Haydi Öğrenelim!
Sistol:
MecmuaN.com Nedir?
MecmuaN geniş çaplı bir Sözlük Sitesidir. Anlamını bilmediğiniz kelimeler, atasözleri, deyimler, osmanlıca kelimeler ve kronolojik tarihi olayları araştırabilir ve önemli günler gibi bir çok bilgiye ulaşabilirsiniz.
Kelime Arama
Sende Yolla Hata Bildir!GENİŞ KAPSAMLI ANLAMLAR VE KAVRAMLAR SÖZLÜĞÜ - TÜRKÇE SÖZLÜK
Hayal:
(a.i. ka.) 1- İnsanın kafasında canlandırdığı şey. 2- Bir olay veya eşyanın zihinde kalan izi. 3- Gerçekte olmadığı halde görüldüğü sanılan şey, görüntü.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
Hayal Ağacı:
(Kar.) Karagöz perdesinin arkasında, üst sol köşesinde "Y" harfi biçiminde gereç. Buna kimi tasvirler sıkıştırılır. Peş tahtaya takılır, tasvirler bu çatal ağaca dizilir.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Hayal Oyunu:
(Kar.) Perde arkasında çeşitli tasvirlerin resim lerin gölgeleri gösterilerek oynatılan oyun. (bkz:: Gölge Oyunu)(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Hayal Perdesi:
(Kar.) Karagöz oyunlarında kullanılan perde. Buna "Lu'b-i Hayal", "Hayal-i Zıl" ya da "Şeyh Küşteri Meydanı"da denir.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Hayal Sandığı:
(Kar.) 400 Karagöz oyunu tasviri eksiksiz bulunursa buna "Hayal Sandığı" denir.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Hayalbaz:
(Kar.) Hayal oyunu ustası. Şebbaz(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Hayalet:
(a.i.) Çok sarhoş kimse. Kendisinden geçecek kadar esrik kimse.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
hayalet:
ad 1. gerçekte var olmadığı halde kimi zaman görüldüğü sanılan cin, peri, hortlak gibi düşsel görüntüler. 2. ➽görüntü. 3. belli belirsiz görülen, ne olduğu seçilemeyen biçim, şey, gölge. 4. ARGO kendisini bilmeyecek denli sarhoş kimse.(Konusu: , Kökeni: arapça)
Hayalhane:
(b.i) Karagöz oynatılan yer.(Konusu: Hane ile Biten, Kökeni: )
Hayali:
(a.i. erk.) 1- Hayal niteliğinde ya da hayal ürünü olan. 2- Kanuni Sultan Süleyman devrinin büyük şairlerinden biri.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Hayali:
(Kar.) Gölge oyunu ustalarına verilen unvan.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
hayali:
sıfat 1. ➽düşsel,imgesel. 2. karagöz (I) oynatan sanatçı, karagözcü.(Konusu: , Kökeni: arapça)
hayali suç:
yürürlükteki genel ceza düzenlemelerinde suç olarak tanımlanmayan fakat failin ya da üçüncü kişilerin suç olarak niteledikleri, suç olduğunu zannettikleri eylemlere verilen addır. hayali suç olarak da bilinir.(Konusu: , Kökeni: )
Hayat:
(a.i. ka.) 1- Yaşayan, diri. 2- Canlılarda doğumdan ölüme kadar geçen süre. 3- Yaşama, yaşayış.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
Hayat:
(bkz:: Şaşal)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
hayat:
1- Canlılık, dirilik, sağlık, faaliyet, hareketlilik. Örn:: “Allah, hayat veren ve öldürendir. Allah, yaptığınız şeyleri bütün ayrıntılarıyla görmektedir.” (Kur’an-ı Kerim Al'i İmran suresi 3/156 nci Ayet) 2- Doğumdan ölüme kadar olan süre, ömür, yaşam. “Elindeyse zamana, dur, geçme diye dayat! / Bir sigara içmekten daha kısa bu hayat…” (N. F. Kısakürek) 3- Allah’ın canlı, diri ve her an faaliyet hâlinde olmasını ifade eden bir sıfatı. Örn:: “Hayat sahibi olup ölmeyen varlığa tevekkül et ve onu överek tespih et….” (Kur’an-ı Kerim Furkan suresi 25/58 nci Ayet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
hayat:
ad 1. ➽yaşam,dirim. 2. doğumdan ölüme değin geçen süre. Benzer: ömür 3. içinde yaşanılan koşulların tümü, yaşam biçimi. \"Bu hayata alışamadım\" 4. geçim koşullarının tümü. \"Hayat pahalılığı artıyor\" 5. meslek ve durum. \"Bunu iş hayatında çok görürsünüz\" 6. canlılığı gösteren kaynaşma, canlılık. \"Bu sokakta hayat kalmamış\" 7. yazgı, kader. \"Hayat önüne engeller koymuş\" 8. yaşamı sağlayan koşulların tümü, canlı varlık. \"Ay’da hayat olmadığı anlaşıldı\" 9. ➽yaşamöyküsü. \"Bize hayatını anlattı\" 10. o kimse ya da şey tarafından ölümden kurtarılmış olmak. 11. birinin yaşamı bir başkasınca sağlanmış olmak.(Konusu: , Kökeni: arapça)
hayat:
ad 1. kasaba ve köy evlerinde bulunan, üstü kapalı, bir yanı ya da birkaç yanı açık sofa. 2. avlu. 3. HALK AĞZINDAN sundurma. 4. HALK AĞZINDAN balkon. Köken(Konusu: , Kökeni: arapça)
Hayatengiz:
(a.f.i. ka.) Yaşatan, yaşamaya zorlayan.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Ar+Fars)
Hayatfeza:
(a.f.i. ka.) Hayat artıran.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Ar+Fars)
Hayatı Kaymak:
(d. a. türk.) 1- (Birisinin) işleri, sağlığı vb. eskisine oranla pek kötüye gitmek. Örn:: Hiçbir kuşku duymayan kız memnuniyetle kabul eder. Ancak evet dediği an ağa girmiş hayatı kaymıştır. (Kayhan Sağlamer, Türk Mafiası) 2- Ölmek. Örn:: Şimdi seni mahvettim hıyarto Hayatın kayıcak. (Haşan Kaçan - Latif Demirci, Tarzan)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Hayatını Kaydırmak:
(d. a. türk.) 1- (Birisini) Pek kötü bir duruma düşürmek. Örn:: Dağılın ulan Size ölürsem kabrime gelmeyin demedim mi. Şimdi size bi Sabuhayı söylersem hayatınızı kaydırırım. (Haşan Kaçan, Gelirsem Kabrine Ölme İstemem) 2- Öldürmek. (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Hayati:
(a.i. erk.) 1- Dirilik, canlılık. 2- Büyük önem taşıyan. 3- Hayata, yaşayışa ait, hayatla ilgili.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Hayati Tehlike:
(life-threat) Travmaya uğrayan kişilerin travmaya uğradığı andan başlamak üzere travma sonucunda oluşan yara ya da diğer zararların hayat için tehlike ve ölüme yol açabilecek nitelikte olması.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )
Haybe:
(a.sf.i. haybe'den) 1- Yararsız, anlamsız. (şey) Örn:: Haybe laf etme, dilini taşa sürtme. 2- Bedava, parasız beleş. Örn:: Haybe otu buldun mu hemen otlan.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Haybeci:
(a.sf.i. türk. e.) 1- Çalışıp emek harcamadan para çıkar vb. elde etmek isteyen kimse, beleşçi, bedavacı. Örn:: -Ulan haybeci burasını otel mi sandın? Ne çay içersin -he kağıt oynarsın. Haydi yaylan bakalım. Git istasyonda otur kereste. (Süavi Süalp, Dezenfekte Şirketi) 2- Bir çıkar sağlayacağı sanısıyla hileci kumarbazların ya da dolandırıcıların eline düşen kimse. Saf kimse, avanak. Örn:: Meslek argosunda haybeci tabir edilen kurban uzaktan dikizlenir ve kolayca görebileceği bir yere içinde bir miktar para bulunan bir zarf çaktırmadan konur. (Engin Ardıç, Doğru Söyleyeni Dokuz Köyden)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Haybeden:
(a.zf. türk. e.) 1- Kolayca, emek harcamadan. Örn:: Haybeden meşhur olduk senin anlayacağın. (Ferhan Şensoy, Kazancı Yokuşu) 2- Boşuna, hiç yoktan. Örn:: Hakikaten mübarek adamdır. Haybeden yatıyor fukara. (Ratip Tahir Burak, Hapishane Hatıraları)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Hayber Savaşı:
Hicretin yedinci yılında (M.S. 628), Medine Suriye yolu üzerinde ve Yahudilerin yerleşim merkezi olarak seçtikleri Hayber denilen yerde Hz. Muhammed ile Yahudiler arasında yapılan savaş. Medine’nin 150 kilometre kuzeyinde bir ticaret merkezi olan Hayber’de çeşitli Yahudi kabileleri yaşamıştır. Bu kabilelerin bir kısmını Medine’den çıkartılan Yahudiler oluşturmuştur. Hayber Yahudileri, Mekke müşrikleri ile ortak hareket ederek Medine’den Suriye’ye giden ticaret kervanlarına baskınlar düzenlemişlerdir. Hz. Peygamber’e saldırma konusunda bazı putperest Arap kabileleri ile anlaşma yapan Hayber Yahudilerine karşı Hz. Muhammed de savaş ilan etmiştir. Hz. Peygamber, 1500 kişilik bir ordu hazırlamış ve ordunun sancağını Hz. Ali’ye vermiştir. Hz. Ali Hayber Savaşı’nda çok büyük kahramanlıklar göstermiştir. Bu savaşta Hayber Yahudileri yenilmiştir. Savaştan sonra yapılan anlaşmaya göre Yahudiler, Medine İslam Devleti’ne cizye verme karşılığında içişlerinde serbest bırakılmışlardır.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Haybeye:
(a.zf. türk. e.) Boşuna, boş yere. Örn:: Sana zamparalığı en ince detaylarına kadar haybeye mi öğrettik. (Altan Erbulak - Orhan Alev, İki Üşütük) Örn:: Mualla evde yok. O Kadar yolu haybeye çiğnedik. (Necdet Şen, Hızlı Gazeteci Şaban) Örn:: Haybeye talim. (minibüs çıkartması)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Haybeye Kürek Çekmek:
(d. a. türk.) Boşuna uğraşmak, boş yere çabalamak. Örn:: Arkadaş haybeye kürek çekeceksek bu iş yatar. Ben gelmem. (Mehmet Şeyda, Baba)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Haydahlamak:
(ono. f. hayda'dan) 1- (Birisini) Kovmak. 2- (Bir İşe) Hızla, şevkle girişmek. Haydalamak biçiminde de kullanılır.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Haydamak:
(bkz:: Haydahlamak)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Haydar:
(a.i. erk.) 1- Arslan, esed, gazanfer, şir. 2- Cesur, yiğit adam. 3- Hz. Ali'nin lakabı.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Haydi Bastır:
(d.) Devam et, yaptığın işi daha daha da güçlü olarak sürdür anlamında kullanılır. Haydi bastır havanı da attır. (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Haydut:
Yol kesen, eşkıya.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Haydutça:
Haydut gibi, zorba ve yasa dışı biçimde.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Haydutluk:
Yol kesme, eşkıyalık yapma durumu.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Hayfa Gitmek:
(d. a. hayf, türk.) 1- (Bir nesne) Boşa gitmek, yok yere bozulmak, değerinden azına satılmak. 2- (İnsan) Kötü bir duruma düşmek. Ölmek. Hayfaya Gitmek diye de kullanılır.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Hayır:
Kitabın Türü: Roman Kitabın Yazarı: Adalet AĞAOĞLU Kitabın Konusu: Dar Zamanlar üçlemesinin üçüncü kitabıdır. Birincisi Ölmeye Yatmak ikincisi Bir Düğün Gecesi Kitabıdır. Ülkenin 1980 darbesi ve sonrasındaki yakın geçmişiyle hesaplaşması; diğer yandan da devamını özlettiren ipuçlarıyla "gelecek" yer alıyor. Kitabın Ana Fikri: (Konusu: Kitap Hakkında, Kökeni: )
hayır:
1- Servet, mal. Örn:: “İnsanda aşırı derece hayır sevgisi vardır.” (Kur'an-ı Kerim Adiyat suresi 100/6-8 nci Ayet) 2- İbadet. “Ey iman edenler! Rükû edin, secde edin. Rabbinize ibadet edin, hayır işleyin ki kurtuluşa eresiniz.” (Kur'an-ı Kerim Hac suresi 22/77 nci Ayet) 3- İlim, hikmet. “Kim şu mescidimize girer de hayır öğrenir ve öğretirse Allah yolunda cihat etmiş mücahit gibidir.” (Hadis) 4- Dinin ve aklın yapılmasını iyi ve güzel gördüğü, kişinin sadece Allah’ın rızasını gözeterek yaptığı iş, amel. “Kim zerre kadar hayır yaparsa onun (karşılığını) görür. Kim de zerre kadar şer yaparsa o da (karşılığını) görür.” (Kur'an-ı Kerim Zilzal suresi 99/7-8 nci Ayet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Hayıt:
(ayıt) Mineçiçeğigiller familyasından; batı ve güney Anadolu'da yetişen bir ağaçtır. Haziran - Temmuz aylarında mor renkli çiçekler açar. Dalları ve yapraklarında, uçucu ve sabit yağ, tanen, sineol, şekerleri kristalize maddeler ve bir glikozit vardır. Faydası:: İdrar söktürür. Sancıları keser. Aybaşı kanamalarını düzenler. Anne sütünü artırır. Hazımsızlığı giderir. Karın ağrısını ve ishali keser. Ayak şişlerini indirir. Akrep ve arı sokmalarında faydalıdır. (Konusu: Bitki Bilim, Kökeni: )
hayız:
1- Kadınların ay hâli, âdet görmesi, aybaşı. Örn:: “Sana hayızı soruyorlar. De ki: ‘O (bedenî ve psikolojik bir) sıkıntıdır.’ Hayızlı iken kadınlarınızla cinsel ilişkiden sakının. Temizlenip yıkanıncaya kadar onlara yaklaşmayın.” (Kur'an-ı Kerim Bakara suresi 2/222 nci Ayet) 2- Doğum veya bir başka rahatsızlık olmaksızın, ergenlik çağındaki kız veya kadının döl yatağından gelen ve bir süre devam ederek bazı ibadetlerin yerine getirilmesine engel olan kan. Örn:: “Biz, Resulullah’ın zamanında hayız olduğumuz vakit namazı bırakır daha sonra da kılamadığımız namazları kaza etmezdik. Hayızlı olduğumuz günlerde tutamadığımız oruçları ise kaza ederdik.” (Hz. Ayşe)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Hayim:
(a.i. erk.) 1- Şaşkın, hayrette. 2- Sevgiden dolayı şaşkına dönmüş.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Hayko:
Hayık Aram Tataryan(Konusu: Gerçek Adı, Kökeni: )
Haylamak:
(d.) (Bir işe, bir nesneye) Önem vermemek, değer vermemek. (Bir kimseye) Aldırış etmemek, saygı göstermemek. (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Hayma Sai Gerdon:
(İsl. Tiy.) İran'da gölge oyununa verilen ad.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Hayme:
(a.i. ka.) Çadır.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
Hayme Şebbazi:
(İsl. Tiy) İran'da çadırda oynatılan kukla.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Hayr:
(a.i. erk.) İyi, faydalı, hayırlı, yarar. Hayru'l-Vera: Halkın, alemin hayırlısı, Hz. Muhammed. Hayru'l-Beşer: İnsanların hayırlısı, Hz. Muhammed.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Hayran:
(a.i. erk.) 1- Şaşmış, şaşa kalmış, şaşırmış. 2- Çok tutkun. 3- Aşırı derecede sevgi duyan.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Hayrat:
(a.i. erk.) 1- Sevap kazanmak için yapılan hayırlı işler, iyilikler. 2- Sevap için kurulan müessese.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
hayrat:
1- İyilikler, güzellikler, hayırlar. Örn:: “Allah, sizi vermiş olduğu nimetlerle sınamaktadır. (Sizler verilen bu nimetlerin hakkını vererek) hayratta yarışınız.” (Kur’an-ı Kerim Maide suresi 5/48 nci Ayet) 2- Allah’ın rızası gözetilerek toplumun faydalanması için yapılan ve kişinin ölümünden sonra da amel defterine sevap yazılmasına sebep olan güzel işler. Türk toplumunda cami, okul, yol, köprü, hastane, aşevi yaptırmak hayrattan sayılmıştır. Hz. Peygamber, Müslümanlara hayrat yapımını teşvik etmiştir. Örn:: “Onlar Allah’a ve ahiret gününe inanırlar, iyiliği emrederler, kötülüğe engel olurlar ve hayratta yarışırlar, işte bunlar salih insanlardır.” (Kur'an-ı Kerim Al'i İmran suresi 3/114 ncü Ayet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Hayreddin:
(a.i. erk.) Dinin hayırlı eylediği mübarek kıldığı insan. Türk dil kuralları açısından "d/t" olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Hayret:
(a.i. ka.) Şaşma, şaşırma, şaşakalmış, ne yapacağını bilmeme.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
Hayretler Mütemadiyen:
(d. a. hayret, türk. e. a. mütemadiden) Bir şeye çok şaşıldığını belirtmek için kullanılır. Örn:: Bu onuncu dubara Hayretler mütemadiyen. Hayretler biçiminde de söylenir. Örn:: Bi kere bi zonta ayağı çıkarmışlar ne İş orası hayretlerde kalsın. (Kemal Gökhan Gürses, Aydınlarla Zontaların Savaşı)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Hayretleri Şaşmak:
(d. a. türk.) Çok şaşırmak.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Hayrettin Karaca:
(lakabı) Toprak Dede(Konusu: Lakaplar, Kökeni: )
Hayri:
(a.i. erk.) Hayırla, iyilikle ilgili, uğur ve kutluluğa ait. (Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Hayri:
(a.i. hay'dan, hayri) Erkeklik organı, penis. Örn:: Hele kimse yok di mi Şöyle bir salıverelim Hayri'yi. (Kemal Gökhan Gürses, Aydınlarla Zontaların Savaşı)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Hayriye:
(a.i. ka.) (bkz:: Hayri)(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
Hayrulbeşer:
“İnsanların en hayırlısı.” anlamında Hz. Muhammed için kullanılan övgü sözü. “Ol gece kim doğdu ol Hayrulbeşer/Anası anda neler gördü neler.” (Süleyman Çelebi)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Hayrullah:
(a.i. erk.) Allah'ın hayırlı ettiği erkek.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Hayrunnisa:
(a.i. ka.) Kadınların hayırlısı.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
Haysiyet:
(a.i. erk.) Şeref, onur, itibar, değer.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
hayvan:
ad 1. duyumsama ve devinme yeteneği olan canlı varlık. 2. insandan ayrı olarak, dil ve akıldan yoksun canlı yaratık. 3. at, eşek, katır gibi türlü hizmetlerde kullanılan yaratık. 4. sıfat MEC. akılsız, duygusuz, hoyrat, kaba (kimse). 5. KABA Tanımı göster(Konusu: , Kökeni: )
Hayvan Çiftliği:
Kitabın Türü: Hiciv Romanı Kitabın Yazarı: George ORWELL Kitabın Konusu: Bir çiftlikte yaşayan hayvanların yaşamlarından memnun olmadıkları için çiftlik sahibine başkaldırıp tüm insanları çiftlik dışına atmaları, yönetimi kendi ellerine geçirmeleri ve bu yönetim sonunda amaçları olan tüm hayvanlara eşit davranılması iyi yaşam koşulları fikirlerinin gerçeğe dönüşmesi anlatılmaktadır. Kitabın Ana Fikri: Her insanın içinde diğerlerine karşı üstünlük kurma arzusu olduğu ve tüm insanların eşit koşullarda ve özgürce yaşamaları bu duygu yüzünden gerçekleşmeyeceğidir.(Konusu: Kitap Hakkında, Kökeni: )
hayvan panelleri:
(PL-12) Trafik Panel İşareti: bu panel levha, sürücülerin beklentileri dışında aniden yolda karşılaşabilecekleri kaplumbağa vb. hayvanlar nedeniyle oluşabilecek tehlikeyi uyarmak amacıyla "dikkat" levhasının altında kullanılır. tehlikenin kaplumbağa dışında bir hayvan olması durumunda ilgili hayvan figürü kullanılır.(Konusu: trafik işareti, Kökeni: )
Hayvan Terli Olmak:
(d. a. türk.) (Açık artırmada) Mal umulanın üstünde fiyat bulmak. Örn:: Parasız olan esnaflar bu artırmaya katılamazlar ve hayvan terli derler. (Arslan Kaynardağ, Bitpazarının Gizli Dili ve Argosu)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Hayyam:
(a.i. erk.) 1- Çadırcı. 2- İran'ın meşhur şairlerinden Ömer Hayyam.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
haz duymak:
hoşlanmak, tat almak.(Konusu: , Kökeni: )
Hazal:
(a.i. ka.) Kuruyup dökülen ağaç yaprakları.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
Hazan:
(f.i. ka.) Sonbahar, güz.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Farsca)
Hazar:
(a.i. ka.erk.) 1- Sabit meskeni olanların oturdukları memleket. 2- Barış ve güven. Erkek ve kadın adı olarak kullanılabilir.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Arapça)
Hazar Denizi:
Hazar Denizi; dünyanın en büyük gölü veya tam teşekküllü bir deniz olarak sınıflandırılan dünyanın en büyük iç su kütlesidir. Adını Hazar Kağanlığı'ndan almıştır. Güneydoğu Avrupa ve güneybatı Asya'dadır ve dünyanın en büyük tuzlu su gölüdür. Hem deniz, hem de göl özelliklerini taşımaktadır. Petrol yataklarınca zengindir. Tektonik göllere örnektir. Endoreik bir havza olarak, Avrupa ile Asya arasında, Kafkasya'nın doğusunda, Orta Asya'nın geniş bozkırlarının batısında ve Batı Asya'daki İran platosunun kuzeyinde yer almaktadır.(Konusu: Coğrafi Konum, Kökeni: )
Hazen:
(a.i. ka.) Üzüntü. Gam, keder.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
Hazer:
(a.i. ka.erk.) Deniz, bahr, büyük su. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Arapça)
Hazım:
(a.i. erk.) Hazmeden, hazimli, ihtiyatlı, akıllı, işinde gözü açık, sağlam olan.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
hazır:
sıfat 1. belirli bir işi, bir eylemi yapmak için gereken her şeyi tamamlamış olan. "Hazırız, gidebiliriz" 2. belli bir işte kullanılabilecek durumda olan. "Para hazır, mal da hazırsa getirin" 3. belirli bir biçimde yapılmış, bitirilmiş ve satılacak duruma getirilmiş olan, alıcı bekleyen. "Artık hazır ilaçlar var" 4. belirteç başına getirildiği eylemin bir olanak sayıldığını anlatır. "Hazır gelmişken bir şeyler alalım" 5. bir şeyi hemen yapabilecek durumda bulunmak. 6. (bir şey) yapılmış, bitirilmiş olmak, hazır durumda bulunmak. "Yemek hazır oldu, buyurun" 7. hazır ol duruşuna geçmek.(Konusu: , Kökeni: )
Hazır Duruşu:
(Tekvando Ter.) Piyonhi Sohgi.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Hazır Olma:
(Tekvando Ter.) Joonbi.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Hazırlık:
(Alm. Vorbereitung - Fr. preparation - İng. preparation) Bir oyunda gelişecek olayları önceden ortaya atıp onları birden olmuş gibi göstermekten kaçınmak; gelişmelerine inandırıcılık vermek. (Sahne çalışmasından önce dramatürgi, sahne düzeni, dekor, giysi, makyaj, sahne tekniği, ışık, efekt v.b.)(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Hazırlık Pozisyonu:
(Voleybol Ter.) Bir oyuncunun servis atılırken ya da top rakipteyken bulunması gereken pozisyon. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Hazırol İşareti:
(Alm. Anfangssignal) Oyuncuya sahneye çıkması, orkestranın başlaması için zil ya da ışıkla verilen buyruk.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Hazim:
(a.i. erk.) Zafer kazanan, galip, hazimete uğratan.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Hazime:
(a.i. ka.) Sindirici kuvvet. (bkz:: Hazim)(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
Hazin:
(a.i. erk.) 1- Hüzünlü, üzüntülü, acıklı. 2- Üzüntü veren, gamlandıran, kederlendiren.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Hazine:
(a.i. ka.) 1- Devlet malının parasının saklandığı yer. 2- Gömülü ya da saklıyken bulunan değerli şeyler.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
Haziz:
(a.i. erk.) 1- Mesud, mutlu. 2- Hisse ve nasibi olan.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Hazize:
(a.i. ka.) (bkz:: Haziz)(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
Hazlan:
(a.i. erk.) 1- Terketmek. 2- Allah ilminde, Allah'ın insanı lütuf ve nusretinden mahrum etmesi. İsim olarak kullanılmaması daha uygundur.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Hazneviler Cemaati:
Türkiye Kürtleri arasında en güçlü Nakşibendi cemaatlerinden biri. Merkezi Suriye’de. Hatay, Gaziantep, Şanlıurfa, Mardin ve Batman ’da örgütlüler. Cemaatin şeyhi Muhammed Haznevi yılda en az bir kez Türkiye’ye gelip, zikir törenlerini yönetirdi. Geçen yıl öldüğünde, binlerce Türk müridinin cenaze töreni için Suriye’ye geçmek istemesi haber bültenlerine konu olmuştu. Şeyhliği Muhammed Haznevi’nin oğlu Muhammed Muta Haznevi üstlendi.(Konusu: Din (Tarikat), Kökeni: )
Hazra:
(a.i. ka.) 1- Yeşil, sebze, hadra. 2- Gökyüzü. 3- Türk musikisinde mürekkep bir makam.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
Hazrec:
(a.i. erk.) 1- Bir Arap kabilesinin ismi. 2- Hz. Peygamberi Mekkeli muhacirlerle, Medine'de kabul eden ve ilk İslam devletinin temelini teşkil eden Ensar'ın en önemli kolu.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
hazret:
1- Bir kimsenin huzuru, önü, makam. “Gel gidelim hazrete Ya Mustafa. / Muntazırdır anda ashabısafa.” (Süleyman Çelebi) 2- Saygı ve yüceltme ifadesi olarak değerli ve yüce kabul edilen kişilerin isimlerinin başına getirilen unvan.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
HDD:
"Sabit diskin İngilizce'deki karşılığı "Hard Disk Drive"dır. "HDD" ise, "Hard Disk Drive" teriminin kısaltmasıdır. Bu kısaltma, özellikle bilgisayarla ilgili kaynaklarda sık sık karşınıza çıkabilir."(Konusu: Bilgisayar T., Kökeni: )
He Man:
1983 ila 1985 yılları arasında çekilen çizgi film; 130 bölüm olarak çekilmiştir. Seride; He Man ve arkadaşları Eternia'yı ve Şato'sunun sırlarını İskeletor'un kötü emellerinden korumaya çalışır. İskeletor çok kötü bir yaratıktır. REPLİĞİ: “Gölgelerin Gücü Adına Güç Bende Artık.”(Konusu: Çizgi Karakter, Kökeni: )
Hebib:
(a.i. erk.) Rüzgar.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Hece Değiştirmek:
(f.) Argo sözcük türetmek, şifreli bir sözcüğü de şifrelemek için sözcüğün hecelerine yer değiştirmek. Örn:: Cızlam yerine lam-cız, ampes yerine pes-am, kolpo yerine po-kol, ramo yerine mo-ra demek gibi.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Heceleme:
(Alm. Artikulation - Fr. articulation - İng. articulation) Tiyatro konuşmasının temel öğelerinden biridir. Konuşma organlarımızın (damak, dil, damak eteği, yanaklar, alt çene ve dudaklar) gırtlaktan gelen sese biçim vermek için topluca çalışması demektir.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )