MecmuaN.CoM sözlük sitesi
 D E N E M E    


Haydi Öğrenelim!

Özver:

(t.i. erk.). “Özveride bulun” anlamında kullanılan bir ad.”

SON EKLENEN KELİMELER



*Amed Sportif Faaliyetler

*Abdi Algül

*Beyza Başar

SON ARANAN KELİMELER



*Erkeklik

*Erkeklik

*Erkeklik

MecmuaN.com Nedir?

MecmuaN geniş çaplı bir Sözlük Sitesidir. Anlamını bilmediğiniz kelimeler, atasözleri, deyimler, osmanlıca kelimeler ve kronolojik tarihi olayları araştırabilir ve önemli günler gibi bir çok bilgiye ulaşabilirsiniz.

Kelime Arama

      Gelişmiş Arama
Sende Yolla Hata Bildir!


GENİŞ KAPSAMLI ANLAMLAR VE KAVRAMLAR SÖZLÜĞÜ - TÜRKÇE SÖZLÜK




Işıner:  

(t.i. erk.) (bkz:: Işın)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Işınlamak:  

(f.) 1- (Birisini, bir şeyi) Bir yere yollamak. 2- (Birisini) Başından savmak. Atlatmak.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

ışınsal:  

Yarıçaplar doğrultusunca yönelmiş olan. Bir merkezden çevreye uzanan eksenlere göre simetri durumu. Radyal damar (böcek kanadında).(Konusu: , Kökeni: )

Işınsu:  

(t.i. erk.) (bkz:: Işın)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Işkın:  

(t.i. ka.) Bitki sürgünü, asma filizi.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Türkçe)

Işkırlak:  

(Kar.) Karagöz'ün külahı.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

IT:  

""Information Technology"" teriminin kısaltmasıdır ve ""Bilgi Teknolojileri"" anlamına gelir."(Konusu: Bilgisayar T., Kökeni: )

Itanıum:  

64 bitlik bellek adreslemesini kullanan ve çoğu zaman sunucu tabanlı bilgisayar sistemleri için tercih edilen bir işlemcidir. Intel tarafından geliştirilmiştir.(Konusu: Bilgisayar T., Kökeni: )

Itır:  

(a.i. ka.) 1- Güzel, hoş koku. 2- Sardunyagillerden, yapraklan güzel kokan bitki, turnagagası.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

Itır:  

(çobaniğnesi) Sardunyagillerden, yaprakları güzel kokulu, çiçekleri türlü renklerde bir süs bitkisidir. Kumlu topraklarda yetişir. Yeşil kısımları tüylü ve oyalıdır. Çoğunun çiçekleri beyaz veya pembedir. Losyon yapımında kullanılır. Faydası:: Cildi güzelleştirir. İshali keser. Boğaz ağrılarını giderir. Mide ve bağırsak gazlarını söktürür. Nikriste de faydalıdır.(Konusu: Bitki Bilim, Kökeni: )

Itri:  

(a.i. erk.) Itrî (Buharizâde Mustafa Efendi). Türk besteci, hattat ve şair.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

ITTF:  

(Masa Tenisi Ter.) Uluslar arası Masa Tenisi Federasyonu. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

IV:  

4 Roma rakamları veya Romen rakamları sayısal sistemi, antik Roma kaynaklıdır. Orta Çağ'ın son dönemlerine dek, Avrupa'da yaygın olarak kullanılmıştır.(Konusu: , Kökeni: )

Ivır Zıvır:  

(i. sf.) İşe yaramaz, gereksiz, küçük, önemsiz (şeyler). NOT: İkisi de Anlamsız Kelimelerden Oluşur.(Konusu: İkileme, Kökeni: )

IWF:  

(Halter Ter.) Uluslar arası Halter Federasyonu. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

IX:  

9 Roma rakamları veya Romen rakamları sayısal sistemi, antik Roma kaynaklıdır. Orta Çağ'ın son dönemlerine dek, Avrupa'da yaygın olarak kullanılmıştır.(Konusu: , Kökeni: )

Iyot:  

Sembolü: I Atom Numarası (Proton Sayısı): 53 Atom Ağırlığı: 126,90477 g/mol Elektron Sayısı: 53 Element Serisi: Halojen (Diğer Ametaller) Periyodik Tablodaki Grup, Periyod: 7A, 5 Yoğunluk: 4.93 g/cm3 Erime Noktası: 113.5 ° C (386.65 K, 236.3 ° F) Kaynama Noktası: 184.0 ° C (457.15 K, 363.2 ° F) Oda Koşulunda Maddenin Hali: Katı Görünümü: Mor-koyu gri, parlak. Keşif: Bernard Courtois (1811) Iyot Kullanım Alanları ve Özellikleri: İyot, fotoğraf filminde veya yaralar için antiseptik olarak kullanılmaktadır. Radyoaktif izotop iyodin-131 bazı tiroid hastalıklarının tedavisinde kullanılır.(Konusu: Elementler, Kökeni: )

Iz:  

(Sonek.) 1- Argo sözcük üretmede kullanılır. 2- Dalmaktan, (dalız etmek) kaymaktan (kayız) etmek vb.: Örn:: Amucam ona yeni çıkan Avrupa sitret minderi safız etmiş. (Haşan Kaçan, Eşşek Herif) (bkz:: İz, Masyon, Mento, Oz)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Izbandut:  

İri yapılı, kaba görünümlü, güçlü kimse.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Izdırap:  

Yanlış: Istırap Doğru: Izdırap(Konusu: Yanlış Yazılan Kelime, Kökeni: )

Izgara:  

(Futbol Ter.) Kramponların altına çivilenen kösele veya sert lastik parçaları. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Izgara:  

Yiyecekleri ateş üzerinde tel veya metal çubuklar üzerinde pişirme yöntemi ya da bu amaçla kullanılan araç.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Izgaralık:  

Izgarada pişirmeye uygun (et, sebze vb.).(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

ıztıba:  

1- Bir şeyi koltuğunun altına alma. 2- Hac ve umre esnasında ihram elbisesinin üst kısmının bir ucunu sağ koltuk altından geçirip sol omuz üzerine atma, sağ omuz ve pazısını açıkta bırakma. Hz. Peygamber ve sahabeler Mekke’ye umre yapmaya geldiklerinde kendilerine “zayıflamışlar, güçlerini kaybetmişler” dedirtmemek için tavaf esnasında sağ omuzlarını ve pazılarını dışarıda bırakmışlardır. Bu uygulama daha sonra hac ve umre tavafının ilk üç şavtında sünnet olarak kalmıştır.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

İ:  

(Okçuluk Ter.) Üç parmak ile çekmek.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

İadeli Taahhütlü:  

(d. a. türk. e.) (Küfür ya da olumsuz bir edim karşısında) Söyleyene ya da yapana aynısını yansıtırım anlamında kullanılır.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

ibadet:  

1- Boyun eğme, itaat etme, saygı duyma. Örn:: “Ey insanoğulları! Ben size, ‘şeytana ibadet etmeyin, o sizin için apaçık bir düşmandır, bana ibadet edin, dosdoğru yol budur diye bildirmedim mi?” (Kur’an-ı Kerim Yasin suresi 36/60-61 nci Ayet) 2- Kulluk etme, tapınma. Örn:: “Şu iki adamın (Musa ve Harun’un) kavmi bize ibadet ederken, şimdi biz kalkıp bizim gibi iki insana mı inanacağız?” dediler.” (Kur'an-ı Kerim Mü'minun suresi 23/47 nci Ayet) 3- Ululama, övme, yüceltme. “Ben kendisinden başka hiçbir ilah olmayan Allah’ım. Yalnızca bana ibadet et ve beni hatırlamak için namaz kıl!” (Kur’an-ı Kerim Taha suresi 20/14 ncü Ayet) 4- Allah’ın insanlara emrettiği ve insanların da Allah’a karşı yapmakla yükümlü oldukları tüm davranışlar. Örn:: “Biz İsrailoğulları’ndan şöyle söz almıştık: ‘Allah’tan başkasına ibadet etmeyeceksiniz; anaya babaya, yakınlara, yetimlere, yoksullara iyilik edeceksiniz. İnsanlara güzel söz söyleyin, namazı kılın, zekâtı verin!’ Sonra siz pek azınız hariç verdiğiniz sözden döndünüz; hâlâ da yüz çeviriyorsunuz.” (Kur’an-ı Kerim Bakara suresi 2/183 ncü Ayet) 5- İnsanın yaratılış amacına uygun olarak, Hz. Peygamber’in uygulamalarını esas alıp niyet ederek yapmış olduğu Allah’a yaklaşma şekilleri; davranışlar. “Onlara, inançlarında samimi bir biçimde içlerinden gelerek ve Allah dışında bütün tanrıları reddederek Allah’a ibadet etmelerinden, namaz kılmalarından ve zekâtı vermelerinden başka bir şey emredilmemişti. İşte gerçek din budur.” (Kur'an-ı Kerim Beyyine suresi 98/5 nci Ayet) 6- Tevhit inancına bağlı kalarak sadece Allah emrettiği için ona sevgi, saygı ve tazim göstermek amacıyla Allah’ın rızasını kazanmak için niyet ederek belirli zamanlarda ve şekillerde yapılan iş, amel. Örn:: “Ben, insanları ve cinleri ancak bana ibadet etmeleri için yarattım.” (Kur'an-ı Kerim Zariyat suresi 51/56 ncı Ayet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

İbadethane:  

(b.i) İçinde Tanrı’ya ya da (çoktanrılı dinlerde) tanrılara tapınılan yapı. İbadet edilen yer.(Konusu: Hane ile Biten, Kökeni: )

ibadethane:  

Çeşitli din mensuplarının kendilerine mahsus ibadet, tapınma, ayin ve merasimlerini gerçekleştirmek için toplandıkları yer. Müslümanlıkta ibadethane mescitler ve camilerdir. Ayrıca Hz. Peygamber tüm yeryüzünün kendi ümmetine ibadethane kılındığını haber vermiştir. Yahudilerin ibadethaneleri havra ve sinagog, Hristiyanlarınki ise kilise ve katedraldir.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

ibadilik:  

Abdullah b. İbad (ö. 64/683) tarafından kurulan ve günümüze kadar varlığını devam ettiren bir Haricî fırkası. Adını, kurucusu olan Abdullah b. İbad’dan almıştır. Kuzey Afrika ve Umman’da Ebaziyye de denilir. Emevilere karşı mutedil bir siyaset izlemişlerdir. Bundan dolayı Emevi idarecileri onlara karşı şiddet kullanmamışlardır. Basra, Hicaz, Yemen, Umman, Kuzey Afrika, Doğu Afrika ve Sudan’da ayrı ayrı örgütlenmişlerdir. Bugün daha çok Kuzey Afrika’da İbadi gruplara rastlamak mümkündür. En ılımlı Harici fırkası olan İbadilerin genel düşünceleri şöyledir: Devlet başkanı belirlemek dinî bir görevdir ve halifenin Kureyş kabilesinden olması şart değildir. Gerekli şartları taşıyan herkes halife olabilir. İyiliği emredip kötülüğü yasaklamak Müslümanların en temel görevlerindendir. İman; inanılacak şeyleri dille ifade etmek, iman edilecek şeyleri amele dönüştürmek ve sünnete uymaktır. Farzlardan birini yerine getirmeyen kişinin imanı yok olur. Günahkâr insanlara ahirette herhangi bir şefaat olmayacaktır.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

İbadullah:  

(a.i. erk.) 1- Allah'ın kullan, insanlar. (bkz:: Abdullah) 2- Çok, pek çok.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

ibaha:  

(bkz:: mubah) (Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

İbahiye:  

Asılsız yorumlarla İslam dininin koymuş olduğu haramların bütününü veya bazılarını helal sayan, farzları ortadan kaldıran, dinî emirlerin ve ahlak kurallarının bağlayıcılığını kabul etmeyip her şeyi serbest kabul edenlerin bağlı olduğu sapık ve batıl bir mezhep.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

ibaret:  

sıfat (...den) oluşan.(Konusu: , Kökeni: arapça)

İber:  

(t.i. ka.erk.) İbretler, alınan kötü dersler. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Arapça)

İber Yarımadası:  

İber Yarımadası ya da İberya, Avrupa kıtasının Akdeniz'e uzanan üç yarımadasından biridir. İber Yarımadasında İspanya ve Portekiz devletleri yer almaktadır. Yarımadanın en güneyinde yer alan Cebelitarık, Birleşik Krallık'ın idaresindedir. Etimoloji Romalılar, günümüzde Ebro olarak bilinen ırmağa Iber (Iberus Flamen) ismini vermişlerdi. Zamanla bu yarımada, nehrin ismiyle anılır oldu. Yarımadanın yerli halkı olarak görülen İberler -İber nehri civarında yoğun olarak yaşadıklarından dolayı Romalılar tarafından İberler olarak bilindiler. Ancak İber Yarımadası Roma kayıtlarında Hispania olarak geçmektedir.(Konusu: Coğrafi Konum, Kökeni: )

İbhac:  

(a.i. ka.erk.) Sevindirme, sevindirilme. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Arapça)

İbik Kaldırmak:  

(d.) Karşı çıkmak, diklenmek, sırtarmak. Örn:: Birden Pandeliye döndü. -Ulan bize ibik kaldırmaya mı başladın kayarto? (Kemal Tahir, Esir Şehrin Mahpusu)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

İbis:  

Uzun bacaklı, uzun gagalı, genelde sulak alanlarda yaşayan kuş türü.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

İbiş:  

(t.i. erk.) l- Ortaoyunu ve kukla tiplerinde gülünç şahıs. 2- Avanak, sersem. Daha çok takma isim olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

İbiş:  

(i.) Çirkin kimse. Gülünç tavırlı, gövde yapısı gelişmemiş kimse.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

İbiş:  

(Tul. Kuk.) Eski tuluat oyunlarında çoğu kez uşak rolünü oynayan komik.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

iblis:  

“Allah’ın rahmetinden ümit kesen, hayırdan yoksun, hayırsız” anlamında şeytanların en büyüğü, Azazil. Örn:: “Ey insan oğulları! Siz beni bırakıp iblisi ve soyunu dost mu ediniyorsunuz? Hâlbuki onlar size düşmandır.” (Kur'an-ı Kerim Kehf suresi 18/50 nci Ayet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

İbn:  

(a.i. erk.) Erkek çocuk demektir. Araplarda birçok şahıs babalarının isimleriyle anılmıştır. İbn Abbas (Abdullah): Rasulullah 'in amcası Abbas'ın oğlu. Sahabedendir.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

İbn Mace:  

(bkz:: sünen) (Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

ibnisebil:  

1- Yolcu, bir yerden bir başka yere giden kimse. 2. Kendi memleketinde zengin bile olsa yolculuk sırasında herhangi bir nedenle yoksul ve muhtaç duruma düşerek zekât verilebilecek duruma gelen kimse. Örn:: “Zekât Allah’tan bir farz olarak fakirlere, yoksullara, zekât memurlarına, kalpleri İslam’a ısındırılmak istenenlere, kölelere, borçlulara, Allah yolunda cihat edenlere ve ibnsebile verilir.” (Kur'an-ı Kerim Tevbe suresi 9/60 ncı Ayet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

İbnoş:  

(a.i. ibne'den b.) Edilgin eşcinsel erkek.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

İbra:  

(a.i. ka.erk.) Beri kılma, beraat etme, temize çıkarılma, aklanma. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Arapça)

İbrahim:  

(a.i. erk.) 1- İnananların babası. 2- Hakların babası. 3- Kur'an'da ismi geçen İbrahim peygamber. (kıs.) İBO(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

İbrahim b. Muhammed:  

Hz. Peygamber’in küçük yaşta vefat eden, Hz. Mariye adlı hanımından doğma oğlu. Hicretin VIII. yılının zilhicce ayında (6 Mart 630)da Medine yakınlarındaki Kuf bölgesinde doğmuştur. Hz. Peygamber, çocuğuna atası İbrahim Peygamberin adını vermiştir. Doğduktan sonra akika kurbanı kestirmiş ve fakirlere sadaka dağıtmıştır. Hz. Peygamber’in çok sevdiği oğlu İbrahim 18 aylıkken hastalanmış ve hicretin 10. yılı Şevval ayının 29’unda (M. 28 Ocak 632) vefat etmiştir.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

İbrahim Bedreddin Elmalılı:  

Görev Başlangıcı: 17 Aralık 1965 Görev Bitişi: 25 Ekim 1966 tarihleri arasında Diyanet İşleri Başkanlığını yapmıştır. Sonra Gelen: Ali Rıza Hakses (Konusu: Diyanet Bşk., Kökeni: )

İbrahim Peygamber:  

Kur'an-ı Kerim’de kendisinden çok söz edilen, sabrı ve yaptığı tevhit mücadelesi ile övülen, bunun sonucunda Allah’ın kendisine dost olarak seçtiği peygamber, Halilullah. Dinî kaynaklarda İbrahim Peygamberin soyu Nuh Peygamberin oğlu Sam’a kadar uzanmaktadır. Kur'an-ı Kerim, Hz. İbrahim’i son derece ağırbaşlı, yumuşak huylu, akıllı, kendisini Allah’a adayan, misafirperver, sabırlı ve bilge bir insan olarak tasvir eder. Hz. İbrahim’e on sayfalık ilahî bir kitap verilmiştir. Mezopotamya’nın Ur kentinde doğduğu söylenen İbrahim Peygamberin ailesini ve kardeşinin oğlu Lut’u alıp Mısır’a gittiği rivayet edilmiştir. Mısır’da bir süre kaldıktan sonra Filistin’e dönmüşler ve Hz. Hacer adlı hanımından İsmail, Hz. Sârâ’dan da İshak adlı çocukları doğmuştur. Hz. Hacer’i ve oğlu İsmail’i alıp Mekke’ye yerleştirmiştir. Son Peygamber Hz. Muhammed, Hz. İsmail Peygamberin soyundan gelmiştir.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

İbrahim Suresi:  

(a.i. سورة إبراهيم) ibrahim suresi; 35-41. âyetler hz. ibrahim'in duasını ihtiva ettiği için sûreye bu ad verilmiştir. kur'an-ı kerim'de 14 ncü sure, 13 ncü cüz, 254 ncü sayfadadır. 52 ayettir. inme (nazil) sırasına göre 72 nci sıradadır. nuh suresi'nden sonra, enbiya suresi'nden önce 28 ve 29. âyetler medine'de, diğerleri mekke döneminde inmiştir. mekke'de inen 86 tane sureden biridir. surede başlıca, imanın temel konuları olan Allah'a iman, peygamberlere iman, öldükten sonra dirilme ve hesab ele alınmaktadır.(Konusu: Sureler, Kökeni: arapça)

İbrahim suresi:  

Kur'an-ı Kerim’in on dördüncü suresidir. Mekke’de inmiştir. Elli iki ayettir. Otuz beş ile kırk ikinci ayetleri arasında İbrahim Peygamberden bahsettiği için bu adı almıştır. Sureye, Allah’ın insanlığa göndermiş olduğu vahyin ve kitabın önemi anlatılarak başlanır. Allah’ı gereği gibi tanımayan, ahirete inanmayan inkârcılar kınanır. Önceki peygamberler nasıl ki kavimlerinin diliyle gönderildiyse Kur’an-ı Kerim’in de Hz. Muhammed’e Arapça olarak gönderildiği vurgulanır. Peygamberlerin ve kavimlerinin görmüş oldukları eziyetlere dikkat çekilir, özellikle de Hz. Musa örneğine yer verilir. Bu eziyetlere karşı peygamberlerin göstermiş oldukları direnç övülür. Bu çerçevede peygamberlerin kâfirler tarafından yurtlarından çıkarılışı, insanların ibret alması için anlatılır. Allah’ı inkâr etmenin çok büyük bir suç olduğu üzerinde durulur ve iman olmadıktan sonra yapılan amellerin, iyi davranışların Allah katında hiçbir değerinin olmadığı vurgulanır. Surede, hakikati inkâr eden önderlerin peşine düşen insanların ahiretteki acıklı hâlleri ele alınır. İnançları uğruna sıkıntılara katlanan müminlerin cennetteki durumları özendirici bir dille anlatılır. Müminler, her zaman meyve veren ve yere sağlamca tutunmuş bir ağaca benzetilirken; küfrün köksüzlüğü, verimsizliği ve çirkinliği ise kötü bir ağaca benzetilir. Müslümanların iman ve güzel amellerini devam ettirebilmeleri için namaza ve fakirlere yardımda bulunmaya devam etmeleri istenir. Surede, İbrahim Peygamberin Mekke’ye ailesini yerleştirmesi ve onların putperestlikten uzak kalması için yaptığı duaya da yer verilir. Onun, Allah’ın vermiş olduğu nimetler nedeniyle yapmış olduğu duada annesini, babasını, çocuklarını ve tüm inananları anması diğer insanlar için örnek dua olarak nakledilir. Surenin son bölümünde ilahî hakikatlere karşı çıkanların kim olursa olsun yenilgiye uğrayacağı üzerinde durulur. Bu hakikatlere karşı çıkanların ahirette duyacakları pişmanlıklar ve başlarına gelecek cezalar da kısaca anlatılır. İnsanların yalnızca Allah’a ibadet etmelerini, Kur’an-ı Kerim’in emirlerine uymalarını ve ayetler üzerinde düşünmelerini bildiren ayetlerle sure son bulur.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

İbrahim Tatlıses:  

(lakabı/müz.) İmparator(Konusu: Lakaplar, Kökeni: )

İbrahim Tatlıses:  

İbrahim TATLI (d:1952; ö:)(Konusu: Gerçek Adı, Kökeni: )

İbrahim Üzülmez:  

(lakabı/sp.) Deli İbo(Konusu: Lakaplar, Kökeni: )

İbrani:  

Sami ırkından olan Yahudi, İsrailoğulları milletine mensup kimse. Fırat nehrini geçerek Filistin topraklarına geldikleri için veya göçebe bir hayat sürdürdüklerinden dolayı “ırmağı geçen” veya “göçebe” anlamında İbrani adını almışlardır. Bunlar Hz. Yakup’un on iki oğlundan türeyen on iki kabilenin bir araya gelmesiyle oluşan bir kavimdir.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

İbret:  

(a.i. ka.) 1- Bir olaydan, kötü bir durumdan ders alma. 2- İbret alınacak olay, iş, acaip, tuhaf.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

ibret:  

1- Ders alma, öğüt alma. Örn:: “Kuşkusuz sizin için hayvanlarda da büyük bir ibret vardır. Zira size onların karınlarındaki işkembe ile kan arasından (gelen), içenlerin boğazından kolayca geçen halis bir süt içiriyoruz.” (Kur’an-ı Kerim Nahl suresi 16/66 nci Ayet) 2- Yanlış davranışların yol açtığı kötü sonuçlardan ders alma. “Kişinin konuşması zikir, susması fikir, bakışı da ibret olmalıdır.” (Hatem-i Esam) 3- Görünenden görünmeyene geçme, nesneleri ve olayları dış yüzüne bakıp onlardaki hikmeti kavramaya çalışma, olaylardan ders alıp doğru sonuçlar çıkarma ve bunlara göre davranma. “Allah gece ile gündüzü sürekli evirip çeviriyor. Şüphesiz bunda (hakikati görebilen) basiret sahibi insanlar için ibret vardır.” (Kur’an-ı Kerim Nur suresi 24/44 ncü Ayet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

İbrin:  

(a.i. ka.) Yüzü parlak, güzel olan sevgili.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

İbrinşak:  

(a.i. ka.) Ağaçta, çiçek açma, ağacın çiçeğinin tomurcuğunu yarıp çıkması.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

İbriz:  

(a.i. ka.erk.) Halis, saf altın. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Arapça)

İbsan:  

(a.i. erk.) İnsanın yüzü veya huyu güzel olma.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

İbşar:  

(a.i. ka.erk.) Müjde verme, müjdeleme, muştulama. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Arapça)

İcab:  

(a.i. erk.) 1- Lazım gelme, gerçek. 2- Bir sözleşme için ilk söylenen söz. 3- Olumlama, olumlu hale gelme.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

İcabet:  

(a.i. ka.) 1- Kabul etme, kabul edilme. 2- Razı olma, uyma.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

icabet:  

1- Çağrıya olumlu karşılık verme. Örn:: “Ey iman edenler! Allah ve Resulü her ne zaman sizi, size hayat verecek olan şeylere çağıracak olsa Allah’a ve Resulüne icabet edin…” (Kur'an-ı Kerim Enfal suresi 8/24 ncü Ayet) 2- Allah’ın kendisine yapılan dualara karşılık vermesi. Örn:: “Kullarım sana beni soracak olurlarsa bilsinler ki ben onlara çok yakınım. Bana dua ettiklerinde dua edenlerin duasına icabet ederim.” (Kur'an-ı Kerim Bakara suresi 2/186 ncı Ayet) 3- Bir anlaşmada tarafların anlaşma şartlarını kabul etmeleri.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

İcabi:  

(a.i. erk.) (bkz:: İcab)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

icar:  

1- Bir şeyi kiraya vermenin karşılığı olarak elde edilen menfaat, bedel. 2- Mal ve hizmetin ücret karşılığı kiralanması. Örn:: “Bir işçiyi tutan icarını daha önceden belirlesin.” (Hadis)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

icaz:  

Bir şeyin benzerini yapmada veya bir sözün benzerini söylemede herkesi susturma, cevap veremez duruma düşürme, çaresiz ve âciz bırakma.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

İcazet:  

(a.i. ka.) 1- İzin, ruhsat. 2- Diploma.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

icazet:  

1- İzin verme, onay, onaylama, müsaade etme, ruhsat verme. 2- Eskiden medreselerde, eğitim ve öğretim kurumlarında hocanın okuttuğu talebeye verdiği diploma benzeri yeterlilik belgesi. 3- Hadis ilimleri konusunda uzmanlaşan İslam bilgininin sahip bulunduğu hadisleri sözlü veya yazılı olarak rivayet etmesi için öğrencisine izin vermesi, rivayet hakkını devretmesi (Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

icazulkur’an:  

1- Kur'an-ı Kerim’in mucize olması. 2. Kur'an-ı Kerim’in sahip olduğu hem edebî üstünlük hem de içerik zenginliği nedeniyle benzerinin meydana getirilememesi özelliği. 3- Allah’ın, Kur'an-ı Kerim’in Allah kelamı olduğunu inkâr etmekte ısrar eden kişilere, bu kitabın en kısa bir suresini bile oluşturamayacakları konusunda meydan okuyarak iddia sahiplerini acze düşürüp susturması.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

İci:  

(f.i. erk.) 1- Hükümdar veziri vekili. 2- Atmaca.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Farsca)

İclal:  

(a.i. ka.) 1- Büyültme, saygı gösterme, ikram. 2- Büyüklük, kudret ve kuvvet. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

İcma:  

(a.i. ka.) Dağınık şeyleri toplama, biraraya getirme.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

icma:  

1- Toplama, dağınık şeyleri bir araya getirme, ittifak etme. 2- Bir konuda fikir birliği etme, ortak karar verme. Örn:: “Benim ümmetim hata üzerine icma etmez.” (Hadis) 3- Hz. Peygamber’in vefatından sonraki dönemlerde fıkıh âlimlerinin Kur’an-ı Kerim ve sünnetten hareketle bir konuda görüş birliğine varmaları. İslam âlimlerinin ortak kararları sonucunda meydana gelen icmaya Müslüman toplumlarda icmayiümmet de denir. 4- Kur’an-ı Kerim, sünnet ve kıyas gibi dinî hükümlerin kendilerinden çıkarıldığı kaynaklardan biri. “Kitabı, sünneti, icmayı kaldırıp attık;/Havassı maskara yaptık, avamı aldattık.” (M. A. Ersoy)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

İcmal:  

(a.i. ka.erk.) 1- Özetleme. 2- Özet. 3- Cem, toplama. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Arapça)

İcmal Tarikatı:  

Kadiri Tarikatı’nın İcmal Kolu’nun lideri Haydar Baş son dönemde çalışmalarını Bağımsız Türkiye Partisi adıyla sürdürüyor. Ulusal televizyon ve günlük bir gazetenin sahibi Haydar Baş’ın Türkiye’nin en zengin cemaat liderleri arasında olduğu iddia ediliyor. Trabzon ve çevresinde güçlü. (Konusu: Din (Tarikat), Kökeni: )

icmali iman:  

1- Allah’tan başka ilah olmadığına ve Hz. Muhammed’in Allah’ın elçisi olduğuna inanma. 2- Hz. Peygamber’in bildirdiği dinî esasların tamamına inanma, toptan kabul etme.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

İcmayiümmet:  

(bkz:: icma)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

İç:  

(Tekvando Ter.) An.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

İç Alan:  

(Beyzbol Ter.) Kare şeklindeki kalelerle çevrili beyzbol alanı. İnfield. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

İç Dublaj:  

(Voleybol Ter.) Hücum dublajında savunma oyuncusunun fileye yakın durarak topu karşılama girişimi.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

İç Etmek:  

(d.) Çalmak, (özellikle) kendisinin olmayan bir şeyi ele geçirdikten sonra asıl sahibine vermemek. Örn:: Bre godoş namertler hadi zeytinyağını iç ettiniz ulan asılacak adamın ip hakkı da yenir mi? (Aziz Nesin, Surname)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

İç Konuşma:  

(Alm. ınnerer monolog - Fr. Monologue interieure - İng. inner monologue) Bir oyuncunun sahnede konuşmadığı halde, düşündüklerini seyirciye duyurması.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

İç Kulvar:  

(Atletizm Ter.) Atletizm pistinin en içte kalan ve sol yanı pistin merkezine bakan kulvar.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

iç organlar:  

Vücudumuzda pek çok iç ve dış organ bulunmaktadır. Tüm organların bağlı olduğu bir sistem bulunmaktadır. Bunlar hareket sistemi, dolaşım sistemi, sinir sistemi, solunum sistemi ve boşaltım sistemidir. Her sistem kendi içerisinde bir bütündür ve sürekli etkileşim halindedir. Vücudumuzda farklı yerlerde bulunan iç organlarımızın isimleri ise şunlardır: - Akciğer - karaciğer - Kalp - Soluk borusu - Mide - Bağırsak - Böbrek - Pankreas - Dalak - Apandist - Safra kesesi(Konusu: , Kökeni: )

iç salgı:  

isim,anatomi Vücuttaki salgı bezlerinin doğrudan doğruya kana karışmak üzere çıkardıkları salgı, endokrin(Konusu: , Kökeni: )

İç Vuruş:  

(Masa Tenisi Ter.) Raketin iç tarafı ile yapılan vuruş. Forehand. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

İçerde Olmak:  

(d.) Hapiste, cezaevinde olmak. Örn:: 1- Ulan içerde mi Kazım ağbiy söylesene. (Attila İlhan, Kurdlar Sofrası) 2- (Kumarda) Oyun başlarken ortaya koyduğu paradan daha azıyla oyunu sürdürüyor olmak, kayıplı durumda olmak. Örn:: Taşkasaplı çok sayı almıştı. Çizgisi beş kuruştan oynadıkları için şöyle böyle altı yedi lira içerdeydi. (Orhan Kemal, Devlet Kuşu) 3- (Kumarda) Oyunun sonunda belirli bir miktar para kaybetmiş olmak. Seninki bopboptan bi kalktı üçyüz bin kafa İçerde.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

İçeri:  

(i.) Cezaevi, hapishane, tutukevi. Örn:: İçeriden, örgütten, firardan hiç söz etmedik. (Alp Buğdaycı, Kan Sıcak Akacak)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

İçeri Almak:  

Toplama safhasına başlamadan once pullarınızın Ev tahtasına ilerletilmesi. (Konusu: Tavla Terimi, Kökeni: )

İçeri Bağlamak:  

(d.) Cezaevine girmek, hapse girmek. Örn:: Kafama koymuşam ya yolunu bulacağım ya da içeri bağlayacağım. (Ahmet Çakal, Serseriler Arasında)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

İçeri Düşmek:  

(d.) Hapse Düşmek, cezaevine atılmak. (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

İçeri Girmek:  

(eşanl.) İçeri Düşmek.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

İçeriyi Boylamak:  

(d. eşanl.) İçeri Düşmek. Örn:: Yani hakkında zina davası açılabilir ve sen üç ay yiyip içeriyi boylarsın. (Orhan Kemal, Müfettişler Müfettişi)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

içgüdü:  

bileşik · ad 1. RUHBİLİM TERİMİ canlıları, araya akıl ve düşünce, bilinç girmeksizin, kendilerine yararlı ya da gerekli birtakım eylemlere yönelten doğal duygu. Benzer: insiyak 2. FELSEFE TERİMİ bir hayvan türünün bütün bireylerine kalıtım yoluyla geçen ve yaşamın korunmasına yarayan bilinçsiz eylem ve davranış biçimi.(Konusu: , Kökeni: )

İçiçe Giren Destek:  

(Alm .Ausziehbares Stativ - Fr. pied telescopique İng. telescopic stand) Sahne gerisindeki ışıkların konduğu ve oyuklu ayakların içiçe girip çıkabildiği için yükseltilip alçaltılabilen destek.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

WhatsApp