Haydi Öğrenelim!
Şanlı:
(t.i. ka.erk.) 1- Ün, şöhret. 2- Hal durum. 3- Debdebe, gösteriş, haşmet. 4- Yüksek makam rütbe. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
MecmuaN.com Nedir?
MecmuaN geniş çaplı bir Sözlük Sitesidir. Anlamını bilmediğiniz kelimeler, atasözleri, deyimler, osmanlıca kelimeler ve kronolojik tarihi olayları araştırabilir ve önemli günler gibi bir çok bilgiye ulaşabilirsiniz.
Kelime Arama
Sende Yolla Hata Bildir!GENİŞ KAPSAMLI ANLAMLAR VE KAVRAMLAR SÖZLÜĞÜ - TÜRKÇE SÖZLÜK
Marshall Adaları:
Milli Marşı: "Forever Marshall Islands" (Sonsuza kadar Marshall Adaları) Okyanusya Kıtası'nda ada ülkesi olan Marshall Adaları'nın millî marşıdır. Müzik ve şarkı sözleri eski devlet başkanı Amata Kabua tarafından oluşturulmuştur ve marş 1991 yılında kabul edilmiştir Adalarda bağımsızlığın ilan edildiği 1986 yılından 1991 yılına kadar "Ij Io̧kwe Ļo̧k Aelōn̄ Eo Aō" marşı kullanılmıştır.(Konusu: Ülke Milli Marşı, Kökeni: )
Marshall Adaları:
Genel Bkş: Adanın ismi Britanyalı kaptan John Marshall'dan gelmektedir. Marshall 1788 yılında adanın varlığından bahseden ilk kişi olmuştur. • (Konusu: Ülke Genel Bakış, Kökeni: )
Marsık:
(sf.i.) Esmer, kara renkli (kimse, nesne) Arap, zenci. Tavla oyununda mars. (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Marsık:
(i.) üretilirken gerektiği biçimde ve ölçüde yanmamış bulunması nedeniyle, yakıldığı zaman tüterek ve koku vererek yanan, niteliksiz odunkömürü.(Konusu: , Kökeni: )
Marsık Kokmak:
(d.) (Bir tavla oyununun) Mars ile sonuçlanacağı anlaşılmak. Örn:: Bu oyun marsık kokuyor. Anlamadım? (Orhan Kemal, Devlet Kuşu)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Marsilya:
Marsilya; (Fransızca: Marseille) Fransa'nın güneydoğu'sunda bulunan, Bouches-du-Rhône ilinin ve Provence-Alpes-Côte d'Azur bölgesinin merkez şehridir. 2017 nüfus sayımı'na göre 869.815 nüfusuyla Fransa'nın 2. en büyük kentidir. Ayrıca 1.760.653 nüfusuyla Fransa'nın 3. en büyük metropolitan yerleşim alanıdır. Avrupa'da en büyük kara alanına sahiptir. MÖ 6. yüzyılda Foçalı denizcilerin sayesinde Massalia adı altında kurulan Marsilya, Fransa'da ve Akdeniz'de birinci, Avrupa genelinde dördüncü limanı olarak gösterilmektedir.(Konusu: Dünya Şehirleri, Kökeni: )
Marsilyaya Vali Olmak:
(d. fr. kent ismi a. vali türk.) (Tavla oyununda) Mars olmak.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Marş:
1. (Müzik) Yürüyüş temposuna uygun bestelenmiş müzik parçası. 2. (Askerî) Yürüyüş düzeni.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Marşal:
(i.) (Amerikalı General George Marshall'ın adından) 1- Kolay, rahat, ders, oyun vb. 2- Bedava, beleş, nesne.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Marşal Yardımı:
(d. kişi adı- türk.) 1- (Sınav esnasında) Öğretmenin öğrenciye yaptığı yardım. 2- Makyaj, Fondöten.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Marşandiz:
(Demiryolu) Yük trenlerine ayrılmış hat veya istasyon.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Mart:
(erm.i.) Erkek, adam. Ermenicede karı-koca için (Mek, Mart) denirmiş. (Ahmet Rasim, Mek Mart)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Mart:
Mart, Gregoryen Takvimi'ne göre yılın 3. ayı olup 31 gündür. Antik Roma'da Mart ayının adı, Roma Savaş Tanrısı "Martius" idi ve bu ayın savaşa başlamak için şanslı bir zaman olduğu kabul edilirdi. Ocak ve şubat ayları, savaşmak için uygun olmadıklarından Roma takviminin ilk ayı Mart idi. Julius Caesar'ın MÖ 45 yılındaki takvim reformundan sonra yıl, 1 Ocak'ta başlatıldı. Buna rağmen pek çok ülkede, yılın mart ayı ile başlaması geleneğine devam edildi. 1 Ocak, yeni yılın ilk günü olarak Fransa'da 1564 yılında resmîleşti. Büyük Britanya ve kolonilerinde ise 25 Mart geleneği, 1752 yılında Gregoryen takvimine geçene kadar sürdü. Mart ayının adı pek çok dilde benzerdir: März (Maerz) (Almanca), Mars (Fransızca), Maris (Arapça), Marzo (İspanyolca), Marzo (İtalyanca), March (İngilzce) ve Maart (Flemenkçe).(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Martaval:
(i.) Asılsız yalan, uydurma söz ya da haber. Örn:: Senin anlayacağın bizimkilerin işi hep atmasyon, hep martaval.. (Osman Cemal Kaygılı, Çingeneler)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Martaval Atmak:
(d.) Martaval söylemek. Martaval Kesmek, Martaval Okumak biçimlerinde de kullanılır. Örn:: Bana martaval okuma, kıvırcık saçlım. Vallahi yalanın gözlerinden belli. (Server Bedi, Hey Kahpe Dünya)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Martavalcı:
(sf.i.) Martaval söyleyen. (kimse) Martavalı adet edinmiş. (kimse)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Martha Jane Coston:
Martha Jane Coston (1826-1904) Amerikalı kadın mucit. İşaret fişeği'nin mucidi Martha Coston zor bir hayat yaşadı. Martha’nın kocası Benjamin Coston bilim adamıydı. Kocası çalıştığı ortamda bulunan kimyasalların etkisi yüzünden öldüğünde Martha 21 yaşındaydı ve 4 çocuğu vardı. Bir gün kocasının eşyaları arasında denizcilerin iletişimi için düşünülmüş bir not buldu. 10 yıl boyunca bu fikrin üzerinde duran Martha’nın buluşu en sonunda ABD ordusu tarafından satın alındı.(Konusu: Mucid ve İcadı, Kökeni: )
Martı:
Kitabın Türü: Roman Kitabın Yazarı: Richard BACH Kitabın Konusu: Martı, bir kuşun hiçbir şeyin onu caydıramadığı o devirde zorluklarla mücadele etmesidir. Hiç düşmemeyi değil, her düştüğünüzde ayaklarınızı daha sıkı basarak ayağa kalkabilmeyi öğreneceksiniz bu kitapta. Kitabın Ana Fikri: Özgürlük, direnç ve umut kavramlarını bir martının kanatlarına bindirirken, umutsuzluk ve boşluk içinde günlerini geçiren insanların serüvenlerini nasıl da ustaca ortaya koyuvermiş. Hayata dair umutları ve planları olan arkadaşlar için mükemmel bir kitap.(Konusu: Kitap Hakkında, Kökeni: )
Martı:
(Zooloji) Deniz kıyılarında yaşayan, uzun kanatlı kuş.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Martıgiller:
Martı, martıgiller (Laridae) familyasını oluşturan deniz kuşlarının ortak adı. Türlerin çoğu Larus cinsinde toplanmıştır. (Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Martin:
(Silah) Eski tip tüfek (Martini-Henry tüfeği).(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Martinay:
(i.) Erkekler, adamlar.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Martini:
Martini; kaliteli bir kokteyl ve vermut çeşidi. İlk kez 1847'de İtalya, Torino'da üretildi. Beyaz şaraba şeker, alkol, su, karamel, baharat ve kokulu bitkilerin eklenmesiyle hazırlanır.(Konusu: İçki Çeşitleri, Kökeni: )
Martini:
(İçecek) Cin ve vermutla yapılan kokteyl türü.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Martinik:
Resmi Tam Adı: Martinik İngilizce: Martinique Kreolca: Matinik ya da Matnik(Konusu: Ülke Resmi Adı, Kökeni: )
Martinik:
Yer Aldığı Kıta: Kuzey Amerika Kıtası'nda, Karayipler'de (Batı Hint Adaları) yer alır.(Konusu: Ülke Bul.Kıta, Kökeni: )
Martinik:
Fransa'nın Denizaşırı illerinden biri.(Konusu: Ülke Bağ.Tarihi, Kökeni: )
Martinik:
Yönetim Şekli: Fransa'nın denizaşırı illerinden biri.(Konusu: Ülke Yönetim Şekli, Kökeni: )
Martinik:
İdari Yapısı: Önemli Şehirleri: Marigot, St. Pierre, La Tirinite, Le Robert, Le Vauclin, Le Marin, Riviere Salee, Schoelcher.(Konusu: Ülke İdari Yapı, Kökeni: )
Martinik:
Komşuları: Karayip Denizi'nde bir adadır. Ada, Trinidad ve Tobago'nun kuzeyinde yer alır.(Konusu: Ülke Komşuları, Kökeni: )
Martinik:
Resmi Dili: Fransızca(Konusu: Ülke Resmi Dili, Kökeni: )
Martinik:
Plaka Kod: bilgisi bulunamadı(Konusu: Ülke Plaka Kodu, Kökeni: )
Martinik:
Tel. Kodu: +596 Bölge 5 – Meksika, Orta Amerika ve Güney Amerika Kıtası numaralandırma Plan Alanı içindedir.(Konusu: Ülke Tel Kodu, Kökeni: )
Martinik:
Dini: Hristiyanlık Mezhebi: Roma Katolik Kilisesi NOT: Hristiyan'lığın 3 ana mezhebi: Roma Katolik Kilisesi, Protestanlık, Ortodoks Kilisesi(Konusu: Ülke Dini, Kökeni: )
Martinik:
Milli Marşı: bilgisi bulunamadı(Konusu: Ülke Milli Marşı, Kökeni: )
Martinik:
Genel Bkş: Başlıca tarım ürünleri ananas, avokado, muz, çiçek, sebze ve şeker kamışıdır. • (Konusu: Ülke Genel Bakış, Kökeni: )
Maruf:
(a.i. erk.) 1- Herkesçe bilinen tanınmış belli. Meşhur ünlü. 2- Şeriatın emrettiği, uygun gördüğü.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
maruf:
1- Herkesçe bilinen, tanınan, ünlü, aşina olunan. 2- Kur’an-ı Kerim ve sünnete uygun olan, dinin ve aklın güzel gördüğü (her şey). Kur'an-ı Kerim’de marufu emreden pek çok ayet vardır. Marufu emretmek, bütün ilahî dinlerin ortak konusudur. Peygamberlerin hepsi bu konuda yoğun çalışma yapmıştır. Bu görevin yapılmasıyla toplumsal huzur, güven ve barışın oluşacağına dair birçok ayet ve hadis vardır. Örn:: “Siz, tüm insanlık için gönderilmiş en hayırlı ümmetsiniz; marufu emreder, kötülüklere engel olursunuz ve Allah’a iman edersiniz.” (Kur’an-ı Kerim Al'i İmran suresi 3/110 ncu Ayet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Marufe:
(a.i. ka.) (bkz:: Maruf) (Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
Marul:
(lactuca) Bileşikgiller familyasından; geniş ve uzun yeşil yapraklı veya çok yıllık bir bitkidir. Tohumları, cinsine göre esmer veya siyahtır. Ilık iklimi sever. İlk ve sonbahar aylarında ekilir. Yurdumuzda bir çok çeşidi vardır. Faydası:: Sinirleri yatıştırır. Uykusuzluğu giderir. Sinirsel kalp çarpıntılarını keser. İsteride faydalıdır. Erkeklerde aşırı cinsel istekleri keser. Kabızlığı giderir. Basur memelerinde faydalıdır. Kandaki şeker miktarını düşürür. Kanı temizler. Hazmı kolaylaştırır. Nekahat devresinin kolay atlatılmasında yardımcı olur. Bol idrar söktürür. Romatizma ve Nikris'te faydalıdır. Göğsü yumuşatır. Karaciğer ve dalak şişliklerini indirir. Böbrek iltihaplarında iyidir. Aybaşı halinin ağrısız ve muntazam olmasını sağlar. Suyu, ergenlik sivilcelerini giderir. Yüze tazelik ve güzellik verir. Lapası; kan çıbanı, apse ve yanıklarda faydalıdır. Asabi öksürükleri keser. Anne sütünü artırır.(Konusu: Bitki Bilim, Kökeni: )
Marul:
(Botanik) Yaprakları yenilen bir sebze türü (Lactuca sativa).(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Marulcu:
Marul yetiştiren veya satan kişi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Marulcuk:
Küçük marul; marulun küçültme biçimi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Maruniler:
Maruniler, Lübnan'daki en büyük nüfuslu Maruni Kilisesi'ne bağlı Hristiyan grup. Maruniler, Maruni Kilise'sine bağlı olan ve günümüzde Orta Doğu'da başta anayasal olarak cumhurbaşkanının Maruni olmasının zorunlu olduğu Lübnan olmak üzere Suriye, Kıbrıs ve Filistin-İsrail topraklarında yaşayan dinî topluluktur. Ayrıca Avrupa, Kuzey Amerika ve Güney Amerika ülkelerinde de göçmen kökenli önemli bir Maruni nüfus yaşamaktadır.(Konusu: Din (Mezhep), Kökeni: )
Marunilik:
Yaygın olarak Lübnan ve Suriye taraflarında oturan Katolik kilisesine bağlı bir topluluk. Maruniler V. yüzyıl başlarında Aziz Maro denilen ve yalnız yaşayan bir keşişe bağlanmışlardır. Hz. İsa’nın insan olmayıp ilah olduğunu savunurlar. Günümüzde toplam nüfusları iki milyona yakındır. Fransa, ABD, Kanada, Avustralya ve bazı Güney Amerika ülkelerinde Maruni cemaatler vardır.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Marut:
(a.i. erk.) Arkadaşı "Harut" ile meşhur olan bir melek olup büyü ile uğraştıklarından dolayı kıyamete kadar kalmak üzere Babil'de bir kuyu içerisine hapsedilmişlerdir. İsim olarak kullanılmaz.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Marut:
(bkz:: Harut ve Marut)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
maruz:
sıfat 1. ESKİMİŞTİR arz edilen, sunulan, verilen. 2. bir olayın ya da durumun etkisinde ya da karşısında bulunan. "Orada kimi tehlikelere maruzdular"(Konusu: , Kökeni: arapça)
Mary Anderson:
Mary Anderson (1866-1954) Amerikalı kadın mucit. 1903 yılında cam sileceği olarak adlandırılan, araba içerisinden kontrol edilebilen, otomatik araba cam temizleyicisi aleti için ilk patentini almaya layık görülmüştür.(Konusu: Mucid ve İcadı, Kökeni: )
Mary Phelps Jacob:
Mary Phelps Jacob (Caresse Crosby) (1891-1970) Amerikalı kadın mucit. Modern sütyen için ilk patent ABD Patent Dairesi’nden 12 Şubat 1914’te 23 yaşındaki Mary Phelps Jacobs tarafından alındı.(Konusu: Mucid ve İcadı, Kökeni: )
Marya:
(yun.i. margia, geçkin, dişi, koyum'dan) Yaşlı fahişe, genelev yöneticisi kadın, mama. (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Marya:
(Ağız) Kadın, hanım. (Yerel) Genç kız.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Masa:
(Masa Tenisi Ter.) Genellikle tahtadan yapılan, dikdörtgen şeklindeki uzun kenarı 274 cm, kısa kenarı 152,5 cm, yerden yüksekliği 76 cm olan üzerinde masa tenisi oyun oynanan araç. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Masa:
Üzerinde çalışmak, yemek yemek vb. için kullanılan düz yüzeyli eşya.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Masa Tenisi:
Masa tenisi basit bir anlatımla bir masanın iki yanındaki sporcuların, ellerindeki raketler yardımı ile masanın ortasındaki ağ üzerinden karşı tarafa geçirmeye dayalı bir spor dalıdır. Bireysel nitelikteki bu spor dalı adından da anlaşılacağı üzere tenis sporuna benzemektedir. Terim hazinesi bakımından da iki spor paralellik göstermektedir. Masa tenisi terimlerini sıralarken dilimizdeki karşılığı olan terimler, yabancı dilde kullanılanlar kadar yaygınlığı olmamasına rağmen tercih edilmiştir. Kalanlar içerisinde terim olarak Türkçe karşılığı olmayanlar ise dilimizde okunduğu gibi ele alınmıştır.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Masagatsu:
Gerçek zafer.(Konusu: Aikido Terimi, Kökeni: )
Masai Mara:
Masai Mara Rezerve Bölgesi (yerel dilde yazılışı Masai Mara veya halkın kısa söyleyişi ile Mara') Kenya'nın en geniş rezerve bölgesidir. Masai Mara Tanzanya sınırları içerisinde yer alan Serengeti Ulusal Parkı'nı da içine alır. Bu isim yerel dilde 'benekli bölge' anlamına gelir. Masai Mara kedi türleri ile ünlü bir bölgedir. Aynı zamanda burada çeşitli zebra türlerine rastlamak da mümkündür. Her yıl temmuz-ekim ayları arasında Serengeti büyük göçü adı verilen yer değiştirmeler yaşanmaktadır.(Konusu: Coğrafi Konum, Kökeni: )
Masaj:
Vücut yüzeyine el veya araçlarla uygulanan ovma, bastırma işlemi; tedavi ve rahatlatma yöntemi. Ovma, ovuşturma.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Masajcı:
Masaj yapan kişi; masör veya masöz.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Masal:
(a.i. mesel'den) Asılsız, uydurma, yalan söz, haber.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Masal Anlatmak:
(d. a. türk.) Yalan söylemek, uydurmak. Örn:: İpliğin çoktandır çıkmış pazara. Bin dereden suyla masal anlatma. (Enderunlu Vasıf, manzume) Masal Okumak, Masal Yazmak biçiminde de söylenir. Bırak tantana yapmayı ver hadi Ulan ne iş yaa. Bi de masal yaz yo iyi mi.. (Latif Demirci, Mithat ve Mirsat)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Masallama:
(confabulation) Hikâye uydurma; organik amnestik sendromlarda, hafızada meydana gelen boşlukların bilinçsiz olarak uydurma bir geçmişle doldurulması. Konfabulasyon.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )
Masana:
(Kar.) Gölge oyunumuzun tekerlemelerinden biri. Masana ile kafiye tutturulup karşılıklı konuşulur ve saçmalığa kadar varan gülünç sözler söylenir.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Masarika:
(Ağız) Küçük masa veya sehpa.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Masatepe:
Üst kısmı düz olan tepe veya yükselti.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Masatopu:
(Coğrafya) Üstü düz, masa biçiminde olan tepe.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Masaüstü:
"Windows işletim sistemlerinin ana ekranına verilen isimdir. Masaüstü; pencerelerin, simgelerin, menülerin ve iletişim kutularının görüntülendiği ekran olarak da tanımlanabilir. Kullanıcılar, yapılan işlemlerin büyük çoğunluğunu masaüstünde gerçekleştirirler. Masaüstünü kendi ihtiyaçlarınıza göre kişiselleştirebilirsiniz. Bu sayede çalışmalarınız çok daha hızlı bir şekilde ilerler ve bilgisayar kullanımı da son derece kolaylaşır."(Konusu: Bilgisayar T., Kökeni: )
Masaüstü:
Masa üzerinde kullanılan veya masa ile ilgili olan. (Bilişim) Bilgisayarın ana çalışma ekranı (desktop).(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Masif:
Yoğun, dolu, boşluksuz yapı. (Mimarlık/Jeoloji) Büyük ve tek parça hâlinde olan kütle.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Masiko:
(Ağız/yerel) Küçük, değersiz veya önemsiz şey. (Yerel kullanım) Yaramaz çocuk.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
masiva:
1- Allah’ın dışındaki her şey; bütün varlıklar. Örn:: “Hem bilün kim masiva fani durur / Daim Allah’dur kim ol baki durur.” (Süleyman Çelebi) 2- Mutlak anlamda sevilip sayılarak gönüle girmesi hoş görülmeyen şeyler. Örn:: “Şu üç nitelik kimde bulunursa imanın tadını alır: Kendisine, Allah ve Resulünün masivadan daha sevimli olması, kişinin sevdiğini yalnızca Allah için sevmesi, küfre dönmekten ateşe atılmaktan korkar gibi korkması.” (Hadis)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
masiyet:
1- Başkaldırma, isyan etme, dinin sınırlarını çiğneme. Örn:: “Allah’a masiyetin olduğu yerde hiçbir kimseye itaat edilmez.” (Hadis) 2- Allah ve Resulünün koymuş olduğu emir ve yasaklara bile bile karşı çıkma, günahlara dalma. “(O hâlde) Ey iman etmiş olanlar! Gizli konuşmalarınızda, kötü fiiller, saldırgan davranışlar ve Peygambere masiyet niyetiyle fesat kurmayı bırakın; (bunun yerine) fazilet ve Allah’a karşı sorumluluk bilinci üzerinde görüşmeler yapın ve huzurunda toplanacağınız Allah’a karşı sorumluluğunuzun bilincinde olun.” (Kur’an-ı Kerim Mücadele suresi 58/9 ncu Ayet) 3- Kur'an-ı Kerim ve sünnette işlenmesi kesinlikle yasaklanan, işleyenlerin cehennemle uyarıldığı suçlar. Örn:: “Allah’ım! Beni yaşattığın sürece masiyetlerden uzak kalmayı lutfederek merhamette bulun!” (Hadis)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Mask:
(İngilizce kökenli) Maske; yüzü örtmek, korumak veya gizlemek için kullanılan nesne.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Maskanyin:
(Ağız/yerel) Önemsiz, değersiz kişi veya şey.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Maskara:
(Kuk.) Soytarı tipi.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Maskara:
(Kozmetik) Kirpikleri belirginleştirmek için kullanılan boya. (Mecaz) Gülünç kimse, soytarı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Maskaralaşmak:
Gülünç duruma düşmek. Kendini küçük düşürmek.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Maskaralık:
Gülünç, uygunsuz davranış.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Maskarat:
Maskara, soytarı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Maskarata:
Gülünç, tuhaf kimse. Şaklaban.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Maske:
Maske (The Mask), aynı isimle filme dayalı olan Amerikan animasyon televizyon serisidir. 12 Ağustos 1995 tarihinde CBS kanalında gösterime girmiş olup, 30 Ağustos 1997'ye kadar toplam 3 sezon üretilmiştir. Ayrıca çizgi roman serisi de oluşturulmuştur.(Konusu: Çizgi Karakter, Kökeni: )
Maske:
Belli bir işlemin yapılmasına izin veren veya yasaklayan harf gruplarına verilen addır. Bu sayede, bir programda girilecek değeri belirli sınırlar içerisinde tutmak ya da benzeri birçok işlemi gerçekleştirmek mümkündür. Genellikle veritabanı uygulamalarında kullanılır.(Konusu: Bilgisayar T., Kökeni: )
Maske:
Yüzü örtmek, korumak veya gizlemek için kullanılan araç. (Mecaz) Gerçek duyguları gizleyen davranış.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Maskelemek:
1. Gizlemek, örtmek. 2. (Bilişim/Teknik) Bir veriyi veya görüntüyü saklamak, perdelemek.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Maskelenmek:
1. Gizlenmek, örtülmek. 2. (Teknik) Asıl görünümün saklanması.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Maskeli:
Maske takmış olan.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Maskesiz:
Maske takmayan, maskesi olmayan.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Maskot:
Uğur getirdiğine inanılan kişi, hayvan veya nesne. (Spor/kurum) Takımı temsil eden sembolik karakter.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Maslahat:
(a.i.) Erkeklik organı, penis. Örn:: Ama Haso'nun maslahatı aygır gibi olduğundan. (Derviş İsmail - Murat Bardakçı, Tellaklar Kitabı)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
maslahat:
1- İnsanlığın yararına olan şeyler. 2- Bütün ilahî dinlerin ortak gayesi olan ve kişinin ahlakını geliştirip güzelleştirmesine yarayan kurallar. Örn:: “Eğer (insanlığın) maslahatı için çalışır, Allah’ın emir ve yasaklarını gereği gibi gözetirseniz şüphesiz ki Allah çok bağışlayıcı ve şefkatlidir.” (Kur’an-ı Kerim Bakara suresi 2/224 ncü Ayet) 3- Varlığı insanlık için zorunlu olan; dini, canı, soyu, aklı ve malı korumakla ilgili olarak Allah’ın koyduğu temel ilkeler.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Maslahatı Tokatlamak:
(bkz:: Çavuşu Tokatlamak)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Mason:
Masonluk üyesi olan kişi. (Tarih) Özgür duvarcılar teşkilatına bağlı kimse.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Masonik:
Masonluk ile ilgili olan.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Masonluk:
Kardeşlik, dayanışma ve sembolik ritüellere dayanan uluslararası teşkilat.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Masör:
(gnl.ter.) Sporcu kaslarının ısınmasını sağlayan, ovmakla tedavi eden,kasları dinlendirme amaçlı çalışma yapan kimse. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Masör:
Masaj yapan erkek görevli.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Master:
1. Usta, ehil kişi. 2. (Eğitim) Yüksek lisans programı. 3. Ana, temel (ör. master kayıt).(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )