MecmuaN.CoM sözlük sitesi
 D E N E M E    


Haydi Öğrenelim!

Fonotelgraf:

(fr.i. phonotélégraphe) P.T.T.'nin ilgili servisine telefonla yazdırılarak çekilen telgraf. [Fonotel de denir].

SON EKLENEN KELİMELER



*Amed Sportif Faaliyetler

*Abdi Algül

*Beyza Başar

SON ARANAN KELİMELER



*Erkeklik

*Husye

*Husye

MecmuaN.com Nedir?

MecmuaN geniş çaplı bir Sözlük Sitesidir. Anlamını bilmediğiniz kelimeler, atasözleri, deyimler, osmanlıca kelimeler ve kronolojik tarihi olayları araştırabilir ve önemli günler gibi bir çok bilgiye ulaşabilirsiniz.

Kelime Arama

      Gelişmiş Arama
Sende Yolla Hata Bildir!


GENİŞ KAPSAMLI ANLAMLAR VE KAVRAMLAR SÖZLÜĞÜ - TÜRKÇE SÖZLÜK




Elastik:  

(fr.sf. élastique < lat. < yun.) Bastırma, germe ve benzeri bir dış etkiyle yitirdiği biçimine, etkinin ortadan kalkmasıyla yeniden dönebilen. Elastikî.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Elastiki:  

(fr.a.sf.) (elastik ve nispet eki -і ile elastiḳі – elastikі) [Türkçe’de türetilmiştir] Esnek, elastik.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Elastikiyet:  

Boyanın, görünümünde değişiklik olmadan veya zarar görmeden, genişleme ve daralma yeteneği. Sıcaklık değişimleri genişleme ve daralmaya sebep olur. Örneğin sarı çam tanecik boyutuna bağlı olarak farklı oranlarda genişler. Elastikiyet dayanıklılığın anahtarıdır. Akrilik bağlayıcılar elastikiyetleriyle dikkat çekerler.(Konusu: Boya Terimi, Kökeni: )

Elastikiyet:  

(fr.a.i.) (elastik’ten yapma mastar eki -iyyet ile elastiḳiyyet – elastikiyyet) [Türkçe’de türetilmiştir] Elastik olma durumu ve özelliği. Esneklik.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Elazığ:  

Elazığ Tarihi; Elâzığ bölgesi 7. yy'dan itibaren ikinci Bizans hakimiyetine kadar Bizans - Arap mücadelelerine sahne olmuş ve 10. yy. itibarıyla tam anlamıyla Bizans hakimiyetine girmiştir. 1071 Malazgirt Meydan Muharebesi ile birlikte Elâzığ bölgesi de Türklerin hakimiyeti altına girmiş; 1085 yılında Çubuk Bey önderliğinde Çubukoğulları Beyliği kurulmuştur. Yine Beylik'in hakimiyeti uzun sürmeyerek, bölge 1110 yılında Belek Gazi önderliğinde Artuklular'ın eline geçmiştir. Belek Gazi'nin ardından hükümdarlık önce Davud, sonra Davud'un kardeşi İmadeddin Ebu Bekir'in eline geçerek burada Harput Artukluları diye adlandırılan bağımsız bir beylik kurmuştur. 1234 yılında bu beyliğe son veren Anadolu Selçukluları'nın hakimiyetini sonraki dönemlerde sırasıyla Dulkadiroğulları, Kadı Burhaneddin, Timur ve Akkoyunlu egemenlikleri izledi. 16. yy. başlarında bir süre Safevi hakimiyetinde kalan topraklar 1514 yılında Osmanlı egemenliğine girdi.(Konusu: İl Tarihi, Kökeni: )

Elazığ:  

Elazığ İlçeleri: 1-Merkez 2-Ağın (01.06.1954) 3-Akçakaya (20.05.1990) 4-Arıcak (04.07.1987) 5-Baskil (26.06.1926) 6-Karakoçan (04.01.1936) 7-Keban 8-Kovancılar (04.07.1987) 9-Maden 10-Palu 11-Sivrice (04.01.1936) (Konusu: İl İlçeleri, Kökeni: )

Elazığ:  

Elazığ; Doğudan Bingöl, Kuzeyden Keban Barajı Gölü aracılığıyla Tunceli, Güneyden Diyarbakır, Batı ve Güneybatıdan Karakaya Barajı Gölü vasıtasıyla Malatya ili ile komşudur.(Konusu: İl Komşuları, Kökeni: )

Elazığ:  

Tel. Kodu: 424(Konusu: İl Tel Kodu, Kökeni: )

Elazığ:  

Plaka Kodu: 23(Konusu: İl Plaka Kodu, Kökeni: )

Elazığ:  

Nesiyle Meşhur: Orçik Şekeri, Ağın Leblebisi, Çedene (Menengiç) Kahvesi, Çayda Çıra Halkoyunu meşhurdur.(Konusu: İl Nesiyle Meşhur, Kökeni: )

Elazığ:  

Elazığ'da Gezilecek Yerler: Elazığ Kapalı Çarşı, Hazar Gölü Plajı, Harput Buzluk Mağarası, Kömürhan Köprüsü, Keban Baraj Gölü, Hazarbaba Kayak Merkezi, Çırçır Şelalesi, Harput Kalesi, Elazığ Arkeoloji ve Etnoğrafya Müzesi, Ağın Kaplıcası.(Konusu: İl Gezilecek Yerler, Kökeni: )

Elazığ:  

Genel Bakış: Doğu Anadolu Bölgesi'nde yer alır. Eski adı, Mamüret'ül Aziz ve Elaziz. Elazığ insanına veya yerlisine "Gakgoş" denir. Gakgoş Türkçe'de yiğit, mert anlamındadır. (Konusu: İl Genel Bakış, Kökeni: )

Elazığspor:  

Kulüp Lakabı: Gakkoşlar Taraftar Grubu: Tribünlerde faaliyet gösteren tek taraftar grubu Azrailler'dir. Taraftar grupları Gençlik 23 ve Narkoz'dur. Gençlik 23 grubu 1990 yılında kurulmuştur.(Konusu: Lakap Türk Tk., Kökeni: )

elbette:  

belirteç kesinlikle, kuşkusuz olarak, doğallıkla.(Konusu: , Kökeni: arapça)

Elburz:  

(f.i. ka.erk.) 1- Kafkaslarda en yüksek dağ. 2- Uzun boylu yakışıklı kimse. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Farsca)

elci:  

elci HALK AĞZINDAN ad pamuk üreticisine ırgat sağlayan kimse, ırgatların başı. \"Ağa bir elci bulup ona ırgat toplattı\"(Konusu: halk ağzı, Kökeni: )

Elçi:  

(t.i. erk.) 1- Başka bir devlet nezdinde devletini temsil eden kişi. 2- Sefir. 3- Allah'ın gönderdiği rasul ve nebiler.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

elçi:  

(bkz:: resul)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

elçi:  

ad 1. bir devleti başka bir devlet katında temsil eden kimse. Benzer: sefir 2. bir sorunun çözümü, bir uzlaşmanın sağlanması için birinin başka birine gönderdiği aracı. 3. ESKİMİŞTİR yalvaç, peygamber, resul. elçi içeren sözcükler elçiye zeval olmaz — bir kimsenin bir sözünü, bir haberini başka bir kimseye iletmekle görevli kimse, bu söz kırıcı bir söz, bir tehdit de olsa, bu aracılığından dolayı sorumlu tutulmaz.(Konusu: , Kökeni: )

elde:  

MATEMATİK TERİMİ toplama ve çarpma işlemlerinde bir sonraki sıranın rakamlarına katılacak olan (sayı).(Konusu: matematik terimi, Kökeni: )

Eldemir:  

(t.i. erk.) Demir gibi güçlü el.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Elden Gelmek:  

(d.) 1- Ödemek, vermek 2- em. Aferin, bravo anlamında kullanılır. Örn:: Elden gel Böyle düşeş görmedim.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Elebaşı:  

(T.K.O.) Anadolu'da oyunları yönetene verilen ad.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Electra Kompleksi :  

(Electra complex) Oedipus kompleksinin kadında görülen şekli.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )

Eleji:  

(fr.i. élégie) (ed.) İçli, acıklı yakarışları, yakınmaları ve melankolik duyguları anlatan şiir.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Elek:  

(i.) 1- Fahişe. Her önüne gelenle cinsel İlişkide bulunan kadın. 2- Edilgin eşcinsel erkek. 3- Çok gol yiyen kaleci. Örn:: Patlatınca voleyi kaleci oldu elek, Meğer bunların hepsi dümbelek. (Haşan Kaçan, Eşşek Herif) (bkz:: Kabur)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Elekroradyoloji:  

(fr.i. électroradiologie) (tıp) Hastalıkların tanı ve tedavi edilmesinde elektrik ışınlarının uygulanmasını öngören tıp dalı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Elektrifikasyon:  

(fr.i. électrification) Herhangi bir yere elektrik enerjisi verebilmek için gerekli tesîsâtı yapma, elektrikle donatma, bir kuruluşu elektrikle işler duruma getirme.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Elektrik:  

(fr.i. électrique < lat.) 1- Sürtünme, ısınma, darbe, kimyevî bir olay, manyetik alan veya herhangi bir mekanik etkiyle, elektronların enerji kazanarak yer değiştirmeleri sonunda meydana gelen ve bu esnâda itme, çekme, ısıtma, mekanik manyetik veya kimyevî etkiler şeklinde kendini gösteren enerji çeşidi. 2- Bu enerji ile ışık veren ampul veya aydınlatma tesîsâtı. 3- (İsim tamlamasının birinci öğesi olarak) Bu enerjiyle işleyen.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Elektrik Balığı:  

Bilimsel Adı: Torpedo marmorata. Familyası: Deniz balığı. Bir köpek balığı türüdür. Sıcak ve ılıman denizlerin 100-150 metreye varan diplerinde fazla göç etmeden yaşar. Boyu 150 santimetre olabilir. Genelde avlanmak için veya tehlike halinde 100-220 volta varan insan için tehlikeli fakat öldürücü olmayan kısa süreli elektrik çarpması yapar. Bahar-yaz aylarında çiftleşerek ürer. Dişileri 14-15 canlı yavru yapar. Eti yenebilir fakat ülkemizde fazla tüketilmez.(Konusu: Balık İsimleri, Kökeni: )

Elektrikçi:  

(fr.t.i.) Elektrik tesîsâtı veya onarımı yapan usta.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fr + Tür)

Elektrikçilik:  

(fr.t.i.) Elektrikçinin yaptığı iş.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fr + Tür)

Elektriki:  

(fr.t.sf.) (elektrik ve nispet eki -і ile elektriḳі – elektrіkі) [Türkçe’de türetilmiştir] Elektrikle ilgili, elektrik niteliğinde.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fr + Tür)

Elektrikiyet:  

(fr.t.i.) (elektrik’ten yapma mastar eki -iyyet ile elektrіḳiyyet – elektrikiyyet) [Türkçe’de türetilmiştir] Elektrik hassası, elektrik hassasına sâhip olma.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fr + Tür)

Elektriklemek:  

(fr.t. geçişli f. < elektrik+le-mek) (fiz.) Üzerinde elektrik enerjisi bulunmayan bir iletkene, elektrikli bir başka iletkeni yaklaştırmak ya da değdirmek yoluyla elektrik gücü vermek. Bir cismi elektrikle yüklemek.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fr + Tür)

Elektriklendirilmek:  

(fr.t. nesnesiz) Elektrikle aydınlatılması, elektrik enerjisinin kullanılır duruma gelmesini sağlanmak.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fr + Tür)

Elektriklendirmek:  

(fr.t. oldurgan f. < elektriklen-dir-mek) 1- (Bir yere) Elektrik enerjisi getirmek, elektrik sağlamak. 2- (mec.) Sinirli ve gergin bir hava meydana getirmek, gerginliğe yol açmak.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fr + Tür)

Elektriklenmek:  

(fr.t. dönüşlü f. < elektrik+len-mek) 1- (Herhangi bir etkiyle) Elektrik yükü kazanmak, üzerinde elektrik toplanmak. 2- (mec.) (Vücut ve duygular için) (Heyecan, ihtiras, korku, nefret vb. aşırı duyguların etkisiyle) Elektrik cereyanı geçmiş gibi sarsılmak. 3- (mec.) (Bir yerde hâkim olan hava) Gergin bir durum almak.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fr + Tür)

Elektrikli:  

(fr.t.sf.) 1- Elektrikle yüklü. 2- Elektrikle çalışan. 3- (mec.) Gergin, heyecanlı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fr + Tür)

Elektrikli Sinyal Düzeni:  

(Eskrim Ter.) Flöre ve epe dürtüsünün yapılıp yapılmadığını gösteren sistem.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Elektriksel:  

(fr.t.sf.) Elektrikle ilgili.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fr + Tür)

Elektriksiz:  

(fr.t.sf.) 1- Elektrik yükü taşımayan. 2- Elektrik tesîsâtına sâhip bulunmayan.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fr + Tür)

Elektro:  

(fr.i. électro) 1- Yunanca "elektron" (sarı kehribar) sözcüğünden alınan ve önüne getirildiği sözcüğün elektrikle ilgili olduğunu ya da elektriksel özellikleri bulunduğunu bildiren önek. 2- Elektrokardiyografi, elektrokardiyogram sözlerinin kısaltılmış şekli.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Elektroakumetre:  

(fr.i.) Elektrikli dinleme aygıtı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Elektroansefalografi:  

(fr.i. électro-encéphalographie) Çalışması esnâsında beyinde meydana gelen elektrik yükü değişmelerini grafik hâlinde kaydetme usûlü.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Elektroansefalogram:  

(fr.i. électro-encéphalogramme) Beyinde meydana gelen elektrik yükü değişmelerini gösteren grafik.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

elektrobiyoloji:  

(ing.i. electrobiology) canlı vücudunda seyreden elektriksel olayları konu alan bilim dalı.(Konusu: loji ile biten, Kökeni: ingilizce)

Elektrobiyoloji:  

(fr.i. électrobiologie) Canlı varlıklarda görülen elektrik olaylarını inceleyen bilim.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Elektrodinamik:  

(fr.sf. électrodynamique) 1- Elektrik akımının meydana getirdiği dinamik etkiyle ilgili, bu etkiyle çalışan. 2- (i.) Fizik ilminin, elektrik akımının meydana getirdiği manyetik kuvvetlerin dinamik etkilerini inceleyen kolu.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Elektrodinamometre:  

(fr.i. électrodynamomètre) Elektrik akımının şiddetini ölçen cihaz.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

elektrofizyoloji:  

(ing.i. electrophysiology) doğal elektriğin vücutla ilgisini araştıran bilim dalı.(Konusu: loji ile biten, Kökeni: ingilizce)

Elektrofobi:  

(ing.i. electrophobia) elektrik korkusu.(Konusu: Fobiler, Kökeni: ingilizce)

Elektrofon:  

(fr.i. électrophone) Fonograf kayıtlarını okumak ve elektrik akımının aracılığıyla yükselterek sese çevirmek için gerekli araçları içinde toplayan cihaz.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Elektroforez:  

(electrophoresis) Moleküllerin, nişasta, agaroz, akrilamid gibi jel yapılı maddeler bulunan ortamda elektriksel alanın etkisiyle göç hızlarının farklılığından yararlanılarak ayrılmaları.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )

Elektrogitar:  

(fr.i. électro-guitare) Sesini yükseltmek için elektriğe bağlanarak çalınan gitar.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Elektrokardiyograf:  

(fr.i. électrocardiographe) Kalpte düzenli olarak meydana gelen elektrik akımı değişikliklerini kaydeden âlet.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Elektrokardiyografi:  

(fr.i. électrocardiographie) Teşhis ve tedâviye esas olmak üzere kalbin kasılması esnâsında meydana gelen elektrik akımı değişikliklerini elektrokardiyograf denen âletle kaydetme usûlü.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Elektrokimya:  

(fr.b.i. électro ve kimyā’dan) Kimya ilminin elektrikle kimyevî değişmeler arasındaki ilişkileri inceleyen kolu.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Elektrolit:  

(fr.i. électrolyte < ing. < yun.) (fiz.) Çözelti durumunda iken elektrik akımı etkisiyle elementlerine ayrışabilen, içinde eridiği sıvının elektrik iletmesini kolaylaştıran madde, tuzlar, asitler, bazlar vb.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Elektrolitik:  

(fr.sf. électrolitique) Elektroliz yoluyle elde edilen veya yapılan. “Elektrolitik bakır.” “Elektrolitik kalıp.” “Elektrolitik taşlama.”(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Elektroliz:  

(fr.i. électrolyse) (fiz.) Çözelti durumundaki bir kimyevî maddenin, içinden geçen doğru akım etkisiyle elementlerine ayrılması.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Elektromanyetik:  

(fr.sf. électromagnétique) (fiz.) Elektrik akımının meydana getirdiği manyetik etkilerle ilgili olan, bununla çalışan. “Elektromanyetik dalga.” “Elektromanyetik güç.”(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Elektromanyetizma:  

(fr.i. électromagnétisme) (fiz.) 1- Elektrik akımının manyetik etkiler meydana getirmesi olayı. 2- Fizik ilminin bunları inceleyen kolu.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Elektromekanik:  

(fr.i. électromécanique) Elektrik ve mekanik imkânlardan faydalanarak çalışan makine, düzenek, âlet vb.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Elektrometalürji:  

(fr.i. électrométallurgie) 1- (fiz.) Metalürji ürünlerinin elde edilmesinde ve arıtılmasında termik elektriğin ısı ve elektroliz özelliklerinin kullanılması. 2- Elektrikle ısıtma olaylarından yararlanılarak yapılan ve madenlere uygulanan termik işlemlerin hepsi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Elektrometre:  

(fr.i. électromètre) Elektrikte kullanılan türlü ölçü cihazları.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Elektromıknatıs:  

(fr.b.i. électro ve mıknatıs’tan) Yumuşak bir demir çekirdek üzerine sarılmış iletken bir maddeden elektrik akımı geçirmek sûretiyle elde edilen mıknatıs.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Elektromiyografi (EMG):  

Bir kas ya da kas grubunda uyarılabilen kas zarlarının elektriksel etkinliğinin ölçülmesi.(Konusu: Fitness Terimi, Kökeni: )

Elektromotor:  

(fr.i. électromoteur) 1- Elektrik enerjisini mekanik enerjiye çeviren cihaz. 2- (fiz.) Mekanik veya kimyasal bir etki altında elektrik üreten araç.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Elektron:  

(fr.i. électron) Bir atomun çekirdeği etrâfında dönen ve negatif elektrik yükü taşıdığı farzedilen protonunkinin 1/1800’ü kadar kütleye sâhip zerrecik.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Elektronegatif:  

(fr.sf. électronégatif) Elektrolizde pozitif (artı) kutupta toplanma niteliği olan cisimler.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Elektronik:  

(fr.i. électronique) 1- Fizik ilminin, çeşitli etkilerle elektron tarafından meydana getirilen olayları inceleyen kolu. 2- (sf.) Bu olaylara dayanarak çalışan düzenek, cihaz, âlet vb..(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Elektronik Demokrasi Girişimi:  

Kısa Adı: e-Parti Genel Merkezi: Çankaya, Ankara Kuruluş Tarihi: 31.08.2016 Genel Başkanı: Emrehan Halıcı Sona Eriş Tarihi: FAAL Sona Eriş Nedeni: FAAL Siyasi Pozisyonu: Merkez İdeoloji: E-demokrasi / Doğrudan Demokrasi NOT: Çok Partili Dönemde Kurulan Siyasi Parti - III (1980 Sonrası)(Konusu: Siyasi Parti, Kökeni: )

Elektronik Demokrasi Partisi:  

Kısa Adı: e-Parti Genel Merkezi: Çankaya, Ankara Kuruluş Tarihi: 26.11.2014 Genel Başkanı: Emrehan Halıcı Sona Eriş Tarihi: 31 Ağustos 2016 Sona Eriş Nedeni: Çankaya İlçe Seçim Kurulu, 28.07.2016 tarihinde, partinin tüm siyasi süreçleri elektronik ortama taşıma hedefinden hareketle fiziksel örgütlenmeyi sadece Ankara il ve Çankaya ilçe üzerinden yapmasının, diğer il ve ilçelerde ikamet eden üyeler açısından uygun olmadığını bildirdi. Bunun üzerine 31 Ağustos 2016'da "elektronik demokrasi" girişimini parti yerine "platform" olarak devam ettirme karar aldı ve adını "Elektronik Demokrasi Girişimi" olarak değiştirdi. Siyasi Pozisyonu: Merkez İdeoloji: E-demokrasi / Doğrudan Demokrasi NOT: Çok Partili Dönemde Kurulan Siyasi Parti - III (1980 Sonrası)(Konusu: Siyasi Parti, Kökeni: )

Elektronik Denetleme:  

(Alm. Elektronische Lichtsteuerung - Fr. commande electronique - İng. electronic control) Işıkları toplu olarak bir merkezden kablosuz elektronik enerji ile denetleme.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Elektronikçi:  

(fr.t.i.) Elektronik işleriyle uğraşan, mesleği elektroniğe dayanan kimse. Elektronik uzmanı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Elektropozitif:  

(fr.sf. électropositif) (Fiz.) Elektrolizde eksi kutupta toplanma niteliği olan cisimler.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Elektroradyolog:  

(fr.i.) (tıp) Elektroradyoloji uzmanı, hekim.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

elektroradyoloji:  

(ing.i. electroradiology) (tıp) hastalıkların teşhis ve tedavi edilmesinde elektrik ışınlarının uygulanmasını öngören tıp dalı.(Konusu: loji ile biten, Kökeni: ingilizce)

Elektroskop:  

(fr.i. électroscope) Bir cisim üzerindeki elektrik yükünün varlığını ve miktârını gösteren âlet.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Elektrostatik:  

(fr.i. électrostatique) 1- Fizik ilminin, genellikle iletken olmayan cisimlerin üzerinde toplanan durgun elektrik yükleriyle ilgili olayları inceleyen kolu. 2- (sf.) Durgun elektrikle ilgili.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Elektroşok:  

(fr.i. électrochoc) Akıl hastalarına uygulanan, beyne çok kısa süreli elektrik akımı gönderme şeklindeki tedâvi metodu.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Elektrot:  

(fr.i. électrode < ing.) 1- Bir elektrolitin içine daldırılan ve pozitifine anot (+), negatifine katot (-) denen iki iletken çubuktan her biri. 2- Elektrik ark kaynağında kullanılan kaynak çubuğu.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Elektroteknik:  

(fr.i. électrotechnique) Elektriğin kullanılmasını ve kullanılma tekniğini konu edinen ilim dalı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Elektroterapi:  

(fr.i.) (tıp) Elektrikle sağaltım.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Eleman:  

(fr.i. élément) 1- Birleşik bir şeyi meydana getiren basit unsurlardan her biri, öğe, unsur. 2- Bir işte çalışan insanlardan her biri.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Elemanter:  

(fr.sf.) (bkz:: Elementer)(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Eleme:  

(gnl.ter.) Rakip takımı veya sporcuyu yarışma dışı bırakma. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

eleme:  

ad 1. elemek eylemi. 2. sıfat elenmiş, elenerek seçilmiş olan. 3. ad SPOR TERİMİ çeyrek sona katılacak sporcu ve takımları ayırmak için düzenlenen seçme yarışı. 4. RUHBİLİM TERİMİ canlı yığınlarını ya da olayları değerlendirerek, belirli bir amaç ya da ölçüye göre, aralarından kimilerini ayırma.(Konusu: , Kökeni: )

Elemek:  

1- (f.) (Parayı) Harcayarak, oyunda kaybederek bitirmek. 2- (Kumarda) Diğer oyuncunun bütün parasını kazanmak. Örn:: -Yürü oğlum Paytoncudan daha kaşkaval kumarcı olmaz. Şunu araya alıp Seferberlik unu gibi eleyelim. (Kemal Tahir, Esir Şehrin Mahpusu)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Element:  

(alm.i. Element < lat.) Nükleer parçalanma dışında herhangi bir şekil ve etkiyle başka maddelere ayrılmayan ve sentez yoluyle elde edilemeyen madde.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Almanca)

Elementer:  

(alm.) Bir şeyin başlangıcını oluşturan, salt temel ilkeleri kapsayan.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Almanca)

Elenika:  

(yun.i. çağdaş) Bir İşin, bir şeyin en iyisi, en mükemmel biçimi anlamında kullanılır. Örn:: Ermeni- İşte ben de bu üç lisanı öyle örgendim ki en kaba yerinden tut da en elenikasına kadar örgendim. (Karagöz, Bursalı Leyla) Örn:: İsmet Fahri Bey hem Kavuklu, hem Pişekar hem de taklidin elenikasını yapardı. (İsmail Dümbüllü, anılar)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Elest Bezmi:  

Allah’ın, ruhlar âleminde kullarıyla ezelde yaptığı, kullarında bizzat şahitlik ettikleri toplantıda yapılan ilahî sözleşme. Yüce Allah, kullarına “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” anlamında “Elestü birabbiküm” diye sormuş ve bütün kullar da “Evet, sen bizim Rabbimizsin.” anlamında “kalubela” şeklinde karşılık vermişlerdir. Bu sözleşme ile Allah, yaratmada ve emretmede yalnızca kendisinin ilah kabul edilmesini istemiştir. Araf Suresi’nin yüz yetmiş ikinci ayetinde bu sözleşme anlatılmakta ve bunun, kıyamet gününde insanların “Bizim bundan haberimiz yoktu.” şeklinde bahane ileri sürmelerine engel olmak için yapıldığı bildirilmektedir.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Eleştiri:  

(Alm. Kritik - Fr. critique - İng. criticism) Bir oyunun, yapılan sanat, estetik, teknik, dünya görüşü ve toplum bilim, sahneye koyuş, oynanış, dekor, kostüm, rol psikolojisi vb. yönlerinden herhangi biri, birkaçı, ya da tümü yönünden bakarak yapılan değerlendirme.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

eleştirilmek:  

nesnesiz (nesne almayan) eylem eleştiri işi kendisine yapılmak, eleştiriye konu olmak.(Konusu: , Kökeni: )

Eleştirmeci:  

(Alm. Kritiker - Fr. critique - İng. critic) Oyun ya da bir yapıt eleştirisi ile uğraşan kimse. Bir oyunu, yapıtı çeşitli yönlerden eleştiren yazar. Münekkit.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Eleştirmeciler Birliği:  

(Alm. Kritikervereinigung) Eleştirimecilerin bir araya geldikleri birlik. Bu birliklerin kimisi oyun yarışması yaptığı gibi, yılın en iyi oyununa, oyun yazarına, rejisöre ya da dekor sanatçısına ödüller verir.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Eleuterofobi:  

(ing.i. eleutherophobia) özgürlük korkusu.(Konusu: Fobiler, Kökeni: ingilizce)

Elevasyon:  

Kaldırma, yükseltme.(Konusu: Fitness Terimi, Kökeni: )

WhatsApp