MecmuaN.CoM sözlük sitesi
 D E N E M E    


Haydi Öğrenelim!

Eşir:

(a.i. erk.) Çok sevinçli.

SON EKLENEN KELİMELER



*Amed Sportif Faaliyetler

*Abdi Algül

*Beyza Başar

SON ARANAN KELİMELER



*Erkeklik

*Husye

*Husye

MecmuaN.com Nedir?

MecmuaN geniş çaplı bir Sözlük Sitesidir. Anlamını bilmediğiniz kelimeler, atasözleri, deyimler, osmanlıca kelimeler ve kronolojik tarihi olayları araştırabilir ve önemli günler gibi bir çok bilgiye ulaşabilirsiniz.

Kelime Arama

      Gelişmiş Arama
Sende Yolla Hata Bildir!


GENİŞ KAPSAMLI ANLAMLAR VE KAVRAMLAR SÖZLÜĞÜ - TÜRKÇE SÖZLÜK




Peyam:  

(f.i. erk.) Haber, başkasından alınan bilgi, nebe.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Farsca)

Peyami:  

Halide Edip Adıvar'ın yazdığı Ateşten Gömlek kitabının baş kahramanı. Romanda anlatılan olayları hatıra defterinden öğrendiğimiz bir hariciye memuru. Ayşe’ye duyduğu aşk yüzünden olaylara karışan ve kendini bir anda Milli Mücadele’nin içinde bulan genç. İzmir’in işgali sırasında cephede çevirici olarak görev yapar. dışişleri memurudur. Ayşe’yi çok sever. Aynı zamanda çok duygusal bir kişiliğe sahiptir.(Konusu: Kitap Karakteri, Kökeni: )

Peyami:  

(f.i. erk.) Haberle, bilgi ile ilgili.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Farsca)

Peycent:  

(İng. pageant) lngiltere'de Ortaçağda bir kesimi bir arabadaki oyuncular tarafından oynanan, o sahne bitince başka bir alana girip yerini öbür kesimi oynayacak arabaya bırakan, altında soyunma bölümü bulunan iki katlı, altı tekerlekli sahne.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Peyda:  

(f.i. ka.) Meydanda açıkta. Hazır, mevcut.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Farsca)

Peygamber:  

(f.i. erk.) Allah tarafından kullarına haber götürmekle görevlendirilmiş seçkin insan. Nebi, Rasul. Yalnız Peygamberlere mahsus bir isimdir.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Farsca)

peygamber:  

1- Resul, elçi, nebi, yalvaç. Örn:: “İman; Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, ahiret gününe, kaza ve kaderin, hayrın ve şerrin Allah’tan olduğuna inanmaktır.” (Hadis) 2- Allah’ın kendi katından kullarına göndermiş olduğu inanç esaslarını, ibadet biçimlerini, ahlaki kuralları, tüm emir ve yasaklarını bildirmek, insanlara güzeli, doğruyu ve yanlış olan şeyleri açıklamak üzere görevlendirdiği ve vahiyle desteklediği seçilmiş insan. Peygamberlere iman Müslümanlığın şartlarındandır. Peygamberlerden birisini inkâr etmek, hepsini inkâr etmek gibidir. İlk peygamber Hz. Âdem, son peygamber Hz. Muhammed’dir. Hz. Muhammed’den sonra bir daha peygamber gelmeyecektir. Allah, her topluma bir peygamber göndermiştir. Kur’an-ı Kerim, vermiş oldukları mücadeleyi çok önemli bulduğu bazı peygamberlerin kıssalarını anlatmıştır. Kur’an-ı Kerim’de kıssaları anlatılan ve isimleri geçen peygamberler şunlardır: Hz. Âdem, İdris, Nuh, Hud, Salih, İbrahim, Lut, İsmail, İshak, Yakup, Yusuf, Eyyub, Şuayp, Musa, Harun, Davut, Süleyman, İlyas, Elyasa, Zülkifl, Yunus, Zekeriya, Yahya, İsa, Muhammed (as.). Kur'an’da ismi geçen Lokman, Üzeyir, Zülkarneyn’in ise peygamber olup olmadıkları kesin değildir. Peygamberlerde şu nitelikler bulunur: İsmet (günah işlemekten korunma), emanet (gerek peygamberlik gerekse diğer konularda güvenilir olma), sıdk (her hususta doğru sözlü olma), fetanet (akıllı, sağlam bir düşünce ve zekâya sahip olma) ve tebliğ (emrolundukları dini hükümleri tüm insanlara olduğu gibi bildirme). Örn:: “Onlar ki Allah’ı ve peygamberlerini inkâr ederler, Allah ile elçilerinin arasını ayırmak isterler. ‘Kimine inanırız, kimini inkâr ederiz.’ derler. Bu ikisinin (imanla inkârın) arasında bir yol tutmak isterler. İşte onlar gerçek kâfirlerdir...” (Kur’an-ı Kerim Nisa suresi 4/150-151 nci Ayet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Peygamber Olmak:  

(d. fars. peyamber, türk.) Çok sarhoş olmak, esriyip kendisini kaybederek bilinçsiz sözler söylemek.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Peygamber Vitesi:  

(d. fars. fr. türk. e.) (Yakıttan tasarruf için) Araç giderken boşa alınmış vites.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Peygamberçiçeği:  

(mavi kantoron) Bileşikgiller familyasından; özellikle ılık bölgelerdeki tahıl tarlalarında yetişen bir bitkidir. Çiçekleri mavi veya menekşe rengindedir. Faydası:: İştah açar. İdrar söktürür. Nikris hastalığında faydalıdır. Böbreklerdeki kumun dökülmesine yardımcı olur. Bazı göz hastalıklarında kullanılır. Ağrıları keser. Vücutta biriken zehirli maddelerin atılmasını sağlar. Fazla miktarda kullanıldığı zaman kalbe zarar verir.(Konusu: Bitki Bilim, Kökeni: )

Peyk:  

(T.K.O.) Anadolu'da oyunları düzenleyene verilen ad.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Peykan:  

(f.i. erk.) Temren, başak, okun ucundaki sivri demir.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Farsca)

Peyke:  

(f.i. ka.) Kuru kanepe, tahta sedir.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Farsca)

Peyke Kurusu:  

(d. fars. türk.) Yıllarını kahvelerde sabahlayarak geçirmiş kimse, yaşlanmış Peykeci.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Peykeci:  

(fars.i. paygah türk. e.) (esk.) Gecelerini sabahçı kahvelerinde geçiren kimse, yersiz yurtsuz avare kimse.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Peyker:  

Halit Ziya Uşaklıgil'in yazdığı Aşk-ı Memnu (Yasak Aşk) kitabındaki karakterlerden biri. Firdevs Hanım'ın büyük kızı. Bihter'den 3 yaş büyüktür. Mesafeli bir tabiatı vardır.(Konusu: Kitap Karakteri, Kökeni: )

Peyker:  

(f.i. ka.) Yüz, surat. (Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Farsca)

Peyma:  

(f.i. ka.) Ölçen, ölçücü.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Farsca)

Peyman:  

(f.i. erk.) Yemin, and, ahd.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Farsca)

Peymane:  

(f.i. ka.) Büyük kadeh, şarap bardağı.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Farsca)

Peynir:  

(fars.i.) 1- Parasal çıkar. 2- Kredi.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

peynir:  

ad süte peynir mayası katıp katılaştırma yoluyla yapılan ve birçok çeşidi bulunan besin.(Konusu: , Kökeni: )

Peynir Ekmek Gibi Yemek:  

(d. fars. peynir, türk.) (Özellikle hapiste geçen zamanı) Kolayca atlatmak, savuşturmak. Örn:: Ne zaman çıktın? -Ulan üç ayı peynir ekmek gibi yedin ha? (Orhan Kemal, Gurbet Kuşları)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Peynirhane:  

(b.i) Peynir yapılan yer.(Konusu: Hane ile Biten, Kökeni: )

Peyrev:  

(f.i. ka.erk.) Ardı sıra giden. Arkasından giden, izinden yürüyen. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Farsca)

Peyzaj:  

(fra.i. ka.) Kır resmi.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Fransızca)

Peyzaj:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Peyzajcı:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Pezo:  

(fars.i. pejvend, pezevenk, pezo n.) Muhabbet tellalı, fuhuş aracısı, pezevenk. Örn:: pezolar yuttukları hapların patlamasını beklerken. (Metin Kaçan, Ağır Roman)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Pezo:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Phileas Fogg:  

Jules Verne'in 80 Günde Devr'i Alem kitabının ana karakteri. Kimsenin hakkında hiçbir şey bilmediği zengin ve kibar bir İngiliz beyefendisidir. Dünyanın çevresini 80 günde dolaşacağına dair iddiaya girer. Hem de hava yolu kullanmaksızın, önceden hiçbir ayarlama ve planlama yapmaksızın.(Konusu: Kitap Karakteri, Kökeni: )

Philip Downing:  

Philip B. Downing (1857-1934) Amerikalı mucit. 1891 yılında posta kutusu sistemini geliştirdi. Ayrıca sokak demiryolu anahtarlarını çalıştırmak için kullanılan mekanik bir cihaz Patenti bulunmaktadır. (Konusu: Mucid ve İcadı, Kökeni: )

Photo CD:  

Kodak tarafından geliştirilen ve resim dosyalarını CD-ROM üzerinde saklamaya yarayan özel bir formattır.(Konusu: Bilgisayar T., Kökeni: )

Photoshop:  

Adobe tarafından geliştirilen ve bugün de yaygın olarak kullanılan bir fotoğraf düzenleme yazılımına verilen addır. Herhangi bir dijital resim üzerinde istediğiniz değişikliği yapmanıza olanak tanıyan tüm araçlar ile birlikte gelen yazılım, esmer bir insanı kolaylıkla sarışın yapmanızı ya da iki gözün ortasına üçüncü bir göz eklemenizi sağlayabilir. Tüm bu gelişmiş özellikler, Photoshop'un grafik tasarımcılar ve fotoğrafçılar tarafından yoğun olarak kullanılmasını sağlamaktadır.(Konusu: Bilgisayar T., Kökeni: )

Pılo:  

(kürt.i.) Erkeklik organı, penis. Örn:: Ne güzel pılo, ne güzel pılo. (Alp Buğdaycı, Kan Sıcak Akacak)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

PIN:  

""Personal Identification Number"" teriminin kısaltmasıdır. Kredi kartı gibi birçok farklı unsurun güvenliğini sağlamakta kullanılan sayısal şifreleri temsil eder."(Konusu: Bilgisayar T., Kökeni: )

Pınar:  

(t.i. ka.) Yerden kaynayıp çıkan su, kaynak, çeşme. Bir suyun çıktığı yer, su başı. Kaynak suyunun devamlı aktığı yer.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Türkçe)

Pır:  

(ono. i.) Bir anda savuşmayı, kaçmayı, ortadan kayboluvermeyi belirtmek için kullanılır. Örn:: Haydi al voltayı pır bakalım. (Server Bedi, Hey Kahpe Dünya)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Pır Etmek:  

(d.) Kaçmak, savuşmak, bir anda ortadan kaybolmak. Örn:: karşısında iri yarı ve dev gibi Kazım'ı görünce saldırmanın tabancaya sökmeyeceğini anladı ve pır etmeyi en akıllı hareket saydı. (Süavi Süalp, Vur Kazım Onu) Eşanl. Pırlamak.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Pırasa:  

(allium porrum) Zambakgiller familyasından; sebzelik bir bitkidir. Soğanı uzun ve göbeklidir. Yazın ürün almak için ilk baharda veya güz aylarında; kış mevsiminde ürün almak için ise yaz aylarında ekilir. Yurdumuzda kamış pırasası ve kara pırasa denilen çeşidi çok yetiştirilir. Faydası:: İdrar söktürür. Şurubu göğsü yumuşatır, öksürüğü keser. İştahsızlığı giderir. Mide rahatsızlıklarına iyi gelir. Romatizma, mafsal ağrıları, damar sertliği, böbrek hastalıkları, üremi ve idrar tutukluğunda faydalıdır. Böbreklerdeki kum ve taşların düşürülmesine yardımcı olur. Suyu yüzdeki sivilce ve lekelere faydalıdır. Sinirleri kuvvetlendirir. Kabızlığı giderir. Basur memeleri için faydalıdır. Arı sokmasında da kullanılır.(Konusu: Bitki Bilim, Kökeni: )

Pırasa:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Pırasa mı Dedin:  

(d. yun. prason, türk.) Birisinin söylediği bir sözle alay etmek, bu sözün anlamsız, geçersiz olduğunu belirtmek için kullanılır. Örn:: Savulun biçerim -Pırasa mı dedin?(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Pırıldak:  

Güçlü, parlak ışık veren lamba.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Pırıltı:  

(t.i. ka.) Parıldayan şeyin çıkardığı ışık. Anlık ışık geçişi.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Türkçe)

Pırlanta:  

(ita.i. ka.) Değerli bir tür elmas.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: İtalyanca)

Pırlanta:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Pırna:  

(yun.i. pırnari'den) Rakı. Pırne biçiminde de söylenir.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Pırnal:  

(t.i. ka.) Meşe ağacı çalısı.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Türkçe)

Pırnal:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Pırnallık:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Pırnar:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Pırnik:  

(i.) Uyuşturucu madde.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Pırpır:  

(ono. i.) 1- Kola takılan astsubayın rütbesini gösteren işaretler. 2- (an.ge.) Astsubay. (bkz:: Pır Etmek)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Pırpırı:  

(yun.sf.i. porphyris'ten) 1- Çapkın, uçarı, hovarda. Örn:: Ne pırpıriye eyle meyil ne paşalıya, Olma sokak süpürgesi kadın kadıncık ol. (Enderunlu Vasıf Tahmis, Zenanname) 2- Çömlekçi, çanakçı dilberi, mühmel Örn:: Pırpırılar şahı şikeste emel. (anonim, Hubanname-i Nev-eda)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Pırpıt:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Pırtı:  

(em.) Sus anlamında kullanılır. Çenen Pırtı biçiminde de söylenir. (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Pıtırca:  

(t.i. ka.) Koyu pembe renkli bir bahar çiçeği.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Türkçe)

Pıymak:  

(f. esk.) Kaçmak, savuşmak. (bkz:: Fıymak)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Pick And Roll:  

(Basketbol Ter.) Perdeleme yapan oyuncunun, perdelemeden sonra top almak için potaya yönelmesi. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Piç Torun:  

Bir devrede gelen askerlerden üç devre sonra gelen askerleri ifade eder. 91/3 devreler, 90/3 devrelerin alt devresidir.(Konusu: Askeri Terim, Kökeni: )

Piç Torun:  

Bir devrede gelen askerlerden üç devre sonra gelen askerleri ifade eder. 91/2 devreler, 90/3 devrelerin alt devresidir.(Konusu: Askeri Terim, Kökeni: )

Piçiz:  

(bkz:: Peçiz)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Piçuta:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Pide:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Pideci:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Pigment:  

Düzgün yuvarlak, doğal veya sentetik, inorganik veya organik, çözünmeyen dağılmış parçalar (toz). Bu parçalar, boya sıvısının içinde dağılarak, boyaya renk vermenin yanında, opaklık, katılık, dayanıklılık ve korozyona dayanıklılık gibi boyanın temel özelliklerini de geliştirirler. Bu terim beyaz veya renkli pigmentler ile birlikte genleştiricilerde içerirdi. Pigment olan tozlar ve boyalar arasındaki fark genel olarak çözünürlüğün temelinde incelenmektedir. Kullanım esnasında, pigmentler, çözünme yen ve madde içerisinde dağılan, boyalar ise çözünebilir veya solüsyon halinde bulunan malzemelerdir.(Konusu: Boya Terimi, Kökeni: )

Pigment:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Piiz:  

(bkz:: Piyiz)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Pijama:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Pijamalı:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Pijamalık:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Pik:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Pik:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Pika:  

(pica) Yenilebilir olmayan maddelerin en az 1 ay süreyle sürekli olarak yenmesi.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )

Pika:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Pikaj:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Pikajcı:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Pikap:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Pike:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Pike:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Piket:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Piknik:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

piknik yeri:  

(B-31) Trafik Bilgi İşareti: bu işaret levhası yol kenarında piknik alanının olduğunu gösterir.(Konusu: trafik işareti, Kökeni: )

Piko:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Pikocu:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Pikrik Asit:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Piksel:  

Bir ekranda ya da yazıcı çıkışında ölçülebilen en küçük noktaya verilen genel addır. Hem ekran çözünürlüğü, hem de yazıcı çözünürlüğü, desteklenen piksel sayısı ile doğru orantılıdır. Ne kadar çok sayıda piksel destekleniyorsa, görüntü veya baskı kalitesi de o kadar yüksek olur.(Konusu: Bilgisayar T., Kökeni: )

Pil:  

(fr.i. pile) Sivil polis, gizli ajan.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Pil:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Pilaçka:  

(arn.zf.i.) 1- Bedava, parasız, beleş. (nesne, şey) 2- Ganimet. Örn:: Yağma ve garet manasına müstamel olan pulaçka kelimesinin Fransızca intihal manasına olan plagiatye pek ziyade benzediği. (Ahmet Rasim, Şehir Mektupları) Pulaçka'da denir.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Pilaçkadan:  

(arn.zf. türk. e.) 1- Parasız olarak bedava yoldan, beleşten. 2- Ganimet olarak. (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Pilajcı:  

(ita.i. piaggiai türk. e.) 1- Özellikle plajlarda çalışan hırsız. 2- Plajlarda ilişki kuracak kişi arayan kimse.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Pilaka:  

(bkz:: Plaka)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Pilaki:  

(yun.sf.i. plakhi'den) Aptal, budala, ahmak. (kimse) Örn:: Külhanbeyi- Ne o matizleştin mi pilaki? (Ortaoyunu, Bahçe). (bkz:: Enayi Pilakisi, Pilaki Yapmak)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Pilaki:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Pilaki Yapmak:  

(d. yun. türk.) 1- Dövmek, yaralamak, perişan duruma getirmek. Örn:: Ali- Bana bak. Bırak şu numaraları. Şimdi seni pilaki yaparım. (Haldun Taner, Keşanlı Ali Destanı) 2- Bir durumu, bir olayı içinden çıkılmaz hale sokmak, ortalığı karmakarışık etmek.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Pili:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Pili Bitmek:  

(d. fr. pile, türk.) 1- Güçsüz kalmak, gücü bitmek. 2- İktidarsızlığa uğramak. 3- Yaşlanmak.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Piliç:  

(i. esk. türk. bülüç'ten) Genç ve güzel kız ya da kadın. Örn:: I. Mahkum- Şey de yollayın bize. İlaç sarı filan kurşun yarası için unutmayın ha. Mahkum- Yollamazlarsa biz de bu güzel pilici yeriz. (Turgut Özakman, Duvarların Ötesi)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Piliç Yolmak:  

(d.) Genç ve güzel bir kadını ya da kızı soymak, giysilerini, çamaşırlarını çıkarmak.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

WhatsApp