MecmuaN.CoM sözlük sitesi
 D E N E M E    


Haydi Öğrenelim!

Sadeyn:

(a.i. ka.erk.) 1- "İki uğurlular". 2- Venüs (Zühre) ile Jüpiter (Müşteri) gezegenleri. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

SON EKLENEN KELİMELER



*Amed Sportif Faaliyetler

*Abdi Algül

*Beyza Başar

SON ARANAN KELİMELER



*Erkeklik

*Husye

*Husye

MecmuaN.com Nedir?

MecmuaN geniş çaplı bir Sözlük Sitesidir. Anlamını bilmediğiniz kelimeler, atasözleri, deyimler, osmanlıca kelimeler ve kronolojik tarihi olayları araştırabilir ve önemli günler gibi bir çok bilgiye ulaşabilirsiniz.

Kelime Arama

      Gelişmiş Arama
Sende Yolla Hata Bildir!


GENİŞ KAPSAMLI ANLAMLAR VE KAVRAMLAR SÖZLÜĞÜ - TÜRKÇE SÖZLÜK




Osmaniye:  

Plaka Kodu: 80(Konusu: İl Plaka Kodu, Kökeni: )

Osmaniye:  

Nesiyle Meşhur: Yer Fıstığı, Topaç (Kiriştek), Andız Tespihleri meşhurdur.(Konusu: İl Nesiyle Meşhur, Kökeni: )

Osmaniye:  

Osmaniye'de Gezilecek Yerler: Karatepe Aslantaş Açık Hava Müzesi, Karatepe Aslantaş Milli Parkı, Maksutoğlu Yaylası, Toprakkale Kalesi, Hemite Kalesi, Karaçay ve Şarlak Şelaleleri, Zorkun Yaylası, Haruniye Kaplıcası.(Konusu: İl Gezilecek Yerler, Kökeni: )

Osmaniye:  

Genel Bakış: Akdeniz Bölgesinde yer alır. • 1933’e kadar il olan Osmaniye’nin eski adı Cebelibereket’tir. O tarihte Adana iline bağlanmış, 24 Ekim 1996 tarihinde yapılan yasal düzenlemeyle tekrar il olmuştur. •(Konusu: İl Genel Bakış, Kökeni: )

Osmanlı:  

(özel ad) 1- Osmanlı İmparatorluğu. "Osmanlıya başkaldıran ülkeler hemen ele geçirilirdi" 2- 1299’da Osman Gazi tarafından Anadolu’da kurulan ve Birinci Dünya Savaşı’nın sonuna değin yaşayan bir büyük Türk devleti olan Osmanlı İmparatorluğu’nun uyruğu kimse. "Namık Kemal, Osmanlıyız biz diyordu" 3- Osmanlı İmparatorluğu’nu kuran ailenin soyundan gelenler. 4- (sf.) Osmanlı İmparatorluğu’yla ya da Osmanlılarla ilgili olan. "Osmanlı döneminde Türkçe başka dillerin etkisinde kalmıştı"(Konusu: Tarih Terimi, Kökeni: )

Osmanlı Partisi:  

Kısa Adı: OP Genel Merkezi: Çankaya, Ankara Kuruluş Tarihi: 31.08.2016 Genel Başkanı: İbrahim Ünye Sona Eriş Tarihi: FAAL Sona Eriş Nedeni: FAAL Siyasi Pozisyonu: Aşırı Sağ İdeoloji: Yeni Osmanlıcılık, İslamcılık, Türk milliyetçiliği NOT: Çok Partili Dönemde Kurulan Siyasi Parti - III (1980 Sonrası)(Konusu: Siyasi Parti, Kökeni: )

Osmanlıspor:  

Kulüp Lakabı: Osmanlılar. Osmanlıspor, Ankara Belediyespor adıyla 21 Mart 1978'de kurulmuştur. 1984 yılında Ankara Büyükşehir Belediyespor adını almış, 1998 yılında ise tekrar isim değişikliğine giderek Büyükşehir Belediye Ankaraspor ismini almıştır. 2005 yılında kulüp yönetiminin aldığı karar sonucunda futbol branşı Ankara Büyükşehir Belediyesi bünyesinden çıkartılarak Ankaraspor A.Ş. adı ile özelleştirilmiştir. Böylece Ankaraspor bir spor kulübü değil, bir futbol kulübü hüviyetine bürünmüştür. 2014-15 sezonu öncesinde kulübün Ankaraspor olan ismi Osmanlıspor Futbol Kulübü, mavi-beyaz olan renkleri ise mor-sarı olarak değiştirilmiştir. Ayrıca bunlara bağlı olarak logo da yenilenerek kulübün kuruluş yılı olarak 2014 yılı tescil edilmiştir. (bkz:: Ankaraspor) (Konusu: Lakap Türk Tk., Kökeni: )

Osmiyum:  

Sembolü: Os Atom Numarası (Proton Sayısı): 76 Atom Ağırlığı: 190,23 g/mol Elektron Sayısı: 76 Element Serisi: Geçiş metalleri Periyodik Tablodaki Grup, Periyod: 8B, 6 Yoğunluk: 22,4 g/cm3 Erime Noktası: 3045.0 ° C (3318.15 K, 5513.0 ° F) Kaynama Noktası: 5027.0 ° C (5300.15 K, 9080.6 ° F) Oda Koşulunda Maddenin Hali: Katı Görünümü: Gümüşi Keşif: Smithson Kiracı (1803) Osmiyum Kullanım Alanları ve Özellikleri: Osmiyum ağırlıklı olarak sert metal alaşımları yapmak için kullanılır. Tükenmez kalem uçları, pikap iğneleri, elektrik kontakları ve sürtünmenin hafifletilmesi gereken diğer metal bileşenlerinde elementin kullanımı ile karşılaşmak mümkündür.(Konusu: Elementler, Kökeni: )

Osmiyum:  

Çok sert ve yoğun bir metal element (Os).(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Osmolarite:  

(Biy.Sp.Ter.) Çözeltinin sıvıya oranı.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

OSS:  

(oss) Olumluluk, anlaşılırlık parolası.(Konusu: Karate Terimi, Kökeni: )

osteoloji:  

(ing.i. osteology) kemik bilimi. kemiğin yapısını ve gelişmesini inceleyen bilim dalı.(Konusu: loji ile biten, Kökeni: ingilizce)

Osteoloji:  

Kemik bilimi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Ostrakonofobi:  

(ing.i. ostraconophobia) kabuklu deniz hayvanından korkma.(Konusu: Fobiler, Kökeni: ingilizce)

Osuruğu Düğümlenmek:  

(d.) Korkmak, çok korktuğu için herhangi bir davranışta bulunamamak. Örn:: Ayşen: Söyle ulan benim gibi kaç kişiyle evlendin? Kaç kişinin canını yaktın? Ne susuyorsun osuruğun mu düğümlendi? (Oktay Arayıcı, Rumuz Goncagül)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Osuruk:  

(sf.i.) Değersiz, düşük nitelikli. (şey, kimse) Örn:: Osuruk radyomda Borodinin Prens İgoru başlar. (Ferhan Şensoy, Gündeşte)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Osuruktan Tayyare:  

(d. türk. a. osm. tair, tayyare) 1- Değersiz, önemsiz. (kişi, olayi nesne) 2- Yalan, uyduruk. (söz, haber)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Oş:  

(sonek.) Bazı argo sözcükler türetmede kullanılan sonek: Anne (an-oş) İbne (ibn-oş) göt([göt-oş) vd.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Oşinografi:  

Okyanusların yapısını ve özelliklerini inceleyen bilim dalı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Ot:  

(i.) 1- Bilgisiz, kültürsüz, değersiz kimse. Örn:: Benim için Gürkan diye bir mesele yok artık. Neyse bir ot için üzülmeye değmez. (Muzaffer Buyrukçu, İkinci Haşan) 2- Esrar. Örn:: Ee. Çeksene bi nefes Otun güzeli bu. (Erdoğan Dağlar, Cihangir Günlüğü) 3- Düşük nitelikli esrar. Esrar. Örn:: Ahıra girmeyen bir koçtum, Ot buldukça uçtum. (Kanat Güner, Eroin Güncesi) 4- Marihuana ya da deligonca otu.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Ot Sazanı:  

Bilimsel Adı: Ctenopharyngodon idella. Familyası: Diğer Adı: Ot balığı olarak da tanımlanır. 2000 yıldan beri Çin'de sazan üretimi ile beraber yetiştirilir. Anayurdu Çin'den dünyaya yayılan bu arada ülkemize de getirilen bir kültür balığıdır. Ortalama 40-80 santimetre boy ve 2-5 kilogram ağırlıkta olur. En çok 12-30 kilogram ağırlığa ulaşabilir. Otobur bir balıktır. Günde ağırlığının %120'si kadar ot yer. Bu nedenle havuzlarda ot mücadelesi için mükemmel bir canlıdır. 5-6 yaşlarında olgunluğa erişir ve kg/ağırlığına göre 120000 yumurta verir. 6-10 santimetre boya eriştikten sonra sadece bitkilerle beslenir. Ülkemizde henüz tüketim değeri yoktur.(Konusu: Balık İsimleri, Kökeni: )

Ot Yemek:  

(d.) Esrar içmek, esrar kullanmak. Örn:: -Hele dur. Bak bakalım gözüme Sakın sen of yemeye mi başladın? (Kemal Tahir, Esir Şehrin Mahpusu)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Otac:  

(t.i. ka.erk.) Hekim, doktor. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Türkçe)

Otantik:  

Gerçek, özgün, sahte olmayan. Geleneksel yapısını koruyan.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Otaran:  

(t.i. erk.) Hayvanları otlatan çoban.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Otarşi:  

Bir ülkenin dışa bağımlı olmadan kendi kendine yeterli olması.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Otay:  

(t.i. ka.erk.) Ateş renginde ay. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Türkçe)

Otel:  

Konaklama hizmeti veren işletme.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

otel veya motel:  

(B-27) Trafik Bilgi İşareti: bu işaret levhası, yol kenarında bir otel olduğunu bildirir.(Konusu: trafik işareti, Kökeni: )

Otelci:  

(fr.i. hotel, türk. e.) 1- Özellikle otellerde faaliyet gösteren hırsız. Örn:: otel fareliğine soyunan otelci. (Engin Ardıç, Doğru Söyleyeni Dokuz Köyden) 2- Yalnızca otellerde çalışan fahişe ya da pezevenk.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Otelci:  

Otel işleten veya yöneten kişi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Otelcilik:  

Konaklama ve turizm işletmeciliği mesleği.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Otizm:  

(fr.i. autisme) (ruhb.) İçe yöneliklik, spektrum bozukluğu. Doğuştan gelen ya da yaşamın ilk yıllarında ortaya çıkan karmaşık bir nöro-gelişimsel bir bozukluktur.(Konusu: İzm İle Biten, Kökeni: fransızca)

Otizm:  

(autism) İçe dönüklük; kişinin ileri derecede içe kapanık oluşu; aşırı çekingenlik sebebiyle kişisel ilişkiler kurmada güçlük göstermesi hâli.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )

Otizm:  

Otizm, beynin ve sinir sisteminin yapısındaki farklılıktan kaynaklanan bir nörobiyolojik durumdur. Zihinsel bir engel değil, bir farklılık olarak kabul edilir.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Otlak:  

(i.) 1- Para verilmeksizin yatılan, yemek yenilen yer. Karşılığı verilmeksizin kendisinden yararlanılan kimse. (özellikle sigarası alınıp içilen kimse) 2- (Okulda) Sınıf, dershane.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Otlakçı:  

(i) Otlak'tan yararlanmayı adet edinmiş kimse, bedavacı, beleşçi. (özellikle sigara İhtiyacını başkalarından karşılayan kimseler için kullanılır) Örn:: Kalktı Semihe yanaştı. Bir sigara içer misin? Otlakçıydı Semih.(Sevgi Soysal, Yürümek)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Otlakçılık:  

(i.) Otlakçı olma durumu, otlakçı olma niteliği alışkanlığı. Bizim otlakçılığımız başka, bizim otlakçılığımız nezih. (Fakir Baykurt, Havacı) Örn:: Böylece Asım Bey ilk otlakçılığa başladı. Daha sonra otlakçılık onda bir alışkanlık halini aldı. (Hasan Kaçan, Alışmış Asım Bey)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Otlakiye:  

(türk.i. otlak, ar. sonek -ıyye -iyye) 1- Parasız elde edilmiş nesne. 2- Otlak olarak kullanılan yer, kimse. 3- Otlakçılık yapma, beleşçilik, bedavacılık.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Otlamak:  

(f.) 1- Çaba, para harcamadan yararlanmak. Örn:: Gitti kaldırımlara serilmiş akşam gazetelerinden otlamağa başladı.(Attila İlhan, Kurdlar Sofrası), Örn:: Allah için zamparalığı Ekrem yapıyor Fikret otluyor ben de röntgenliyordum. (Öztürk Serengil, Yeşilçamı Benden Sorun) 2- Birisinin malını ondan habersiz almak, aşırmak, çalmak. Örn:: Sende vardır. Otladıklarını tekrar paketlere doldurup -Ne demek? -Gece vakti tütünsüz kalanlara on kuruş fazlasına satıyorsun. (Samim Aşkın, Halk Plajı) 3- (Evli ya da erkekle ilişkili kadın için) Eşine farkettirmeden aşiftelik etmek, başkalarıyla kırıştırmak. 4- (Öğrenci) Ders çalışmak.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Otlatmak:  

(i.) (Birisine) Karşılıksız çıkar sağlamak. Örn:: -Sigara vermek.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Oto:  

1. Otomobil (kısaltma kullanımı). 2. Teknik dilde “otomatik” anlamı, kendiliğinden.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Otoban:  

Yüksek hızlı motorlu taşıt yolu (otoyol).(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Otobiyografi:  

Kişinin kendi hayatını yazması.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Otobiyografik:  

Kişinin hayatını anlatan yazıyla ilgili.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Otobüs:  

(fr.i. autobus) Fahişe, orospu. Örn:: Dostu otobüsünü kahvede okey oynayarak bekliyor. (Behiç Kılıç, Lüküs Hayat) Örn:: Kendi aralarında birbirlerine otobüs diye takılırlardı. (Nokta, Hayat Kadınlarının Tamirhanesi)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Otobüs:  

Yolcu taşıyan büyük motorlu araç.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

otobüs giremez:  

(TT-10b) Trafik Tanzim İşareti: otobüslerin bu yola girmelerinin yasaklanmış olduğunu belirtir. otobüs sürücülerinin bu yola girmemeleri gerekir.(Konusu: trafik işareti, Kökeni: )

Otobüscü:  

(i.) 1- Özellikle kamu taşıma aracı olarak kullanılan otobüslerin kalabalık saatlerinde çalışmayı adet edinmiş yankesici. 2- Otobüslerde elle ya da gövdesel temasla sarkıntılık eden kimse kertici. (bkz:: Fortçu)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Otobüscü:  

Otobüs işleten veya süren kişi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Otobüscülük:  

Otobüs işletmeciliği işi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Otobüslük:  

(i.) Fahişelik. Örn:: Fahişenin dostuna bağlanıp ona parasal çıkar sağlaması. Örn::- Otobüslüğe paydos demek ha Yaprak? diye sordu. (İrfan Yalçın, Genelevde Yas)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Otodidakt:  

Kendi kendini yetiştiren kişi. Eğitim almadan öğrenen birey.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Otodizomofobi:  

(ing.i. autodysomophobia) Birinin iğrenç kokuu olmasından korkma.(Konusu: Fobiler, Kökeni: ingilizce)

Otoerotizm:  

(fr.i. autoerotisme) (ruhb.) kendi kendine tatmin, cinsel gerilimleri gidermek için bir eşe gereksinim göstermeden, cinsel organların uyarılmasıdır.(Konusu: İzm İle Biten, Kökeni: fransızca)

Otoerotizm:  

(autoerotism) Kişide cinsel dürtü ve arzunun kendine yönelik oluşu; kendi vücudundan cinsel haz alma; kişinin kendi vücudu aracılığıyla cinsel tatmine erişmesi. (Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )

Otoerotizm:  

Kişinin kendi bedeni üzerinden cinsel uyarılma yaşaması.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Otofobi:  

(ing.i. autophobia) kendi başına kalmaktan korkma. (Konusu: Fobiler, Kökeni: ingilizce)

Otogar:  

Şehirlerarası otobüslerin kalkıp vardığı terminal. Yolcu taşımacılığı için araçların toplandığı merkez.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Otogestiyon:  

Kendi kendini yönetme (öz yönetim). Bir yapının dış müdahale olmadan idaresi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Otokar:  

Türk savunma ve otomotiv şirketi adı. Otobüs ve askeri araç üreticisi firma.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Otoklav:  

Yüksek basınçlı buharla sterilizasyon yapan cihaz.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Otoko:  

(Jap.) "No Tiyatrosu"nda erkek oyuncunun maskesi.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Otokontrol:  

Kişinin kendi davranışlarını denetleyebilmesi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Otokrasi:  

Tek kişinin mutlak yönetimi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Otokrat:  

Tek başına yöneten kişi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Otokritik:  

Kendi kendini eleştirme.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Otokton:  

Yerli, bulunduğu yerde oluşmuş/yaşamış.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

otolarengoloji:  

(ing.i. otolaryngology) kulak-burun-boğaz bilimi. kulağın yapısı, fonksyionları ve hastalıkları ile uğraşan bilim dalı.(Konusu: loji ile biten, Kökeni: ingilizce)

Otolit:  

İç kulakta dengeyi sağlayan küçük kalsiyum parçacığı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

otoloji:  

(ing.i. otology) kulakbilim. kulağın anatomisi, fizyolojisi ve patolojisiyle ilgili veteriner hekimlik dalı.(Konusu: loji ile biten, Kökeni: ingilizce)

Otoman:  

Osmanlı ile ilgili, Osmanlı tarzı. Yumuşak minderli uzun oturma mobilyası (puf).(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Otomasyon:  

İşlerin makinelerle otomatik hale getirilmesi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Otomat:  

Para ile çalışan makine. Otomatik çalışan sistem.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Otomatik:  

Kendiliğinden çalışan.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Otomatik Tabanca:  

(automatic pistol) Tetik bir kere çekildiğinde bırakmamak kaydıyla şarjördeki tüm fişekleri bitirinceye kadar atışa devam eden tabanca.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )

Otomatikleşmek:  

Otomatik hâle gelmek.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Otomatikleştirilmek:  

Bir sistemin otomatik hale getirilmesi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Otomatikman:  

Kendiliğinden, otomatik olarak.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Otomatizm:  

(fr.i. automatisme) Bir cihaza, bir alete otomatik bir işleyiş kazandırmak için gerekli olan düzen.(Konusu: İzm İle Biten, Kökeni: fransızca)

Otomatizm:  

Bilinçsiz, refleks benzeri davranış.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Otomatonofobi:  

(ing.i. automatonophobia) vantrilokların kuklalarından, mekatronik yaratıklardan, mum heykellerden veya canlı bir yaratığı yapay olarak canlandırmak üzere yapılmış her şeyden korkma.(Konusu: Fobiler, Kökeni: ingilizce)

Otomizofobi:  

(ing.i. automysophobia) kirli olma korkusu.(Konusu: Fobiler, Kökeni: ingilizce)

Otomobil:  

Motorlu kara taşıtı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Otomobilci:  

Otomobil satan veya kullanan kişi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Otomobilcilik:  

Otomobil işi veya sektörü.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Otomotiv:  

Otomobil üretim ve sanayi sektörü.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Otonom:  

Kendi kendini yöneten, bağımsız.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Otonomi:  

Özerklik, kendi kendini yönetme.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Otopark:  

Araçların park edildiği alan.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Otoplasti:  

Kulak estetiği ameliyatı. Kulak şekil bozukluklarının cerrahi olarak düzeltilmesi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Otopsi:  

(autopsy) Ölüm nedenini ya da çok sayıdaki etkenden hangisinin ölüme yol açtığını, bu etkenlerin vücutta yaptıkları değişiklikleri incelemek amacıyla, kafatası-göğüs-karın boşluklarının açılması ve incelenmesi şeklinde yapılan araştırma yöntemi. (Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )

Otopsi:  

Ölüm nedenini belirlemek için ceset üzerinde yapılan inceleme.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Otoray:  

Demiryolu veya raylı sistem (özellikle şehir içi/banliyö treni için kullanılan eski terim).(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Otoregülasyon:  

Vücutta normal fonksiyon için ideal koşulları sürdüren süreçler olarak tanımlanabilir.(Konusu: Fitness Terimi, Kökeni: )

Otoritarizm:  

Otoriteye aşırı bağlı, baskıcı yönetim anlayışı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Otorite:  

Yetke, güç ve söz sahibi olma durumu. Alanında güvenilir kişi veya kurum.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Otoriter:  

Baskıcı ve merkeziyetçi yönetim tarzına sahip olan.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

OTOSHI:  

(otoşi) Yukarıdan aşağıya.(Konusu: Karate Terimi, Kökeni: )

Otosist:  

Otonom sinir sistemiyle ilgili sistem (biyoloji/tıp kullanımı sınırlı terim).(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

WhatsApp