MecmuaN.CoM sözlük sitesi
 D E N E M E    


Haydi Öğrenelim!

Nevbar:

(f.i. ka.) 1- Genç kız. 2- Turfanda çıkan meyve ve çiçek.

SON EKLENEN KELİMELER



*Amed Sportif Faaliyetler

*Abdi Algül

*Beyza Başar

SON ARANAN KELİMELER



*Erkeklik

*Erkeklik

*Erkeklik

MecmuaN.com Nedir?

MecmuaN geniş çaplı bir Sözlük Sitesidir. Anlamını bilmediğiniz kelimeler, atasözleri, deyimler, osmanlıca kelimeler ve kronolojik tarihi olayları araştırabilir ve önemli günler gibi bir çok bilgiye ulaşabilirsiniz.

Kelime Arama

      Gelişmiş Arama
Sende Yolla Hata Bildir!


GENİŞ KAPSAMLI ANLAMLAR VE KAVRAMLAR SÖZLÜĞÜ - TÜRKÇE SÖZLÜK




Koalisyon:  

1. Çeşitli güçlerin bir araya gelmesiyle oluşturulan birlik, ortak yönetim. 2. Koalisyon hükûmeti.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Koaptör:  

(Tıp) İki yüzeyi bir araya getirmeye yarayan araç.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

KOASHI:  

(Koaşi) Küçük adım.(Konusu: Karate Terimi, Kökeni: )

Kobalt:  

Sembolü: Co Atom Numarası (Proton Sayısı): 27 Atom Ağırlığı: 58.933195(5)  g/mol Elektron Sayısı: 27 Element Serisi: Geçiş metalleri Periyodik Tablodaki Grup, Periyod: 8B, 4 Yoğunluk: 8,9 g/cm3 Erime Noktası: 1495.0 ° C (1768.15 K, 2723.0 ° F) Kaynama Noktası: 2870.0 ° C (3143.15 K, 5198.0 ° F) Oda Koşulunda Maddenin Hali: Katı Görünümü: Hafif gri tonda metalik Keşif: George Brandt (1737) Kobalt Kullanım Alanları ve Özellikleri: Kobalt, çoğunlukla kanser tedavisinde ve radyoterapide kullanılmaktadır.(Konusu: Elementler, Kökeni: )

Kobalt:  

Mavi renk veren, sert bir kimyasal element.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Kobay:  

1. Deneylerde kullanılan hayvan. 2. (Mecaz) Denek olarak kullanılan kişi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Kobaygiller:  

Kobayların ait olduğu hayvan familyası.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Kobra:  

(por.i. cobra'dan) 1- Kıt notlu öğretmen, acımasız erkek öğretmen. 2- Erkeklik organı, penis.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kobra:  

Zehirli bir yılan türü.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Kobragiller:  

Zehirli yılanları kapsayan bir hayvan familyası.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

KOBUDO:  

(kobudo) Silahtan istifade etmek.(Konusu: Karate Terimi, Kökeni: )

Koca:  

(t.i. erk.) 1- Eş. Ev ve ailenin yaşça en büyüğü. 2- İri, kocaman. 3- Akıllı, tedbirli yiğit.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Koca Ağız:  

Bilimsel Adı: Aspius aspius. Familyası: Sazangiller familyasına ait bir etçil, tatlı su balığı türü. Diğer Adı: Ak Balık, Beyaz Balık. Boyları 40-80 cm,, maksimum uzunluk 120 cm’dir. Ağırlıkları ise 12 kg kadar olur. Trakya Marmara ve Kuzey bölgelerimizin hızlı akarsularında yaşar. Üreme dönemi Nisan – Haziran aylarını kapsar. Dişiler yumurtalarını akarsuların zeminindeki taşlar ve çakıllar üzerine bırakır. Genellikle her bir dişi balık 500.000 kadar yumurta verebilir. Etçil bir balıktır. Su içindeki her türlü hayvanla beslenir. Erginleri yalnız dolaşır. Az lezzetli eti nedeniyle ekonomîk değeri bölgeseldir. Buna karşın olta avcılığı çok zevkli bir balıktır. Koca ağız balığı ile aynı cinse ait olan sis balığı (Apius vorax) türü Fırat ve Dicle nehirlerinde yaygındır.(Konusu: Balık İsimleri, Kökeni: )

Koca Koca:  

(sf. 1- Büyük büyük. "Koca koca adamlar çelik çomak oynuyordu" 2- İri parçalar durumunda, iri iri olarak. NOT: Aynı Kelimenin Tekrarıyla Oluşur.(Konusu: İkileme, Kökeni: )

Kocaalp:  

(t.i. erk.) Yaşlı, ulu, yiğit.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Kocaeli:  

Kocaeli Tarihi; 11. yüzyıl sonlarında Kutalmışoğlu Süleyman Şah tarafından Selçuklu topraklarına katılmıştır. Osman Gazi zamanında da Osmanlıların eline geçmiştir. Eskiden Kocaeli ilinin merkezi İzmit idi.(Konusu: İl Tarihi, Kökeni: )

Kocaeli:  

Kocaeli İlçeleri: 1-Başiskele (22.03.2008) 2-Çayırova (22.03.2008) 3-Darıca (22.03.2008) 4-Derince (09.12.1999) 5-Dilovası (22.03.2008) 6-Gebze 7-Gölcük (15.06.1936) 8-İzmit (15.06.1936) 9-Karamürsel 10-Kandıra 11-Kartepe (22.03.2008) 12-Körfez (04.07.1987)(Konusu: İl İlçeleri, Kökeni: )

Kocaeli:  

Kocaeli; Doğu ve Güneydoğudan Sakarya, Güneyden Bursa, Batıdan Yalova, İzmit Körfezi, Marmara Denizi ve İstanbul ili ile komşudur. Kuzeyden Karadeniz'le çevrilidir.(Konusu: İl Komşuları, Kökeni: )

Kocaeli:  

Tel. Kodu: 262(Konusu: İl Tel Kodu, Kökeni: )

Kocaeli:  

Plaka Kodu: 41(Konusu: İl Plaka Kodu, Kökeni: )

Kocaeli:  

Nesiyle Meşhur: Pişmaniye, Kandıra Yoğurdu, Eşme Ayvası (Limon Ayvası), Çene İçme Suyu, Değirmendere Fındığı, Saray Helvası, Hereke İpek Halısı, Karamürsel Sepeti, İhsaniye Elması, İzmit Simidi, Maşukiye Armudu, Yarımca Kirazı meşhurdur.(Konusu: İl Nesiyle Meşhur, Kökeni: )

Kocaeli:  

Kocaeli'nde Gezilecek Yerler: Babalı Köyü, Vidinli Sırrı Paşa Konağı, Gayret Gemi Müzesi, Osman Hamdi Bey Evi ve Müzesi, Maşukiye Kirazlı Yaylası, Menekşe Yaylası, Kuzu Yaylası, Kartepe Kayak Merkezi, Maşukiye Aygır Deresi, Bağırganlı, Eskihisar Kalesi, Darıca Kalesi, Tahtalı Göleti, Beşkayalar Tabiat Parkı, İzmit Körfezi, Yuvacık Barajı, Ballıkayalar, Darıca Hayvanat Bahçesi, Kandıra Cebeci Sahili, Kefken Adası, Kefken Kovanağzı Koyu, Kerpe Sarısu, Kerpe Babadağı, Kefken Pembe Kayalar, Kerpe Miço Cennet Koyu, Kerpe Kartal Kayaları, Kocaeli Saat Kulesi, Kocaeli Arkeoloji Müzesi.(Konusu: İl Gezilecek Yerler, Kökeni: )

Kocaeli:  

Genel Bakış: Asya ve Avrupa’yı birbine bağlayan Marmara Denizi’nin ve Marmara Bölgesi nin doğusunda yer alan bir şehirdir. •(Konusu: İl Genel Bakış, Kökeni: )

Kocaeli Yarımadası:  

Kocaeli Yarımadası, Kocaeli ili'nin İzmit Körfezi kuzeyinde kalan bölümünü ve İstanbul'un Anadolu yakasını kapsayan bir yarımadadır. Yarımada, kuzeyinde Karadeniz, güneyinde İzmit Körfezi, batısında İstanbul Boğazı ile çevrilmiştir.(Konusu: Coğrafi Konum, Kökeni: )

Kocaelispor:  

Kulüp Lakabı: Körfez, Yeşil Şimşekler Taraftar Grubu: Hodri Meydan. (Konusu: Lakap Türk Tk., Kökeni: )

Kocakarı:  

(i.) 1- Eş, karı, zevce. 2- Anne, valide. Örn:: -Bana bak kocakarı. Sen buraya bana çatmak için mi geldin?.. Para vereceksen ver vermeyeceksen cehennem ol (Adnan Veli, Mapusane Çeşmesi)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Koç:  

(Basketbol Ter.) Antrenör. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Koç:  

1. Erkek koyun. 2. (Mecaz) Yol gösteren, eğiten kimse (özellikle spor veya eğitim alanında)(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Koçak:  

(a.i. erk.) 1- Yürekli, eli açık. 2- Yüce gönüllü. 3- Konuk sever. 4- Yiğit, korkmayan kişi, savaşçı. 5- Açık kestane renginde olan.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Koçakalp:  

(t.i. erk.) Cömert, kahraman, yiğit.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Koçaker:  

(t.i. erk.) Cömert, kahraman kimse.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Koçan:  

(erm.i. gotun'dan esk.) İhtiyar, yaşlı kimse. (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Koçaş:  

(t.i. erk.) 1- Kılavuz, rehber. 2- Yağmur bulutu. (Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Koçay:  

(t.i. erk.) Koç gibi güçlü.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Koçer:  

(t.i. erk.) Sağlıklı, yürekli er.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Koçhan:  

(t.i. erk.) (bkz:: Koçer)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Koçubey:  

(t.i. erk.) Koçu arabasını kullanan kişi. Koçu: Gelin arabası.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Koçyiğit:  

(t.i. erk.) Yürekli, cesur, kahraman.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Kod:  

1. Bilgi iletmek için kullanılan işaretler bütünü. 2. (Bilişim) Programlama diliyle yazılmış komutlar.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Kodein:  

(codeine) Morfinin metilasyonundan veya opiumdan elde edilen, analjezik ve öksürük ilacı olarak kullanılan beyaz kristal hâlindeki alkoloit.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )

Kodein:  

Afyondan elde edilen, ağrı kesici etkili bir alkaloit.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Kodeks:  

Kanun kitabı, yazılı hukuk metni.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Kodes:  

(yun.i. kotetsi, kümes'ten) Cezaevi, tutukevi, hapisane. Örn:: Boynuna bir kıravat takmakla adam oldum sanma. Kodeste yattığını unutma. (Reşat Nuri Güntekin, Damga) Örn:: İnsanlar böyle işte. Bir iftira haydi kodese. (Sabahattin Ali, Fikir Arkadaşı) Örn:: Bizim bu kodes davasında bedelimiz kalmadı ki bedenimiz kalsın ağbi. (Süavi Süalp - Bülent Arabacıoğlu, Gündüz İnsan Gece Hırt)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kodes:  

(Argo) Hapishane, cezaevi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Kodesi Boylamak:  

(d. yun. türk.) Hapse atılmak, tutukevine konmak. Örn:: Bu yürüttüğümüz ikinci araba ağbi. Sonunda hırsızlıktan kodesi boylayacağız. (Necdet Şen, Hızlı Gazeteci Şaban)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kodeslemek:  

(yun.f. türk. e.) 1- Hapse atmak, tutukevine kapatmak. Örn:: Alayımızı kodeslediler. Nihayet mahkemeye çıktık. (Refi Cevat Ulunay, Sayılı Fırtınalar) 2- Hapse girmek. Örn:: Ama biliyor musun firarın cezasını? Onbeş meydan dayağı onbeş de kodeslersin. (Hasan Amca, Nizamiye Kapısı)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

kodikoloji:  

(ing.i. codicology) kitap ve elyazması eserlerin hazırlanması ile ilgili çalışmalar. (mürekkeb, kağıt, parşömen, v.b.)(Konusu: loji ile biten, Kökeni: ingilizce)

Kodlamak:  

Bir bilgiyi belirli bir sisteme göre işaretlere dönüştürmek.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Kodoş:  

(erm.i. godoş, boynuz) Muhabbet tellalı, pezevenk.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kodoş:  

(Argo) Başkalarının uygunsuz ilişkilerine aracılık eden kişi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Kodoşluk:  

Kodoş olma durumu.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Kofana:  

Bilimsel Adı: Pomatomus saltatrix. Familyası: Deniz balığı. Beyaz ete sahip olan çok lezzetli, dişleri jilet gibi keskin olan, oltayla, zıpkınla vede gırgır ağları ile avlanan canavar cinsli, çok kuvvetli bir çeneye ve dişlere sahip bir balık olup, Lüfer'in büyüğüne verilen addır. Kofananın büyüğüne de Sırtıkara denilmektedir. Zoka, kaşık ve olta ile yakalanması durumunda ağzından iğneyi çıkarırken çok dikkatli olmalıdır. Çünkü bu balık parmakları kapması ile de meşhurdur. HANGİ AYDA YENİR: Eylül, Ekim, Kasım, Aralık, Ocak(Konusu: Balık İsimleri, Kökeni: )

Kofana:  

Uskumruya benzeyen, iri bir balık türü.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Kofti:  

(yun.sf. katakoptodan kıs.) 1- Anlamsız, değersiz, İşe yaramaz, uyduruk. (şey, haber, söz) Örn:: Sen telefonlara kofti bir ilaç sıkacaksın sonra telefon başına makbuz kesip onar lira alacaksınız. (Süavi Süalp, Dezenfekte Şirketi) Örn:: birkaç ayda bir derginin o sayısı kofti olduğunda. (Engin Ardıç, Doğru Söyleyeni Dokuz Köyden) 2- Beceriksiz, yeteneksiz, yalancı. (kimse) Örn:: Beleşino'nun kofti çıktığını gören Barselona oyuncularından topu kapan Şerefe bir çalım atmadan bırakmıyordu. (Oğuz Aral, Utanmaz Adam) (bkz:: Katakofti)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kofti:  

Değersiz, kalitesiz, işe yaramaz.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Kofti Atmak:  

(d. yun. türk) Yalan söylemek, uyduruk haber üretmek. Örn:: Hacıvat- Ulan yine kofti atmağa başladın. Yeşil bıyıklı insan olur mu? (Karagöz, Cimrilik)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kofti Yutmak:  

(d. yun. türk.) Aldanmak, yalana kanmak.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kofti Yutturmak:  

(d. yun. türk.) Aldatmak, yalana kandırmak. Örn:: Bana kofti yutturma. Basacağım kalayı. (Necdet Rüştü Efe, Apaş Manileri)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Koftiden:  

(zf. yun. türk.) 1- Yalandan uyduruk. Örn:: Oysaki Necip koftiden değil harbiden bağırır ama inanmazsınız. (Yalçın Doğan, Kodes A.Ş.) 2- (sf.) Önemsiz, düşük, nitelikli, değersiz. Örn:: Anjel Emine dert yanıyordu. -Mızıka koftiden Oynamak gelmiyor içimden. (Reşat Enis, Yolgeçen Hanı)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Koftiden:  

Uydurma olarak, aslında olmayan (argo kullanım)(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Koftileşmek:  

(f. yun. türk.) 1- (Nesneler için) Değerini yitirmek, niteliğini yitirmek. Örn:: Bana verdikleri dinamitlerin yarısı koftileşmişti. Dinamitin özelliği kaybolunca mantarlaşır. (Murat Belge, Ülkücü Cengizhan Cengiz Açıklıyor) 2- (İnsan için) Cıvımak, olağan davranışlarından farklı şeyler yapmaya başlamak.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Koftileşmek:  

Değersizleşmek, kalitesiz hâle gelmek.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Kognisyon:  

(cognition) Biliş.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )

Koğuş:  

Kışla, hastane, hapishane, yatılı okul gibi yerlerde, içinde birçok kişinin yattığı, barındığı büyük oda.(Konusu: Askeri Terim, Kökeni: )

Koğuşçu:  

Koğuşçu; adı üstünde bir görevdir. Koğuşlarda olası bir düzensizlik ve benzeri şeyler varsa bunu komutana bildirir. Komutan da gerekli olan işlemleri uygular.(Konusu: Askeri Terim, Kökeni: )

Koh:  

(Kimya) Potasyum hidroksit (KOH) için kullanılan kısa ad.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Kohai:  

Yeni öğrenci.(Konusu: Aikido Terimi, Kökeni: )

Kohenit:  

(Kimya) Demir ve nikel içeren bir tür karbür mineral.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Koinonifobi:  

(ing.i. koinoniphobia) odalardan korkma.(Konusu: Fobiler, Kökeni: ingilizce)

Koit:  

(coitus) Kadın ve erkek cinsel organlarının tam birleşmesi hâliyle gerçekleşen cinsel ilişki.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )

Koitofobi:  

(ing.i. coitophobia) koitus'dan (cinsi münasebet'den) korkma.(Konusu: Fobiler, Kökeni: ingilizce)

Kok:  

(i. kıs.) Kokain.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kok:  

Taş kömürünün damıtılmasıyla elde edilen, yüksek ısı veren yakıt.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Koka:  

Güney Amerika’da yetişen, yapraklarından kokain elde edilen bitki.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Kokain:  

(cocaine) Erythroxylon coca adı verilen ağacın yapraklarından veya ecgonine ya da bunun türevlerinden elde edilen, mukozalarda yerel anestezik etkisi olan, uyarıcı etkisi nedeniyle kullanılan, bağımlılık oluşturan, abstinans sendromu yapmayabilen beyaz renkli kristaller şeklinde alkoloit. (Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )

Kokain:  

Koka yapraklarından çıkarılan ve bağımlılık yapan uyuşturucu bir alkaloit.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Kokainman:  

Kokain bağımlısı kimse.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Kokainomani:  

Kokain bağımlılığı hastalığı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Kokana:  

(Halk ağzı) Yaşlı kadın.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Kokart:  

Bir görevi, ünvanı veya aidiyeti gösteren işaret, rozet.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Kokartlı:  

Kokartı olan.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Koket:  

Karşı cinsi etkilemeye çalışan, cilveli kimse.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Kokimbit:  

(Kimya) Antimon içeren bir mineral türü.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Kokkömürü:  

Taş kömürünün işlenmesiyle elde edilen yakıt (kok)(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Koklaşma:  

Koklaşmak işi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Koklatmak:  

(f.) (Birisine, bir nesne, para vb.den) Azıcık vermek. Örn:: Zengin bir amcası var. Karun pezevenk. Çocuğa metelik koklatmıyor. (Orhan Kemal, Üç Berduş)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Koko:  

(fr.i. cocaine' kokainden kıs) Kokain. (Fransız argosunda da coco kokain anlamında kullanılır.)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Koko:  

(Argo) Kokain.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Kokocu:  

(i.) Kokain tiryakisi. Örn:: Kokocu karı kendin bilmez değilsin ya beyim kızgınlıkta on karıya bedeldir. (Kemal Tahir, Kurt Kanunu) Örn:: Kokain piyasası zengin piyasasıdır. Dünyada da böyle kokocular zengin kesimden. (Erhan Akyıldız, Sahte Cennetin Tutsakları)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kokocu:  

Koko kullanan veya satan kişi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Kokomiro:  

(yun.i. kokomiros) Kaba saba adam.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kokona:  

1. (Halk ağzı) Hristiyan kadın. 2. (Mecaz) Süsüne düşkün kadın.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Kokoniça:  

(rom.i.) Kız, genç kız. Örn:: Kuyumcu Selim yeni bir mantunita ayarladı. Harbi konuşursak ev pilici gibi bir kokoniça. (Özdemir Kaptan Arkan, Beyoğlu Kısa Geçmişi Argosu)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kokoreç:  

Koyun bağırsağından yapılan bir yiyecek.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Kokoreç:  

Yanlış: Kokareç Doğru: Kokoreç(Konusu: Yanlış Yazılan Kelime, Kökeni: )

Kokoroz:  

(ita.sf.i. coccoia koçanıyla birlikte mısır'dan) 1- Çirkin. (kimse özellikle kadın) Örn:: Çingene- Bizim Pembenin kaynanası kokoros. (Karagöz, Yazıcı) 2- Kötü durumda, parasız. (kimse) Örn:: Dan-din- Evladım kişizade olacak ama bir çaresine bakılmazsa ben koskoca bir kokoroz olacağım. (Haldun Taner, Sersem Kocanın Kurnaz Karısı) Kokoros da denir. (bkz:: Kokorozlu)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kokoroz:  

Kendini beğenmiş, kabadayı tavırlı kimse.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Kokorozlanmak:  

(ita.f. türk. e.) 1- Meydan okumak, korkutmaya çabalamak, yiğitlenmek, gözdağı vermek. 2- Kokoroz hale gelmek.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kokorozlanmak:  

Gereksiz yere kabarmak, böbürlenmek.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Kokorozlu:  

(it.sf. türk. e.) 1- Özenli. Örn:: Ha kemaneli bey gel bakalım avşamlayın şuracıkta senin bir kokorozlu falına. (Osman Cemal Kaygılı, Çingeneler) 2- Süslü püslü. Örn:: Karım kendini beğenmiş kokorozlu bir hatundur. (Sait Faik, Çarşıya İnemem)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

WhatsApp