Haydi Öğrenelim!
Jersey:
İdari Yapısı: 12 Şehir: 1- St. Quen 2- St. Mary 3- St. John 4- St. Peter 5- St. Brelade 6- St. Lawrence 7- St. Helier 8- Trinity 9- St. Martin 10- St. Saviour 11- Grouville 12- St. Clement.
MecmuaN.com Nedir?
MecmuaN geniş çaplı bir Sözlük Sitesidir. Anlamını bilmediğiniz kelimeler, atasözleri, deyimler, osmanlıca kelimeler ve kronolojik tarihi olayları araştırabilir ve önemli günler gibi bir çok bilgiye ulaşabilirsiniz.
Kelime Arama
Sende Yolla Hata Bildir!GENİŞ KAPSAMLI ANLAMLAR VE KAVRAMLAR SÖZLÜĞÜ - TÜRKÇE SÖZLÜK
Hırt:
(sf.i.) 1- Haddini bilmeyen, anlayışsız, ahmak. (kimse) Örn:: Hırtlar, hırbolar bu yana Akıllılar kazana. (Salah Birsel, Dört Artı Bir) 2- İncelikten yoksun, kaba. (kimse) Örn:: Hıııııırr.. Parçala, yol ve kır.. Ben bir hırtım Var mı ulan bu şehirde nasırıma basacak? (Süavi Süalp - İsmail Gülgeç, Gündüz İnsan Gece Hırt)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Hırtapoz:
(bkz:: Zırtapoz)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Hırtlık:
(i.) Hırt olma durumu, niteliği. Hırtça davranış. Örn:: Ben kimim? Hırtım. Hilal-i ahmer'e Konuşmak (Etmek Eylemek) Kafamı kızdırmayın hırtlık yaparım ha (Süavi Süalp - İsmail Gülgeç, Gündüz İnsan Gece Hırt)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Hırvat:
Hırvatistan halkından olan kimse.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Hırvatça:
Hırvatların konuştuğu dil. Sırpça, Karadağca ve Boşnakça'nın da dahil olduğu Sırp-Hırvat dilinin standart bir formu olarak kabul edilmektedir. (Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Hırvatistan:
Resmi Tam Adı: Hırvatistan Cumhuriyeti Hırvatça: Republika Hrvatska İngilizce: Croatia(Konusu: Ülke Resmi Adı, Kökeni: )
Hırvatistan:
Yer Aldığı Kıta: Avrupa Kıtası'nın Orta Avrupa bölgesinde yer alır.(Konusu: Ülke Bul.Kıta, Kökeni: )
Hırvatistan:
Bağımsız Ülke: Birleşmiş Milletler üye ülke. Yugoslavya Sosyalist Federal Cumhuriyeti'ndan 8 Ekim 1991 yılında bağımsızlığını kazanmıştır.(Konusu: Ülke Bağ.Tarihi, Kökeni: )
Hırvatistan:
Yönetim Şekli: İktidar Yapısı: Üniter Devlet. İktidar Kaynağı: Parlamenter Cumhuriyet.(Konusu: Ülke Yönetim Şekli, Kökeni: )
Hırvatistan:
İdari Yapısı: 20 İlçe ve Merkezleri: 1- Bjelovar-Bilogora (Bjelovar) 2- Brod-Posavina (Slavonski Brod) 3- Dubrovnik-Neretva (Dubrovnik) 4- Istria (Pazin) 5- Karlovac (Karlovac) 6- Koprivnica-Križevci (Koprivnica) 7- Krapina-Zagorje (Krapina) 8- Lika-Senj (Gospić) 9- Međimurje (Čakovec) 10- Osijek-Baranja (Osijek) 11- Požega-Slavonia (Požega) 12- Primorje-Gorski Kotar (Rijeka) 13- Šibenik-Knin (Šibenik) 14- Sisak-Moslavina (Sisak) 15- Split-Dalmaçya (Split) 16- Varaždin (Varaždin) 17- Virovitica-Podravina (Virovitica) 18- Vukovar-Syrmia (Vukovar) 19- Zadar (Zadar) 20- Zagreb ilçesi (Zagreb). Başkent: Zagreb kenti (Zagreb)(Konusu: Ülke İdari Yapı, Kökeni: )
Hırvatistan:
Komşuları: Doğuda Sırbistan, güneydoğuda Bosna Hersek, kuzeybatıda Slovenya, kuzeydoğuda Macaristan ve güneyde Karadağ ve Adriyatik Denizi ile çevrili olan Hırvatistan Orta ve Güneydoğu Avrupa'nın kesişim bölgesinde bulunur.(Konusu: Ülke Komşuları, Kökeni: )
Hırvatistan:
Resmi Dili: Hırvatça(Konusu: Ülke Resmi Dili, Kökeni: )
Hırvatistan:
Para Birimi: Hırvatistan Kunası Para Birimi Kodu: HRK (Konusu: Ülke Para Birimi, Kökeni: )
Hırvatistan:
Tel. Kodu: +385 Bölgeler 3/4 – Avrupa Kıtası numaralandırma Plan Alanı içindedir.(Konusu: Ülke Tel Kodu, Kökeni: )
Hırvatistan:
Dini: Hristiyanlık Mezhebi: Roma Katolik Kilisesi NOT: Hristiyan'lığın 3 ana mezhebi: Roma Katolik Kilisesi, Protestanlık, Ortodoks Kilisesi(Konusu: Ülke Dini, Kökeni: )
Hırvatistan:
Hırvatistan Bayrağı: Üç eşit yatay alandan oluşmaktadır. Bu yatay alanlar Pan-Slav renkleri olan Kırmızı-Beyaz-Mavi renkleriyle bezenmiştir. Hırvatistan Bayrağı 21 Kasım 1990 yılında tasarlanmıştır. Bayrağın ortasında kırmızı-beyaz ağırlıklı askeri arma vardır. Armada 25'e bölünmüş kırmızı-beyaz kareler vardır. Armanın üst kısmında ise beş tane sembol vardır. Soldan sağa sırayla; 1- Yukarı bakan ay - altı köşeli yıldız motifi, 2- Şeritli motif 3- Üç figürlü motif 4- Keçi motifi 5- Pars ve altı köşeli yıldız motifi.(Konusu: Ülke Bayrağı, Kökeni: )
Hırvatistan:
Milli Marşı: "Lijepa nasa domovino" (Güzel Vatanımız) Hırvatistan'ın ulusal marşıdır. Orijinal sözleri Antun Mihanović tarafından yazıldı ve ilk olarak 1835 yılında Horvatska Domovina ("Hırvatistan vatanı") adıyla yayınlandı. 19. yüzyılın sonlarında bu geleneği amatör besteci Josip Runjanin (1821-1878) temsil ettiğinden besteyi onun yaptığını göstermekte olsa da bu tam olarak belirlenemedi.(Konusu: Ülke Milli Marşı, Kökeni: )
Hırvatistan:
Genel Bkş: Hırvatistan mutfağı bir bölgeden diğerine değişiklik gösterir. Kıyı bölgeleri Yunan, Roma ve diğer Akdeniz mutfaklarından özellikle de deniz mahsülleri, pişmiş sebze ve kek yapımı yönünden ve ayrıca yemeğe tat veren zeytin yağı ve sarımsak kullanımı anlamında etkilenmiştir. İç kısımlarda kalan alan ise Macar, Avusturya ve Türk mutfaklarından etkilenmiştir. Bu bölgede etli yemekler, tatlısu balıkları ve sebze yemekleri en sık tüketilenlerdir. Şarap üretimi yaygındır. • (Konusu: Ülke Genel Bakış, Kökeni: )
Hırvatistan:
SOA Hırvatistan'ın Dış ve İç İstihbarat Servisi. Sigurnosno Obavještajna Agencija (İngilizce: Security and Intelligence Agency) Güvenlik ve İstihbarat Ajansı VSA Hırvatistan'ın Askeri İstihbarat Teşkilatı. Vojna sigurnosno-obavještajna agencija (Askeri Güvenlik ve İstihbarat Ajansı)(Konusu: Ülke İsth. Teş., Kökeni: )
Hısım Akraba:
Yakın ve uzak bütün hısımlar. NOT: Eş Anlamlı Kelimelerden Oluşur.(Konusu: İkileme, Kökeni: )
Hış Etmek:
(d. hışr'dan kıs türk. k.) Hırpalamak, dövmek. Örn:: Kolay mı her gün müdüriyete düşmek adamı orada hış ediyorlar. (Ahmet Çakal, Serseriler Arasında)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Hış Olmak:
(d. hışr'dan kıs. türk) Hırpalanmak, dayak yiyip perişan olmak.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
HIT:
İngilizce bir terimdir ve web sitelerinin ziyaretçi sayısını belirtmek için kullanılır. Bazı internet sayfalarında küçük bir sayaca (counter) rastlayabilirsiniz. İşte bu sayaç, sitenin o güne kadar kaç adet ziyaretçi tarafından ziyaret edildiğini görebilmeniz için kullanılır. Ancak sayaçlarda görülen rakamların her zaman doğru olmayacağını da bilmelisiniz. Çünkü site sahipleri, bu rakamları istedikleri gibi yükseltme İmkanına sahiptir.(Konusu: Bilgisayar T., Kökeni: )
HIV:
(human immunodeficiency virus) Cinsel temasla ve infekte kan ürünleri (kan, plazma) ya da batıcı-delici araçlarla (enjeksiyon, cerrahi alet) bulaşarak insanlarda hücresel bağışıklık sistemini oluşturan T-lenfositlerin işlevlerini bozan AIDS hastalığına neden olan virüs.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )
hıyanet:
(bkz:: ihanet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Hıyar:
(a.i.) 1- Görgüsüz, kaba saba. (kimse) Örn:: Himmet- Gulağıma hıyar diye bir ses geldi biri beni çağırıyor galiba. Ne var? Ne var? İbiş Ah yavrum neredesin? Hıyar. (Haldun Taner, Sersem Kocanın Kurnaz Karısı) 2- Değersiz, niteliksiz. (kimse) Örn:: İnin cinle top oynadığı bu sokakta yaşlı hıyardan başka kimse yoktu. (Anthony Burgess - Aziz Üstel, Otomatik Portakal) Örn:: Öyle hıyardır ki denize girse cacık dalgası vurur.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Hıyar:
(salatalık) Kabakgillerden bir çeşit bitkidir. Yemiş gibi yenen veya salatası yapılan, gevrek, serinletici ve suluca yemişine de hıyar denir. Terkibinde A ve C vitamini vardır. Birçok çeşidi vardır. Faydası:: İdrar söktürür. Vücut yorgunluğunu giderir. Romatizma ve mafsal ağrılarında faydalıdır. Susuzluğu keser. Kandaki şeker miktarını düşürür. İnsülin ihtiyacını karşılar. Ter bezlerinin düzenli çalışmasını sağlar. El, yüz, boyun kırışıklıklarını ve lekeleri giderir. Cilde güzellik verir.(Konusu: Bitki Bilim, Kökeni: )
Hıyar Ağa:
(d. a. türk.) Gerçek hıyar, katmerli hıyar, hıyarın tipik örneği. Örn:: Gel Remzi git Remzi Sonra da tüyersin ha? Hıyarağa (Metin Eloğlu, Aç Karnına Sakız) Örn:: Bileceksiniz canım hani vardır ya öyle hikayeler hıyarağanın adı Daviddir, ağzı laf etmez kasıldıkça kasılır. (J.D. Salinger - Adnan Benk, Gönülçelen) Hıyarağası biçiminde de kullanılır. Örn:: Bi kafa kodummu du dişlerini avucuna dökerim hıyarağası. (Behiç Pek - Latif Demirci, Cırcırböceği Muhlis)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Hıyar Aleyhisselam:
(bkz:: Hıyar Ağa)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Hıyar Tarlası:
(d. a. türk.) 1- Hıyardan da hıyar, aşırı hıyar. öRN:: Cartt kaba kağıt dedi. Uşağı var sanki burda dümbüğün Hıyar tarlası. İrfan Yalçın, Genelevde Yas) 2- Erkekler hamamı. 3- Kahvehane.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Hıyarlık:
(a.i. türk. e.) 1- (bkz:: Hıyar olma durumu, hıyarlık niteliği. Örn:: Hıyarlık bende ne diye bu numaraya girmiştim? (Süavi Süalp, Görünmeyen Adam) 2- Hıyara özgü davranış. Örn:: Yaptığı hıyarlığa bozuluyorum. (Muzaffar Buyrukçu, O Sürekli Kavga)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Hıyarlof:
(i. eşanl. Hıyar) Ya da küfretmesi. Örn:: -senin gibi hıyarloflar padişahının Kabe yolunda bakire bacısını. (Attila İlhan, Kurdlar Sofrası)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Hıyarto:
(i. kayarto'dan b.) Eşanl. Hıyar. Örn:: Edmond: Kabuklu sensin. Hıyarto diye bağırdı. (Orhan Duru, Lök). Örn:: Ne var ki yanımdaki hıyartonun biriyse, benim de hıyartoluk edeceğim tutar. J.D. Salinger - Adnan Benk Gönülçelen) (bkz:: Kayarto)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Hıyre:
(f.i. ka.) Kamaşık, donuk, fersiz göz.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Farsca)
hız:
ad 1. çabuk olma durumu, çabukluk. "Tren hızını artırdı" 2. bir devinimden doğan güç. "Tokadı hızla vurdu" 3. çaba, güç. "İnsan hızına hız katmalıdır" 4. FİZİK TERİMİ alınan yolun harcanan zamana oranı. "Saatte 90 km. hızla yol aldık" 5. daha hızlanmasını sağlamak, hızlandırmak. 6. isteğini artırmak, isteklendirmek. 7. hızla gitmekte olduğu için yavaşlayamamak, güçlükle yavaşlamak, güçlükle durmak. 8. öfkesini yenememek. 9. yeğinliğini azaltamamak, yatışamamak, yavaşlayamamak. "Rüzgâr hızını alamadı, günlerce esti" 10. hızlanamamak, hız kazanamamak. "Uçak hızını alamayıp piste çakılmış" 11. hızını yavaşlatmak, yavaşlamak. 12. yeğinliği kalmamak, yatışmak, yavaşlamak. "Rüzgâr hızını aldı" 13. öfkesini yatıştırmak.(Konusu: , Kökeni: )
hız sınırlaması sonu:
(TT-33) Trafik Tanzim İşareti: bu işaret levhası, daha önce uygulanmış olan hız kısıtlamasının sona erdiğini bildirir. bu levhadan sonra yolun durumuna uygun yasal hız limitinin geçerli olduğu anlaşılır.(Konusu: trafik işareti, Kökeni: )
HIZA:
(hiza) Diz.(Konusu: Karate Terimi, Kökeni: )
Hızır:
(a.i. erk.) 1- Yeşil. Yeşillik. 2- Kehf suresinde 59-81. ayetlerde bahsi geçen ve Hz. Musa'nın onunla buluşarak imtihan olunduğu şahsın müfessirlerin ekseriyetinin üzerinde ittifakla durdukları ismi. Hızır hakkında çok çeşitli rivayetler vardır.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Hızır:
Hz. Musa zamanında yaşadığı rivayet edilen ve peygamber mi, melek mi, yoksa bir veli mi olduğu konusunda çeşitli görüşler olan ve kendisine ilahî ilim verilen kişi. Kur’an-ı Kerim’de Hızır’ın isminden açıkça bahsedilmez. Kehf Suresi’nin 60-82. ayetlerinde yer alan Hz. Musa ile ilgili kıssada; “Katımızdan kendisine bir rahmet ve ilim verdiğimiz kullarımızdan bir kul…” diye anlatılan şahsın Hızır olduğu söylenmektedir. Türk kültüründe Hızır’ın, Allah’ın izniyle darda kalan insanların yardımına koştuğuna inanılır. Örn:: “Karac’oğlan düşse yola / Hızır yardım etse bile / Yâr dediğin demir kale/Ya alınır ya alınmaz.” (Karacaoğlan)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Hızır Bey:
(a.i. erk.) İstanbul'un fethinden sonra oranın ilk kadısı olan Türk alimi ve şairi.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Hızırhan:
(a.i. erk.) Seyyid. Seyyidi sülalesinin kurucusu, Malik Süleyman'ın oğlu.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Hızlan:
(t.i. erk.) Hız kazan, hızını artır. (Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
hızlan:
1- Yardımı kesme, kendi hâline bırakma. “Eğer Allah size yardım ederse, artık sizi yenecek yoktur. Eğer sizi Allah hızlanda bırakırsa Allah’tan başka size kim yardım edebilir? O hâlde müminler ancak Allah’a güvenip dayansınlar!” (Kur'an-ı Kerim Al'i İmran suresi 3/160 ncı Ayet) 2- Gaflet veya kasıt sebebiyle kişinin kendisine verilen nimetleri koruyamaması. 3- Buyruklarına boyun eğmeyen, açıkça emirlerine karşı gelen, ilahî yasalara meydan okuyan ve günahlara çokça dalan kimselerden Allah’ın yardımını kesmesi, onları kendi hâllerine bırakması.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Hızlı:
(sf.) Cinsel bakımdan çok etkin, çok becerikli. (kimse) Örn:: Çok hızlıyımdır. Sizi de İkaz edeyim hepiniz çok güzelsiniz birinize saldırabilirim. (anonim, Islak Dudaklar) Örn:: O şişko dişçi mi? Beni başka hızlı bir küçükle karıştırıyor olmayasın? (Vladimir Nabokov - Fatih Özgüven, Lolita)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
hızlı:
sıfat 1. hızı olan, çabuk. \"Hızlı tren yolu yapılacakmış\" 2. belirteç ivedi olarak, ivedilikle, çabuk bir biçimde. \"Arabayı hızlı sürmekten kaçının\" 3. belirteç güçlü olarak, güç kullanarak. \"Yumruğu hızlı vurmak gerek\" 4. belirteç yüksek sesle. \"Hızlı söyle, anlaşılmıyor\" 5. sıfat MEC. bol para harcayarak eğlence içinde yaşayan, çapkın, hovarda, uçarı (kimse). 6. sıfat ARGO atılgan, gözüpek.(Konusu: , Kökeni: )
Hızlı Başlat:
"Başlat" düğmesinin hemen yanında yer alan küçük çubuğa verilen isimdir. Windows'u ilk kez çalıştırdığınızda, bu çubuk üzerinde üç adet simge göreceksiniz. Bu simgelerden ilki; tek bir tıklatmayla, çalışan tüm programları simge haline getirmenizi ve masaüstünü görüntülemenizi sağlar. Diğer iki simge ise, Internet Explorer ve Outlook Express programlarını açmak için kullanılır. Hızlı Başlat çubuğunu kendi ihtiyaçlarınıza göre özelleştirilebilirsiniz. Ayrıca çubuğun konumunu değiştirmek de son derece kolaydır."(Konusu: Bilgisayar T., Kökeni: )
Hızlı Gazeteci:
Hızlı Gazeteci, Necdet Şen tarafından yaratılan açık sözlü ve muhalif çizgi roman karakteri. İlk olarak 1980'de Hey dergisinin mizah eki Curcuna'da gününü kurtarmaya çabalayan "saf" bir kahraman olarak ortaya çıktı. Zamanla kimlik değiştirdi ve kurulu düzenle çatışmadan duramayan, memnuniyetsiz, sivri dilli bir adama dönüştü.(Konusu: Çizgi Karakter, Kökeni: )
Hızlı Gonzales:
orjinal adıyla Speedy Gonzales'in Yaratıcısı Robert McKimson'dur. Ancak Friz Freleng ve Hawley Pratt Hızlı Gonzales'i yeniden yapmıştır. Looney Tunes (Sevimli Kahramanlar)'da yer alan hayali bir faredir. Çok hızlıdır. Kediler onu yakalayamaz. Genellikle sarı şapka, kırmızı fular takar ve beyaz gömlek ile beyaz pantolon giyer. (Konusu: Çizgi Karakter, Kökeni: )
Hızlı Hızlı:
(be.) İvedi bir biçimde, ivedi olarak, ivedilikle, çabuk çabuk, çabucak. NOT: Aynı Kelimenin Tekrarıyla Oluşur.(Konusu: İkileme, Kökeni: )
Hızlı Hücum:
(Voleybol Ter.) İki pasla yapılan bu hücumda smaçör, pasörün elinden çıkan topu karşı alana gönderir. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Hızlı Saha:
(Tenis Ter.) Kort yüzeyinin hızlı olması, topun yere vurduktan sonra hızlandığı saha. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Hibe:
(a.i. ka.) Bağışlama, bağış.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
hibe:
1- Bağış, bağışlama, bir şeyi karşılıksız verme, ihsan. Örn:: “Rabbimiz! Bize göz aydınlığı olacak eşler ve çocuklar hibe et ve bizi Allah’tan gereği gibi sakınanlara önder yap.” (Kur'an-ı Kerim Taha suresi 20/74 ncü Ayet) 2- Hediye, sadaka. Örn:: “Kişinin yaptığı hibeden dönmesi helal değildir.” (Hadis) 3- Karşılıklı şart koşulmaksızın bir malın hayatta iken sahibi tarafından bir başkasına mülk edinmek amacıyla bağışlanması.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Hibetullah:
(a.i. erk.) Allah'ın bağışlaması, bağışı.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Hibino:
(a.i.) Edilgin eşcinsel erkek.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Hicab:
(a.i. erk.) 1- Utanma, sıkılma. 2- Perde, ikişeyi birbirinden ayırmaya yarayan perde.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
hicabe:
Kâbe’nin kapısının, örtüsünün ve anahtarlarının bakımı ve korunması, Makamıibrahim’in ve Kâbe’nin belli zamanlarda ziyaretçilere açılması görevi. Hicabe görevi eskiden beri Kâbe’ye yapılan hizmetlerin en önemlilerinden birisidir. Bu görevi üstlenmeyi Mekkeliler kutsal kabul etmişlerdir. Hz. Peygamber Mekke’yi fethettiğinde Osman b. Talha’yı çağırarak Kâbe’nin anahtarlarını ona teslim etmiş ve şöyle demiştir: “Ey Ebu Talha oğulları! Emaneti kıyamete kadar sizde kalmak üzere alın; hicabeyi sizden ancak zalimler alır.” (Hadis)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Hicabi:
(a.i. erk.) (bkz:: Hicab)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
hicap:
1- Örtü, perde, engel. Örn:: “Ey iman edenler! Peygamber’in evine (rastgele) girmeyin. Ancak yemek için size izin verilir de girerseniz (erkenden gelip) yemeğin pişmesini beklemeyin. Çağrıldığınız zaman girin; yemeği yeyince dağılın, söze dalmayın. Çünkü bu davranışınız Peygamberi incitiyor, fakat o (size bunu söylemekten) utanıyor. Ama Allah, gerçekleri söylemekten utanmaz. Peygamberin hanımlarından bir şey istediğiniz zaman hicap arkasından isteyin…” (Kur’an-ı Kerim Ahzab suresi 33/53 ncü Ayet) 2- Utanma duygusu, ar, hayâ, namus. Örn:: “Salındı bahçeye girdi / Çiçekler selama durdu / Mor menevşe boyun burdu / Gül utandı hicabından” (Ercişli Emrah) 3- Müslüman kadınların İslam dininin koymuş olduğu kurallara göre giyinmiş oldukları örtü, başörtüsü, giyinme biçimleri. Örn:: “Büluğa eren bir kızın hicapsız olarak namaz kılması uygun değildir.” (Hadis) 4- Kâfirlerin, peygamberlerin Allah’tan getirmiş oldukları vahye ve tüm hakikatlere zihinlerini ve gönüllerini kapatmaları; takınmış oldukları bu inkârcı tavırların vahye ve hakikate ulaşmalarına oluşturduğu engel. Örn:: “(İnkârcılar, Ey Muhammed!) derler, kalplerimiz bizi çağırdığın her şeye kapalıdır, kulaklarımız sağırdır ve bizimle senin aranda bir hicap vardır. Öyleyse sen (ne istersen) yap, unutma ki biz de (her zaman yaptığımızı) yine yapacağız!” (Kur’an-ı Kerim Fussilet suresi 41/5 nci Ayet) 5- Ahiret gününde inkârcıların Allah’ı görmelerine engel olan perde. Örn:: “Doğrusu onlar (kâfirler) ile Rableri arasında hicap vardır.” (Kur'an-ı Kerim Mutaffifin suresi 83/15 nci Ayet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Hicaz:
Arabistan Yarımadasında Kızıldeniz’in doğu sahili boyunca uzanan, Mekke ve Medine ile hac ve umre yapacakların ihrama girecekleri yerleri de içine alan coğrafi bölge. Hicaz bölgesi, Kızıldeniz’in doğusunda, kuzeyde Ürdün’ün liman şehri Eyle’den, güneyde Yemen sınırındaki Aşire’ye ve doğuda Necid çöllerinden Irak’a kadar uzanır. Bölgenin kuzey ve doğu sınırlarının nerede bittiği tartışmalıdır. Tebük ve Filistin’in de buraya dâhil olduğunu söyleyenler vardır. Bazı bilginler Mekke’yi Hicaz’ın merkezi saymışlardır.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Hicr:
(bkz:: Hatim)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Hicr Suresi:
(a.i. سورة الحجر) hicr suresi; adını 80. ayette geçen 'hicr' kelimesinden almıştır. hicr, medine’nin kuzeyinde zamanında semud kavmi'nin yaşadığına inanılan yerin adıdır. kur'an-ı kerim'de 15 nci sure, 14 ncü cüz, 261 nci sayfadadır. 99 ayettir. inme (nazil) sırasına göre 54 ncü sıradadır. yusuf suresi'nden sonra, enam suresi'nden önce 87'si medine'de, diğerleri mekke'de inmiştir. surede başlıca Allah’ın birliği, peygamberlik, öldükten sonra dirilme ve hesab konuları peygamberlerin verdikleri mücadeleler örnek verilerek anlatılır. bu surede ayrıca kur’an’ın korunacağı ifadesi yer alır.(Konusu: Sureler, Kökeni: arapça)
Hicr suresi:
Kur'an-ı Kerim’in on beşinci suresidir. Mekke’de inmiştir. Doksan dokuz ayettir. Adını, sekseninci ayette geçen ve Salih Peygamberin kavmi Semudluların yaşadığı bölgenin adı olan “Hicr” kelimesinden almıştır. Sureye, Kur'an-ı Kerim’in her türlü bozulmadan korunacağı ve Hz. Peygambere yapılan iftiraların boşa çıkacağı haber verilerek başlanır. Peygamberlerine iftira eden zalimlerin sonlarının kötü olacağı açıklanır. Cinlerin ve şeytanların peygambere gelen vahye müdahale etmeye güçlerinin yetmeyeceği haber verilir. Allah’ın bütün evrene hâkim olduğuna dikkat çekilir. Hayat verenin de öldürenin de ölümden sonra insanları diriltip toplayacak olanın da Allah olduğu vurgulanır. Âdem Peygamber’in yaratılışına da yer verilir. Hz. Âdem’in üstünlüğünü kabul etmediği için İblis’in lanetlenmesi anlatılır ve İblis’in Allah’ın iyi kulları üzerinde herhangi bir egemenliğinin olmadığı belirtilir. Cennet ve cehennem tasvirleri yapılır. İnanan ve ibadet eden insanların cennette ağırlanacakları müjdesi verilirken cehennemliklere Allah’ın azabının şiddetli olacağı uyarısı yapılır. Surede, İbrahim Peygamberin ilerlemiş yaşına rağmen çocuk sahibi olmasına yer verilir. Lut Peygamberin, cinsel sapkınlığı huy edinen kavminin yok oluşu uyarıcı bir dille anlatılır. Peygamberlerini dinlemeyen ve peygamberlerine eziyet veren Şuayp Peygamber’in kavmi olan Eykelilerin yok oluşu da surede işlenenir. Surenin son bölümünde dağları oyan, oralara köşkler yapan fakat peygamberleri inkâr eden Salih Peygamber’in kavminin başına gelen ilahî azaba dikkat çekilir. Kur’anı Kerim’i vahiy yoluyla Hz. Peygambere gönderen Allah’ın gücünün Hz. Muhammed’i, diğer peygamberleri koruduğu gibi her türlü tehlikeden koruyacağına vurgu yapılır. Hz. Peygambere, kâfirlerin alaycı tavırlarına aldırış etmemesi tavsiye edilir. Ona, Allah’ı tespih etmesi ve İslam’ı tüm insanlığa tebliğ etmesi emredilir. Ölene kadar ibadeti yalnızca Allah’a yapmasını emreden ayetle sure son bulur.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Hicran:
(a.i. ka.) 1- Ayrılık. 2- Unutulmaz acı, keder.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
Hicret:
(a.i. ka.) 1- Bir memleketten, başka bir memlekete göç ediş. 2- Rasulullah'ın Mekke'den Medine'ye göç etmesi, takvim başlangıcı olan Miladi 622 yılında vuku bulmuştur.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
hicret:
1- Terk etme, ayrılma, ilgiyi kesme. Örn:: “(Ey Muhammed!) Müşriklerin sana söylemiş olduğu şeylere karşı sabırlı davran. Onlardan en güzel biçimde hicret et.” (Kur’an-ı Kerim Müzzemmil suresi 73/10 ncu Ayet) 2- Bir yerden bir yere göçme, taşınma, ayrılma. “Ameller niyetlere göre değerlendirilir. Kişi için ancak niyet ettiğinin karşılığı vardır. Kim dünyalık (bir nimet) elde etmek için ya da bir kadınla evlenmek için hicret ederse onun hicreti onadır.” (Hadis) 3- Hz. Peygamber’in ve sahabelerinin İslam’ı gereği gibi yaşamak, diğer insanlara Allah’ın emirlerini duyurmak ve müşriklerin işkencelerinden kurtulmak amacıyla Mekke’den Medine’ye M.S. 622 tarihinde yapmış oldukları göç. Örn:: “Şüphesiz ki iman edip hicret edenler, Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihat edenler, muhacirleri barındırıp onlara yardım edenler var ya işte bunlar birbirlerinin dostudurlar…” (Kur'an-ı Kerim Enfal suresi 8/72 nci Ayet) 4- İnkârcıların maddi ve manevi işkenceleri karşısında can, mal, akıl, namus ve din emniyetlerini yitiren Müslümanların insanca bir hayat sürmek ve inançlarının gereğini yerine getirebilmek için yapmış oldukları göç. Örn:: “Melekler, kendilerine yazık eden kimselerin canlarını alırken ‘(dininiz için) ne yapıyordunuz?’ dediler. (Bu insanlar): ‘Yeryüzünde biz zayıf düşürülmüştük.’, cevabını verdiler. Bunun üzerine melekler dediler ki: ‘Allah’ın yarattığı yeryüzü geniş değil miydi ki oraya hicret etseydiniz ya!’ İşte onların varacağı yer cehennemdir. Varacakları yer ne kötüdür!” (Kur'an-ı Kerim Nisa suresi 4/97 nci Ayet) 5- İslam dininin yasaklamış olduğu şirk, münafıklık, isyan, cimrilik, haset, kin, gıybet ve dedikodu başta olmak üzere tüm kötü huyları terk ederek Hz. Muhammed’in örnek ahlakıyla ahlaklanma. Örn:: “Hicret, her türlü kötü davranışı terk etmektir.” (Hadis)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
hicri takvim:
Hz. Peygamber’in Mekke’den Medine’ye hicretini tarih başlangıcı olarak kabul eden ve ayın yörüngesi üzerinde dönüşüne göre belirlenen kamerî takvim, ay takvimi. Müslümanlar İslam tarihinde en önemli olay olarak Hz. Peygamber’in hicretini kabul etmişler ve Hz. Ömer döneminden itibaren hicri takvimi esas almışlardır. Hicri takvimde esas alınan kamerî aylar sırasıyla şöyledir: Muharrem, safer, rebiülevvel, rebiülahir, cemaziyelevvel, cemaziyelahir, recep, şaban, ramazan, şevval, zilkade ve zilhicce. Hicri takvime göre bir ay bazen yirmi dokuz bazen otuz olur. Hicri takvimin esas alındığı kamerî yıl 354 gündür. Miladi takvime göre hicri takvim her yıl 11 gün önce gelir.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
hiç:
hiç belirteç 1. yargısı olumsuz olan tümcelerde eylemin anlamını güçlendirir. "Beni hiç görmek istemiyordu" 2. soru tümcelerinde belirsiz, herhangi bir zamanı gösterir. "Hiç şiir ezberlediniz mi?" 3. söyleyiş tonuyla belirtilince, vurgulanınca, karşıtı anlatılmak istenen sorulara pekiştirme anlamı katar. "İnsan kardeşini üzer mi hiç?" 4. bir soruya açık bir yanıt verilmek istenmediğinde, yanıt tümcesinin başına getirilir ya da tek olarak kullanılır. "Ne demek istiyorsun? –Hiç" 5. ad hiçbir değeri olmayan, değersiz, önemsiz, boş olan şey ya da kimse. "Bir hiç uğruna arkadaş kırılmaz" 6. başka bir şey yapılmamış olsa bile. "Gitseydik hiç değilse zaman kazanırdık" 7. büyük, ileri, çok, üstün sayılmasa, başka bir şey olsa bile, en az, en azından. "Yarışa girseydi, hiç değilse görülmüş olurdu" 8. yetersiz olmakla birlikte, bari. "Hiç değilse bir haber alsaydık"(Konusu: Dilbilgisi, Kökeni: Farsca)
hiçbir:
bileşik · sıfat bir adın başına getirilerek o adın bildirdiği varlıktan bir tekinin bile bulunmadığını, olmadığını anlatır. \"Onu hiçbir gün özlemedim\"(Konusu: , Kökeni: )
Hiçsönmez:
(t.i. erk.) (bkz:: Sönmez)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Hiçyılmaz:
(t.i. erk.) (bkz:: Yılmaz)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
hidane:
1- Bir şeyi yanına alma, çocuğu kucağa alma ve besleme. 2- Boşanma, ölüm veya başka bir nedenden dolayı muhtaç duruma düşen bir çocuğa bakmakla yükümlü olan kimsenin onu yanına alarak gözetimi altında yetiştirmesi, koruması ve eğitmesi.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Hidari:
(Yön) Sol.(Konusu: Aikido Terimi, Kökeni: )
Hidayeddin:
(a.i. erk.) Dinin gösterdiği doğru yol. (Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Hidayet:
(a.i. ka.erk.) 1- Hak yoluna doğru yola girme. 2- Müslüman olmak. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Arapça)
hidayet:
1- Doğru yolu gösterme, doğru yolu bulma, rehberlik yapma, irşat etme. Örn:: “Bu kitap ki doğruluğu konusunda hiç şüphe yoktur. Allah’tan gereği gibi sakınanlar için bir hidayettir.” (Kur'an-ı Kerim Bakara suresi 2/2 nci Ayet) 2- Allah’ın, insanlara kendi yolunda gidebilecek akıl, düşünme, öğrenme, hatırlama gibi yetenekler vermesi ve insanların da bunları kullanarak doğru yolu bulması. Örn:: “Allah kime hidayet verdiyse onu kimse hak yoldan saptıramaz.” (Kur'an-ı Kerim Zümer suresi 39/37 nci Ayet) 3- Allah’ın, kişiye dünya ve ahirette huzurun kaynağı olan ve onu sürekli mutlu edecek yolu göstermesi. Örn:: “Bizim uğrumuzda (rızamız için) çalışanları (mutlu edecek) yollarımıza hidayet ederiz.” (Kur'an-ı Kerim Ankebut suresi 29/69 ncu Ayet) 4- Günahlarla iç içe bir hayat yaşayan kimsenin dindar hâle gelmesi; günahlarını terk ederek İslam dinine uygun ahlak, ibadet ve davranışlar kazanması. Örn:: “Bir ömürdür içiyorsun, bırak artık şunu! Der/Derviş Ahmet bu hidayetle hemen tövbe eder.” (M. A. Ersoy) 5- Müslüman olmayan bir kimsenin İslam dinine girmesi, Müslüman olması, hidayete ermesi, ihtida etmesi. Örn:: “Bir kişinin senin aracılığın ile hidayete ermesi dünya ve içindeki her şeyden daha hayırlıdır.” (Hadis)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Hidiv:
(a.i. erk.) İmtiyazlı, Mısır valisi veya bu valinin ünvanı. (Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Hidra:
1. Tatlı sularda yaşayan küçük omurgasız canlı. 2. (Mitoloji) Çok başlı yılan biçiminde canavar.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Hidralar:
Tatlı sularda yaşayan, çok hücreli basit canlılar.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Hidrarjiyofobi:
(ing.i. hydrargyophobia) cıvalı ilaçlardan korkma.(Konusu: Fobiler, Kökeni: ingilizce)
Hidrasit:
Yapısında oksijen bulunmayan asit.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Hidrat:
1. Su molekülü içeren kimyasal bileşik. 2. Su ile birleşmiş madde.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Hidratlama:
Bir maddenin su ile birleşmesi, su katılması işlemi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Hidratlı:
Su içeren, suyla birleşmiş olan.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Hidro:
Su ile ilgili olan, suya ait.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Hidrobiyoloji:
Suda yaşayan canlıları inceleyen bilim dalı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
hidrobiyoloji:
(ing.i. hydrobiology) (fiz.) sularda yaşayan canlıların hayatını inceleyen bilim dalı.(Konusu: loji ile biten, Kökeni: ingilizce)
Hidrodinamik:
Sıvıların hareketini inceleyen fizik dalı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Hidroelektrik:
Akan veya düşen suyun gücüyle elektrik üretimiyle ilgili olan.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Hidrofil:
Suya karşı ilgisi olan, suyu çeken veya suda çözünebilen madde.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Hidrofobi:
1. Sudan korkma durumu. 2. Kuduz hastalığı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Hidrofor:
1. Suyu basınçlandırarak belirli yerlere ileten pompa sistemi. 2. Basınçla suyu üst katlara çıkaran düzenek.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Hidrograf:
Suların dağılımını ve özelliklerini inceleyen uzman; su haritaları yapan kimse.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Hidrografi:
1. Suların özelliklerini ve dağılışını inceleyen bilim. 2. Su haritacılığı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )