MecmuaN.CoM sözlük sitesi
 D E N E M E    


Haydi Öğrenelim!

Güney Sudan:

Para Birimi: Güney Sudan Poundu Para Birimi Kodu: SSP

SON EKLENEN KELİMELER



*Amed Sportif Faaliyetler

*Abdi Algül

*Beyza Başar

SON ARANAN KELİMELER



*Erkeklik

*Husye

*Husye

MecmuaN.com Nedir?

MecmuaN geniş çaplı bir Sözlük Sitesidir. Anlamını bilmediğiniz kelimeler, atasözleri, deyimler, osmanlıca kelimeler ve kronolojik tarihi olayları araştırabilir ve önemli günler gibi bir çok bilgiye ulaşabilirsiniz.

Kelime Arama

      Gelişmiş Arama
Sende Yolla Hata Bildir!


GENİŞ KAPSAMLI ANLAMLAR VE KAVRAMLAR SÖZLÜĞÜ - TÜRKÇE SÖZLÜK




Termonükleer:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Termoplast:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Termos:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Termosfer:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Termosifon:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Termostat:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Termoterapi:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Terör:  

(terror) Bir gücü, bir iktidarı zorla kabul ettirmek amacıyla sistemli bir şekilde şiddet kullanma. Yıldırma, cana kıyma ve malı yakıp yıkma. Korkutma. Dehşet. Tedhiş.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )

Terör:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Terörist:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Terörizm:  

(fr.i. terrorisme) Yıldırıcılık. Siyasal, dinsel ve ekonomik hedeflere ulaşmak amacıyla sivillere, belirlenen hedef gruplara veya resmi, yerel ve genel yönetimlere yönelik baskı, yıldırma ve her türlü şiddet içeren yolun kullanımını ifade eden terim.(Konusu: İzm İle Biten, Kökeni: fransızca)

Terörizm:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Ters Beşik:  

(Cimnastik Ter.) Sırt üstü yatışta, kollarla bükülü dizleri kavrayarak sırt üzerinde, baş-ayak yönünde sallanma.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Ters Cephe Duruşu:  

(Cimnastik Ter.) Pozisyon, düz cephe duruşunun tersi.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Ters Dönüş:  

(Basketbol Ter.) Etkili savunmalarda top süren elin ters yönündeki ayakla dönüş yapıp rakibe sırt dönülürken topun diğer ele geçirilmesi. Reverse hareketi. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Ters Motor:  

(d. türk fr. moteur'den, motor) Eşcinsel erkek, fahişe, travesti, erkek fahişe. Örn:: Sonra çağırmadan arabanın kapısına uzanıyorlar, Binecekler. -Ters motor onlar ha. (Behiç Kılıç, Lüküs Hayat) (bkz:: Motor) (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Ters Paça:  

(Güreş Ter.) Rakibin arkasından paçasını yakalama. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Ters Salto:  

(Güreş Ter.) Başı öne eğili rakibin kafasıyla yakalanan kolunun ters kavranmasıyla yapılan omuzdan atma oyunu. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Ters Zar:  

(d.) Hileli bir tür, tavla, barbut zarı. Örn:: (Ters zar) yapılırken şu noktaya dikkat edilir. Alelumum kahvelerde, tavlalarda kullanılan zarlarda, şeşin altında se varsa ters zarda aksinedir. (Hulusi Kodaman, Zar-Kağıt Oyunları ve Hileleri)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Tersane:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Tersaneli:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Tersine Kerteleme:  

Düşüş. iniş. Bir oyunun doruk noktasından sonra gerilim yönünden dönüşü.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Tersinleme:  

(Alm. lronie - Fr. ıronie - İng. ırony) Biriyle ya da bir olayla alay. Etkiyi çoğaltmak için, bir şeyin tersini söyleyerek alay etme; birini sözle vurma.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Terso:  

(sf.) (tersten, ters-o) 1- (Kumarda) Kaybeden. (el) 2- Kaybeden. (kimse) T.iç.bk. Sota. 3- Elverişsiz, verimsiz. (iş ya da durum) 4- Parasız, züğürt. (kimse) Örn:: Biz terso adamlarız. Lastik patlar değiştirecek paramız olmaz. (Gürkal Aylan, Ömür Biter Yol Bitmez) 5- em. Yeter, sus, dursun anlamlarında kullanılır.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Terso Çekmek:  

(d.) (Bir durum, bir kimse) Birisine olumsuz etkide bulunmak, o kişi için elverişsiz uygunsuz olmak. Örn:: Ama bize terso çekmedikten sonra eyvallahımızı alır. (Kemal Gökhan Gürses, Aydınlarla Zontaların Savaşı)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Tersoluk:  

(i.) 1- (Bir iş, bir durum için) Elverişsizlik, uygunsuzluk. 2- (Kişi için) Parasızlık, züğürtlük. Örn:: Günler akıp gidiyor. Tersoluk başlıyor. Bu gece sabahçıya takılıyoruz. (Ahmet Çakal, Serseriler Arasında)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Tersoya Düşmek:  

(d.) Güç bir durumla karşılaşmak. Parasız kalmak, züğürtleşmek. Örn:: Kumarda tersoya düşüyor, tanıdıklarından yalvar yakar bir sigara parası alıp hemen tombalaya çıkıyor. (Ahmet Çakal, Serseriler Arasında)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

tertib sahibi:  

(bkz:: sahibitertip)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

tertil:  

1- Bir şeyi düzene koyup açık açık hakkını vererek okuma, sözü yerinde, düzenli ve güzel söyleme, bir metni tane tane, acele etmeden okuma. 2- Kur’an-ı Kerim’i tecvit kurallarına uygun bir biçimde okuma. Örn:: “… Biz Kur’an’ı senin kalbine yerleştirmek için (parça parça) indirdik ve onu sana tertil ile okuduk.” (Kur’an-ı Kerim Furkan suresi 25/32 nci Ayet) 3- Kur’an-ı Kerim’in anlamını düşünerek, harflerin çıkış yerlerine dikkat ederek, anlamına göre sesi yükseltip alçaltarak, durulacak yerlerde durup geçilecek yerlerde geçerek ağır ağır okuma. Örn:: “Gece biraz ilerleyince (namaz için) kalk. Gece yarısından biraz önce ya da sonra (kalk) ve tertil ile Kur’an oku.” (Kur’an-ı Kerim Müzzemmil suresi 73/2-4 ncü Ayet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Tertip:  

(a.i. tertib'ten) Askerlikte bir er diğerine özellikle adını bilmediği birisine hitap ederken kullanılır. Örn:: evli misin bekar mı memnun oldum tertip. (Ferhan Şensoy, Gündeşte)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Tertip:  

Askere alınma sırası ve dönemi.(Konusu: Askeri Terim, Kökeni: )

tertipsiz:  

sıfat 1. düzensiz bir durumda olan, sıraya, düzene konulmamış, dağınık. 2. düzene girmeyen, düzen sevmeyen, savruk, dağınık (kimse).(Konusu: , Kökeni: ar+t)

terviye günü:  

Hacı adaylarının Mina’ya çıktıkları zilhicce ayının sekizinci günü; arife gününden bir önceki gün. Hacılar, terviye gününde sabah namazını kıldıktan sonra topluca Mina’ya çıkarlar ve orada gecelerler. Ertesi sabah -arife günü- sabah namazını kılıncaya kadar burada kalırlar. Terviye günü Mina’ya çıkmak ve orada kalmak haccın sünnetlerindendir.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Terzihane:  

(b.i) Giysi biçilip dikilen yer, terzi dükkânı.(Konusu: Hane ile Biten, Kökeni: )

tesbih:  

1- Allah’ı zatında, sıfatlarında, fiillerinde ve isimlerinde her türlü eksiklikten uzak tutma. Örn:: “Ey Allah’ım! Senden başka ilah yoktur. Seni tespih ederim.” (Kur’an-ı Kerim Enbiya suresi 21/87 nci Ayet) 2- Allah’ı yüceliğine layık olmayan kusur ve eksikliklerden, yanlış nitelendirmelerden gerek inanç, gerekse söz ve kalp ile tenzih etme, uzak tutma, arındırma. Örn:: “Allah’ın çocuk edinmesi söz konusu değildir. (Onu böyle nitelendirmeden) tespih ederiz.” (Kur’an-ı Kerim Meryem suresi 19/35 nci Ayet) 3- “Allah’ım! Seni her türlü eksiklikten uzak tutarım.” anlamına gelen “subhanallah” dua cümlesini söyleyerek Allah’ın yüceliğini sözlü olarak ifade etme. “Yüce Allah’ın en sevdiği söz ‘Süphanallahi vebihamdihi’ şeklindeki tespihdir.” (Hadis) 4- Namazlardan sonra “Süphanallah, Elhamdülillah ve Allahu ekber” dualarını otuz üçer defa söyleme. Örn:: “Kim her namazın peşinden otuz üçer kez “süphanallah’, ‘elhamdulillah’, ‘Allahu Ekber’ diyerek tespih eder, sayıyı yüze tamamlamak için de; ‘La ilahe illallahu vahdehu la şerikeleh, lehülmülkü ve lehülhamdü ve hüve alâ külli şeyin kadir’ derse hataları denizin köpüğü kadar çok olsa bile (Allah tarafından) bağışlanır.” (Hadis)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

tesbih namazı:  

Hz. Peygamber’in haftada, ayda, yılda veya ömürde bir defa kılınmasını tavsiye ettiği nafile bir namaz. Tespih namazı dört rekât olarak kılınır. Tespih namazı kılan kişi, dört rekâtte toplam üç yüz defa Örn:: “Ey Allah’ım! Seni her türlü eksiklikten uzak tutarım. Tüm övgüler ve hamt sanadır. Allah’tan başka ilah yoktur. Allah en büyüktür.” anlamına gelen “Sübhanellahi velhamdülillahi vela ilahe illallahü vallahu ekber.” biçimindeki tespih duasını okuduğu için bu namaza tespih namazı adı verilmiştir. Tespih namazı, namaz kılınması mekruh olan vakitlerin dışında her zaman kılınabilir.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

tesettür:  

1- Örtünme, kapanma, gizlenme, saklanma. 2- Kadın ve erkeklerin avret yeri de denilen ve dinen örtülmesi gereken yerlerini örtmeleri.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

tesis:  

ESKİMİŞTİR ad 1. temelini atma, oluşturma, kurma, yapma. 2. kuruluş.(Konusu: , Kökeni: arapça)

Tesisleri Kullanıma Açılmak:  

(d. a. tesis, türk.) Bekareti giderilmiş olmak, erdenliğini yitirmiş olmak. Örn:: Kafa mı buluyorsun sen, onun tesisleri kullanıma açıldı bile. (Duygu Asena, Kaçak Ete Gitmek)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

teslis:  

1- Üçleme, üçe çıkarma, üçe bölme, üç parça yapma. 2- Baba, oğul ve Ruhulkudüs’ün birleşmesinden meydana geldiğine inanılan Hristiyanlıktaki tanrı anlayışı, inanç biçimi. Teslis inancına göre, baba Allah’ı, oğul İsa’yı, Ruhulkudüs de Cebrail’i simgeler. Örn:: “Andolsun ki ‘Allah, kesinlikle Meryem oğlu mesihtir.’ diyenler kâfir oldular. Oysa Mesih (İsa) ‘Ey İsrailoğulları’! Benim Rabb’im ve sizin de Rabb’iniz olan Allah’a kulluk edin; kim Allah’a ortak koşarsa, şüphesiz Allah ona cennete girmeyi haram eder (böylelerinin) varacağı yer ateştir. Zalimlerin yardımcıları yoktur.’ dedi. Andolsun ki ‘Allah üçün üçüncüsüdür.’ diyerek teslis anlayışına sahip olanlar da kâfir olmuştur; oysa Tanrı ancak bir tek tanrıdır. Dediklerinden vazgeçmezlerse, andolsun inkâr edenler elem verici bir azaba uğrayacaklardır.” (Kur’an-ı Kerim Maide suresi 5/72-73 ncü Ayet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Tesliye:  

(a.i. ka.) Teselli verme, avutma.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

Tesmi:  

(a.i. erk.) İşittirme, işittirilme, duyurma.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Tesmin:  

(a.i. erk.) 1- Sekizleme, sekize çıkarma. 2- Paha biçme, biçtirme.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Tesnim:  

(a.i. ka.) Cennet suyu, cennetteki ırmaklardan birinin adı.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

tespih:  

Allah’ı anarken veya Hz. Peygamber’in öğrettiği duaları okurken sayıları şaşırmamak için kullanılan ve genellikle otuz üç veya doksan dokuz taneden oluşan çeşitli maddelerden yapılan dizi.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Tespih:  

Yanlış: Tesbih Doğru: Tespih(Konusu: Yanlış Yazılan Kelime, Kökeni: )

Tespit:  

Yanlış: Tesbit Doğru: Tespit(Konusu: Yanlış Yazılan Kelime, Kökeni: )

Tespit Etme:  

(fixing) Dokunun parafin vb. madde içinde tespit edilmesi, organ veya oluşumun ilaçlı eriyiğe konulması.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )

Tesrir:  

(a.i. ka.erk.) Sevindirme, sevindirilme. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Arapça)

Tesriye:  

(a.i. ka.) Sıkıntıyı, gamı, kederi yok etme.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

Test:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Testi:  

(fr.i. cfesff'den) Kalçalar, kıç.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Testis:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Testiyi Kırmak:  

(d. fars. türk.) Kıç üstü düşmek.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Testofobi:  

(ing.i. testophobia, testaphobia) Teste girmekten test edilmekten korkma.(Konusu: Fobiler, Kökeni: ingilizce)

Testosteron:  

Erkeklerde baskın olan cinsiyet hormonudur. Gelişime önemli katkısı bulunmaktadır.(Konusu: Fitness Terimi, Kökeni: )

Testosteron:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Testosteron:  

Yanlış: Testesteron Doğru: Testosteron(Konusu: Yanlış Yazılan Kelime, Kökeni: )

Teşçi:  

(a.i. erk.) Yüreklendirme.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Teşebbüs:  

Yanlış: Teşebüs Doğru: Teşebbüs(Konusu: Yanlış Yazılan Kelime, Kökeni: )

teşehhüt:  

1- Kelimeişehadet getirme. 2- Tanıklık yapma. 3- İki rekâtlı namazların ikinci, üç rekâtlı namazların iki ve üçüncü, dört rekâtlı namazların ise ikinci ve dördüncü rekâtlarında ‘Ettehiyyatü Duası’nı okuma. Teşehhüt, namaz kılarken Yüce Allah’ı, Hz. Peygamber’i, melekleri ve Allah’ın diğer salih kulları arasındaki selamlaşmayı simgeler. Hz. Peygamber, Teşehhüt Duası’nı Kur’an’dan bir ayet öğretir gibi öğretmiş ve tüm Müslümanların öğrenmesini istemiştir. Örn:: “Son secdeyi yapıp teşehhüt için yeterince oturduğunuzda namazınız tamam olmuştur.” (Hadis)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Teşerru:  

(a.i. ka.erk.) Şeriata göre davranma. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Arapça)

Teşerrüf:  

(a.i. ka.erk.) Şereflenme, şeref bulma. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Arapça)

teşhircilik:  

RUHBİLİM TERİMİ ad ➽göstermecilik2.(Konusu: , Kökeni: ar+t)

teşhis:  

ad 1. kim ya da ne olduğunu anlama, tanıma, seçme. 2. YAZIN TERİMİ kişileştirme. 3. HEKİMLİK TERİMİ bir hastalığın ne olduğunu araştırıp bulgulara bakarak ortaya koyma, tanılama, tanı. 4. kim ya da ne olduğu anlaşılmak. 5. HEKİMLİK TERİMİ ➽tanılanmak. 6. kim ya da ne olduğunu anlamak, tanımak, seçmek. 7. HEKİMLİK TERİMİ tanılamak.(Konusu: , Kökeni: arapça)

teşkil:  

ad 1. ortaya çıkarma, kurma, oluşturma. 2. oluşum. 3. örgütleme.(Konusu: , Kökeni: )

Teşne:  

(f.i. erk.) Susamış. Çok istekli.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Farsca)

Teşnedil:  

(f.i. ka.) Can ve gönülden istekli.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Farsca)

Teşrife:  

(a.i. ka.) Şereflendirme, onurlandırma.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

Teşrihhane:  

(b.i) 1- Otopsi yapılan yer. 2- Tıp fakültelerinde gövdebilim dersi yapılan yer.(Konusu: Hane ile Biten, Kökeni: )

teşrik günleri:  

Kurban Bayramı‘nın birinci gününden sonraki üç güne verilen ad; Kurban Bayramı’nın ikinci, üçüncü ve dördüncü günleri. Kurban Bayramı’nın birinci günü, ‘Nahr Günü’ (kurban kesme günü)dür. Diğer üç gün ise teşrik günleridir. Teşrik günlerinde oruç tutmak haramdır. Hz. Peygamber, bu günlerde ve bayram günlerinde oruç tutmayı yasaklamıştır.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

teşrik tekbiri:  

Kurban Bayramı’nın bir gün öncesi olan arife gününün sabah namazından başlayıp bayramın dördüncü günü ikindi namazına kadar, farz namazlardan sonra; ‘Allah en büyüktür, Allah en büyüktür. Allah’tan başka tanrı yoktur. Allah en büyüktür. Bütün hamt ve övgüler Allah’adır.’ anlamına gelen “Allâhu Ekber, Allâhu Ekber. Lâ ilâhe illlâllâhu vallâhu ekber. Allâhu Ekber velillâhi’l-hamd.” biçimindeki övgü cümleleri. Kurban Bayramı’nın arife gününün sabah namazından bayramın dördüncü günü ikindi namazına kadar yirmi üç vakit her farz namazın sonunda mukim, yolcu, kadın, erkek her Müslümanın teşrik tekbiri okuması gerekir.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Teşvik:  

Yanlış: Teşfik Doğru: Teşvik(Konusu: Yanlış Yazılan Kelime, Kökeni: )

teşvik:  

ad 1. isteklendirme, özendirme. 2. yüreklendirme. 3. MEC. bir kimseyi kötü bir iş yapması için kışkırtma. 4. ➽kışkırtılmak. 5. ➽yüreklendirilmek. 6. isteklendirmek, özendirmek. 7. yüreklendirmek. 8. MEC. bir kimseyi kötü bir iş yapması için kışkırtmak.(Konusu: , Kökeni: )

Tetanofobi:  

(ing.i. tetanophobia) tetanoz hastalığından korkma.(Konusu: Fobiler, Kökeni: ingilizce)

Tetanos:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Tetanos:  

Yanlış: Tetanoz Doğru: Tetanos(Konusu: Yanlış Yazılan Kelime, Kökeni: )

tetanoz:  

Tetanoz, bireyin sinir sistemini etkileyen, özellikle de çene ve boyun kaslarında ağrılı kas kasılmalarına yol açan clostridium tetani adı verilen bakteriyel bir toksinin neden olduğu ciddi bir hastalıktır. Tetanoz bireyin solunum sistemine müdahale edebilir ve ölümcül bir tehdite yol açabilir.(Konusu: , Kökeni: )

Tetas:  

(i.) Göğüs, memeler.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Tetik:  

(i.) Kiralık katil. Tetikçi de denir.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Tetik:  

(Okçuluk Ter.) Makaralı yaylarda parmaklık yerine kullanılan alet.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Tetik Kullanmak:  

(d.) Kiralık katil kullanmak. Tetik Çalıştırmak diye de söylenir. (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Tetiker:  

(t.i. erk.) Uyanık, çevik, becerikli kimse.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Tetkik:  

eskimiştir•k’ler kalın okunur ad ➽inceleme.(Konusu: , Kökeni: )

Tetrapleji:  

(tetraplegia) Dört ekstremitenin tümünde görülen felç.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )

Tetrazon:  

Bilimsel Adı: Puntius tetrazona. Familyası: Akvaryum balığı. Diğer Adı: Kaplan barb ya da tiger barb olarak da adlandırılan tetrazon agresif bir balık türüdür. Kavuniçi ya da altın rengindeki vücudunda dikine siyah şeritler bulunur. Diğer balıkların kuyruklarını ısırdığı için karma akvaryumda bulundurulması risklidir. Doğada bataklık sularında bulunması sudaki değişimlere dayanıklı olduğunu gösterir. Özellikle beta, gurami ve melek balığı gibi yavaş yüzen ve uzun kuyruklu tropik balıklarla aynı akvaryuma koyulmaması gerekir.(Konusu: Balık İsimleri, Kökeni: )

TETSU:  

(tetsu) Demir.(Konusu: Karate Terimi, Kökeni: )

TETSU:  

(tetsu) Demir.(Konusu: Karate Terimi, Kökeni: )

tevatür:  

(bkz:: mütevatir)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

tevazu:  

1- Alçak gönüllü olma, kibirlenmeme, yumuşak huylu ve mütevazi olma. Örn:: “Âbidesi hesaplardan taşarken / Mimarı, kendini çekmiş ortadan… / Başarı buradadır, tevazu burada / Eser ululuktan, imza noktadan.” (A.N. Asya) 2- Gösterişsiz olma. 3- Allah’ın emirlerine gönülden ve içtenlikle bağlı olma hâli. Örn:: “Allah, bana sizlerin tevazulu olmanızı vahyetti.” (Hadis) 4- İnsanın, kendisinin de yaratılmış olduğunu bilerek insanlara karşı büyüklük taslamaması. Örn:: “Kim Allah için tevazulu olursa Allah onun kendi katındaki derecesini yükseltir.” (Hadis)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Tevbe Suresi:  

(a.i. سورة التوبة) tevbe suresi; 104. âyet tevbe ile ilgili olduğu için sûreye bu isim verilmiştir. sûrenin bundan başka birçok ismi olup en meşhuru berae suresi'dir. bu sûrenin enfal suresi'nin devamı veya başlı başına bir sûre olup olmadığı hakkında ihtilaf olduğu için başında besmele yazılmamıştır. kur'an-ı kerim'de 9 ncu sure, 10 ncu cüz, 186 ncı sayfadadır. 129 ayettir. inme (nazil) sırasına göre 113 ncü sıradadır. maide suresi'nden sonra, nasr suresi'nden önce 128 ve 129. âyetler mekke'de, diğerleri medine döneminde inmiştir. medine'de inen 28 tane sureden biridir.(Konusu: Sureler, Kökeni: arapça)

Tevbe suresi:  

Kur’an-ı Kerim’in dokuzuncu suresidir. Medine’de inmiştir. Yüz yirmi dokuz ayettir. Sure, yüz iki ile yüz on sekizinci ayetleri arasında, Tebük Seferi’ne özürsüz olarak katılmayan kişilerin pişmanlıklarını ve işledikleri günahtan dolayı tövbelerini konu edindiği için ‘Tevbe suresi’ adını almıştır. Ayrıca, birinci ayette geçen ve “müşriklerden uzak durma, onları dost edinmeme.” anlamına gelen “berae” kelimesinden dolayı “Berae suresi” de denilmiştir. Tevbe suresi, Kur’an-ı Kerim’de besmele ile başlamayan tek suredir. Müşriklere ve münafıklara tavır alma emredilip onlara ültimatom verildiği için sureye, Allah’ın rahmetinin, şefkatinin ve bağışının bir göstergesi olan besmele ile başlanmamıştır. Sure, Arap yarımadasında yaşayan müşriklere bir bildiri niteliğindedir. Bu bildiride onlardan İslamiyet’i kabul etmeleri istenir. Müslümanlığı kabul etmedikleri takdirde kendilerine hukuki bir güvencenin verilmeyeceği duyurulur. Bu çerçevede müminler ile müşriklerin ayrı ayrı bloklar oluşturduğu belirtilir. Arabistan’daki müşriklerin, daha önceden yapılan antlaşma şartlarına uymaları tavsiye edilir. Müşriklerin, Kâbe’yi çıplak bir şekilde tavaf etmeleri yasaklanır. İman etmedikçe yapılan hayırlı işlerin ahirette sahibine hiçbir yararı olmayacağı vurgulanır. İslam’da gerçek kardeşliğin din kardeşliği olduğu haber verildikten sonra Allah’a, Peygambere ve ahiret gününe inanmayanların öz kardeşler bile olsa müminler ile bir bağlarının olmadığı ilan edilir. Surede, Allah’ın göndermiş olduğu gerçek dini bozan Yahudi ve Hristiyan bilginleri ve bunların görüşlerine körü körüne uyan kimseler kınanır. Bu bağlamda, dinde helal ve haram kılma yetkisinin Allah’a ait olduğu belirtilir. İnsanlara, Allah’a rağmen helal ve haram koyma yetkisi vermenin bu kişileri tanrılaştırma olduğu hatırlatılır. Yahudi ve Hristiyanların din büyüklerini tanrılaştırarak sapkınlığa düştükleri örneklerle gözler önüne serilir. Surede, sadaka ve zekât gibi mali ibadetlerin üzerinde durulur. Haksız yere kamu mallarını yiyen, bu malları stoklayarak sömürü aracı hâline dönüştüren Yahudi hahamlarının ve Hristiyan rahiplerinin ahirette tadacakları azaplardan örnekler verilir. Münafıkların, fakirlere karşı cimri davranmaları, Allah yolunda harcamada bulunmamaları, cihattan kaçmaları ve Peygamberi desteksiz bırakmaları kınayıcı bir üslupla gözler önüne serilir. Münafıklarla ilgili psikolojik tahliller yapılır. Münafıklara karşı müminlerin uyanık durmaları tavsiye edilir. Zekât ve sadakanın kimlere verileceği ayrıntıları ile anlatılır. Zekât ve sadaka başta olmak üzere, İslam’ın ibadet sistemi ile alay etmenin münafıklık ahlakı olduğu belirtilir. İnsanlar arasındaki dostluk bağının, Allah’a iman çerçevesinde oluşmasının gerekliliği belirtildikten sonra müminlerin birbirlerinin dostu, münafıkların da kendi aralarında dost oldukları açıklanır. Münafıklığı belli olan kişilere Allah’tan bağışlanma dilemek ve öldükleri zaman cenaze namazlarını kılmak kesin bir dille yasaklanır. Onların ahiretteki çekecekleri azap gözler önüne serilir. Surede, cihat ibadeti çok geniş biçimde açıklanır. Şehitlik çok yüce bir mertebe olarak sunulur. Allah’ın dinini insanlığa ulaştırma konusunda herkesin sorumlu olduğu bildirilir. Ancak, hastalar, felçliler ve görme özürlü kimselerin cihada katılma konusunda özür grubuna girdikleri haber verilir. Özür grubuna girmemelerine rağmen, Tebük Seferi’ne katılmayan üç Müslümanın içtenlikle yapmış oldukları tövbeye yer verilir. Surede, ilmî çalışmalar övülür. Cihada gidemeyenler veya cihat esnasında ilim öğreniminden geri kalanları eğitmenin önemi vurgulanır. Hz. Peygamber’in risaletinin yüceliğini, onun bütün müminler için örnek olduğunu bildiren ve müminlerin her konuda Allah’a güvenmelerini emreden ayetlerle sure son bulur.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Tevekkül:  

(a.i. erk.) Her şeyi Allah'a bırakarak, yargıya boyun eğme.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

tevekkül:  

1- Güvenme, bağlanma, vekil tayin etme, havale etme. Örn:: “Yalnızca Allah’a tevekkül et. Güvenilecek tek varlık Allah’tır.” (Kur’an-ı Kerim Ahzab suresi 33/3 ncü Ayet) 2- İnsanın, yapacağı işlerde kendisine düşen görevleri yapıp her türlü tedbiri aldıktan, yeterli ve gerekli çalışmaları en güzel biçimde yerine getirdikten sonra sonucu Allah’tan beklemesi. Örn:: “(Toplumu ilgilendiren) her konuda müminlerle görüş, onlarla istişare et. Kararını verdiğin zaman da Allah’a tevekkül et. Allah kendisine tevekkül eden kimseleri sever.” (Kur’an-ı Kerim Al'i İmran suresi 3/159 ncu Ayet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

tevessül:  

1- Yakınlaşma, yakınlaşmaya sebep arama, başvurma ve girişimde bulunma. 2- Allah’a yakınlaşmak, onun sevgisini ve rızasını kazanmak için salih amelleri ve güzel davranışları aracı kılma. “Ey iman edenler! Allah’ın emirlerini yerine getirerek onun korumasına girin, ona (iman ve itaatle yakınlaşmaya) tevessül edin ve Allah yolunda cihat ederek kurtuluşa erin!” (Kur’an-ı Kerim Maide suresi 5/35 nci Ayet) 3- İlim ve ibadetle Allah’ın yolunda gitme ve İslam’ın güzelliklerini benimseme.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Tevfik:  

(a.i. erk.) 1- Uydurma, uygun düşürme. 2- Başarıya ulaştırma. 3- Allah'ın yardımına kavuşma.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

tevfik:  

1- Başarılı olma. 2- Kulun, Allah’a karşı sorumluluklarını içtenlikle yerine getirmesi ve onun rızasını kazanması sonucunda Allah’ın sevdiği ve razı olduğu işlerde kulunu başarılı kılması. Örn:: “Tevfikim ancak Allah’ın yardımı iledir. Yalnız ona güvenir, ona yönelirim.” (Kur’an-ı Kerim Hud suresi 11/88 nci Ayet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Tevfik Kolaylı:  

(lakabı/ed.) Neyzen Tevfik(Konusu: Lakaplar, Kökeni: )

Tevfika:  

(a.i. ka.) (bkz:: Tevfik)(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

Tevhid:  

(a.i. erk.) 1- Birkaç şeyi bir araya getirme. 2- Allah'ın birliğine inanma. Türk dil kuralına göre "d/t" olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

WhatsApp