Haydi Öğrenelim!
itiraz:
ad 1. ortaya atılan bir düşünceyi ya da alınan bir kararı benimsemeyerek karşı çıkma. 2. söylenecek karşı söz, karşı söyleme. "Buna bir itirazı olan yoktur"
MecmuaN.com Nedir?
MecmuaN geniş çaplı bir Sözlük Sitesidir. Anlamını bilmediğiniz kelimeler, atasözleri, deyimler, osmanlıca kelimeler ve kronolojik tarihi olayları araştırabilir ve önemli günler gibi bir çok bilgiye ulaşabilirsiniz.
Kelime Arama
Sende Yolla Hata Bildir!GENİŞ KAPSAMLI ANLAMLAR VE KAVRAMLAR SÖZLÜĞÜ - TÜRKÇE SÖZLÜK
Kumbarahane:
(bkz:: Humbarahane)(Konusu: Hane ile Biten, Kökeni: )
KUMI:
(kumi) Almak, elde etmek.(Konusu: Karate Terimi, Kökeni: )
KUMITE:
(kumite) Eşli çalışma, müsabaka.(Konusu: Karate Terimi, Kökeni: )
Kumi Jo :
JO (bir sopa) ile eşleşerek yapılan egzersiz. (eşli pratik.)(Konusu: Aikido Terimi, Kökeni: )
Kumi Tachi:
Kılıçlı egzersiz. (eşli pratik)(Konusu: Aikido Terimi, Kökeni: )
Kumis:
Kumis; Moğolistan'da sütün damıtılmasıyla elde edilen bir fermente içki. Aslında kısrak sütünden yapılan Kumis, sınırlı üretim nedeniyle günümüzde genelde inek sütünden yapılıyor.(Konusu: İçki Çeşitleri, Kökeni: )
Kumpanya:
1. Tiyatro topluluğu. 2. Ortaklık, şirket (eski kullanım).(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Kumpas:
(fr.i. compas'tan) 1- Tuzak kurma, hile, dalavere düzenleme. 2- Tuzak, hile, dalavere. Örn:: Yanına gittiğimde Yılmaz gözünü gözüme dikerek Nedir bu kumpas? dedi. (Bilge Karasu, Kılavuz)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Kumpas:
1. Dizgide harfleri yerleştirmeye yarayan araç. 2. Ölçü aleti (kalınlık vb. ölçer). 3. (argo) Hile, düzen.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Kumpas Kurmak:
(d. fr. türk.) Başkaları aleyhine konuşup, anlaşmak. Hile yapmak, tuzak düzenlemek üzere sözleşmek, uyuşmak. Hile düzenlemek. Örn:: Hacılarda kumpas kurulmuştu -Karı kısmı odasına çekilsin. Sesler kesilsin. Pikabı ben bağırınca açın.. (Süavi Süalp - Bülent Arabacıoğlu, Gündüz İnsan Gece Hırt)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Kumpas Sallamak:
(d. fr. türk.) 1- Dalgınlığına gelmek. 2- (Birisine, bir olaya, bir şeye) Önem vermemek. 3- Eşanl. Kumpas Kurmak.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Kumpir:
Fırınlanmış büyük patates içine çeşitli malzemeler konularak yapılan yiyecek.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Kumpo:
(T. K.O.): Anadolu'da oyuncuları düzenleyene verilen ad.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Kumru:
(f.i. ka.) Güvercinlerden, uzunca kuyruklu boynunun yanlarında benekler bulunan ve güvercinlerden daha küçük olan boz renkli kuş.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Farsca)
Kumrul:
(f.i. erk.) (bkz:: Kumru)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Farsca)
Kumuk:
(t.i. erk.) 1- Kılıç. 2- Kuzeydoğu Kafkasya ile Hazar denizinin batı kıyısında yaşayan bir Türk boyu.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Kumukbay:
(t.i. erk.) (bkz:: Kumuk)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Kun:
(fars.i.) Makat, anus. Örn:: Kun hastası kulampara şoförler, kahyalarını yiyemeden kaçırdıkları için hastalandılar. (Metin Kaçan, Ağır Roman)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Kuncu:
(sf.i. fars. türk. e.) Sodomist, aktif eşcinsel, (erkek) kulampara. Örn:: Herkes senin gibi yaparsa bu kuncuların kökünü kazırız.. (Kemal Aratan, Vargalardan Gelen Adam)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Kundak:
1. Bebeği sarmaya yarayan bez. 2. Ateş yakmak için kullanılan düzenek. 3. (silah) Tüfeğin omza dayanan kısmı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Kundakçı:
Kundaklama işini yapan kişi (yangın çıkaran).(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Kundaklamak:
1. Bebeği kundak içine sarmak. 2. (olumsuz) Bir yeri kasıtlı olarak yakmak.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Kundaklanmak:
1. Kundak durumuna getirilmek. 2. (yangın) Bilerek yakılmak.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Kundaklatmak:
Kundaklama işini başkasına yaptırmak.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Kundaklı:
1. Kundaklanmış. 2. (silah) Kundak kısmı olan.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Kundaksız:
Kundaklanmamış.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Kundura:
Deriden yapılmış, kapalı ayakkabı türü.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Kunduracı:
Kundura (ayakkabı) yapan veya satan kişi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Kunduz:
Bir oyuncunun rakibinden bir gelen bahisleri katlamayı Kabul edip hemen tekrar katlama yapmasıdır. Bir Bevaer öneren oyuncularda Katlama Küpünün kontrolü kalmış olur.(Konusu: Tavla Terimi, Kökeni: )
Kunek:
(fars.i.) Edilgin eşcinsel erkek, oğlan. (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Kunt:
(t.i. erk.) 1- Sağlam ve iri yapılı. 2- Ağır dayanıklı, kalın. 3- Bir tür güvercin.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Kuntay:
(t.i. erk.) (bkz:: Kunt)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Kunter:
(f.i. erk.) Sağlam, kuvvetli.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Farsca)
Kuntman:
(t.i. erk.) Sağlam ve iri yapılı, sağlıklı kimse.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
kunut:
1- İbadet, boyun eğme, itaat, saygı, huşu, dua etme. 2. Allah’ın emirlerine kendini tam olarak verme, bağlanma ve itaate devam etme hâli. Örn:: “Şüphesiz ki İbrahim sadece Allah’a kunut eden Hanifti. O asla müşriklerden değildi.” (Kur’an-ı Kerim Nahl suresi 16/120 nci Ayet) 3- Allah’ın yaratmış olduğu herhangi bir hayrı elde etmek veya düşman şerrinden, doğal afetlerden, salgın hastalıklardan kurtulmak için dua ederek namazda Allah’a sığınma. Örn:: “Namazın en faziletlisi kunutu uzun olanıdır.” (Hadis) 4- Vitir namazının üçüncü rekâtında Fatiha ve sure okunduktan sonra okunan dualar.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Kup:
Küp şeklinde olan şey.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Kupa:
(gnl.ter.) Spor karşılaşmalarında veya çok takımlı organizasyonlarda birinciye veya ilk üç dereceye verilen metalden yapılmış hediye. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Kupa:
1. Saplı bardak. 2. (spor) Yarışma ödülü olarak verilen büyük bardak biçimli ödül. 3. (iskambil) Kart destesindeki dört işaretten biri (kupa = kalp).(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Kupaj:
Farklı özellikteki şarapların harmanlanması işlemi. Bu işlem ile, bağların farklı kısımlarından elde edilen, değişik yıllara sahip, değişik işlemlerden geçmiş ayrı karakterdeki şarapların ya da farklı sepajların birbiri ile harmanlanması yolu ile, daha kaliteli şarapların üretilmesi hedeflenir.(Konusu: Şarap Terimi, Kökeni: )
Kupes:
Bilimsel Adı: Boops boops. Familyası: Sparidae familyasından ticari açıdan önemli bir balık türü. Diğer Adı: Altınkuşak da denir. Kıbrıs'ta Voppa balığı olarak da bilinir. Uzunluğu derinliğinin 4 katı kadardır. Doğu Akdeniz’de Şubat-Nisan, Batı Akdeniz’de Nisan-Mayıs, Karadeniz’de ise yaz döneminde ürerler. Ege, Marmara’da yaygındır. Deniz suyu sıcaklığı arttıkça yaşam alanları da genişler. Kupes'in gözleri kocamandır ve biraz dikkatli bakarsanız gözlerinin üstünde sanki göz kapağıymış gibi kapanıp açılan saydam zarı görebilirsiniz. Eti oldukça lezzetlidir. Haziran- Eylül arasında en lezzetli aylarıdır. Yosunlar balık yavruları ve kabuklularla beslenir. Üremelerini bahar sonunda yapar. Karagöz ve Çitari ile aynı türdendir. Eti lezzetlidir. Ancak bölgesel değerlenir.(Konusu: Balık İsimleri, Kökeni: )
Kupes:
1. İki kapılı otomobil türü. 2. (eski kullanım) Kapalı, küçük at arabası.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Kupon:
1. Çekilişlerde kullanılan kesilmiş basılı parça. 2. Kampanyalarda biriktirilen basılı kâğıt. 3. Çalışanlara verilen para değerinde fiş. 4. Tek parça, kaliteli kumaş.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Kupür:
1. Gazete, dergi vb. yayınlardan kesilmiş parça. 2. (giyim) Giyside kesim biçimi. 3. Kesilmiş parça, kesik.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Kur:
1. Dövizlerin birbirine karşı değeri (döviz kuru). 2. Kurum, kurul, heyet.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Kur Makası:
(bkz:: Makas)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Kur'an-ı Kerim:
1- Fatiha suresi ile başlayıp Nâs Suresi ile biten, Hz. Muhammed’e indirilen ve kendine has özellikleri olan Allah kelamı. Örn:: “İnsanlara mutlak doğruyu gösteren, doğrunun en açık kanıtlarının bulunduğu, hak ile batılın kendisi ile ayırt edildiği Kur'anı Kerim ramazan ayında indirilmiştir.” (Kur'an-ı Kerim Bakara suresi 2/185 nci Ayet) 2- Hz. Peygamber’e vahiy yoluyla gelen, mushaflarda yazılı olan, değiştirilmeden nesilden nesle nakledilen, okunması ve yaşanması ile ibadet edilen, başkalarının benzerini getirmekten âciz kaldığı, Allah’ın mucize kelamı. Örn:: “Her kim ki Kur'an-ı Kerim’i öğrenir, ezberler ve içindekilerle amel ederse Allah o kimsenin anne ve babasına ahiret gününde güneşten daha parlak bir taç giydirir.” (Hadis) Kur'an-ı Kerim, 114 sure, yaklaşık 6666 ayet ve 30 cüzden oluşmaktadır. Kur’an-ı Kerim, 610 ile 632 yılları arasında Mekke ve Medine’de indirilmiştir. Başta Allah’a iman olmak üzere insanlık âlemine kıyametin kopacağı güne kadar her konuda ışık tutacak olan ve hiçbir harfi değişmemiş ilahî bir kitaptır. el-Furkan, el-Hâdi, el-Kitap, eş-Şifa, el-Müheymin, ez-Zikir gibi içeriğine uygun birden fazla isimleri vardır. Kur’an-ı Kerim, Hz. Ebubekir tarafından kitap hâline getirilmiş, Hz. Osman tarafından da çoğaltılıp İslam âleminin değişik yerlerine gönderilerek meydana gelebilecek yanlışlıkların önüne geçilmiştir. O günden beri milyonlarca insan ezberlemiş, Müslümanlar Kur'an-ı Kerim’in orijinal dilini namazlarda okumuş, böylece bu ilahî kitap, unutulmaktan ve değiştirilmekten korunmuştur.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Kura:
(t.i. erk.) 1- Cesur. 2- Çelik. 3- Toprak içinde bulunan büyük taş.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Kurabiye:
(osm.sf.i. gurabiyye) 1- (Kız ve kadın için) Genç, güzel, çekici. Örn:: Şimdi elinde bir Rum kızı var. Yeme yanında yat Kurabiye kardeşim kurabiye. (Sait Faik, Kurabiye) Örn:: Hele bir yeğeni var kurabiye namussuz. -İşte bu kız araklama huyun yüzünden hep şişiyoruz. (Süavi Süalp, Nuriye Hanımın Saati) 2- Ten rengi açık, tüysüz. (oğlan, genç erkek) Örn:: Demek şimdi karılar kısmının haracını kurabiye katip mi yemekte?.. (Kemal Tahir, Esir Şehrin Mahpusu)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Kural:
(t.i. erk.) 1- Davranışlara ya da bir sanata bir bilime yön veren ilkeler. 2- Araç. 3- Silah.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
kural:
ad 1. bir bilime, bir sanata temel olan, ona yön veren ilke. 2. insan davranışlarına yön veren, uyulması gereken ilke, törelerce zorunlu kılınan yasa. 3. bir işlemin doğru sonuç vermesi için uygulanması gereken belli yöntem, tutulacak belli yol. 4. DİLBİLGİSİ TERİMİ bir dilin aynı türden olaylarında görülen birlikten çıkarılmış yargı, zorlayıcı ilke. 5. TOPLUMBİLİM TERİMİ bir yaptırımlar düzeniyle toplum üyelerinin kendisine uyması sağlanan, toplumca benimsenmiş her türlü buyurucu ve yasaklayıcı düzenleme.(Konusu: , Kökeni: )
kuram:
ad 1. bir bilim ya da sanatla ilgili ya da herhangi bir sorunu ilgilendiren ve uygulanmadıkça gerçekleşip gerçekleşemeyeceği, doğru olup olmadığı bilinemeyen düşünülerin, ilkelerin topu. 2. gözleme dayanan sanı, soyut bilgi. 3. dizgeli bir biçimde düzenlenmiş ve birçok olayı açıklayan, bir bilime temel olan kurallar, yasalar bütünü. Benzer: teori 4. FELSEFE TERİMİ yarar sağlamayı ya da uygulamayı amaçlamayan salt bilgi. 5. FELSEFE TERİMİ deneyle karşıtlık içinde, düşünceyle kazanılmış, düşünü alanında kalmış bilgi. Benzer: nazariye 6. TOPLUMBİLİM TERİMİ bilgi edinme sürecinin herhangi bir aşamasında ortaya atılan, insana doğal ve toplumsal çevresini belli ölçüde denetleme olanağı veren, bilimsel güvenirliği olan bir genel bilgi ve açıklama düzeni.(Konusu: , Kökeni: )
Kuray:
(t.i. erk.) Ay gibi. (Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Kurbağa:
Vrak Vrak(Konusu: Hayvan Sesleri, Kökeni: )
kurbağa:
HAYVANBİLİM (ZOOLOJİ) TERİMİ ad kurbağalardan, küçük göllerde, derelerde, bataklık yerlerde yaygın olarak bulunan, çıplak derisi, sıçramaya ve yüzmeye elverişli vücudu ve kendine özgü ötüşüyle tanınan, yumurtayla üreyen, yavruları gelişimlerini durgun sularda tamamladıktan sonra kuyru ğu ve solungacı körelerek karada ve suda yaşayabilecek duruma gelen, karada sıçrayarak yürüyen, suda iyi yüzen küçük bir hayvan.(Konusu: , Kökeni: )
Kurbağa Balığı:
Bilimsel Adı: Uranoscopus scaber. Familyası: Deniz balığı. Diğer Adı: Halk dilinde "balon balığı" olarak bilinir. Akdeniz Ege ve Marmara'da taşlık ve yosunlu bölgelerde yaşar. Dipte yatarak başının üstündeki gözleri ile küçük canlıları veya balıkları görüp avlar. Nisan-mayıs aylarında kışladıkları derin sulardan sahillere bazen de acı su bölgelerine sokulup temmuz-eylül arasında üreme yapar. Yavrular önce planktonlarla daha sonra ise omurgasızlarla beslenir. Özel avcılığı yapılmadığı için ekonomik değeri azdır. Eti zehirlidir. İşgalci bir balıktır. Bazı türleri yerli balıkların neslini tehdit eder. Oltaları kopardığı için balıkçıların en kötü kabusudur.(Konusu: Balık İsimleri, Kökeni: )
Kurbağalama:
(Yüzme Ter.) Yüzmenin dört ana stilinden biri. Kolların su içinde göğüsten ileriye doğru uzatılıp kavisli bir şekilde geri çekildiği, bacakların itme hareketi yaptığı, kollar çekilirken bacakların gerildiği yüzme çeşidi. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Kurban:
(a.i. erk.) 1- Allah'ın rızasını kazanmaya vesile olan şey. 2- Eti. fakire parasız olarak dağıtılmak niyetiyle farz, vacib, ve sünnet olarak kesilen hayvan. 3- Bir gaye uğruna feda olma.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
kurban:
1- Kendisiyle Allah’a yaklaşılan şey. 2- Belli nitelikleri olan bir hayvanı belirli günlerde ibadet niyetiyle usulüne uygun bir biçimde kesme. Kurban kesme ibadeti bütün peygamberlerin uygulamalarında vardır. Hz. Peygamber de kurban kesmiş ve ümmetinin de kesmesini istemiştir. Kurban, zengin sayılan müminlerin yerine getirmesi gereken bir ibadettir. Koyun, keçi, deve ve sığırdan kurban olur. Tavuk, horoz, kaz gibi hayvanlardan ise kurban olmaz. Kurban kesilecek hayvanlar sağlıklı olmalı, birtakım kusur ve sakatlıklardan uzak olmalıdır. Kurban, sosyal yardımlaşma ve dayanışmayı sağlayan bir ibadettir. Kurban eti üçe ayrılır; üçte biri ev halkına, üçte birifakirlere, üçte biri de yakınlara dağıtılması tavsiye edilir. Örn:: “Kim kurban kesebilecek zenginlikte olur da kurban kesmezse bizim mescidimize yaklaşmasın.” (Hadis)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
kurban:
ad 1. dinsel bir buyruğu ya da bir adağı yerine getirmek ereğiyle kesilen hayvan. 2. Müslümanlarda Kurban Bayramı. \"Askerdeki oğlu kurbanda izinli gelecekmiş\" 3. MEC. bir ülkü uğruna feda edilen ya da kendini feda eden kimse. \"Demokrasi kurbanları olmasa bugünleri göremezdik\" 4. MEC. bir kazada ya da felakette ölen kimse. \"Kaza kurbanları toprağa verildi\" 5. ünlem HALK AĞZINDAN Anadolu’nun kimi bölgelerinde seslenme sözü olarak kullanılır. \"Kurban, bunu sana veremem\" 6. ➽kurban kesmek. 7. MEC. kendi çıkarı için bir kimseyi ya da bir şeyi feda etmek. 8. canım feda olsun anlamında, aşırı sevgi ve hayranlık anlatır. \"Yurdumun taşına toprağına kurban olayım!\" 9. yalvarırım anlamında söylenir. \"Kurban olayım, bu işimi yapıver\"(Konusu: , Kökeni: arapça)
Kurban Bayramı:
Zilhiccenin onuncu günü bayram namazından sonra başlayıp dört gün süren ve Allah’a ibadet amacıyla kurban kesilen bayram. Kurban, bayramın ilk üç gününde kesilir. Bayram günlerinde akraba ve dostlar ziyaret edilir, dargınlar barıştırılır, fakirler yedirilir, giydirilir; bu suretle toplumsal barışın sağlanmasına katkıda bulunulmuş olunur.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Kurbet:
(bkz:: Todi)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Kurçatovyum:
Atom numarası 104 olan yapay element (güncel adı: rutherfordyum).(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Kurçeren:
(t.i. erk.) Dayanıklı ve yiğit adam.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Kurdele:
İnce, uzun, süs amacıyla kullanılan şerit. Süsleme veya bağlama için kullanılan bant.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Kurdelebalığı:
Uzun, ince, şerit biçiminde deniz balığı türü.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Kurdelebalığıgiller:
Kurdelebalığını içeren balık familyası.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Kureyş:
(a.i. erk.) Hz. Peygamberin soyu.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Kureyş Kabilesi:
Hz. Peygamber’in bağlı olduğu kabilenin adı. Kureyş kabilesi adını, Kureyş lakabıyla bilinen Fihr b. Malik’ten almıştır. Kureyş, Hz. Peygamber’in beşinci kuşaktan dedesi olan Kusay b. Kilâb (M. 480) zamanında Mekke’de siyasi üstünlük ve nüfuz gücü kazanmıştır. Kusay’dan itibaren Mekke’nin idaresi, orduların kumanda edilmesi, savaşlarda sancaktarlık, Kâbe’nin korunması, hacılara su dağıtımı ve hacıları konuk etme görevi Kureyş kabilesinin olmuştur. Bu niteliklere sahip olan kabile İslam geldikten sonra da itibarını korumuştur.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Kureyş Suresi:
(a.i. سورة قريش) kureyş suresi; cahiliye devrinde verilen bazı imtiyazlardan bahsettiği için bu adı almıştır. kur'an-ı kerim'de 106 ncı sure, 30 ncu cüz, 602 nci sayfadadır. 4 ayettir. inme (nazil) sırasına göre 29 ncu sıradadır. tin suresi'nden sonra, karia suresi'nden önce mekke döneminde inmiştir. mekke'de inen 86 tane sureden biridir. islam inançlarına göre bu sure kureyş ve Allah'ın minneti hakkında inmiştir.(Konusu: Sureler, Kökeni: arapça)
Kureyş suresi:
Kur’an-ı Kerim’in yüz altıncı suresidir. Mekke’de inmiştir. Dört ayettir. Birinci ayette Kureyş kabilesinin seyahat geleneğinden söz ettiği için bu adı almıştır. Sureye, Allah’ın Kureyşlileri ticaret için yaz ve kış yolculuklarına alıştırmasından ve bu yolla kazanç temin etmelerinden bahseden ayetlerle başlanır. Allah’ın lütfu ile kendi içinde güven ve sevgi tesis eden Kureyşlilerin, ticaret amacıyla yaz mevsiminde Suriye’ye, kışın da Yemen taraflarına gitmeleri ele alınır. Bu sayede Kureyş kabilesi hem ekonomik durumunu iyileştiriyor hem de farklı kültürleri tanıyordu. Surede, Kureyşlilerin bulundukları bölge ve bu bölgedeki Kâbe sayesinde Allah’ın kendilerini açlıktan ve korkudan emin kıldığı vurgulanarak her türlü putperestlikten uzak kalmak suretiyle yalnızca Allah’a ibadet etmeleri istenmektedir.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Kuriyum:
Sembolü: Cm Atom Numarası (Proton Sayısı): 96 Atom Ağırlığı: 247 g/mol Elektron Sayısı: 96 Element Serisi: Aktinit Periyodik Tablodaki Grup, Periyod: Numaralandırılmamış, 7 Yoğunluk: 13,511 g/cm3 Erime Noktası: 1340.0 ° C (1613.15 K, 2444.0 ° F) Kaynama Noktası: 3383 K (3110 °C, 5630 °F) Oda Koşulunda Maddenin Hali: Katı Görünümü: Gümüş rengi Keşif: GT Seaborg (1944) Kuriyum Kullanım Alanları ve Özellikleri: Küriyum esas olarak radyoaktivite araştırmaları için kullanılır. Ancak gram başına plütonyumdan daha fazla nükleer enerji üretebilir.(Konusu: Elementler, Kökeni: )
kurmacılık:
ad resim ve yontu sanatında, yapıtı geometrik öğeleriyle kurmayı temel alan anlayış. Benzer: konstrüktivizm(Konusu: , Kökeni: )
Kurmak (Oyun):
Bir oyunu bütün öğeleri ile belli bir düzen içinde oynanır hale getirmek.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Kurman:
(t.i. erk.) Yüksek aşamalı, nitelikli kimse.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Kuron:
1. Taç biçiminde süs (özellikle diş hekimliğinde kaplama). 2. (tarihî) Taç, hükümdarlık simgesi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
kurra:
1- Okuyucular, çok okuyanlar. 2- Kur’an-ı Kerim’i ezberleyip okuma konusunda uzmanlaşan, ibadet niyetiyle de Kur'an-ı Kerim’i çokça okuyup namaz kılan ve okuduklarını da başkalarına öğreten kimseler. Örn:: “Sizin en hayırlılarınız müezzinlik yapsın. Kurranız da size imam olsun.” (Hadis) 3- Kur’an-ı Kerim’i, Hz. Peygamber’den rivayet edilen ve kıraat imamlarınca onaylanmış olan on çeşit okuyuşa göre rahatlıkla okuyabilen uzman Kur’an-ı Kerim okuyucuları(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Kurre:
(a.i. erk.) Tazelik, parlaklık. Mısır valiliği yapmış bir zatın adıdır.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
Kurs:
1. Belli bir konuda eğitim verilen düzenli dersler dizisi. 2. Eğitim programı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Kursiyer:
Kursa katılan öğrenci.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Kurşet Olmak:
(d.) (Edilgin eşcinsel) Niteliğini belli edecek davranışlardan kaçınmak, olağan kişiler gibi davranmak.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Kurşun:
Sembolü: Pb Atom Numarası (Proton Sayısı): 82 Atom Ağırlığı: 207,2(1) g/mol Elektron Sayısı: 82 Element Serisi: Ara geçiş metalleri Periyodik Tablodaki Grup, Periyod: 4A, 6 Yoğunluk: 11.34 g/cm3 Erime Noktası: 327.5 ° C (600.65 K, 621.5 ° F) Kaynama Noktası: 1740.0 ° C (2013.15 K, 3164.0 ° F) Oda Koşulunda Maddenin Hali: Katı Görünümü: Mavimsi beyaz Keşif: Bilinmiyor. Kurşun Kullanım Alanları ve Özellikleri: Kurşun, tellerin korozyondan korunması için bir kaplama olarak kullanılır. Ayrıca kurşun, otomobiller için kurşun-asit pillerde de kullanılmaktadır.(Konusu: Elementler, Kökeni: )
kurşun:
ad 1. KİMYA TERİMİ simgesi Pb, atom sayısı 82, atom ağırlığı 207,19, yoğunluğu 11,3 olan, 327,502 santigrat derecede ergiyen, yumuşak ve bükülgen, mavimsi gri renkte bir element. 2. tüfek, tabanca gibi hafif ateşli silahlarda kullanılan mermi. \"Polis, birkaç kurşun attı\" 3. sıfat kurşundan yapılmış. \"Kurşun boru kolay bükülür\" 4. tüfek, tabanca gibi bir silahla mermi atmak. 5. MEC. düşmanlık beslemek.(Konusu: , Kökeni: )
Kurşun Manşet:
(Voleybol Ter.) Pasöre hızlı ve yatay pas atma. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Kurşun Sıkmak:
(d.) (Bir konuya, bir söze, bir ortama) Olumsuz etkide bulunacak biçimde müdahale etmek.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Kurt:
(i. esk.) Beş liralık kağıt para. Kurtlu da denir.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Kurt Atlaması:
(Cimnastik Ter.) Alet üzerinde bir bacağı kolların arasından, ötekini dışından geçirerek yapılan karışık atlayış.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Kurtaran:
(t.i. erk.) Kurtulmasını sağlayan.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Kurtayağı:
(lycopode) Kibritotunun en çok görülen şeklidir. Boyu 1 m kadardır. Sporlu başaklarından kurtayağı tozu denilen ve hekimlikte kullanılan sarı bir toz elde edilir. Faydası:: Karaciğer ve safra kesesi hastalıklarında faydalıdır. Ağrıları dindirir. Romatizmada şikayetleri giderir. Böbrek ve safra kesesi taşlarının düşürülmesine yardımcı olur.(Konusu: Bitki Bilim, Kökeni: )
Kurtbağrı:
(kurtbaharı) Zeytingiller familyasından kış aylarında yaprağını döken veya her zaman yeşil olan odunsu bir bitkidir. Yurdumuzda adi kurtbağrı yetişir. 4-5 m boyunda bir çalıdır. Çiçekleri beyazdır. Meyveleri parlak siyah renkte olup, üzümsüdür. Bütün orman bölgelerinde yetişir. Faydası:: Çiçekleri cilt kurumasında faydalıdır. Meyveleri kullanılmamalıdır.(Konusu: Bitki Bilim, Kökeni: )
kurtçuk:
HAYVANBİLİM (ZOOLOJİ) TERİMİ ad kimi hayvanların, özellikle böceklerin yumurtadan çıktıktan sonra krizalit ya da ergin yapılarını kazanmadan önceki evresi. Benzer: larva(Konusu: , Kökeni: )
Kurtlar Sofrası:
Kitabın Türü: Roman Kitabın Yazarı: Atilla İLHAN Kitabın Konusu: Toplumsal ilişkiler ve sorunlar ışığında ele alınan bireyler arası ilişkiler, Atilla İLHAN tarafından detaylı bir boyutla incelenerek işlenmiştir. Kitapta ülkedeki iş çevrelerini, basın ve eğlence endüstrisini gazeteci Mahmut Bey’in kişiliği de ele alınarak, yaşanan dönemi tüm çıplaklığı ile ortaya koymuştur. Kitabın Ana Fikri: 27 MAYIS öncesinde Türkiye’deki, iş çevrelerini, basın ve eğlence endüstrisini, gençlik kesiminin durumunu yansıtmış,bir memleketin nasıl kurtlar sofrası haline gelebileceği hakkında bize ders vermiştir.(Konusu: Kitap Hakkında, Kökeni: )
Kurtpençesi:
(kurttırnağı) Gülgiller familyasından beşparmakotu adlı bitkinin salkım çiçekli, sapı ve kökü bol taneli, çok yıllık bir türüdür. Yaprakları kullanılır. Faydası:: İshali keser.(Konusu: Bitki Bilim, Kökeni: )
Kurtuluş:
(t.i. erk.) 1- Kurtulmak fiili, kurtulma. 2- Tehlike, sıkıntı, zorluk veya esaretten, istiladan kurtulmuş olma hali, halas, necat, reha, selamet. 3- İstanbul'da bir semt adı.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Kuru:
(i.) Esrar. Örn:: Ama 18lik büyük büyük yeminlerle Kuru ile İlgili olmadığını söylüyordu. (Halit Çapın, Bay Alkolü Takdimimdir)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
kuru:
(bkz:: hayız) (Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
kuru:
sıfat 1. suyu, nemi, ıslaklığı olmayan. \"Camı önce ıslak, sonra kuru bir bezle sildi\" 2. (bitki için) canlılığını, yeşilliğini yitirmiş, kurumuş durumda bulunan. \"Ağacın kuru dallarını kestiler\" 3. yağış almayan ya da üzerinde bitki bulunmayan. \"Ovada birkaç kuru tepe göze çarpıyordu\" 4. (meyve, sebze vb. için) daha sonra kullanılmak üzere kurutulmuş olan. \"Bu yıl kuru üzüm çok pahalı\" 5. eti budu olmayan, arık, sıska, zayıf. \"Kuru bir kadın köyde koca bulamaz\" 6. salgısı olmayan. \"Kuru öksürük insanı yorar\" 7. döşenmemiş, çıplak. \"Kuru bir evde oturulur mu?\" 8. (yiyecek için) yanında ek şeyler olmayan, katıksız. \"Bir kuru ekmeği zor bulurdu\" 9. sonuç vermeyen, geçersiz, etkisiz. \"Kuru sözlerle bizi oyaladı\" 10. MEC. (anlatım için) duygudan ve akıcılıktan uzak. \"Yazarın kuru bir dille anlattığı olay, etkisiz kalıyor\" 11. MEC. coşkusu, çekiciliği, tadı olmayan, tekdüze. \"Böyle kuru bir yaşam istememişti\" 12. gibi kimi deyimlerde işe yaramazlık, yoksunluk, yoksulluk, yalnızlık vb. bildirir. 13. ad kuru olan şey. \"Odunun kurularını yaktın mı yaşları da yanar\" 14. ad ARGO esrar. 15. HALK AĞZINDAN kuru fasulye. \"Bu akşam yemekte kuru var\" 16. fasulyenin olgunlaşmış ve kabuğundan çıkarılmış tohumu, tanesi. 17. bu tohumdan yapılan etli, salçalı ve sulu yemek. \"Akşama kuru fasulye varmış\" 18. hiçbir işe yaramayan, olumlu hiçbir iş yapmayan kişiler topluluğu. 19. işe yaramaz kırık dökük eşya. 20. yanında herhangi bir içecek ya da yiyecek olmaksızın. \"Ekmeği kuru kuruya yemek zorunda kalmıştık\" 21. MEC. boş yere, boşu boşuna, yararsız yere. 22. suyu çekilmiş kuyu. 23. pissuyun toprak altına sızdırılması için kullanılan, duvarı harçsız kuyu. 24. özel olarak kurutulmuş meyve. 25. BİTKİLİM TERİMİ olgunlaştığı zaman dış kabuğu kuruyan meyve.(Konusu: , Kökeni: )
Kuru Temizleme:
(d. a. temyiz, türk.) Falaka, karakolda, tutukevinde sanığı falakaya çekme. Eşanl. Merdane.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Kuruçeşmeye Taşınmak:
(d.) (İstanbul'da birkaç semtin adı olan Kuruçeşme'den) 1- (Erkek) Yaşlanmaktan dolayı artık cinsel ilişkide bulunmamak, ersuyu gelmemek. 2- (Kadın, erkek çifti) Çok yaşlanıp artık cinsel ilişkide bulunmuyor olmak.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )