Haydi Öğrenelim!
İlyas Peygamber:
Kur'an-ı Kerim’de adı geçen ve İsrailoğulları’na gönderilen peygamberlerden biri. İlyas Peygamber, İsrailoğlulları içerisinde çıkan bidat ve sapıklıkları düzeltmek için gönderilmiştir. Onları “Ba’l” putuna tapmayı bırakıp Allah’a inanmaya davet etmiştir. Yahudiler ise defalarca onu öldürmek istemişlerdir. Allah, ona birçok mucize vermiştir. Hızır’la beraber İlyas Peygamberin de hâlen yaşadığı bir söylenceden ibarettir.
MecmuaN.com Nedir?
MecmuaN geniş çaplı bir Sözlük Sitesidir. Anlamını bilmediğiniz kelimeler, atasözleri, deyimler, osmanlıca kelimeler ve kronolojik tarihi olayları araştırabilir ve önemli günler gibi bir çok bilgiye ulaşabilirsiniz.
Kelime Arama
Sende Yolla Hata Bildir!GENİŞ KAPSAMLI ANLAMLAR VE KAVRAMLAR SÖZLÜĞÜ - TÜRKÇE SÖZLÜK
Telesine:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Telesinema:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Teleskop:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Televizyon:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Televizyon Gösterisi:
(Alm. Fernsehschau) Televizyonda gösterilmek üzere hazırlanan ve televizyon yayınlarının özelliğini taşıyan gösteri.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Televizyon Oyunu:
(Alm. Fernsehspiel - Fr. piece de television - İng. television play) Televizyonda seyredilen, bunun için çoğu zaman filme alınan ve filim tekniğine uygun olarak hazırlanan oyun türü. Kimi kez doğrudan bir tiyatro oyunu, filme alınmadan da yayınlanır.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Televizyoncu:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Televizyonculuk:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
telfik:
1- Süsleme, uydurma, ulaşma, katılma, eli boş dönme. 2- Fıkıhta, taklit yoluyla bir mesele veya amel üzerinde iki veya daha fazla mezhebin farklı hükümlerini birleştirerek uygulama. 3- Bir mesele üzerinde birbirine aykırı iki görüş varken, daha sonra gelen bir müçtehidin bu ikisine uymayan üçüncü bir görüşü ortaya koyması.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Telgraf:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Telgraf Çekme:
(Basketbol Ter.) Hücumda pas verirken pası vereceği yeri çok belli etmesi. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Telgraf Çekmek:
(d. fr. taiagraphe türk.) 1- Yellenmek. Sürekli yellenmek. 2- (İskambil oyununda) Bir oyuncunun yanına oturup o oyuncunun elini belli edecek işaretler yapmak. Telgraf Vermek diye de kullanılır. Örn:: nargile ile eli şakağına dayayıp parmak göstermekle başı sağa sola çevirmekle ayağa vurmakla telgraf verilir. (Hulusi Kodaman, Zar- Kağıt Oyunları ve Hileleri)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Telgrafçı:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Telgrafçiçeği:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Telgrafhane:
(b.i) Telgraf aracılığıyla haberleşmeyi sağlayan devlet kuruluşu.(Konusu: Hane ile Biten, Kökeni: )
Telgrafhane:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Telif Hakkı:
(Alm. Urheberrecht - Fr. droits d'auteur - İng. copyright, author's right) Bir kimsenin bir yapıt üzerinde hakkını sağlayan, onu maddeten ve manen koruyan sahiplik. (bkz:: Yazış Payı )(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
telkin:
1- Birisine bir şeyi anlatıp zihnine sokma, kabul ettirme, emir ve talimat verme. 2- Ölmek üzere olan kişinin yanında Allah’ın varlığını ve birliğini, Hz. Muhammed’in peygamberliğini hatırlatmak amacıyla yüksek sesle “Kelimeitevhit” okuma. Örn:: “Ölmek üzere olan hastalarınıza kelimeitevhit telkin ediniz.” (Hadis) 3- Cenaze mezara gömülüp herkes dağıldıktan sonra kabri başında ölüye âlim ve ahlaken güzel bir kişinin Rabb’inin Allah, dininin İslam, kitabının Kur’an-ı Kerim ve peygamberinin Hz. Muhammed olduğunu hatırlatan sözleri yüksek sesle söylemesi.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Tellemek:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Tellenmek:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Tellür:
Sembolü: Te Atom Numarası (Proton Sayısı): 52 Atom Ağırlığı: 127.60(3) g/mol Elektron Sayısı: 52 Element Serisi: Yarı metal Periyodik Tablodaki Grup, Periyod: 6A, 5 Yoğunluk: 6.24 g/cm3 Erime Noktası: 449.5 ° C (722.65 K, 841.1 ° F) Kaynama Noktası: 989.8 ° C (1262.95 K, 1813.64 ° F) Oda Koşulunda Maddenin Hali: Katı Görünümü: gümüşi parlak gri (kristal) Keşif: Franz Muller von Reichenstein (1782) Tellür Kullanım Alanları ve Özellikleri: Tellür, bakır ve paslanmaz çeliğin daha iyi işlenebilirliğini sağlar. Dökme demir ve elektrik fünyelerinin temel bir bileşeni olarak kullanılır.(Konusu: Elementler, Kökeni: )
Tellür:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Telmiye:
(a.i. ka.) 1- Parıldatma, renk renk yapma. 2- Dizeleri başka başka dillerde olan koşuk, manzume yapma.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
Telnet (TN):
Bir çeşit terminal emülatör protokolü olan Telnet'te, kullanıcılar internet üzerindeki bir bilgisayara bağlanırlar ve komut satırı benzeri bir arabirim yardımıyla bu bilgisayara komut gönderebilirler. Bu şekilde her türlü veri transferini gerçekleştirmek mümkündür.(Konusu: Bilgisayar T., Kökeni: )
Telvin:
(a.i. ka.) Renk verme, boyama.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
Tem:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Tema:
"Çoğu kullanıcı, bilgisayarını kendi zevk ve ihtiyaçları doğrultusunda şekillendirmeyi sever. Windows'un pencere yapıları, işaretçi şekilleri ve simgeler, değişime imkan veren en uygun öğelerdir. ""Tema"" adı verilen küçük yazılımlar da, işte bu öğelere farklı bir görünüm kazandırmak için kullanılırlar. Çalıştırıldıklarında, grafik arabirimde bazı görsel değişiklikler meydana gelir; böylece bilgisayarla çalışmak da daha eğlenceli bir hale dönüşebilir."(Konusu: Bilgisayar T., Kökeni: )
Tema:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Temaruz:
(malingering) Bir hastalığın taklit edilmesi; yanıltma amacına yönelik davranış. Simülasyon.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )
Temas:
(Voleybol Ter.) Topun bir oyuncuya değdikten sonra oyun çizgileri dışına düşmesi. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
temas:
ÜNLÜYLE BAŞLAYAN BİR EK GELDİĞİNDE “A” UZUN SÖYLENİR ad 1. birbirine dokunma, değme. 2. ilişki kurup görüşme, konuşma, ilişki. \"Onlarla temasımız kalmadı\" 3. üzerinde konuşma, sözünü etme, değinme. \"Bu noktaya teması gereksiz görmüştüm\" 4. gidiş geliş, bağlantı, ulaşım. \"Kar yağışı yüzünden birçok köyle temas kesilmişti\" 5. RUHBİLİM TERİMİ dokunma. 6. cinsel ilişki. 7. (bir şeye) dokunmak, sürtünmek, değmek. 8. (iki şey) birbirine değmek, dokunmak. 9. (biriyle) bağlantı kurup görüşmek, konuşmak. 10. (bir şeye) değinmek, bir şeyin sözünü etmek. 11. (biriyle) buluşup görüşmüş olmak. 12. (bir şeye) değinmek. 13. (biriyle) cinsel ilişkide bulunmak.(Konusu: , Kökeni: arapça)
Temaşa:
(a.i. ka.) 1- Hoşlanarak bakma, seyretme. 2- Gezme, gezi.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
Temaşa:
(İsl. Tiy.) İslam ülkelerinde sahne oyunları.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Temaşa:
(Kar. Ort. O.) Meddah, Karagöz, Orta Oyunu, tiyatro, kanto, dram ve benzeri körmük sanatlarının tümüne verilen ad.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Tematik:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Tembelhane:
(b.i) (esk) İçinde bulunanların çalışmaya karşı isteksiz davrandıkları yer.(Konusu: Hane ile Biten, Kökeni: )
Temcit:
(a.i. erk.) 1- Ululama, ağırlama. 2- Sabah ezanından sonra okunan, Allah'ın ululuğunu anlatan dua.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Temdih:
(a.i. erk.) Çok övme.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Temdiha:
(a.i. ka.) (bkz:: Temdih)(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
Temdit Penaltısı:
(Futbol Ter.) Devrelerin veya kupa maçlarında uzatmaların bittiği anda verilen penaltı. Burada atış yapıldıktan sonra karşılaşma sona erer. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Temel:
(yun.i. erk.) 1- Yapılardan toprak içinde kalan ve yapıya dayanak teşkil eden duvar ve taban kısımları, koyuk. Bu kısımların yapılması için açılan çukur. 2- Asıl, esas. 3- Dayanak. 4- Belli, başlı en mühim.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Yunanca)
Temel:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Temel Reis:
Popeye veya Türkçe dublajda bilinen adıyla Temel Reis, Elzie Crisler Segar'ın 1929 yılında oluşturduğu dünyaca ünlü, ıspanak yiyerek güçlenen, ağzında piposu ve geniş çenesiyle tanınan çizgi roman karakteridir. Temel Reis adından da anlaşılacağı üzere bir denizci. Sevgilisi Safinaz (Olive) ve can düşmanı Kabasakal (Bluto) ile yaşadığı maceraları anlatılır.(Konusu: Çizgi Karakter, Kökeni: )
Temellendirmek:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Temellenmek:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Temelleşmek:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Temelleştirmek:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Temelli:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Temelli Yazar:
(Alm. Bühnendichter, Hansdichter) Belirli bir aylık karşılığında bir tiyatroya yılda belli sayıda yapıt yazmayı ve başka yazarların o tiyatroya sunacağı yapıtları uyarlamayı yüklenen yazar.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Temelsiz:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Temenna:
(a.i. ka.) El ile selam verme. (bkz:: Temenni)(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
Temenni:
(a.i. ka.) Dileme, istek, dilek.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
temettu haccı:
(bkz:: haccıtemettu)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Temim:
(a.i. erk.) 1- Nazar boncuğu, nazarlık. 2- Beşinci Fatımî halifesi el-Aziz'in kardeşinin adı.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Temime:
(a.i. ka.) Nazar boncuğu, nazarlık.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
Temircan:
(t.i. erk.) Demir gibi sağlam kimse.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Temirhan:
(t.i. erk.) Demir gibi sağlam güçlü hükümdar. Timur han.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Temirkut:
(t.i. erk.) Demir gibi güçlü ve uğurlu.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Temiz:
(a.sf.i. temyiz'den) 1- Parasız, züğürt. (kimse) 2- Özellikle kumar oynayarak bütün parasını yitirmiş. (kimse) (Tanık için bk. Kazımak.) 3- Ölmüş, (kimse) ölü. Örn:: Bence böylelerini bir suretle bumm. Temiz. (Orhan Kemal, Sokakların Çocuğu) 4- Sağlıklı, herhangi bir hastalığı olmayan. (fahişe) Örn:: sıkı bir kontrolden geçtikten sonra Temiz ya da Arızalı damgasını alıyorlardı. (Nokta, röportaj) 5- Poker oyunu.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Temiz Çevirmek:
(d. a. türk.) Poker oynamak.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Temizalp:
(t.i. erk.) 1- İyi ahlaklı kimse. 2- Temiz yapılı ve yiğit.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Temizcan:
(t.i. erk.) İçi temiz olan kimse.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Temize Havale Etmek:
(d. a. temyiz, havale türk.) 1- Öldürmek. 2- (Birisini) Kumarda yenerek bütün parasını almak.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Temizel:
(t.i. erk.) Dürüst kimse.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Temizer:
(t.i. erk.) Dürüst kimse.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Temizhan:
(t.i. erk.) İyi vasıflı lider.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Temizkal:
(t.i. erk.) Her zaman doğru ve dürüst kal.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Temizkan:
(t.i. erk.) Temiz soydan gelen.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Temizlemek:
(a.f. türk.) 1- Öldürmek. Örn:: Ahsen- Hiçbir şey anlamadım. Eee? Cafer- Bir binliğe temizleyeceğiz işte. (Haldun Taner, Keşanlı Ali Destanı) 2- Kumarda birisinin bütün parasını almak. Örn:: Enayiyi bir yakaladım nesi var nesi yok temizledim. (Hulusi Kodaman, Zar-Kağıt Oyunları ve Hileleri)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
temizlik:
ad 1. temiz olma durumu, arılık. 2. temiz durma ya da tutma durumu. "Çocuk temizliğe küçükken alıştırılır" 3. temizleme işi. "Temizliğe gelen kadın hastalanmış" 4. ortalığı temizlemek ya da temizlenmek. 5. MEC. zararlı şeyleri yok etmek.(Konusu: , Kökeni: )
Temizöz:
(t.i. erk.) Özü temiz, dürüst olan.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Temizsan:
(t.i. erk.) Doğruluğu ve dürüstlüğüyle tanınan kimse.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Temizsoy:
(t.i. erk.) Temiz ve dürüst soydan gelen.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Temp:
""Temporary"" teriminin Türkçe'deki karşılığıdır. ""Geçici"" anlamına gelen bu terim, bilgisayarla çalışırken oluşturulan, ancak bir süre sonra hiçbir işe yaramayan dosyaları tanımlamak için kullanılır."(Konusu: Bilgisayar T., Kökeni: )
Temp Klasörü:
"Çeşitli yazılımlarla çalışılırken ya da bir yazılımın kurulumu sırasında, sonradan işe yaramayacak ancak o an için gerekli olan bazı geçici dosyalar oluşturulabilir. Windows, bu dosyaların farklı yerlere dağılmasını önlemek amacıyla ""Temp"" isimli bir klasör oluşturur ve gereksiz tüm dosyaları bu klasörün içerisinde toplar. Eğer çeşitli nedenlerden dolayı bu klasör içerisinde bazı dosyalar kalmışsa, bu dosyaları gönül rahatlığıyla silebilirsiniz."(Konusu: Bilgisayar T., Kökeni: )
tempo:
bir tempo = bir hamle birimi. tempo kaybı zaman kaybını ifade etmek için kullanılır.(Konusu: satranç terimi, Kökeni: )
Tempo:
Hız gösteren ölçü. Stanislavski yönteminden.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Tempo:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Temre:
(a.i. ka.) Hurma.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
Temren:
(t.i. erk.) Ok, kargı gibi delici silahların ucundaki sivri demir.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Temren:
(Okçuluk Ter.) Ok ucu. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Temsil:
(Alm. Vorstellung - Fr. representation - İng. per(ormance] Bir tiyatro yapıtının bu yönetici önderliğinde, çok sayıda provadan sonra, seyirci önünde canlandırılışı. Seyirci önünde oynanan oyun, gösteri.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Temsil Raporu:
(Alm. Aufführungsbericht) Her oyundan sonra, çoğu kez sahne yönetmeni ya da bir görevlinin düzenlediği oyunun gerekli gidişi bakımından görülen aksaklıkları belirten bildiri.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Temür:
(t.i. erk.) Demir.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
temyiz:
1- Ayırt etme, anlama, tercih etme, sezginlik. 2- Yetişkin bir kişinin veya henüz büluğ çağına ulaşmamış bir çocuğun iyi ile kötüyü, faydalı ile zararlıyı kendi lehinde ve aleyhinde olan durumları ayırt edebilmesi. 3- Yargılama hukukunda, ilk derecedeki mahkemelerin yasaya aykırı olarak karar vermesi ve yetkili olmaması gibi durumlarda kararın bozulması için yüksek dereceli mahkemeye (yargıtaya) başvurulması.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Ten Boyası:
(Fr. fond de teint) Makyajda ten üzerine sürülen çeşitli renkteki boyalar.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
tenasüh:
1- Bir şeyin diğerini takip ederek yok etmesi, bir şeyi elden ele dolaştırma, bir şeyin dolaşarak diğerinin yerini alması. 2- Ruh göçü; ruhların bedenden bedene veya insandan başka varlıklara göç etmesi; reenkarnasyon. 3- Ölen insanların ruhlarının bir hayvana, insana, bitkiye veya cansız bir varlığa geçmesi inancı. Tenasüh inancı, eski Mısır dinlerinde, Budizm ve Hinduizm’de vardır. Hindistan’da doğmuş, oradan Tibet, Çin, Kore, Japonya ve eski Yunan’a yayılmıştır. Ayrıca, İsmailiye, Bahailik, Durzilik, Nusayrilik ve Yezidilik mezheplerinde de tenasüh inancı vardır. Bu mezheplerde tenasüh, inanç esaslarındandır. İslam dini tenasüh inancını kesinlikle kabul etmez.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
tenasül:
ESKİMİŞTİR ad ➽üreme. Köken(Konusu: , Kökeni: )
Tenay:
(t.i. ka.) Ay gibi beyaz, parlak tenli.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Türkçe)
Tenchi Nage:
Yer – gök fırlatması.(Konusu: Aikido Terimi, Kökeni: )
Tender:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Tendubay:
(t.i. erk.) Yiğit, cesur erkek.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Tendü:
(moğ.i. ka.erk.) Yiğit, cesur. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Moğolca)
Teneffüshane:
(b.i.) (esk) Okullarda, öğrencilerin ders aralarında dinlenmek, temiz hava almak için çıktığı salon ya da bahçe.(Konusu: Hane ile Biten, Kökeni: )
Teneke:
Kitabın Türü: Roman Kitabın Yazarı: Yaşar KEMAL Kitabın Konusu: Çukurova'da bir kaymakamın yaşamını ve mücadelesini konu alır. Bir Anadolu kasabasında, çeltikçi ağaların yönetmeliklere karşı gelerek ektikleri çeltik sıtmaya neden olur. İdealist ve genç kaymakam tüm tecrübesizliğiyle, sıtmaya tutulan kasaba halkı adına ağalarla mücadeleye girişir. Kitabın Ana Fikri: Teneke idealizm ile baskın güç arasındaki mücadelenin romanıdır.(Konusu: Kitap Hakkında, Kökeni: )
Teneke:
(yun.sf.i. tenekhos'tan) Parasız, züğürt. (kimse)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Teneke:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )