sihler’in ve İngiliz sömürgecilerinin siyasî baskılarından kurtulma mücadelesine dönüşmüştür.(Konusu: Din (Tarikat), Kökeni: )
Muharebe:
İki ordu arasında silahlı çarpışma, savaşma, vuruşma.(Konusu: Askeri Terim, Kökeni: Arapça)
muharref din:
Allah tarafından gönderildiği hâlde aslı bozulan, zamanla insan sözü karıştırılarak tevhit inancından uzaklaştırılan din.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Muharrem:
(a.i. erk.) 1- Tahrim olunmuş, haram kılınmış. 2- Kamer takviminin birinci ayı aşura ayı. Müslümanlıktan önce bu ayda savaşmak yasak olduğu için bu ad verilmiştir. Bu ayın ilk 10 gününde Kerbela vakasının yıldönümünde matem yapılır. 10. gününde aşure pişirilir.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
muharrem ayı:
Hz. Peygamber’in hicretini esas alan ay takviminin birinci ayı. Ay takvimi, Hz. Muhammed’in Mekke’den Medine’ye hicretini esas alır. Buna göre muharrem ayı birinci aydır. Muharrem ayında hicret başladığı gibi İslam kültürüne göre şu olayların gerçekleştiği de nakledilir: Nuh Tufanı sona ermiş, Hz. İbrahim ateşten kurtulmuş, Hz. Musa Kızıl Deniz’den geçmiş ve Hz. Muhammed’in torunu Hz. Hüseyin ve aile fertleri şehit edilmiştir. Örn:: “Ramazan orucundan sonra sevabı en çok olan oruç ‘Allah’ın ayı’ diye bilinen muharrem ayında tutulan oruçtur.” (Hadis)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
muharremat:
İslam dinine göre kendileri ile evlenilmesi geçici veya ebedî olarak yasaklanmış kadınlar. Kur’an-ı Kerim, kendileri ile evlenilmesi yasak olan kadınları şu şekilde açıklamıştır: Kişinin annesi, kızları, kız kardeşleri, üvey anneleri, halaları, teyzeleri, erkek kardeşlerinin kızları, kız kardeşlerinin kızları, sütanneleri, süt kardeşleri, kaynanaları, üvey kızları, gelinleri, eşiyle beraber eşinin kız kardeşi ve evli kadınlar.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Muhavere:
(Kar. Ort. O.) 1- Karagöz ile Hacivat'ın oyuna başlama konuşmaları. 2- Kavuklu ile Pişekar arasındaki söyleşme. Orta oyununun birinci bölümündeki karar.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Muhbir:
(a.i. erk.) Haber veren, haberci.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Muhdin:
(a.i. erk.) (bkz. Hz. Peygamberin isimlerinden).(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Muhib:
(a.i. erk.) 1- Seven, sevgi besleyen, dost. 2- Tutkan, yer. 3- Bir tarikata intisap etmemekle birlikte yakınlığı olan.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Muhibe:
(a.i. ka.) (bkz:: Muhib)(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
Muhiddin:
(a.i. erk.) Dini saran, çevreleyen. Türk dil kuralları açısından "d/t" olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
muhkem ayet:
1- Sağlam, anlamı açık, yoruma gerek olmayan, okunduğunda manası hemen anlaşılan ayet. 2- Manasının anlaşılması için herhangi bir açıklamaya ihtiyaç duyulmayan, Allah’ın ayette kastettiği anlam herkes tarafından hiçbir yoruma gerek olmaksızın anlaşılan ayet. Örn:: “Allah’ın sanaindirmiş olduğu kitabın esasını muhkem ayetler oluşturur...” (Kur’an-ı Kerim Al'i İmran suresi 3/7 nci Ayet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
muhkem hadis:
Hz. Peygamber’in kastettiği anlam herhangi bir açıklamaya ihtiyaç duyulmaksızın herkes tarafından anlaşılan ve amel edilen hadis.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Muhlis:
(a.i. erk.) Halis, katıksız. Dostluğu, samimiliği ve her hali içten gönülden olan.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
muhlis:
1- Her davranışı içten ve gönülden olan, gösterişsiz, ihlaslı, samimi kimse. Örn:: “De ki: Allah’a muhlis bir şekilde ibadet etmekle emrolundum...” (Kur’an-ı Kerim Zümer suresi 39/11 nci Ayet) 2- Allah’ın her türlü şirk ve günahlardan arındırdığı kişi. 3- Sanki onu görüyormuşçasına tam bir samimiyet ve bağlılıkla, gösterişten uzak bir biçimde Allah’a inanma ve ibadet etme. Örn:: “(İnsanlar) Allah’ı birleyip ve dinde muhlis olarak Allah’a ibadet etmekle emrolundular.” (Kur’anı Kerim Beyyine suresi 98/5 nci Ayet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Muhlis Bey ve Yavlum Mithat:
Behiç Pek ve Latif Demirci’nin Gırgır dergisinde yarattıkları ne iş yaptığı belli olmayan ama yanında çırak çalıştıran, Fenerbahçeli, köpekten korkan ve çırağı Mithat'ın annesi ‘Yelis Hanım’a aşık olan bir karakterdi.(Konusu: Çizgi Karakter, Kökeni: )
Muhlise:
(a.i. ka.) (bkz:: Muhlis)(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
muhrim:
Hac ve umre niyetiyle ihrama giren ve normal zamanlarda serbest ve helal olan avlanmak, tıraş olmak ve yeşili koparmak gibi bazı davranışlar kendisine yasak olan kişi. Örn:: “Hem kendinize hem de yolculara bir geçimlik olmak üzere deniz avı ve yiyeceği, size helal kılındı. Muhrim iken kara avı yapmanız yasaklandı. Huzurunda bir araya geleceğiniz Allah’tan sakının.” (Kur’an-ı Kerim Maide suresi 5/96 ncı Ayet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
muhsan:
(bkz:: ihsan)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
muhsar:
Hac ve umre için niyet edip ihrama girdikten sonra düşman veya yöneticiler tarafından haccın farzlarını yerine getirmesi engellenen ya da savaş, salgın hastalık, tutukluluk, sakatlık ve parasını kaybetme gibi nedenlerden dolayı bulunduğu yerde kalıp haccın farzlarını yerine getiremeyen kimse. Hac ve umre yapmak niyetiyle ihrama giren kişi, birtakım nedenlerle Arafat’ta vakfe ve Kâbe’yi tavaf gibi görevlerini yerine getiremezse kurban kesip ihramdan çıkması gerekir. Örn:: “Allah için haccı ve umreyi tamamlayınız. Eğer muhsarsanız kolayınıza gelen kurbanı (gönderin), kurban yerine varıncaya kadar da başlarınızı tıraş etmeyiniz.” (Kur’an-ı Kerim Bakara suresi 2/196 ncı Ayet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Muhsi:
(el-Muhsi) “Yaratmış olduğu varlıklara belirli bir ölçüye göre nimetler veren, kullarının söz ve davranışlarını bilen, bütün mahlukatı denetimi altında tutan.” anlamında Allah’ın Esmâ-i Hüsnâ'sından biri. Örn:: “… O Allah ki Muhsi’dir…” (Hadis)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Muhsin:
(a.i. erk.) İhsan eden, iyilikte, bağışta bulunan.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
muhsin:
1- Güzel davranan, bağışlayan, ikram eden, ihsan eden, iyilik eden. Örn:: “Allah’ın emir ve yasak sınırlarına uyarak korunan müminler bollukta ve darlıkta Allah (rızası) için (fakirlere) harcamada bulunurlar, öfkelerini yenerler, (hata ettiklerinde) insanları bağışlarlar. Şüphesiz Allah (böyle davranan) muhsinleri sever.” (Kur’an-ı Kerim Al'i İmran suresi 3/134 ncü Ayet) 2- Davranışlarında Kur’an-ı Kerim ve sünneti esas alan ve toplumun kabul ettiği üstün değerlere aykırı hareket etmeyen. Örn:: “Kim ki muhsin olarak Allah’ın emirlerine teslim olursa onun mükâfatını Rabb’i verir.” (Kur’anı Kerim Bakara suresi 2/112 nci Ayet) 3- Allah’ı görüyormuş gibi bilinçli bir şekilde ona ibadet eden. Örn:: “Her kim ki muhsin olarak Allah’a mutlak anlamda teslim olursa şüphesiz ki o çok sağlam bir kulpa sarılmış demektir.” (Kur’an-ı Kerim Lokman suresi 31/22 nci Ayet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Muhsine:
(a.i. ka.) (bkz:: Muhsin)(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
Muhtar:
(a.i. erk.) 1- İhtiyar eden, seçilmiş, seçkin. Hareketinde serbest olan, istediği gibi davranan, dilediğini yapan. 2- Köy veya mahalle işlerine bakmak üzere halkın seçtiği kimse. Hz. Peygamber (s.a.s)'in isimlerinden.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
muhtekir:
1- Stokçuluk yapan, haksız kazanç elde eden, vurguncu, karaborsacı. Örn:: “Buğdayın bir mutu oldu yüz elli / Muhtekire düştü fırsat bu sene.” (Seyrani) 2- İnsanların ihtiyaç duyduğu her türlü gıda maddesini ucuza alıp stoklayan, darlık anında piyasaya sürüp aşırı fiyatla satan. İslam’da insanların ihtiyaç duydukları bir maddeyi, fiyatların yükselmesini beklemek ve yüksek fiyatla satmak üzere gizlemek yasaklanmıştır. Stokçuluk yapmak hem piyasayı olumsuz yönde etkiler ve daraltır hem de ihtiyaçlı kimselerin sıkıntıya düşmelerine neden olur. Örn:: “Muhtekir Allah tarafından lanetlenmiştir.” (Hadis)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
muhtelif:
sıfat çeşit çeşit, çeşitli, türlü.(Konusu: , Kökeni: arapça)
Muhterem:
(a.i. ka.) İhtiram olunmuş. Saygıdeğer, sayılan.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
Muhterem Nur:
Aysel Muhterem Kısa (d:1932; ö:2020) Asıl adı Olga olan Muhterem Nur Makedonya'nın Manastır şehrinden Türkiye’ye göç etti. Yeni nüfus cüzdanıyla adı Aysel Muhterem, soyadı da Kısa oldu. Oynadığı filmlerdeki Aysel Utku adını daha sonra Ümit Utku’nun önerisiyle Muhterem Nur ismi olarak kullanmaya başladı. Aysel KISA(Konusu: Gerçek Adı, Kökeni: )
muhtesip:
1- İyiliğin emredilmesini ve kötülüklerden sakınılmasını kontrol eden, denetleyen. 2- Tarihte, İslam dünyasında insanlara iyiliği emretmek, kötülükleri yasaklamak; çarşıların ve pazar yerlerinin düzenini sağlamak, ölçü ve tartıyı kontrol etmek, komşu haklarını gözetmeyenlere gerekli yaptırımı uygulamak ve toplumun huzurunu bozan her türlü hareketi denetlemekle görevli kişi.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Muhteşem:
(a.i. ka.erk.) İhtişamlı, tantanalı, debdebeli, görkemli. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Arapça)
Muhyi:
(a.i. erk.) İhya eden, dirilten, canlandıran, hayat veren. Allah'ın isimlerindendir. "Abd" takısı alarak kullanılır. (bkz:: Abdülmuhyi)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Muhyi:
(el-Muhyi) “Tüm canlıları dirilten, hayat, sağlık ve esenlik veren, kıyamet koptuktan sonra dünyadaki yaptıklarının karşılığını görmeleri için onları yeniden dirilten.” anlamında Allah’ın Esmâ-i Hüsnâ'sından biri. Örn:: “Şüphesiz ki Muhyi olan Allah ölüleri de diriltecektir. Onun her şeye gücü yeter.” (Kur’an-ı Kerim Rum suresi 30/50 nci Ayet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Muid:
(a.i. erk.) Öğretmen yardımcısı. Asistan.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Muid:
(el-Muid) “Yaratmış olduğu varlıkların hayatına son verdikten sonra onları tekrar yaratan ve yaratma eylemini tüm evrende sürekli olarak tekrarlayan.” anlamında Allah’ın Esmâ-i Hüsnâ'sından biri. Örn:: “… O Allah ki Muid’dir…” (Hadis)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Muin:
(a.i. erk.) Yardımcı. Çırak(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Muine:
(a.i. ka.) (bkz:: Muin)(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
Muiz:
(a.i. erk.) Ağırlayıcı, izzet ve ikram edici. Allah'ın isimlerindendir. "Abd" takısı alarak kullanılır. (bkz:: Abdülmuiz)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Muiz:
(el-Muiz) “Mutlak anlamda güç ve kuvveti elinde tutan, hiçbir şekilde mağlup edilemeyen, evrene hâkim olan, kendisine inananları ve ibadet edenleri mümin olmakla, rızasıyla ve cennetiyle onurlandıran.” anlamında Allah’ın Esmâ-i Hüsnâ'sından biri. Örn:: “… O Allah ki Muiz’dir…” (Hadis)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
mukabele:
1- Karşılaştırma, karşılık verme, karşı karşıya bulunma. 2. Hafızların cami ve mescitlerde cemaate dönerek Kur’an-ı Kerim okurken cemaatin de mushafları açarak takip etmeleri şeklinde gerçekleşen bir okuma biçimi. Hz. Peygamber’in sağlığında Kur’an-ı Kerim’i korumayı garanti altına alma amacıyla Cebrail ile Resulullah arasında ramazan aylarında gerçekleşen mukabele, günümüzde de özellikle ramazan aylarında sürdürülmektedir.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Mukaddem:
(isl. Tiy) Arap gölge oyununu oynatan törenci başı; aynı zamanda gölge oyununun baş kişisi Arap gölge oyununda Hacıvat'ın karşılığı.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Mukaddemun:
(a.i. erk.) (bkz. Hz. Peygamberin isimlerinden)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Mukadder:
(a.i. erk.) 1- Takdir olunmuş, kıymeti biçilmiş, kadri değeri bilinmiş, beğenilmiş. 2- Yazılı, yazılıp belirlenmiş ilahi taktir. 3- Yazılı olmayıp sözün gelişinden anlaşılan. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır. Hz. Peygamberin isimlerinden.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
mukadderat:
1- Alın yazısı, kader, yazgı. 2- İnsanın cinsiyet, renk, vücut organlarının yapısı, hangi anne babadan doğacağı ve ne kadar yaşayacağının belirlenmesi gibi seçme alanına girmeyen şeylerin tümü. 3- Allah’ın evrenle ilgili koymuş olduğu ve kimsenin değiştirmeye gücünün yetmeyeceği kanunlar, sünnetullah.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Mukaddes:
(a.i. ka.erk.) Takdis edilmiş, mübarek kutsal temiz. Mübarek, kutsal kitaplar, Kur'an, Tevrat, Zebur, İncil. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Arapça)
mukaddes emanetler:
Hz. Peygamber’e ait olduğu belirtilen ve onun kullanmış olduğu bazı giyecekler ve ev eşyaları. Mukaddes emanetler, Yavuz Sultan Selim (ö. 1470-1520) tarafından Mısır’dan İstanbul’a getirilmiş (M.1517) ve Topkapı Sarayı’nın Mukaddes Emanetler Bölümüne konulmuştur.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
mukaddesat:
1- Kutsal, mübarek, temiz ve kutlu şeyler. Örn:: “Evet, ulûmunu asrın şebâba öğretelim; / Mukaddesata, fakat, çokça ihtiram edelim.” (M.A.Ersoy) 2- Yüce Allah’la ilgili ve manevi büyüklüğü olan; din, iman, namus, Kâbe, peygamber, melek, kitap, cami, mescit, vatan, millet, bayrak vb. dinî ve millî değerler.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Mukaddim:
(el-Mukaddim) “Kendisine inanıp iman eden, ibadetlerini içtenlikle yapan kullarına yeryüzündeki bütün güzellikleri bağışlayan, sevgisine layık olduklarında onları toplumsal önderlik makamına getiren, ahirette ise iman edenleri iman etmeyenlerin, günahsızları günahkârların, iyileri kötülerin önüne geçiren.” anlamında Allah’ın Esmâ-i Hüsnâ'sından biri. Örn:: “… O Allah ki Mukaddim’dir…” (Hadis)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Mukaffa:
(a.i. erk.) Uyaklı, kafiyeli. (bkz. Hz. Peygamberin isimlerinden)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Mukallit:
(T.K.O.) Anadolu'da oyunları düzenleyene verilen ad.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
mukallit:
Delil aramaksızın bir başkasının sözüne veya iş yapmasına göre iş gören, başkalarının görüşüyle hareket eden, taklit eden, taklitçi kimse. Örn:: “Bilmem ki neden her işte mutlak / Avrupalıya mukallit olmak” (Ziya Paşa) 2- İslam dininin inanç, ibadet ve muamelat ile ilgili alanlarında Kur’an-ı Kerim ve sünnetten hüküm çıkarma yetki ve becerisi olmadığı için müçtehit olan bir İslam âliminin görüşlerine göre hareket eden kişi.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
mukattaa harfleri:
Herhangi bir konuda hitap ettiği kitlenin dikkatini çekmek için Kur’an-ı Kerim’de bazı surelerin başında yer alan Elif-Lam-Mim, Ya-Sin, Nûn gibi harf veya harfler grubu. Mukattaa harfleri Kur’an-ı Kerim’de yirmi dokuz surenin başında bulunmaktadır. Tamamı on dört harften meydana gelir. Bu tür harflerin kullanımı Kur'an-ı Kerim’in indiği döneme ait bir dil özelliğidir. Araplar İslam öncesi şiir ve nesirde bu tür harfleri kullanırlardı. O dönemin ünlü şair ve edebiyatçıları bunların anlamlarını sorma gereği duymamışlardı. Zamanla şiir ve nesirde bu harflerle başlama geleneği kaybolunca insanlar kendi görüşleri doğrultusunda değişik anlamlar yüklemişlerdir.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )