Haydi Öğrenelim!
Pika:
(pica) Yenilebilir olmayan maddelerin en az 1 ay süreyle sürekli olarak yenmesi.
MecmuaN.com Nedir?
MecmuaN geniş çaplı bir Sözlük Sitesidir. Anlamını bilmediğiniz kelimeler, atasözleri, deyimler, osmanlıca kelimeler ve kronolojik tarihi olayları araştırabilir ve önemli günler gibi bir çok bilgiye ulaşabilirsiniz.
Kelime Arama
Sende Yolla Hata Bildir!GENİŞ KAPSAMLI ANLAMLAR VE KAVRAMLAR SÖZLÜĞÜ - TÜRKÇE SÖZLÜK
HASAMI:
(hasami) Yengeç, makas.(Konusu: Karate Terimi, Kökeni: )
Hasan:
Ömer Seyfettin'in yazdığı Kaşağı kitabındaki baş kahraman. Son derece masum ve iftiraya uğrayan küçük kardeştir. O da babasından çok korkar ve atları çok sever. Geçirdiği hastalık ölümüne sebep olur.(Konusu: Kitap Karakteri, Kökeni: )
Hasan:
(a.i. erk.) Güzellik, iyilik, hüsn sahibi olmak. Hasan b. Ali b. Ebi Talib: Ali (r.a.)'nin büyük oğlu. Peygamber Efendimizin torunu. Kur'an'da geçen kelimelerdendir.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Hasan Almaz Basan Alır:
(d.) (Özellikle Üçkağıt gibi oyunlarda) Oyunu oynatanın seyredip durmanın hiçbir işe yaramayacağı oyuna girenin kazanacağı anlamında söylediği kışkırtma sözü. Örn:: Aç gözünü bil arkadaş. Ne sihirdir ne keramet el çabukluğu marifet. Haaaydi babalar kardeşler. Haşan almaz basan alır. (Orhan Kemal, Gurbet Kuşları) Örn:: Türkiye'de hacı hoca oyunu Ankara'da Ulus oyunu İstanbul'da tüccar oyunu. İzmir'de Fuar oyunu eyi mi. Galatada kızlar oyunu hem de herkes oynar bu oyunu Haşan atmaz basan alır. Var mı buldum gördüm diyen. (Ahmet Çakal, Serseriler Arasında)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Hasan Hüsnü Erdem:
Görev Başlangıcı: 6 Nisan 1961 Görev Bitişi: 13 Ekim 1964 tarihleri arasında Diyanet İşleri Başkanlığını yapmıştır. Sonra Gelen: Mehmet Tevfik Gerçeker (Konusu: Diyanet Bşk., Kökeni: )
Hasan Kaçan:
Dizi Karakteri: Heredot Cevdet Dizi Adı: Ekmek Teknesi. 16 Kasım 2002 tarihinde atv'de yayımlanmaya başlayan ve bir ailenin başından geçenleri konu alan komedi ve dram türündeki Türk televizyon dizisi 2004 yılında Show TV'ye geçti, son sezonu burada yayımlandı ve 13 Haziran 2005 tarihinde yayımlanan 106. bölümü ile ekranlara veda etti.(Konusu: Film & Dizi Karakteri, Kökeni: )
Hasan Küçükçetin:
Dizi Karakteri: Şevket Tekin. Dizi Adı: Yaprak Dökümü. 2006-2010 yıllarında arasında Kanal D'de yayınlanan aile ve drama türündeki Türk televizyon dizisi(Konusu: Film & Dizi Karakteri, Kökeni: )
Hasan Şengün:
(lakabı/sp.) Dobi Hasan(Konusu: Lakaplar, Kökeni: )
Hasan Yalnızoğlu:
(lakabı/sin.) Camako(Konusu: Lakaplar, Kökeni: )
Hasbek:
(t.i. erk.) Dürüst, iyi, saf insan.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Hasbi:
(t.i. erk.) İsteyerek ve karşılık beklemeksizin yapılan.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Hasbi:
(a.sf.) Karagözcü argosunda gizli manasına gelen bir kelime. (Uğur Göktaş, Karagöz Terimleri Sözlüğü)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Hasbi Geçmek:
(d. a. hasb'dan türk.) Önem vermemek, üstünde durmamak, ince eleyip sık dokumamak. Örn:: Kavuklu-Şimdi bu senin söylediklerin benim dilim mi senin dilin mi? Bir iyice anlayalım da ona göre konuşalım. Söyle bakalım. Külhanbeyi- Yuu enayi Hala hasbi mi geçiyorsun? (Ortaoyunu, Bahçe) Örn:: Dedi bırak martavalı hasbi geç Yeter ki sen sade beni beni seç. Hilmi Tunç, Tavlama)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Hasbinur:
(a.i. ka.) (bk:: Hasibe)(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
hasbünallah:
“Allah bize yeter!” anlamında Allah’tan sabır ve yardım dileme sözü. “Hasbünallah” şeklindeki dua ve yardım isteme sözü “Allah bize yeter. O, ne güzel Vekil; ne güzel yardımcıdır.” anlamında “Hasbünallahu ve nimelvekil” biçiminde de kullanılır. “Bir kısım insanlar müminlere, “Düşmanlar size karşı toplandılar; aman sakının onlardan!” dediklerinde bu, onların imanlarını bir kat daha artırmış ve ‘hasbünallahü ve nimelvekil’ demişlerdir.” (Kur'an-ı Kerim Al'i İmran suresi 3/173 ncü Ayet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Haseki:
(a.i. erk.) Hükümdarların hizmetine tahsis edilmiş şahıs ve zümrelere verilen ad.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Hasen:
(a.i. erk.) 1- Güzel, süslü. 2- Güzel işler, hayırlar. Hasan şeklinde kullanılır.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
hasen hadis:
Sahih hadisin şartlarını taşımakla beraber hadisleri başkasına aynen nakletmede bazı kusurları olan ravinin naklettiği hadis. Hadisler sağlamlık bakımından üç gruba ayrılır: Sahih, hasen, zayıf. Hasen hadisler, ravide, zaptla ilgili hata etme ve yanılma gibi bir kusur sebebiyle sahih hadis derecesine çıkamayan hadislerdir. Hasen hadisler dinî konularda sahih hadisler gibi delil kabul edilirler. Hasen hadis terimi ilk defa Tirmizi (ö. 279/892) tarafından kullanılmıştır.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
hasenat:
(bkz:: hasene)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Hasene:
(a.i. ka.) 1- İyilik, iyi hal, iyi iş, hayırlı iş. 2- Dünya ve ahiret saadeti. 3- Eski altın paralardan birinin adı.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
hasene:
1- Güzel, güzellik, iyilik, hayır. Örn:: “Şüphesiz ki haseneler kötülükleri yok eder…” (Kur’an-ı Kerim Hud suresi 11/114 ncü Ayet) 2- Aklın ve dinin iyi ve güzel kabul ettiği şey. Örn:: “Kim (Allah’ın huzuruna) bir hasene ile çıkarsa bu yaptığının on katını kazanacaktır; ama kim de bir kötü fiil ile çıkarsa onun aynısı ile cezalandırılacaktır; ve kimseye haksızlık yapılmayacaktır.” (Kur’an-ı Kerim En'am suresi 6/160 ncı Ayet) 3- Dünya ve ahirette kişinin yararına olan her şey. Örn:: “Ey Rabb’imiz! Bize dünyada da ahirette de hasene ver. Bizi cehennem ateşinden koru.” (Kur'an-ı Kerim Bakara suresi 2/201 nci Ayet) 4- İyi hâl ve hareketlerle hoşa giden, ulaşılmak istenen nimet ve imkânlar. Örn:: “Allah yolunda hicret edip cihat eden ve bu yolda şehit olanları Allah hasene bir rızıkla rızıklandıracaktır.” (Kur'an-ı Kerim Hac suresi 22/58 nci Ayet) 5- Allah’ın rızasını kazanmak amacıyla içtenlikle yapılan her türlü ibadet, söz ve davranış. Örn:: “Kim bir hasene işlerse Allah ona on katından yedi yüz katına kadar sevap verir.” (Hadis)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Haseni:
(a.i. ka.) Hasene ait. (Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
haset:
1- Kıskançlık, çekememezlik. Örn:: “Ateş odunu nasıl yakıp yok ederse haset de kişinin amellerinin sevabını yok eder.” (Hadis) 2- Başkasının elinde bulunan maddi ve manevi imkânların kendisine verilmesi ve kıskanılan kişinin bu imkânları kaybetmesi için kalpte bulunan temenni ve istek. İslam dini, hasedi en çirkin davranışlardan biri olarak kabul etmiştir. Kur’an-ı Kerim hasetlik yapmayı münafıkların ve müşriklerin temel ahlaki niteliklerinden biri olarak haber vermiş, müminlere de bu kötü sıfattan uzak durmalarını emretmiştir. Örn:: “Bir kulun kalbinde iman ile haset bir arada bulunmaz.” (Hadis)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Hasgül:
(a.i. ka.) Değerli, eşsiz gül.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
Hashanım:
(a.i. ka.) 1- Çıtıpıtı, ince, narin kadın. 2- Bilge, değerli kadın. Birleşik isim.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
Hasır Etmek:
(bkz:: Hasıra Sarmak)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Hasır Olmak:
(d. a. türk.) (Kumarda özellikle İskambille oynanan kumar oyunlarında) Yenilmek.(bkz:: Hasıra Yatmak)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Hasıra Sarmak:
(d. a. hasır, türk.) (Bir nesneyi) Çalmak, aşırmak.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Hasıra Yatmak:
(d. a. türk.) 1- (Dolmuşçu, taksici için) O gün hiçbir iş yapamamak, boşta kalmak. 2- (İskambil oyunlarında) Ne kar, ne zarar etmek, tapi kalmak. Örn:: -Zarar etmemeye çalışarak pasif oynamak. (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Hasırcı:
(a.i. türk e.) Hırsız.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Hasırotu:
(saz) Hasırgiller familyasından; düz ince uzun, dayanıklı olan yaprakları; minder ve yastık gibi şeyleri doldurmaya, hasır örmeye yarayan bir sazdır. Bataklıklarda yetişir. Faydası:: Bağırsak solucanlarının düşürülmesinde yardımcı olur.(Konusu: Bitki Bilim, Kökeni: )
Hasib:
(a.i. erk.) 1- Hayır sahibi, eliaçık, cömert. 2- Değerli, itibarlı, soyu temiz, muhterem, saygın, şahsi meziyet sahibi. 3- Muhasebeci, sayman.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Hasîb:
(el-Hasîb) “Tüm yarattıklarının ihtiyaçlarını bir ölçü içerisinde karşılayan, dünyada da ahirette de onların yardımına yetişen; dünyadaki yapmış oldukları söz ve davranışlara göre insanları ahirette hesaba çekip yapmış olduklarının karşılığını eksiksiz olarak verecek en yüce varlık.” anlamında Allah’ın Esmâ-i Hüsnâ\'sından biri. Örn:: “(Ey yetimlerin velileri!) Yetimlerin mallarını onlar büyüyüp de alacaklar diye alelacele ve savurganlıkla yemeyin. Kim zengin ise onların mallarını yemekten çekinsin. Fakir ise ölçülü bir şekilde faydalansın. Onların mallarını kendilerine verdiğiniz zaman yanlarında şahitler bulundurun. Allah Hasîb olarak yeter.” (Kur'an-ı Kerim Nisa suresi 4/6 ncı Ayet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Hasibe:
(a.i. ka.) (bkz:: Hasib)(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
Hasibe Eren:
Dizi Karakteri: Sıdıka Dizi Adı: Sıdıka. 1997-2003 yılları arasında Show TV'de yayımlanan Türk televizyon dizisidir. 3 sezondan oluşan dizi 98. bölümü ile ekranlara veda etti.(Konusu: Film & Dizi Karakteri, Kökeni: )
Hasif:
(a.i. erk.) Hasafetli, aklı başında olgun adam.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Hasife:
(a.i. ka.) (bkz:: Hasif)(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
hasis:
(bkz:: cimri) (Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Haskız:
(t.o.i. ka.) İyi nitelikleri kendinde toplamış genç kız.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Tür+Osm)
Haslet:
(a.i. ka.erk.) İnsanın yaratılışındaki huyu, tabiatı, mizacı. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Arapça)
Hasna:
(a.i. ka.) İffetli, şerefli, namuslu. (bkz:: Hesna)(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
Haso:
(a.sf. hass'dan n.) 1- Asıl, esas. Örn:: Get lan get benden uzak get yavşağın hasosu. (Ahmet Çakal, Serseriler Arasında) Örn:: Biri Perihan yengemiz biri Derya. Buna mıdır ne diğeri de karısı Yani haso yengemiz. (Aydın Ulun, Sinyal Yaparak Geçiniyoruz) 2- İyi, güzel, hoş. Örn:: -Şeytan diyor çektir beş haso resim gönder gastelere postaynan. (Ferhan Şensoy, Kazancı Yokuşu) Örn:: Bi gün dev cigara almaya gittiğinde bakkalda acaip haso bi manitaya raslamış. Hani kız dünya hasosuymuş. (Haşan Kaçan, Hasanın Saksısı) Örn:: Oh Oh.. Çok haso icabında Çek aga yakışıklı bir resmimizi. (Necdet Şen, Hızlı Gazeteci Şaban) Örn:: Şimdi bi tane var 400 bin lira verdik ama haso elbise. (Yankı, Kibariye ile Röportaj) Hasso biçiminde de söylenir. Örn:: Beybabamın Beyoğlusuna mayna dediklerinde ben de hassosundan bi bitirimdim icabında. (Kemal Gökhan Gürses, Aydınlarla Zontaların Savaşı)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Haspolat:
(t.i. erk.) Katışıksız, saf, çelik gibi.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Hasret:
(a.i. ka.) 1- Ele geçirilemeyen veya elden kaçırılan bir nimete veya kıymetli şeye üzülüp yanmak. 2- İç çekme, inleme, üzüntü, iç sıkıntısı, keder, zahmet, eseflenme, özleyiş.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
hassasiyet:
ad ➽hassaslık.(Konusu: , Kökeni: arapça)
Hassiyum:
Sembolü: Hs Atom Numarası (Proton Sayısı): 108 Atom Ağırlığı: 269 g/mol Elektron Sayısı: 108 Element Serisi: Geçiş metalleri Periyodik Tablodaki Grup, Periyod: 8B, 7 Yoğunluk: 41 g/cm³ Erime Noktası: °K - °C Kaynama Noktası: °K - °C Oda Koşulunda Maddenin Hali: Katı Görünümü: Gümüşi (tahmini) Keşif: Peter Armbruster, Gottfried Munzenber ve diğerleri (1984) Hassiyum Kullanım Alanları ve Özellikleri: Elementin araştırmalar dışında herhangi bir kullanımı yoktur.(Konusu: Elementler, Kökeni: )
Hasta:
(fars.sf.i. asfe'den) 1- Telaşlı, sinirli, tedirgin. Örn:: Yeniden bu sefer ısırıcı ısırıcı bakmaya başladım. Kadın artık işi çakmıştı O kadar körün körü mü? Hasta olacaktı nerdeyse. (Tarık Dursun K. Evlere Şenlik) 2- Ne yaptığını bilmeyen dengesiz. Örn:: Çekil ulan manzaramdan hasta mısın nesin? 3- Parasız kalmış züğürt. Örn:: Hasta Parasız. Paseta oyununda kaybeden kağıt. (Hulusi Kodaman, Zar-Kağıt Oyunları ve Hileleri) 3- (Öğrenci için) Tembel derse yeterince hazırlanmamış. 4- (Bir konuya) Aşırı meraklı düşkün tutkun. (kimse) Örn:: Ormancı Mustafa ve Gümrükçü İlhan bu işe hasta. (Yalçın Doğan, Kodes A.Ş.) 5- Futbol meraklısı.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
hasta:
sıfat · ad 1. esenliği yerinde olmayan, sağlığı bozuk olan, organlarından herhangi birinin işleyişinde bir bozukluk duyumsayan (kimse, hayvan). 2. TEKLİFSİZ (SENLİBENLİ) KONUŞMADA ters davranışları olan, dengesiz ya da böyle davranan (kimse). \"Amma hastasın, bu yapılır mı?\" 3. ARGO parasız kalmış, züğürt. 4. ARGO bir şeye aşırı düşkün (kimse). \"Maç hastaları türedi\" 5. hasta olmasına yol açmak. 6. ARGO sinirini bozmak, canını sıkmak, üzmek. 7. sağlığı bozulmak, hastalanmak. 8. ARGO (bir şeye, birine, bir duruma) sinirleri bozulmak.(Konusu: , Kökeni: farsca)
Hasta Olmak:
(d. fars. türk.) (Bir şeye, bir kimseye, bir duruma) Sinirleri bozulmak. Herife hasssta oldum abi hasssta olmamla geçirdim kafayı. (bkz:: Hasta)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Hastahane:
(b.i) Hasta olanların yatırılarak sağaltımlarının yapıldığı sağlık kurumu.(Konusu: Hane ile Biten, Kökeni: )
hastahane:
bileşik · ad hasta olanların yatırılarak sağaltımlarının yapıldığı sağlık kurumu. Benzer: sayrılarevi(Konusu: , Kökeni: farsca)
hastalanmak:
nesnesiz (nesne almayan) eylem esenliği, sağlığı bozulmak, hasta olmak.(Konusu: , Kökeni: )
hastalık:
ad 1. organizmanın yapı ve işleyişinde ortaya çıkan bozukluk, organizmanın fizyoloji görevlerinin bozulması durumu. Benzer: sayrılık 2. BİTKİLİM TERİMİ bitkilerin yapılarında ortaya çıkan bozukluk. 3. MEC. bir şeye karşı duyumsanan aşırı düşkünlük, aşırı tutku. "Bu okuma hastalığı ona babasından kaldı"(Konusu: , Kökeni: )
hastane:
(B-15) Trafik Bilgi İşareti: bu işaret levhası, hastane olduğunu ve sürücülerin bu yol kesimini geçerken gürültü yapmamaya çalışmaları gerektiğini belirtir.(Konusu: trafik işareti, Kökeni: )
Hastane:
(fars.i. hastehane'den) Futbol oynanan yer, stadyum.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
hastane:
bileşik · ad hasta olanların yatırılarak sağaltımlarının yapıldığı sağlık kurumu. Benzer: sayrılarevi(Konusu: , Kökeni: )
Hastar:
(çing.i.) Cinsel İlişki. (özellikle aktif durumdaki erkek için) Astar'da denir. (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Hastar Etmek:
(d. çing. türk.) (Erkek için) Cinsel ilişkide bulunmak, düzmek. Astar Etmek'de denir.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Hastir:
(h.di. ü. siktir'den kıs.) Defol, halt etmişsin, dediğin yanlış anlamlarında kullanılır. Örn:: - Hergele öyle ayıcı ki. Geçende bana çenelerini kırarım dedi. Hastir lan dedim baban DP. Ii diye mi kuruluyorsun? (Orhan Kemal, Gurbet Kuştan)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
haşa:
1- Asla, katiyen, hiçbir vakit, Allah göstermesin, Allah korusun anlamlarında bir ünlem ifadesi. 2- Bir durum veya davranışın kesinlikle kabul edilmediğini anlatan söz. Örn:: “Kadınlar, önlerine konan meyveleri soyup yerlerken Yusuf’u görünce onu gözlerinde büyüttüler. Ona hayranlıklarından ötürü ellerini kestiler ve: ‘Allah için, haşa bu insan değildir, bu güzel bir melektir.’ dediler.” (Kur'an-ı Kerim Yusuf suresi 12/31 nci Ayet) 3- Dine aykırı olma ihtimali olan sözler için, ‘tövbe, Allah göstermesin.’ anlamında kullanılan bir söz.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Haşat:
(sf.) (İnsan için) 1- Yorgun, gücü tükenmiş, perişan. Örn:: Haşatım zaten. (Gürkal Aylan, Ömür Biter Yol Bitmez) 2- (Nesne, araç, gereç İçin) Zedelenip İşe yaramaz olmuş, bozuk. Örn:: Bu Abuzer ile Kazımın bindiği araba değil mi? Niye böyle haşat olmuş? (Necdet Şen, Hızlı Gazeteci Şaban)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Haşat Etmek:
(d.) Haşat olmasına yol açmak. Örn:: Neden kurşunlar insanları haşat eder Çekirge?.. Çünkü kurşun öldürür. Su ise ateş söndürür. (Süavi Süalp - İsmail Gülgeç, Gündüz İnsan Gece Hırt) Örn:: İkinci tekmeyi yediğimde iyice asabım bozulmuştu. Bu haspa anlaşılan Torres filan derken bizim arkamızı haşat edecekti. (anonim, Daracık)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Haşat Olmak:
(d.) Haşat niteliği taşımak, haşat duruma gelmek. Örn:: Kalkamadım ki yerimden iyice haşat olmuşum. (Muzaffer Buyrukçu, Büyük Oyundan Bir Parça)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Haşefesini Sökmek:
(d. a. türk.) 1- (Birisini) Son kuruşuna kadar dolandırmak, donunu bile almak. 2- Çok dövüp perişan etmek. (bkz:: Bamburuklarını Sökmek) (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Haşhaş:
(papaver) Gelincikler familyasından bir çeşit bitkidir. Baş kısmından afyon, tohumlarında da haşhaş yağı çıkarılır. Afyon, haşhaş meyvelerinin özel bıçakla çizilmesi sonucu akan, süte benzer sıvının güneşte katılaşmış ve esmerleşmiş şeklidir. İçeriğinde morfin, kodein, tebain, papaverin, narkotin gibi maddeler vardır. Uyuşturucudur, zehirlidir. Ev ilaçlarında kullanılmaması gerekir. Faydası:: Hekimlikte; ağrı ve sancıları giderici ve ishal kesici olarak kullanılır.(Konusu: Bitki Bilim, Kökeni: )
Haşhaşhane:
(b.i) (esk) Haşhaş'ın işlendiği yer.(Konusu: Hane ile Biten, Kökeni: )
Haşırdatmak:
(ono.f. haşır'dan) 1- (Birisini) Dövmek. 2- (Bir şeyi) Bozma,k kırmak, işe yaramaz hale getirmek. Örn:: Tuhafiyeci Fevzi arkayı görmeye uğraşırken öndeki anadolun bagajını haşırdatmış. (Ferhan Şensoy, Kazancı Yokuşu) 3- (Bir kimseyi) Cinsel bakımdan çok uyarmak, orgazma ulaştırmak. Örn:: Haşırdat beni Melahat.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Haşırt:
(ono. ü.) 1- (Futbol vb. oyunlarla ilgili olarak) Sayı yapmayı, gol atmayı, yenmeyi nitelemek için kullanılır. Örn:: Kartal martıya iki anadın mı haşırt. 2- (Cinsel İlişki üzerine konuşulurken) Erkeklik organının girmesini simgeler.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Haşim:
(a.i. erk.) 1- Haşmetli, gösterişli, muhteşem. 2- Kuru ekmek kırıntısı doğrayan. Ezen, kıran, yaran, parçalayan. Ben-i Haşim Hz. Peygamber'in (s.a.s) soyu.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Haşimi:
(a.i. erk.) Haşime mensup, Haşimilerden olan.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Haşimi:
Hz. Peygamber’in de bağlı olduğu Kureyş kabilesinin bir kolu. Haşimiler Kureyş kabilesinin en önemli kollarından biridir. Hz. Peygamber de bu soydan gelmiştir. Haşimiler, İslamiyet’ten önce de hem Mekke’nin hem de Kureyş kabilesinin yöneticiliğini yapmışlardır. Çok önemli bir görev sayılan Kâbe muhafızlığı ve hac işlerini yönetmek Haşimilere verilmiştir.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
haşir:
1- Toplanma, bir araya gelme. Örn:: “Kişi sevdiğiyle beraber haşrolacaktır.” (Hadis) 2- Bütün canlıların öbür dünyada yeniden diriltilerek ‘mahşer’ denilen yerde dünyadaki yaptıklarının ve yapmadıklarının hesabını vermek üzere bir araya gelmeleri, getirilmeleri. Örn:: “O gün yer yarılır, onlar (mezarlarından) çabucak çıkarlar. Bu bize göre kolay olan bir haşirdir.” (Kur'an-ı Kerim Kaf suresi 50/44 ncü Ayet) Kur'an-ı Kerim, bütün insanların hesaba çekileceğini haber vermiştir. Allah’ın vahyinden yüz çeviren kâfirlerin kör, sağır ve dilsiz olarak haşredileceğini bildirmiştir. Bu çerçevede insanların haşir gününde hesaplarını kolay verebilmeleri için dünyada iman edip salih ameller işleyerek hazırlıklı olmaları tavsiye edilmiştir. Örn:: “Hepsini haşrettiğimiz gün ortak koşanlara ‘Hani, Allah’a ortak sandığınız şeyler nerede?’ denir.” (Kur'an-ı Kerim En'am suresi 6/22 nci Ayet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
haşiye:
Fıkıh, tefsir, hadis, kelam, tasavvuf gibi İslami ilimler başta olmak üzere mantık, felsefe, astronomi ve tıp dâhil geçmişte eser veren bilginlerin yazmış oldukları herhangi bir kitabın sayfa kenarlarına ya kendilerinin ya da başkalarının yazdıkları kısa açıklamalar, tamamlayıcı notlar.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Haşlama:
(i.) Aptal, salak, budala.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Haşmeddin:
(a.i. erk.) Dinin büyüklüğü, ihtişamı.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Haşmet:
(a.i. erk.) İhtişam, gösterişlilik, heybet, büyüklük. Türk dil kuralına göre "d/t" olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Haşnaktör:
(i.) Çok yaşlı ve herkesçe bilinen edilgin eşcinsel erkek. (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
haşr:
(bkz:: haşir)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Haşr Suresi:
(a.i. سورة الحشر) haşr suresi; (toplayıp sürme) suresinin 2 ve 7 nci âyetlerinde yahudi kabilelerinden nadiroğullarının sürülmeleri hakkında bilgi verdiği için bu adı almıştır. kur'an-ı kerim'de 59 ncu sure, 28 nci cüz, 544 ncü sayfadadır. 24 ayettir. inme (nazil) sırasına göre 101 nci sıradadır. beyyine suresi'nden sonra, nur suresi'nden önce medine döneminde inmiştir. medine'de inen 28 tane sureden biridir. surede bahsedilen olay "nadiroğulları sürgünü"dür.(Konusu: Sureler, Kökeni: arapça)
Haşr suresi:
Kur’an-ı Kerim’in elli dokuzuncu suresidir. Yirmi dört ayettir. Medine’de inmiştir. Adını ikinci ayette geçen ve ‘bir araya toplama’ anlamına gelen ‘haşr’ kelimesinden almıştır. Sure, göklerdeki ve yerdeki bütün varlıkların Allah’ın yüceliğini dile getirdiğini, Onun güçlü ve hikmet sahibi olduğunu bildiren bir ayetle başlar. Savaş yapmadan elde edilen başarıların Allah’ın müminlere bir yardımı olduğu üzerinde durulur. Sözleşmelerini bozan ve inançlarına bağlılıklarını yitiren toplumların dünyada da ahirette de cezalandırılacağı açıklanır. Silah kullanmadan elde edilen ganimetlerin nasıl dağıtılacağı bildirilir. Kamu mallarının sosyal adaleti sağlayacak biçimde dağıtılmasının önemi vurgulanır. Medineli Müslümanların Mekkeli muhacirlere iman kardeşliğini gözeterek yapmış oldukları fedakârlıklardan örnekler verilir. Ayrıca bencillikten, bireysel çıkarları öne çıkarmaktan kurtulmanın önemi ele alınır ve müminlerin birbirlerine kin tutmamaları tavsiye edilir. Surede, Yahudilerin ve Medineli münafıkların yalanları, sözlerinden dönmeleri, birbirlerinin aleyhinde çalışmaları da gözler önüne serilir. Yahudilerin birbirlerine tutkun gibi gözükseler de tutkun olmadıkları belirtilir. Yahudi ve münafıklar, Medine’deki çirkin eylemlerinden vazgeçmeyecek olurlarsa ilahi azap ile tehdit edilirler. Surede, müminlere ahiret için hazırlık yapmaları ve takva sahibi olmaları öğütlenir. Tüm kötülüklerin Allah’ı ve ahireti unutmaktan doğduğuna işaret edilir. Cennetlikler ile cehennemliklerin eşit olmadığı haber verildikten sonra Kur’an-ı Kerim’in önemi üzerinde durulur. Daha sonra da Yüce Allah’ın birliği, yüceliği, eşsizliği, rahmeti, şefkati, gücü ve kudreti dile getirilir. Yerde ve gökte bulunan her şeyin Allah’ı tespih edip ona boyun eğdiğini bildiren ayetle sure son bulur.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
haşyet:
1- Korku, endişe, üzüntü, ürperti. Örn:: “Kendilerine savaş farz kılınınca hemen içlerinden (münafık) bir grup, insanlardan Allah’ın haşyeti gibi haşyet duymaya başladılar: ‘Rabbimiz niçin bize savaşı farz kıldın? Bize (savaşı) yakın bir zamana kadar ertelesen olmaz mıydı?’ dediler. De ki: Dünyanın geçimliği azdır, takva sahipleri için ahiret daha iyidir. Size kıl kadar haksızlık edilmeyecektir.” (Kur'an-ı Kerim Nisa suresi 4/77 nci Ayet) 2- Kulun işlediği günahlar sebebiyle veya Allah’ın gazabının kendisine ulaşacağı düşüncesiyle kalbinde duyduğu endişe, ahirete yönelik Allah korkusu. Örn:: “İnsanlardan ilk kalkacak olan şey haşyettir. Öyle ki insanlar arasında haşyet sahibi kimseler neredeyse bulunmayacaktır.” (Hadis) 3- Gelecekte hoşa gitmeyecek bir şeyin beklentisinden kaynaklanan endişe, üzüntü. Örn:: “(İleride başınıza gelebilecek) yoksulluk haşyetiyle çocuklarınızı öldürmeyin. Onların da sizin de rızkını verecek olan biziz. Çocukları öldürmek (çok) büyük bir günahtır.” (Kur’an-ı Kerim İsra suresi 17/31 nci Ayet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
hat:
(bkz:: hüsnühat)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
hat:
ad 1. ESKİMİŞTİR çizgi. 2. ESKİMİŞTİR yaz4. 3. sınır. \"Bu hattan öte geçmek yok\" 4. ulaşımı sağlayan bir taşıtın uğradığı yerlerden oluşan yol çizgisi, bu yolun tümü. 5. elektrik akımı taşıyan tel ya da kablo sistemi. 6. telefon, telgraf gibi aygıtlarla iletişimi sağlayan yol. \"Hat kesik, konuşamadım\" 7. vücut biçimi. \"Hatları keskin vücuda sahipti\" 8. yüzü biçimlendiren çizgi, kırışıklık. \"Yüz hatları derindi\"(Konusu: , Kökeni: )
Hat Karıştırmak:
(d. a. hatt. çizgi, türk.) 1- İşleri, konuları birbirine karıştırıp, beceriksizlik etmek. 2- Kendi hatası yüzünden yalanı kusuru ortaya çıkmak.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Hat Olmak:
(d. a. türk.) Gelmek. Örn:: Zarbolar hat oluyor, bravla. (Nazlı Ilıcak, Allah Kurtarsın)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Hat-trick:
(Futbol Ter.) Üçleme. Futbolda bir oyuncunun aynı karşılaşmada üç gol atması. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
hata:
1- Yanlış, yanılma, kusur. Örn:: “Müçtehit içtihatında hata ederse (çalışıp yorulmasına karışlık) bir sevap, doğru karar verirse iki sevap alır.” (Hadis) 2- Düşünürken, konuşurken veya bir iş yaparken meydana gelen yanlışlık, hedefleneni ve doğruyu tutturamama. Örn:: “…‘Rabb’imiz! Eğer unutacak veya hata edecek olursak bizi sorumlu tutma…” (Kur’an-ı Kerim Bakara suresi 2/286 ncı Ayet) 3- Küçük günah. Örn:: “Suyun ateşi söndürdüğü gibi fakirlere verilen sadaka da hataları yok eder.” (Hadis) 4- Mükelleften sorumluluğu tamamen veya kısmen kaldıran ve Allah’a isyan kastedilmeden söylenen söz, yapılan davranış; kasıtsız günah. Örn:: “Allah, ümmetimi üç konuda bağışlamıştır: Hata olarak, unutarak ve başkasının zorlamasıyla yaptığı işlerden ve söylediği sözlerden.” (Hadis)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Hata:
(Tekvando Ter.) Kyeongo-Hana.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Hata Algılama:
"İki bilgisayar sistemi arasındaki veri aklarım işlemi sırasında hatalar oluşabilir. Bu hataların ne zaman oluştuğunu saptamak için, "hata algılama" denilen özel bir teknik kullanılır. "Hata algılama"" tekniği, verileri aktaran bilgisayara gönderme işleminin tekrarlanması gerektiğini bildirerek, kaybolan verilerin kurtarılmasını sağlar."(Konusu: Bilgisayar T., Kökeni: )
Hata Bildirim:
Windows'un XP sürümünde yer alan ve oluşan hataları ayrıntılı bir rapor halinde Microsoft'a göndermenizi sağlayan özelliktir. Microsoft'un bu özelliği geliştirmesindeki amaç, kullanıcıların karşılaştığı hataları görebilmek ve bunlara karşı önlem almaktır. Hata Bildirimi özelliği, Windows'un ayar seçeneklerinden kapatılabilir ya da aktif hale getirilebilir.(Konusu: Bilgisayar T., Kökeni: )
Hatalı Oyuncu Değişikliği:
(Voleybol Ter.) Oyundan çıkan oyuncunun aynı konumuna farklı bir oyuncunun girmesi. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Hatalı Pozisyon:
(Voleybol Ter.) Oyuncuların dönüş kuralına uygun hareket etmemeleri.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Hatalı Yürüme:
(Basketbol Ter.) Oyuncunun topu aldıktan sonra sektirmeden birden fazla adım atarak yürümesi veya sektirdikten sonra topu tutup tekrar top sürmesi. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Hataplamak:
(f.) (Özellikle dilenci argosunda) Dövmek, vurmak.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Hatay:
Hatay Tarihi; MÖ 300 yılında Antakya kurulmuş ve hızla gelişmiştir. MÖ 64 yılında Roma İmparatorluğu'na katılmış ve imparatorluğun Suriye eyaletinin başkenti olmuştur. 969 yılında Bizans İmparatorluğunun topraklarına katılmıştır. 1516'da Yavuz Sultan Selim bu toprakları fethetmiş ve Osmanlı İmparatorluğu dönemi başlamıştır. Osmanlı İmparatorluğu'nun Hatay'daki hakimiyeti 1918 yılına kadar devam etti. 23 Haziran 1939'da "Hatay" adıyla bir vilâyet olarak Türkiye'ye katılmıştır. Eskiden Hatay ilinin merkezi Antakya idi.(Konusu: İl Tarihi, Kökeni: )
Hatay:
Hatay İlçeleri: 1-Merkez (07.07.1939) 2-Altınözü (01.08.1945) 3-Antakya (06.12.2012) 4-Arsuz (06.12.2012) 5-Belen (20.05.1990) 6-Defne (06.12.2012) 7-Dörtyol 8-Erzin (04.07.1987) 9-Hassa (11.07.1939) 10-İskenderun (11.07.1939) 11-Kırıkhan (11.07.1939) 12-Kumlu (20.05.1990) 13-Payas (06.12.2012) 14-Reyhanlı (11.07.1939) 15-Samandağ (01.01.1948) 16-Yayladağı (11.07.1939) (Konusu: İl İlçeleri, Kökeni: )
Hatay:
Hatay; Doğudan ve Güneyden Suriye, Batıdan Akdeniz, Kuzeybatıdan Adana, Kuzeyden Osmaniye ve Kuzeydoğudan Gaziantep ve Kilis illeri ile komşudur. Hem denize kıyısı, hem de başka bir ülkeye sınırı bulunan 4 ilimiz 1- Edirne (Ege Denizi; Yunanistan, Bulgaristan) 2- Kırklareli (Karadeniz; Bulgaristan) 3- Artvin (Karadeniz; Gürcistan) 4- Hatay (Akdeniz; Suriye)(Konusu: İl Komşuları, Kökeni: )