MecmuaN.CoM sözlük sitesi
 D E N E M E    


Haydi Öğrenelim!

Oportünizm:

Fırsatçılık.

SON EKLENEN KELİMELER



*Amed Sportif Faaliyetler

*Abdi Algül

*Beyza Başar

SON ARANAN KELİMELER



*Erkeklik

*Husye

*Husye

MecmuaN.com Nedir?

MecmuaN geniş çaplı bir Sözlük Sitesidir. Anlamını bilmediğiniz kelimeler, atasözleri, deyimler, osmanlıca kelimeler ve kronolojik tarihi olayları araştırabilir ve önemli günler gibi bir çok bilgiye ulaşabilirsiniz.

Kelime Arama

      Gelişmiş Arama
Sende Yolla Hata Bildir!


GENİŞ KAPSAMLI ANLAMLAR VE KAVRAMLAR SÖZLÜĞÜ - TÜRKÇE SÖZLÜK




parapsikoloji:  

(ing.i. parapsychology) (ruhb.) doğaüstü bilimi. tabiatüstü olayları araştıran, telepati, gaipten haber alma, duyu dışı algılama gibi olayları inceleyen bilim dalı.(Konusu: loji ile biten, Kökeni: ingilizce)

Parasempatik:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Parasız Gösteri:  

(Alm. gratis Vorstellung - Fr. spectacle gratis) Halka, para alınmadan verilen gösteri. Örneğin 27 mart Dünya Tiyatro Gününde tiyatro toplulukları, parasız oyunlar oynarlar.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Paraskavedekatriafobi:  

(ing.i. paraskavedekatriaphobia) Ayın 13'ü olan cuma gününden korkma.(Konusu: Fobiler, Kökeni: ingilizce)

Paraskene:  

(Yun. Para=yan) "Skene"nin iki yanındaki ek odalar. Bunlar, antik tiyatroda her yapıda görülmez.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Paraşol:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Paraşüt:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Paraşütçü:  

(fr.i. parachute, türk. e.) Beleşçi, bedavacı, özellikle sinema, tiyatro, konser salonu vb. yerlere para vermeden giren kimse.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Paraşütçü:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Paraşütçülük:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Parat:  

(Boks Ter.) Rakibin yumruğunu kol, eldiven yardımı ile tutma. Kol ile korunma. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Paratifo:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Paratoner:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Paravan:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Paravana:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Parazit:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Parazit Yapmak:  

(d. fr. parasite, türk.) 1- Başkalarının konuşmasını yerli yersiz saçma sözler edip karışarak bozmak. 2- (Sarhoş) Ne dediği anlaşılmadan sürekli konuşmak.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Parazitli:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Parazitofobi:  

(ing.i. parasitophobia) parazitlerden korkma.(Konusu: Fobiler, Kökeni: ingilizce)

Parazitolog:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

parazitoloji:  

(ing.i. parasitology) asalak bilim. parazitleri inceleyen bilim dalı. biyoloji alt dalı.(Konusu: loji ile biten, Kökeni: ingilizce)

Parazitoloji:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Parça:  

(fars.i. parçe'den) 1- Güzel, alımlı. (kız ya da kadın) Örn:: İyi parça sahiden ha -Arkasından gidelim mi? (Orhan Kemal, Dingonun Ahırı) 2- Esrar kırığı. (bkz:: Diş) 3- Bir sinema filmine sonradan eklenen açık saçık, pornografik bölüm. Örn:: Parça var mı abi?(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Parça:  

(Alm. Fragment - Fr. fragment - İng. fragment) 1- Yazılı bir yapıttan alınan bir bölüm. 2- Tümü değil de bir bölümü bize kalabilmiş yapıt. Örn. Büchner'in " Woyzek".(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Parça Parça:  

1- Parçalanmış bir durumda. 2- Azar azar, bölüm bölüm.(Konusu: İkileme, Kökeni: )

Parçacı:  

(Tul.) Komiğe laf açan yaşlı oyun kişisi.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Parçacılık:  

(Alm. Fragmentismus - Fr. fragmentisme - İng. fragmentism) XX. yüzyıl başlarında İtalyan edebiyatında A. Soffici'nin açtığı konuları gerçekten alınmış kısa parçalar, küçük tablolar ve yaşayış kesitlerini veren çığır.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Parçalı Komedya:  

(Fr. comedie episodique ou d tiroir) Bölümcükleri (Meclisleri) ya da bölümleri birbirine bağlı olmayan komedi türü.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Pardon:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Pardösü:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Pardösü:  

Yanlış: Pardesü Doğru: Pardösü(Konusu: Yanlış Yazılan Kelime, Kökeni: )

Parfüm:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Parfümeri:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Paris:  

Paris, Fransa'nın başkenti ve Île-de-France bölgesinin merkezidir. Sen Nehri'nin üzerine, Paris Havzası'nın ortasına kurulmuştur. Paris'te ikamet edenlere Parisien(ne) diye hitap edilir. Tüm dünyada anıtları, sanatsal ve kültürel yaşamı ile bilinen Paris, aynı zamanda dünya tarihinde önemli bir şehir olmakla birlikte, başlıca ekonomik ve politik merkezler arasında yer almakta ve uluslararası taşımacılığın geçiş noktalarından birini oluşturmaktadır. Moda ve lüksün dünya başkenti olan Paris, "Işık Şehir" (Ville Lumière) diye de anılmaktadır.(Konusu: Dünya Şehirleri, Kökeni: )

Paristrion:  

Paristrion; 11. ve 12. yüzyıllarda Aşağı Tuna'nın (Moesia Inferior) güney kıyısını kapsayan bir Bizans eyaletidir. Bizans yazarları bu terimi genel olarak Tuna boyunca toprakları tanımlamak için kullanıyor olsalar da, Paristrion eyaleti çoğunlukla modern Dobruca'yı içeriyor gibi görünmektedir. Vilayetin ne zaman kurulduğu kesin olarak bilinmemektedir: Rumen akademisyen Nicolae Bănescu, 970-971 Bizans-Rus Savaşı'nın bitiminden hemen sonra kurulduğunu düşünürken Vasil Zlatarski gibi diğerleri daha sonra, 11. yüzyılın ortalarında kurulduğunu düşünürler.(Konusu: Coğrafi Konum, Kökeni: )

Parite:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Park:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

park etmek yasaktır:  

(P-1) Trafik Durma ve Parketme İşareti: bu işaret levhası, park etmenin yasak olduğunu ve sadece yolcu indirme, bindirme, yük alma ve boşaltma için araçların durmasına izin verilebildiğini bildirir.(Konusu: trafik işareti, Kökeni: )

park panelleri:  

(PL-8) Trafik Panel İşareti: bu panel levhalar, durma ve park etmeyi yasaklayan (P) grubu işaret levhaları ile birlikte yasaklamanın uzunluğu ve yönünü belirtmek amacıyla kullanılabilir.(Konusu: trafik işareti, Kökeni: )

Park Yeri:  

(P-3a) Trafik Durma ve Parketme İşareti: bu işaret levhası, işaretin bulunduğu yerde park yapılabileceğini ve park şeklini bildirir. park yerlerinde park etme; 1- süreli olduğu durumlarda, 2 - günün belirli saatlerinde park etme serbest olduğu durumlarda, 3- haftanın tek günü, çift günü gibi uygulamalarda, 4- özürlü aracı - ticari taksi gibi belli araçlara tahsisli olduğu durumlarda, ilave panel levha ile konu bildirilmelidir.(Konusu: trafik işareti, Kökeni: )

park yeri:  

(P-3b) Trafik Durma ve Parketme İşareti: bu işaret levhası, işaretin bulunduğu yerde park yapılabileceğini ve park şeklini bildirir. park yerlerinde park etme; 1- süreli olduğu durumlarda, 2 - günün belirli saatlerinde park etme serbest olduğu durumlarda, 3- haftanın tek günü, çift günü gibi uygulamalarda, 4- özürlü aracı - ticari taksi gibi belli araçlara tahsisli olduğu durumlarda, ilave panel levha ile konu bildirilmelidir.(Konusu: trafik işareti, Kökeni: )

park yeri:  

(P-3c) Trafik Durma ve Parketme İşareti: bu işaret levhası, işaretin bulunduğu yerde park yapılabileceğini ve park şeklini bildirir. park yerlerinde park etme; 1- süreli olduğu durumlarda, 2 - günün belirli saatlerinde park etme serbest olduğu durumlarda, 3- haftanın tek günü, çift günü gibi uygulamalarda, 4- özürlü aracı - ticari taksi gibi belli araçlara tahsisli olduğu durumlarda, ilave panel levha ile konu bildirilmelidir.(Konusu: trafik işareti, Kökeni: )

park yeri:  

(P-3d) Trafik Durma ve Parketme İşareti: bu işaret levhası, işaretin bulunduğu yerde park yapılabileceğini ve park şeklini bildirir. park yerlerinde park etme; 1- süreli olduğu durumlarda, 2 - günün belirli saatlerinde park etme serbest olduğu durumlarda, 3- haftanın tek günü, çift günü gibi uygulamalarda, 4- özürlü aracı - ticari taksi gibi belli araçlara tahsisli olduğu durumlarda, ilave panel levha ile konu bildirilmelidir.(Konusu: trafik işareti, Kökeni: )

park yeri:  

(P-3e) Trafik Durma ve Parketme İşareti: bu işaret levhası, işaretin bulunduğu yerde park yapılabileceğini ve park şeklini bildirir. park yerlerinde park etme; 1- süreli olduğu durumlarda, 2 - günün belirli saatlerinde park etme serbest olduğu durumlarda, 3- haftanın tek günü, çift günü gibi uygulamalarda, 4- özürlü aracı - ticari taksi gibi belli araçlara tahsisli olduğu durumlarda, ilave panel levha ile konu bildirilmelidir.(Konusu: trafik işareti, Kökeni: )

park yeri (metrodan yararlanacaklar için):  

(P-3g) Trafik Durum-Parketme İşareti: bu işaret levhası metrodan yararlanmak isteyen sürücüler için tahsis edilmiş park yerini belirtmek amacı ile kullanılabilir.(Konusu: trafik işareti, Kökeni: )

park yeri (tramvaydan yararlanacaklar için):  

(P-3h) Trafik Durum-Parketme İşareti: park yeri levhası (tramvaydan yararlanacaklar için); bu işaret levhası tramvaydan yararlanmak isteyen sürücüler için tahsis edilmiş park yerini belirtmek amacı ile kullanılabilir.(Konusu: trafik işareti, Kökeni: )

Parka:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Parke:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Parke Savunma:  

(Voleybol Ter.) Yere oldukça yaklaşarak dirençli bir savunma örneği göstermek. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Parkeci:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Parkecilik:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Parkinson:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Parkur:  

(Binicilik Ter.) Binicinin yarışma alanında izlemesi gereken yol. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Parkur:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Parla:  

(t.i. ka.) 1- Işık saç, ışılda. 2- Ün kazan, tanın.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Türkçe)

Parlak:  

Özellikleri duyular tarafından güçlü bir şekilde fark edilen şaraplar için kullanılır. Bir şarap görünüş olarak parlak olabilir ya da aroma ve tat olarak parlak olabilir, her iki şekilde de bu tanımın tersi donuktur.(Konusu: Şarap Terimi, Kökeni: )

Parlak:  

(t.i. ka.) 1- Parlayan, ışıldayan. Temiz. 2- Çok başarılı.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Türkçe)

Parlak:  

(sf.i.) Tüysüz, güzel yüzlü. (oğlan, delikanlı) Örn:: Ulan parlak malı yakaladın. (Server Bedi, Hey Kahpe Dünya) Örn:: Önce sigaraya sonra esrara eroine başlar. Biraz parlaksa hayatını başka yoldan kazanır. (Nazlı Ilıcak, Allah Kurtarsın)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

parlak:  

sıfat 1. parıltısı olan, ışıldayan, parıldayan. \"Altın parlak bir maden midir?\" 2. (gökyüzü ya da hava için) bulutsuz ve güneşli, temiz ve ışıklı, aydınlık. \"Parlak bir sabah kendini göstermişti\" 3. göze çarpacak denli başarılı. \"Hiç de parlak bir öğrenci olmamıştı\" 4. ARGO tüysüz ve güzel yüzlü (delikanlı) ya da edilgin eşcinsel (genç erkek).(Konusu: , Kökeni: )

Parlamentarizm:  

(fr.i. parlementarisme) hükümeti oluşturan bakanların (yürütme organının) seçimle kurulmuş yasama meclislerine karşı sorumlu olduğu siyasi sistem.(Konusu: İzm ile Biten, Kökeni: fransızca)

Parlamentarizm:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Parlamenter:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Parlamenter:  

Yanlış: Parlementer Doğru: Parlamenter(Konusu: Yanlış Yazılan Kelime, Kökeni: )

Parlamento:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Parlamento:  

Yanlış: Parlemento Doğru: Parlamento(Konusu: Yanlış Yazılan Kelime, Kökeni: )

Parlanur:  

(t.i. ka.) Nur gibi parla. Parla nur.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Türkçe)

Parlar:  

(t.i. ka.) Işık saçar, ışıldar, aydınlık verir.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Türkçe)

Parlatma Provası:  

(Alm. Auffrischungsprobe - İng. polishing rehearsal) "Parlatma çalışması" da denebilir. Oyun seyirciye sunulduktan sonra, aksayan, unutulan yerleri yeniden düzenlemek için yapılan ara provası.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Parlatmak:  

(f.) 1- İçki içmek, kafayı çekmek. Örn:: Birkaç tane daha parlattık parlatmadık sokak tarafından kuvvetlice bir öksürük geldi. (Ahmet Rasim, Fuhş-i Atik) 2- Güzel, etkili, alışılmamış söz söylemek, parlak konuşmak. Örn:: Görüyorsunuz ya Ben de ıstılah parlatmaya yelteniyordum. (Ahmet Rasim, Fuhş-i Atik)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

parlayıcı madde:  

Normal şartlar altında buharlaşabilen veya Gaz halinde bulunan ve tutuşma noktası düşük olan sıvı ve gazlara parlayıcı madde denir. Bu maddeler kolayca tutuşurlar,güç söndürülürler ve büyük hızla yanarlar.(Konusu: , Kökeni: )

Parmağım İçinde:  

(d.) Esnaf arasında bir kimseden satın alınmış eski eşyanın satışı sırasında bu işe ortağım anlamında kullanılır. Örn:: Parmağım içinde: Bir esnafın başka esnafa ben de bu işe ortağım demek için söylediği söz. (Arslan Kaynardağ, Bit pazarının Gizli Dili ve Argosu) (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

parmak:  

ad 1. insanlarda ve kimi hayvanlarda ellerin ve ayakların son bölümünü oluşturan, uzunca, boğumlu, oynak ve genellikle tırnaklı organların her biri. 2. bir tekerleğin merkezinden çemberine değin uzanan çubukların her biri. 3. sıfat el parmağının eni kadar olan. "Şişede birkaç parmak gaz kalmıştı" 4. sıfat koyu sıvılara daldırılıp çıkarılınca parmağa bulaşan (miktar). "Baldan bir parmak alıp tadına baktı" 5. sorun çıkarmak, bir işi karıştırmak. 6. ARGO parmakla sarkıntılık etmek. 7. genellikle sağ elinin başparmağının ucuna mürekkep sürerek, imza yerine geçmek üzere, bir yere bastırmak. 8. MEC. belli bir konuya, bir noktaya dikkati çekmek. "Ücret artışı konusuna parmak basmak kimsenin aklına gelmemişti" 9. sayıları parmakla hesaplayarak, göstererek yapılan ilkel hesap. 10. YAZIN TERİMİ hece ölçüsü. 11. herhangi bir parmağın bir yüzey üzerinde bıraktığı iz. 12. genellikle kimlik belirlemede yararlanılan, parmak uçlarının iç taraflarındaki derinin her kişide değişik olan izi. 13. parmak biçiminde olan. "Çocuğun yüzünde parmak parmak tokat izi kalmıştı" 14. parmaklayarak. 15. az bulunmak. "Eskiden liseyi bitiren parmakla gösterilirdi" 16. çok ünlü bir kimse olmak. "Artık çevresinde parmakla gösterilen biri olmuştu"(Konusu: , Kökeni: )

Parmak Atmak:  

Eşanl. Pandik Atmak.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Parmak İşi:  

(d.) Öldürmeyecek biçimde yaralama. Örn:: Yalnız ölüm istemiyorum. Parmak işi (Santim işi) yapacağız. (Turhan Temuçin, Azrailin Öbür Adı) (bkz:: Santimci)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Parmak İzi:  

(fingerprint) Bir olayın ya da suçun failini kimliklendirmede kullanılan, kişinin herhangi bir yüzeye parmağını basmasından, çeşitli yöntemlerle elde edilen iz.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )

Parmak Oynatılmak:  

(d.) (Bir işte) Rüşvet geçerli olmak, rüşvet verilmek. Örn:: Ama parmak oynatılarak çoğunluğunun başlarını çevirmek ya da öne iğdirmek her zaman mümkündü. (Kayhan Sağlamer, Türk Mafiası)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Parmak Oynatmak:  

(d.) Para saymak, para vermek. Rüşvet vermek. Örn:: Parmak oynattın mı o işi bitti bil sakal sakaldır.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Parmak Pası:  

(Voleybol Ter.) Genellikle oyun kurmada kullanılan eller açık durumda verilen pas. Bu pas diğer paslara göre kontrolü daha kolay olan pastır. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Parmakçı:  

(i.) Eskiden Zıbık üreten ve satan esnaf. (bkz:: Pandikçi)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Parmaklık:  

(Okçuluk Ter.) Deri veya kauçuktan yapılan, ayarlı kirişi tutan parmaklara takılan araç.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Parmıcan:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Parnas Okulu:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Parnasiyen:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Parnasizm:  

(fr.i. parnassisme) (ed.) Fransa'da 1860 yılında Çağdaş Parnas şiir dergisi etrafında toplanan sanatçılarca "Sanat sanat içindir" ilkesini benimseyerek ortaya çıkarılmış bir edebi akımdır.(Konusu: İzm İle Biten, Kökeni: fransızca)

Parnasizm:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Parodi:  

(Yun. Paro-Ode = Karşıt ezgi) Alm. Parodie - Fr. parodie - İng. parody) Ciddi sayılan bir yapıtın bir bölümünü ya da tümünü alaya alarak, biçimini bozmadan ona bambaşka bir öz vererek biçimle öz arasındaki bu ayrılıktan gülünç etki çıkaran tür. Parodi, bir olayı ya da önemsenen bir kişiyi aynı tutumla gülünçleştirebilir (bkz:: Yanılsama)(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Parodi:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Parodos:  

(Yun.) 1- Antik Yunan oyunlarında koronun, orkestraya girdiği anda söylediği ezgi. 2- Antik tiyatro yapısında, orkestranın yanlarında, karşılıklı bulunan giriş yerleri yolları.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Parodos:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Parola:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Parpa:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Parpara:  

(i.) Azarlama. Örn:: Beyfendi beyfendi parparalarınızla geciktiriyorsunuz bizi. (Raymond Oueneau - Tahsin Yücel, Zazie Metroda)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Parpara Yemek:  

(d.) Azarlanmak, azar işitmek. Kadın namazında niyazında Yine parparanın Allahını yicez. (Yankı, Kibariye ile Röportaj)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Parsa:  

(f.i. erk.) 1- Sofu, dinine bağlı. 2- İffetli, namuslu, temiz, doğru.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Farsca)

Parsa:  

(Tul.) Oyundan sonra seyirciden toplanan para.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Parsa:  

(Güreş Ter.) Yağlı güreşte oyun bitiminde güreşçiler için toplanan para. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Parsbay:  

(f.t.i.) Er. Pars gibi güçlü ve çevik.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Fars+Tür)

Parsel:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Parselasyon:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Parselemek:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

WhatsApp