Haydi Öğrenelim!
Poplin:
MecmuaN.com Nedir?
MecmuaN geniş çaplı bir Sözlük Sitesidir. Anlamını bilmediğiniz kelimeler, atasözleri, deyimler, osmanlıca kelimeler ve kronolojik tarihi olayları araştırabilir ve önemli günler gibi bir çok bilgiye ulaşabilirsiniz.
Kelime Arama
Sende Yolla Hata Bildir!GENİŞ KAPSAMLI ANLAMLAR VE KAVRAMLAR SÖZLÜĞÜ - TÜRKÇE SÖZLÜK
Tacikistan:
Para Birimi: Tacikistan Somoni Para Birimi Kodu: TJS(Konusu: Ülke Para Birimi, Kökeni: )
Tacikistan:
Plaka Kod: TJ(Konusu: Ülke Plaka Kodu, Kökeni: )
Tacikistan:
Tel. Kodu: +992 Bölge 9 Güneybatı Asya, Güney Asya ve Orta Asya numaralandırma Plan Alanı içindedir.(Konusu: Ülke Tel Kodu, Kökeni: )
Tacikistan:
Dini: İslamiyet, Hristiyanlık Mezhebi: Sünnilik, Şiilik, Ortodoks Kilisesi NOT: Hristiyan'lığın 3 ana mezhebi: Roma Katolik Kilisesi, Protestanlık, Ortodoks Kilisesi NOT2: İslamiyet'in 2 ana mezhebi: Sünnilik, Şiilik(Konusu: Ülke Dini, Kökeni: )
Tacikistan:
Tacikistan Bayrağı: Zemin kırmızı (üstte), geniş bir beyaz ve yeşil şeritten oluşmuştur. Ortada bulunan beyaz şeridin içerisinde üst kısmı 7 adet altın sarısı beş köşeli küçük yıldız ile çevrelenmiş altın sarısı bir taç bulunmaktadır.(Konusu: Ülke Bayrağı, Kökeni: )
Tacikistan:
Milli Marşı: "Surudi milli" Tacikistan'ın ulusal marşıdır. Resmî olarak 7 Eylül 1994'te kabul edilmiştir. 1991 yılında Tacikistan'ın Sovyetler Birliği'nden bağımsızlığı ilan etmesinden sonra 1994 yılına kadar sözleri değiştirilmeden Tacikistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti Marşı'nı kullanmaya devam etti.[2] Sözleri Gülnazar Keldi tarafından yazılmıştır. Müziği Süleyman Yudakov tarafından bestelenen Sovyet döneminde kullanılan melodi ile aynıdır. Tacikistan, Sovyet marşlarının müziğini kullanımdan kaldırılmadan devam eden eski Sovyet ülkelerinden biridir. Diğerleri ise Beyaz Rusya (Belarus Marşı) ve Özbekistan (Özbekistan Ulusal Marşı)'dır. (Konusu: Ülke Milli Marşı, Kökeni: )
Tacikistan:
Genel Bkş: Tacikistan "Taciklerin Ülkesi" demektir. Tacikistan'ın son ek "-Stan" soneki, "yer" veya "ülke" için Farsçadır ve Tacikçe, büyük olasılıkla, İslam öncesi (MS yedinci yüzyıldan önce) bir kabilenin adı. • (Konusu: Ülke Genel Bakış, Kökeni: )
Tacikistan:
MOS Tacikistan'ın Dış İstihbarat Teşkilatı.(Konusu: Ülke İsth. Teş., Kökeni: )
Tacikistan Milli Tk:
milli tk.lakabı: Ulusal Takım (Dastai Muntakhabi)(Konusu: Lakap Milli Tk., Kökeni: )
Tacim:
(a.i. erk.) Noktalama, noktalatma.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Tacir:
(a.i. erk.) Ticareti meslek edinmiş olan,(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Tacire:
(a.i. ka.) (bkz:: Tacir) (Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
Taç:
(Futbol Ter.) Topun yan saha çizgilerinden dışarı çıkması. Taç atışı iki elle, baş arkası ve üstünden, ayaklar yerden kesilmeden yapılır.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Taç:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Taçkın:
(t.i. erk.) Gurur. (Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Taçnur:
(a.i. ka.) Işıktan nurdan taç.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
tadil:
Bir hadis ravisinin naklettiği hadislerin geçerli kabul edilebilmesi için o ravinin, Kur’an-ı Kerim ve sünnetin buyruklarına uygun davrandığının, şahsiyetini zedeleyici söz ve davranışlardan uzak durduğunun, naklettiği hadisleri olduğu gibi aktarıp birbirine karıştırmadığının belirlenmesi, ortaya konması. Bir hadisin sahih olması ve kabul edilmesi için ravilerinin tadil edilmesi şarttır. İslam’ın ilk dönemlerinde Hz. Peygamber’den hadis nakleden raviler, hadis otoriteleri tarafından ayrı ayrı incelenmiş ve tadil süzgecinden geçen ravilerin hadisleri kabul edilmiştir. İnanç, ibadet ve ahlak bakımından tadil edilmeyen ravilerin naklettiği hadisler ise alınmamıştır.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
tadilierkân:
Namazda rükûyu güzelce yapma, rükûdan sonra doğrulup bir müddet bekleme, secdeleri gereği gibi yerine getirip iki secde arasında bir müddet oturma gibi namazla ilgili tüm hareketleri Hz. Peygamber’in yaptığı gibi yerli yerince acele etmeden ve tam olarak uygulama. Hz. Peygamber tadilierkâna uymaya çok önem vermiş, tadilierkâna uymayanların namazlarını tekrar kılmalarını istemiştir.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Tafdil:
(f.i. ka.erk.) Birini diğerinden üstün tutma. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Farsca)
Taflan:
(t.i. ka.erk.) Gülgillerden kışın yaprağını dökmeyen bir bitki. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Türkçe)
Taflan:
(hindkirazı) Gülgiller familyasından; Karadeniz'in doğu kıyılarında da yetişen bir çalı veya 6 metre kadar boy atan, kış aylarında yapraklarını dökmeyen bir bitkidir. Çiçekleri küçük ve beyaz renklidir. Salkım halinde toplanmışlardır. Meyvesi zeytin büyüklüğündedir. Taze yapraklarında şeker, tanen, kalsiyum oksalat ve prülaurasin adlı bir glikozit vardır. Taze yapraklarından taflan suyu hazırlanır. Faydası:: Sinirleri yatıştırır. Bronşitte şikayetleri giderir. Öksürüğü keser. Spazm giderir. Aybaşı gecikmelerinde de kullanılır.(Konusu: Bitki Bilim, Kökeni: )
Taflan:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Tafra:
(a.i. erk.) 1- Yukarıya sıçrama, atlama. 2- Yukarıdan atıp tutma, gururlu davranış. 3- İlmiyyede rütbe, derece alma.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
tafsili iman:
1- İman edilecek şeylerin hepsine ayrıntılı olarak inanma. İmanın tam ve eksiksiz olabilmesi için tafsili iman gerekir. Tafsili imanın üç derecesi vardır: 1) Allah’ın varlığına, birliğine, tek yaratıcı olduğuna ve Hz. Muhammed’in Allah’ın kulu ve resulü olduğuna inanma. 2) “Amentü” esaslarına yani; Allah’a, meleklere, kitaplara, peygamberlere, ahiret gününün gerçekleşeceğine, kadere, hayır ve şerrin Allah’tan geldiğine inanma. 3) Kur’an-ı Kerim ve sünnet ile bildirildiği kesin olarak bilinen dinî hükümlerin hepsine ayrı ayrı inanma. 2. Allah katından Hz. Peygamber aracılığı ile gelen iman esaslarının ve Allah’tan geldiği kesin olan diğer dinî kuralların her birisine ayrı ayrı iman etme. Tafsili imanın kapsamına giren herhangi bir şeyi inkâr etmek kişiyi İslam dininden uzaklaştırır.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Tafte:
(f.i. ka.erk.) 1- Bükülmüş, katlanmış. 2- Yanmış, yanık. 3- Aydınlık, parlak. 4- Üzgün, ciğeri yanmış, aşık. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Farsca)
Taftin:
(a.i. erk.) Akıl erdirme, anlama, tefhim.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Tağalap:
(t.i. erk.) Dağ alp. Dağ gibi güçlü, gösterişli, heybetli yiğit.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Tağar:
(t.i. erk.) Kapı, çanak, çömlek.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Tağman:
(t.i. erk.) Dağ gibi iriyarı, gösterişli.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
tağut:
1- Haddi aşan, azgın, ileri giden, ölçüsüz, zorba. 2- Şeytan. Örn:: “Müminler Allah yolunda savaşırlar, inkârcılar ise tağut yolunda savaşırlar. O hâlde şeytanın dostlarıyla savaşın. Şüphesiz şeytanın hilesi zayıftır.” (Kur’an-ı Kerim Nisa suresi 4/76 ncı Ayet) 3- Sihirbaz, kâhin. Örn:: “Kendilerine kitaptan bir pay verilenleri görmedin mi? Baksana onlar put ve tağuta inanıyorlar…” (Kur’an-ı Kerim Nisa suresi 4/51 nci Ayet) 4- Allah’a isyan ederek insanların tek hâkimi ve sahibi olduğunu iddia eden ve onları kendine kulluk yapmaya zorlayan kimse veya kurum. Örn:: “Allah, inananların dostudur. Onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. İnkâr edenlerin dostları ise onları aydınlıktan karanlıklara sürükleyen tağuttur. İşte onlar cehennemliklerdir. Orada temelli kalacaklardır.” (Kur’anı Kerim Bakara suresi 2/257 nci Ayet) 5- Allah’a karşı tanrılıklarını ilan eden ve bu uğurda halkına baskı yapan krallar, firavunlar, nemrutlar.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Taha:
(a.i. erk.) Kur'an-ı Kerim'in 20. suresi. Hz. Ömer'e müslüman olmadan önce okunan ilk sure. Hz. Ömer bu sureden etkilenmiş ve müslüman olmuştur.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Taha Suresi:
(a.i. سورة طه) taha suresi; ismini, başındaki tâ-hâ harflerinden almıştır. kur'an-ı kerim'de 20 nci sure, 16 ncı cüz, 311 nci sayfadadır. 135 ayettir. inme (nazil) sırasına göre 45 nci sıradadır. meryem suresi'nden sonra, vakı'a suresi'nden önce mekke döneminde inmiştir. mekke'de inen 86 tane sureden biridir. ahiret hayatı için yapılan nasihat ve korkutmalara yer verilir.(Konusu: Sureler, Kökeni: arapça)
Taha suresi:
Kur’an-ı Kerim’in yirminci suresidir. Mekke’de indirilmiştir. Yüz otuz beş ayettir. Adını ilk ayette geçen “ta-ha” harflerinden almıştır. Taha, Hz. Peygamber’in adlarından da biridir. Sureye, Kur’an-ı Kerim’in Allah tarafından gönderildiğini ve özelliklerini açıklayan ayetlerle başlanır. Mekke müşriklerine Allahuteala isim ve fiilleriyle tanıtılır. Bütün bilgilerin sahibi olan Allah tarafından daha önce Musa’ya vahiy gönderildiği gibi Hz. Muhammed’e de vahiy gönderildiği belirtilir. Surede, Musa Peygamber’in peygamber olarak seçilip yetiştirilmesine, ona verilen mucizelere, Firavun’a gidip öğüt vermesine, kendisine yardımcı olan kardeşi Hz. Harun’un peygamber olarak seçilmesine kısaca yer verilir. Surede, Allah’ın Hz. Musa’yı Firavun’un zulmünden kurtardığı gibi Hz. Muhammed’i de Mekkelilerin zulmünden koruyacağına dair müjdeler verilir. Surede, Musa ve Harun Peygamberlerin Firavun’u İslam’a davet edişleri ele alınır. Hz. Musa’nın, Allah’ı nasıl tanıttığına yer verilir. Mısır’da ve dünyadaki sonsuz nimetlerin Allah’ın olduğu hatırlatılır. Firavun’a, insanın ölümlü olduğu ve ahirette yeniden dirilmenin önemi ısrarla açıklanır. Hz. Musa’yı daha çocukken denizde boğulmaktan kurtaran ve Firavun’un şerrinden koruyan Allah’ın ona İslam’ı tebliğ ederken de Hz. Musa’yı koruyacağı bildirilir. Hz. Musa’ya verilen mucizeler ele alınır. Hz. Musa’nın gösterdiği mucizeleri sihir olarak niteleyen Firavun’un tüm sihirbazları toplayıp Hz. Musa ile onları yarıştırması konu edilir. Mucizenin karşısında sihir yok olunca; sihirbazların topluca Müslüman oluşlarına ve sonra da Firavun tarafından şehit edilişlerine yer verilir. Surede, kıyamet ve kıyametin kopması, kıyamet gününde inkârcıların yeniden dirilmesi ile ilgili tasvirler yapılır. İşlenen günahlara verilen cezaların bireyselliği üzerinde durulur. Ahirette kâfirlere herhangi bir şefaat ve yardım olmayacağı belirtilir. Ahirette kurtuluşun iman ve salih amel ile mümkün olabileceği açıklanır. Mekke’de inen birçok surede olduğu gibi Taha Suresi’nde de ilk insanın yaratılmasına, cennete konulmasına ve şeytanın vesvesesi ile cennetten çıkarılmasına yer verilir. Bu arada, Allah’ı zikretmeyen ve vahiyden yüz çeviren kişilerin ilahî rahmetten uzaklaştırılmaları ele alınır. Allah, inkârcı toplumları hemen yok etmiyorsa, bunun onlara tanınan bir tolerans olduğu hatırlatıldıktan sonra, ahiretteki kurtuluşun iman ve namaza devamla mümkün olacağı belirtilir. İnkârcı Mekke müşriklerini ilahî bir azapla tehdit eden ayetlerle sure son bulur.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Tahaffuzhane:
(b.i.) (esk) Yolculuk sırasında, yolcuları ve personeli arasında bulaşıcı hastalık görülen gemilerin karantina sürelerini geçirmeleri, gerekli sağlık önlemlerinin alınması ve hastaların sağaltılmaları için, büyük limanlara yakın kıyılarda kurulmuş olan sağlık kuruluşu.(Konusu: Hane ile Biten, Kökeni: )
taharet:
1- Temizlik, temiz olma, temizlenme. Örn:: “Taharet imanın yarısıdır.” (Hadis) 2- Büyük ve küçük abdest yapıldıktan sonra su veya temizleyici olan bir şey ile temizlenme. 3- Dinen pis kabul edilen şeyleri su ile yıkama veya temizleyici olan başka şeylerle temizleme. Örn:: “Gökyüzünden size su indirdik. Bu su ile taharetinizi yapınız.” (Kur’an-ı Kerim Furkan suresi 25/48 nci Ayet) 4- Abdest alma. Örn:: “Taharetsiz olarak kılınan namazı Allah kabul etmez.” (Hadis) 5- Cünüplükten, hayız ve nifas denilen hâllerden çıkmak için gusül abdesti alma. Örn:: “Cünüp olduğunuz zaman mutlaka taharetinizi güzelce yapınız.” (Kur’an-ı Kerim Maide suresi 5/6 ncı Ayet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Tahir:
(a.i. erk.) 1- Temiz, pak. 2- Türk musikisinde basit bir makam. 3- Her türlü günah ve ayıptan arı olduğundan Rasulullah (s.a.s)'a bu isim verilmiştir.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Tahire:
(a.i. ka.) (bkz:: Tahir)(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
Tahiti:
Tahiti, Fransız Polinezyası'ndaki en büyük ada. Güney Büyük Okyanus'undaki Société Adaları arasında bulunur. Başkenti kuzeybatı sahilindeki Papeete'dir. Tahiti'nin eski isimlerinden biri Otaheite'dir. Türkiye'den uçak aktarmasız yaklaşık 14 saat uzaklıkta bulunup Fransız sömürgesidir. Adanın yerli halkının %37'si bir Polinezya dili olan Tahitice konuşmaktadır. Ada 1.048 km² alana sahiptir. En yüksek noktası 2.241 metrelik Orohena Dağı'dır.(Konusu: Coğrafi Konum, Kökeni: )
Tahiti Milli Tk:
milli tk.lakabı: Adanın Takımı (l’Equipe du Fenua)(Konusu: Lakap Milli Tk., Kökeni: )
tahiyyat duası:
Namazın ikinci ve son rekâtlarında okunması gereken bir dua, teşehhüt. Hz. Peygamber müminlere tahiyyat duasını Kur’an-ı Kerim’den bir ayet öğretir gibi öğretmiştir. Bu dua, Miraç Gecesi’nde Hz. Muhammed’in Allah’ı selamlamasını ve Allah’ın ona verdiği cevabı içerir. Tahiyyat duasının okunuşu şöyledir: “Et-tahiyyatü lillâhi ve’s-salevâtü ve’t-tayyibâtü, es-selâmü aleyke eyyuhe’n-nebiyyu ve rahmetullâhi ve berakâtüh, es-selâmu aleynâ ve alâ ibâdillâhissalihîn. Eşhedü en lâ ilahe illallah ve eşhedu enne Muhammeden abdühû ve resûlüh.” Tahiyyat duasının anlamı şöyledir: “Bütün dualar, övgüler, mali ve bedenî ibadetler, mülk ve ululuk Allah’a mahsustur. Ey Peygamber! Selam, Allah’ın rahmeti ve bereketi senin üzerine olsun. Selam ve esenlik bizim ve Allah’ın salih kullarının üzerine de olsun. Ben şehadet ederim ki Allah’tan başka hiçbir ilah yoktur. Yine ben şehadet ederim ki Muhammed onun kulu ve elçisidir.”(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Tahiyye:
(a.i. ka.) 1- "Allah ömür versin" demek. Selam verme, hayır dua etmek. 2- Mülk, malikiyyet.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
tahiyye:
1- Her türlü eksiklikten uzak olma ve kusursuzluk durumu. 2- Selamlama, selam, sağlık ve esenlik temennisi, Allah’tan hayırlı ömür dileme. Örn:: “Birini bir selam ile selamladığınız zaman, siz de ondan daha güzeli ile tahiyyeleyin veya verilen selamı aynen iade edin.” (Kur’an-ı Kerim Nisa suresi 4/86 ncı Ayet) 3- Yücelik, bütün varlıkların tek başına sahibi olma ve bu hâlin devamı. Örn:: “Tahiyye, her türlü övgü, mali ve bedeni ibadetler; mülk ve yücelik yalnızca Allah’a aittir…” (Hadis)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
tahiyyetülmescit namazı:
Camiye veya mescide giren kimsenin, namaz kılmanın doğru olmadığı vakitlerin dışında, Allah’a duyduğu sevgi ve saygının bir göstergesi olarak onun hoşnutluğunu kazanmak için kıldığı nafile namaz. Tahiyyetülmescit namazı en az iki rekâttır. Mescide girildikten sonra, hemen kılınması uygundur.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Tahnit:
(embalming) Bir ölünün bulunduğu yerden uzak bir yere nakledilebilmesi için büyük damarlarına amaca uygun enjektörlerle genellikle formalin gibi fiksatif vererek çürümeyi geciktirmek için yapılan işlem.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )
Tahretsiz:
(a.sf. taharet, türk. e.) (esk.) Müslüman olmayan kafir, gavur. Müslümanlığın temizlik kurallarını yerine getirmeyen. (kimse)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
tahrif:
1- Saptırma, çarpıtma, değiştirme, bozma, bozulma. Örn:: “Şimdi (ey müminler!) siz, bunların (Yahudilerin) size inanmalarını mı umuyorsunuz? Oysa bunlardan bir grup vardır ki, Allah’ın sözünü işitirlerdi de düşünüp aklettikten sonra, bile bile onu tahrif ederlerdi.” (Kur’an-ı Kerim Bakara suresi 2/75 nci Ayet) 2- Allah’ın göndermiş olduğu ayetleri ve bu ayetlerin yazılmış olduğu kitapları söyleniş amacının dışında yorumlama, ayetleri bulunduğu yerden çıkarıp yok etme veya değiştirme, kişisel görüşlerini ayetlerin içine katma. Kur’an-ı Kerim’in bildirdiğine göre, Kur’an’dan önceki kitaplar insanlar tarafından tahrif edilmiştir. Bu kitaplara aslı bozulduğu için ‘muharref kitaplar’ denir. Örn:: “Yahudilerden öyleleri vardır ki (Allah’ın koymuş olduğu) kelimeleri yerlerinden tahrif ederler…” (Kur’an-ı Kerim Nisa suresi 4/46 ncı Ayet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Tahrim:
(a.i. erk.) 1- Haram kılma, kılınma. 2- Kur'an-ı Kerim'in 66. sûresi.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Tahrim Suresi:
(a.i. سورة التحريم) tahrim suresi; adını hz. peygamber'in bazı yiyecekleri kendisine yasakladığını anlatan birinci âyetten alır. kur'an-ı kerim'de 66 ncı sure, 28 nci cüz, 559 ncu sayfadadır. 12 ayettir. inme (nazil) sırasına göre 107 nci sıradadır. hucurat suresi'nden sonra, tegabun suresi'nden önce medine döneminde inmiştir. medine'de inen 28 tane sureden biridir. tahrim suresi'nde peygamber'in hayatından, insanların kendilerini ve ailelerini kötülüklerden korumasının gereğinden, Allah’ın insanlara kafirlere ve peygamberlere hitabından ve bu hitap edilenlere verilen örneklerden bahsedilir.(Konusu: Sureler, Kökeni: arapça)
Tahrim suresi:
Kur’an-ı Kerim’in altmış altıncı suresidir. Medine’de indirilmiştir. On iki ayettir. Adını birinci ayette geçen ve ‘yasaklama’ anlamına gelen “tahrim” kelimesinden almıştır. Allah’ın helal kıldığı şeyleri peygamberin bile yasaklamasının söz konusu olamayacağı anlatılır. Sureye, Hz. Peygamber’in eşlerine davranış biçimi anlatılarak başlanır. Hz. Peygamber’in eşlerinin hoşnutluğunu kazanmak için göstermiş olduğu özveri üzerinde durulur. Surede, helal ve haram kılma yetkisinin sadece Allah’a ait olduğu belirtilir. Ahiret vurguları yapılarak insanı cehennem ateşinden koruyacak davranışlar teşvik edilir. Tövbenin önemi açıklanarak güzel davranışlarda bulunmanın tövbenin ön şartı olduğu bildirilir. Allah’a iman etmenin ilahî bir bağış olduğu açıklanarak bu bağışı peygamberin yanında olmalarına rağmen elde edemeyen, Hz. Nuh ve Hz. Lut Peygamberlerin inkârcı hanımları örnek verilir. Buna karşın kötü bir insanın yanında bulunmasına rağmen iman etme mutluluğunu elde eden Firavun’un karısı Hz. Asiye’den de bahsedilir. Namusunu ve iffetini korumada simge olan Hz. Meryem’den bahsedilerek sure son bulur.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
tahrim tekbiri:
(bkz:: iftitah tekbiri)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Tahrime:
(a.i. ka.) Namaza başlarken "Allahu ekber" deme.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
tahrimen mekruh:
(bkz:: mekruh)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Tahsin:
(a.i. erk.) Güzel bulma, beğenme. Aferin deme alkışlama. (Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Tahsin Bey:
Peyami Safa'nın yazdığı Cumbadan Rumbaya kitabındaki baş kahraman. Zengin ve kibar, elli yaşlarındadır.(Konusu: Kitap Karakteri, Kökeni: )
Tahsine:
(a.i. ka.) (bkz:: Tahsin)(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
Tahsir:
(a.i. erk.) Hasret bırakma, bırakılma. Hasret etme, edilme.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
tahsis:
ad ➽özgüleme.(Konusu: , Kökeni: )
tahta:
ad 1. türlü işlerde kullanılmak üzere uzun, enlice, kalınlığı az ve düz olarak biçilmiş ağaç parçası. "Bir ağaçtan kaç tahta çıkar acaba?" 2. bu parçalardan oluşmuş yüzey. "Sınıftaki yazı tahtası eskimiş" 3. sıfat tahtadan yapılmış. "Konağın tahta merdiveni gıcır gıcır ses verdi" 4. HALK AĞZINDAN tarlada ya da bostanda bir ürün için ayrılmış küçük yer. "İki tahta biber, birkaç tahta domates ektik"(Konusu: , Kökeni: )
Tahta Balığı:
Bilimsel Adı: Blicca bjoerkna. Familyası: Tatlı su balığı. Sazangiller (Cyprinidae) familyasına ait bir balık türü. Vücut yanlardan iyice yassılaşmış ve gayet yüksek yapılı, her tarafı iri ve sağlam pullarla örtülüdür. Baş boyu vücut yüksekliğinden çok küçüktür. Burun kısmı yuvarlak, ağız uçta ve küçüktür. Dış görünüş açısından Çapak balığı (Abramis brama) balığına benzerse de sırt yüzgecinde 8 yumuşak ışın bulunması, anal yüzgeç kaidesinin daha kısa olması, göğüs ve karın yüzgeçlerinin kırmızı rengi ile ondan ayrılır. Vücudun genel rengi sırtta esmer gri, yanlar esmer beyaz, karın tarafı ise gümüşi beyazdır. Göğüs ve karın yüzgeçleri kırmızı veya portakal renginde, diğerleri renksizdir. Üreme dönemi ise Mayıs – Temmuz aylarını kapsar. Ortalama yumurta verimliliği 80.000 adettir. Eti çok kılçıklı ve lezzetsizdir. Genelde ekon balıkların yetiştiriciliğinde yem olarak kullanılır.(Konusu: Balık İsimleri, Kökeni: )
Tahta Kerizi:
(d. fars. çing. türk. e.) Zar oyunu, kumar, örneğin barbut. Örn:: İkincisine de Tahta kerizi denir ki zarla oynanılan oyunlardır. (Hulusi Kodaman, Zar-Kağıt Oyunları ve Hileleri) (bkz:: Keriz, Papel Kerizi)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Tahta Kurusu:
(fars.i. tahte, türk.) (Eskici esnafı, müzayedeci, esnaf için) Mal sahibi.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Tahtakoz:
(yun.i. taktikos'tan esk.) Polis memuru, güvenlik görevlisi, sivil polis. Örn:: sen köşede dur tahta koz gelirse bize İşaret çek. Biz dalgayı tamamlarız. (Server Bedi, Hey Kahpe Dünya) Tahtakos diye de kullanılır.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Tahtalı Köy:
(d. fars. tahte, kuy, türk. e.) Mezarlık, gömütlük, kabristan. Örn:: Şimdi ona da bir pul yapıştırıp tahtalı köye iadesiz taahhütlü postalayalım. (Oğuz Aral, Utanmaz Adam)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Tahtalı Köye Yollamak:
(d.fars. türk.) Öldürmek. Örn:: bir yumrukta on polisi tahtalı köye yolladığını göğsünü gere gere anlattı. (Anthony Burgess - Aziz Üstel, Otomatik Portakal)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Tahtel Bahir:
(bkz:: İmanım Tahtelbahir)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Tahur:
(a.i. erk.) Pek temiz, temizleyici.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Tahzir:
(a.i. erk.) Yeşil renk verme. (Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Tahzire:
(a.i. ka.) (bkz:: Tahzir)(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
TAI:
(tay) Vücut.(Konusu: Karate Terimi, Kökeni: )
TAI:
(tay) Vücut.(Konusu: Karate Terimi, Kökeni: )
TAI SABAKI:
(tai sabaki) Bir daire ekseninde vücut iskivi.(Konusu: Karate Terimi, Kökeni: )
TAI SABAKI:
(tai sabaki) Bir daire ekseninde vücut iskivi.(Konusu: Karate Terimi, Kökeni: )
TAI ZA:
(tai za) Meditasyon oturuşu.(Konusu: Karate Terimi, Kökeni: )
TAI ZA:
(tai za) Meditasyon oturuşu.(Konusu: Karate Terimi, Kökeni: )
TAIKAI:
(taykay) Turnuva.(Konusu: Karate Terimi, Kökeni: )
TAIKAI:
(taykay) Turnuva.(Konusu: Karate Terimi, Kökeni: )
TAITSU:
(taitsu) Dojo birliği.(Konusu: Karate Terimi, Kökeni: )
TAITSU:
(taitsu) Dojo birliği.(Konusu: Karate Terimi, Kökeni: )
Tai No Tenkan:
180 derece dönmeyi kapsayan basit dönüşler. (Harman pratiği)(Konusu: Aikido Terimi, Kökeni: )
Tai Sabaki:
Vucüt hareketi.(Konusu: Aikido Terimi, Kökeni: )
Taib:
(a.i. erk.) Tevbe eden. Günahlarından dolayı pişmanlık duyup Allah'tan af dileyen, müslüman. Türk dil kuralına göre "b/p" olarak kullanılır. (Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Taibe:
(a.i. ka.) (bkz:: Taib)(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
Taif:
(a.i. erk.) Tavaf eden. Dönen, dolaşan.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Taif'te Ölüm:
Kitabın Türü: Roman Kitabın Yazarı: Hıfzı TOPUZ Kitabın Konusu: Taif’te Ölüm, çöken bir imparatorluğun çağdaşlaşma sancılarını son derece akıllı bir dille anlatırken, dönemin baş aktörlerinin bireysel trajedilerinide başarıyla gözler önüne seriyor. Kitabın Ana Fikri: İnsanların inandıkları doğrulardan bedeli ne olursa olsun asla vazgeçmemeleri.(Konusu: Kitap Hakkında, Kökeni: )
Taife:
(a.i. ka.) Bölük, takım, güruh, fırka. Kavim, kabile. Tayfa.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
Taijutsu:
Vücut sanatları ,silahsız çalışma.(Konusu: Aikido Terimi, Kökeni: )
Tail:
(a.i. erk.) Fayda, yarar. (Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Tair:
(a.i. erk.) Uçan, uçucu. (Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Taire:
(a.i. ka.) (bkz:: Tair)(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
Tak:
(ono. i.zf.) Bir şeyin aniden olduğunu anlatırken kullanılır. Hemen, o anda, derhal, çabucak anlamlarında söylenir. Örn:: Tak hemen giriştim. Dedim ki küçük hanım dedim müsaade ederseniz tramvayı birlikte bekleyelim dedim. (Orhan Kemal, Devlet Kuşu)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Tak Fişi Bitir İşi:
(d. fr. fiche'ten fiş türk.) Hemen çözümlemek, çabucak hallenmek) anlamında kullanılır.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Tak Tak:
(d. fr. tac tac, cinsel ilişki) Birleşme, ilişki.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Tak Tak:
(ad) 1- Tahta ve benzeri bir şeye üst üste vurmayla ya da atılan bir silahtan çıkan tok ses. "Tak takı duyanlar korkup bir yana sinmişti" 2- (be) Kaba ve tok bir sesle. "Kapıya tak tak vurulmasıyla yerinden sıçramıştı"(Konusu: İkileme, Kökeni: )
Tak Tak Oteli:
(d. fr. tac tac, hotel'den) Yolcu ağırlamaktan çok, fuhuş İlişkileri için kullanılan otel.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Tak ve Kullan:
""Plug & Play"" teriminin Türkçe'deki karşılığıdır. Bu özelliğe sahip olan bir işletim sistemi, donanımların büyük çoğunluğunu otomatik olarak tanır ve kullanıcıların ekstra bir işlem yapmalarına gerek kalmaz."(Konusu: Bilgisayar T., Kökeni: )
Taka:
(i.) Otomobil vb. motorlu araç. Özellikle eskimiş, kırık dökük ama hala işe yarayan motorlu araç. Örn:: Bence daha çok indirmek gerekir sizin o tarifeyi böyle bir takayla. (Raymond Oueneau - Tahsin Yücel, Zazie Metroda) Takaturist de denir.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Takat:
(a.i. erk.) Güç, kuvvet.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Takdir:
(a.i. erk.) 1- Beğenme, değer verme. 2- Allah'ın isteği, Allah'ın yazdığı. İnsan için tesbit edilen hayat çizgisi.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)