MecmuaN.CoM sözlük sitesi
 D E N E M E    


Haydi Öğrenelim!

Enayi Pilakisi:

(d. a.yun. plakhi, türk. e.) Eşanl. Enayi Dümbeleği. Örn:: Cüce- (Uzaklaşarak) Yuuu Enayi pilakisi. Netameli senin babandır Kazdağlı. (Ortaoyunu, Bahçe)

SON EKLENEN KELİMELER



*Amed Sportif Faaliyetler

*Abdi Algül

*Beyza Başar

SON ARANAN KELİMELER



*Erkeklik

*Husye

*Husye

MecmuaN.com Nedir?

MecmuaN geniş çaplı bir Sözlük Sitesidir. Anlamını bilmediğiniz kelimeler, atasözleri, deyimler, osmanlıca kelimeler ve kronolojik tarihi olayları araştırabilir ve önemli günler gibi bir çok bilgiye ulaşabilirsiniz.

Kelime Arama

      Gelişmiş Arama
Sende Yolla Hata Bildir!


GENİŞ KAPSAMLI ANLAMLAR VE KAVRAMLAR SÖZLÜĞÜ - TÜRKÇE SÖZLÜK




Pembe:  

(t.i. ka.) Beyaz ve kırmızının karışmasından oluşan açık renk.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Türkçe)

Pembe:  

(fars.i. penbe'den) (esk.) 1- Bin liralık kağıt para. 2- Yirmi bin liralık banknot.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Pembe:  

Yanlış: Penbe Doğru: Pembe(Konusu: Yanlış Yazılan Kelime, Kökeni: )

Pembe İncili Kaftan:  

Kitabın Türü: Hikaye Kitabın Yazarı: Ömer SEYFETTİN Kitabın Konusu: Osmanlı devletinin başında bu dönemde Şah İsmail adında bir bela vardır. Vezirler bu deli adama elçi göndermek için toplanmışlardı. gönderilecek elçi cesur, ölümden korkmayan, devletin şanına yakışacak bir kişi olmalıydı. Sarayda, Enderunda, divanda böyle bir kişi yoktur. Vezirlerden biri Muhsin Çelebi’nin adını ortaya atar. Padişah yani Devletin sadrazamı bu göreve Muhsin çelebiyi seçer ve şah İsmail’in karşısına çıkarır. Muhsin çelebi aklı ve zekasıyla hiç kimsenin karşı koyamadığı Şah İsmail ‘e karşı koyar. Kitabın Ana Fikri: İnsan, yaptığı fedakarlık büyük veya küçük olsun hiçbir zaman övünmemelidir.(Konusu: Kitap Hakkında, Kökeni: )

Pembe Mutlu:  

Pembe Gül (d:1955; ö:)(Konusu: Gerçek Adı, Kökeni: )

Pembe Panter:  

Özgün adı Pink Panther. 1963 yılında Pembe Panter, film endüstrisinin en uyanık çizgi yıldızı olarak hayatımıza girdi. Çizgi film karakteri, dedektiflerin işine çomak sokmak işiyle iştigal etmektedir. Bir de ne zamann başı derde girse arka fonda hep aynı müzik duyulur. Dınım-dınım-dınım-dınım-dınım-dınım-dınınınım. Bu çizgi film sinemada da hayat bulmuştur.(Konusu: Çizgi Karakter, Kökeni: )

Pembegül:  

(t.i. ka.) Pembe renkli gül.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Türkçe)

Pena:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Penaltı:  

(Futbol Ter.) Oyuncunun kendi ceza alanı içinde rakibine yaptığı kural dışı hareket sonucu kullanılan direk ceza atışı. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Penaltı:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Penaltı Noktası:  

(Futbol Ter.) Kale çizgisinden uzaklığı 11 m. olan penaltı atışlarının yapıldığı nokta. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Pencidü Atmak:  

(d. fars. türk.) Yalan söylemek, palavra atmak.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Pençeci:  

(sans.i. pança, fars. penc, türk.) Yankesici, beş parmağını da iyi kullanan yankesici.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Pendifrank:  

(yun.i. pende, beş fr. franc'tan) Şamar, tokat.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Peneplen:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Penes:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Pengö:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Penguen:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Penguengiller:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Penguenler:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Peni:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Penis:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Penisilin:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Penislemek:  

(bkz:: Penizlemek)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Peniz:  

(çing.i. pennava, söylemek'ten) 1- Karagözcü argosunda söz vermek manasında kullanılan bir kelime. (Uğur Göktaş, Karagöz Terimleri Sözlüğü) 2- Laf, söz. Örn:: Çingene- Geçenlerde bana ujlandığınız papelde bana birtakım aynasız penizler yazmışsınız. Karagöz- Yazdım. (Karagöz, Yazıcı) 3- Sohbet, söyleşme. (T.iç.bk. Kiriz) Penis biçiminde de kullanılır.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Peniz:  

(Ort. O.) Söz.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Peniz Alıkmak:  

(d. çing.) Söz söylemek, konuşmak, sohbet etmek.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Peniz Atmak:  

(d. çing. türk.) Laf atmak, sözle sataşmak, sarkıntılık etmek. Örn:: Külhanbeyi- Bilmem neden bizim Tırıl Ahmete Yürük Haşan aynasız bir peniz attı. (Ortaoyunu, Kanlı Nigar)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Peniz Attırmak:  

(d. çing. türk.) 1- Durup dururken olmayacak bir laf söylemek, konuşmaya aykırı bir söz etmek. 2- Hikmet savurmak.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Peniz Etmek:  

(d. çing. türk.) 1- Konuşmak, söylemek, laf etmek. Örn:: Ana kadın- Anafor nedir bilmem. Sana bir peniz edeyim mi çakırım? (Ortaoyunu, Hamam) 2- Haber vermek. Örn:: Zurnacı- Hadi sen keyfine bak arslanım. Ben şimdi gider onlara peniz ederim.(Ortaoyunu, Bahçe) 3- İhbar etmek, İfşa etmek, Bir sırrı açığa vurmak.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Penizlemek:  

(çing.f. türk. e.) 1- Konuşmak, söylemek, (bir söze) karşılık vermek. Örn:: Ercüment'in meraklı sorularını hiç penislemediler. (Ferhan Şensoy, Kazancı Yokuşu) 2- (Fiil zaman zaman alay yollu Sıklemek fiilinin (bk.) karşılığı olarak da kullanılır. Örn:: Biz burada şuramızı yırtıyoruz herif penislemiyor gibi.)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Penizleşmek:  

(çing.f. türk. e.) Konuşmak, söylemek, söyleşmek.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

penoloji:  

(ing.i. penology) suç bilimi. suçluların cezalandırması ve ardından topluma kazandırılması yöntemlerini araştıran bilim dalı.(Konusu: loji ile biten, Kökeni: ingilizce)

Pens:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Pense:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Pentan:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Pentatlon:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Pentikostalizm:  

Pentikostalizm, 20. yüzyılın başında, Tanrı ile kişisel bir deneyime vurguda bulunan bir Protestan akımıdır. İsmini Pentikost Günü'nden alır. Bu akım, Pentikost Günü Kitâb-ı Mukaddes'e göre Kutsal Ruh, inananların ağzından bütün dillerde konuşmaya başladığı inancı üzerine Kutsal Ruh'a büyük önem verir. Âyinlerinde belli şekillere bağlanmayı iyi görmez ve cemaate Kutsal Ruh'un gelişini engelleyebileceğini ileri sürerler. Toplu olarak veya evlerde küçük gruplar hâlinde bir araya gelerek yaptıkları bu âyinlerde modern çalgılarla hafif müzik stilinde şarkılar söyler, sağa sola doğru hafif dönerek ve bâzen ellerini çırparak katılırlar. Âyinlerinde cemaatin "Âmîn!" ya da "Halleluya!" diye bağırmaları da yaygındır.(Konusu: Din (Mezhep), Kökeni: )

Pentium:  

Intel'in yaklaşık 10 yıl önce geliştirdiği ve 486 serisi işlemcilerin yerini alan işlemcilere verilen genel addır. Bu serinin çok popüler olması üzerine Intel, daha sonraki işlemci modellerine de aynı adı vermeyi sürdürmüştür. İlk Pentium işlemcileri, sırasıyla Pentium II ve Pentium III takip etmiştir. Bugün kullanılan yeni işlemci serisi ise Pentium 4 adını taşıyor.(Konusu: Bilgisayar T., Kökeni: )

Pentür:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Penyafobi:  

(ing.i. peniaphobia) fakirlik korkusu.(Konusu: Fobiler, Kökeni: ingilizce)

Penye:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Pepee:  

Pepee, bir Türk çizgi dizisi ve aynı isimli çizgi dizinin kahramanı olan çizgi karakterinin adı. Pepee karakteri, konuşma zorluğu çeken 4 yaşında bir erkek çocuktur ve karakterin ismi Anadolu’da konuşma zorluğu çeken insanlara takılan “pepe” sözünden gelir. Pepee, serinin ilerleyen bölümlerinde konuşma güçlüğünü aşar ve düzgün konuşmaya başlar.(Konusu: Çizgi Karakter, Kökeni: )

Pepsin:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Pepton:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Per Nobl:  

(Fr. pere noble) Tuluat tiyatrosunda yaşlı adam, baba.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Pera:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Percy Lebaron Spencer:  

Percy Lebaron Spencer (1894-1970) Amerikalı mucit. 1945 yılında Yiyecekleri radyo dalgaları ile ısıtan bir fırın (mikrodalga fırın) fikrinin patentini aldı. (Konusu: Mucid ve İcadı, Kökeni: )

Perçem:  

(f.i. ka.) 1- Kâkül. Yele. 2- Mızrak, bayrak gibi şeylerin başlarına konan püskül.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Farsca)

Perdah:  

(f.i. erk.) 1- Cila, parlaklık, parlama. Parlatma, parlaklık verme. 2- Budanmış asmadan yeni süren çubuk.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Farsca)

Perdah:  

(fars.i. perdah) 1- (Olumsuz anlamda) Parlak, iç burkucu söz. Örn:: Yarın bayram. bağışlamanın sevabı var -Oğlum bu ne kadar perdah. (Kemal Tahir, Esir Şehrin Mahpusu) 2- Yalan, temelsiz söz uydurma, laf.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Perdahçı:  

(fars.i. türk. e.) 1- Perdah söyleyen kimse. 2- Yalancı. (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Perdahlamak:  

(fars.f. türk. e.) (Birisini) Parlak sözlerle inandırmak, kandırmak, yalan söylemek. Örn:: Bücür çam yarmasının karşılık vermesine biraz şaşırdı düşünüp şu yanıtı perdahladı. (Raymond Ouene - au-Tahsin Yücel, Zazie Metroda) Perdah Yapmak biçiminde de söylenir.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Perde:  

(Alm. Akt, Vorhang, Leinwand - Fr. acte, rideau, toile - lng. act, curtain, screen) 1- Bir oyunda konunun ana parçalarından her biri. İlk kez Seneca bölmüştür. beş perde - beş bölüm. 2- Tiyatronun sahneyi seyirciye açan ve kapayan perdesi. İlk kez Roma ve Barok tiyatrolarında kullanılmıştır. 3- Bundan başka da bugünkü Tiyatroda çeşitli perde biçimleri var: a) Kulis perdesi. b) Projeksiyon perdesi. (bkz:: gergi) c) Arka perde, fon perdesi, ufak perde. d) Ses perdesi: seste pesliği ve tizliği gösteren kesimler.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Perde Bölümlü Oyun:  

(Alm. Aktstück) Dramatik olayı genel olarak üç ya da beş perdeye bölen kuruluş biçimi. Sonraları bunların yerini bir ya da iki bölümlü oyunlar almıştır.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Perde Gazeli:  

(Kar.) Karagöz oyunu başlamadan önce Hacivat'ın söylediği gazel.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Perde Küsat Etmek:  

(Kar.) Karagöz perdesini kurmak.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Perdeci:  

(fars.i. perde, türk. e.) Hırsız, yankesici, işini yaparken onun görülmesini engellemek için önünde duran kimse. Örn:: öbürleri perdeci önümü kapatırlar hani şahit olmasın diye. (Sinan Hıncal - Mahmut Övür, Erzade Ertem İstanbulda Bir Harlem)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Perdeleme:  

(Basketbol Ter.) (bkz:: screen) (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Perdeleme:  

(Voleybol Ter.) Bir oyuncunun servis atan arkadaşına kolaylık sağlamak amacıyla rakip oyuncunun görüş hattını kapatması. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Pereme:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Peren:  

(f.i. ka.) Ülker yıldızı, pervin, Süreyya.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Farsca)

Perende:  

Yanlış: Parende Doğru: Perende(Konusu: Yanlış Yazılan Kelime, Kökeni: )

Perendebaz:  

(Körm. O.) Takla atarak hüner gösteren oyuncu.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Perestroyka:  

Perestroyka; ("Yeniden Yapılanma"), SSCB'de 1980'li yıllardan itibaren gerçekleştirilen ekonomik ve siyasi sistemi yeniden yapılandırma ve reform hareketleri. İlk olarak 1979'da dönemin devlet başkanı Leonid Brejnev tarafından önerilmiş, daha sonraki devlet başkanı Mihail Gorbaçov tarafından desteklenmiş ve teşvik edilmiştir. SSCB'de sosyalizmin artık işlemez hale gelmesi üzerine ekonomiyi biraz serbestleştirerek devletin bütünlüğünü korumaya çalışan Gorbaçov, tam aksine devletin parçalanmasına sebep olmuştur. Perestroyka politikasının sona ermesi ise ancak Sovyetler Birliği'nin sonunda gerçekleşmiştir.(Konusu: Coğrafi Konum, Kökeni: )

Perfeksiyonist:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Perfeksiyonizm:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Performans:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Pergel:  

(fars.i. pergal'den) 1- Bacaklar, ayaklar. 2- Adımlar.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Pergelleri Açmak:  

(d. fars. türk ) Daha uzun, daha hızlı adımlarla yürümek, hızlanmak, Kaçmak. Örn:: pergelleri (adımlarını) açtı tüydü gitti. (Hulusi Kodaman, Zar-Kağıt Oyunları ve Hileleri)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Pergola:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Peri:  

(f.i. ka.) 1- Dişi cin. (güzel ve iyilik severlik sembolü olarak kabul edilirler) 2- Güzel kadın veya kız.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Farsca)

peri:  

ad 1. doğaüstü güçleri olduğuna inanılan, çok güzel olarak nitelenen ve genellikle masallarda adı geçen düşsel dişi varlık. 2. MEC. çok güzel kadın.(Konusu: , Kökeni: farsca)

Peri Çayı:  

Peri Çayı ya da Peri Suyu Doğu Anadolu Bölgesi'nde yer alan bir akarsudur. Kaynağını Erzurum'dan alan Peri Suyu aynı zamanda Fırat Nehri'nin en önemli kollarından biridir. Çay Bingöl, Tunceli ve Elazığ arasında kıvrımlanarak bazı bölgelerde bu şehirlerin vilayet sınırlarını teşkil eder. Munzur ve Murat gibi kollarla birlikte Fırat Nehri üzerinde yer alan Keban Baraj Gölü'ne dökülür.(Konusu: Coğrafi Konum, Kökeni: )

Peri Peti:  

(Yun. Peri peteia = beklenmedik dönüm) - Alm. Peripetie) Aristoteles'e göre, oyun kahramanının alın yazısında beklenmedik bir değişme. Bahtın dönmesi.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Perican:  

(f.i. ka.) (bkz:: Peri)(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Farsca)

Peride:  

(f.i. ka.) Uçmuş, soluk, solmuş.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Farsca)

Perido:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Peridot:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Peridotit:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Perihan:  

Namık Kemal'in yazdığı Cezmi kitabındaki ana karakter. Şahın kız kardeşidir. Tanrının özene bezene yarattığı, dünyalar güzeli bir kız olup, cesur, kuvvetli, sağlam iradeli, ahlak ve karakter bakımından emsali olmayan bir kişidir.(Konusu: Kitap Karakteri, Kökeni: )

Perihan:  

Refik Halit Karay'ın Anahtar kitabının ana karakteri. Kenan’ın karısı, nazik ve hoşgörülü ayrıca alımlı bir kadındır.(Konusu: Kitap Karakteri, Kökeni: )

Perihan:  

(f.i. ka.) Peri padişahı. Büyücü.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Farsca)

Perihan Savaş:  

Şerife PERİHAN (d:1957; ö:)(Konusu: Gerçek Adı, Kökeni: )

Perikart:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Perili Komedya:  

(Alm. Miirchenkomödie - Fr. comedie (eerique) Cinler, periler üzerine yazılan hayali komedya.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Perili Oyun:  

(Alm. Miirchenstück - Fr. feerie - İng. fairy play) Bir peri oyununu konu olarak alan zengin donatımlı oyun türü.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Perimasası:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Perinçek:  

(t.i. erk.) Özverili, fedakar, sadık.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Peripatetizm:  

(fr.i. peripatetism) (fel.) Aristotelesçilik, Gezimcilik. Öğrencileriyle birlikte gezinerek ders okuttuğu için Aristoteles'in öğretisine genel olarak verilen ad.(Konusu: İzm İle Biten, Kökeni: fransızca)

Peripatetizm:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Peripiramidi:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Periskop:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Perisu:  

(f.i. ka.) Peri yüzlü, çok güzel.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Farsca)

Periton:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Peritonik:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Periveş:  

(f.i. ka.) Peri gibi, çok güzel.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Farsca)

Periveş Hanım:  

Recaizade Mahmut Ekrem'in yazdığı Araba Sevdası kitabının ana karakteri. Bihruz Bey’in aşık olduğu kadın. Ancak Bihruz Bey’in sandığı gibi soylu ve zengin değildir. Eşinden ayrılmış ve annesiyle birlikte oturan yoksul bir kadındır. Çengi Hanımla kurduğu arkadaşlık erdemlerini yitirmesine neden olmuştur.(Konusu: Kitap Karakteri, Kökeni: )

Periyaktoy:  

(Yun. periaktoi) Eski Yunan tiyatrosunda eksenleri çevresinde dönen üçgenler. Bunların iç yüzüne bakan başka resimler yapılıp sahne değişimleri sağlanırdı. "Skene" üzerinde altı "peryaktoy"a kadar kullanılırdı. (bkz:: Telari)(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Periyodik:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

WhatsApp