MecmuaN.CoM sözlük sitesi
 D E N E M E    


Haydi Öğrenelim!

1974 - 1976:

(fb.bşk.) Emin Cankurtaran

SON EKLENEN KELİMELER



*Amed Sportif Faaliyetler

*Abdi Algül

*Beyza Başar

SON ARANAN KELİMELER



*Erkeklik

*Husye

*Husye

MecmuaN.com Nedir?

MecmuaN geniş çaplı bir Sözlük Sitesidir. Anlamını bilmediğiniz kelimeler, atasözleri, deyimler, osmanlıca kelimeler ve kronolojik tarihi olayları araştırabilir ve önemli günler gibi bir çok bilgiye ulaşabilirsiniz.

Kelime Arama

      Gelişmiş Arama
Sende Yolla Hata Bildir!


GENİŞ KAPSAMLI ANLAMLAR VE KAVRAMLAR SÖZLÜĞÜ - TÜRKÇE SÖZLÜK




Şimşekkan:  

(t.i. erk.) Hareketli, canlı soydan gelme.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Şimşir:  

(buxus sempervirens) Şimşirgiller familyasından; her zaman yeşil çalı veya ağaç halinde odunsu bir bitki cinsidir. Yurdumuzda yetişen adi şimşir; çoğunlukla sık dallı bir çalı, bazen 10 metreye kadar boy salan bir ağaçtır. Çiçekleri yeşilimsi sarıdır. Yaprakları ve dallarının kabuğunda; alkoloidler, uçucu yağ, reçineli bileşikler ve tanen vardır. Faydası:: Kanı temizler. Terletir, ateş düşürür ve vücudu rahatlatır. Hafif derecede müshildir. Karaciğer hastalıklarında kullanılır.(Konusu: Bitki Bilim, Kökeni: )

Şinanay:  

(sf.i.) (Para, yiyecek vb. İçin) Yokluk. Yok, kalmadı, bitti anlamlarında kullanılır. Örn:: Cepte metelik nanay. Dön şinanay şinanay. (deyim) Örn:: Cebi delik metelik şinanay mı dolaşıyor. (Atilla İlhan, Kurdlar Sofrası) (bkz:: Nanay)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Şinas:  

(f.i. erk.) Anlayan, tanıyan, bilen.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Farsca)

Şinasi:  

Peyami Safa'nın yazdığı Fatih Harbiye kitabının baş kahramanı. Şinasi, Fatih’te oturan, sessiz, terbiyeli, görünüş olarak asil birine benzemektedir. Konuşmalarında daima pasif dövüşüp yani az konuşup karşısındakinin hücum etmesini ve sessiz bir müdafaa ile muzaffer olmayı seven biridir. Şinasi müzik aleti olarak kemençeyi çok sevmekte ve çok iyi çalmaktadır. Şinasi’de Neriman gibi müzik eğitimi almaktadır. Kitapta doğuyu temsil eden ve Neriman’a aşık olan kişidir.(Konusu: Kitap Karakteri, Kökeni: )

Şinasi:  

(f.i. erk.) 1- Tanımaya, anlamaya özgü, tanımak, bilmekle ilgili. 2- Tanzimat döneminin ünlü şairi ve gazetecisi.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Farsca)

Şinaver:  

(f.i. erk.) Suda yüzen, yüzücü.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Farsca)

Şinid:  

(f.i. erk.) İşitme, semi.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Farsca)

Şinik:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Şiniklemek:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Şinitzel:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Şintoizm:  

(fr.i. chintoisme) Düşünce Akımı. Şintoculuk. Yerli Japonların milli dini. Eskiden Japonya'nın resmi diniydi. Sadece Japonya'da ibadetlere katılan 119 milyon kişi vardır.(Konusu: İzm İle Biten, Kökeni: fransızca)

Şintoizm:  

Şinto (Kanji:神道 Shintō, Kami no Michi) veya Şintoizm Japonya'nın yerli, Japonların millî dinidir. Dünya'nın en eski dinlerinden olan Şinto bir tür animizmdir ve ayrıca şamanistik uygulamaları da içerir. Şinto inancında ibadet edilen ruhlara (tanrılara) "kami" denir. Bu terim hayat için önemli olan rüzgâr, yağmur, ağaç, dağ, ırmak ve bereket gibi anlayış ve şeylerin şeklini alan kutsal ruhlar olarak tercüme edilebilir. Kızgın kamiyi yatıştırmak veya kamiyi yüceltmek için festivaller düzenlenir. II. Dünya Savaşı'ndan sonra Şinto resmî din olma özelliğini kaybetmiştir; ve bugün uygulanmayıp öğretilmemektedir.(Konusu: Din (Mezhep), Kökeni: )

Şipşak:  

(be.) Çarçabuk, hemencecik, birden, çabucak. Demonte gelen dolabı babamla birlikte şipşak kuruverdik. NOT: Bitişik kelimelerden oluşur.(Konusu: İkileme, Kökeni: )

Şipşak:  

zf. (ono. zf.)) Hemen, derhal, çabucak. Örn:: şipşak elini bırakıp yanından ayrılır. (Salah Birsel, Boğaziçi Şıngır Mıngır) Örn:: Şipşak Basarım, yerli film adı)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Şipşaklamak:  

(f.) 1- Hemen yapıvermek, derhal edip eylemek. 2- Anında farkına varmak, hemen anlamak, derhal anımsamak.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Şiraz:  

(f.i. erk.) Türk müziğinde eski bir makam.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Farsca)

Şiraze:  

(f.i. ka.) 1- Kitap ciltlerinin iki ucunda bulunan ve yaprakları muntazam tutan, ibrişimden örülmüş ince şerit. 2- Pehlivan kispetinin parçası. 3- Esas, düzen, nizam.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Farsca)

Şiraze:  

(Güreş Ter.) Kispetin paçası.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Şirin:  

(f.i. ka.) Sevimli, cana yakın.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Farsca)

Şirine:  

Şirinler, Peyo lakaplı Belçikalı çizer Pierre Culliford’un 1958’de ortaya çıkardığı çizgi roman. Şirin Köyü’ndeki ilk kız şirinedir. Uzun, dalgalı ve sarı saçlara sahiptir. ilk olarak Gargamel tarafından Şirinler’i yok etmek amacıyla ortaya çıktı ancak Şirin Baba onu sihirle değiştirdi.(Konusu: Çizgi Karakter, Kökeni: )

Şirinler:  

Şirin Baba: Asıl adı Schtroumpf. Şirin ve Şirine'nin lideridir. Diğer şirinlerin aksine kırmızı kıyafetleriyle dikkat çeker. Sihir konusunda uzmandır. Gözlüklü Şirin: Şirinler içinde tek gözlüklü olanı. Kitap okur, kitap yazar ayrıca çok gevezedir. Genellikle konuşmasını bitiremeden diğer Şirinler tarafından fırlatılıp atılır ve hep kafa üstü düşer. Usta Şirin: Köyün her konuda uzman dahi Şirin’i. Yaptığı icatlar sayesinde Şirinler’in hayatını kolaylaştırır. Hayalci Şirin: Her zaman hayali yerler ve kişiler görür. Huysuz Şirin: Köydeki en antisosyal Şirin’dir. Her şeyden nefret eder. Aşçı Şirin: Köyün obur aşçısı. çoğu zaman kendi yemeklerini köydekilere silah olarak verir ya da kendisi yer. Emektar Aşçı Şirin'in hazırladığı, Şirinler'in Gargamel’e yakalanmayı göze alarak uğruna çilek toplayıp Çilekli pasta yapar. Güçlü Şirin: Köydeki en güçlü Şirin. Kolunda Okla delinmiş bir kalp var. O ağırlık kaldırmayı çok seviyor. Şakacı Şirin: En şakacıdır. Hep aynı şakayı kullanır. Kırmızı-Sarı bir kutuya bir bomba türü şey yerleştir. Diğer şirinlere verdiği zaman açan şirin kararır. Sakar Şirin: En sakar şirin. Kayaları toplamayı sever. En yakın arkadaşı Gözlüklü Şirin. Kibirli Şirin: Kendini hep güzel olduğunu söyler. Kulağında bir çiçek vardır. Korkak Şirin: Onun adından da anlaşılacağı gibi, kolayca küçük bir böcek ya da fırtına gürültü olup olmadığını, hiçbir şey tarafından korkar. Sık sık bu nedenle Şirinler tarafından alay konusu oluyor. Müzisyen Şirin: Müzik ile ilgisi olan şirindir. Ressam Şirin: Resim yapmakla çok ilgisi olan şirin. Şair Şirin: Neredeyse herşeyden ilham alır onla ilgili şiir yazmaya çalışır.(Konusu: Çizgi Karakter, Kökeni: )

şirk:  

1- Denklik, ortaklık, ortak olma, eş koşma. 2- Allah’a inanmakla birlikte başka varlıkları da tanrı kabul etme. Örn:: “Şüphesiz Allah şirkin dışındaki bütün günahları bağışlayabilir. Fakat şirki asla bağışlamaz.” (Kur’an-ı Kerim Nisa suresi 4/48 nci Ayet) 3- Zatında, sıfatlarında, fiillerinde, yaratma ve emretme konularında Allah’a başka bir varlığı denk görme. Örn:: “Lokman oğluna öğüt vererek: Yavrucuğum! Allah’a ortak koşma! Doğrusu şirk büyük bir zulümdür, demişti.” (Kur’an-ı Kerim Lokman suresi 31/13 nci Ayet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

şirket:  

TİCARET TERİMİ ad ➽ortaklık2. Köken(Konusu: , Kökeni: arapça)

Şirvan:  

(f.i. erk.) 1- İran'da bir kent adı. 2- Aslan barınağı.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Farsca)

Şirzat:  

(a.f.i. erk.) Aslan gibi güçlü, kişilikli kimse. (Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Ar+Fars)

şiş:  

satrançta şiş değerli bir taşı (örneğin şah veya vezir) tehdid etmek ve o taşın kaçması halinde arkadaki daha az değerli taşı alabilecek konum yaratmaktır. şiş bir anlamda açmazın tersidir. açmazda öndeki taş daha az değerliyken şişte arkadaki taş daha az değerlidir.(Konusu: satranç terimi, Kökeni: )

şiş:  

ad 1. demirden ya da ağaçtan yapılmış, kimi zaman bir silah gibi de kullanılabilen, ince ve uzun, bir ucu sivri çubuk. \"Kuşbaşı etleri şişlere dizdi\" 2. metalden, ağaçtan, kemikten vb. yapılan, örgü örmekte kullanılan, bir ucu sivri, uzun çubuk. 3. ad · sıfat bir şişe geçirilerek, şişte pişirilmiş olan (et).(Konusu: , Kökeni: )

şiş:  

sıfat 1. şişmiş durumda olan, şişkin, kabarık. 2. ad şişmiş olan yer, şişlik. \"Kolundaki şiş inmişti\"(Konusu: , Kökeni: )

Şişe:  

(i.) Kıç, kalçalar. Makat, anus.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

şişe:  

ad 1. genellikle camdan yapılmış, içine sıvıların, özellikle de içkilerin konulduğu, dar ağızlı uzun kap. 2. gaz lambasında fitil çevresine konulan, geniş gövdeli ve darca ağızlı koruyucu. 3. sıfat şişenin aldığı ölçüde. \"İki şişe rakı içilir mi?\"(Konusu: , Kökeni: farsca)

Şişe Yıllanması:  

Şarabın şişelendikten sonra olgunlaşması. Çoğu şaraplar, satışa sunulmadan önce, kısa bir süre şişede bekletilirler. İyi şarapların müşteri tarafından da satın alındıktan sonra bir süre bekletilmesi gerekir.(Konusu: Şarap Terimi, Kökeni: )

Şişebaz:  

(Körm. O.) Şişeleri dengede tutarak hüner gösteren oyuncu.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Şişhane:  

(b.i) Namlusunda altı tane yiv bulunan tüfek ya da top.(Konusu: Hane ile Biten, Kökeni: )

Şişhaneye Yağmur Yağıyordu:  

Kitabın Türü: Hikaye Kitabın Yazarı: Haldun TANER Kitabın Konusu: Kitap sadece yazarın hayatta yaşamış olduğu bazı tecrübelere dayanarak yazmış olduğu denemeleri sunuyor. Hayatta neyin ne anlama geldiğini bazı yazılarında anlatmıştır. Kitabın Ana Fikri: Kitap denemelerden oluştuğu için herhangi bir bilgi verici bir unsur yoktur. Sadece yazarın bazı tecrübelerinden yararlanılabilir.(Konusu: Kitap Hakkında, Kökeni: )

Şişirmek:  

(f.) 1- (Birisini) Mahçup etmek, bozum etmek. 2- (Erkek) İlişkide bulunmak. 3- (Birisini) Kesici bir araçla yaralamak, bıçaklamak.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Şişirmek:  

(Futbol Ter.) Genellikle savunma oyuncularının uyguladığı gelen topu uzunca bir mesafeye havadan yollama eylemi. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Şişlemek:  

(f.) (Birisini) Kesici, delici bir araçla yaralamak, öldürmek: Örn:: Şehreminili bitmem kimi şişlemişti kaçaktı. (Orhan Kemal, Yedi bela) Örn:: Yok falancayı şişlemiş, yok filancayı dövmüş, Polise bıçak atmış.(irfan Yalçın, Genelevde Yas)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

şişman:  

ad · sıfat deri altında çok yağ birikmesi yüzünden vücudunun her yanı şişkin görünen (kimse).(Konusu: , Kökeni: )

Şişmek:  

(f.) Mahçup olmak, bozulmak, başarısızlığa uğramak. Örn:: Bu zeytinyağlı fasulye değildi ki. Biraz ölçüsünün üstünde veya altında kaynaması halinde şişerdim. (Süavi Süalp, Görünmeyen Adam)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Şişt:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Şiştleşmek:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Şiştli:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Şiştlilik:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Şit:  

(ing.i. shit, bok'tan) 1- Kenevir yaprağı. 2- Marihuana.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Şit Peygamber:  

Kur’an-ı Kerim’de adı geçen peygamberlerden biri. Hz. Şit, Hz. Âdem ile Havva’nın beşinci çocuğudur. Allah, Habil’in ölümünden sonra aileye bir teselli olarak Hz. Şit’i vermiştir. Hz. Âdem’den sonra o, peygamberlikle görevlendirilmiş ve insanları hak dine çağırmıştır. Kendisine elli sayfalık bir kitap verilmiştir. Vefat ettiğinde cenazesinin Mekke yakınlarında bulunan Ebu Kubeys Dağı’na defnedildiği dini kaynaklarda yer almıştır.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Şive:  

(f.i. ka.) Naz, eda.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Farsca)

Şivekar:  

(f.i. ka.) Nazlı, edalı, işveli.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Farsca)

Şizofren:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Şizofreni:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Şnitzel:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Şofben:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Şofben:  

Yanlış: Şohben Doğru: Şofben(Konusu: Yanlış Yazılan Kelime, Kökeni: )

Şoför:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Şoför:  

Yanlış: Şöför Doğru: Şoför(Konusu: Yanlış Yazılan Kelime, Kökeni: )

Şoförlük:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Şok:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Şoke:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Şoke Olmak:  

Yanlış: Şok Olmak Doğru: Şoke Olmak(Konusu: Yanlış Yazılan Kelime, Kökeni: )

Şoklanmış Namlu:  

(narrowing barrel) Namlunun uç kısmının daraltılarak iç çapın küçültülmesi.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )

Şokola:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Şomba:  

(çing.i.) Kişi, herhangi birisi, erkek çocuk, çingene genci. Örn:: Ne okulu be şomba. Gidiz ederim pavyona. (Hasan Kaçan, Eşşek Herif)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Şopar:  

(çing.i.) 1- Çocuk. Örn:: Şopar şopar, Çükünü kopar. Baban ustaysa. Onu da yapar. (tekerleme) Örn:: kızlı oğlanlı ve kahverenkli yedi sekiz şopar (çocuk) etrafımızı sardı. (Osman Cemal, Kaygılı Çingeneler) 2- Çingene çocuğu. Örn:: Bu para dedi o şoparı ölünceye kadar idare eder Çingene be. (Sait Faik, Mürüvvet) 3- Bakımsız, kirli, pasaklı çocuk.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Şopdik:  

(çing.i.) Küçük çocuk, bebe. Örn:: Reco sokakta dans eden şopdikleri seyre daldı. (Metin Kaçan, Ağır Roman) (bkz:: Şopar)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Şor:  

(sf. esk.) Bilgisiz, cahil.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Şorolo:  

(çing.i.) 1- Oğlan, oğlan çocuk, erkek çocuk. Örn:: Çingene- Saçaklının oğlunun şorolosu bu hafta varmış yortusu. (Karagöz, Yazıcı) 2- Edilgin eşcinsel erkek. Örn:: Şorolo yar kimden kaldı? Eflatuni İlahiden Kavga kimden kaldı? Habil ile Kaabilden. (Kahveci Nusret, Zindan Şiirleri) 3- Travesti. (erkek) Örn:: Demek şorolo bi şarkıcısın ve de meme büyüttün. Göğüsleri gördük şimdik indir bakalım pantolonu kadın madın olmayasın. (Engin Ergönültaş, Zalim Şevki) Şorolu, Şorulu, Şurulu biçimlerinde de söylenir.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Şorolo:  

(Ort. O.) Çocuk.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Şorolo:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Şorololuk:  

(çing.i. türk. e.) (Erkekte) Edilgin eşcinsellik. Travesti kılık değiştiricilik. Örn:: Homoseksüellik, Şorololuk Kendi sözlüklerindeki bir deyişle de Lübinyahk (anonim, Biz Şorololar)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Şorolop:  

(bkz:: Ham Hum Şaralop)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Şort:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Şorulu:  

(bkz:: Şorolo)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Şoset:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Şoson:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Şoşe:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Şov:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Şoven:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Şovence:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Şovenizm:  

(fr.i. chauvinisme) Kendi ulusunu öne çıkararak değişik ırk ve uluslar arasında düşmanlık yaratmayı amaçlayan ve bu yolda kışkırtmada bulunan aşırı akım.(Konusu: İzm İle Biten, Kökeni: fransızca)

Şovenizm:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Şovenlik:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Şovmen:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Şovşak:  

(i.) Çocuk. Şörşak, Şövşak biçiminde de söylenir. (bkz:: Çorsak)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Şöhret:  

(a.i. ka.) Şöhretli, ünlü, şöhreti ağızlarda dolaşan.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

Şölen:  

(t.i. ka.erk.) En üst idareci tarafından bütün halka verilen, dini ve içtimai fonksiyonları olan yemek, ziyafet. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Türkçe)

Şömine:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Şömiz:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Şömizye:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Şövale:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Şövalye:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Şövalye:  

Yanlış: Şovalye Doğru: Şövalye(Konusu: Yanlış Yazılan Kelime, Kökeni: )

Şövalye Oyunu:  

(Alm. Ritterdrama) Kaynak olarak Almanya'da, Ortaçağ edebiyatına dayanan şövalyelerin (beylerin) kahramanlıklarını gösteren oyun. (Beylik oyunu)(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Şövalyelik:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

şöyle:  

sıfat · belirteç 1. şuna benzer, şunun gibi. "Şöyle bir yazıyla başvurun" 2. belirteç şu biçimde, şu yolda. "Şöyle bakmakla her şey görülür mü?" 3. ne iyi ne de kötü, orta ölçüde. 4. yaklaşık olarak, hemen hemen, aşağı yukarı. "İşin, şöyle böyle yarısı bitti"(Konusu: Dilbilgisi, Kökeni: )

Şu An:  

Yanlış: Şuan Doğru: Şu An(Konusu: Yanlış Yazılan Kelime, Kökeni: )

Şu Anda:  

Yanlış: şuanda Doğru: şu anda(Konusu: Yanlış Yazılan Kelime, Kökeni: )

Şu Çılgın Türkler:  

Kitabın Türü: Roman Kitabın Yazarı: Turgut ÖZAKMAN Kitabın Konusu: 20. yy.ın sömürgecilerine karşı bir ulusun verdiği onur mücadelesini anlatıyor. Bu topraklarda geçen, hiçbir satırı kurmaca taşımayan; tamamı Türk, Yunan, İngiliz devletleriyle uluslararası kurulların raporlarında, yerli/yabancı gazetelerde ve o günleri yaşamış insanların belleklerinde, anı kitaplarında belgelenen olaylar. Kitabın Ana Fikri: Bir Tarafta Enperyalist Güçler Diğer Tarafta Bağımsızlığı İçin Ölümü Göze Alan Türkler Ele alınmıştır. Milli Mücadele’nin zorluğu ve ne zor koşullar altında bağımsızlığın kazanıldığı kitabın ana düşüncesidir.(Konusu: Kitap Hakkında, Kökeni: )

Şuara Suresi:  

(a.i. سورة الشعراء şā‘ir’in çoğul şekli şu‘arā’) şu'ara suresi; "şuarâ", şairler demektir; 224. âyetinde şairlerden sözedildiği için, sûre bu ismi almıştır. kur'an-ı kerim'de 26 ncı sure, 19 ncu cüz, 366 ncı sayfadadır. 227 ayettir. inme (nazil) sırasına göre 47 nci sıradadır. vakı'a suresi'nden sonra, neml suresi'nden önce mekke'de nâzil olan bu sûre, 224, 225, 226, 227. âyetleri (dört âyet), medine'de nâzil olmuştur. mekke'de inen 86 tane sureden biridir. muhaliflerin kur'an'a karşı ileri sürdükleri iddialarından biri de, onun bir şair tarafından meydana getirilmiş olduğu idi. işte kur'an, hz. peygamber'in irşadı ile daha önceki peygamberlerin irşadlarının özde birleştiğini ve kur'an'ın bir şair eseri olmadığını isbat ederek, bu iddiayı çürütmekte ve reddetmektedir.(Konusu: Sureler, Kökeni: arapça)

Şuara suresi:  

Kur’an-ı Kerim’in yirmi altıncı suresidir. İki yüz yirmi yedi ayettir. Mekke’de indirilmiştir. Sure, adını ‘şairler’ anlamına gelen “şuara” kelimesinin geçtiği iki yüz yirmi dördüncü ayetten almıştır. Sureye, Allah’ın birliği, peygamberlik ve öldükten sonra dirilme gibi İslam dininin inanç esaslarının anlatıldığı ayetlerle başlanır. Mekkeli putperestlerin, Hz. Peygamber tarafından açıklanan İslam davetini ısrarla reddedişleri ele alınır. Bu inkârcılara karşı Hz. Peygamber teselli edilir. Surede, yüz doksan birinci ayete kadar şu konunun üzerinde durulur: “Evren, gerçeği arayan kimseyi doğruya iletecek mucize ve ibretlerle doludur. İnkârcılar ve yanlış yolda olanlar mucizeleri gördükten sonra da inanmazlarsa ilahî cezaya uğrarlar.” Surede, birçok peygamberin tevhit mücadelesi anlatılır. Bu çerçevede, Hz. Peygamber’in, Mekkeli müşriklerin inkârlarındaki ısrarları dolayısıyla duyduğu üzüntüden, Hz. Musa ile Firavun arasında geçen olaylardan, Firavun’un yenik düşmesinden, Hz. İbrahim, Hz. Nuh, Hz. Hud, Hz. Salih, Hz. Lut ve Hz. Şuayp Peygamberlerin inkârcılara karşı verdiği mücadeleden, kavimlerinin inkâr edişleri yüzünden azaba uğramalarından da söz edilir. Surede, Kur’an-ı Kerim’in bir şiir, Hz. Muhammed’in de bir şair olmadığı vurgulanır. Gaybdan haber aldığını iddia eden kâhinlerin yalancılıkları ve şeytanın etkisi altında oldukları belirtilir. Günahı, iftirayı ve inkârı telkin eden şiir ve şairler kınanır. İnanıp yararlı iş işleyen, Allah’ı çok anan ve şiirini bir haksızlık ve zulüm aracı olarak kullanmayan şairlerin övüldüğü ayetlerle sure son bulur.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Şuayp Peygamber:  

Kur’an-ı Kerim’de adı geçen peygamberden biri. Hz. Şuayp, Hz. İbrahim’in soyundandır. Medyen ve Eyke halkına peygamber olarak gönderilmiştir. Hz. Şuayp hitabet sanatını en mükemmel biçimde kullanmış olduğundan ‘peygamberlerin en güzel konuşanı’ anlamında ‘Hatibulenbiya’ olarak adlandırılmıştır. Hz. Şuayp, Hz. Musa’dan önce peygamberlik yapmıştır. Kızlarından birini Hz. Musa ile evlendirmiştir. Hz. Şuayp, peygamberliği süresince ölçü ve tartının doğru yapılması üzerinde titizlikle durmuştur. Hz. Şuayp’ın uyarılarına kulak vermeyen ve ölçüde, tartıda hile yapan Eyke halkı da sonunda helak olmuştur. Hz. Şuayp’ın Mekke’de vefat edip oraya defnedildiği dini kaynaklarda yer almıştır.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

WhatsApp