Haydi Öğrenelim!
Boylan:
(t.i. erk.) Kibirli, mağrur.
MecmuaN.com Nedir?
MecmuaN geniş çaplı bir Sözlük Sitesidir. Anlamını bilmediğiniz kelimeler, atasözleri, deyimler, osmanlıca kelimeler ve kronolojik tarihi olayları araştırabilir ve önemli günler gibi bir çok bilgiye ulaşabilirsiniz.
Kelime Arama
Sende Yolla Hata Bildir!GENİŞ KAPSAMLI ANLAMLAR VE KAVRAMLAR SÖZLÜĞÜ - TÜRKÇE SÖZLÜK
Kretase:
Yerbilimlerde Kretase dönemi (jeolojik dönem adı). (Yabancı bilimsel terim olarak Türkçede kullanılır.)(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Kreten:
“Cretin” İngilizcesinden; akıl geriliği/iyot eksikliği sonucu gelişen tıbbi durumla ilişkili eski terim.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Kretenizm:
(fr.i. cretinisme) (tıp) Tiroit bezinin yeterince hormon üretmemesi sonucu oluşan, fiziksel, ruhsal ve duygusal gelişimin duraklamasıyla beliren hastalık.(Konusu: İzm İle Biten, Kökeni: fransızca)
Kretenizm:
Tıbbi olarak akıl ve fiziksel gelişim bozukluğu durumu (özellikle iyot eksikliği ile ilişkili).(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Kreton:
Kumaş türü; özellikle desenli veya yoğun yapılı pamuklu kumaş.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Krezol:
Bir tür kimyasal organik bileşik; antiseptik/çözücü olarak endüstride kullanılır (özellikle fenolik bir türev). (TDK listelerinde yer almakla birlikte anlamı kimya bağlamında bu şekildedir.)(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Kribriform Himen:
(hymen cribriformis) Kalbur gibi delikli himen.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )
Kriket:
On birer kişilik iki takımın topa sopayla vurup karşı takımın alanına puan kazandırmaya çalıştığı bir spor.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Kriko:
(ita.i. crioco'dan) Cinsel duyguları uyandıran, cinsel isteği artıran, yiyecek içecek ilaç vb. Afrodizyak.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Kriko:
Ağır bir yükü kaldırmak veya bir aracın altını yükseltmek için kullanılan mekanik kaldırma aracı (“araba krikosu” vb.).(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Kriminal:
(criminal) Suça ait; suçla ilgili.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )
Kriminal:
Suçla ilişkili; suçtan kaynaklanan.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Kriminalistik:
(criminalistics) Olay yerinden elde edilen bulguların laboratuar yöntemleri kullanılarak delil hâline dönüştürülmesi ve suç olaylarının aydınlatılması ile uğraşan bilim dalı.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )
Kriminolog:
Kriminoloji alanında uzman kişi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
kriminoloji:
(ing.i. criminology) suç bilim. suç ve suçluları konu alan, suç kavramı, suçlu psikolojisi ve davranışlarını inceleyen bilim.(Konusu: loji ile biten, Kökeni: ingilizce)
Kriminoloji:
(criminology) Suç ve suçluları inceleyen bilim dalı.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )
Kriminoloji:
Suç ve suçluluk davranışını bilimsel olarak inceleyen disiplin.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Kripto:
Gizli tutulan (tercihen siyasi veya ideolojik) kişi veya şifreli sistemler bağlamında kullanılır.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Kriptolog:
Kriptoloji ile uğraşan uzman.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
kriptoloji:
(ing.i. cryptology) kripto veya gizleme bilimi. gizli iletilerin şifrelenmesi ve bu şifrelerin çözümlenmesi ile ilgili çalışmalar.(Konusu: loji ile biten, Kökeni: ingilizce)
Kriptoloji:
Şifre bilimi; gizli yazıları çözme ve oluşturma bilimi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Kripton:
Sembolü: Kr Atom Numarası (Proton Sayısı): 36 Atom Ağırlığı: 83.80 g/mol Elektron Sayısı: 36 Element Serisi: Soygaz Periyodik Tablodaki Grup, Periyod: 8A, 4 Yoğunluk: 3.74 g/cm3 Erime Noktası: -157.2 ° C (115.950005 K, -250.95999 ° F) Kaynama Noktası: -153.4 ° C (119.75001 K, -244.12 ° F) Oda Koşulunda Maddenin Hali: Gaz Görünümü: Renksiz gaz Keşif: Sir William Ramsay (1898) Kripton Kullanım Alanları ve Özellikleri: Dünya atmosferinin yaklaşık %1.000'i kriptondur, bu da temin edilmesini nispeten zorlaştırır. Element, yüksek hızlı fotoğraf makinelerinin flaşlarının yanıp sönmesinde ve iletken bir gaz olarak floresan ışıklarında kullanılır.(Konusu: Elementler, Kökeni: )
Kripton:
Periyodik tabloda 36 numaralı, renksiz ve kokusuz asal gaz (simge: Kr).(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
kriptozooloji:
(ing.i. cryptozoology) efsanevi özellik taşıyan ya da taşımayan hayvanlar üzerine yapılan araştırmalar.(Konusu: loji ile biten, Kökeni: ingilizce)
Krispin:
(Fr. crispine) İtalyan Tuluat Tiyatrosunun etkisiyle ortaya çıkmış, Fransız tiyatrosunun bir tipi. Bu tip "Skaramuçiya"dan esinlenerek ortaya çıkarılmıştır.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Kristal:
(bkz:: Kıristal)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Kristal:
Düzenli atomik yapıya sahip, genellikle saydam katı. Ayrıca yüksek kalitede şeffaf cam türü.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Kristal Köpek Balığı:
Bilimsel Adı: Balantiocheilos melanopterus. Familyası: Sazangiller (Cyprinidae) familyasına ait Akvaryum balığı. Diğer Adı: Gümüş köpek balığı, renkli köpek balığı. Genellikle Güney Doğu Asya, Borneo, Sumatra, Tayland ve Malezya Yarımadasında bulunur. Su içindeki diğer balıklara kolay uyum sağlarlar. Dipte ve orta bölgede yüzerler. Etçil ve otçul olarak beslenebilirler. En az 2 tane bakılması strese girmesini önleyebilir. Tropikal akvaryumlar için idealdir. Köpek balığı diye anılmasına karşın çok ürkektir. Yemlenirken dahi ani hareketlerden kaçınılması gerekir. Akvaryum dışına atlayabilir.(Konusu: Balık İsimleri, Kökeni: )
Kristalize:
Kristalize, sıvı veya erimiş haldeki bir maddenin soğuma veya çözücü kaybı sonucu düzenli, katı kristal yapısına dönüşmesi sürecidir (billurlaşma). Genellikle saflaştırma, donma (su-buz) veya balın şekerlenmesi gibi durumlarda görülür. İnşaat sektöründe betonu su geçirmez yapan aktif bir yalıtım yöntemi olarak da kullanılır.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Kristalleşmek:
Dış yapı olarak kristal hâline gelmek, billurlaşmak (maddenin düzenli yapı kazanması).(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Kristalofobi:
(ing.i. crystallophobia) cam ve kristallerden korkma.(Konusu: Fobiler, Kökeni: ingilizce)
Kristaloit:
Billursu, kristal gibi yapıda olan (sıfat).(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Kristof Kolomb:
Kristof Kolomb (1451-1506) İspanyol kaşif, gezgin ve sömürgeci. 1492 tarihinde Atlantik Okyanusu'nu aşarak Kuzey Amerika Kıtasına ayak basan ilk kaşif olduğu söylenmektedir.(Konusu: Mucid ve İcadı, Kökeni: )
Kriter:
Ölçüt; bir değerlendirme veya seçim standardı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Kriteryum:
(Bisiklet Ter.) Beş yüz metreden az olmayan ve gösteri amaçlı yapılan bisiklet yarışı.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Kritik:
1. Ciddi, önemli, dönüm noktası ile ilgili; kritik durum. 2. Eleştiri anlamında da kullanılabilir.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Kritisizm:
(fr.i. criticisme) (fel.) Eleştiricilik. Doğru bilgiye sadece akılla ulaşılabileceğini iddia eden Rasyonalizm ve doğru bilgiye ulaşmanın yolunun yalnızca duyularla elde edilen veriler olduğunu söyleyen Empirizm'i eleştiren ve doğru bilgiyi hem akıl hem de duyumla birlikte kabul eden felsefe akımına kritisizm denir.(Konusu: İzm İle Biten, Kökeni: fransızca)
Kritisizm:
Eleştiricilik; eleştiri yapma sanatı veya tutumu (felsefi bağlamlı).(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
kriyobiyoloji:
(ing.i. cryobiology) canlı dondurma bilimi. canlıları bir müddet dondurduktan sonra hayata döndürme, sıcaklığın canlıları nasıl etkilediği ile ilgilenen bilim dalı. biyoloji alt dalı.(Konusu: loji ile biten, Kökeni: ingilizce)
Kriyofobi:
(ing.i. cryophobia) aşırı soğuklar, buz ve don halinden korkma.(Konusu: Fobiler, Kökeni: ingilizce)
Kriyoskopi:
Tuzlu eriyiklerin donma noktası ölçümü yöntemi; fiziksel ölçüm bilimi terimi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Kriz:
1. Ani bir bozulma, bunalım, kritik dönem (siyaset, ekonomi, sağlık vb.). 2. Tıbbi: bir organ veya durumun aniden kötüleşmesi (“kalp krizi” gibi).(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Krizalit:
Kokondan pupa evresindeki sert dış iskelet; böceklerin gelişim aşaması.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Krizantem:
Çiçekli bitki türü; dekoratif ve bahçecilikte yaygın çiçek.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Krize Gitmek:
(d. yun. krisis, yargı, fr. crise, türk.) (Uyuşturucu müptelası) Uyuşturucu bulamayacağını bildiği bir yere gitmek.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Krizolit:
Yeraltı taş/ergiç minerali; bazen takı veya ateşe dayanıklı malzemelerde kullanılan bir mineral türü.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Kroki:
Kabaca çizilmiş taslak harita veya çizim; basit, ayrıntısız çizim.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Krokodil:
Timsah; büyük sürüngen hayvan.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Krom:
Sembolü: Cr Atom Numarası (Proton Sayısı): 24 Atom Ağırlığı: 51.9961(6) g/mol Elektron Sayısı: 24 Element Serisi: Geçiş metalleri Periyodik Tablodaki Grup, Periyod: 6B, 4 Yoğunluk: 7.19 g/cm3 Erime Noktası: 1857.0 ° C (2130.15 K, 3374.6 ° F) Kaynama Noktası: 2672.0 ° C (2945.15 K, 4841.6 ° F) Oda Koşulunda Maddenin Hali: Katı Görünümü: Gümüş metalik Keşif: Louis Vauquelin (1797) Krom Kullanım Alanları ve Özellikleri: Krom, paslanmaz çelikte ve krom kaplama işleminde kullanılır. Pek çok krom çeşidi, canlı renkleriyle bilinmektedir.(Konusu: Elementler, Kökeni: )
Krom:
Kimyasal element Cr; metalik element, parlak ve paslanmaz yüzeylerde kullanılır.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Kromaj:
Metal yüzeye krom kaplama işlemi; dayanıklılık ve parlaklık sağlar.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Kromatif:
Renkle ilgili; renk özelliklerini veya renk değişimiyle ilgili özellikleri tanımlar.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Kromatik:
Renkle ilgili veya yarım tonlara dayalı; müzikte yarım sesli tonal sistemleri de kapsar.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Kromatin:
(chromatin) Üzerinde iri tanecikler bulunan liflerden oluşmuş ağ görünümünde, yapısında DNA ihtiva eden ve kalıtımın ana unsurlarını teşkil eden genleri taşıyan bölümü.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )
Kromatin:
Çekirdekteki DNA‑protein kompleksi; hücre bölünmesinden önce DNA’nın sıkıştırılmış hali.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Kromatofor:
Pigment içeren hücre; deride renk değişiminden sorumludur (özellikle omurgasızlar ve sürüngenlerde).(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Kromlu:
Krom kaplama yapılmış veya krom içeren; metal yüzeylerde parlak ve dayanıklı kaplama ifadesi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Kromosfer:
Güneş veya yıldızların atmosfer katmanlarından biri; fotosferin üstündeki sıcak tabaka.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Kromotropizm:
(fr.i. chromotropisme) canlı bir varlığın, belli renkte bir nesneye doğru yönelme hareketi.(Konusu: İzm ile Biten, Kökeni: fransızca)
Kromotropizm:
Renkli uyaranlara doğru veya onlardan uzak yönelim; canlıların bazı renk uyaranlarına davranışsal tepki eğilimi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Kromozom:
(chromosome) Her türde belli sayı ve şekil gösterip kalıtsal özellikleri belirleyen genleri taşıyan koyu renkli cisimciklerden her biri.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )
Kromozom:
Hücre çekirdeğinde DNA ve proteinlerden oluşan yapı; genetik özelliklerin taşındığı çubuk benzeri moleküler yapı. (Biyoloji terimi.)(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Kromplast:
Bitki hücrelerinde renk pigmentleri taşıyan plastid türü; özellikle renkli çiçek ve meyvelerde bulunur.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Kronaksi:
Kas veya sinir uyarımı için gereken minimum süre; biyolojik ölçü terimi. (Kronaksi terimi özellikle sinirbilim/elektrofizyoloji bağlamında kullanılır.)(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Kronik:
(chronic) Uzun süre israr eden.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )
Kronik:
Devamlı olarak sürdürülen.(Konusu: Fitness Terimi, Kökeni: )
Kronik:
(Biy.Sp.Ter.) Uzun süreli.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Kronik:
Süreğen, sürekli; uzun süredir devam eden. (Ayrıca tıbbi bağlamda uzun süren hastalıklar için kullanılır.)(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Kronofobi:
(ing.i. chronophobia) zamandan korkma. zamanın geçmesinden ya da daha genel olarak zamanın kendisinden korkabilirler. (Konusu: Fobiler, Kökeni: ingilizce)
Kronograf:
Zaman kaydedici/ölçer cihaz; dakik, saniyelik süreleri yazan veya gösteren alet.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
kronoloji:
(ing.i. chronology) zaman bilimi. çeşitli şeylerin zamanla olan ilişkisini veya zamanın kendisini araştıran bilim dalı.(Konusu: loji ile biten, Kökeni: ingilizce)
Kronoloji:
Olayların zaman sırasına göre incelenmesi / dizini; tarihsel sıralama bilimi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Kronolojik:
Zaman sırasına göre düzenlenmiş; olayların tarihsel sıraya göre düzenlenmesi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Kronometre:
Zaman ölçme aleti; özellikle çok hassas süre ölçen cihaz.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Kros:
(Atletizm Ter.) (bkz:: kır koşusu)(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Kros:
(Bisiklet Ter.) Engellerin ve bozuk satıhın da olabileceği doğal ortamda yapılan bir günlük ve 32 km.’lik parkuru olan bisiklet yarışı.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Kros pas:
(Basketbol Ter.) Hücum sahasının bir yanından öbür yanına yapılan uzun pas. (cross court pass) (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Kroşe:
(Boks Ter.) Genellikle çene bölgesine doğru kolu dirsekten dik veya dike benzer açıyla büküp yandan yatay biçimde vurma şekli. Bu vuruşta kalça ve omuzdan vücut döndürülür ve vuruştan sonra geri çekilir. Sağ kolla yapılanı sağ kroşe, sol kolla yapılanı sol kroşedir.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Krupiye:
Kumarhanede oyun yöneten kişi. (Kart dağıtma, bahis toplama ve oyunu yürütme görevlisi.)(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Kruris:
(cruris) Bacağın dizden ayağa kadar olan bölümü, krus.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )
Krut:
(crust) Kabuk, yara kabuğu.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )
Kruvaze:
Moda terimi: Çapraz kapamalı giysi modeli (özellikle ceketlerde). (Kruvaze, Fransızca croisé kökenli moda terimidir; giysinin ön parçalarının çaprazlanarak kapandığı tasarımı tanımlar.)(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Kruvazör:
Savaş gemisi türü: Navalin yüzey filosundaki orta/ büyük boy savaş gemisi sınıfı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Ksenofobi:
(xenophobia) Yabancılardan aşırı korkma.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )
Ksenon:
Sembolü: Xe Atom Numarası (Proton Sayısı): 54 Atom Ağırlığı: 131,293(6) g·mol−1 Elektron Sayısı: 54 Element Serisi: Soygaz Periyodik Tablodaki Grup, Periyod: 8A, 5 Yoğunluk: 5,8971 g/cm3 Erime Noktası: -111.9 ° C (161.25 K, -169.42 ° F) Kaynama Noktası: -108.1 ° C (165.05 K, -162.58 ° F) Oda Koşulunda Maddenin Hali: Gaz Görünümü: Renksiz gaz Keşif: Sir William Ramsay (1898) Ksenon Kullanım Alanları ve Özellikleri: Ksenon, film setlerindeki fotoğrafik flaşlar ve ark lambalarında kullanılır. Bir ark lambasına basınç uygulandığında UV ışığı üretebilir. Ayrıca radyasyon algılama ve X-ray sayaçları için de kullanılır.(Konusu: Elementler, Kökeni: )
Ksenon:
Atom numarası 54 olan, renksiz, kokusuz, asal (soygaz) bir elementtir (simgesi: Xe).(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Ksilofobi:
(ing.i. xylophobia) tahtadan yapılmış cisimlerden, ormanlardan korkma.(Konusu: Fobiler, Kökeni: ingilizce)
Ksilofon:
Tahta levhalardan oluşan, vurmalı bir müzik aleti.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
ksiloloji:
(ing.i. xylology) odun bilimi. odun hücrelerinin ve odun dokularının sayısal olarak değerlendirilmesi, odundaki doku oranlarının saptanması vs. işlerle uğraşan bilim dalı.(Konusu: loji ile biten, Kökeni: ingilizce)
Ku:
Boşluk, boşluğun direkt fark edilmesi aydınlanmadır. Bu aikido da bilinç açıklığının geliştirilmesi, değişen durumlara çabuk ve iç güdüsel cevap verebilmektir.(Konusu: Aikido Terimi, Kökeni: )
Kuaför:
1. Saç kesen, şekillendiren kişi. 2. Bu işin yapıldığı yer (kuaför salonu).(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
KUATSU:
(kuatsu) ilk yardım masajı.(Konusu: Karate Terimi, Kökeni: )
Kuba:
Mescidi Hz. Peygamber’in, Mekke yolu üzerinde ve Medine’ye on bir kilometre uzaklıkta bulunan Kuba köyünde, 622 yılında Medine’ye hicreti sırasında yaptırdığı ilk mescit, cami. Kuba Mescidi, Kur’an-ı Kerim’de “temeli takva üzere kurulan mescit” diye anılır. Hz. Peygamber ve ilk muhacirler bu mescidin yapımında özveri ile çalışmışlardır. Medine’ye hicretten sonra da Resulullah cumartesi günleri Kuba Mescidi’ni ziyaret etmiştir. Örn:: “Kim güzelce abdest alır, Kuba Mescidi’ne gelir ve orada namaz kılarsa onun için umre sevabı vardır.” (Hadis)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Kubar:
(bkz:: Gubar)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Kubat:
Ramazan KUBAT (d:1974; ö:)(Konusu: Gerçek Adı, Kökeni: )
Kubat:
(erm.sf. khubat) Kaba, kaba saba.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Kubat:
1. Kaba, sert yapılı. 2. (tarihî/ağız) Güçlü, iri yapılı kimse.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Kubbetüssahra:
Kudüs’ün fethedilmesinden sonra Hz. Ömer tarafından yaptırılan mescidin yerine Emevi halifesi Abdülmelik b. Mervan tarafından yaptırılan (H.66-72/M.685-691) ortası kubbeli sekizgen yapı. Batılılar, Kubbetüssahra Camisini Hz. Ömer Camii olarak bilirler. Kubbetüssahra, tarihi boyunca bölgeye hâkim olan hükümdarlar tarafından büyük ilgi ve saygı görmüş, özenle tamir ettirilmiştir. Osmanlılar zamanında ise Kanuni Sultan Süleyman tarafından çok köklü biçimde tamir ettirilmiş ve harap olan dış mozaik kaplama çinilerle değiştirilmiştir. Diğer Osmanlı sultanları da Kubbetüssahra’ya önemli hizmetlerde bulunmuşlardır.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )