Haydi Öğrenelim!
Kaçmaz:
(bkz:: Kaçmak)
MecmuaN.com Nedir?
MecmuaN geniş çaplı bir Sözlük Sitesidir. Anlamını bilmediğiniz kelimeler, atasözleri, deyimler, osmanlıca kelimeler ve kronolojik tarihi olayları araştırabilir ve önemli günler gibi bir çok bilgiye ulaşabilirsiniz.
Kelime Arama
Sende Yolla Hata Bildir!GENİŞ KAPSAMLI ANLAMLAR VE KAVRAMLAR SÖZLÜĞÜ - TÜRKÇE SÖZLÜK
Hecil:
(a.i. ka.) İki dağın arasındaki kısım, vadi, dere.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
Hedef:
(a.i. erk.) 1- Nişan, nişan alınacak yer alanı. 2- Meram, maksat, gaye, amaç.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Hedef:
(Atıcılık Ter.) Ortasında işaretli bir göbek ve etrafında giderek büyüyen dairelerin olduğu araç.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Hedef:
(Okçuluk Ter.) Okları durdurabilecek nitelikte bir kitle üzerine konan, üzerine farklı renklerde iç içe daireler çizilmiş kağıt yüzeylerdir.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Hedef Gözlemi:
(Atıcılık Ter.) Özellikle elli ve üç yüz metre atışlarında atıştan sonra yarışmacının hedefi dürbünle gözlemesi.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Hedef Okçuluğu:
(Okçuluk Ter.) Belli bir hedef ok atarak sayı toplamaya dayanan okçuluk türü. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Hediye:
(a.i. ka.) 1- Hediye, armağan. 2- Karşılıksız verilen şey. Hediyetullah: Allah'ın hediyesi.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
Hedonist:
Hazcılığı benimseyen kimse.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Hedonizm:
(fr.i. hedonisme) (eko fel.) Hazcılık. Kirene Okulu'nun, yani Sokrates'in öğrencisi Aristippos'un (M.Ö. 435-355) öğretisidir. Hazzın mutlak anlamda iyi olduğunu, insan eylemlerinin nihai anlamda haz sağlayacak bir biçimde planlanması gerektiğini, sürekli haz verene yönelmenin en uygun davranış biçimi olduğunu savunan felsefi görüş.(Konusu: İzm İle Biten, Kökeni: fransızca)
Hedonizm:
Hayatı haz ve zevk üzerine kuran felsefi görüş.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Hedonofobi:
(ing.i. hedonophobia) haz duymaktan, zevk almaktan korkma.(Konusu: Fobiler, Kökeni: ingilizce)
Hedy Lamarr:
Hedy Lamarr (gerçek adıyla Hedwig Eva Maria Kiesler) (1914–2000) yılları arasında yaşamış Avusturyalı sinema sanatçısı, kadın mucit. Hedy Lamarr aynı zamanda Wi-Fi teknolojisinin mucididir. 1941 yılında patenti alınmış olan “Gizli İletişim Sistemleri”, radyo dalgalarıyla gönderilen gizli mesajları koruyan bir kodla dalgaları manipüle etmek için tasarlanmış.(Konusu: Mucid ve İcadı, Kökeni: )
Hegelci:
Hegelcilik görüşünü benimseyen kimse.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Hegelcilik:
Alman filozof Hegel’in görüşlerine dayanan felsefe sistemi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Hegemonya:
Bir devletin veya grubun diğerleri üzerinde kurduğu siyasal, ekonomik ya da kültürel üstünlük ve egemenlik.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
HEIAN:
(heian) Mutluluk hissi. Japonya da tarihi bir surecin adı(Konusu: Karate Terimi, Kökeni: )
HEIKO:
(heiko) Paralel denge, eşit ağırlık.(Konusu: Karate Terimi, Kökeni: )
HEISOKU:
(heisoku) Amaçsız, kapalı.(Konusu: Karate Terimi, Kökeni: )
Heidi:
Teyzesi Dete'in yanında büyüyen Heidi küçük yaşta anne ve babasını kaybetmiştir. Teyzesi 5 yaşına geldiğinde Heidi'yi İsviçre'nin bir dağ köyünün kırsalında yaşayan dedesi Almöhi'yinin yanına bırakır. İnzivaya çekilmiş yaşlı ve huysuz biri olarak tanınan Almöhi marangozluk yaparak ve keçilerinden elde ettiği ürünlerle geçimini sağlamaktadır. Başlangıçta Heidi'yi istemeyen dedesi teyzesinin bırakıp gitmesiyle ona bakmak zorunda kalır. Sevimliliği, yaşama sevinci ve tükenmeyen coşkusuyla kısa sürede kendini dedesine sevdirir. Köyden çoban Peter ile tanışan Heidi dağlara alışır ve tam bir dağ kızı olur. Dedesiyle birlikte beraber yaptıkları ekmekler ise Heidi'nin favori yiyeceğiydi.(Konusu: Çizgi Karakter, Kökeni: )
Heinrich Rudolf Hertz:
Heinrich Rudolf Hertz (1857-1894) Alman fizikçi, mucit. 1888 yılında kendisinin en önemli başarısı olan radyo dalgaları'nı keşfetti. Katot ışınlarının belli metal filmlerden geçişini içeren deneyleri, katot ışınlarının parçacık olmaktan çok dalga tabiatlı oldukları sonucu doğurdu. Bir radyo dalgasının hızının ışık hızı ile aynı olduğunun bulunmasından sonra, Hertz, radyo dalgalarının ışık dalgaları gibi yansıma, kırılma ve girişim yapabildiklerini gösterdi.(Konusu: Mucid ve İcadı, Kökeni: )
Heinrich Ruhmkorff:
Heinrich Ruhmkorff (1803-1877) Alman mucit. 1836 da bulduğu indüksiyon bobini'ni; 30 cm den daha fazla kıvılcım üretebilmek için cam yalıtım kullanıp ve diğer bazı yenilikler ile geliştirerek hayata geçirdi. Buluşunun patentini 1851 de aldı.(Konusu: Mucid ve İcadı, Kökeni: )
Hekim:
(a.i. erk.) 1- İnsan hastalıklarının teşhis ve tedavisi ile uğraşan kimse, doktor. 2- Hikmet sahibi kişi, filozof.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
hekim:
ad 1. insanlardaki hastalıkları tanılayan ve onları ilaçlarla ya da kimi araçlarla sağaltan, hekimlik öğrenimi görmüş kimse. Benzer: sağaltımcı doktor tabip 2. hastanın neler çektiğini hekim bilmez, hasta bilir. 3. bir sıkıntının acısını, çare, çözüm gösterecek olan değil çeken bilir.(Konusu: , Kökeni: )
hekimlik:
ad 1. hekim olma durumu. Benzer: doktorluk tabiplik 2. hekimin işi, mesleği. 3. canlı varlıkların hastalıklarıyla, onların tanı ve sağaltımıyla uğraşan bilim. Benzer: tıp 4. sıfat bir hekime başvurulmasını gerektiren (durum, hasta).(Konusu: , Kökeni: ar+t)
Heksakosioiheksekontaheksafobi:
(ing.i. exakosioihexekontahexaphobia) 666 sayısı korkusu.(Konusu: Fobiler, Kökeni: ingilizce)
Hektar:
10.000 metrekarelik alan ölçü birimi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Hektogram:
100 grama eşit ağırlık ölçü birimi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Hektolitre:
100 litreye eşit hacim ölçü birimi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Hektometre:
100 metreye eşit uzunluk ölçü birimi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Helal:
(a. ü.) Beğenilen bir davranış karşısında aferin, bravo anlamında kullanılır. Örn:: Helal Bi kafa daha geçir.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
helal:
1- Dinî bakımdan kullanılmasına, yapılmasına, söylenmesine, yenilip içilmesine izin verilen şey. Örn:: “Peygamber, onlara iyiliği emreder; kötülükleri yasaklar; temiz olan şeyleri helal, çirkin şeyleri de haram kılar…” (Kur'an-ı Kerim A'raf suresi 7/157 nci Ayet) 2- Dinin haram kılmadığı yollardan elde edilen kazanç. Örn:: “Allah’ın size rızık olarak verdiği şeylerin helal ve temiz olanlarından yeyin. Eğer Allah’a kulluk ediyorsanız onun nimetlerine şükredin.” (Kur'an-ı Kerim Nahl suresi 16/114 ncü Ayet) 3- Nikâhlı ve hukuksal anlamda karı koca olan kimseler, eşler. Örn:: “Helalim Ayşe, kızım Fatıma / Evlatlarım size olsun elveda.” (Süleyman Çelebi) 4- İhramlı iken yasak olan şeylerin hac ve umre görevlerini bitirdikten sonra serbest olması.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Helal Adanalı Celal :
(d. a. türk.) (Birisinin bir davranışı karşısında) Alay yollu, aferin anlamında kullanılır.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Helalim:
(a.i. türk. e.) 1-Gerçek, sahte olmayan. 2- İyi, güzel, hoş. Örn:: Şöyle helalim bir çift ayakkabı isterim tamam mı? (Muzaffer Buyrukçu, Kavga) 2- (Kumarbaz, dolandırıcı, satıcı için) Toy, akılsız oyuncu. (kişi, müşteri) Örn:: Helalim yani enayi oyuncular arasında kadına, içkiye düşkün olanlar varsa onları bu kanallardan boğuntuya düşürenler de çoktur. (Hulusi Kodaman, Zar-Kağıt Oyunları ve Hileleri) Helelim diye de kullanılır.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Helalinden:
(d. a. türk. e.) 1- Dobra, güvenilir, olumlu. (kimse) 2- İyi, hoş, güzel. (şey) Örn:: Beşiktaş'ta Kürt Bekir'in kahvesi. Göz önünde helalinden bir deniz. (Metin Eloğlu, Aç Karnına Sakız)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Helelim:
(bkz:: Helalim)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Helen:
Eski Yunanlı, Yunan halkından kimse.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Helenist:
Grek dili, tarihi, kültürü ve edebiyatı alanında uzman kişi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Helenistik:
Büyük İskender’den sonraki Yunan kültürü, sanatı ve tarihiyle ilgili olan.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Helenizm:
(fr.i. hellenisme) Grek uygarlığı. Helenizm ya da Olimpoizm, 1990'lardan bu yana ortaya çıkan, çeşitli şekillerde eski Yunan dini uygulamalarını canlandırmaya yönelik dini hareketleri ifade eder. Helen dini politeist din geleneği ve bir yoldur, on iki olimpioslu dini Yunan Tanrıları etrafında döner, eski yunan değerleri ile erdemlerini kucaklar.(Konusu: İzm İle Biten, Kökeni: fransızca)
Helenizm:
1. Grek uygarlığı. 2. Grek olmayan toplumların Grek düşüncesi etkisiyle oluşturduğu uygarlık. 3. Grek dili ve anlatımı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Helenologofobi:
(ing.i. hellenologophobia) Yunanca deyimler ya da kompleks bilimsel terminolojiler korkusu.(Konusu: Fobiler, Kökeni: ingilizce)
Heleşek Çekmek:
(T.K.O.) Anadolu'da dans etmek anlamına.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Helga:
(alm.i.) Herhangi bir Alman kızı ya da kadınını belirtmek İçin kullanılır.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Helikoit:
Sarmal biçiminde olan, helezonî.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Helikon:
1. Büyük bir bakır üflemeli çalgı. 2. (Mitoloji) Eski Yunan’da esin perilerinin yaşadığına inanılan dağ.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Helikopter:
Dikey iniş kalkış yapabilen pervaneli hava taşıtı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
helioloji:
(ing.i. heliology) güneşbilim. güneş'i araştıran bilim dalı.(Konusu: loji ile biten, Kökeni: ingilizce)
helioseismoloji:
(ing.i. helioseismology) güneş'teki titreşimleri ve patlamaları inceleyen bilim dalı.(Konusu: loji ile biten, Kökeni: ingilizce)
Helis:
Sarmal, helezon biçimi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Helisel:
Sarmal biçiminde olan.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Helmintofobi:
(ing.i. helminthophobia) bedeninde kurtçuklar bulunmasından korkma.(Konusu: Fobiler, Kökeni: ingilizce)
helmintoloji:
(ing.i. helminthologie) asalakbilim. parazitik solucanları inceleyen bilim dalı. (bkz:: vermioloji) ?(Konusu: loji ile biten, Kökeni: ingilizce)
Helmintoloji:
Parazit solucanları inceleyen bilim dalı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Helshoesafobi:
(ing.i. helsoesaphobia) topuklu ayakkabılardan korkma.(Konusu: Fobiler, Kökeni: ingilizce)
Helvacıkabağı:
(kestanekabaı) Kabakgillerden tatlısı yapılan bir çeşit kabaktır. Yaprakları uzun ve büyüktür. Çekirdekleri yoktur. Ev ilaçlarında çekirdekleri kullanılır. Faydası:: Bağırsak kurtlarının düşürülmesinde yardımcı olur.(Konusu: Bitki Bilim, Kökeni: )
Helvahane:
(esk) 1- Genellikle helva pişirmekte kullanılan geniş ve az derin tencere. 2- (tar) Sarayda mutfak içinde tatlıların yapıldığı özel bölüm veya oda.(Konusu: Hane ile Biten, Kökeni: )
Helyodor:
Sarı-yeşil renkte değerli bir taş (beril türü).(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Helyograf:
Güneş ışığını kullanarak işaret veya görüntü ileten aygıt.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Helyoterapi:
Güneş ışığıyla yapılan tedavi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Helyum:
Sembolü: He Atom Numarası (Proton Sayısı): 2 Atom Ağırlığı: 4,002602(2) g/mol Elektron Sayısı: 2 Element Serisi: Soygaz Periyodik Tablodaki Grup, Periyod: 8A, 1 Yoğunluk: 0,1785 g/cm3 Erime Noktası: -272.0 ° C (1.15 K, -457.6 ° F) Kaynama Noktası: -268.6 ° C (4.549994 K, -451.48 ° F) Oda Koşulunda Maddenin Hali: Gaz Görünümü: Renksiz Keşif: Sir William Ramsay (1895) Helyum Kullanım Alanları ve Özellikleri: Helyum gazı, genellikle havadan daha hafif olmasıyla bilinir ve özellikle havada süzülen parti balonlarında çok sık kullanılır. Aynı zamanda, ark kaynaklanmasında ve roketlerde sıvı yakıt tanklarına basınç uygulanması için asal kalkan olarak da kullanılır. Eğlence amaçlı kullanımının oldukça fazla olmasından dolayı doğal helyum kaynakları, önümüzdeki on yılda tamamen tükenme riski altında bulunuyor.(Konusu: Elementler, Kökeni: )
Helyum:
Renksiz, kokusuz, havadan hafif bir gaz elementi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Hem A- Hem Dam:
(d. fars. hem, türk. k.ler) 1- İçgüveyisi erkeğin durumunu anlatmak için kullanılır. 2- Zengin bir kız ya da kadınla evlenen erkeğin durumunu nitelemek için kullanılır. (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Hemati:
Alyuvar, kırmızı kan hücresi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Hematit:
Demir oksit içeren, kırmızımsı renkte bir mineral.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Hematofobi:
(ing.i. hemaphobia) kan korkusu. hematophobia, hemophobia'de denir.(Konusu: Fobiler, Kökeni: ingilizce)
Hematolog:
Hematoloji alanında uzman doktor.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
hematoloji:
(ing.i. hematology) kanbilim. kan dokuyu inceleyen tıp dalı.(Konusu: loji ile biten, Kökeni: ingilizce)
Hematoloji:
Kan ve kan hastalıklarını inceleyen bilim dalı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Hematom:
(hematoma) Doku içerisinde kitle yapan kanama; travma sırasında yırtılan damarlardan çıkan kanın dokular arasında toplanmasıyla oluşan kitle. (Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )
hemen:
belirteç 1. hiç zaman yitirmeden, hiç gecikmeksizin, çabucak. 2. aşağı yukarı, yaklaşık olarak. "Hemen o günlerdeydi, görüşmüştük" 3. az zaman sonra, neredeyse. "Güneş hemen hemen batmak üzere, kalkalım" 4. kesin değilse bile ona yakın, yaklaşık olarak. "Onu görmeyeli hemen hemen üç yıl oldu"(Konusu: , Kökeni: farsca)
Hemipleji:
(hemiplegia) Vücudun bir yarısını tutan felç; tek taraflı felç.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )
Hemodiyaliz:
Böbreklerin görevini yapamadığı durumlarda kanın makineyle temizlenmesi işlemi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Hemofil:
Hemofili hastalığına sahip olan kimse.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Hemofili:
(hemophilia) Kanın pıhtılaşma yeteneğinde bozukluk ile belirgin kalıtsal hastalık. Önemsiz bir travma ile aşırı kanama eğilimi gösterir. Erkeklerde daha sık görülür.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )
Hemofili:
Kanın normal şekilde pıhtılaşmamasıyla ortaya çıkan kalıtsal hastalık.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Hemoglobin:
Kanda oksijeni taşıyan bileşik.(Konusu: Fitness Terimi, Kökeni: )
Hemoglobin:
(Biy.Sp.Ter.) Kırmızı kan hücrelerinin içindeki demir içerikli ve oksijene bağlanan pigment. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Hemoglobin:
Alyuvarlarda bulunan, oksijen taşıyan kırmızı renkli protein.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Hemotoraks:
(hemathorax) Plevranın iki yaprağı arasında kan birikmesi.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )
Hemşo:
(fars.i. hem, a. şehri'den n.) Hemşehri. Örn:: Benim hemşomu kim marizleyeblirmiş leyn.. (Kemal Gökhan Gürses, Aydınlarla Zontaların Savaşı)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
hemzemin geçit:
Hemzemin geçit, kara yolu veya yaya trafiği güzergâhı ile Demiryolunun aynı düzeyde kesiştiği kavşak ve geçit.(Konusu: , Kökeni: )
HEN-O:
(hen o) Refleks, cevaplama.(Konusu: Karate Terimi, Kökeni: )
hendek:
ad kale, yol, tarla vb. çevresinde, geçmeye engel olacak biçimde, uzunlamasına kazılmış derin çukur.(Konusu: , Kökeni: arapça)
Hendek Savaşı:
Medineli Müslümanlarla, Mekkeli müşrikler ve bu müşriklerle ortak hareket eden Arap kabileleri arasında yapılan savaş. Bedir ve Uhut Savaşları’nda istedikleri neticeyi alamayan Mekke müşrikleri Hz. Peygamber ve Medineli Müslümanlara saldırılarını aralıksız sürdürmüşlerdir. Müslümanlara son bir darbe daha vurup onları Medine’de imha etmek amacıyla büyük bir orduyla Medine’ye hücum etmişlerdir. Mekkeli müşriklerle Medineli Müslümanlara arasında meydana gelen Hendek Savaşı hicretin 5. yılı Şevval ayının yedisinde başlayıp (1 Mart 627), zilkadenin birinci günü (24 Mart 627) sona ermiştir. Medine’yi savunma amacıyla Selman Farisî’nin teklifi üzerine şehrin etrafına hendekler kazıldığı için bu savaşa Hendek Savaşı denilmiştir. Saldırgan tarafı Kureyşliler, Hayber Yahudileri, Gatafanlılar, Fezareliler, Esedoğulları ve Süleymoğulları kabileleri oluşturmuştur. Bütün bu grupları ‘hizip’ kelimesinin çoğulu olan “ahzab” kelimesiyle ifade eden Kur'an-ı Kerim bu savaşa ‘Ahzap Savaşı’ adını vermiştir. Bu savaşta düşman ordusu on iki bin kişiden oluşmuştur. Medine’yi hendeğin gerisinde üç hafta kadar kuşatan Mekke müşrikleri kendi aralarında çıkan ayrılıklar ve bir gece ansızın meydana gelen korkunç kum fırtınası nedeniyle dağılıp gitmişlerdir. Bu savaşta yer yer vuruşmalar olsa da iki ordu hendekten dolayı karşı karşıya gelememiştir. Fırtına, açlık ve gruplar arasındaki ayrılıklara daha fazla dayanamayan Kureyş ordusu bu savaşta da yenilmiştir. Hendek Savaşı’nda beş Müslüman şehit olmuştur. Bu savaştan sonra müşrikler bir daha Medine’ye saldıramamışlardır.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Henna:
(a.i. ka.) Kına ağacı. (bkz:: Kına)(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
henoloji:
(ing.i. henology) teolojinin "birliği" (ilahın bir olması durumunu) inceleyen bilim dalı.(Konusu: loji ile biten, Kökeni: ingilizce)
Henry Ford:
Henry Ford (1863-1947) Amerikalı Ford Motor Company'nin kurucusu, mucit. 1908 yılında Otomobil yapımında seri üretim sistemi kurarak imalatı hızlandırdı. Edison'un şirketinde baş mühendisliğe kadar yükselen Amerikalı mühendis Henry Ford, yakıt motorları üzerine çalıştı. Daha sonra kendi şirketini kuran Ford'un ürettiği araba Amerika yollarında kendini gösterdi. Ford'un fabrikasında geliştirdiği yürüyen üretim bandı, verimliliği öylesine geliştirdi ki, bütün sanayi anlayışını değiştirdi.(Konusu: Mucid ve İcadı, Kökeni: )
Henry Seely White:
Henry Seely White (1861-1943) Amerikalı matematikçi, mucit. 1882 yılında elektrik ısıtıcılı ütü'yü geliştirdi. İlk ütüler, içine kor halinde kömür konularak ısıtılırdı. Seely’nin ütüsünün içinde ise elektrikli bir ısıtıcı bulunuyordu. Böylece ütü, zor kullanılan bir ev aleti olmaktan çıkmıştı. 1926 yılında Eldez isimli bir kuru temizleme firması buharlı ütüyü üretti.(Konusu: Mucid ve İcadı, Kökeni: )
Hent:
(erm. sf.) Deli, çılgın, Budala. Hint diye de söylenir.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Hentbol:
Elle oynanan, iki takım arasında oynanan bir spor oyunu.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Hentbol (Eltopu):
Eltopu ya da diğer bir adıyla hentbol salonda yapılan takım sporlarından biridir.Otuzar dakikalık iki devreden oluşan eltopunda bir takımda yedi oyuncu vardır.Gerçek şeklini 19.yüzyılda Danimarka’da alan hentbol,ülkemizde ise 1930’lu yıllarda oynanmaya başlamıştır. Her yaş ve cinsiyette insana hitap edebilen eltopunun dünyada kullanılan ismi handball(el topu) şeklindedir. Dilimize eltopu karşılığını almış ve bu ad yabancı dildeki isminin yanında sık sık kullanılmaya başlanmıştır.Biz her zaman olduğu gibi var olan Türkçe karşılığı tercih ettik.Yabancı dildeki karşılığını aynen yansıtan bu sözcüğün yanı sıra eltopu terimleri de Türkçe niteliklidir. Dolayısıyla bu spor dalı hem ismi hem de terimleri ile dilimizin yetkin olduğu bir spor dalı konumundadır.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Hepatit:
Karaciğer iltihabı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
hepatoloji:
(ing.i. hepatology) karaciğer bilimi. karaciğeri inceleyen tıp dalı.(Konusu: loji ile biten, Kökeni: ingilizce)
Heper:
(t.i. erk.) Cesur, yiğit kimse.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Hepgül:
(t.i. ka.) 1- Gül gibi güzel kadın. 2- Neşeli ol.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Türkçe)
Hepsi Senin Mi:
(d.) Kalçaları, göğüsleri dolgun kadın ve kızlara laf atarken söylenir. Örn:: Anam nerde büyüttün bu küfeleri.. Hepsi senin mi yavrum. (Latif Demirci, The Selamın Aleyküm)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Hepsinden Acı:
Kitabın Türü: Hikaye Kitabın Yazarı: Halit Ziya UŞAKLIGİL Kitabın Konusu: Hepsinden Acı içinde kısa hikayelerin oldugu bir kitaptır. Genelde bu hikayelerin konusu insanların başından geçen acılı, dramatik olaylardır. Kitabın Ana Fikri: Hayatta yapılan bazı hatalar kişinin sonunu hazırlayabilir.(Konusu: Kitap Hakkında, Kökeni: )
Hepşen:
(t.i. ka.) (bkz:: Hepgül)(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Türkçe)