MecmuaN.CoM sözlük sitesi
 D E N E M E    


Haydi Öğrenelim!

Shochu:

Shochu (soçu), damıtılmış Japon içkisidir. Genellikle %25 civarı bir alkol oranına sahip olup pirinç (kome), arpa (mugi), tatlı patates (satsuma-imo), karabuğday (soba) veya kahverengi şeker (kokutō), bazen de kestane, susam, patates ve hatta havuç gibi diğer maddelerden üretilmektedir.

SON EKLENEN KELİMELER



*Amed Sportif Faaliyetler

*Abdi Algül

*Beyza Başar

SON ARANAN KELİMELER



*Erkeklik

*Husye

*Husye

MecmuaN.com Nedir?

MecmuaN geniş çaplı bir Sözlük Sitesidir. Anlamını bilmediğiniz kelimeler, atasözleri, deyimler, osmanlıca kelimeler ve kronolojik tarihi olayları araştırabilir ve önemli günler gibi bir çok bilgiye ulaşabilirsiniz.

Kelime Arama

      Gelişmiş Arama
Sende Yolla Hata Bildir!


GENİŞ KAPSAMLI ANLAMLAR VE KAVRAMLAR SÖZLÜĞÜ - TÜRKÇE SÖZLÜK




Mukayyet:  

(a.i. erk.) 1- Kayıtlı, bağlı, bağlanmış. 2- Ayağında zincir ve pranga bulunan. 3- Bir işe ehemmiyet veren. 4- Kaydolunmuş, deftere geçmiş.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Mukbil:  

(a.i. erk.) İkballi, kutlu, mutlu, bahtiyar, mes'ud.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Mukbile:  

(a.i. ka.) (bkz:: Mukbil)(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

Mukbir:  

(a.i. erk.) Ay ışıklı, mehtaplı.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Mukim:  

(a.i. erk.) İkamet eden, oturan. Hz. Peygamberin isimlerinden.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

mukim:  

1- Yerinde duran, yerleşik olan, yolcu olmayan, ikamet eden kimse. Örn:: “Hareminde mukim idim bir zaman / Kâbe yolun ettim emn ile eman / Emrinde çöllerde olursam kurban / Bilirsin hayr ile şer padişahım.” (Hükmî) 2- Vatanında ya da vatanı hükmünde olan bir yerde on beş günden fazla kalmaya niyet eden kişi. 3- Kendi evinde ve beldesinde yaşayan kimse. Mukim olanlar namazlarını tam olarak kılarlar, oruçlarını tutarlar, cuma ve bayram namazlarını kılarlar, Kurban Bayramı’nda kurbanlarını keserler. Örn:: “Şüphesiz ki Allah, namazı Peygamberinizin ifadesiyle; mukim için dört, misafir için ise iki rekât olarak farz kılmıştır.” (Hadis)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Mukime:  

(a.i. ka.) (bkz:: Mukim)(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

Mukit:  

(el-Mukit) “Yaratmış olduğu tüm varlıklar arasında herhangi bir ayırım yapmaksızın onların her türlü yiyecek ve ihtiyaçlarını karşılıksız olarak karşılayan.” anlamında Allah’ın Esmâ-i Hüsnâ'sından biri. Örn:: “Kim güzel bir işe aracı ve destek olursa, onun da o işten bir payı vardır. Kim de kötü bir işe destek ve aracı olursa onun da o işten bir payı vardır. Her şeyin Mukiti Allah’tır.” (Kur’an-ı Kerim Nisa suresi 4/85 nci Ayet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Mukleci:  

(a.i. mukle, türk. e.) (esk.) Kişiyi mukle denilen uyuşturucu ile uyutup, soyan kimse.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Mukmire:  

(a.i. ka.) (bkz:: Mukmir)(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

Mukoza:  

Organların iç yüzeyini kaplayan, mukus salgılayan ince doku tabakası (sümüksü zar).(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Muksit:  

(el-Muksit) “Bütün işlerini yerli yerinde yapan, hiçbir varlığa haksızlık etmeyen, üstün adalet ve merhamet sahibi.” anlamında Allah’ın Esmâ-i Hüsnâ'sından biri. “… O Allah ki Muksit’tir…” (Hadis)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

muktedi:  

1- Birine uyan, tabi olan, peşinden giden. 2- Cemaatle kılınan bir namazda imama uyan kişi.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Muktedir:  

(a.i. erk.) İktidarlı, gücü yeten, becerebilen.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Muktedir:  

(el-Muktedir) “Her şeye gücü yeten, yarattığı varlıklara hâkim olan, evrendeki her şeyin idaresini elinde tutan tek varlık.” anlamında Allah’ın Esmâ-i Hüsnâ'sından biri. Örn:: “Allah’a karşı bilinçli bir şekilde kulluk yapan müminler, cennetlerde ve (cennetin) nehirlerinde (dinlenmekte)dirler. Onlar Muktedir bir melik olan (Allah’ın huzurunda) üstün bir konuma sahiptirler.” (Kur’an-ı Kerim Kamer suresi 54/54-55 nci Ayet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Muktefi:  

(a.i. erk.) 1- İktifa eden. 2- Ardı sıra izinden gidilmiş örnek olan. Hz. Peygamber (s.a.s.)'in isimlerinden.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Mukusofobi:  

(ing.i. myxophobia) sümüksü maddelerden korkma. mukusofobi (myxophobia) olarakta yazılır ve okunur.(Konusu: Fobiler, Kökeni: ingilizce)

Mulaj:  

Bir nesnenin kalıbını almak için yapılan alçı, balmumu veya benzeri kopya (özellikle sanat ve tıpta).(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Multi Processor:  

Aynı anda birden fazla işlemciyi kullanabilen bilgisayarlara verilen isimdir. Genellikle sunucu tabanlı sistemler için kullanılır.(Konusu: Bilgisayar T., Kökeni: )

Multimedya:  

Animasyon, grafik, metin ve ses gibi çeşitli ifade tekniklerinin entegrasyonudur. Bir multimedya yazılımı, bu tekniklerin bir arada kullanılması ile ortaya çıkar.(Konusu: Bilgisayar T., Kökeni: )

Mum:  

(fars.i.) Razı olma, kabul etme, uyuşma, fit. Örn:: Kaça alırım çalımını. Eskiden altmışlık pakete mumdu. Şimdi piyasası fırlamış Bir aval yakalamış yoluyor. (Hüseyin Rahmi Gürpınar, Bir Muadele-i Sevda)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

mum:  

ad 1. ışık aracı olarak kullanılan, bir fitilin üzerine erimiş balmumu, stearik asit ya da parafin dökülerek genellikle silindir biçiminde dondurulmasıyla elde edilmiş nesne. 2. balmumu. 3. ESKİMİŞTİR•FİZİK TERİMİ ışık yeğinliği birimi. 4. MİNEROLOJİ TERİMİ biraz oksitlenmiş katı hidrokarbonlar. 5. dimdik. 6. yaramazlığı bırakmış, çok uslu (çocuk). 7. dimdik. 8. kıpırtısız, uslu. \"Oğlan bugün mum gibiydi\" 9. düzgün, tertemiz. \"Otelin mum gibi örtüleri, göze hoş geliyordu\" 10. çok incelmek, çok zayıflamak. 11. hırçınlığı, sertliği, yaramazlığı bırakmak, ağırbaşlı ve uslu olmak. 12. papaz. 13. türbe bekçisi. 14. hırçınlığı, sertliği, yaramazlığı bırakmak, ağırbaşlı ve uslu olmak. 15. yola gelmek. 16. ARGO razı olmak.(Konusu: , Kökeni: farsca)

Mum Hırsızı:  

(d. fars. türk.) 1- Papaz. Örn:: Alt tarafı bir papaz mum hırsızı, İki damla hay-beye su bir avuç duman bastır mangırı. (Muzaffer Buyrukçu, Kavga) 2- Türbe bekçisi.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Mumbai:  

Mumbai; (1995 yılına dek Bombay), Hindistan'ın Maharaştra eyaletinin başkenti, Hindistan'ın en büyük ve Dünya'nın dokuzuncu büyük şehridir. Şehir, Salsette adası üzerine kurulmuştur. Şehrin metropol bölgesinde 20 milyon insan yaşar ve bu, dünya'nın en kalabalık üçüncü yerleşim yerini oluşturur. Şehrin derin bir doğal limanı vardır. Şehir, Hindistan'ın ticaret, finans, ve kültür başkentidir. Bollywood olarak bilinen Hint Sinema endüstrisi burada yer almaktadır. Bu sebeplerden dolayı şehir Hindistan'ın diğer bölümlerinden yoğun bir göç almaktadır ve içinde birçok farklı dili ve kültürü barındırır. 16. yüzyıl'da Portekizliler buraya "iyi körfez anlamına gelen 'Bom Bahia" ismini verdi. Bu isim daha sonra İngilizce'leştirilerek "Bombay" oldu. 1995 yılında isim Hint tanrıçası Mumba'dan türemiş "Mumbai" olarak değiştirildi. (Konusu: Dünya Şehirleri, Kökeni: )

Mumcu:  

(fars.i. türk. e.) 1- Papaz. 2- Türbe bekçisi. Örn:: Türbelerden, kiliselerden mum parası çalmayı adet edinmiş hırsız.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Mumhane:  

(b.i) (esk) Mum üretim yeri. (bkz:: mum-hâne)(Konusu: Hane ile Biten, Kökeni: )

Munchhausen Sendromu:  

(Munchhausen syndrome) Tıbbi ya da cerrahi tabloları taklit ederek hastane hastane dolaşan, anamnezinde yanlış bilgiler veren, bütün bunları bir çıkar sağlamak amacı ile yapmayan yapay hastalık sendromu.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )

Mungar:  

(t.i. erk.) Eli açık, cömert.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Munis:  

(a.i. erk.) Ünsiyetli alışılan, yadırganmaz, alışılmış. Cana yakın sevimli. İnsandan kaçmayan.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Munise:  

Reşat Nuri Güntekin'in yazdığı Çalıkuşu kitabının ana karakteri. Feride'nin Anadolu'da öğretmenlik yaptığı sırada evlat edindiği kızı.(Konusu: Kitap Karakteri, Kökeni: )

Munise:  

(a.i. ka.) (bkz:: Munis)(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

Muntazama:  

(Halter Ter.) İki kolla yukarıda tutuş.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Munteka:  

(a.i. erk.) (bkz. Hz. Peygamberin isimlerinden).(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Munzur Dağları:  

Munzur Dağları yahut Mercan sıradağları, Yukarı Fırat bölgesinde, Doğu Anadolu Bölgesinin batısında yer alır. Torosların uzantısı olup kalkerli, dişli kütledir. Yerleşim olarak Tunceli ile Erzincan arasındaki platoda 130 km uzunlukta batıdan doğuya Avcı Dağları'na uzanır. Yüksekliği 3,300 m'yi geçer. Yaşı 5 milyon yıldır. Üzerinde buzul gölleri, meşe ormanları, yabani türde çeşitli hayvanlar, sayısız bitki ve çiçek türleri, akarsular, dereler, yaylalar, alabalık gölleri bulunmaktadır.(Konusu: Coğrafi Konum, Kökeni: )

Murad:  

(a.i. erk.) Arzu, istek, dilek. Maksat meram. Türk dil kuralı açısından "d/t" olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Muradiye:  

(a.i. ka.) (bkz:: Murad)(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

murakabe:  

1- Koruma, bakma, denetleme, göz altında bulundurma. Örn:: “Ben (Hz. İsa) onlara: ‘Benim ve sizin Rabbiniz olan Allah’a kulluk edin.’ diye senin bana emretmiş olduğundan başka bir şey söylemedim. Ben onların içinde olduğum sürece onları murakabe ettim, fakat sen beni vefat ettirince onları murakabe eden (yalnız) sen oldun. Sen her şeyi görensin.” (Kur’an-ı Kerim Maide suresi 5/117 nci Ayet) 2- Kişinin kendi iç âlemine bakması, yaratılış amacı üzerinde düşünmesi. 3- Tasavvuf yoluna giren kişinin ahlaken gelişip ruhen olgunlaşması için iç âlemini kontrol altında bulundurmaya, Allah ile birlikte olma bilincini diri tutmaya ve Allah’ın kendisini gördüğünün farkındalığını güçlendirmeye çaba harcaması.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Murana:  

Bir tür deniz canlısı (moray yılan balığı) veya bazı bölgelerde farklı yerel adlandırmalarla kullanılan kelime.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Murat Bey:  

Reşat Nuri Güntekin'in yazdığı Ateş Gecesi kitabının ana karakteri. 19 yaşında, İstanbul’dan Milas’a sürgün gönderilen yakışıklı, dürüst bir genç. Yaşına göre gayet olgun davranışlar sergileyen, oturaklı bir kişi.(Konusu: Kitap Karakteri, Kökeni: )

Murat Daltaban:  

Dizi Karakteri: Arıza Dizi Adı: Hırsız Polis. 2005-2007 yılları arasında Kanal D'de yayımlanan polisiye türündeki Türk televizyon dizisi.(Konusu: Film & Dizi Karakteri, Kökeni: )

Murat Divandiler:  

(lakabı/müz.) Kobra Murat(Konusu: Lakaplar, Kökeni: )

Murat Soydan:  

Rüjdan TERCAN (d:1940; ö:)(Konusu: Gerçek Adı, Kökeni: )

Murathan:  

(a.i. erk.) (bkz:: Murad)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Murç:  

Taş, metal veya duvar delmek için kullanılan sivri uçlu el aleti (çekiçle vurularak kullanılır).(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

murdar:  

1- Leş, kendiliğinden ölmüş hayvan. 2- İslami usule uygun olarak kesilmemiş ölü hayvan. İslam dinine göre murdar olan hayvanların hiçbirisi yenmez. Bu tip hayvanlar pis kabul edilmiştir. Tıbben de murdar hayvanların çok büyük zararları vardır. Kasıtlı olarak besmele çekilmeyen, Allah’tan başkası adına kesilen, yenilmesi helal olmayan, yırtıcıların parçaladığı, yüksek bir yerden düşerek ölen, boğulan, putlar adına kesilen hayvanların hepsi murdar hükmündedir.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Murdar:  

Yanlış: Mundar Doğru: Murdar(Konusu: Yanlış Yazılan Kelime, Kökeni: )

Murtaza:  

Kitabın Türü: Roman Kitabın Yazarı: Orhan KEMAL Kitabın Konusu: Murtaza Unvan, namus, şeref işini hakkıyla yapma uğruna yaşadığı olaylar, edindiği düşmanlıklar ve yaptığı mücadele anlatılır. Kitabın Ana Fikri: İnsanın sorumlulukları vazifesi hayatındaki her şeyden önce gelmelidir.(Konusu: Kitap Hakkında, Kökeni: )

Murtaza:  

(a.i. erk.) 1- İrtiza edilmiş, beğenilmiş seçilmiş. Güzide. 2- Allah'ın razı olduğu kişi, kendisinden razı olunan kişi. Aliyyü'l-Murtaza: Hz. Ali'nin lakabı.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Musa:  

(a.i. erk.) Vasiyet edilmiş. Vasi nasbolunmuş, vasiyeti yerine getirmekle vazifelendirilmiş. Tavsiye olunmuş. Sina yarımadısında, Eymen vadisinde Tur dağında Allah'ın lütfuna mazhar olarak, kavmine "on emir" adı altında Allah'ın şeriatını bildiren peygamber. Büyük kitaplardan Tevrat ona indirilmiştir.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Musab:  

(a.i. erk.) Zor. Güçlü, dayanıklı. Ashabdan ünlü şehid Mus'ab b. Umeyr'in adıdır.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Musaddık:  

(a.i. erk.) Gerçekliğini ve geçerliliğini resmi yazı ile bildiren. Tasdik eden.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

musafaha:  

Birbirleriyle buluşan kişilerin kardeşlik, dostluk, esenlik ve saygı göstergesi olarak el sıkışmaları, tokalaşmaları. Musafaha yapmak Hz. Peygamberin sünnetidir. Müslümanlar bu sünneti aralarında her zaman canlı tutarlar. Örn:: “Birbiriyle karşılaşan iki Müslüman musafaha yaptıklarında daha ayrılmadan, Allah günahlarını bağışlar.” (Hadis)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

musahere:  

Evlenme yoluyla meydana gelen akrabalık; kadının kan hısımlarıyla kocası arasında kurulan akrabalık.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

musalla:  

1- Namaz kılınan, dua yapılan yer, cami, mescit. 2- Yerleşim yerlerinin dışında cuma, bayram ve cenaze namazlarının kılındığı, toplu duaların yapıldığı açık ve geniş alan. Örn:: “Kurban kesebilecek zenginlikte olup da (kasıtlı olarak) kurban kesmeyen bizim musallamıza gelmesin.” (Hadis)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

musalla taşı:  

Cenaze namazı kılınırken cenazenin üzerine konulduğu yüksekçe taş ya da yüksek bir masa. Örn:: “Neylersin ölüm herkesin başında / Uyudun uyanamadın olacak / Kim bilir nerde, nasıl, kaç yaşında? / Bir namazlık saltanatın olacak/Taht misali o musalla taşında” (C. S. Tarancı)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

musalli:  

Beş vakit namazını sürekli ve düzenli olarak kılan. Örn:: “Ey musalli! Dua et ki kabul olunsun.” (Hadis)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Musandıra:  

Genellikle evlerde veya gemilerde kullanılan, eşyaların konulduğu kapalı dolap/saklama bölmesi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Musavvir:  

(el-Musavvir) “Yaratmada hiçbir varlığı örnek almaksızın bütün varlıkları yoktan yaratıp onları dilediği gibi şekillendiren ve onlara layık oldukları en güzel biçimi veren.” anlamında Allah’ın Esmâ-i Hüsnâ'sından biri. Örn:: “O Allah ki Musavvir, halik ve her şeyi yoktan var edendir. En güzel isimler onundur.” (Kur’an-ı Kerim Haşr suresi 59/24 ncü Ayet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Muscle:  

Kas.(Konusu: Fitness Terimi, Kökeni: )

Musevi:  

(bkz:: Yahudi)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Musevi:  

özel ad · sıfat Hazreti Musa’nın dininden olan (kimse), Yahudi.(Konusu: , Kökeni: arapça)

Musevilik:  

(bkz:: Yahudilik)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Musevilik:  

Musevi kelimesi Türkçe'de "Musa dininden olan, Yahudi" anlamına gelir. Musevi musevilik dinine mensub insan demektir. Yahudi Yahudilik ırkına mensub insan. Musevilik çoğu yerde Yahudilik olarak geçer fakat Yahudilik ırktır. Musevilik dindir.(Konusu: Din (Mezhep), Kökeni: )

Mushaf:  

1- Kur’an-ı Kerim’in adlarından biri. 2- Hz. Peygamber’e gelmiş olan vahiylerin tümünün iki kapak arasında toplanmış olan biçimi. 3- Fatiha Suresi’nden Nas Suresi’ne kadar tüm Kur’an surelerinin iki kapak arasına girmiş biçimi. Hz. Peygamber gelen vahiyleri, okuma yazma bilen vahiy kâtiplerine yazdırmıştır. Yazılı malzemelerin bir nüshasını kendi özel arşivinde tutmuştur. Diğer Müslümanlar ise, yeni gelen veya öğrenmek istedikleri ayetleri Hz. Peygamber’den almışlardır. Hz. Peygamber hayatta iken ve vahiy de devam ederken gelen Kur’an-ı Kerim ayet ve surelerini tek mushaf hâline getirmek mümkün olmamıştır. Onun vefatından sonra Yemame Savaşında pekçok hafız şehit olunca yazı malzemesinin azlığı ve hafızların da savaşlarda şehit olmalarından dolayı Kur’an-ı Kerim’in kaybolma tehlikesi ortaya çıkmıştır. Hz. Ömer’in teklifi üzerine Hz. Ebu Bekir (ö. 12/634), Zeyd b. Sabit (ö. 54/674) başkanlığında bir komisyon kurup eldeki Kur’an-ı Kerim surelerini cem ederek tek mushaf hâline getirmiştir. Hz. Ebu Bekir’in vefatından sonra Hz. Ömer döneminde bu tek mushaf örnek alınmıştır. Hz. Ömer vefat edince bu Mushaf’ı kızı Hz. Hafsa’ya bırakmıştır. Hz. Osman (ö. 35/656) döneminde ise bu Mushaf çoğaltılarak o günkü yerleşim merkezlerine gönderilmiştir.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Mushafıosmani:  

Hz. Ebu Bekir tarafından tek kitap hâline getirilen Mushaf’ın esas alınarak, Hz. Osman’ın emriyle yazı şekli, imla kuralları tespit edildikten sonra çoğaltılıp önemli yerleşim merkezlerine gönderilen Mushaf’lar. Hz. Osman’ın halifeliği zamanında Azerbaycan ve Ermenistan savaşlarına katılan sahabeler arasında Kur’an-ı Kerim’i okuma konusunda bazı farklılıklar ortaya çıkınca Hz. Osman, Hz. Hafsa’nın elindeki ana mushafı isteyip bir komisyon oluşturarak çoğalttırmıştır. Okumada birliği sağlamak amacıyla çoğalttırmış olduğu Mushaf’ları Mekke, Basra, Kûfe ve Şam gibi önemli yerleşim merkezlerine göndermiştir.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Musiki Söyleşileri:  

(Kar.) Hacivat ile Karagöz arasında alaturka musiki üzerine geçen konuşma. Hacivat bütün bilgisini ortaya dökerken Karagöz birşey anlamadığından bunlara karşılık gülünç sözler uydurur.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

muska:  

Bazı hastalıkları, kötülükleri ve nazar değmesini insanlardan uzaklaştırdığına inanılan ve dua amaçlı yazılan, genellikle üçgen biçiminde meşin, teneke ve gümüş kaplarda korunarak boyna asılan nesne. Muska taşıma geleneği eski dinlerde de vardır. İslam dininde muska ve muskacılık hoş karşılanmamıştır. İslam dininde, muskadan, hayatın akışını etkilemesini umarak yardım istemek haramdır. Ancak şifa niyetiyle bazı ayet, sure ve dualar okunabilir.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Muslih:  

(a.i. erk.) İslah eden, iyileştiren, düzeltici, arabulucu. Barıştıran. Bu kelime Kur'an'da birkaç defa zikredilmiştir.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Muslihane:  

(b.i) 1- Barışçı bir yolla. 2- Sulh yolu ile, iyilikle anlaşarak. Arabuluculukla.(Konusu: Hane ile Biten, Kökeni: )

Muslihiddin:  

(a.i. erk.) Dinin salahı için çalışan.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Muslin:  

İnce, gevşek dokunmuş pamuklu kumaş türü (Fransızca kökenli tekstil terimi).(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Muslu:  

(Kar.) Karagöz oyununda Aşık Hasan'ın oğlu.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Musluğu Açılmak:  

(d. a. türk.) 1- (Erkek) Yeni yetmelikten ergenliğe geçmek. 2- Gevezelik etmeye, uzun uzun konuşmaya başlamak. (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Musluk:  

(a.i. maslak'tan) Erkeklik organı, penis. Örn:: Kavuklu-musluğun birini açtım. Aman görmelisin öyle çok akıyor ki Pişekar- Ah birader benim için de niyet edip benim musluğuma da baksaydın. (Ortaoyunu, Çifte Hamamlar)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Muslukçu:  

(a.i. türk.e.) 1- Bir tür yankesici, camilerde abdest almakta olan kişilerin ceketini, ceketinin içindekileri çalar, özellikle asılmış ceketi bir benzeriyle değiştirip hırsızlık yapar. Örn:: cami şadırvanında abdest alanların ceketlerini götüren muslukçu. (Engin Ardıç, Doğru Söyleyeni Dokuz Köyden) 2- Kamu çeşmelerinin hayratların musluğunu çalmayı adet edinmiş hırsız.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Muslukçuluk:  

(a.i. türk. e.) Muslukçu'nun edimi, adeti, işi. Örn:: Camii, Mescit veya buna benzer ibadet yerlerinde bulunan Şadırvanlarda abdest almak üzere palto veya ceketini asarak abdest aldığı sırada diğer bir başkasının aynı yere maksatlı olarak ceketini astığı sırada önce asılan ceket veya palto cebinden çalınmaya Muslukçuluk denir. İzahını aşağıda daha teferrüatlı İzah edicem. (Başkomiser Yılmaz Ertunç, Yankesicilik)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Muson:  

Güney ve Güneydoğu Asya’da mevsimlere göre yön değiştiren geniş ölçekli rüzgâr sistemi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Mustafa:  

(a.i. erk.) 1- Temizlenmiş, seçilmiş, güzide. 2- Hz. Peygamberin isimlerinden. 3- Sa'd Suresi 47. ayette geçer. (kıs.) MUSTİ(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Mustafa Kocabey:  

(lakabı/sp.) Papin(Konusu: Lakaplar, Kökeni: )

Mustafa Sait Yazıcıoğlu:  

Görev Başlangıcı: 17 Haziran 1987 Görev Bitişi: 2 Ocak 1992 tarihleri arasında Diyanet İşleri Başkanlığını yapmıştır. Sonra Gelen: Mehmet Nuri Yılmaz (Konusu: Diyanet Bşk., Kökeni: )

Mustafa Üstündağ:  

Dizi Karakteri: Muro Dizi Adı: Kurtlar Vadisi Osman Sınav'ın yarattığı Türkiye'nin politik konularını ele alan Türk film ve dizi serisi.(Konusu: Film & Dizi Karakteri, Kökeni: )

Mustazaf Cemaati:  

(Konusu: Din (Tarikat), Kökeni: )

Muş:  

Muş Tarihi; Urartular'dan öncesi bilinmemektedir. Pers kültürünün etkisi görülmektedir. Hıristiyanlığın yayılmasıyla bölgede kökten değişiklikler olmuştur. Türklerin egemenliğiyle Türk–İslâm kültürü yayılmaya başlamıştır. 1071 Malazgirt Savaşı da Muş sınırları içinde gerçekleştirilmiştir. 1514'de Osmanlı egemenliğine girdi. 19. yüzyıl sonlarında Bitlis vilayetine bağlandı. Osmanlı döneminde nüfusun nispi çoğunluğunu Ermeniler oluşturuyordu. Kısa süreliğine Bitlis'e bağlanan şehir, 1929'da tekrar il merkezi oldu.(Konusu: İl Tarihi, Kökeni: )

Muş:  

Muş İlçeleri: 1-Merkez 2-Bulanık 3-Hasköy (04.07.1987) 4-Korkut (20.05.1990) 5-Malazgirt 6-Varto(Konusu: İl İlçeleri, Kökeni: )

Muş:  

Muş; Doğudan Ağrı ve Bitlis, Kuzeyden Erzurum, Batıdan Bingöl, Güneyden Diyarbakır ve Batman ili ile komşudur.(Konusu: İl Komşuları, Kökeni: )

Muş:  

Tel. Kodu: 436(Konusu: İl Tel Kodu, Kökeni: )

Muş:  

Plaka Kodu: 49(Konusu: İl Plaka Kodu, Kökeni: )

Muş:  

Nesiyle Meşhur: Halı, Kilim, Boncuk, Dantel işleri, Salamurası, Balı meşhurdur.(Konusu: İl Nesiyle Meşhur, Kökeni: )

Muş:  

Muş'da Gezilecek Yerler: Arak Manastırı (Kilisesi), Muş Kalesi, Murat Köprüsü, Alaaddin Bey Hamamı, Varto Kayalıdere Ören Yeri, Muş Ulu Cami.(Konusu: İl Gezilecek Yerler, Kökeni: )

Muş:  

Genel Bakış: Doğu Anadolu Bölgesi'nde yer alır. •(Konusu: İl Genel Bakış, Kökeni: )

Muş:  

Muş, Türkiye'nin Muş ilinin merkezi olan şehir ve aynı isimli merkez ilçesidir. Yerleşim ilin batısında yer alır. Çavuş Dağı'nın kuzeydoğu eteklerinde kurulmuş olan kentin tarihsel çekirdeği kalenin çevresidir.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Muş Çekmek:  

(d.) Özlemek, çok özenmek, imrenmek. Örn:: rahmetli annem sağ olmalı da görmeli beni şimdi. Zeytinyağlı dolma için muş çekiyoruz. (Orhan Kemal, Avare Yıllar)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Muşamba:  

Yanlış: Muşanba Doğru: Muşamba(Konusu: Yanlış Yazılan Kelime, Kökeni: )

Muşmula:  

(yun.i. mespilon'dan) 1- Yaşlı ihtiyar kimse. 2- Kırışık buruşuk yüz. Buruşuk yüzlü kimse. Örn:: Ben büyük fedakarlıklarla bu muşmulayı oyalıcam. Sen de herifin donunu açıp kediyi içine boca edivereceksin. (Oğuz Aral, Utanmaz Adam)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Muşmula:  

(beşbıyık) Gülgiller familyasından; kış aylarında yaprak döken, eğri büğrü övdeli, dallı budaklı küçük bir ağaçtır. Çiçekleri beyaz veya pembe renklidir. Meyvesi, buruk ve hoşa gitmeyen bir tattadır. Etlidir. 5 bölmesi vardır. İyice olgunlaştıktan sonra yenir. Faydası:: Böbrek kum ve taşlarının dökülmesine yardım eder. Bağırsakların iyi çalışmasını sağlar. İncebağırsak iltihabı, ishal ve dizanteriyi giderir. Kan dolaşımını düzenler. Sinirleri güçlendirir. Mide hastalıklarında faydalıdır. Lumbago ve nikriste kullanılır. Ana karnındaki ceninin düşmesini önler.(Konusu: Bitki Bilim, Kökeni: )

Muşmula:  

Bir meyve türü (gülgillerden, kahverengi-küçük, olgunlaşınca yumuşayan meyve ve ağacı).(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Muştu:  

(t.i. erk.) Müjde, sevindirici haber.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Muştubey:  

(t.i. erk.) (bkz:: Muştu)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Muşuk:  

(sf.i.) Basık yüzlü, basık burunlu. (kimse)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Muta:  

(a.i. erk.) İtaat olunan, boyun eğilen, başkalarının kendisine itaat ettikleri. Hz. Peygamberin isimlerinden.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

WhatsApp