MecmuaN.CoM sözlük sitesi
 D E N E M E    


Haydi Öğrenelim!

Nevşehir:

Plaka Kodu: 50

SON EKLENEN KELİMELER



*Amed Sportif Faaliyetler

*Abdi Algül

*Beyza Başar

SON ARANAN KELİMELER



*Erkeklik

*Husye

*Husye

MecmuaN.com Nedir?

MecmuaN geniş çaplı bir Sözlük Sitesidir. Anlamını bilmediğiniz kelimeler, atasözleri, deyimler, osmanlıca kelimeler ve kronolojik tarihi olayları araştırabilir ve önemli günler gibi bir çok bilgiye ulaşabilirsiniz.

Kelime Arama

      Gelişmiş Arama
Sende Yolla Hata Bildir!


GENİŞ KAPSAMLI ANLAMLAR VE KAVRAMLAR SÖZLÜĞÜ - TÜRKÇE SÖZLÜK




Pastiş:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Pastoral:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Pastoral Oyun:  

(Alm. Hirtendrama - Fr. drame pastorale - İng. pastoral drama) Rokoko çağında, saray üyelerinin ve yüksek sınıf halkın sevdiği bu oyun türü, konusunu mitolojilerden ve çoban masallarından almıştır.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Pastörizasyon:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Pastörize:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Pastra:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Pasword (Şifre):  

Bir sisteme ya da programa izinsiz olarak girilmesini önlemek amacıyla kullanılan yöntemdir. Çoğu zaman, şifre ile birlikte bir de kullanıcı adı (User ID) gerekmektedir. Bir şifre ile korunan programları açmak ya da korumalı bir sisteme girmek, ancak şifrenin doğru olarak tuşlanması ile mümkün olabilir.(Konusu: Bilgisayar T., Kökeni: )

Paşa:  

(t.i. erk.) 1- Osmanlı devletinde yüksek rütbeli askerlere verilen unvan. General. 2- Uslu, ağırbaşlı.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Paşa:  

(sf.i.) Sarhoş, esrimiş. (kimse) (bkz:: Vilispit)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Paşhan Yılmazer:  

Dizi Karakteri: Ortega (Sedat Yıldırım) Dizi Adı: Hayat Bilgisi. 13 Şubat 2003 tarihinde Kanal D'de yayımlanmaya başladı. Burada 19 Haziran 2003'e kadar 19 bölüm sürdü ve sezon finali yaptı. Daha sonra transfer olduğu Show TV'de 19 Eylül 2003'te yayına başladı. 16 Haziran 2006 tarihinde yayımlanan 137. bölümü ile final yaparak yayın hayatı sona erdi.(Konusu: Film & Dizi Karakteri, Kökeni: )

Pat:  

(ono. i.zf.) Bir olayın, bir edimin, birdenbire gerçekleşiverdiğini belirtirken kullanılır. Örn:: Ağbi herif hapisten çıktı yarım saat sonra pat bi karı. Ferhan Şensoy, Kazancı Yokuşu)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Pat Çakmak:  

(d. ita. patta, türk.) Ayak topuklarını birbirine vurarak asker selamı vermek. Örn:: Karagöz- Hacivat bu herif dilsiz lakırdı etmiyor. Hacivat- Sen ona patı çak. (Karagöz, Ağalık) Pata Çakmak, Patiyi Çakmak biçiminde de kullanılır.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Pata:  

(yun.i. pato, basmak'tan) 1- Selam. 2- (Oyunda, kumarda) Berabere kalma, eşitlik. Örn:: Sayılar yarı yarıya yani (60) (60) alınırsa (Pata = Müsavi) olur. (Hulusi Kodaman, Zar-Kağıt Oyunları ve Hileleri)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Pata:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Patakoz:  

(yun.i. patagos'tan) (esk.) 1- Bozukluk durumunda olmayan bütün para. 5 kuruşluk, bütün 5 kuruş. Örn:: Hele sen şimdi şu iki patakozu al kulübene git ben seni yine bir gün çağırır o gün de seni ayrıca memnun ederim. (Osman Cemal Kaygılı, Çingeneler) 2- Kuruş. Örn:: Üç ay evvel Balıkhaneden satın aldım. Dokuz yüz bilmem kaç patagoz saydım. (Sait Faik, Yüksek Kaldırım)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Patalya:  

(ita.i. battella'dan) Dolandırıcı yardımcısı, Dümenci, yardakçı. Patalyacı'da denir. Örn:: Sahib-i hane patalyacı koymuşsa keseyi teslim etmeden başka çare yoktur. (Ahmet Rasim, Şehir Mektupları)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Patalya Durmak:  

(d. ita. türk.) Patalya olarak çalışmak, yardakçılık etmek. (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Patates:  

(solanum tuberosum) Patlıcangiller familyasından; yer altındaki yer altındaki yumruları yenen otsu bir bitkidir. Yeşil kısımlarında, renksiz filizlerinde ve yeşilimsi yumrularında Solanin denilen bir madde vardır. İçeriğinde bol miktarda nişasta, B ve C vitaminleri bulunur. Faydası:: Şeker hastalarına faydalıdır. Susuzluğu giderir. Mide ve Onikiparmak ülserinde yararlıdır. Karaciğer şişliğini giderir. Safra akışını kolaylaştırır. Bağırsak solucanlarının düşürülmesine yardımcı olur. Damar sertliğine faydalıdır. Sert bir şey yutulduğunda yabancı maddenin zarar vermeden çıkmasını sağlar. El ve ayak çatlaklarında faydalıdır. Skorbüt hastalığını önler. Kandaki şeker seviyesini düşürür. Kanı temizler. Kansere karşı korur.(Konusu: Bitki Bilim, Kökeni: )

Patates:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Patburun:  

(d.) Zabıta, polis, kolluk kuvveti. Örn:: Külhanbeyi- Patburunlar uçlandılar, enselenmemek için cızlamı kırdım. Kavuklu- Oğlum bu lakırdılardan birini anladımsa arap olayım.(Ortaoyunu, Kanlı Nigar)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Patch:  

"Türkçe'de ""yama"" olarak geçen ""patch"" terimi, bir program içerisinde yer alan hatayı ya da hataları düzeltmek için geliştirilen veya programa yeni fonksiyonlar eklemeye yarayan küçük program parçacıklarını tanımlar. Örneğin piyasaya sürülen yeni bir oyunda gözden kaçan hatalar, kısa süre sonra ücretsiz olarak dağıtılan bir patch yardımıyla giderilmektedir. Kullanıcılar, ihtiyaç duydukları patch 'leri genellikle internet üzerinden temin edebilirler."(Konusu: Bilgisayar T., Kökeni: )

Paten:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Patenci:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Patent:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Paternalizm:  

(fr.i. paternalisme) (fel.) Babacılık. Toplum veya aile yönetimlerinde kararların, rehber ve ideal kabul edilen kişi veya kişilerce alınmasını öngören yönetim sisteminin adıdır.(Konusu: İzm İle Biten, Kökeni: fransızca)

Paternalizm:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Patetik:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Patır Patır:  

(be.) 1- Patır kütür. 2- Gürültülü bir biçimde, gürültüyle, patırtıyla. NOT: Yansımalardan Oluşur.(Konusu: İkileme, Kökeni: )

Pati:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Pati Çekmek:  

(d. fr. patinage'dan patinaj, pati, türk. k.) (Şoför) Otomobile, taşıt aracına patinaj yaptırmak.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Patik:  

(yun.i. pato, basmak'tan) Kadın, kız. (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Patik:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Patika:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Patinaj:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Patis:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Patiseri:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Patiska:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Patiş Yapmak:  

Eşanl. Pati Çekmek)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Patiyo:  

(İsp. Patio) Sahnesi ortada olan tavanı açık İspanyol tiyatrosu.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Patlak İstepne:  

(d.) Fahişe, orospu. (bkz:: İstepne)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Patlama Etmeni:  

(Alm. Knalleffekt - Fr. marron- İng. maroon) Sahnede patlama sesi veren düzen.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Patlama Kutusu:  

(Alm. Explosionkasten - Fr. caisse d bombes - İng. bomb tank) Patlama sesleri sağlayan düzen.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Patlamak:  

(f.) (Uyuşturucu) Etkisini yoğun biçimde göstermek. Örn:: Üzerine bir de çay içtin mi papikler çabuk patlıyor. Hap daha süratle tesirini gösteriyormuş.(Nazlı Ilıcak, Allah Kurtarsın)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Patlatmak:  

(f.) 1- Önemli bir söz söylemek, önemli bir haber vermek. 2- Bir şarkı, bir türkü söylemek. Örn:: Sen de bir türkü patlatsana be abicim. (Oğuz Aral, Utanmaz Adam) 3- (Esrarın sarılacağı sigarayı, sigara kağıdını) Açmak, açılmasına yol açmak.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

patlayıcı madde:  

Isı veya darbe tesiri ile kimyasal değişikliğe uğrayan, ani hacim ve ısı artışı sağlayan, bu sayede basınç ve şok dalgası oluşturan katı, sıvı veya gaz hâlindeki kimyasal maddelere patlayıcı maddeler denir.(Konusu: , Kökeni: )

Patlıcan:  

(badincan) Patlıcangiller familyasından; kalın saplı, uzunca yapraklı, iri mor meyveli, bir yıllık otsu bir bitkidir. Birçok çeşidi vardır. İçeriğinde A vitamini, fosfor ve bazı esanslar vardır. Faydası:: Kansızlığı giderir. Karaciğer ve Pankreasın muntazam çalışmasını sağlar. İdrar söktürür. Kilo vermeye yardımcı olur. Böbrek yanması ve ağrısını keser. Sinirleri yatıştırır. Kalp çarpıntısını giderir. Cilt hastalıkları, şeker, mide bağırsak ve karaciğer hastalıkları aşırı derecede olanlar patlıcan yememelidir.(Konusu: Bitki Bilim, Kökeni: )

Patofobi:  

(ing.i. pathophobia) hasta olmaktan korkma.(Konusu: Fobiler, Kökeni: ingilizce)

Patojen:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Patolog:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

patoloji:  

(ing.i. pathology) hastalık bilimi. hastalıkla ilgili hücrelerdeki, dokulardaki ve organlardaki yapısal ve işlevsel değişikliklerin tanınması, araştırılması ve incelenmesiyle ilgilenen bilim dalı. biyoloji alt dalı.(Konusu: loji ile biten, Kökeni: ingilizce)

Patoloji:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Patolojik:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Patpat:  

(i.) Para.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Patriarkal:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Patriarkalizm:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Patricia Bath:  

Patricia Bath (1942-0000) Amerikalı kadın mucit. İlk Afrika kökenli Amerikalı kadın doktordur. 1986 yılında Lazerli Katarakt cihazı araştırmalarını tamamladı ve 1988 yılında patentini aldı. (Konusu: Mucid ve İcadı, Kökeni: )

Patriğin Eşeğini Kırk Yıldır:  

(bkz:: Kırk Yıldır Patriğin Eşeğini Sıkmak)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

patrik:  

Ortodoksların ve bazı doğu kiliselerinin ruhani lideri. Patrik unvanı daha önceleri batı kiliseleri için de kullanılmakla birlikte günümüzde yalnızca Ortodoks Kilisesi için kullanılmaktadır. Bu unvan ilk defa Kadıköy Konsili’nde kullanılmıştır (M. 451). Patriklik, piskoposların büyük şehirlerde yoğunlaşmalarının bir sonucu olarak şehrin dinî idaresinin sağlanması amacıyla piskoposlar arasından seçilmiş idarecinin unvanıdır.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Patrik:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Patrikhane:  

(b.i) Patriğin içinde görev yaptığı yapı.(Konusu: Hane ile Biten, Kökeni: )

patrikhane:  

Hristiyanların dinî ve resmi işlerini yürüten Ortodoks Kiliseleri Başkanlığı.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Patrikhane:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Patriklik:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Patriyofobi:  

(ing.i. patroiophobia) soya çekimden korkma.(Konusu: Fobiler, Kökeni: ingilizce)

Patron:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Patron:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Patrona:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Patronaj:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Patronca:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Patroncu:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Patronluk:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Paul Cornu:  

Paul Cornu (1881-1944) Fransız mühendis, mucit. 13 Kasım 1907 tarihinde ilk motorlu helikopter'i uçurmayı başarmıştır.(Konusu: Mucid ve İcadı, Kökeni: )

Pavurya:  

(yun.i. pagros'tan) Bir omuzu düşük yürüyen kimse. Örn:: Yürürken caka yapmak amacıyla bir omuzunu düşürüp diğerini (özellikle sağ omuzunu) öne doğru çıkartan kimse.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Pavurya:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Pavuryalamak:  

(yun.i. türk. e.) Pavurya biçimi davranmak, yürümek. Örn:: Hanım evladına bak. Bir omuzunu pavuryalamış bize tulumbacılık satacak. (Kemal Tahir, Esir Şehrin Mahpusu) Pavuryalaşmak diye de kullanılır.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Pavyon:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Pay:  

(Ort. O.) 1- Oyuncuların kazancı, belli oranda aralarında paylaşmaları. 2- Oyunculara, paylaşma sonunda, kazançtan düşen para.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

pay:  

ad 1. birden çok kişi arasında bölüşülmesi gereken bir bütünden, bu kişilerin her birine düşen bölüm. \"Herkes payını aldı, ortaklık sona erdi\" Benzer: hisse 2. eşit bölüm. \"Eti üç pay yapıp üç kişiye dağıttı\" 3. MATEMATİK TERİMİ bayağıkesirlerde birimin eşit parçalarından kaç tane alındığını gösteren ve paydanın üstüne yazılarak ondan yatay bir çizgiyle ayrılan sayı; örneğin 2/4 kesrinin payı 2 sayısıdır. 4. MEC. azar. \"Onu en çok babasının payı üzerdi\" 5. biçme, kesme, yapma sırasında, daha sonra gerekli olacağını düşünerek, bir şeyde biraz fazlalık bırakmak. \"Kumaşı biçerken dikiş payı bırakılır\" 6. MEC. bir ilişkide içli dışlı, senlibenli olmamak, arada biraz uzaklık bırakmak. 7. bir olaydan ya da durumdan gereken dersi almak. 8. bir olaydan deneyim kazanarak tutulacak yolu belirlemek. 9. bir şeyden kendi payına düşeni almak. 10. azarlanmak, paylanmak.(Konusu: , Kökeni: )

Pay tv:  

Ücretli TV yayınlarını tanımlamak için kullanılan bir terimdir. Bu tip yayınları izleyebilmek için, hizmeti sunan kuruluşa abone olmalı ve sinyali çözebilecek bir dekoder edinmelisiniz. Abonelik sözleşmeleri, çoğu zaman bu dekoderi de içermektedir.(Konusu: Bilgisayar T., Kökeni: )

Payam:  

(t.i. erk.) Badem.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Payan:  

(f.i. ka.erk.) Son nihayet. Uç, kenar. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Farsca)

Payandaları Çözmek:  

(d. fars. payende, türk.) Kaçmak, savuşmak, uzaklaşmak.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Paydos:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Paye:  

(f.i. ka.erk.) 1- Aşama, rütbe, derece. 2- Basamak, merdiven basamağı. 3- İkizlerin bir yıldızı, cevza burcu. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Farsca)

Payen:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Payet:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Payidar:  

(f.i. ka.erk.) 1- Saygın, rütbeli. 2- Sağlam, sürekli. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Farsca)

Payiz:  

(f.i. erk.) Güz, sonbahar. Yaşlılık.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Farsca)

Paylaşılamayan Top:  

(Basketbol Ter.) Topun karşılıklı iki veya daha fazla oyuncu arasında belli bir süre iki tarafın da hakimiyeti olmadan kalması. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Payplayn:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Payreks:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Payton:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Payzen:  

(f.i. erk.) 1- Tutsak, esir. Suçlu. Ayağına pranga vurulmuş kimse. 2- Rençber.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Farsca)

Pazarkule Sınır Kapısı:  

Bulunduğu İl: Edirne (Karaağaç) Açıldığı Tarih: 20.04.1952 Bağlandığı Ülke: Yunanistan Karşıdaki Sınır Kapısı: Kastanies (Kestanelik) Sınır (Gümrük) Kapısı Geçiş Şekli: Karayolu Hakkında: Yunanistan’ın Kastanies (Kestanelik) Gümrük Kapısı ile karşılıklı olan Pazarkule Sınır Kapısı, Edirne şehir merkezine 5 km mesafede. Yunanistan’ın Orestiada kentine bağlantı sağlayan gümrük kapısı daha çok günübirlik ziyaretçilerin kullanımında. 2014’te geçişlerde araçtan inmeden işlem yapılması amacıyla peron sistemine geçen sınır kapısı, 3 bin 400 metrekarelik bir alanda kurulu. Gümrük kapısı, Edirne şehir merkezinden kolay ulaşımı nedeniyle turistik geçişlerde yoğun olarak kullanılıyor.(Konusu: Sınır Kapıları, Kökeni: )

Pazen:  

(fr.i. basin < İta.) 1- Tüylü veya tüysüz olabilen, kalın, yumuşak pamuklu bez. 2- (sf.) Bu bezden yapılmış. “Pazen gecelik.” “Pazen gömlek.”(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Pazen:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Pazı:  

(yabani ıspanak) Ispanakgiller familyasından; kırlarda kendiliğinden yetişen veya bahçelerde yetiştirilen otsu bir bitkidir. Yaprakları iri ve çok, kökleri dallı ve az etlidir. Yapraklarında bol miktarda A ve C vitamini vardır. Faydası:: İdrar söktürür. İdrayollarında hissedilen yanmayı giderir. Haşlanmış yaprakların suyu kabızlığı giderir. Yaprakları yanık, apse, şişlikler ve basur memelerinden doğan şikayetleri giderir.(Konusu: Bitki Bilim, Kökeni: )

Pazvantı:  

(f.i. erk.) Osmanlı devletinde, Rumeli bölgesinde gece bekçilerine verilen ad.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Farsca)

PCI:  

PC türü bilgisayarlarda, sistem içerisindeki veri akışını sağlayan veriyolu tiplerinden birisidir. Bu veriyolunu kullanan donanımlar, anakart üzerindeki uygun PCI girişlerine takılmalıdır. Yeni nesil modemler, ses kartları ve TV kartlarının hemen hepsi, bilgisayar bağlantısı için PCI veriyolunu kullanıyorlar. Ekran kartları ise, daha çok AGP veriyolunu tercih ediyorlar.(Konusu: Bilgisayar T., Kökeni: )

PCMCIA:  

Genellikle kredi kartı boyutlarında olan ve dizüstü bilgisayarlar ile birlikte kullanılmak üzere geliştirilen kartlara verilen genel addır. Bu tür kartlar arasında modem, hafıza modülü ve daha pek çok değişik donanım bulunabilir. Boyutları dışındaki en önemli özellikleri ise, sistem çalışırken de sökülüp takılabilmeleridir.(Konusu: Bilgisayar T., Kökeni: )

WhatsApp