MecmuaN.CoM sözlük sitesi
 D E N E M E    


Haydi Öğrenelim!

Kanarya Adaları:

Komşuları: Kuzey Atlas Okyanusu'nda (Atlantik Okyanusu) ve Afrika’nın kuzeybatı sahilleri açığında yer alan, Fas-İspanyol sahrası sınırının 113 km batısında bulunan takımadalar.

SON EKLENEN KELİMELER



*Amed Sportif Faaliyetler

*Abdi Algül

*Beyza Başar

SON ARANAN KELİMELER



*Erkeklik

*Husye

*Husye

MecmuaN.com Nedir?

MecmuaN geniş çaplı bir Sözlük Sitesidir. Anlamını bilmediğiniz kelimeler, atasözleri, deyimler, osmanlıca kelimeler ve kronolojik tarihi olayları araştırabilir ve önemli günler gibi bir çok bilgiye ulaşabilirsiniz.

Kelime Arama

      Gelişmiş Arama
Sende Yolla Hata Bildir!


GENİŞ KAPSAMLI ANLAMLAR VE KAVRAMLAR SÖZLÜĞÜ - TÜRKÇE SÖZLÜK




Parsellenmek:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Parselli:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Parselsiz:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Parshan:  

(f.t.i.) Er. (bkz:: Parsbay)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Fars+Tür)

Parsializm:  

(partialism) Cinsellikte bütün beden yerine, bedenin bir kısmının uyarılması ve orgazma varılmak istenmesi.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )

Parsiyel:  

(Biy.Sp.Ter.) Kısmi.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Parskan:  

(f.t.i.) Er. Kanında atılganlık, cesaret ve saldırganlık taşıyan.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Fars+Tür)

Parşömen:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Partallamak:  

(yun.f. pardalos, türk. e.) Ne yapacağını şaşırmak, şaşkın bir biçimde çabalamak. Örn:: Üstelik karı herif benimle evlenecek filan diye partallıyor. (Atilla İlhan, Kurdlar Sofrası)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Partenofobi:  

(ing.i. parthenophobia) bakirelerden veya genç kızlardan korkma.(Konusu: Fobiler, Kökeni: ingilizce)

Partenogenez:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Parter:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Parti:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Parti:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Partici:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Particilik:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Partikül:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Partili:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Partisip:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Partisyon:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Partizan:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Partizanca:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Partizanlık:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Partner:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Parttaym:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Parturifobi:  

(ing.i. parturiphobia) çocuk doğurmaktan korkma.(Konusu: Fobiler, Kökeni: ingilizce)

Parya:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Pas:  

(İng.i. pass'tan) 1- Birisiyle sevgi İlişkisi, cinsel bağlantı vb. kurma amacıyla takınılan tavır, verilen İşaret, edilen söz. Örn:: Adam sandık da o kadar pas verdik muşmula suratlı moloz. (Altan Erbulak - Orhan Alev, İki Üşütük) 2- (Bir olay, bir durum, hayat koşulu için) Uygun ortam, uygun fırsat. Örn:: Bizi serseri diye daha ilk oturumda bıraktı ama hayat yargıç gibi değil serserilere pas vermiyor. (Çetin Altan, Suçlular)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Pas:  

(gnl.ter.) Topu arkadaşına iletme. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Pas:  

(Basketbol Ter.) Topun bir oyuncu tarafından çeşitli şekillerde tek ya da çift el kullanılarak takım arkadaşına aktarılması. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Pas:  

(Futbol Ter.) Oyuncuların el ve kol dışında kalan vücudunun herhangi bir yeriyle topu arkadaşlarına atması. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Pas:  

(Voleybol Ter.) Voleybolda iki kolu kullanarak topa dokunma. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Pas:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Pas Geçmek:  

(d. ing. türk.) 1- Aldırmamak, Önem vermemek. 2- Dikkatine çarpmamak, farkına vermemek.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Pasa:  

(ita.zf. passa'dan) Durmadan, sürekli, habire. Boyasız tırnaklarını pasa kemiren bakireler. (Engin Ardıç, Doğru Söyleyeni Dokuz Köyden)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Pasa Etmek:  

(d. ita. türk.) Vermek. Örn:: Kanar enayi eder mangırları pasa gider, bekler beni kıyılarda. Bense almışık voltamızı çoktan. (Orhan Kemal, Sokakların Çocuğu) (Pasalamak biçiminde de kullanılır.)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Pasa Parola:  

(d. ita. passa parola'dan) Bir olayın, bir dedikodunun ağızdan ağıza yayılması.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Pasa Parola Etmek:  

(d. ita. türk.) Bir olayı, bir dedikoduyu ağızdan ağıza, kulaktan kulağa yaymak.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Pasa Parola Olmak:  

d (d. ita. türk.) (Bir olay, bir dedikodu) Herkes tarafından duyulmak, çevreye yayılıp faş olmak. Örn:: Budüdük beni müşkül mevkie soktu. Bizimkiler içeride biz dışarda. Falso iş, Çünkü ertesi sabah mesele pasaparola olacak. (Ahmet Rasim, Fuhş-i Atik)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Pasaj:  

(Binicilik Ter.) Çapraz ayakların uzun süreli askıda kaldığı, bilek ve dizlerin kırık, ardların mümkün olduğu kadar atın altına sürülü olduğu, çok yüksek ve ritmik süratli çeşidi.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Pasaj:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Pasaparola:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Pasaport:  

(fr.i. passepori'dan) Okul vb. kuruluşlardan atılma belgesi. İşten, fabrikadan kovulma belgesi. Kerim elinde pasaportu marangozhaneye çıkageldi. (Tarık Dursun K. Evlere Şenlik) Örn:: Sabaha karşı hemşire hanım sarhoş olarak eve gelmez mi? Eline pasaportunu verip onu gönderdim. (Kudret Şandra, Yeşilçamdan Kabe'ye)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Pasaport:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Pasaportunu Almak:  

(d. fr türk.) Kovulmak. (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Pasaportunu Vermek:  

(d. fr. türk.) Kovmak.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Pasavan:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Pasını Almak:  

(d. ing. türk.) (Bir kimse) Yakınlık duyduğu kişiden ilişki kurma yolunda olumlu bir işaret almak.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Pasif:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Pasif Blok:  

(Voleybol Ter.) Bloktaki oyuncunun ellerinin filenin kendi yarı alanına bakan tarafında kaldığı blok çeşidi.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Pasif Hareket:  

(Yüzme Ter.) İlerleme sağlamaya yaramayan, verimsiz hareket. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Pasif Isınma:  

(gnl.ter.) Aktif hareketler yerine sauna, masaj gibi yöntemlerle ısınma, hazırlanma. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Pasif Ofsayt:  

(Futbol Ter.) Oyuncu ofsayt pozisyonunda olduğu halde, oyuna ve rakibine müdahalede bulunmadığı, kendisine ve takım arkadaşlarına avantaj sağlamadığı durum.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Pasif Ötanazi:  

(passive euthanasia) Hekimin hastasının yaşamını uzatmasını sağlayacak bazı ilaç, araç gereç, yapay beslenme gibi destekleri kullanmaması ya da kullanımını durdurması.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )

Pasifik Adaları:  

Pasifik Adaları; Pasifik Okyanusu'ndaki üç büyük adalar grubu. Üç büyük adalar grubu Polinezya, Mikronezya ve Melanezya'dır.(Konusu: Coğrafi Konum, Kökeni: )

Pasifik Okyanusu:  

Büyük Okyanus veya Pasifik Okyanusu, Amerika, Asya ve Okyanusya kıtaları arasında ve dünyanın en büyük okyanusu. Pasifik adını İspanya krallığı adına Dünya'yı dolaşan Portekizli denizci Ferdinand Magellan vermiştir. Magellan, günler süren zorlu ve fırtınalı koşullar altında adını verdiği Macellan Boğazı'ndan geçip bu okyanusa açıldığında, fırtınaların dinmesinden ve kendisini sakin suların karşılamasından dolayı Portekizcede "sakin" anlamına gelen "Pasifico" sözcüğünden yola çıkarak bu adı vermiştir. Japonya, Endonezya ve Yeni Gine vb. volkanik adalarla çevrilmiştir. Bu adalara "ateş çemberi" adı verilir.(Konusu: Coğrafi Konum, Kökeni: )

Pasifikasyon:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Pasifleşmek:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Pasifleştirmek:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Pasinler Muharebesi:  

Pasinler Muharebesi (Bizans kaynaklarında Kapetron Muharebesi) (10 Eylül veya 18 Eylül 1048), Tuğrul Bey'in üvey kardeşi İbrahim Yınal Bey'in yaptığı Anadolu seferi sonunda Bizans İmparatorluğu ile müttefiki Kldekari Prensliği ve diğer müttefik ordulara karşı Bizanslıların "Kaptelon" veya "Kaptelou" adını verdikleri (modern Pasinler yakınlarında) bir mevkide Bizanslılar ile Selçuklu orduları arasında yapılan bir meydan muharebesidir. Pasinler Muharebesi, Selçukluların Bizanslılarla yaptıkları yüzyıl kadar gayet uzun süren Bizans-Selçuklu savaşları'nın ilk büyük meydan muharebesidir.(Konusu: , Kökeni: )

Pasivite Bölgesi:  

(Güreş Ter.) Güreş minderinin merkezinde olan kırmızı renkli 1 m.’lik bölge. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Pasivize:  

Yanlış: Pasifize Doğru: Pasivize(Konusu: Yanlış Yazılan Kelime, Kökeni: )

Paskal:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Paskallık:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Paskalya:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Paskalya Oyunu:  

(Alm. Osterspiel - İng. easter play) X. yüzyılda dinsel tiyatronun ilk biçimlerinden biri. Paskalyada kilisede oynanan, İsa'nın mezarında bir melekle üç kadının karşılıklı konuşmalarından oluşan gösteri. Bu gösteri için "Quem quaritis"- deyimi de kullanılır.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Paskuyino:  

(İt. pasquino) Commedia dell'Arte türünün ikincil uşak tiplerinden biriyken sonradan Orta Avrupa tiplerinden biri olmuştur.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Paslaşmak:  

(ing.f. türk. e.) (İki kişi) Birbiriyle ilgi kurma amacıyla karşılıklı işaretleşmek, uygun tavırlar takınmak, ilişki kurmaya eğilimini belli etmek. İşaretleşmek.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Paslaşmak:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Pasmantarı:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Pasmantarıgiller:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Paso:  

(İsp.) XVII. yüzyılda, İspanyol tiyatrosunda çok tutulan, tek bölümlük, gülünçlü oyun. Bu oyunun bulucusu İspanyol yazarı Lope de Vega'dır.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Paso:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Pasör:  

(Voleybol Ter.) Topu sayı amaçlı olarak hücum oyuncularına yollayan, genellikle ön bölgenin ortasında oynayan voleybolda oyun kurucu. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Pasör Çaprazı:  

(Voleybol Ter.) Pasörün oyun kuruculuk yapamadığı durumlarda yedek oyun kurucu olarak görev yapan, sayıdan çok rakibin etkili sol smaçörünü kapatmakla görevli ön bölge oyuncusu.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Pasör Plasesi:  

(Voleybol Ter.) Pasörün topu smaçörler yerine ikinci pasta rakip yarı alana göndermesi. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Pasör Saklama:  

(Voleybol Ter.) Pozisyon hatasına düşmeden bir takımın pasörünü kendi oyuncuları içinde saklama durumu.Rakibin pasörün oyun kurmasını zorlaştırıcı hareketine karşı bir harekettir. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Paspal:  

(yun.sf.i. paspale, kepeği çok un) 1- Düşük nitelikli esrar, üçüncü kalite esrar. Şorolu mastor olunca Ayırd etmez paspal konca. (Kahveci Nusret, Zindan Şiirleri) Örn:: kırıntı halinde, paspal, kıyılmış, tütünün İçine karıştırılır. (Ahmet Arif, Kızılyalın Uyuşturucular) 2- işe yaramaz. (kimse) 3- Kötü kılıklı, (kimse) hırpani. 4- Kötü düşük nitelikli. (giyim) Örn:: Benim sünnet kıyafetimi bir görseydin ööle paspaldı ki. (Engin Ergönültaş, Zalim Şevki) 5- Önemsiz, değersiz, kötü nitelikli. (nesne) Örn:: İyi hoş da bu uçak biraz paspal diil mi hemen düşer bu. (Hasan Kaçan, Hasanın Saksısı)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Paspal:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Paspallık:  

(yun.i. türk. e.) Paspal olma durumu, Düşük nitelikli. Örn:: Her alanda Batıdan geri kaldığımız gibi (belki üçkağıtçılık, paspallık, zevksizlik, hırtlık alanlarını hariç tutmak gerekecek) sapıklıkta da geri kaldık. (Engin Ardıç, Bunu Yazan Tosun)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Paspartu:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Paspas:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Paspaslamak:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Paspaslanmak:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Paspaslatmak:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Passing-shot:  

(Tenis Ter.) Filede bulunan rakip oyuncunun topa dokunmasına fırsat vermeden onu geçen ve puanla sonuçlanan vuruş. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Pasta:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Pasta:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Pastacı:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Pastacılık:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Pastahane:  

(b.i) Pasta, çörek vb. yapılıp satılan, oturularak ya da ayakta pasta, çörek vb. yenilen dükkân.(Konusu: Hane ile Biten, Kökeni: )

Pastalı:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Pastane:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Pastav:  

(Ort. O.) Pişekar'ın elinde bulundurduğu ve sık sık kullandığı "şak şak" diye ses veren tahtadan maşa, ya da içi ayrık tahta. (bkz:: Şakşak(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Pastav:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Paste:  

"Windows'un ""kes-kopyala-yapıştır"" mantığındaki ""Yapıştır"" komutunun İngilizce karşılığıdır. Herhangi bir belgeden kesilmiş yada kopyalanmış bir metnin / resmin, istenilen başka bir yere eklenmesi anlamına gelir."(Konusu: Bilgisayar T., Kökeni: )

Pastel:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Pastelci:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Pastil:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Pastis:  

Pastis; Bir tür Fransız içkisine verilen ad. Alkol ve anasondan imal edilmiş olması nedeniyle, rakı ile büyük bir benzerlik gösterir. Ancak rengi su karıştırıldığında rakı beyazlığını değil, sarımsı bir renk alarak değişir. Rakıya benzer bir şekilde hacmen %40-45 oranında alkol içerir. Rakı, Uzo, Arak gibi Akdeniz'e özgü içki zincirinin bir halkası olarak görülmektedir. Fransa'da muz, çilek, yeşil nane gibi bitkilerle ve çeşitli meyvelerden elde edilmiş şuruplarla kokteylleri de hazırlanmaktadır. Ayrıca Pastis Fransızların ünlü Marsilya kökenli balık çorbasına da eklenir. Damıtılmış İçeçekler: Absent • Aquavit • Arak • Armanyak • Brendi • Changaa • Cin • Kalvados • Konyak • Likör • Mastika • Pastis • Pisco • Rakı • Rom • Tekila • Tsipouro • Uzo • Viski • Votka (Konusu: İçki Çeşitleri, Kökeni: )

WhatsApp